Devlet kýtaplari üÇÜNCÜ baski



Yüklə 25.89 Kb.

səhifə36/72
tarix25.07.2018
ölçüsü25.89 Kb.
1   ...   32   33   34   35   36   37   38   39   ...   72

Hazcılığa göre temele konulan ilke hazdır ve bu haz bireysel olarak ortaya çıkar. Kişiden kişiye farklılık
arz eder, bundan dolayı sadece o kişinin eylemleri için geçerlidir ve evrensel bir nitelik taşımaktan
uzaktır
Egoizmin en önemli temsilcisi olan Hobbes'a göre insan eylemlerinin biricik ve temel amacı hayatın
korunması ve sürdürülebilmesidir. Kişinin yöneldiği ne olursa olsun, ona iyi veya kötü diyen, kişinin
kendisidir. Bu tam bir ahlaki sübjektivizmdir.
Anarşizme göre insan özü itibarı ile iyidir, bu durumun devamı için insanın özgürlüğü en önemli şarttır.
Bu özgürlüğün engellenişi bir baskı hâli ortaya çıkarır ki bu insanın doğasını bozar. Bu yüzden her türlü
kurala uygun davranmak gerekir.
Nietzsche, varolan değerleri olduğu gibi bir kenara bırakıp yeni değerler yaratılmasının gerekliliğini
savunur. Bu durumu gören insan için artık değerler hazır olarak bulunan şeyler değil, hep yeniden
yaratılması gereken şeylerdir.
Nietzsche'ye göre üstün insan kendi değerini kendisi yaratan, kendi ahlakını kendisi oluşturan insandır.
Bu durum evrensel bir ahlak yasasının var olduğu anlamına gelir.
Ahlaki noktada da davranışları bir güç tarafından belirlenmemiş olan insan, Sartre'a göre kendi
değerlerini oluşturabilecek güce sahiptir.
Sartre'a göre insana öz veren Tanrı, insanın kaderini çizmiştir. Bu yüzdem insan artık değişmez bir
hâlde olup özü belirlenmiştir.
86
101
Evrensel ahlak yasasının varlığının kabul edilmesinden kastedilen, bütün insanların davranışlarında temel
alabilecekleri ortak bir ilkenin var olduğudur. Bu görüş, davranışlarımızı, vicdanımızın hareketini,
değerlendirmesini belirleyen ahlak yasasının varlığını ileri süren bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın temel soruları,
“Evrensel ahlak yasasının temeli nedir? Evrensel ahlak yasası nasıl oluşur?” vb. dir.
Sübjektif özelliklere dayalı evrensel ahlak anlayışı:
Objektif özelliklere dayalı evrensel ahlak anlayışı:
Sübjektif özelliklere dayalı olarak ahlakı
temellendiren filozoflara göre evrensel bir ahlak yasası vardır. Bu yasalar da insana bağlı birtakım özelliklerle ortaya
çıkar, insanın doğası ile ilgili olarak insan tarafından belirlenir. Ahlak yasalarını belirleyen insan yaşamı ve
doğasıdır.
Bu anlayışa göre evrensel olan ahlak kişiden ve
kişisel özelliklerden bağımsız olarak vardır. Bu ahlak yasası insanın dışındadır ve bu yasa insanın karşısına
zorlayıcı ilke olarak, bazen de bir buyruk olarak çıkar. Evrensel ahlak yasasının temeli insanın belli bir yetisinde
değil de evrensel, düşünsel düzeyde ararlar. Ahlak yasalarını belirleyen insan yaşamı ve doğası değil , insan
yaşamını belirleyen evrensel ahlak yasalarıdır.
Uygulayalım-2
Aşağıdaki metinleri okuyarak, kontrol tablosundaki boşlukları doldurunuz.
2. Evrensel Ahlak Yasasının Varlığını Kabul Edenler
DOĞRU-YANLIŞ TABLOSU


Faydacı ahlak (utilitarizm):
Bentham
J.S.Mill
Sezgici ahlak:
H.Bergson’a,
Sokrates
Platon:
Bu görüşe göre “fayda” davranışlarımızın temel ilkesidir. Bu ilke
“olabildiğince çok insanın, olabildiğince çok mutluluğu" biçiminde dile getirilir. Söz konusu olan ilke toplumdan
bağımsız ele alınamayacağı için evrensel bir ahlak yasası sayılır. Bu görüş J. Bentham ve J.S. Mill tarafından
savunulur.
, insanın eylemlerinde amacın mutluluk olduğunu ve bu mutluluğun artırılmasının gerektiğini
savunur. Çünkü Bentham'a göre insanın doğasında acıdan kaçıp, hazza yaklaşmak isteyen bir yapı vardır. Haz bize
mutluluğu sağlar iken, acı bu mutluluğa engel olur. Ama buradaki haz toplumun faydası ön planda düşünülerek
seçildiğinde bizi mutluluğa ulaştırır ki bu, ahlaki eylemin temelinde yer alması gereken bir şeydir. Buna göre kişi
mutluluğa kendi başına ulaşamaz, ancak toplum içerisinde ve toplumsal yarar çerçevesinde gerçekleşebileceği iddia
edilir.
'e göre, mutluluk yarar ile elde edilebilir. Bu sebeple yarar, arzu edilir tek amaçtır. Yararcılığa göre
ahlaklı yaşam; bireysel ve sosyal mutluluk sanatı olarak anlaşılır. Mill'in amacı bireyin çıkarını kamusal yarar ve
toplumun genel mutluluğu ile bağdaştırabilmektir. Bütün diğer şeyler, söz konusu amaca ulaşmak için araç
olabilirler. Söz konusu olan noktada birey ve toplumsal fayda çakıştığında J.S.Mill, toplumsal faydanın seçilmesi
gerekliliğini savunur.
Evrensel ahlak yasasını kabul eden
göre hayat sürekli akış hali içerisindedir.
Akıl bunu kavramaktan aciz olup bu durumun kavranmasında tek doğru kaynak sezgidir. Ahlak için de aynı durum
söz konusudur. Bu akış hâlinde nasıl davranacağımızın bir kuralı olmadığından iyi ve kötünün ne olduğunu
sezgilerimizle bilebiliriz. Sezgilerimizle ortaya çıkan ahlak, özgürleştirici ahlaktır. Sezgide kural yoktur, örnekler
vardır. Geçmişten gelen birçok erdemli insan bizler için örnek teşkil eder. Sezginin insana ait bir özellik olması bütün
insanlarda aynı davranışın ortaya çıkmasına sebep olur.
Bergson'a göre ahlak, topluma ve sezgiye dayalı olarak ikiye ayrılır. Topluma dayalı olan ahlak kapalı
ahlaktır. Kapalı ahlak toplumsal alışkanlıkları, töreleri, yasaları sürdürmeyi amaçlayan, kendi içine kapalı olan
ahlaktır. Bu özellikleriyle kapalı ahlak; toplumu aşamayan bir ahlak olmasından ötürü evrensel bir nitelik
kazanamaz. Sezgiye dayalı olan ahlak ise açık ahlaktır. Çünkü bu ahlak hareket temelini insanda bulan ve kendisini
toplumla sınırlamayan ahlaktır. Bu insanı kendisini geliştirmesine, özgürleşmesine yöneltir, ahlakı evrensel bir
niteliğe ulaştırır.
: İlk ahlak filozofu olarak da tanınan Sokrates, insanın her şeyin ölçüsü olduğunu savunan sofistlerle
aynı dönemde yaşamıştır. Her şeyin kişiden kişiye değişen bir yapıda olduğunu (rölativizm) savunan Sofistlerin bu
görüşü, toplumdaki bütün değerlerin reddini gerektiriyordu. Bu durumu Sokrates, durum ahlakı olarak görülüp
şiddetle karşı çıkmıştır. Çünkü Sokrates'e göre kişiler, durumlar değişmiş olsa da değerler, yasalar değişmez, çünkü
değerler, yasalar kişilerden bağımsızdırlar.
Sokrates e göre davranışlardaki amaç mutluluktur. Bu mutluluğu insana kazandıracak her türlü katkıda
bulunan değer, eylemler “erdem”in kapsamına girer. Bu haliyle erdem bilgidir. Bu özelliğiyle erdem diğer bilgi
türlerinden ayrılır, diğer bilgi türleri insanı mutluluğa ulaştıramaz iken erdem insanın kendisini bilmesi ile ortaya
çıkan, yaşamı iyi bir yaşam haline getirip, mutlu kılan bilgidir. Bu yüzden Sokrates sık sık “kendini bil” sözünü
tekrarlar. Zira kişi kendisini tanımadıkça, kendisi için neyin iyi, neyin kötü, neyin yararlı, neyin zararlı olduğunu
bilemez. Kişi yeteneklerini, yaşamın amacını bilirse eğer, bu bilgiye uygun olarak akıllıca davranıp, mutluluk
amacına ulaşabilir. Buna göre bilgi bizim seçimimizi, davranışımızın temelini oluşturur. Bu sebeple de hiç kimse
bilerek kötülük işlemez, çünkü her türlü kötülüğün nedeni, günahkâr bir irade değil, bilgi eksikliğidir.
Evrensel ahlak yasasını kabul eden Platon, varlık ve bilgiyi olduğu gibi, ahlak anlayışını da idealar
âlemi anlayışıyla temellendirmiştir. Çünkü idealar, Platon için insanın ahlaksal eylemlerinin amacıdır.
102




Dostları ilə paylaş:
1   ...   32   33   34   35   36   37   38   39   ...   72


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə