Bir görünüm sağlanmıştır



Yüklə 0,99 Mb.
səhifə9/24
tarix17.11.2018
ölçüsü0,99 Mb.
#80356
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   ...   24

EFRÂD

Hz. Peygamber'e en mükemmel şekilde uyarak ferdiyet tecellisine mazhar olduğu ve kutbun gözetimi dışında bağımsız hareket ettiği ileri sürülen velîler için kullanılan tasavvuf terimi.192



EFRASİYAB

İran millî destanında İran düşmanı olarak gösterilen Turan hükümdarı.

Adı Eski Farsça (Avesta dili) metinler­de Frangrasyan, Orta Farsça'da (Pehlevî dili) Frasyav, Frasiyâk, Frangrasyâk; Arapça kaynaklardan Taberrde193 Frâsiyâb ve Frâsyât, Mes'üdî194 ve Blrûrifde195 Ferâsiyâb. Seâlibî'de196 ve İran millî destanı Firdevsfnin Şâhndme'sinde (I, 197) Efrâsiyâb (Afrâsiyâb) olarak geçer.

İran efsanevî tarihinde korkunç bir savaşçı ve büyük bir kumandan olarak geçen Efrâsiyâb, kötülük ilâhı Ehrimen'in yeryüzündeki temsilcisi sayılır ve şecere­si yedi göbekte yine efsanevi hükümdar­lardan Feridun'a ulaşır. Babası Peşeng, Feridun'un torunlarından Zâişman'ın (Zâd-san) oğludur. Efrâsiyâb Avesta"da hile-kâr ve kötü insan tipini temsil ettiği gibi İran ırkının da baş düşmanı olarak göste­rilir. Efrâsiyâb yer altında, duvarları de­mirden kale içinde bulunan 100 sütunlu bir sarayda yaşar. Bu saray güneş, ay ve yıldızlarla aydınlanır. Saray Efrâsiyâb'ın sihriyle donatılmış olup içinden su, şarap, süt ve yoğurt (mast-ı zete) ırmakları akar. Efrâsiyâb. hükümdarlık güç ve yeteneği olan "ferr'i ele geçirmek için birçok te­şebbüste bulunursa da onu elde edemez. Ferre sahip olmak için dünyanın yedi ikli­mini dolaşır. Bu gezisi sırasında sadece kısa bir süre için onu elde edebilir. İranlı­lar, ülkelerini işgal eden Dahhâk'ın dede­si Zeynigev'e karşı Efrâsiyâb'dan yardım isterler. Efrâsiyâb Zeynigev'İ kovar ve bir süre ferre kavuşmuş olur. Pehlevî kay­naklarından Meno Hred'e göre Ehrimen, Efrâsiyâb ile Dahhâk ve İskender'i ölüm­süz kılar. Ancak Ahura Mazda onları ölümlü hale getirir. Buna karşılık Ehri­men de Cemşîd, Feridun ve Keykâvus'u ölümlü yapar. Genellikle çok uzun ömür­lü olduğu kabul edilen Efrâsiyâb'ın 400-2000 yıl yaşadığı rivayetlerine rastlanır.

Efrâsiyâb'ın belli başlı nitelikleri ara­sında yıkıcılığı, suları ve nehirleri kurut­ması, kıtlığa ve kuraklığa sebep olması zikredilir. Özellikle yağmur yağdırmama­sı bakımından Hint kötülük tanrısı Vrtra'-ya benzemektedir. Taberi'nin sözünü et­tiği, Zerdüştîler'in en büyük bayramların­dan üçüncüsü olan Sular festivali, âbân ayının âbân gününde Zav'ın Efrâsiyâb'ı yendiği zamana rastlar. Efrâsiyâb'ın yer­yüzünü harap etmesi, yeryüzü tanrıçası Spendârmet ile evlenmesi efsanesiyle birlikte anlatılır. Bu efsane Bîrûnî'nin, İran ile Turan arasındaki sınırı tesbit için teklif edilen ok atma hakkındaki riva­yetini de etkilemiş, yeryüzünü yöneten melek Esfendermad ünlü okçu Areş'i ça­ğırmış ve ona ok artırmıştır. Bir rivayete göre Demâvend dağından, başka bir ri­vayete göre de Amül'den attığı ok Merv'e düşmüş ve burası İran'la Turan arasın­da sınır kabul edilmiştir.

İran millî tarihinin bir bölümü içinde yer alan Efrâsiyâb efsanesi, Orta As­ya bozkırlarındaki göçebeler tarafından İran'a karşı girişilen saldırılarla ilgi ku­rularak birçok rivayetle birleştirilmiştir. Nitekim bu hikâyelerin çoğu, birkaç hü­kümdar döneminde kuzeydoğudan yapı­lan hücumlarla ilgili görülmektedir. Sâ-sânîler döneminde (226-632) doğudan ge­len saldırılar, Orta Asya'daki saldırıların hâtırasını güçlendirip onların canlandı­rılmasına yaradı. Bu yüzden Efrâsiyâb hikâyeleri, sadece Saka kabilelerinden bir bölümünün değil aynı zamanda Hun-lar, Heftalitler ve Türkler'in saldırılarını da yansıtmaktadır.

Efrâsiyâb hikâyelerindeki birbirini ta­kip eden olaylar. İslâmî döneme ait kay­naklarda şöyle anlatılır: Efrâsiyâb'ın İran'a ilk saldırısı Minüçihr'in oğlu No-dar dönemine rastlar. Efrâsiyâb'ın ba­bası Peşeng İran'ın zayıflığından fayda­lanarak oğlunu İran'a saldırtır. Nodar öldürülür ve Efrâsiyâb on iki yıl İran'a hâkim olur. Efrâsiyâb, bu savaşlardan önce alınan esirlerin kardeşi Agriras ta­rafından serbest bırakılmasına kızar ve onu kılıcıyla ikiye böler. Bunun üzerine Destan (Zal), Agriras'ın intikamını almak üzere harekete geçer, bu iş için de Mi-nûçihr'in torunu Zav'ı seçer. Zav düş­manı yener ve büyük ganimetlerle İran'a döner. Daha sonra Zav'ın ölümünden ce­saret alan Turanlılar'in hükümdarı Pe-şeng, oğlu Efrâsiyâb'ı İran'a tekrar sal­dırmaya kışkırtır. İhtiyarlamış olduğu için buna karşı koyamayan Destan yerine oğ­lu Rüstem'i seçer. Rüstem Efrâsiyâb'a karşı koymaya başlar ve onu yerinden eder. Efrâsiyâb Peşeng'e sığınır, Peşeng de barış teklif eder. Sonunda Amuder-ya tekrar İran ve Turan arasında sınır kabul edilir. Rüstem'in, Turan'da doğ­duğu ve büyüdüğü için babasını tanıma­yan oğlu Sührâb. Keykâvus'u tahttan in­dirip Rüstem'i çıkarmak için Efrâsiyâb'ın da teşvikiyle İran üzerine yürür. Efrâsi­yâb, Sührâb babasını öldürdüğü takdirde Rüştem'den kurtulacağını ummaktadır. Ancak Sührâb kendisini tanımayan ba­bası Rüstem tarafından öldürülür. Böy­lece Efrâsiyâb'ın planı gerçekleşmez.

Keykubad'ın yerine geçen Keykâvus, veliahdı Siyavuş'u o sırada İran'a saldı­ran Efrâsiyâb'a karşı gönderilen ordu­nun başına getirir. Efrâsiyâb, Siyavuş ve Rüstem tarafından ileri sürülen bütün şartları kabul ettiği için barış yapılır. An­cak savaşı seven Keykâvus Siyavuş'u sa­vaşa zorlarsa da Siyavuş anlaşmayı boz­mayı şerefsizlik saydığından babasının dediğini yapmaz ve Efrâsiyâb'a sığınır. Efrâsiyâb kızı Frengis'i Siyavuş'a verir. Fakat bir süre sonra Siyavuş öldürülür. Bunu haber alan Rüstem Efrâsiyâb üze­rine yürür ve onu yener. Rüstem Turan ülkesini altı yıl yönettikten sonra İran'a dönünce Efrâsiyâb yeniden saldırır. Gu-derz'in oğlu Gîv, Siyavuş'un Efrâsiyâb'ın kızı Frengis'ten olan ve gizli tutulan Key-husrev adındaki oğlunu İran'a getirip tahta oturtur. Keyhusrev babasının inti­kamını almak üzere harekete geçer. Ya­pılan savaşlarda Efrâsiyâb öldürülür.

Türkler'in İranlılar'la ilk teması VI. yüz­yıla rastlar. Firdevsfnin, İranlı rakip bir kabile olan Turanlılar'la Türkler'İ aynı ve Efrâsiyâb'ı da onların hükümdarı ola­rak kabul etmesi, Türkler'in İslâmî dö­nemdeki Mâverâünnehir akınları karşı­sında İran milliyetçilerinin olumsuz et­kileri altında kalmış olmasının sonucu­dur. Şüphesiz bu olaylar Türk destanla­rında da yer almış ve Kâşgarlı Mahmud tarafından Dîvânü Îugati't-Türk'te Türk destan kahramanı Alp Er Tonga Efrâsi­yâb olarak gösterilmiştir. Türkler tara­fından Efrâsiyâb'a birçok hikmetli söz­ler ve öğütler atfedildiği gibi Kâşgar-da kurulan ilk müslüman devleti olan Karahanlilar'ın ve ayrıca Selçuklular'ın Efrâsiyâb soyundan geldiği ileri sürül­müştür.

Efrâsiyâb, Şahnâme'de bir yandan dünyanın kötü hükümdarları arasında gösterilirken bir yandan da güçlü, kabiliyetli ve yiğit bir kumandan olarak ni­telendirilir. Nitekim kötülüğü temsil eder gibi görünen Efrâsiyâb aynı zamanda merhametli ve yapıcı bir kahramandır. Onun Siyavuş'a karşı davranışı, Zerenc şehrini kurması, kanallar açtırması, ok ve yay yapma mahareti, İran'daki birçok yerleşim merkezinin ona atfedilmesi iyi yanlarını gösterir. Yunan kaynaklarında sözü edilen Keyhusrev, İran şahlık hane­danının kurucusu Kuroş olarak kabul edildiği takdirde Efrâsiyâb'ın da Med Kralı Astiyog olması gerekir.197



Bibliyografya:

Heredotos, Tarih [trc. Müntekim Ökmen), İs­tanbul 1973, bk. Fihrist; Dîneveri, el-Ahbârû't-tıuâl, s. 4, 10, 88; Taberî. Târih (Ebü'l-Fazl), I, 379, 453; Mes'ûdî. Mürûcü'z-zeheb (Meynard), il, 117; Firdevsî. Şâhnâme, Tahran 1353, I, 197, ayrıca tür.yer.; Bîrûnî, el-Aşârü'l-bakiye "ani'l-kurûni'l-hâliye (nşr. C. E. Sachau), Leip-zig 1879 — Leipzig 1923, s. 104; Seâlibî, Ğu-reru ahbârt mülûki't-fürs ue siyerifıim (nşr. ve trc. H. Zotenberg), Paris 1900, s. 15, 106-108, 111-137, 139-141, 189-196, 202-2Î4; a.mlf.. Şehnâme-i Se'âtibî der Şerh-i Ahvâl-i Selâ-tîn-i îrân (trc. Mahmûd Hidâyet), Tahran 1328 hş., s. 8, 48-49, 51-66, 72-73, 84-96 vd.; L Darmesteter, Etudes Iraniennes, Paris 1883, II, 225-227; a.mlf, Le Zend-Auesta, Paris 1960, bk. Fihrist, "frangrasyan" ve özellikle I, 111, nr. 19; II, 377, nr. 53 ve 401-402, 636; F. Spİe-gel, Erânische Altertumkunde, Leipzig 1887, s. 575 vd., 646 vd.; F. Justi. Iranischesnamen-buch, Marburg 1895 (Turan hükümdarları ile ilgili şecereleri; Pûr-i Dâvûd, Yaşthâ, Bombay 1928, s. 207-214; A. Christensen, Les Kayanİ-des, Kopenhag 1932, bk. Fihrist, "fransasyan" ve "frâsiyab" kelimeleri; H. S. Nyberg, Die Reli-gionen des alten Iran (trc. H. H. Schaederl, Osnabrück 1938, s. 257 vd.; Zeki Velidî Togan, Oğuz Destanı, İstanbul 1982, s. 98, 109, 113, 123-124, 127, 134, 150; a.mlf, "Türk Des­tanlarının Tasnifi", Atsız Mecmua, nr. 1-3, 5; Kâmûsulaiâm, !!, 1000; DMF, I, 173; Fer-heng-i Fârsî, V, 158; Dihhudâ. Luğatnâme, V, 2072-2073; Mecdud Mansuroğlu. "Efrâsiyâb", M, IV, 192-193; S. M. Stern, "Afrâsiyâb", El2 (Fr.), 1, 242-243; E. Yarshater, "Afrâsiâb", Eh., 1,570-576.





Yüklə 0,99 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   ...   24




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə