Bir görünüm sağlanmıştır



Yüklə 0,99 Mb.
səhifə11/24
tarix17.11.2018
ölçüsü0,99 Mb.
#80356
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   24

EL-EGÂNİ

Ebü'l-Ferec el-İsfahânî'nin (ö. 356/967), Emevî ve Abbasî dönemlerinde yaşayan şarkıcı ve bestekârlarla bunların şarkı ve besteleri hakkında bilgi vermek için kaleme aldığı meşhur eseri.201



EGELİ, VASFI

(1890-1962) Cumhuriyet döneminin neo- klasik anlayışa sahip mimarlarından.

Ali Vasfı Egeli. Mabeyinci Ömer Lutfı Bey ile Seher Hanım'ın oğlu olarak İstan­bul Şehzadebaşfnda dünyaya geldi. İdâ-dî öğreniminden sonra Sanâyi-i Nefise Mekteb-i Alîsi'ne (günümüzde Güzel Sa­natlar Akademisi - Mimar Sinan Üniversi­tesi) devam etti ve buradan 1913'te mi-

mar olarak mezun oldu. Vakıflar İdare-si'nin Fen Heyeti'nde görevli son dönem mimarlarından Ali Tal'at Ahmed Kemâ-leddin ve Mehmed Nihad beylerin yanın­da çalışarak bilgi ve tecrübesini arttırdı. Yüz elli yıldan fazla bir süreden beri ya­bancı veya Osmanlı tebaası hıristiyan mi­marların hâkimiyetine karşı XIX. yüzyıl sonlarında başlayan yeni Türk mimari akımına Vasfl Egeli de katıldı. Klasik mi­mari üslûbunu yeni binalarda yürütme­ye çalışan Kemâleddin Bey'in büyük et­kisi altında kaldı. Evkaf Nezâreti'nin Fen Heyeti'nde başladığı ilk görevi, !. Dünya Savaşı'nm çıkması ile kesintiye uğradı: askere alınan genç mimar Harbiye Nezâ­reti'nin harita şubesinde görevlendiril­di. Terhisinden sonra tekrar Vakıflar'da-ki görevine döndü.

Vakıflar İdaresi elemanı olarak bütün mesaisini eski eserler üzerinde yoğun­laştıran Vasfı Egeli, bu teşkilâtın başın­daki Mehmed Nİhad Bey'in emekli olma­sı üzerine İstanbul Vakıflar başmimarlı-ğına yükseldi. Bir taraftan da İstanbul Eski Eserleri Koruma Encümeni'nde Va-kıflar'ın temsilcisi olarak toplantılara ka­tıldı. Bir görüş ayrılığı yüzünden Vakıf­lar İdaresi'nden 1945 yılında emekli ol­du. Vasfı Egeli, 1955-1960 yıllarında İs­tanbul tarihine "Menderes istimlâkleri" olarak geçen düzenleme çalışmaları sı­rasında Eyüp Camii ve çevresinin tanzi­mi işini üstlendi. Bu tarihî semtte yo­ğun biçimde bulunan vakıf eserleriyle türbe ve mezarların tesbiti, çoğu son derece harap ve bakımsız halde bulunan tarihî eserlerin kurtarılması için projeler yapmaya çalıştı. Fetih Derneği çerçeve­si içinde kurulan İstanbul Enstitüsü'nün şehircilik ve mimari kolunun umumi kâ­tipliği görevini de yürüttü (1957) Eyüp'­teki çalışmaları sırasında hastalandı, iki yıl kadar süren bir rahatsızlık dönemin­den sonra 10 Nisan 1962'de öldü ve Zin-cirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.

Vasfl Egeli'nin klasik Türk mimarisi üslûbuna bağlılığını gösteren küçük bir eseri, İstanbul'da Anadolu yakasında Fe-neryolu'nda 1947 yılında yapmış olduğu mesciddir. Küçük ölçüde bir yapı olan bu mescidden önce Şişli meydanında in­şası tasarlanan büyük bir caminin pro­jelendirilmesi ve yapımını da üstlenen Vasfı Egeli, hayatının en önemli eseri olan bu ibadet yerini tamamlayabilmek için olağan üstü bir gayret gösterdi. Kla­sik dönem Türk mimarisiyle süsleme sa­natının bütün elemanlarını kullanarak dinî mimariyi eski esaslan içinde yaşat­maya çalışması modern mimari akımının taraftarlarınca tenkit edilmesine rağ­men bu büyük eserini istediği ve tasar­ladığı gibi bitirdi (1949) Cami'nin açılış töreni münasebetiyle bir makale yazan sanat tarihçisi Albert Gabriel eser hak­kındaki görüşlerini şu şekilde ifade eder:"... Eserini bîtaraf bir gözle incelemek zahmetine katlanacak herkesin teslim edeceği gibi ben de onun usta bir mi­mar olduğunu söyleyebilirim". Gabriel yazısında. Vasfı Egeli'nin malzemenin kullanımında ve teknik hususlardaki üs­tün yeteneğini vurguladıktan sonra bu caminin eskinin tam bir taklidi veya kop­yası olmadığını da bilhassa belirtir.

Egeli'nin yapmayı tasarladığı İkinci bü­yük eser. Pakistan'da bu ülkenin kuru­cusu olan Muhammed Ali Cinnah (o. 1948} için inşa edilmesi düşünülen muhteşem türbe idi. Ancak bu proje gerçekleşme­miş, söylendiğine göre bazı politik sebep­lerle inşaat İngiliz mimarı Raglan Squire'e havale edilmiştir.

İstanbul'daki vakıf eserlerinden birço­ğunun 1930-1940 yıllan arasındaki res­torasyonlarını da Vasfl Egeli gerçekleş­tirmiştir. Bunlann başında, o yıllarda son derece harap halde bulunan Mimar Sinan Türbesi gelmektedir. Ayrıca Yenica-mi hünkâr kasn da yine onun gayretiy­le restore edilmiştir.

Vasfi Egeli, uzun yıllar İstanbul Vakıf­lar teşkilâtının önemli bir biriminin ba­şında olmakla beraber idaresindeki es­ki eserlere dair bir şey yazmadığı gibi tamir ettiği vakıf binaları hakkında da bir yazı bırakmamıştır İnşa ettiği Fe-neryolu Mescidi ile Şişli Camii ise onun klasik dönem Osmanlı-Türk mimarisi­ne hayranlık duyan bir mimar olduğu­nu gösterir. Kendisiyle de dinî mimari­de Türk neo- klasiği dönemi kapanmış­tır denilebilir.

Bibliyografya:

Vasfi Egeli, "Feneıyolu'nda Bir Mescit", Ar fcîîefcf, XVI/187-188, İstanbul 1947, s. 157-161; ajnlf, -Şişli Camii"1, ae., XXH/9-i2 [I953K s. 169-180; a-mlf.. -Şişli Camii Şerifi"; İstanbul Enstitüsü Dergisi, II, İstanbul 1956, s. 19-24; Metin Sözen — Mete Tapan, 50 Yilm Türk Mî marisi, İstanbul 1973, s. 260-261 (sadece Şişli Camii resimleri,, aynca bk. s. 286; Kemal Al-taa "Şişli Camii", Mimarlık, Ankara 1948. s. 9-10; A. Gabriel. Ta Nouveüe mosquee de Chichii", T7OK Belleteni, sy. 90 (1949), s. 30-31 (Türtcçesi: "Ananevi Türk Mimarisi", Cum­huriyet, İstanbul 24 Temmuz 1949*; Erdem Yücel "XX. Yüzyılda Ktasik Türk Mimarisi Üzerine Eğilmiş Türk Mimarları: Mimar Vas­fı Egeli ('[&90-I962}"; Bizim Anadolu, 29 Hazi­ran 1971; a.mtf., "Egeli,. Vasfi', fcf.A K, 4955-4956



EGLI, ERNST AMOLD

(1893 1974) Mimar Sinan hakkında bîr Batı dilinde Uk kitabı yayımlayan Avusturyalı mimar ve şehir plancısı

17 Ocak 1893te doğdu. Yüksek öğre­nimini Viyana Teknik Üniversitesi nde yaparak 1912de mezun oldu. 1924-1927 yıllan arasında aynı yerde Cl. Holzmeis-ter'in asistanlığını yaptı. 1927'de Türki­ye'ye geldi. Maarif Vekâleti tarafından 1927-1936 yıllan arasında yaptırılan okul binaları hususunda danışman olarak ça­lıştığı gibi bazı binaların projelerini de hazırladı. Böylece o yıllarda dünyanın çe­şitli ülkelerinde yaygın olarak uygula­nan modem mimari akımını Türkiye'ye getirmiş oldu.

1930 yılında Güzel Sanatlar Akademi-si'nin Mimarlık şubesi başkanlığına ge­tirilen Egli. 1936'da görevinden ayrılınca­ya kadar burada bazı yenilikler yaptı, ay­nca bina bilgisi dersleri de verdi. 1937'-de İsviçre vatandaşlığına geçti. 1936-1940 yıllan arasında Türk Hava Kurumu başmiman olarak çalıştı. 1940ta Türki­ye'den ayrılarak İsviçre'ye yerleşti ve Zü-rih Teknik Üniversitesinde 1947 yılına kadar öğretim üyeliği yapü. 1947-1951 yıllan arasında Lübnan'da şehir planla­macısı olarak çalıştıktan sonra 1953'te yeniden Türkiye'ye geldi ve Birleşmiş Milletler Genişletilmiş Teknik Yardım Programı'nda görevlendirildi. Aynca Or­tadoğu Amme İdaresi Enstitüsü ile Si­yasal Bilgiler Fakültesi'nde şehir ve böl­ge planlaması hakkında dersler verdi. 1956da tekrar Zürih'e dönerek20 Ekim 1974'te ölümüne kadar Zürih Teknik Üni­versitesi 'ndeki derslerine devam etti.

Egli. başta okul binalan olmak üzere Ankara"daki pek çok yapının mimarıdır. Bunlann başlıcalan Mûsiki Muallim Mek­tebi 11927-1929, bugün Mamak Belediye­si), Erkek Ticaret Lisesi (1928-1930). İs­met Paşa Kız Enstitüsü 11930, Zübeyde Hanım Ktz Teknik Okulu), Ankara Kız Li­sesi t I930)r Ankara Yüksek Ziraat Ensti­tüsü (1933, Ziraat Fakültesi». Mülkiye Mek­tebi S1935, Ankara Üniversitesi Siyasal Bil­giler Fakültesi». Gazi Lisesi Ü936) gibi yapılardır. Egli aynca Dîvân-ı Muhase­bat {1928-1930, Sayıştay), Orman Çiftli­ğinde Marmara Köşkü. Bira Fabrikası. Irak Büyükelçiliği (1936-1938), Türk Ha­va Kurumu (1936,1940), Etimesgut Uçuş Okulu (1936-1940). İsviçre Büyükelçiliği gibi binalan da projelendinmiştir. Egli-nin İstanbul Bebek'te Ragıp Devres için yaptığı (1932-1933) villadan başka tek önemli binası, Süleymaniye Camii'nin ya­nında Bâb-ı Meşîhat'ın (bugün İstanbul Müftülüğü) bahçesinde inşa ettiği İstan­bul Üniversitesinin Botanik Enstitüsü­dür. İlk yapıldığı yıllardan itibaren şeh­rin siluetine zarar verdiği, aynca Süley­maniye Camii ve Külliyesi'nin estetik bü­tünlüğünü gölgelediği için çok ağır ten­kitlere uğrayan bu binanın bir katı 1955 yılına doğru yıktırılmak suretiyle kitlesi­nin hafifletilmesi yoluna gidilmiştir.

Eserleri



1- Sinan, Der Baumeister os~ manischer Glanzzeit202. Egli'nin Türk sana­tı tarihi bakımından önemli bir yayını­dır. 140 sayfalık eseri metin dışında ba­sılmış 120 resim süsler. Egli önsözde gayesini. "Yüzyıllann yetiştirdiği mimar-lann en büyüklerinden, mimari ve sa­nat âleminde ölmezlik payesine erişmiş olanlardan birini Batı dünyasına bütün cepheleriyle, eserlerinde bilhassa onun insan kişiliğini, ruhunu ve duygularını tahlil ederek tanıtmaktır cümlesiyle

açıklar ve Sinan hakkında hiçbir zaman tam bir eserin meydana getirilemeye­ceğini söyler. Fakat kitabın giriş bölü­münde Osmanlı tarihine dair verdiği bil­gilerde yazarın bu hususta eskimiş fi­kirlerden kurtulamadığı görülür. Sinan'ın menşei hakkında yazdıkları ise ilmî cid­diyetten uzaktır. Egli bütün gücüyle Si­nan'ın hıristiyan asıllı olduğunu ileri sü­rerek onun Hırvat, Sloven, hatta belki de Karnten veya Steirmarklı bir Avus­turyalı olabileceğini iddia eder. Kitabın esas ağırlık merkezini teşkil eden üçün­cü bölümde203 Sinan'ın eserleri incelenmiştir. Bu bölüm türbelerle baş­lamakta, bunu camiler takip etmekte­dir. Çok kısa olarak ele alınan saraylar, hamamlar, medreseler, imaret ve şifâ-hâneler ise birkaç sayfa içine sıkıştırıl­mış, mescidler. köprüler ve kervansaray­lardan ise hiç söz edilmemiştir. Sinan'ın başlıca mimari unsurlan (rcvak, kemer ve sütunlar, taçkapılar, mihraplar, pence­reler) nasıl tasarladığına dair bir bölü­mün arkasından Tezkiretü'l-bünyân-dan iktibas edilerek Sinan'ın eserleri­nin bir listesine yer verilmiştir. Bu ara­da Egli, her eser grubuna dair bazı tah­liller yaparak görüşlerini de açıklar.



2- Geschichte des Staedtebaues204 Şehircilik tarihi hakkındadır. Egli'nin ayrıca Türkiye'de yaşadığı yıllarda bazı dergilerde kısa makaleleri de çıkmıştır. Bunlardan tes-bit edilebilenler şunlardır: "Mimarlık­ta Maksadın Düşüncesi"205. "Türk Evi" iülkü, XVII/ 99 (I94I s. 195-209), 'Türk Evleri"206. "Türkische Brunnen".207

Egli'nin Sinan hakkındaki monografi­si, bir Batı dilinde yazılmış ilk kitap ola­rak Türk sanatının Batı1 da tanınması hu­susunda faydalı olmuştur. İçinde pek

çok hata, üzerinde tartışılabilecek gö­rüşler, eksiklikler bulunmasına rağmen yine de bir hizmet görmüştür. Bilhassa Sinan'ın eserlerinin sentezlerinin yapıl­ması bakımından bir değere sahiptir.

Bibliyografya:

ABr., Vll], 31 Eglinin Türkiye'de yaptığı bi­nalar hakkında Arkitekt dergisinde tanıtma ya­zıları olmakla beraber ansiklopedinin konusu dışında kaldıklarından bunlar bibliyografyaya geçirilmemiştin.





Yüklə 0,99 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   7   8   9   10   11   12   13   14   ...   24




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə