Bulten sinir sayisi pdf



Yüklə 182.95 Kb.

səhifə60/93
tarix05.03.2018
ölçüsü182.95 Kb.
1   ...   56   57   58   59   60   61   62   63   ...   93

Sınır Özel Sayısı, Yaz 2016
131
ve doğal olması, etkileyici olması, ritm ve armoni olarak 
uyum içinde olması, icrâ edilebilir nitelikte ve yapıda ol-
ması vb.dir. Batı müziği sınırlarını, sahip olduğu armonik 
sistem sayesinde, olabilirliği mümkün olan seviyelere ge-
nişletmiştir. Bunun sonucunda orkestralaştırma teknikleri 
ortaya çıkmış ve büyük formlu eserler yazılmış ve 
 orkestralarda seslendirilmiştir.
:  Biz  burada  doğu  müziği 
olarak  Türk  müziğinden  örnek  vereceğiz.  Türk  müziği 
teknik olarak “makam” (
) diye adlandırılan modal 
gamlardan oluşmaktadır ve tek seslidir. Ancak batı müzi-
ğinin  armoni  zenginliğine  karşılık,  geleneksel  türk  mü-
ziğinde âhenk söz konusudur. Bu müzik türünde sınırlar 
daha keskindir. Olmazsa olmaz sınırlar kanundur. Çünkü 
tarih içinden ve gelenekle gelen bu kurallar, müziğin hem 
tarzını  hem  de  yapısal  olarak  zenginliğini  oluşturmakta-
dır. Ancak zenginlik yönünden, batı müziğindeki 14 ayrı 
ses dizesine karşılık, Türk müziğinde 600 farklı ses dize-
sinden  oluşan  “makamlar”  mevcuttur. Ayrıca  batı  müzi-
ğinde  yedi  artçıl  sesten  oluşan  gam,  eşit  olarak  bölünen 
ara sesleriyle birlikte (
 ve diyez) 12’ye bölünürken, 
Türk müziğinde 24 eşit olmayan aralığa bölünür ki Türk 
müziğinin temelini oluşturur. Bu yapıya göre salt melodik 
olarak bakıldığında, Türk müziğinin sınırları batı müziği-
ne göre çok daha geniştir ve yapı itibariyle dünyanın en 
zengin müziğidir.
Bütün bunların ışığında, batı müziği, kilise ve gelenekten 
gelen çok sesliliği zaman içinde hazmedilecek bir sisteme 
ve metoda oturtulmuş olduğundan ve ileriki nesillere her 
anlamda  (gerek  eğitim,  gerekse  icrâ  olarak)    katlanarak 
devredildiği için Türk müziğinin yapısına göre kısıtlı ol-
masına rağmen sınırları genişletebilmiştir.
Ancak  aynı  gelişmeyi Türk  müziğinde  görememekteyiz. 
Ses  zenginliği  açısından  daha  zengin  olmasına  rağmen, 
çok seslilik anlamında gelişme olmamıştır. Bunun nedeni 
ise; klâsik batı müziği eğitimi alan bestecilerimiz ne ya-
zık ki Türk müziğini öğrenmemiş ve bilmemişlerdir. Türk 
müziğini iyi bilen besteciler de armonili sistemi öğrenme-
miş ve bilmemişlerdir. Dolayısıyla iki taraf birbirinden ko-
puk bir şekilde eserler vermişlerdir. Ancak birisi çok sesli 
denemeden öteye gitmemiş, diğeri de gelenekten kopup, 
aslımını  kaybetme  kaygısından  sınırları  aşabilecek  cesur 
çalışmalar yapmamıştır. Ayrıca Türk müziği için kendine 
özgü bir armoni sistemi yaratılmalıdır. Ekrem Karadeniz 
isimli  müzik  adamımız  bu  çalışmayı  özveriyle  yapmış 
ancak yukarıda bahsettiğimiz çekincelerden dolayı eğitim 
anlamında  yayılmamıştır.  Türkiye  dışındaki  Türk  müzi-
ğinin  icrâ  edildiği  kültürler  içinde,  kadim  müziklerinin 
ancak  %70’ine  bağlı  kalabilerek  (teknik  olarak)  modal 
müziklerini çok sesli hale getirebilen sadece Azerbaycan 
örneğini  görmekteyiz.  Makamsal  bir  yapıya  sahip  olan 
Azerbaycan halk müziğinin ustaları; akıl, eğitim, gelenek 
ve modernliği bir arada harmanlayarak hem küçük hem de 
büyük formlarda sayısız eserler vermişlerdir.
:  Âzamî  olarak  nitelediğim  sınırlar  ise, 
olabilirliği mümkün olan değerlerin belirlediği sınırlardır. 
Burada her iki müzik türünde de kendi tarzları ve müzikâl 
yapıları  içinde,  müzik  yapıcının  hayalinde  canlandırarak 
ve hissiyatla oluşan ilhâmını bütün birikim ve becerilerini 
zorlayarak ifâde etmesidir. Kurallara rağmen sınırları zor-
layan  bir  müzikal  ifâde  ortaya  koymasıdır.  Bu  durumda 
ortaya yepyeni bir yorum çıkacaktır. Burada en önemli iki 
faktör gerek insan sesinin, kullanılan sazların ses ve teknik 
sınırlarıdır. 
Son olarak batı müziği, Türk müziğine kıyasla kısıtlı perde 
yapısına rağmen armonili sistem ve orkestral yapı ve an-
layışla sınırlarını aşmaya çalışmıştır. Türk müziğinde ise 
perde zenginliğinden faydalanılarak daha çeşitli makamlar 
oluşturulduğundan tek ses içindeki çok seslilik (âhenk) ve 
rûha hitap öne çıkmıştır. Bundan dolayı Türk müziğinde 
ferdîlik ve bağımsız doğaçlama tarzında sınırları aşma ye-
tenekleri ön plândadır.
Buraya kadar ifâde etmeye çalıştığım, müzikte sınır konu-
suna kısa ve küçük bir bakıştır. Aslında çok daha geniş ve 
derin olarak irdelenip incelenebilecek bir konudur.
 Shutterstock.com
Anadolu Aydınlanma Vakfı 
Düşünüyorum Bülteni


132
Sınır Özel Sayısı, Yaz 2016
B
elli  bir  ağırlığı,  hacmi,  rengi 
olan  ve  öznenin  dışında  ka-
lan  her  cansız  varlığa  nesne 
denir. Aristoteles (M.Ö.  384 – M.Ö. 
322) nesnelerin 10 tane “kategorya” 
adını verdiği özellikle tanımlanabile-
ceğini  ileri  sürmüştür.  Bu  özellikler 
şunlardır: 
görelik, 
-
zisyon
 
.
Bu  10  tane  kategoriden  hangileri 
sınırlı,  hangileri  sınırsızdır?  Nicelik 
sayısal  bir  değer  olduğundan  sınır-
lıdır.  Nitelik  renk,  koku  gibi  tanımlı 
özellikler içerdiğinden sınırlıdır. Gö-
relik özelliği bağımsız olmayıp bir di-
ğer şeye göre tanım içerdiğinden, bu 
kategorya da sınırlıdır. Keza mekân, 
zaman, durum ve pozisyon da sınırlı 
özellikleri tanımlamaya  yararlar.  Bir 
nesnenin  edilgi  olabilmesi  için  belli 
bir sınırı olması gerektiğinden, sınır-
sız olma özelliği içeren sadece iki ka-
tegori kalıyor. Bunlar: Cevher ve etki 
kategorileridir.
:  Varlığını  devam  ettirmek 
için kendinden başka bir varolana ih-
tiyacı olmayan, kendi özü ile varlığı-
nı sürdüren şey olarak tanımlanabilir. 
Bu tanımda “şey” anlam olarak nesne 
olsa da, bir olgu (
) özelliğini 
taşır.  Olgu,  bir  konuyu  başlatan,  ge-
liştiren, sonuca ulaştıran olayların sı-
ralanmasından  oluşan  durumdur.  Şu 
halde 
  veya  töz,  canlı  cansız 
tüm var olanların başlamasına, geliş-
mesine  ve  sonuca  ulaşmasına  neden 
olan esas kaynaktır.
in başlangıcından veya sonun-
dan  söz  edilemez,  zira  töz  bütünsel-
lik içeren bir olgudur. 
 azalıp 
çoğalamaz,  parçalara  ayrılamaz  ve 
karşıtı  da  yoktur.  Şu  halde 
 
sınırsızdır ve bu yüzden tanımsızdır. 
e modern bilim “enerji” diyor. 
Enerji  yok  edilemez,  yoktan  da  var 
edilemez. Enerji daima sabit kalır ama 
sınırsız  olduğundan  şekil  değiştirir. 
Mekanik enerji ısı enerjisine, kinetik 
enerji potansiyel enerjiye dönüşebilir 
fakat  toplam  enerjide  azalma  veya 
artma olmaz. Fizik bilimi enerji tür-
lerinden  söz  etse  de  enerjinin  özün-
den söz etmez, edemez. 
(töz) 
de  enerji  gibi  ne  yoktan  var  olabilir 
ne de yok olup kaybolabilir. 
in 
sınırlarından söz etmek mümkün de-
ğildir. Ancak enerji gibi, cevherin en 
önemli özelliği etkin olmasıdır.
: Bir tesir veya bir kuvvet olarak 
beliren  olguya  etki  diyoruz.  Etkinin 
fiziksel olması da gerekli değildir. Bir 
kişiye söylenen bir söz çok güçlü bir 
etki yaratabilir. Demek ki etki, birta-
kım sonuçlar, tepkiler,  olaylar ya da 
görüngüler  ortaya  çıkarabilmektedir. 
Gerek doğa olaylarının gerekse insa-
nın etki yaratma kapasitesi (yeteneği) 
vardır. Şu halde etkinin de sınırı yok-
tur. Fizik biliminde etkiye 
 
veya 
 denir ve her iki kavramın 
da  matematik  tanımları  yapılır.  An-
cak 
  kavramında  nesneler  arası 
etkileşimi aşan 
veya 
 bir 
özellik bulunduğundan, “etkinin sını-
rı yoktur” denebilir.
İnsan  etki  edebilen  ve  etki  altında 
kalan  tinsel  bir  varlıktır.  İnsan 
etki  altında  kalıyorsa  bir  sınırı  var 
demektir.  Zira  ancak  sınırı  olan  bir 
nesneye  veya  canlıya  dıştan  etki 
edilebilir.  Sınırı  olmayan  veya  sınırı 
tanımlanamayan bir varlığı etkilemek 
mümkün  değildir.  İnsandaki  sınırlar 
zihinsel  ve  tinseldirler.  Bu  sınırlar 
insanların  düşünce  ufkunu  daraltır 
ve  gerçekleri  görmesini  engeller. 
Toplumdaki  gelenekler,  görenekler, 
örfler ve  detler insanlarda gözle gö-
rülmeyen  zihinsel  sınırlar  oluşturur-
lar.  Toplum  kurallarıyla  sınırlanmış 
ve bir bakıma şartlanıp uyuşmuş bir 
beyin,  düşünüp  sorgulama  yetisini 
büyük çapta kaybeder. Böyle bir bey-
ne sahip insan etki-tepki yasasına uy-
Sınırlarımızı Oluşturan 
Mantığımızdır
 Shutterstock.com
Anadolu Aydınlanma Vakfı 
Düşünüyorum Bülteni




Dostları ilə paylaş:
1   ...   56   57   58   59   60   61   62   63   ...   93


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə