Devlet kýtaplari üÇÜNCÜ baski



Yüklə 25.89 Kb.

səhifə17/72
tarix25.07.2018
ölçüsü25.89 Kb.
1   ...   13   14   15   16   17   18   19   20   ...   72

Empirizmin bir biçimi de Condillac'ın (Kondiyak) ileriye sürdüğü
'dir. Sensüalizme göre bütün
bilgilerimiz duyumdan gelir. Duyu organlarının bildirdiklerinin dışında hiçbir bilgimiz yoktur.
sensüalizm
43
KONTROL TABLOSU
J.Locke
D.Hume            Condillac
F LOZOFLARIN F K RLER
İ
İ İ
İ
Bilgiler iç ve dış deneyden gelir.
Bilgiler a posteriori (deneyden sonra) dir.
Nedensellik ilkesini alışkanlıkla açıklar.
İnsan zihni boş ir levha gibi dünyaya gelir.
Bilgilerimizin temelinde duyumlar vardır.
Bilgiler sadece dış deneyden oluşur.
Acaba insanlar sadece gözleriyle, kulaklarıyla veya elleriyle bir şeyler öğrenselerdi neleri
bilebilirlerdi? Düşündüklerinizi ifade ediniz.
Düşünelim Sorgulayalım
1. Aşağıdaki metni inceleyerek metin sonunda verilen eşleştirme tablosundaki sorular ile
cevapları eşleştiriniz.
2. Cevaplardan biri iki defa kullanılmıştır, bu cevabı bularak tablonun altındaki alana yazınız.
c. Kritisizm (Eleştiricilik)
Immanuel Kant
Kritisizmin kurucusu ve savunucusu Alman filozofu
(1724-1804)'tır. O, hem rasyonalizmin hem de empirizmin bilgi anlayışlarını
eleştirir. Bundan dolayı felsefesine de kritisizm (eleştiricilik) adını verir.
Kant, felsefede rasyonalist ve empirist anlayışların sentezini yaparken
kritisizm dogmatik ve septik düşünürlerin görüşlerini uzlaştırmaya çalışır.
Kant'a göre, “Bilgimiz deneyle başlar ama deneyden doğmaz.” Bilginin
meydana gelebilmesi için deney kadar zihne de ihtiyaç vardır. Yani Kant'ın
deyimiyle “Görü olmadan kavramlar boş, kavramlar olmadan görüler kördür.”
Bilginin ham maddesi duyular aracılığıyla gelir. Bu ham madde zihnin a priori
yani deneyden gelmeyen kategorileri içine girer. Bu kategorilerde form (şekil)
Uygulayalım-4


44
alarak akıl ilkeleri ile işlenir ve böylece bilgi meydana gelir. İşte biz nesneleri, olayları, dünyayı her insanda ortak
olan bu kategorilere göre biliriz. Bu şekilde oluşan bilgimiz zorunludur, kesindir ve genel geçerdir.
İnsanların edindiği bilgiler, ne dogmatiklerin ileri sürdüğü gibi mutlak ne de septiklerin iddia ettikleri gibi
doğruluk ve kesinlikten uzaktır. Biz nesneleri, olayları, dünyayı zihnimizin kategorilerine göre biliriz. Bunlar da
zorunlu, kesin ve genel geçerdir. Öyleyse bilinen bu bilgiler neyin bilgisidir? Ona göre bunlar fenomenal sahanın
bilgisidir. Yani duyularla algılanabilen varlıkların bilgisidir. Fakat numen alanın bilgisini edinemeyiz. Çünkü numen
alanı zihnin kategorilerine göre biçimlenmemiştir ve özü gereği gerçeği bilinmez. Örneğin; tanrı, ruh, ölümsüzlük
gibi. Numen alanına ancak insanın içindeki ahlak yasasından hareketle ulaşılabilir.
Entüisyonizm(sezgicilik), doğru ve kesin bilginin sezgi yoluyla elde edilebileceğini savunan felsefi akımdır.
Sezgici filozoflar, sezgiyi duyudan ve akıldan farklı olarak insanda var olan özel bir bilgi yetisi olarak belirtirler.
Sezgi; bütünü bir bakışta kavrayıp sezgilerle keşfetmedir. Entüisyonist filozoflar Gazali ve H.Bergson'dur.
Sezgici anlayışı Bergson'dan yüzyıllar önce Gazali'nin felsefesinde görürüz. Gazali, felsefeye şüpheyle
başlar. Ona göre bilginin amacı mutlak hakikate ulaşmaktır. Bu hakikati bize ne duyularımız ne de aklımız
kazandırabilir. Çünkü duyular aldatıcı ve aklımız ise çelişkili yargılar verebildiğinden yanıltıcıdır. Bunun için
mutlak bilgiye yalnız iman (inanç) ile ulaşabiliriz. İman da kaynak olarak kalpten beslenir. Öyleyse mutlak bilgi
Tanrı'da var olduğuna göre bu bilgiye yalnız kalp gözü ile ulaşabiliriz. Kalp gözü ile kavramak sezgi ile kavramak
demektir.
Kalp gözünün açılması için insan kalbini temizlemeli, onu çeşitli arzu ve isteklerin baskısından kurtarmalıdır.
Kalp gözü açılan insan dış dünyayı ve metafizik sahayı bilir.
Bergson sezgiyi zekâdan ayırır ve onun içgüdüden doğduğunu söyler. Sezgi ile zekâ birbirleriyle karşıt
durumdadırlar. Zekâ; statik, hareketsiz bir varlık olan maddeyi bilebilir ama dinamik, canlı ve değişken olan hayatı
bilemez. Çünkü hayat zaman içinde kavranabilir. Zaman ise mekân gibi ölçülüp hesap edilecek nitelikte değildir. O,
bir değişme, bir oluş ve bir süredir. Öyleyse zaman ve mekân karşıtlığı aynı anda madde ve hayat karşıtlığını da ifade
eder.
Maddeyi hareketsiz bir varlık oluşu nedeniyle zekâ araştırır ve buradan doğa bilimleri oluşur. Fakat gerçekte
var olan hareketsiz madde değil hayattır. Hayat ise değişmeyi, eylemi ve yaratmayı ifade eder. Sürekli bir oluş ve
hayat atılımı (elan vital) olan akışın bilgisini sezgi elde eder.
ç. Entüisyonizm (Sezgicilik)
Gazali (1058-1111)
Henri Bergson (1859-1941)
SORULAR


Mutlak bilgi Tanrı'dadır. Buna da kalp gözü ile ulaşabiliriz.
diyen filozof kimdir?
Sezginin zek  dan ayrı olduğunu ve içgüdüden doğduğunu
söyleyen filozof kimdir?
â


Doğru bilgi sezgi yoluyla elde edilir. diyen görüş hangisidir?
Bilginin hem akıl hem deneyden geldiğini savunan filozof
kimdir?
Rasyonalizmi ve empirizmi eleştiren felsefi akım nedir?


Bilgi zihin kategorilerince işlenir. diyen filozof kimdir?
Bergson
Kant
Kritisizm
Entüisyonizm
Gazali
CEVAPLAR
İki defa kullanılan cevap: .............................
EŞLEŞTİRME TABLOSU


d. Pozitivizm (Olguculuk)
Auguste Comte (1798-1857)
Pozitivizm, araştırma alanı olarak sadece olguları görür, bilgi kaynağı olarak onları kabul eder. Olguların
dışında olan, yani deneye girmeyen her şeyi metafizik olarak niteler. Pozitivizmin kurucusu ve en önemli temsilcisi
Auguste Comte (Ogüst Kont)'dur.
Comte'un felsefede çıkış noktası, duyularımızın sağladığı bilgidir, olguların bilgisidir. Biz yalnız duyuların
sağladığı olguların bilgisini elde edebiliriz. Bunun için olguların arkasında olanlarla uğraşmamalıyız. Kant,
fenomen sahadakilerin bilinebileceğini savunduğu gibi Comte da olgusal olanların bilinebileceğini ileri sürer.
Öyleyse olgulara dayanmayan, deneyle doğrulanamayan her tür bilgi anlamsızdır.
Comte'a göre insan pozitif bir çağda yaşamaktadır. İnsan bu çağa uzun bir tarihsel sürecin sonucunda
ulaşmıştır. Bu süreci Comte, üç hâl yasası dediği bir yasa ile açıklamaya çalışır. Bunlar; teolojik dönem, metafizik
dönem, pozitif dönemdir. Aşağıdaki tabloda bu aşamalar ve özellikleri gösterilmektedir.
45
Uygulayalım-5
Metinden hareketle metnin sonundaki kontrol tablosunda verilen fikirleri ilgili filozof
kutucuğuna işaretleyiniz.
e. Analitik (Çözümleyici) Felsefe
Analitik felsefecilere göre felsefe alanında varlık, değer, tanrı gibi doğruluğu test edilemeyen metafizik
görüşlere yer verilmemelidir. Onlara göre doğru bilgi test edilebilen yani doğrulanabilen bilgidir. Bunun için
bilimsel olanla metafizik olanı birbirinden ayırmaya özen gösterirler. Felsefenin görevi düşünsel bir etkinlik
olmaktan çok dildeki kavramları çözümlemek olmalıdır. Bunu gerçekleştirirken de sembolik mantık dili
kullanılmıştır.
Analitik felsefenin en önemli temsilcisi Ludwig Wittgenstein (Ludvig Vitgenştayn)'dır.
1. TEOLOJİK
DÖNEM
2. METAFİZİK
DÖNEM
3. POZİTİF
DÖNEM
Evren, Dünya ve
Olayların Açıklanış
Biçimi
Ortaya
ÇıkanÜrün
Devam Ettiği Süre,
Dönem
Tanrısal
kuvvetlerle
Din
Orta Çağın sonuna
kadar sürer.
Ruh, töz, kuvvet
gibi metafizik
ögelerle
Felsefe
1789 Fransız
İhtilali’ne kadar
sürer.
Doğa yasalarıyla
Bilim
1789 Fransız İhtilali’nden
başlayıp günümüzde de
devam eder.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   13   14   15   16   17   18   19   20   ...   72


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə