Arap bahari sonrasi



Yüklə 314,08 Kb.

səhifə1/10
tarix22.11.2017
ölçüsü314,08 Kb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10


ABDULLAH ERBOĞA

MART 2016  SAYI: 154

ANALİZ 


ARAP BAHARI SONRASI 

KÖRFEZ GÜVENLİĞİ VE 

SAVUNMACI AKTİVİZM



MART 2016  SAYI: 154

ANALİZ 


ABDULLAH ERBOĞA

ARAP BAHARI SONRASI 



KÖRFEZ GÜVENLİĞİ VE 

SAVUNMACI AKTİVİZM


COPYRIGHT © 2016

Bu yayının tüm hakları SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum 

Araştırmaları Vakfı’na aittir. SETA’nın izni olmaksızın yayının 

tümünün veya bir kısmının elektronik veya mekanik (fotokopi, 

kayıt ve bilgi depolama, vd.) yollarla basımı, yayını, çoğaltılması 

veya dağıtımı yapılamaz. Kaynak göstermek suretiyle alıntı 

yapılabilir.

Uygulama: Erkan Söğüt

Baskı: Turkuvaz Matbaacılık Yayıncılık A.Ş., İstanbul

SETA | SİYASET, EKONOMİ VE TOPLUM ARAŞTIRMALARI VAKFI

Nenehatun Caddesi No: 66 GOP Çankaya 06700 Ankara TÜRKİYE

Tel: +90 312 551 21 00 | Faks: +90 312 551 21 90

www.setav.org | info@setav.org | @setavakfi



SETA | Washington D.C. 

1025 Connecticut Avenue, N.W., Suite 1106 

Washington D.C., 20036 USA

Tel: 202-223-9885 | Faks: 202-223-6099

www.setadc.org | info@setadc.org | @setadc

SETA | Kahire

21 Fahmi Street Bab al Luq Abdeen Flat No 19 Cairo EGYPT

Tel: 00202 279 56866 | 00202 279 56985 | @setakahire

SETA | İstanbul

Defterdar Mh. Savaklar Cd. Ayvansaray Kavşağı No: 41-43

Eyüp İstanbul TÜRKİYE

Tel: +90 212 395 11 00 | Faks: +90 212 395 11 11




5

s e t a v . o r g

ARAP BAHARI SONRASI KÖRFEZ GÜVENLİĞİ VE SAVUNMACI AKTİVİZM

İÇİNDEKİLER

ÖZET  

7

GİRİŞ  

8

KÖRFEZ GÜVENLİĞİNİN TEMEL PARAMETRELERİ   

9

ARAP BAHARI VE KÖRFEZ ÜLKELERİNİN ULUSAL GÜVENLİK SORUNU 

 

12

İRAN NÜKLEER ANLAŞMASI VE BÖLGESEL GÜVENLİK 

 

15

GÜVENSİZLİK DİNAMİKLERİ VE KÖRFEZ ÜLKELERİNİN TEPKİSİ  

 

17

SONUÇ  

26



6

ANALİZ 


s e t a v . o r g

YAZAR HAKKINDA

Abdullah ERBOĞA

Beykent Üniversitesi İşletme (ana dal) ve Uluslararası İlişkiler (yan dal) bölümlerinden mezun 

oldu. Yüksek lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi Küresel Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Bö-

lümü’nde tamamladı. Halen İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim 

Dalı’nda doktora çalışmalarına devam etmektedir. SETA İstanbul Güvenlik Direktörlüğü’nde 

araştırma asistanı olarak çalışmaktadır.




7

s e t a v . o r g

ARAP BAHARI SONRASI KÖRFEZ GÜVENLİĞİ VE SAVUNMACI AKTİVİZM

Körfez ülkeleri son dönemde Ortadoğu’daki gelişmelerin bir sonucu olarak ulusal 

güvenliklerine dair ciddi tehditler algılamaktadırlar. Bu güvenlik endişeleri (ayak-

lanmalar, İran nükleer anlaşması ve bölgedeki vekalet savaşları) Körfez ülkelerini 

yeni güvenlik politikası arayışına yöneltmektedir. Bu çerçevede ABD’ye dayalı tek 

boyutlu güvenlik politikalarını terk etme eğilimine girildiği görülmektedir. Bu 

yeni politikayı “savunmacı aktivizm” olarak isimlendirmek mümkündür. 

Savunmacı aktivizm politikalarının sonucu olarak Körfez ülkeleri öncelikle 

Arap Baharı’nda –İhvan özelinde– sorunun kaynağı olarak görülen aktörlerin sis-

tem dışına itilerek tasfiye edilmesine yöneldi. 

İkinci olarak, İran nükleer anlaşması sonrasında bölgesel ve küresel denklem-

de yeni arayışlar ile birlikte silahlanma artışını önceledi. 

Üçüncü olarak ise, ABD ile yıl içerisinde gerginlikler yaşayan Körfez ülkeleri 

hem silahlanmada çeşitlilik hem de güvenlik merkezli yeni ortak arayışlarına yöneldi.

Körfez ülkelerinin en hassas oldukları İran tehdidine yönelik bölgede üretme-

ye çalıştıkları cevaplar bir yandan refleksif güç kullanımının öne çıkmasına diğer 

yandan Yemen örneğinde görüldüğü üzere stratejik plan yetersizliğinin tezahürü 

olarak oldukça büyük bir maliyetin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla 

bölgesel düzenin yeniden şekillendiği Arap Baharı sonrası süreçte Körfez güvenlik 

mimarisine, bölge ülkelerinin yeni oluşan tehdit algılarına ve bu tehdit algılarının 

yol açacağı muhtemel tepkilere yakından bakılması büyük önem arz etmektedir.

ÖZET

Bu çalışmada 

Arap Baharı, 

İran nükleer 

anlaşması ve 

ABD’nin yeni 

bölge politikası 

sonrası Körfez 

ülkelerinin 

değişen 

güvenlik 

politikası analiz 

edilmektedir.



8

ANALİZ 


s e t a v . o r g

Arap Baharı sürecinin vaki olduğu diğer ülke-

lerde ise Müslüman Kardeşler gerilimi ile yüz 

yüze gelmektedirler. 

Bu aşamada yapılacak ilk kesin tespit ise; 

Körfez ülkelerinin tarihlerinde ilk defa bu derece 

kapsamlı ve çok boyutlu tehditler ile karşılaşmala-

rı ve bu tehditler karşısında çok ciddi bir güvenlik 

problemiyle yüzleşmek durumunda kalmalarıdır.

Bununla birlikte bölgeye tarihsel olarak nü-

fuz eden ABD açısından dış politikada Asya-Pa-

sifik ekseninin öncelenmesiyle Körfez bölgesinin 

stratejik değerinin sorgulanır hale geldiğini ve 

Körfez’e yönelik güvenlik kaygısına makul bir 

sınırlama getirildiğini görmekteyiz. Hem aynı 

zaman diliminde farklı alanlarda karşılaşılan teh-

ditler hem de ABD gibi bir küresel güvenlik mi-

marının yeni bir külfetin altına girmeme çabasıyla 

birlikte,

1

 Körfez ülkelerinin güvenliğe dair her 



alanda refleksif politikalara sürüklendiğine tanık 

olmaktayız. Bu raddeden itibaren sert güç unsur-

larını yoğun olarak kullanmaya başlayan Körfez 

ülkeleri için şüphesiz ki arzu edilen; ABD’nin 

askeri ve diplomatik varlığının güçlü bir biçimde 

bölgede daha hissedilebilir olması, en azından böl-

gedeki revizyonist ve hırslı ülkelerin iddialı politi-

kalarını etkisizleştirecek bir yapının inşa edilmesi-

dir. Dolayısıyla bu güvenlik endişeleri ekseninde 

Riyad yönetimi başta olmak üzere Körfez ülkeleri 

bir taraftan karşı karşıya kalınan güvenlik prob-

lemlerine yol açan tehditleri bertaraf etmeye, diğer 

taraftan diplomatik temaslarla Ortadoğu’daki kriz 

bölgeleri üzerinde etkili olmaya çalışmaktadır-

lar. İhvan üzerinden yaşanan ayrışma sonrası ilk 

olarak Kasım 2014’te kendi iç uzlaşısını sağlayan 

Körfez ülkeleri, ikinci aşamada bölgesel düzenin 

dinamiklerini kendi lehlerine toparlama çabasına 

girmişlerdir. İlaveten bu diplomatik ve askeri kon-

solidasyon eş zamanlı şekilde petro-politik kıskaç 

ile İran’ı makul sınırlar içerisinde hareket etmeye 

zorlamak gibi bir tercihe de sürüklemiştir.

1. Frederic Wehrey, “A New U.S. Approach to Gulf Security”, 

Carnegie Endowment for International Peace, 10 Mart 2014, 

http://carnegieendowment.org/2014/03/10/new-u.s.-approach-

to-gulf-security.



GİRİŞ

Ortadoğu’daki mevcut istikrarsızlığın gittikçe 

artması, İran ile varılan nükleer anlaşma ve Su-

udi Arabistan-İran arasında tırmanan siyasi geri-

lim ve bölgesel rekabet, Körfez İşbirliği Konseyi 

(KİK) üyesi altı ülkenin (Suudi Arabistan, Ka-

tar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt 

ve Umman) iç ve dış politikalarında güvenlikçi 

bir yaklaşımı merkezileştirmelerine neden oldu. 

KİK üyesi ülkeler halihazırda İran, Yemen ve 

DAİŞ tehditleri karşısında bölgede yeni bir gü-

venlik paradigması ortaya koymanın yollarını 

aramaktadırlar. Körfez ülkelerinin bölgede karşı 

karşıya oldukları tabloya bakıldığında bu tespi-

tin daha sarih anlaşılacağı ortaya çıkacaktır. 

Birincisi, Ortadoğu’da otorite boşluğundan 

yararlanarak ulus-devlet sistemine meydan okuyan 

ve bu boşluğun daha da büyümesine neden olan 

DAİŞ tehdidinin etkinlik alanını artırmasıdır. 

İkincisi, İran’ın, Irak ve Suriye başta olmak 

üzere Ortadoğu’da istikrarsız alanlardan azami de-

recede istifade eden ülke olması ve nükleer anlaş-

ma ile birlikte nüfuzunu daha da genişletmesidir. 

Üçüncüsü, Arap Baharı’yla birlikte –İhvan 

örneğinde görüldüğü gibi– bölgede meşru siyaset 

zemininde siyaset üretme potansiyeline sahip ak-

törlerin vesayetin gölgesinde etkisizleştirildiği bir 

sürece şahit olunmaktadır. 

Bu bağlamda Körfez ülkeleri DAİŞ ve İran 

tehditleriyle Yemen, Suriye, Bahreyn, Irak ve 

Lübnan’da doğrudan karşılaşmakta, Mısır ve 





Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə