Devlet kýtaplari üÇÜNCÜ baski



Yüklə 25,89 Kb.

səhifə38/72
tarix25.07.2018
ölçüsü25,89 Kb.
1   ...   34   35   36   37   38   39   40   41   ...   72

Kant'a Göre Davranışlarımızı Belirleyen Buyruklar
Koşullu Buyruk                                 Koşulsuz (Zorunlu) Buyruk
(Kategorik İmperatif)
(Hipotetik İmperatif)
“Arkadaşların tarafından
sevilmek istiyorsan yalan
söyleme” buyruğu buna
örnek olabilir.
Bu buyruk
içerisinde, kişinin arkadaşları
tarafından sevilmek gibi bir
i s t e ğ i
y o k s a ,
y a l a n
söyleyebilir gibi bir anlam
b a r ı n d ı r ı r. A r k a d a ş l a r ı
tarafından sevilmenin koşulu
yalan söylememektir.
“Yalan söyleme” buyruğu koşulsuz buyruğa örnek
gösterilebilir. Bu buyrukla kişi; fayda, çıkar vs gibi
bireysel amaçları gerçekleştirmeyi amaçlamaz. Yalan
söylenmediğinde ortaya çıkacak sonuç önemli değildir.
Durum değişse bile bu buyruk değişmez. Çünkü bu
buyruk bir emirdir.
Bir koşula bağlı olmadan, bütün insanlar için geçerliliği
olan buyruktur. İnsanın arzu ve isteklerine bağlı
olmayan bu buyruk, eylemin muhtemel sonuçlarını
dikkate almadan, zorunlu olarak ortaya çıkar. I.Kant
koşulsuz buyruğun temelinde üç maksim veya ilke
olduğunu söyler:
1. “Öyle davran ki, davranışın temelindeki ilke, tüm
insanlar için geçerli olan evrensel ilke veya yasa
olsun.”
2. “İnsanlığı, kendinde ve başkalarında, bir araç olarak
değil de, her zaman bir amaç olarak görecek şekilde
davran!”
3. “Öyle davran ki, iraden, kendisini herkes için geçerli
olan kurallar koyan bir yasa koyucu olarak
hissetsin!”
Belirli bir amaca ulaşmak
için ne yapılması gerektiğini
söyleyen buyruktur. Hep bir
koşula bağlı olarak ortaya
çıkan, söz konusu amaca
ulaşmak istemeyenleri
ilgilendirmeyeceği için,
tümel ve zorunlu olmayan
buyruktur. İnsanın arzu ve
isteklerine bağlı olan bu
buyruk, eylemin muhtemel
sonuçlarını dikkate alarak
ortaya çıkar.
105


106
KONTROL TABLOSU
Tabloda verilen açıklamaları dikkatlice okuyunuz. Karşılarındaki boşluklara uygun olan filozofun adını ve
Evrensel Ahlak Yasası'nın temellendirme biçimini yazınız.
Filozof Adı
J. S. Mill
Evrensel Ahlak
Yasasının
Temellendirilişi
Subjektif özellik
Görüşler
Mutluluk yarar ile elde edilebilir. Bu sebeple yarar, arzu edilir tek
amaçtır. Söz konusu olan noktada birey ve toplumsal fayda
çakıştığında toplumsal faydanın seçilmesi gerekir.
Kişi mutluluğu kendi başına değil, ancak toplum içerisinde ve
toplumsal yarar çerçevesinde elde edebilir.
Temelinde sezginin bulunduğu ve bütün insanlığı kucaklayan
ahlak açık ahlak olarak adlandırılır.
Evrende her şey, taşma (südur) yolu ile zorunlu varlık olan
Tanrı'dan oluşmuştur. Gerçek varlık aslında Tanrı'dır. Bu yüzden
en yüksek iyi dediğimiz, Tanrı'nın ve evrenin oluş sürecinin
bilinmesidir.
Evren Tanrı ile doludur. Evren Tanrı'nın kendisidir. Bu bilgi ile
bu erdem bizi özgürlüğe ulaştırır. Tam bir erdem sahibi olan kişi
sadece Tanrı'yı ve bilgisini ister ki bu da Tanrı'yı sevmektir.
Bir eylem ödev duygusu içerisinde, hiçbir çıkar veya beklenti
içerisine girmeden koşulsuz buyruk ile yapılmış ise ahlaki olarak
nitelendirilir.
İnsanın ahlaksal yaşamının amacı; “en yüksek iyi” olarak,
mutluluğa ulaşmak, iyi ideasını gerçekleştirmek, Tanrı ile
bütünleşmektir.
Kişiler, durumlar değişmiş olsa da değerler, yasalar değişmez,
çünkü değişmez olan bilgi bizim seçimimizi, davranışımızın
temelini oluşturur. Bu sebeple de hiç kimse bilerek kötülük
yapmaz.


Uygulayalım 3
Aşağıdaki metni okuyunuz. Metindeki koyu yazılmış kelimeleri kullanarak davranışların
değişmesine karşın değerlerin değişmediği görüşünü savunan farklı bir deneme yazınız.
Değişen Davranışlar Ve  Değişmeyen Değerler
Bilindiği gibi, pek çok insan günlük hayatta
tabirinden, çeşitli şeyler anlar. Hatta bu anlayış çeşitliliği
kişiden kişiye olduğu gibi, toplumdan topluma da değişir. Mesela; ticaret ahlakından, meslek ahlakından vs.
bahsedilir. Ve bu bahsedilenlerden anlaşılan farklı farklıdır. Bu nedenle genellikle şöyle denilir: ahlak,
yani
kişiden kişiye değişen bir yapıda olup, bir kişinin iyi olarak nitelendirdiği bir şey, başka biri için ise kötü olarak
görülebilir. Bu bakış, ahlakı değişen bir yapıda görmektir.
Etiğin, ahlakın,
bu şekilde, rölatif bir tarzda görülmesinin sebebi nedir?
İnsan bir yönü ile diğer varlıklar gibi tabiat alanına aitken, bir diğer yönü ile değerler üretebilen, akıl alanına
aittir. Bu alanların bir bütün olarak görülüp ele alınması gerekir. Bu alanlar bütün olarak görülmediğinde, değerler;
hayattan kopuk, ahlaki davranışlardan uzak bir alan hâline gelir. O zaman da
kitaplar içerisinde
hapsolmuş, sadece birer kavram olarak, yaşantı ile alakasız bir alan oluşturur.
ve değerler ayrı ayrı alanlar
olarak görülür. Fakat insan, değerleri ve
ile bir bütün olarak ele alınmalıdır. Değerler, davranışın temelini
teşkil eden yapı olarak göz önünde bulundurmalıdır.
İnsanı bütün olarak kavramadan, farklı kişilerin, farklı
davranışlarını ele almak bizi yanıltır. Değer ve davranış farkı, tıpkı her insanda aynı olan biyolojik yapısı ile onun her
insanda farklı şekilde ortaya çıkması gibi düşünülmelidir. Biyolojik yapı değişmediği halde, onun ortaya çıkışı
kişiden kişiye değişebilir. Biyolojik yapımız (kalp, mide, beyin vs. ve bunların işleyiş sistemi) her insanda aynıdır.
Fakat her bir insan, tek başına boy, yüz şekli, saçı, vücut yapısı ile diğer insanlardan ayrılır. Farklı görünüşe sahip
olması insanların biyolojik yapısının da farklı olduğu anlamına gelemez. Bunun gibi davranış tarzları ve ilişki
biçimleri tabiata bağlı olarak farklı şekillerde ortaya çıkar. Bu durum kişiden kişiye değişenin değerler ve onun
yapısı değil, dışarı akseden şekle ait davranışlar olduğunu ortaya koyar. Bu da davranışların değişmesine rağmen,
değerlerin
bir yapıda olduğunun göstergesidir.
ahlak
rölatif
değerlerin
etik kurallar
Davranış
yaşamı
değişmez
107




Dostları ilə paylaş:
1   ...   34   35   36   37   38   39   40   41   ...   72


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə