A fd 51-1 tam metin 06. indd



Yüklə 217,79 Kb.

səhifə6/11
tarix17.09.2017
ölçüsü217,79 Kb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11

Mutezile Kelâmında Düşünce (Nazar)-Bilgi İlişkisi

 161


kavram, Felsefe’de Kindî ile birlikte kullanılmaya başlanmıştır. Kelâm’da ise 

ilk kez Mutezile’den Muammer b. Abbâd (h. 220)

56

 ve çağdaşı Ebû’l-Huzeyl 



el-Allaf’ın kelam düşüncesinde görülen

57

 önemli bir kavramdır.



58

 Bunu, 


Kindî’den İbn Sinâ’ya bütün filozoflarda görmek mümkündür. Örneğin İbn 

Sinâ, bu kavramı şu şekilde tanımlamıştır. ‘Ma’nâ, duyunun duyular alanın-

dan ilk bakışta idrak edemediği, nefsin idrak ettiği bir şeydir.

59

 Cürcânî ise 



ma’nâ kavramını ‘zihnî suretler’ olarak tanımlamıştır.

60

Kelam literatüründe ma’nâ, şeylerdeki sıfat ve niteliklerin tabiatını açık-



lamak üzere kullanılmış ve ‘araz’ kavramı içerisinde temellendirilmiştir.

61

 



Şehristânî, Mutezile’den Ebû Ali el-Cübbâî, Ebû Hâşim el-Cübbâî, İbn Ayyâş 

ve Kadı Abdulcebbar

62

 gibi araz metafiziğine yer verenlerin ‘Ashâbu’l-Meânî’ 



olarak bilindiklerini ifade etmiştir.

63

Kadı Abdulcebbar’ın yaklaşımı, esasında, kelam sisteminde ma’nâ kavramına 



ağırlık veren Muammer’in kullanımıyla örtüşmekte ve orada temel bulmaktadır. 

‘Hareket, sukûn’dan onun özü bakımından değil, fakat sadece farklılığı gerektiren 

bir ‘ma’nâ’ ile ayrılır.’

64

 Görünen o ki Muammer, şeyler arasındaki hareket-sukûn, 



siyahlık-beyazlık ve hayat-ölüm olarak ortaya çıkan farklılık, başkalık, benzerlik 

ve zıtlığı

65

 ‘ma’nâ’ kavramıyla açıklamış, her bir ma’nâ’nın başka bir ma’nâ’yı 



gerektirdiği sonsuz ma’nâlar teorisini savunmuş

66

 olmaktadır. 



56  Richard M. Frank, al-Ma’na: Some Reflections on The Technical Meanings of The Term in The Kalam and 

its Use in The Physics of Muammer, Journal of The American Oriental Society, 87: 3 (1967), s. 248-259. 

57  Allaf, bu kavrama başvurarak idrakın bir ma’nâ olduğunu söylemektedir. Ona göre idrak bir kalb fiili 

olarak diğer kalb fiillerinden farklı bir arazdır. Bkz. el-Muğnî, -Ru’yetullah-, s. 55; Eş’ârî, Makâlât, s. 

312. Ayrıca bkz. Richard M. Frank, The Metaphysics of Created Being According to Abu’l-Hudhayl al-



Allaf, (Leiden, 1966), s. 51. 

58 Soheil M. Afnan, Philosophical Terminology in Arabic and Persian, s. 115.

59  İbn Sinâ, Necât, tah. M. S. Kürdî, (Kahire, 1938), s. 162.

60 Cürcânî, Ta’rifât, s. 235.

61 Bağdadî, el-Fark beyne’l-Firak, (Beyrut, 1990), s. 137; Şehristanî, el-Milel ve’n-Nihal, (Beyrut-Lübnan, 

tsz.), s. 98. 

62 Kadı Abdulcebbar, el-Muğnî, -Ru’yetullah-, s. 29, 49, 55.

63  Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal, s. 46.

64  Şehristânî, a.g.e., s. 46.

65  Ebû Ali el-Cübbâî, Muammer’in ma’nâ kavramı ile cisimlerin hareket ve sukun gibi ma’nâlarının bu-

lunduğuna ilişkin delîl getirmesini gereksiz görmüştür. Çünkü hareket ve sukûn gibi ma’nâ’lar, beş 

duyu ve göz ile idrak edilirler. Abdulcebbar ise,  bu ma’nâların süreklilik niteliğinde olduklarını is-

patlamak için bir temellendirmeye ihtiyaç olduğunu kabul etmiştir. Bkz. Kadı Abdulcebbar, el-Muhit 

bi’t’Teklîf, s. 41.

66  Wolfson, ma’nâ teorisini özü açısından Aristo’nun tabiat teorisi ile; Horovitz, Eflatun’un idealar teorisi 

ile; Albert Nader, bir tür Leibnizyen yeter sebep ilkesi ile; Horten ise, Hint felsefesinin bir uzantısı 

olarak değerlendirmiştir. Bkz. Wolfson, Kelam Felsefeleri, terc. K. Turhan, (İstanbul, 2001), s. 123, 

125-127.



162

 

İBRAHİM ASLAN

Arazların delâlet temeli olarak ortaya çıkan ma’nâ kavramının Basra Mu-

tezilesindeki çerçevesi ise şu  şekilde ortaya çıkmaktadır. ‘Bizimkiler, renk, 

tat, koku, sıcaklık, soğukluk, rutubet, kuruluk, ses, elem, ekvân, hayat, kudret, 

itikâd, nazar, irade, şehvet ve nefretin ma’nâ oldukları konusunda fikir bir-

liği içerisindedir. Ancak te’lîf, i’timâd, idrâk, zann, nedâmet ve temennî’nin 

ma’nâ olup olmadığı konusunda ihtilaf etmiştir.’

67

 Kendi içerisinde idrak edi-



lenler ve idrak edilemeyenler olarak ikiye ayrılan bu ma’nâlar, delâletlerini 

‘insan kudretini aşan’ ve ‘insan kudretini aşmayan’ ayrımında kazanmaktadır. 

Bunların içerisinde fenâ, renk, tat, koku, sıcaklık, soğukluk, kuruluk, hayat, 

kudret, şehvet ve nefret’ten oluşan on iki ma’nâ insan kudretini aşarken; ses, 

kevn, itikâd, zann, elem, i’timâd, irâde, nazar ve te’lîf ise bir özne olarak in-

san tarafından yapılabilecek ma’nâlar olarak kabul edilmiştir.

68

 Bu bağlamda 



Kadı Abdulcebbar, ‘ölüm’, ‘bekâ’, ‘acz’, ‘şüphe’, ‘unutma’ ve ‘idrâk’ı ma’nâ 

olarak kabul etmemektedir.

69

 

Kadı Abdulcebbar, ma’nâ kavramının kelamcılar tarafından şeylerin illet-



lerini açıklamak için kullanıldığını söylemiş, buna hareketin, ma’nâ hareketi 

ile açıklanmasını örnek vermiştir.

70

  Şeylerde ma’nâ olarak kabul edilen bu 



varlıksal delâletlerle ilgili olarak Kadı Abdulcebbar, şunları söylemektedir:

Ma’nâlar içerisinde zorunlu olarak bilinenleri vardır. Tarafımızdan meydana 

getirilen yapıp etmeleri buna örnek verebiliriz. Nitekim biz, bu yapıp-

etmelerin pek çoğunun kabih ya da hasen olduğunu biliriz. Dolayısıyla 

zâtını bildiğimiz halde, bir şeyin sıfatını veya hükmünü bilmemiz mümkün 

olmayabilir. Çünkü sıfat veya hüküm zata göre ikincil ve ondan sonra gelen 

bir şeydir. Oluşlar içerisindeki cemadat/nesnelerin taşıdığı ma’nâlara gelince 

onların ispatı kuşkusuz delâlettir. Orada zorunlu bilgi kategorisine yer yoktur. 

Bizim gereksinimiz şudur: Cevherlerin, bütün durum ve yönlerinde oluşlar 

ile var olduğunu ispatlamaktır. Bunun delâletle mümkün olacağı açıktır.

71

Alıntıda ma’nâların iki şekilde bilinebileceği söylenmiş; cismin, mümkün 



ma’nâ’lar içerisinde tek bir ‘ma’nâ’ ile var olduğu kabul edilmiştir.

72

 Kadı Ab-



dulcebbar, bu kategoriyi bir fiil ve oluş olarak bilgi için de kullanmıştır. Bu, 

tevlîd teorisi içerisinde ‘sebep’ olarak ‘düşünce’den ‘sonuç’ olarak ‘bilgi’ye 

67  Yahya b. Murtaza, Bahru’z-Zehhar, tah. M. M. Tâmir, (Beyrut, 2001), I, s. 124.

68  Yahya b. Murtaza, a.g.e., I, s. 125.

69 Kadı Abdulcebbar, el-Muğnî, -en-Nazar ve’l-Maarif-, s. 76, 90 vd.

70 Margaretha T. Heemskerk, Suffering in The Mu’tazilite Theology, (Leiden, 2000), s. 76.

71 Kadı Abdulcebbar, el-Muhit bi’t’Teklîf, s. 41.

72 Kadı Abdulcebbar, a.g.e., , s. 41.






Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə