Altısı erkek ikisi kız sekiz çocuklu Viyanalı bir ailenin üçüncü çocuğudur. Altısı erkek ikisi kız sekiz çocuklu Viyanalı bir ailenin üçüncü çocuğudur



Yüklə 445 b.
tarix11.07.2018
ölçüsü445 b.





Altısı erkek ikisi kız sekiz çocuklu Viyanalı bir ailenin üçüncü çocuğudur.

  • Altısı erkek ikisi kız sekiz çocuklu Viyanalı bir ailenin üçüncü çocuğudur.

  • Erkek kardeşi Rudolf’u genç yaşta kaybetmesi ve 4 yaşındayken geçirdiği hastalık nedeniyle ölümle burun buruna gelmesi nedeniyle sağlıklı olmayan bir şekilde ölümü fark etmiştir.







Yaşadığı hastalıklar sebebiyle annesi

  • Yaşadığı hastalıklar sebebiyle annesi

  • tarafından şımartılmış, erkek kardeşinin

  • doğumuyla aile içindeki popülerliği kaybolmuştur.

  • Babasıyla güvene dayalı bir ilişki kurmuştur.

  • Büyük kardeşi Sigmund’u kıskanması çocukluk ve ergenlik yıllarında ilişkilerinin kötü gitmesine sebep olmuştur.



Yaşadığı ilk yıllar çocukluk zayıflıkları ve

  • Yaşadığı ilk yıllar çocukluk zayıflıkları ve

  • aşağılık duygusu mücadeleleriyle geçmiştir.

  • Kendi yaşamını kendisi şekillendirme

  • yoluna gitmiştir.

  • Kuramını oluştururken “AİLE

  • deneyimlerinden etkilendiği çok açıktır.



Tıp öğrenimini viyana üniversitesinde yapmış

  • Tıp öğrenimini viyana üniversitesinde yapmış

  • nöroloji ve psikiyatride uzmanlaşmıştır.

  • Tedavi edilemez çocuk hastalıklarına ilgi

  • duymuştur.

  • Birinci dünya savaşında hizmet verdikten sonra

  • viyana devlet okullarında 32 çocuk rehberliği kliniği

  • kurmuş ve öğretmenleri, sosyal hizmet uzmanlarını,

  • doktorları ve diğer meslek elemanlarını eğitmeye

  • başlamıştır.



Adler kalabalık izleyiciler önünde anne-babalar

  • Adler kalabalık izleyiciler önünde anne-babalar

  • ve çocuklarla canlı gösteriler yaparak eğitim

  • uygulamalarının öncüsü olmuştur.

  • Kurduğu kliniklerin hem sayısı hem popülaritesi

  • artmış ders vermek ve çalışmaları göstermek

  • konusunda yorulmak bilmez bir gayret

  • göstermiştir.

  • 28 Mayıs 1937’de İskoçya’da bir çalışma öncesi yürüyüş yaparken kalp krizinden ölmüştür.





Adler psikodinamik yaklaşımın

  • Adler psikodinamik yaklaşımın

  • uygulanmasında pay sahibi kişilerdendir.

  • Ancak 8-10 yıllık Freud ile işbirliğinden sonra Adler başkanı olduğu Viyana Psikanaliz derneğinden 1911 yılında ayrılarak 1912 yılında Bireysel Psikoloji Derneğini kurmuştur.

  • Adler kişilerin yalızca bütünleşmiş ve tamamlanmış varlıklar olarak anlaşılabilir olduklarını ileri sürerek, kişiliğin bütünlüğünün üzerinde durmuştur.

  • Geçmişten çok istek ve beklentilerimiz davranışlarımızı şekillendirir diyerek davranışların amaçlı olduğunu belirtmiştir.



Adler’e göre sadece geçmiş ve çocukluk yaşantılarımız bizi şekillendirmemekte aynı zamanda birey olarak kendi kendimizi yeniden yaratmaktayız.

  • Adler’e göre sadece geçmiş ve çocukluk yaşantılarımız bizi şekillendirmemekte aynı zamanda birey olarak kendi kendimizi yeniden yaratmaktayız.

  • Adler insan doğasına sosyal-psikolojik yönden bakarak, Freud’un biyolojik-deterministik görüşünden ayrılmıştır. Daha sonra içlerinde Karen Horney, Erich From ve Harry Sullivan’ın da bulunduğu Freud’u izleyen bu revizyonistler kişiliğin şekillenmesinde sosyal ve kültürel faktörlerin önemli olduğunu belirtmişlerdir. Bu yönleriyle Adler yaklaşımını benimsemişlerdir.



Adler’de Freud gibi yaşamın ilk 6 yılının kişilik gelişiminde önemli olduğuna inanır.

  • Adler’de Freud gibi yaşamın ilk 6 yılının kişilik gelişiminde önemli olduğuna inanır.

  • Adler bireylerin geçmişi ne şekilde algıladığını ve ilk karşılaştıkları olaylara nasıl yorum verdikleri üzerinde durmuştur.

  • Adler’in birçok konuda Freud’la görüş ayrılıkları vardır.



İnsanlar cinsel dürtülerden çok sosyal ilişkilerle motive olur,

  • İnsanlar cinsel dürtülerden çok sosyal ilişkilerle motive olur,

  • Davranış amaçlıdır ve hedefe yöneliktir,

  • Terapinin ilgi odağı bilinç altından çok bilinç olmalıdır,



Tüm bireyler için normal kabul ettiği aşağılık duygusu üzerinde odaklanmıştır. Aşağılık duysunun anormallik olarak görmemekte aksine yaratıcılığın kökeni olduğuna inanmaktadır.

  • Tüm bireyler için normal kabul ettiği aşağılık duygusu üzerinde odaklanmıştır. Aşağılık duysunun anormallik olarak görmemekte aksine yaratıcılığın kökeni olduğuna inanmaktadır.

  • İnsan davranışı sadece kalıtsal ve çevresel olarak belirlenmemekte, insan olarak olayları yorumlama, etkileme ve yaratma kapasitemiz bulunmaktadır.

  • “Neyle” doğmuş olmamız değil yeteneklerimizle “Ne yaptığımız” önemlidir.

  • Davranışların içsel belirleyicilerine odaklanmış, psikolojide sübjektif görüşün rolünü vurgulayan ilk kişidir.

  • Adler bütüncül, sosyal, hedefe yönelik ve insancıl yaklaşımın öncüsü olmuştur.



Danışanın anlattıklarıyla ilgili olarak dünyaya sübjektif açıdan bakmaya çalışmışlardır.

  • Danışanın anlattıklarıyla ilgili olarak dünyaya sübjektif açıdan bakmaya çalışmışlardır.

  • Sübjektif gerçek bireyin algılarını, düşüncelerini, duygularını, inançlarını, yargılarını ve sonuçlarını kapsamaktadır.

  • Dikkat edilmesi gereken nokta; bireyin yaşamının nasıl olduğuna ilişkin inancı, kendini algı tarzı, gerçek yaşamının nasıl olduğundan daha önemlidir!!!



Adler bireyi belirli bir ailede yaşayan sosyal ve kültürel alanı içinde bölünmez bir bütün olarak görmüştür.

  • Adler bireyi belirli bir ailede yaşayan sosyal ve kültürel alanı içinde bölünmez bir bütün olarak görmüştür.

  • Bireyin düşünceleri, duyguları, inançları, tavırları,karakteri ve eylemleri onun bütünlüğünü ifade eder.

  • Bireyi sosyal sistemin bir parçası olarak görerek, bireyin içsel psikodinamiklerinden çok kişiler arası ilişkilerindeki becerisine önem vermektedir.



Bireysel Psikoloji tüm insan davranışlarının amaçlı, hedefe yönelik olduğunu ileri sürmektedir.

  • Bireysel Psikoloji tüm insan davranışlarının amaçlı, hedefe yönelik olduğunu ileri sürmektedir.

  • Adler yaklaşımını benimseyenler geçmişin önemini azımsamadan gelecekle ilgilenirler.

  • Bireyin yaşamındaki temalara bakarak yaşamı içindeki sürekliliğin, hedefli oluşun olup olmadığına bakarlar.

  • Adler yaklaşımın benimseyenler “kurgusal finalizm” terimini kullanmışlardır. Kurgusal hedef, her koşulda çaba gösterdiği mükemmel konuma ulaşmak için bireyin sahip olduğu hayali simgelemektedir. Finalizm ise bireye ait hedefin mükemmel halini ve belirli bir yönde ilerlemek için gösterdiği her eğilimi ifade etmektedir.



Aşağılık duygusuna karşı üstünlük sağlama çabasının doğuştan geldiğini belirtmiştir.

  • Aşağılık duygusuna karşı üstünlük sağlama çabasının doğuştan geldiğini belirtmiştir.

  • Üstünlük çabası algılanan düşük konumdan algılanan yüksek bir konuma geçmek olarak ifade edilmiştir.

  • Bireyler yeterlilik, üstünlük ve mükemmellik için çaba göstererek mutsuzluk gibi istenmeyen duygularıyla başa çıkarlar.

  • Yeterlilik için gösterilen çaba bireyin yaşam biçimi ve tarzı, kişiliği oluşturmaktadır.





Yaşam tarzı terimi bireyin yaşam yönelimini ve hayatına anlam katan konuları kapsamaktadır.

  • Yaşam tarzı terimi bireyin yaşam yönelimini ve hayatına anlam katan konuları kapsamaktadır.

  • Aile içi deneyimler ve kardeşlerle olan ilişkiler bu yaşam tarzının gelişmesine katkıda bulunmakta ve algılarımızı, düşüncelerimizi, hislerimizi, davranışlarımızı belirlemektedirler.

  • Yaşamın ilk altı yılında yaşananlar sahip olduğumuz kişilik stilini oluştursa da, bundan sonraki yaşamımızdaki olaylar kişilik gelişiminde çok önemlidir.





Yaşanan olayların kişilik üzerinde olumsuz etkileri yoktur. O olayları “yorumlama” biçimi kişiliği şekillendirir. Hatalı yorumlamalar, davranışlarımızı etkileyen hatalı unsurların yerleşmesine yol açabilir. Bu hatalı yorumlamaları anladığımızda bunları değiştirecek temel değişiklikleri gerçekleştirebiliriz.

  • Yaşanan olayların kişilik üzerinde olumsuz etkileri yoktur. O olayları “yorumlama” biçimi kişiliği şekillendirir. Hatalı yorumlamalar, davranışlarımızı etkileyen hatalı unsurların yerleşmesine yol açabilir. Bu hatalı yorumlamaları anladığımızda bunları değiştirecek temel değişiklikleri gerçekleştirebiliriz.

  • Çocukluk yaşantılarımızı yeniden değerlendirerek bilinçli bir şekilde yeni bir yaşam tarzı oluşturabiliriz.





Bireylerin toplumun bir parçası olduklarının ve

  • Bireylerin toplumun bir parçası olduklarının ve

  • sosyal dünyayla mücadele ederken sergiledikleri davranışları ifade etmektedir.

  • Sosyal ilgi daha iyi bir gelecek sağlamak için çaba göstermeyi içermektedir.

  • Sosyal ilgi öğretilir, öğrenilir ve kullanılır.

  • Adler empatiyle, sosyal ilgiyi birbirine denk görmektedir.



İnsanlarla olan paylaşımımızdaki başarı derecemiz ve diğerlerinin iyilik hali ile ilgilenme düzeyimiz ruh sağlımızın bir ölçütüdür.

  • İnsanlarla olan paylaşımımızdaki başarı derecemiz ve diğerlerinin iyilik hali ile ilgilenme düzeyimiz ruh sağlımızın bir ölçütüdür.

  • Sosyal ilgi geliştikçe aşağılık duygusu ve yabancılaşma da azalmaktadır.

  • Sosyalleşmemiş bireyler cesareti kırılmış ve yaşamın üretken, verimli olmayan yönünde bulunan kişilerdir.





Adler üç evrensel yaşam görevinde başarılı olmanın gerektiğinden söz eder:

  • Adler üç evrensel yaşam görevinde başarılı olmanın gerektiğinden söz eder:

  • Birincisi, arkadaşlık kurma (sosyal görev);

  • ikincisi, yakın ilişki oluşturabilme (aşk ve evlilik);

  • üçüncüsü, topluma katkıda bulunabilme (mesleki görev)

  • Mosak ve Driekurs(1967) bu listeye iki yeni gelişim görevi eklemişlerdir;

  • Kendi kendimizle iyi geçinebilmek (kendini kabul)

  • Yaşamımıza spirtual bir boyut ekleyebilmektir (değerler, yaşamın anlamı, yaşam amaçlarımız)

  • Bu görevlerin yaş, cinsiyet, zaman, millete bakılmaksızın gerçekleştirilmesini ifade eder.Bunlardan birinin eksik olması psikolojik rahatsızlığa işaret edebilir.



Adler kardeşler arasındaki ilişkilere, ailedeki psikolojik doğum sırasına ve konumuna önem vermiştir. Aynı ailenin çocuklarının aynı çevrede şekillendiği varsayımının yanlış olduğunu ve her çocuğun psikolojik durumunun fark olduğu ifade etmiştir. Adler doğum sırası etkilerini şu şekilde açıklamıştır:

  • Adler kardeşler arasındaki ilişkilere, ailedeki psikolojik doğum sırasına ve konumuna önem vermiştir. Aynı ailenin çocuklarının aynı çevrede şekillendiği varsayımının yanlış olduğunu ve her çocuğun psikolojik durumunun fark olduğu ifade etmiştir. Adler doğum sırası etkilerini şu şekilde açıklamıştır:



En büyük çocuk: ilgi odağıdır, bağımlı olmaya, çok fazla çalışmaya ve önde olmaya eğimlidir. Kardeş geldiğinde ilgi azalır ve alışık olduğu sevginin elinden alındığına inanmaya hazırdır. Sorumluluk sahibi, lider ruhlu.

  • En büyük çocuk: ilgi odağıdır, bağımlı olmaya, çok fazla çalışmaya ve önde olmaya eğimlidir. Kardeş geldiğinde ilgi azalır ve alışık olduğu sevginin elinden alındığına inanmaya hazırdır. Sorumluluk sahibi, lider ruhlu.

  • İkinci çocuk: yarıştaymış gibi davranır, ilk çocuktan baskın çıkmak için kendini eğitir, büyük kardeşinin başarısız olduğu konularda başarılı olmak için çalışır, ilk çocuğun tam tersi özelliklere sahiptir.

  • Ortanca çocuk: kendini arada ezilmiş gibi hisseder, sorunlu çocuk olabilir aynı zamanda bazı ailelerde arabulucu rolünü de üstlenebilirler. Ayrıca dördüncü bir çocuk varsa ikinci çocuk kendini ortanca gibi hisseder ve üçüncü çocuk daha sosyal olabilir, ilk çocukla aynı ilgiyi görebilir.

  • En küçük çocuk: ailenin her zaman bebeğidir ve en çok şımartılan çocuktur, kendi yollarına gitme eğilimindedirler.

  • Tek çocuk: kendine ait sorunları vardır, paylaşmada sıkıntıları vardır, bağımlıdırlar, ilgi odağı olmak isteler. Yetişkinlerle iyi anlaşaırlar.



Terapide danışanlar Adleryanların özgün mantık dedikleri bireyin yaşam sitiline dayanan felsefeyi oluşturan yaşam, diğerleri ve kendileri hakkındaki fikirleri incelerler. Danışanların problemleri artar çünkü çoğu zaman danışanların özgün mantığına dayanan sonuçlar sosyal yaşam gerçeğine uymaz. Terapik yaşantının esası danışanın temel hatalarını keşfetmesini ve bu hatalı varsayım ve sonuçları düzeltmeyi öğrenmesini içerir. Somut bir örnek vermek gerekirse terapiye başlayan orta yaşlı kronik bunalımlı bir adamı ele alalım yaşam sitili araştırması tamamlandıktan sonra temel hatalar aşağıdaki gibi belirlenir.

  • Terapide danışanlar Adleryanların özgün mantık dedikleri bireyin yaşam sitiline dayanan felsefeyi oluşturan yaşam, diğerleri ve kendileri hakkındaki fikirleri incelerler. Danışanların problemleri artar çünkü çoğu zaman danışanların özgün mantığına dayanan sonuçlar sosyal yaşam gerçeğine uymaz. Terapik yaşantının esası danışanın temel hatalarını keşfetmesini ve bu hatalı varsayım ve sonuçları düzeltmeyi öğrenmesini içerir. Somut bir örnek vermek gerekirse terapiye başlayan orta yaşlı kronik bunalımlı bir adamı ele alalım yaşam sitili araştırması tamamlandıktan sonra temel hatalar aşağıdaki gibi belirlenir.

  • Kendini hiç kimsenin gerçekten ona önem vermediğine inanır.

  • Başkaları onu red etmeden önce o onları red eder.

  • Kusursuz olmak için kendini kötü bir şekilde eleştirir.

  • Nadiren her şeyin yolunda düşünür.

  • Kendini herkesi hayal kırıklığına uğrattığı için suçlar.











Terapötik süreç danışanın yanlış hedef ve varsayımlarının belirlenmesine ve açıklanmasına dayanmaktadır.

  • Terapötik süreç danışanın yanlış hedef ve varsayımlarının belirlenmesine ve açıklanmasına dayanmaktadır.

  • Terapinin amacı danışanda ait olma duygusunun geliştirilmesi, toplumsal duygu ve sosyal ilgi davranış süreçlerinin benimsenmesine yardımcı olmaktır.

  • Bu danışanın kendi farkındalığının artması, yaşam hedeflerini ve temel kavramlarını sorgulaması yoluyla yaşamında değişiklik yapması sağlanarak başarılmaktadır.

  • Danışanlar “hasta” veya “tedavi” gereksinimi içinde olan bireyler olarak görülmez.

  • Bunun yerine amaç, toplum içinde “eşit” yaşayabilmeleri için danışanların eğitilmesidir.

  • Psikolojik danışmada süreci bilgi edinmeye, öğretmeye, yol göstermeye ve cesaretlendirmeye dayanmaktadır.



Mosak(2000) bu hedefleri şöyle listelemiştir:

  • Mosak(2000) bu hedefleri şöyle listelemiştir:

  • Sosyal ilginin güçlendirilmesi;

  • Aşağılık duygusuyla başa çıkabilmeleri için danışanlara yardımcı olunması;

  • Danışanların algı ve hedeflerinde, yaşam stillerini değiştirmede yardımcı olunması;

  • Hatalı güdülenmenin değiştirilmesi;

  • Diğerleriyle eşit olduğunu fark ettirmek için danışanlara yardımcı olunması;

  • Danışanların topluma katkı sağlayan bireyler haline gelmesi için desteklenmesi;



Terapistin temel işlevi danışanların eylemleri konusunda kapsamlı bir değerlendirme yapmaktır.

  • Terapistin temel işlevi danışanların eylemleri konusunda kapsamlı bir değerlendirme yapmaktır.

  • Terapistler, anne-babalar, kardeşler ve evde yaşayan diğer kişiler dahil olmak üzere anket şeklinde danışanların “aile bütünlüğü” hakkında bilgi toplarlar. Bu anket bireyin ilk sosyal dünyasıyla ilgili bir görünüm sunar.

  • Psikolojik danışman ayrıca, çocukluk dönemine ait “ilk anıları” bir tanı aracı olarak kullanır. Bunlar, şu andaki inançlarımızı, değerlendirmelerimizi, tavırlarımızı ve ikilemlerimizi yansıtmaktadır.

  • Bu süreçler tamamlandığında artık psikolojik danışman ve danışan terapiyle ilgili hedeflere sahiptir.



Adler yaklaşımını benimseyen danışmanlar ruhsal bozukluk yaklaşımını benimsemezler. Bu nedenle de tanı koyup danışanları etiketlemek istemezler.

  • Adler yaklaşımını benimseyen danışmanlar ruhsal bozukluk yaklaşımını benimsemezler. Bu nedenle de tanı koyup danışanları etiketlemek istemezler.

  • Danışanların kendilerini daha iyi anlamalarına, güçlüklerinin üstesinden gelmelerine ve kendi yaşam hikayelerini değiştirmelerine yardımcı olurlar.

  • Danışanın kendi yaşamını sınırlayan ve problemler yaratan bir yaşam hikayesi oluşturduğu belirlendiğinde amaç; danışanı bu güçlüklerden kurtaracak alternatif ve sağlıklı bir yaşam hikayesi geliştirmesine yardımcı olmaktır(Disgue ve Bitter,1998)





Adler yaklaşımına göre yapılan danışmada

  • Adler yaklaşımına göre yapılan danışmada

  • danışanlar, istedikleri sonuçları ve yaşam

  • stilini elde etmek için eylemleri konusunda ayrıntılı görüntü sağlayan çalışmalara odaklanabilirler.

  • Danışanın sorunları, ”kişisel mantıklarıyla” sosyal yaşama ait gereklerin birbirine uyum göstermemesinden kaynaklanmaktadır.

  • Danışanın hatalı varsayımlarının belirlenmesi ve sonuçlarının nasıl düzelteceğini öğrenmek terapinin odak noktasıdır.

  • Danışan hasta olarak değil cesareti kırılmış birey olarak örüldüğü için hayatında değişim yapacak cesaret verilir.



terapiye başlayan orta yaşlı kronik bunalımlı bir adamı ele alalım yaşam sitili araştırması tamamlandıktan sonra temel hatalar aşağıdaki gibi belirlenir.

  • terapiye başlayan orta yaşlı kronik bunalımlı bir adamı ele alalım yaşam sitili araştırması tamamlandıktan sonra temel hatalar aşağıdaki gibi belirlenir.

  • Kendini hiç kimsenin gerçekten ona önem vermediğine inanır.

  • Başkaları onu red etmeden önce o onları red eder.

  • Kusursuz olmak için kendini kötü bir şekilde eleştirir.

  • Nadiren her şeyin yolunda düşünür.

  • Kendini herkesi hayal kırıklığına uğrattığı için suçlar.

  • Mosak, bu danışanın hayatta ne istersem olmalıyım, hayatımdaki her şeyi kontrol edmeliyim, bilinmesi gereken her şeyi bilmeliyim, bir hata felakete sebep olur, yaptığım her şeyde mükemmel olmalıyım gibi merkezi konular ve inançlar olduğunu söyler.

  • Danışanlar daha iyi hissedip daha iyi davranmak istiyorlarsa iyi düşünme yollarını öğrenmeliler



Adlerciler işbirliği, güven, saygı, gizlilik, ve hedefle sıralamaya dayanan eşit bir danışan-terapist ilişkisi kurarlar.

  • Adlerciler işbirliği, güven, saygı, gizlilik, ve hedefle sıralamaya dayanan eşit bir danışan-terapist ilişkisi kurarlar.

  • Danışmanın başlangıcında bir plan veya anlaşma yapılır. Terapötik anlaşma, danışma sürecinin amaçlarını ve hem terapistin hem de hastanın sorumluluklarını belirtir.

  • Danışan eşit bir ilişki içinde aktif bir rol alır ve danışma sürecinde davranışlarının sorumluluğunu alır.



Uygulama

  • Uygulama

  • Terapötik Teknik ve İşlemler

    • İlişki kurma
    • Bireysel dinamikleri araştırma
    • Kendini anlama ve iç görü kazanmayı cesaretlendirme
    • Yeniden oryantasyonla yardımcı olma
















b)İlk Anılar: Danışan tarafından açık ayrıntılarıyla bir defada görüntülenebilecek olgulardır.

  • b)İlk Anılar: Danışan tarafından açık ayrıntılarıyla bir defada görüntülenebilecek olgulardır.

  • Bu tür spesifik hatıralar, inanç ve temel hataları gün yüzeyine çıkarır.

  • Bireyin yaşam stilinin anlaşılmasına yardımcı olur.





c)Kişilik öncelikleri: Yaşam stilinin anlaşılmasında önemli olan dört davranışsal kalıp açıklanmıştır(Kefir,1981):

  • c)Kişilik öncelikleri: Yaşam stilinin anlaşılmasında önemli olan dört davranışsal kalıp açıklanmıştır(Kefir,1981):

  • -Üstünlüğünü kullanan kişiler: Liderlik, başarılı olma ya da başka bir yolla üstünlüklerini göstermek için çabalarlar. Yaşamda anlamsızlıktan kaçınmaya çalışır fakat aşırı iş ve yorgunluktan şikayetçidir.

  • -Kontrollü kişiler: Alay konusu olmamak için karşı garantiler arayan kişilerdir. Durum üzerinde tam bir hakimiyet kurma ihtiyacı hissederler. Sosyal ilişkilerinde başarısızlıktan hoşlanmazlar.



-Rahatlık arayan kişiler: Bedeli ne olursa olsun stres ve acıyı önlemek isterler. Sorunlarla başa çıkmayı ve karar vermeyi erteleme eğilimindedirler.

  • -Rahatlık arayan kişiler: Bedeli ne olursa olsun stres ve acıyı önlemek isterler. Sorunlarla başa çıkmayı ve karar vermeyi erteleme eğilimindedirler.

  • -Hoşnut olmayı amaçlayan kişiler: Sürekli kabul görme onaylanma yollarını araştırarak reddedilmeyi önlemek isterler.

  • Danışmanın hedefi bu dört kişilik önceliklerini kullanan bireylere öncelikleri karşısında ödeyecekleri bedellerin farkına varmalarını sağlamaktır.



d)Bütünleştirme ve Özetleme: Yapılan iki çeşit görüşme sonucunda elde edilen materyal bir araya getirilir ve bütünleştirilmiş bir özeti yapılır. Bu özetler danışana sunulur ve birlikte değerlendirmeler yapılır.

  • d)Bütünleştirme ve Özetleme: Yapılan iki çeşit görüşme sonucunda elde edilen materyal bir araya getirilir ve bütünleştirilmiş bir özeti yapılır. Bu özetler danışana sunulur ve birlikte değerlendirmeler yapılır.

  • Mosak(2000) yaşam stilinde en çok karşılaşılan hataları özetlemiştir:

  • -Aşırı genellemeler: ‘dünyada adalet yoktur’

  • -Yanlış ve imkansız hedefler: ‘sevilmek istiyorsam herkesi mutlu etmeliyim’

  • -Yaşamın/yaşam taleplerinin yanlış algılanması: ‘Yaşam benim için çok zor’

  • -Bireyin kendi değerini yadsıması: ‘Ben aptal birisiyim, neden insanlar benimle bir şeyler yapmak istesinler ki…’

  • -Hatalı değerler: ‘Yolda kimi yaraladığına bakmaksızın en yükseğe çıkmalısın!’



Kişisel farkındalık ve kendini anlama, ancak davranışın gizli amaçlarının ve hedeflerinin bilinç düzeyine çıkarılmasıyla mümkündür. İç görü kazanma sonuca ulaşmanın bir aracıdır.

  • Kişisel farkındalık ve kendini anlama, ancak davranışın gizli amaçlarının ve hedeflerinin bilinç düzeyine çıkarılmasıyla mümkündür. İç görü kazanma sonuca ulaşmanın bir aracıdır.

  • Adler yaklaşımını benimseyenlerin yaptığı açıklamalar ve yorumlar, bireyin yaşamdaki yönünü, hedeflerini ve amaçlarını, kişisel mantığı ve bunun nasıl çalıştığını ve şimdiki davranışlarını fark etmesi ile ilgilenir.

  • Yapılan yorumlar olasılıklı ve ve açık uçlu sorulardan oluşur; tahminler ve önsezilere dayalıdır. Bu durum danışanı savunmaya itmeden cesaretle kendini anlamaya yöneltir.



İç görünün uygulamaya geçirildiği eyleme dönük süreçtir.

  • İç görünün uygulamaya geçirildiği eyleme dönük süreçtir.

  • a)Cesaretlendirme süreci: En en önemli müdahale yöntemidir. Cesaretsizlik insanın işlevselliğini azaltan temel olgudur. Birey kendi gücünü anlamasıyla, ait olduğunu ve yalnız olmadığını hissetmesiyle, ümit duygusuyla ve günlük yaşamdaki yeni olanakları görmesiyle cesareti gelişir.

  • b)Değişim ve yeni olasılıkların araştırılması: Bireyin sorumluluk aldığı, sorunlarını çözdüğü, kararlar verdiği bir aşamadır.

  • Danışman bireyin bulacağı olası alternatifler, olanaklar ve sonuçları konusunda bilgilendirerek ona destek olur.



c)Bir fark oluşturmak: Psikolojik danışman, danışanın hayatında farklılıklar yaratmanın yollarını araştırır. Davranış, düşünce ya da algılamalardaki değişikliklerle ortaya çıkar.

  • c)Bir fark oluşturmak: Psikolojik danışman, danışanın hayatında farklılıklar yaratmanın yollarını araştırır. Davranış, düşünce ya da algılamalardaki değişikliklerle ortaya çıkar.



  • yorumlama

  • çelişkili niyet,

  • ... mış gibi davranma

  • kendini anlama,

  • düğmeye basma ,

  • bitirme ve özet seansıdır.





2. çelişkili niyet (Paradoks oluşturma): Problemi belirledikten sonra bunun tam tersi bir durum oluşturmaktır. Ele alınana davranış veya durum iki zıt kutuptan incelenir. Mizah, cesaret verme ve kendini başkasının yerine koyma özelliklerini de içerir ve sosyal ilgini artmasını sağlar (Örneğin; sınıfta konuşamayan öğrenciye en arkaya otur ve hiçbir şey söyleme diyerek cesaretlendirme). Bu tekniğin temeli danışanların, davranışlarının sonuçlarından nasıl sorumlu olduklarını ve belli durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini anlamalarını sağlamaktır. Uzmanlar tarafından ve diğer teknikler işe yaramadığında kullanılır.

  • 2. çelişkili niyet (Paradoks oluşturma): Problemi belirledikten sonra bunun tam tersi bir durum oluşturmaktır. Ele alınana davranış veya durum iki zıt kutuptan incelenir. Mizah, cesaret verme ve kendini başkasının yerine koyma özelliklerini de içerir ve sosyal ilgini artmasını sağlar (Örneğin; sınıfta konuşamayan öğrenciye en arkaya otur ve hiçbir şey söyleme diyerek cesaretlendirme). Bu tekniğin temeli danışanların, davranışlarının sonuçlarından nasıl sorumlu olduklarını ve belli durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini anlamalarını sağlamaktır. Uzmanlar tarafından ve diğer teknikler işe yaramadığında kullanılır.



  • Paradoksik niyet, danışandan korkulan ortamlardan kaçınmak yerine, davranışının korkulan sonuçlarını istekli olarak yaratmaya çalışmasını isteyerek, kişiyi korkulan durumla karşı karşıya getirme şeklinde uygulanmaktadır. Örneğin; yalnız yürüdüğü zaman bayılmaktan korkan bir danışandan, yalnız yürüyerek bayılmak için çaba göstermesi istenebilir. Kişi bunu yapamadığını anlar ve bu fobik durumla başa çıkabilecek düzeye gelebilir.

  • Paradoksik niyet tekniği uyku bozukluklarında da kullanılmaktadır. Uyuyamama kaygısı uyumaya yönelik aşırı bir niyete yol açmakta ve bireyin uyumasını engellemektedir. Bu durumda bireyden, yatağa yattığında uyumaya çalışmak yerine yatakta olabildiğince uyanık kalmaya çalışması istenmektedir



3. “Mış” gibi davranmak: Danışmanlar, danışanların hayal ettikleri şekilde davranabilecekleri ortam oluştururlar. Danışanın “keşke olabilseydim” dediği durumların sonuçlarını görmesi için bir hafta kadar hayalindeki role göre davranmaları istenir. Böylece danışan hayalindeki aktiviteyi cesurca yapar, risk alır.

  • 3. “Mış” gibi davranmak: Danışmanlar, danışanların hayal ettikleri şekilde davranabilecekleri ortam oluştururlar. Danışanın “keşke olabilseydim” dediği durumların sonuçlarını görmesi için bir hafta kadar hayalindeki role göre davranmaları istenir. Böylece danışan hayalindeki aktiviteyi cesurca yapar, risk alır.

  • Bu tekniğe örnek olarak , Stan’i örnek alalım Stan’in sosyal çekingenlikleri için üzüldüğünü, kadınlarla buluşup konuşmak korkusuyla mücadele etmek istediğini söylediğini varsayalım.

  • Danışmanın şunu söyleyebilir. Stan gelecek hafta için senden akıllı, çekici ve sevimliymiş gibi davranmanı istiyorum. Teklif edeceğin çok kadın varmış ve seni tanımamakla bu kadınlar kaybetmiş gibi davran. Tanımak istediğin en az üç kadına yaklaşmanı istiyorum. Bunu önererek , terapist Stan’i onu olmak istediğini söylediği cesurca yapmasını riske atılmasını sağlıyor. Onun beklentilerini olumlu şekilde değiştirerek Stan planın işe yaramasını sağlayabilir. Gelecek hafta üç kadın tarafından red edildiğini söylerse Stan ve danışmanı bunun nedenlerini yani bunları engelleyen şeylerin ne olduğunu tartışabilirler.





  • 4. Kendini Anlama (yakalama) : Kendini bulma sürecinde danışan irrasyonel düşünce veya kendine zarar veren davranışının farkına varır. Fakat kendini cezalandırmaz. Öncelikle danışanlar özellikle yaşamlarındaki eski davranışlarıyla sonra kendilerini geç anlayabilirler. Olmadan önce olayları görmeyi öğrenecekler ve böylece davranışlarını değiştirecekler.





5.Harekete Geçirme (düğmeye basma) : Bu teknik danışanları sırayla iyi ve kötü yaşantılarını ve daha sonra bunlarla ilgili duygularını düşünmeyi gerektirir. Bu tekniğin amacı danışanlara düşüncelerinde karar vererek istedikleri duyguları yaratabilmeyi öğretmektir ( Mosak,1989). Bu tekniği kullanmada bir Adleryan danışman , danışanın düşünmenin sonucu olan depresyonu seçtiğinin farkına varmasına yardım edecektir. Danışman, danışanın önce çok iyi bir olayı sonra çok kötü bir olayı ve daha sonrada istediği gibi bir olayı hatırlamasını isteyerek gözünde canlandırma sürecini kullanabilir.

  • 5.Harekete Geçirme (düğmeye basma) : Bu teknik danışanları sırayla iyi ve kötü yaşantılarını ve daha sonra bunlarla ilgili duygularını düşünmeyi gerektirir. Bu tekniğin amacı danışanlara düşüncelerinde karar vererek istedikleri duyguları yaratabilmeyi öğretmektir ( Mosak,1989). Bu tekniği kullanmada bir Adleryan danışman , danışanın düşünmenin sonucu olan depresyonu seçtiğinin farkına varmasına yardım edecektir. Danışman, danışanın önce çok iyi bir olayı sonra çok kötü bir olayı ve daha sonrada istediği gibi bir olayı hatırlamasını isteyerek gözünde canlandırma sürecini kullanabilir.





Tavsiye : Adleryanlar danışanın öğüt dinlemeye ve kabul etmeye hazır olduğunu düşünürse bazen öğüt verirler.

  • Tavsiye : Adleryanlar danışanın öğüt dinlemeye ve kabul etmeye hazır olduğunu düşünürse bazen öğüt verirler.

  • Ev ödevi : Danışanların özel durumlardaki duygu ve düşünceleriyle beraber davranışlarını izlemesi istenir. Örneğin; bir kişi defolu malın dönüşünden korkabilir. Ödev korkulan durumu gözlemeyi ve daha sonra yaptığı ve düşündüğünü yazmayı içerebilir. Şikayet etme hakkı olmadığı düşüncesiyle mücadele etmek için defolu bir malı gerçekten geri vermeye teşvik edilebilir.

  • Mizah : Mizahın terapik kullanımı danışanın probleri görmesini sağlar. Danışmanlar danışanların kendilerini daha az ciddiye almayı ve hatta davranışın mantıksızlığına gülmeyi öğrenmesine yardım eder ( Mosak, 1987).

  • Sessizlik : Terapik süreç de danışmanın kullandığı en iyi tekniklerden biri hiç bir şey söylemektir. Çok çabuk ve çok sık öğüt vermek veya danışanlar sessizlikten rahatsız olduklarında kurtarmak olumsuz sonuç verebilir.



Danışman Stan’a dört temel hedefle yaklaşır:

  • Danışman Stan’a dört temel hedefle yaklaşır:

  • a-Stan ile iyi bir çalışma ilişkisi kurma

  • b-Stan’ın kişisel dinamiklerinin araştırılması

  • c-İç görü geliştirirken Stan’a yardımcı olma

  • d-Yeni alternatifleri oluşturması ve yeni seçimler yapması

  • için Stan’a yardımcı olma

  • Stan’da aşağılık duygusu yoğundur ve bu duygu terapi başlangıcı için iyi bir durumdur.

  • Danışman olarak onun aile içi deneyimlerini ortaya çıkarmak için yaşam stili değerlendirmesi yapılır.

  • Danışman bu kapsamda Stan’ın sosyal ilişkilerini, ailesinin diğer üyeleriyle olan ilişkilerini, çalışma yaşamını, erkeklik rolünü ve kendisi hakkındaki duygularını araştırır.



Stan’ın öncelikleri ortaya konur. Bu aşamada önceliğinin üstünlük olduğunu söyler. Yaşamının büyük bir bölümünde yaşadığı aşağılık duygusuyla giderek gelişen, üstünlük duygusunu kazanmak için çaba sarf etmektedir.

  • Stan’ın öncelikleri ortaya konur. Bu aşamada önceliğinin üstünlük olduğunu söyler. Yaşamının büyük bir bölümünde yaşadığı aşağılık duygusuyla giderek gelişen, üstünlük duygusunu kazanmak için çaba sarf etmektedir.

  • Onu utandıran ve küçük düşüren durumlarla çok sık karşılaşmaktadır. Buna bağlı olarak kontrol etme isteği ortaya çıkar. Dünyasını kontrol ettiği takdirde acı veren duygularını da kontrol edebileceğini düşünmektedir. Alkol kullanımıyla bu olumsuz duygularından kaçmaktadır, çevresiyle etkileşimden kaçarak kaygılarını azaltmış ancak ağır bir bedel olarak ilgi yoksunluğu ve üretken olamamaya sebep olmuştur.



‘sevilmeyen ve güvenilmez biriyim’

  • ‘sevilmeyen ve güvenilmez biriyim’

  • ‘dünya yaşamak için tehlikeli bir yer ve yaşam haksızlıklarla dolu’

  • ‘buna göre kendimi korumak ve güvenliğimi sürdürmek için farklı yollar bulmalıyım’

  • Danışmanın özetlediği ve yorumladığı bilgi, Stan’ın iç görü kazanmasını ve kendini anlamasını sağlamıştır. Bu iç görüyü yeni davranışlara dönüştürmesine yardımcı olacak ev ödevleri yapması beklenir. Böylece terapiye aktif katılımı sağlanır.

  • Terapinin yeniden oryantasyon aşamasında, Stan ve Psikolojik Danışmanı, alternatif davranışlar, inançlar ve eylemler üzerinde birlikte çalışmışlardır. Geçmiş kalıplara kilitlenip kalmaması gerektiğini öğrenmiş, kendini daha cesur hissetmiş ve yaşamını değiştirebilecek güce sahip olduğunu fark ederek eyleme geçmiştir.



d)Aile Danışmanlığında; Aile hem bir bütün olarak etkileşimler (farkındalık oluşturma) hem de aile bireylerini tek tek ele alarak aile terapisine katkıda bulunmuştur.

  • d)Aile Danışmanlığında; Aile hem bir bütün olarak etkileşimler (farkındalık oluşturma) hem de aile bireylerini tek tek ele alarak aile terapisine katkıda bulunmuştur.

  • e)Grup çalışmasında; Aşağılık duygusuyla yüzleşebilme, değer oluşturma konularında etkin olarak uygulanır. Gruba ait olma sürecini hızlandırır.



Tıbbi bir model olmayıp gelişimsel bir modeli benimsemesinden dolayı bir çok alanda uygulamaya koyulabilmiştir.

  • Tıbbi bir model olmayıp gelişimsel bir modeli benimsemesinden dolayı bir çok alanda uygulamaya koyulabilmiştir.

  • a)Eğitim Kurumlarında; Çocukların temel hatalarının önlenmesi için öğretmenlere yöntem eğitimleri ve programları oluşturularak uygulanmıştır.

  • b)Ana-baba Eğitiminde; Ebeveynlere çocuklarıyla iletişimde uygulayabilecekleri yöntemler öğretilir. (STEP ve Aktive Parenting)

  • c)Evlilik Danışmanlığında; Eşlerin yaşam stili ve bunların etkileşimini temel alan işbirliğini destekleyen bir program uygulanır.



Bu yaklaşım kültürel olarak farklı özellikleri olan bireylerle çalışmada son derece uygundur.

  • Bu yaklaşım kültürel olarak farklı özellikleri olan bireylerle çalışmada son derece uygundur.

  • Terapi sürecinde yaş, etnik köken, yaşam biçimi ve cinsiyet özelliklerinden kaynaklanan farklılıkları göz önünde bulundururlar.

  • Terapötik süreç daha önceden oluşturulmuş olan ve bir modele danışanı uydurma yerine danışanın kültürü ve dünya görüşüne uygun olarak düzenlenmektedir.

  • Sınırlılığı ise, bazı kültürlerde aile hakkındaki bilgilerin araştırılması uygun görülmez.

  • Adler’in yaklaşımını kimi kuramcılar dağınık ve basit olarak nitelerler.

  • Kısa süreli çözüm arayanlara ve günlük sorunlarıyla yaşam sitili arasında ilişki kurmada zorluk yaşayanlarla çalışmada sınırlı etkiye sahiptir.







Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə