Devlet kýtaplari üÇÜNCÜ baski



Yüklə 25.89 Kb.

səhifə16/72
tarix25.07.2018
ölçüsü25.89 Kb.
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   ...   72

41
Hegel (1770-1831)
diyalektik
tez, antitez ve sentezdir
Hegel doğru bilgiye ancak mantık ile ulaşılabileceğini söyler. Ona göre
deneye hiç başvurmadan sırf düşünceyle kesin bilgiye ulaşılabilir. O, her akla
uygun olanın gerçek olduğunu, gerçek olanın da akla uygun olduğunu belirtir.
Duyu organları kesin, genel geçer bilgiyi veremeyeceğinden ancak kavramlar
üzerinde düşünerek kesin bilgi sağlanır. Bunun için o, felsefeyi; nesnelerin
düşünceyle görünmesi olarak belirtir.
Hegel felsefesinin merkezinde oluş ve gelişme kavramı bulunur. Hegel'in
felsefedeki önemi İlk Çağ filozoflarından olan Herakleitos'ta görülen diyalektik
yöntemi geliştirmesindeki katkısıdır. Ona göre ruh (düşünce) ve evren (madde)
sürekli değişim içindedir. Her şey üç aşamalı bir gelişme süreci içinde oluşur. Buna
adı verilir. Diyalektikte bulunan bu aşamalar
.
Hegel'e göre diyalektik, varlığı meydana getiren yasadır. Örneğin; çiçek (tez
aşaması), çiçeğin yok olması (antitez aşaması), meyve (sentez aşaması). Yani
diyalektik süreçte çiçeğin meyveye dönüşebilmesi için kendi varlık hâlini yokluk
hâline dönüştürerek bir değişim ve oluş gerçekleştirmesi söz konusudur. Kısacası
diyalektik süreçte varlık tez, yokluk antitez, oluş da sentezdir.
KONTROL TABLOSU
X
Bilgiyi açığa çıkarmada karşılıklı konuşma
yöntemini kullanır.
Asıl bilgi idealar dünyasına aittir.
Gerçekten var olanlar tekil olanlardır.
Bilginin duyu, akıl ve nazar kaynakları
vardır.
Düş gücünden elde edilen bilgiler karanlık ve
karmaşıktır.
Her şey üç aşamada diyalektik süreç içinde
olur.
Bilgilerimiz doğuştan gelir.
F LOZOFLARIN F K RLER
İ
İ İ
İ
Sokrates
Platon Aristoteles Farabi Descartes Hegel
X
Hegel ile ilgili sorular


42
Uygulayalım-3
1. Aşağıdaki görüşleri verilen filozoflar öğretmen tarafından açıklanır. Öğrenciler öğretmen
anlatırken merak ettiklerini öğretmene sormazlar. Bunun yerine filozofun yanında bulunan
alana yazarlar.
2. Ders sonunda yazdıkları soruları sırayla okurlar. Bu sorulara diğer öğrenciler cevap verirler.
Cevaplanmayan sorular öğretmen tarafından cevaplanır.
3. Metinden yola çıkarak metnin sonundaki kontrol tablosunda verilen fikirleri ilgili filozof
kutucuğuna işaretleyiniz.
Bilgilerimizin duyu ve algıdan geldiğini, deneyden türediğini ve doğuştan aklımızda hiçbir bilginin
bulunmadığını ileri süren bilgi öğretisidir.
Empirizmin kökleri İlk Çağda Sokrates öncesi filozoflara kadar uzanır. Hatta en yalın biçimini İlk Çağ ahlak
filozoflarından olan Epiküros ve Gassendi'de görürüz. Epiküros'a göre bütün bilgilerimizin ilk kaynağı duyudur.
Duyulardan kuşku duymamalıyız. “Mühür, balmumuna nasıl kendi izini bırakıyorsa eşya da belli izler bırakır.”
diyerek görüşlerini temellendirmeye çalışır. En önemli temsilcileri İngiliz doğa filozofları olan John Locke(Con
Lok) ve David Hume (Deyvit Hüym)'dur.
J. Locke'a göre zihinde doğuştan hiçbir düşünce bulunmamaktadır. O,
bilgilerin deneyden ve alışkanlıklardan geldiğini savunur. Ona göre, “Bilgiler
doğuştan olsaydı cahil ya da budala dediğimiz kişinin de akıl ilkelerini, matematik
kavramları biliyor olması gerekirdi. Oysa gerçek böyle değildir.” Diyerek
rasyonalist filozofları eleştirir.
J. Locke göre “İnsan zihni dünyaya boş bir levha (tabula rasa) olarak gelir.”
ve deneylerimiz zaman içinde bu boş levhayı doldurur. O, bilgiyi oluşturan iki
çeşit deneyin olduğunu söyler. Bunlar:
Dış deney, dış
dünyayı duyularla tanımamızı sağlar. Yani nesnelerin renk, ses, sıcaklık, soğukluk,
sertlik gibi niteliklerini verir. İç deney ise, zihnin çeşitli işlemlerini bize bildirir.
Şöyle ki, dışarıdan gelen duyular aracılığıyla zihin kendiliğinden işlemeye başlar.
Yani pasif iken aktif hâle gelir. Bu aktiflik hâlinde de algılamak, bilmek,
sınıflamak, düşünmek, şüphe etmek gibi etkinlikler ortaya çıkar. İşte iç deney bu
etkinliklerin farkına varmaktır. Locke'a göre bütün bilgi ve düşüncelerimiz bu iki
kaynaktan elde edilir. Felsefede de kaynağı deney olan bilgilere
(deney sonrası) bilgiler denir. Locke'a göre her türlü bilgi a posterioridir.
D. Hume, J. Locke'un dış deney ve iç deney düşüncesini reddeder, bütün
bilgilerimizin yalnız dış deneyden geldiğini savunur.
D. Hume, zihnimizde bulunanları izlenimler ve fikirler (düşünceler) olarak
ikiye ayırır: İzlenimler (impressions) canlı duyumlardır. Görürken, işitirken,
severken ya da nefret ederken hissettiklerimiz bu gruba girer.
Fikirler (ideas) izlenimlerin, duyumların canlılığını kaybetmiş
kopyalarıdır. Bunun bilincine ancak herhangi bir izlenime yönelip onun üzerinde
durduğumuzda varırız.
D. Hume, rasyonalistlerin a priori (deney öncesi, doğuştan) olarak kabul
ettikleri nedensellik ilkesini eleştirir ve onu alışkanlık ile açıklar.
Çünkü insan, olayları göre göre alışkanlık edinir, onların her
zaman aynı şekilde olacağını düşünür. Aslında bu olaylar arasında
zorunlu bir ilgi yoktur. Bu görüşe
denir.
John Locke (1632-1704)
dış deney ve iç deney.
a posteriori
David Hume (1711-1776)
indeterminizm
b. Empirizm (Deneycilik)
İndeterminizm: Nedensellik yasasına bağlı
olmayan, bir nedene bağlanmayan olay ve
durumların da bulunduğunu öne süren görüş.
Bilgi Notu
Felsefe
Hegel ile ilgili sorular
J. Locke  ile ilgili sorular
D. Hume  ile ilgili sorular




Dostları ilə paylaş:
1   ...   12   13   14   15   16   17   18   19   ...   72


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə