Ders notlari



Yüklə 391,03 Kb.
səhifə13/24
tarix17.11.2018
ölçüsü391,03 Kb.
#80394
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   24

9.AHMET ŞUAYİP (1876-1910): Pozitivizmin Türkiye’de tanınmasında etkili olan felsefeci, hukuk adamı ve düşünürdür. Servetifünun dergisinde yazdığı incelemelerle, söyleşilerle ve Batı edebiyatını izleyen çalışmalarıyla tanınmıştır.

*Edebiyat eleştirisiyle ilgilenen tek kişidir.



Eserleri: HAYAT VE KİTAPLAR, ULUM-I İKTİSADİYE VE İÇTİMAİYE MECMUASI, HUKUK-I UMUMİYE-İ DÜVEL, HUKUK-I İDARE, ESMAR-İ MATBUAT

10.CELAL SAHİR EROZAN (1883-1935): Edebiyat öğretmeni, şair, yazar, yayıncı ve politikacıdır.

*“Aşk ve kadın şairi” olarak tanınır. (Kadınlar olmasa öksüz kalırdı eş’arım)

* Dilde sadeleşmeyi savunmuş, Türk Dil Kurumunun kurucu dört üyesi arasında yer almıştır.

*Servetifünun ve Fecriati dönemlerinde tipik bir “Servetifünun şairi”, Millî Edebiyat Dönemi’nde “Türkçü”, Cumhuriyet yıllarında ise “Kemalist” bir kimlik kazanmış, Atatürk'ün yakın çevresinde yer almış, milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunmuştur.

* Servetifünun şiirinin aksine toplum sorunlarıyla daha çok ilgilenmiştir. Şiirde her yeniliği benimsemiştir. Serbest şiir akımına katılacak kadar yenilikçidir.

Şiirleri: BEYAZ GÖLGELER, BUHRAN, SİYAH KİTAP

11.HÜSEYİN SİRET ÖZSEVER(1872-1959): Şiirlerinin çoğunda aşk, kadın, tabiat ve özlem gibi bireysel temaları işler. Tevfik Fikret etkisinde şiirler yazmıştır. Son şiirlerinde hece ölçüsünü denemiştir, dilde sadeliği benimsemiştir.

Şiir: LEYÂL-İ GİRİZAN, BAĞBOZUMU, KIVILCIMLI KÜL

12.HÜSEYİN SUAT YALÇIN(1867-1942): Kalem dergisinde "Gâve-i Zalim" adıyla mizahi yazıları yayımlandı. Darülbedayinin kuruluşunda büyük katkısı oldu.

Şiir: LÂNE-İ MELÂL, GÂVE'NİN DESTANI (gülmece şiirler)

Oyun: ŞEHBAL YAHUT İSTİBDADIN SON PERDESİ, AHİRETTE BİR GÜN

13.FAİK ALİ OZANSOY(1876-1950): Bürokrat, eğitimci ve şairdir. Servetifünun ve Fecriati döneminin önemli şairlerinden birisidir. Osmanlı Devletinde çeşitli yerlerde kaymakamlık yapmıştır. Süleyman Nazifin kardeşi, şair Munis Faik Ozansoy'un babasıdır.

1909'da Fecriati topluluğuna başkanlık etmiştir. Fecriati adını öneren odur. Servetifünûn ve Fecriati grubu arasında köprü görevi görmüştür.

“Yıldızlı semalardaki haşmet ne güzel şey…” onun şiiridir.



Şiir: FANİ TESELLİLER, TEMASİL, ELHAN-I VATAN

Tiyatro: PAYİTAHTIN KAPISINDA, NEDİM VE LÂLE DEVRİ

14. SAFVETİ ZİYA(1875-1929): Roman ve hikâye yazarı. Servetifünun topluluğunun öne çıkan isimlerinden biridir. Profesör Mina Urgan'ın eniştesidir. Edebiyat hayatına dönemin  Servetifünun  dergisinde hikâyeler yayımlayarak başladı.

İlk hikâye “ONLARIN RUHU” Servetifünun dergisinde yayınlandı. Aynı dergide yayınlanan “HANIM MEKTUPLARI” adlı küçük hikâyeleriyle ilgi uyandırdı.

İlk romanı SALON KÖŞELERİNDE”  yine bu dergide 1898'de tefrika edildi, 1912'de kitaplaştı. 

*Halit Ziya Uşaklıgil KIRK YIL adlı eserinde Safveti Ziya hakkında bir “züppe” tipi çizer.

Eserleri: BİR TESADÜF, BİR SAFHA-İ KALP, SALON KÖŞELERİNDE, HARALAMBOS CANKİYADİS, HANIM MEKTUPLARI, KADIN RUHU, SİLİNMİŞ ÇEHRELER-BİLİNEN SİMALAR, ADAB-I MUAŞERET HASBİHALLERİ, NASIL GİYİNMELİ, YARIM KALMIŞ YILDIZ BÖCEKLER, DAHİLÎ TEŞRİFAT REHBERİ
SERVETİFÜNUN DÖNEMİNDEKİ BAĞIMSIZ SANATÇILAR:

1.HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR(1864-1944): Ahmet Mithat Efendi geleneğini sürdürerek halkta okuma sevgisini artırmak ve devam ettirmek istemiştir.

*Romancı ve hikâyecidir.

*Konularını hep İstanbul’dan almıştır.

*Teknik yönden Halit Ziya’dan geridir.

*Günlük hayatı ve sokağı romana getirmiştir.

*Toplum için sanat anlayışındadır.

*Anlatımın akışını kesip gereksiz bilgiler vermiştir. (Ahmet Mithat Efendi gibi)

*İlk romanlarında romantizmin esas olarak realizm ve natüralizmin etkileri vardır.



Romanları: ŞIK, İFFET, MÜREBBİYE, NİMETŞİNAS, METRES, CADI, GULYABANİ, TESADÜF, MUTALLAKA, HAKKA SIĞINDIK, KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ, BEN DELİ MİYİM, KOKOTLAR MEKTEBİ, UTANMAZ ADAM, CEHENNEMLİK, BİLLUR KALP, EFSUNCU BABA, KAYNANAM KUDURDU EVLERE ŞENLİK…

Hikâyeleri: KADINLAR VAİZİ, TÜNELDEN İLK ÇIKIŞ, İKİ HÖDÜĞÜN SEYAHATİ, KATİL BUSE, GÖNÜL TİCARETİ, NAMUSLA AÇLIK MESELESİ

Tiyatroları: KADIN ERKEKLEŞİNCE, HAZAN BÜLBÜLÜ
2.AHMET RASİM (1864-1932):

*Edebiyatımızda ilk fıkra yazarıdır.

*Türk basınının en sürekli yazan gazetecilerindendir.

*Yazılarında İstanbul olanca canlılığıyla vardır.

*Edebiyatta Batılılaşmaya karşı çıkmış ve Servetifünuncuları eleştirmiştir.

*Şarkılar da yazmış ve bestelemiştir.



Romanları: İLK SEVGİ, GÜZEL ELENİ, HAMAMCI ÜLFET, ZAVALLI NECDET

Hikâyeleri: AFİFE, MEKTEP ARKADAŞIM

Anıları: FALAKA, MUHARRİR-ŞAİR-EDİP, FUHŞ-I ATİK, GECELERİM

Fıkra-Makale: ŞEHİR MEKTUPLARI, EŞKÂL-İ ZAMAN, GÜLÜP AĞLADIKLARIM, MUHARRİR BU YA, CİDD Ü MİZAH, MENAKIB-I İSLAM, TARİH VE MUHARRİR

Gezi: ROMANYA MEKTUPLARI

Söyleşi: RAMAZAN SOHBETLERİ

Monografi: İLK BÜYÜK MUHARRİRLERDEN ŞİNASİ

FECRİATİ EDEBİYATI (1909-1911)

*Servetifünun 1901’de kapatılınca bu sanatçılar bir daha bir araya gelememişler. 1908’e kadar edebiyatta bir fetret devri yaşanmıştır. Bu sessizlik II. Meşrutiyet’in ilanıyla sona ermiştir.

*Edebiyat âşığı gençler bir araya gelerek edebî toplantılar gerçekleştirmişlerdir.

*Fecriati birkaç toplantıyla sınırlı kalmıştır.



*Fecriati beyannameyle (bildiriyle) ortaya çıkmış ilk topluluktur.
FECRİATİ BEYANNAMESİNİ İMZALAYANLAR:

Ahmet Haşim,Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Ali Canip Yöntem, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mehmet Fuat Köprülü, Ahmet Samim, Emin Bülent Serdaroğlu, Emin Lami, Tahsin Nahit, Celal Sahir Erozan, Cemil Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih Devrim, Şehabettin Süleyman, Faik Ali Ozansoy, Fazıl Ahmet Aykaç, Ali Süha, Mehmet Behçet Yazar, Mehmet Rüştü, Müfit Ratip.

*1912 sonlarında dağılan topluluğa önce simgesel olarak Faik Ali Ozansoy, sonra sırasıyla Fazıl Ahmet Aykaç, Hamdullah Suphi ve Celal Sahir Erozan başkanlık etmişlerdir.

* 24 Şubat 1910’da yayımlanan bildirideki ilkeler:

*Edebiyat ciddi ve önemli bir iştir, bunun halka anlatılması lazımdır.

*Edebiyat ve sanatın gelişmesine, ilerlemesine hizmet edilmelidir. (Batı’daki gibi)

*Gençleri bir araya getirmek, seviyeli fikir münakaşalarıyla halkı aydınlatmak, değerli ve önemli yabancı eserleri Türkçeye kazandırmak, Batı’daki benzer topluluklarla temas kurmak, böylece Türk edebiyatını Batı edebiyatına yaklaştırmak, Batı edebiyatını Türk edebiyatına tanıtmak lazımdır.

-Servetifünun'a bir tepki olarak ortaya çıkmasına rağmen, şiir sahasında bu edebiyatın özelliklerini sürdürür.

-Şiirlerinde işledikleri başlıca temalar tabiat ve aşktır.

-Tabiat tasvirleri gerçekten uzak ve sübjektiftir.

-Dil bakımından Servetifünun'un devamıdır. Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalarla dolu, günlük dilden uzak ve kapalı bir şiir dili oluşturmuşlardır.

-Aruz veznini kullanarak serbest müstezat türünü daha da geliştirmişlerdir.

-Fecriaticiler tiyatro ile yakından ilgilenmişlerdir.

-Şiirde özellikle Sembolizmin etkisi söz konusudur. Hikâyede Maupassant, tiyatroda ise Henrich İbsen örnek alınır.

*Onlara göre öncekiler tam anlamıyla Batılı değildir ve edebiyatı boş vakit geçirmek için kullanmıştır.

*Belli bir sanat anlayışında, belli değer ölçüleri etrafında birleşmeyi değil, ferdî hürriyeti ve bunun sonucu olarak da çeşitliliği savunmuşlar.

SANAT ŞAHSİ VE MUHTEREMDİR.”(Sanat kişisel ve saygıdeğerdir.) görüşü onları bir fikirde birleştirmemiş ve topluluk oluşturamadan dağılmışlardır.

Fecriati 1909’da kurulmuş, 31 Mart Olayı yüzünden dağılmıştır. Fecriati, Servetifünun’a karşı çıkmış ama Servetifünun’un devamı olmaktan öteye gidememiştir. Fecriati anlayışını sadece Ahmet Haşim sürdürebilmiştir.

Bu topluluk üyeleri önce Genç Kalemler’le sert tartışmalara girişmiş, sonra da pek çoğu “YENİ LİSAN”ı benimsemiş ve Millî Edebiyat’a katılmıştır. Fecriati 1911’de dağılmıştır.

-Dağılmalarında özellikle Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp'in çıkardıkları Genç Kalemler dergisi etkilidir. Yani Millî Edebiyat hareketinin başlaması Fecriati'yi bitirir.

-Fecriati, Edebiyatıcedide ile Millî Edebiyat arasında bir köprü görevi görür.



AHMET HAŞİM(1884-1933):

*Fecriati’nin önde gelen sanatçısıdır.

*Sembolizmi benimsemiş bir şairdir.

*Şiirlerinde hayale ve musikiye önem vermiştir.

*Millî Edebiyat’ın revaçta olduğu dönemde bile şiir tarzını değiştirmemiştir.

*Şiirde sadece aruzu kullanmıştır.

*Heceyi “köylü vezni” diye küçümsemiş ve hiç kullanmamıştır.

*Serbest müstezadı çok kullanmıştır.

*Önceleri ağır bir dil kullanmış, sonraları sade dille yazmaya gayret etmiştir.

*Şiir hakkındaki görüşlerini Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar adlı yazısında anlatmıştır.

*Ona göre şiirde anlam değil, söyleyiş ve ses güzelliği önemlidir. Şiir sözle musiki arasında sözden ziyade musikiye yakın bir şeydir.

*“Gerçek şiir, nesre çevrilemez.” diyerek şiir ve nesir dilinin farklı olduğunu iddia etmiştir.

*Şiirlerinde aşk ve doğa konuları ağır basar. Şiirlerinde çocukluk anılarından yararlanır.

*Gerçeklerden kaçış; hayale, akşam vakitlerine, yalnızlığa, bezginliğe sığınış onu sembolizme yaklaştırır.

*Nesneleri değil, nesnelerin kendinde bıraktığı izlenimleri anlatması onu empresyonist (izlenimci) bir kişiliğe büründürür.

*Nesirleri anlaşılmaz, şiirleri sadedir.

*Ahmet Haşim’in bazı yazıları deneme sayılır.

Şiirleri: GÖL SAATLERİ, PİYALE

Fıkra-Makale-Sohbet: BİZE GÖRE, GURABAHANE-İ LAKLAKAN

Gezi: FRANKFURT SEYAHATNAMESİ

2.EMİN BÜLENT SERDAROĞLU (1886-1942): Futbolcu ve şairdir. Galatasarayın ilk Türk kaptanıdır. Fecriati Topluluğu kurucuları arasında yer alır. Victor Hugonun “Mavi Gözlü Yunan” şiirine karşılık yazdığı “Kin” şiiri meşhurdur.

*Ahmet Haşim, onun şiiri için “Türk şiirinin üstünden bir kuyruklu yıldız gibi geçti. Ondan ağzımızda tamamlanmamış bir lezzet kaldı.” demiştir.

*Kin ve Hisarlara Karşı adlı eserleriyle Millî Edebiyat Akımı’nın habercisi kabul edilir.

*Sağlığında şiirlerini kitaplaştıramayan Emin Bülend’in manzumeleri, Salih Zeki Aktay tarafından kitaplaştırılmıştır.



MİLLÎ EDEBİYAT (1911-1923)

Milliyetçilik düşüncesi Tanzimat Dönemi’nde başlar, asıl meyvelerini Millî Edebiyat Dönemi’nde verir.

1911’de Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem Selanik’te GENÇ KALEMLER dergisini çıkarmaya başlar. Böylece Millî Edebiyat başlamış olur.

*Sanat toplum içindir.

*Genç Kalemler’de Ömer Seyfettin’in yayımladığı YENİ LİSAN makalesinde şu esaslar vardır:

1.Millî bir edebiyat için millî bir dil lazımdır. En güzeli de İstanbul Türkçesidir.

2.Vezin kesinlikle hece olmalı, mecazlı ve sanatlı söyleyiş terk edilmelidir.

3.Sade dille Türk tarihine ve millî kaynaklara yönelik eserler yazılmalıdır.

4.Halk edebiyatı nazım biçimlerinden yararlanılmalı, Türk milliyetçiliğine önem verilmelidir.

5.Edebiyatta İstanbul’dan çıkmak, Anadolu’ya açılmak lazımdır.

6.Tam ve zengin kafiye yanında yarım kafiye de kullanılmalıdır.

7.Yazı diliyle konuşma dili bir olmalıdır.

8.Arapça ve Farsça tamlamalarla dil bilgisi kuralları kullanılmamalıdır.

9.Dilde karşılığı olan Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmamalıdır.

10.Karşılığı olmayan Arapça ve Farsça sözcükler de halkın söyleyişine göre yazılmalıdır.

*Genç Kalemler’e daha sonra Ziya Gökalp de katılmıştır.

*1917’de Millî Edebiyat taraftarları “ŞAİRLER DERNEĞİ” çatısı altında toplanmıştır. Bu sanatçılar hece ölçüsünü kullanma ve günlük konuşma diliyle yazma noktasında birleşmişlerdir. Bunların çoğu da Fecriaticidir.

MİLLÎ EDEBİYAT’TA ROMAN VE HİKÂYE:

*Bu dönem roman ve hikâyelerinin en belirgin özelliği konuların İstanbul dışından alınmasıdır.

*Sosyal sorunlar, milliyetçilik düşüncesi, sonra da Kurtuluş Savaşı ele alınmıştır.

*Aşk, bu yapıtlarda ağırlıktadır.

*Yazarlar günlük konuşma dilini kullanmaya çalışmışlardır.

*Teknik olarak Batı’ya eşdeğerdir.

*Eserlerde genel olarak gözleme dayalı bir realizm vardır.

MİLLÎ EDEBİYAT’TA ŞİİR:

*Şiirde önceleri aruz ölçüsü kullanılırken daha sonra hece ölçüsü kullanılmıştır.

*Halkın yaşantısı ve ülke sorunları konu edilmiştir.

*Şiirde millîleşme hedeftir ve Halk Edebiyatı nazım biçimleri kullanılmıştır.

*Yarım, tam ve zengin kafiye kullanılmıştır.

*Yurtseverlik, kahramanlık konularının yanında doğa ve yurt güzellikleri de işlenmiştir.

*Ulusal, yerli kaynaklardan yararlanan Millî Edebiyat Dönemi şairleri, romantik söyleyişin dışında şiire yeni bir estetik getiremediler.

*Millî Edebiyat sanatçılarıyla aynı dönemde eserler veren Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Mehmet Akif gibi sanatçılar, aruzla yazmayı sürdürmüştür.

*“Beş Hececiler” adı verilen topluluk, Birinci Dünya Savaşı yıllarında ortaya çıkmıştır. İttihat ve Terakki tarafından, ulusal coşkuyu arttırmaları yönüyle destek ve teşvik görmüşlerdir. *Anadolu’ya romantik bir üslupla yaklaşan bu sanatçılar Cumhuriyet döneminde de şiir yazmayı sürdürmüştür.

MİLLÎ EDEBİYAT’TA TİYATRO

Millî Edebiyat Dönemi’nde tiyatro yeniden canlandı. Darülbedayi(ilk resmî şehir tiyatrosu) tiyatro ve müzik bölümleri ile eğitim vermeye başladı. Burada oynanan eserlerin çoğu vodvil, hafif komedi ve manzum dramdı. Oyunlar zayıf teknikli olmasına rağmen dil ve üslup bakımından başarılıdır.

MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİNDEKİ BAĞIMSIZ HAREKETLER

1.NAYİLER: Halit Fahri Ozansoy, Selahattin Enis, Hakkı Tahsin, Orhan Seyfi, Yakup Salih, Hasan Sait gibi gençlerin destekledikleri bu hareket ulusal edebiyatın oluşmasını “ulusal geçmişe bağlanış”ta görür.

Bu görüşün temelinde, Türk edebiyatının ilk dönemlerine inerek, 13. yy.ın büyük mutasavvıflarından Mevlana Celalettin Rumi ile Yunus Emre’nin şiirlerindeki içten söyleyişi, coşkulu, gizemli havayı şiirlerinde yaşatmak yatar. Şahabettin Süleyman’ın, Sefahat-ı Şiir ve Fikir dergisinde (1914) “Nayiler-Yeni Bir Gençlik Karşısında” başlıklı makalesiyle tanıttığı bu topluluk, düşüncelerini ortaya koyacak yapıtlar veremeden dağılmıştır.



2.NEV-YUNANİLİK (HAVZA EDEBİYATI): Türk edebiyatını temelinden Batılılaştırmak isteyen bir akımdır. Amaçları eski Yunan edebiyatını örnek almaktır. Yahya Kemal’le Yakup Kadri benimsedikleri bu eğilime Eski Akdeniz uygarlığıyla ilgili olduğu için Havza Edebiyatı ya da Nev-Yunanilik(Neo-Klasisizm) adını vermişlerdir. Bu eğilimin örnekleri de Yahya Kemal'in “Sicilya Kızları” ve “Biblos Kadınları” adlı şiirleri ile Yakup Kadri'nin “Siyah Saçlı Yabancı ile Berrak Gözlü Genç Kızın Sözleri” başlıklı yazısı ile sınırlı kalmıştır. Nayilik gibi Nev Yunanilik de dönemini etkileyen bir gelişme göstermemiştir. Şiirimizde tek temsilcisi Salih Zeki Aktay’dır.

MİLLÎ EDEBİYAT SANATÇILARI:

1.ÖMER SEYFETTİN(1884-1920):Genç Kalemler’deki yazılarıyla Millî Edebiyat’ın temellerini atmıştır. Yeni Lisan makalesini yazmıştır.

*Hikâyeciliği meslek edinen ilk sanatçımızdır.

*Realist Türk hikâyeciliğinin yerleşmesinde büyük etkisi olmuştur.

*Hikâyelerinde çok değişik konular işlemiştir.

*Hikâyeleri tezli hikâyelerdir.

*Hikâyelerinde gözlem önemli yer tutar, ruhsal betimleme ve psikolojik tahlillere yer vermez.

*Konularını günlük yaşamdan, tarihten ve çocukluk anılarından almıştır.

*Mekân olarak İzmir, İstanbul, Bulgaristan, Makedonya, Selanik gibi yaşadığı coğrafyaları tercih etmiştir.

*İncelemelerinde Ayın Sin, Tarhan takma adlarını kullanmıştır.

And, Kaşağı, Falaka (çocukluk anıları)

Başını Vermeyen Şehit (Peçevi Tarihi)

Kızıl Elma Neresi (Türk ideali)

Beyaz Lale, Bomba (Balkan Savaşları)

Yüksek Ökçeler, Mahçupluk İmtihanı (mizahi hikâyeler)

Hikâyeleri: HAREM, GİZLİ MABET, BAHAR VE KELEBEKLER, İLK DÜŞEN AK, PERİLİ KÖŞK, DALGA, PEMBE İNCİLİ KAFTAN, FORSA, DİYET, YALNIZ EFE

Romanları: ASHAB-I KEHFİMİZ, EFRUZ BEY, AÇIK HAVA MEKTEBİ

İnceleme: YARINKİ TURAN DEVLETİ, TÜRKLÜK ÜLKÜSÜ, TÜRKLÜK MEFKÛRESİ

*Ömer Seyfettin’in şiirleri de vardır. (Fevziye Abdullah Tansel derlemiştir.)



2.ALİ CANİP YÖNTEM (1887-1967):Yazdığı metin ve makalelerde Millî Edebiyat anlayışını savunmuştur. Önceleri Servetifünun tarzı şiirler yazmış, sonra aruzla ve sade dille, daha sonra da heceyle şiirler yazmıştır.

*Şiir anlayışı olarak Muallim Naci ve Tevfik Fikret’ten etkilenmiştir.

*Şiirlerinde aşk, doğa sevgisi, ayrılık gibi bireysel temalar işlemiştir.

*Fecriati’den Millî Edebiyat’a geçmiştir.

*Sade dille ve aruzla yazdığı şiirleri “GEÇTİĞİM YOLda toplamıştır.

*Halk nazım biçimleri yerine Batı nazım biçimlerini denemiştir.



Eserleri:

MİLLÎ EDEBİYAT MESELELERİ VE CENAP BEY’LE MÜNAKAŞALARIM (makale), NAİMA TARİHİ, EPOPE, TÜRK EDEBİYATI ANTOLOJİSİ, ÖMER SEYFETTİN VE HAYATI, EDEBİYAT(ders kitabı)

3.ZİYA GÖKALP (1876-1924): Fikir yönü ağırdır. Türkçülük fikrini felsefi yönleriyle ele almış ve sağlam temellere oturtmuştur.

*Hecenin benimsenip gelişmesinde büyük rol oynamıştır.

*Şiirlerinde ikili(mesnevi), koşma ve sone nazım biçimlerini kullanmıştır.

*Toplumsal ve siyasal sayısız makale yazmıştır. (Kendisi aynı zamanda sosyologdur.)

*Düşüncelerini Emile Durkheim’in “Dayanışmacılık Teorisi” etrafında şekillendirmiştir.

*Didaktik şiirler de yazmıştır.



Şiirleri: KIZIL ELMA, ALTIN IŞIK, YENİ HAYAT

İnceleme: TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASLARI, “TÜRKLEŞMEK-İSLAMLAŞMAK-MUASIRLAŞMAK”,

TÜRK TÖRESİ, TÜRK MEDENİYET TARİHİ, DOĞRU YOL

Mektup: MALTA MEKTUPLARI

*Yazılarını Türk Yurdu ve Yeni Mecmua’da yayımlamıştır.



4.MEHMET EMİN YURDAKUL (1869-1944):

*“Türk Şairi”, “Millî Şair” sıfatlarıyla anılır.

*“Cenge Giderkenşiiriyle adını duyurmuştur. Türkçülüğü sanat ideali hâline getirmiştir ve bu yönüyle Millî Edebiyatçıların hepsini etkilemiştir.

*Bir yönden bu dönem içinde bağımsız sayılır çünkü diğerleriyle birlikte hiçbir çalışması olmamış, onların örnek aldığı bir kişi olmuştur.

*Şiirlerinde heceyi kullanmıştır fakat başarısızdır. Klasik heceler dışında heceler denemiştir.(20’li hece gibi) Serbest müstezat biçimini kullanmıştır.

*Şiiri nesre yaklaştırmak istemiştir.

*Konularını toplum dertlerinden, sosyal-epik hayat sahnelerinden almış; uyarıcı ve öğretici şiirler yazmıştır. Dili yalındır.



Şiirleri: TÜRKÇE ŞİİRLER, EY TÜRK UYAN, TÜRK SAZI, TAN SESLERİ, ZAFER YOLUNDA, ORDUNUN DESTANI, İSYAN VE DUA, TURAN’A DOĞRU, AYDIN KIZLARI, MUSTAFA KEMAL, ANKARA, DİCLE ÖNÜNDE…

Nesirleri: TÜRK’ÜN HUKUKU, FAZİLET VE ASALET, DANTE’YE, KRAL CORC’A…

5.YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU(1889-1971): Fecriati’den Millî Edebiyat’a geçmiştir. Millî Ed. ve Cumhuriyet döneminin en önemli yazarlarındandır.

*En başarılı olduğu alan romandır. Sanat toplum içindir anlayışına sahiptir.

*Gözleme dayalı güçlü realizme sahiptir. Akıcı ve özgün bir üslubu var.

*Tarih ve toplum olaylarından her birini bir romana konu edinmiştir. Tanzimat’tan Atatürk Türkiye’sine kadar olan sosyal değişim ve bunalımları anlatmıştır.

*Edebiyatımızda nehir roman anlayışına uygun romanlar yazmıştır.

*Eserlerinde kişiliğini gizlemez.



Romanları: KİRALIK KONAK, NUR BABA, HÜKÜM GECESİ, SODOM VE GOMORE, YABAN, ANKARA, PANORAMA, BİR SÜRGÜN, HEP O ŞARKI

Hikâyeleri: BİR SERENCAM, MİLLÎ SAVAŞ HİKÂYELERİ, RAHMET

Anıları: ANAMIN KİTABI, ZORAKİ DİPLOMAT, POLİTİKADA 45 YIL, GENÇLİK VE EDEBİYAT HATIRALARI, VATAN YOLUNDA

Mensur Şiirleri: OKUN UCUNDAN, ERENLERİN BAĞINDAN

Tiyatroları: NİRVANA, VEDA, SAĞANAK, MAĞARA

Monografi: AHMET HAŞİM, ATATÜRK

Makale: ERGENEKON, KADINLIK VE KADINLARIMIZ

**İZMİR’DEN BURSA’YA: Yunanlıların yaptığı zulmü yerinde tespit etmek üzere görevlendirilen Yakup Kadri, Halide Edip, Falih Rıfkı ve Mehmet Asım tarafından ortak yazılmış hikâye, mektup ve incelemelerden oluşan bir eserdir.

6. HALİDE EDİP ADIVAR(1884-1964) : Millî Edebiyat ve Cumhuriyet dönemi edebiyatının ünlü yazarlarındandır. 1920’li yıllarda Kurtuluş Savaşı’nda görev almıştır.

*Sultanahmet ve Fatih mitinglerinde yaptığı konuşmalar ünlüdür.

*Romanlarında gözlem sağlam, betimleme güçlüdür ancak dil savruk ve özensizdir. Sade bir Türkçesi vardır.

*Romancılığı üç dönemde incelenir:



a.İlk Dönem: Bireysel duygular ve kadın sorunları (Seviye Talip, Handan)

b.İkinci Dönem: Realist anlayışla Kurtuluş Savaşı döneminin sosyal olayları, Millî Mücadele ruhu (Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye)

c.Son Dönem: Gelenek ve göreneklerin yön verdiği yaşam(Sinekli Bakkal, Tatarcık)

Romanları: SEVİYE TALİP, HANDAN, RAİK’İN ANNESİ, YENİ TURAN, MEVUD HÜKÜM, ZEYNO’NUN OĞLU, KALP AĞRISI, ATEŞTEN GÖMLEK, VURUN KAHPEYE, SONSUZ PANAYIR, TATARCIK, YOLPALAS CİNAYETİ, SİNEKLİ BAKKAL, DÖNER AYNA, AKİLE HANIM SOKAĞI

Hikâyeleri: DAĞA ÇIKAN KURT, KUBBEDE KALAN HOŞ SEDA

Mensur Şiir: HARAP MABETLER

Tiyatro: KENAN ÇOBANLARI, MASKE VE RUH

Anı: MOR SALKIMLI EV, TÜRK’ÜN ATEŞLE İMTİHANI

İnceleme: İNGİLİZ EDEBİYATI TARİHİ, TÜRKİYE’DE ŞARK, GARP VE AMERİKAN TESİRLERİ

**İZMİR’DEN BURSA’YA: Yunanlıların yaptığı zulmü yerinde tespit etmek üzere görevlendirilen Yakup Kadri, Halide Edip, Falih Rıfkı ve Mehmet Asım tarafından ortak yazılmış hikâye, mektup ve incelemelerden oluşan bir eserdir.

7. REŞAT NURİ GÜNTEKİN(1889-1956): Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonrasında başlamıştır. 20. yy. Türk edebiyatının en büyük romancılarındandır.

*Edebiyatımızda memleket konusunu işleyen en önemli yazarımızdır.

*Eserlerinde Anadolu insanın her türlüsüne yer vermiş ve onları gerçek yönleriyle tanıtmıştır. (Öğretmen olarak Anadolu’yu dolaşmıştır.)

*Yeni Lisan ve Millî Edebiyat hareketinin en başarılı isimlerindendir.

*Roman, öykü, gezi ve tiyatro türlerinde eserleri vardır.

*Hikâye ve tiyatroda Mehmet Ferit, Hayrettin Rüştü takma adlarını kullanmıştır.

*Eserlerinde hem romantik hem realist özellikler görülür.

*İlk romanı HARABELER ÇİÇEĞİ’dir.



Romanları: ÇALI KUŞU, DAMGA, ACIMAK, YAPRAK DÖKÜMÜ, YEŞİL GECE, AKŞAM GÜNEŞİ, BİR KADIN DÜŞMANI, GİZLİ EL, DUDAKTAN KALBE, KIZILCIK DALLARI, ESKİ HASTALIK, MİSKİNLER TEKKESİ, DEĞİRMEN, KAVAK YELLERİ, SON SIĞINAK, KAN DAVASI, ATEŞ GECESİ, GÖKYÜZÜ

Hikâyeleri: TANRI MİSAFİRİ, OLAĞAN İŞLER, SÖNMÜŞ YILDIZLAR, LEYLA İLE MECNUN, ESKİ AHBAP

Tiyatro: BALIKESİR MUHASEBECİSİ, TANRIDAĞI ZİYAFETİ, TAŞ PARÇASI, HÜLLECİ, ESKİ ŞARKI

Gezi: ANADOLU NOTLARI


Yüklə 391,03 Kb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   24




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə