Bulten sinir sayisi pdf



Yüklə 182.95 Kb.

səhifə65/93
tarix05.03.2018
ölçüsü182.95 Kb.
1   ...   61   62   63   64   65   66   67   68   ...   93
: Bulten
Bulten -> Anadolu Aydınlanma Vakfı Sosyal ve Kültürel Bülteni • Sayı 53 • Ekim 2014 • Ücretsizdir
Bulten -> Türkiye’deki en etkin siber saldırılar

140
Sınır Özel Sayısı, Yaz 2016
• Dünyamız üzerinde ortaya çıkan coğrafi sınırlar ve onu 
tanımlayan bayrakların aslında bir sınır olduğunun,
• Kendi yarattığımız sınırların asli potansiyelimizi gerçek-
leştirmeye nasıl engel olduğunun
• İyi-Kötü, Doğru-Yanlış kavramlarının aslında anlayış sı-
nırları olduğunun,
• Izdırap biçimleri, ağlama, öfke, stres hatta mutluluk vb. 
bir yandan arınma fırsatları iken diğer yandan daha geniş 
idrak önünde birer geçici sınırlamalar olduğunun,
•  Suç  ve  ceza  anlayışımızın  aslında  sınırlarımız  olduğu-
nun,
•  Yaşam  enerjimizi  kullanmada  sınırlar  oluşturduğumu-
zun,
• Şükran duyguları ile değil de eğlenme-oyalanmanın öte-
sinde bir farkındalığımız yok derecesinde ise bu halin geli-
şim-genişleme önünde sınırlanmalarımız olduğunun,
• Daha çok öğrenirken, hele egomuz yönünde kullanmaya 
düştüğümüzde daha geniş olanı idrakimize belirli sürelerle 
de olsa perde-sınır olabildiğinin,
•  Tekrarlama  alışkanlıklarımızın  ve  tekrarlamalarımızın 
yarattığı sınırların,
• Tahammülsüzlük hallerimizin yarattığı sınırların,
• Duygusal döngünün yarattığı sınırların,
• Cehaletin çokça bilinenin ötesinde yarattığı sınırların,
• Günlük düşünce, niyet ve eylemlerimizde içimize-mer-
kezimize  dönmek  yerine  daha  kolay  olanları  tercih  alış-
kanlığı ile yaratmış olduğumuz sınırların,
• Çoğu veya hissedilebilir kısmı ideolojik çıkar gözeten, 
bütüncüllükten yoksun yasa denen düzenlemeler ile hük-
medilmesinin, kendi kaçınma ve ihmallerimiz sonucu ya-
ratılan sınırlar olduğunun,
Cevaplarımızda, olağan düşünce kalıplarımızı ve sezgimi-
zi genişletmede yararlanılabilecek önermelerden bazıları:
Ben sadece duymak istediği şeyi duymakta ısrar eden biri-
lerine bir şey öğretemem. Ben uyanan ve hayattaki gerçek 
amaçlarının onlara sunulan muazzam bilgeliği sadece duy-
mak değil, aynı zamanda uygulamak olduğunu anlayanla-
ra bir şeyler öğretebilirim.
Siz burada bir kabile oluşturmak için bulunmuyorsunuz. 
Siz burada yaratmak ve yeniden-oluşturmak için bulunu-
yorsunuz. Dünyada birçok kültür var olmuştur. Siz henüz 
insan bile değilken olağanüstü gelişken ve güzel kültürler 
buraya gelmiştir. Evet, dünya olağanüstü zihni, olağanüstü 
bilinci ağırlamıştır. Eğer bunu anlarsanız, şimdi var olan 
kültürler yerine, değişimi seçen bir varlık olabileceğinizi 
de anlayabilirsiniz.

 - Fireside Dizisi, Cilt 2 – 2015 Akaşa yayınları                                                                                                          
Coğrafî Dünyamız,
Ülke, Düşünce ve
Anlayış SINIR’larımız
Muhammet Varer
Anadolu Aydınlanma Vakfı 
Düşünüyorum Bülteni


Sınır Özel Sayısı, Yaz 2016
141
Sınırlı insan ile gerçek bir özgür birey arasındaki çizgi çok 
incedir,  o  çizgiyi  kalınlaştıran  şey  insanın  kendi  ıstıraplı 
realitesiyle ilgili kavramı, kendi kendisine koyduğu sınır-
lar ve o sınırlar yüzünden yaratılan kaderdir.
Onlar uygulamayı bir hafta dener sonuç göremeyince bıra-
kırlar. Neden vazgeçerler? Çünkü 
 hiçbir şeyin 
olmadığını savunur. O aslında sizin sınırlamalarınızı avut-
maktadır. O, onları yeniden onaylamaktadır.
Siz burada Tanrı olmayı öğrenmek ve bunun için prensibe 
geri dönmek, bilinmeyeni-bilinir kılmak için bulunuyorsu-
nuz. Bilineni yeniden onaylamak için bulunmuyorsunuz. 
Değişim 
 için korkutucudur, çünkü o öbür ta-
rafında neyin bulunduğunu bilmez ve hayatta kalmak için 
bunu bilmek onun için önemlidir. Ama siz değişimin esas 
olduğunu, gerekli olduğunu, burada değişimi gerçekleştir-
mek için bulunduğunuzu anlayacaksınız. Değişmek eskiyi 
yeniden onaylamak değil, eskiyi dağıtıp o enerjiden yeniyi 
üretmektir.
İnsanlar  zorluklar  ve  sorunlarla  karşılaştıklarında  genel-
likle o sorunu anlamaya, çözmeye çalışırlar. Bunun, yani 
sorunu  çözmeye  çalışmanın  ne  anlama  geldiğini  anlıyor 
musunuz? Peki, onu kim çözmeye çalışmaktadır? Neokor

  hangi  deneyime  sahiptir?  Geçmişin  de-
neyimine. Bir sorunu çözmeye çalışırken, siz ayrıca tasar-
lar, planlar ve akıllı davranmaya çalışırsınız ve bunu kim 
yapmaktadır? 
. Böylece 
 soruna bir 
çözüm bulmaya çalışırken her çareye başvuracaktır, çünkü 
o ona uygun davranması gereken bir imaja sahiptir ve o 
her zaman o imajı yeniden onaylar.
Eğer gerçek bir gözlemci olsaydınız ve geriye dönüp her 
bir kültürdeki din ve yasa mirasını inceleseydiniz, hepsi-
nin size çok aşına geldiğini görebilirdiniz. Eğer bedeniniz-
le çok ilgilenme eğilimindeyseniz, kendinizi Babil, İran, 
Yunanistan, kadim Mısır, kadım Güney Amerika gibi yer-
lerde bile görebilirdiniz. Sizin rahatına düşkün bir yaratık 
olduğunuzu  ve  sizi  zorlamadığı,  tam  tersine  rahatlattığı 
için birçok yere geri dönmüş olduğunuzu görürdünüz.
Dünya’nın  doğal  momenti,  enkarne  olan  ruhlara 
un 
ya da huzurun ortasında değişime odaklanma yeteneği ve-
ren değişim devrelerinden geçmektir. Ekinoksların (gün-
tün  eşitliklerinin)  temel  bir  nedeni  vardır.  Dünya’nın  ta-
mamlanması bu kadar uzun zaman alan bu kadar büyük 
yörüngeye sahip olmasının bir nedeni vardır, çünkü o size, 
tekamül  eden  Öz’e  sadece  barış  ve  bolluk  zamanlarında 
değil, 
 ve yokluk zamanlarında da yaratma yeteneği 
sunmalıdır.
Ruhun  yolculuğu  ile  insanın  yolculuğu  arasındaki  farkı 
öğrenemeyecek  olan  varlıklar  vardır  ve  onlara  çok  trav-
matik ve dramatik bir jeofiziksel/jeolojik/kozmolojik de-
ğişim sunulacaktır. Bu farkı öğrenmiş olanlara ise uygun 
biçimde getiren yeni bir çağ armağanı ve doğayla birlikte 
var olma konusunda yeni gelişimler getiren yeni bir çağ 
armağanı  sunulacaktır.  Böyle  bir  zamanı  neden  yaşama-
lısınız? Çünkü bunu yapmak ruhun arzusudur. Bu insanın 
arzusu değildir; insan korkar. Ruh korkusuzdur. Ruh böyle 
destansı zamanları arar, enerjiyi 
tan geçirmek bir us-
talıktır ve ruhun aradığı budur.
 girdileri depolamaya hazır büyük bir bilgisa-
yarlar olarak orada bulunur. O zaten en büyük hazinenin, 
orta beyin üzerinde yer almaktadır. O asla daha mükem-
mel  hale  getirilemez,  sadece  geliştirilebilir.  O  zaten  ola-
bileceğinin  en  iyisidir.  Bu 
  taht  yaratılmış  en 
harika  kaynağın  üzerinde  yer  almaktadır.  O  daha  fazla 
anıyı  barındırmak  için  orada  bulunmaktadır.  Onun  bunu 
yapmasının gerekmesinin nedeni, sizin her şey hakkında 
daha  fazla  bilgiye  sahip  oldukça,  o  bilgiyle  daha  büyük 
sinirsel bağlantılar, yani yeni 
lar veya düşünce 
modelleri oluşturabilmenizdir. O yeni düşünce modelleri 
gelecek zaman-çizgisini yaratacaktır.
Eğer bilgi toplamazsanız, güçsüz, verimsiz, yoksul yaşar-
sınız. Bilgiyi büyük mimarın, yani orta-beynin ve beyin-
ciğin kullandığı aletler ve inşaat malzemeleri olarak düşü-
nün. Büyük mimar sizin –tanrısal, tarihî anıtınız olan-ya-
şamınız için görkemli bir saray inşa etmek ister. Sonra o 
yukarıya,  depo  odasına  (
)  çıkar;  orada  fareler 
cirit atmaktadır ve her tarafı örümcek ağları kaplamıştır; 
büyük  mimar  tasarıma  sahip  olduğundan,  ne  tür  inşaat 
malzemelerine  sahip  olduğunu  görmeye  çalışmaktadır. 
Peki, o orada ne bulur?
Siz  herhangi  bir  konuda  ne  kadar  çok  şey  biliyorsunuz? 
Başka  bir  deyişle,  siz  orada  bir  Tanrı’nın  yararlanabile-
ceği, parçaları bir araya getirerek büyük sarayın temelini 
oluşturabileceği ve onu inşa edebileceği ne tür bir bilgiye 
sahipsiniz? Büyük mimar inşaat malzemelerine ihtiyaç du-
yacaktır?
Siz fizik hakkında ne kadar çok şey biliyorsunuz? O size 
sıkıcı gelse de, eğer o yaratmak istediğiniz şeyin ayrılmaz 
bir parçasıysa, onun yapı taşlarıysa, onu öğrenmenizin za-
manı gelmemiş midir? Sizin matematikçi olmanız gerek-
mez,  çünkü  matematik  olanı  tarif  eden  bir  dilden  başka 
bir  şey  değildir.  Eğer  ben  size  geçmişinizi  dağıtacağımı 
söylesem ve siz bu alanın nasıl çalıştığı konusunda hiçbir 
şey bilmeseniz, ne olur? 
inizde kaybetme korkusu 
ortaya çıkar. Bu kafa karışıklığına, bilinçaltınızdaki tutum-
ları daha da sıkı tutmanıza yol açar.
Onlar rahatlama yerine üzüntüyü tercih ederler. Hayatla-
rındaki her şeyi değiştirmek için gerçekten sıkı çalışırlar, 
ama  iş  tutumlarını  değiştirmeye  gelince  hiçbir  şey  yap-
mazlar,  yüzeysel  değişikliklerle  yetinirler.  Tutum  hala 
oradadır, onlar onda küçük değişiklikler yapsalar da, asla 
tamamen yok etmezler.
Anadolu Aydınlanma Vakfı 
Düşünüyorum Bülteni



Dostları ilə paylaş:
1   ...   61   62   63   64   65   66   67   68   ...   93


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə