Devlet kýtaplari üÇÜNCÜ baski



Yüklə 25.89 Kb.

səhifə58/72
tarix25.07.2018
ölçüsü25.89 Kb.
1   ...   54   55   56   57   58   59   60   61   ...   72

Ortak iradenin bu isteği devletin yapma kurum olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yine T.Hobbes’a göre
ortaya çıkan bu devletin ortak iradenin isteğini yerine getirebilmesi için de sınırsız yetkiyle donatılmış olması gerekir.
Çünkü ancak bu şekilde toplumsal çatışma ve kargaşa önlenerek insanların güvenlik istekleri yerine getirilebilir.
John Locke (1632-1704) : Aydınlanma Çağı öncüleri arasında sayılan John Locke, T. Hobbes 'ta olduğu gibi
toplumun kuruluşunu toplumsal sözleşmeye dayandırmaktadır. Locke'un devleti, asla Hobbes'ta olduğu gibi mutlak
egemenliğe sahip değildir. Aksine devlet, onu kuran toplumun amaçlarının gerçekleşmesinde sadece bir araç olarak
kalır. Locke'un kuramında siyasal toplum ve siyasal güç, bir sözleşmenin sonucu olduğu için yönetilenlerin de
onayına sahip olacaktır. Bu siyasal güç mülkiyet hakkını korumak amacıyla kurulduğundan, bunun ortadan
kaldırılması düşünülemez. Aksi durumda, siyasal otoritenin meşruiyeti ortadan kalkacak ve halkın direnme hakkı
doğacaktır. Ancak, siyasal otoritenin toplumsal iradeye dayanması, iktidarın kontrol edilebilmesi için yeterli değildir.
Bu nedenle, daha somut olarak siyasal iktidarın sınırlandırılması gerekir ki, bunun yolu kuvvetler ayrılığı ilkesine
dayanır.
Jean Jacques Rousseau (1712-1778): Hobbes'un insanın doğuştan kötü olduğuna ilişkin teorisini
yadsıyarak, tersine insan doğasının doğal iyiliği üzerinde durmuş ve Locke gibi, insanın doğuştan özgür ve barış
yanlısı olduğunu, devletin bunu gözetmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Rousseau “Toplumsal Sözleşme” adlı eserinde devleti, yurttaşların özgürlük ve eşitlik için doğuştan,
vazgeçilmez hakları ve kendi yazgılarını belirleme güçleri yoluyla katıldıkları bir toplumsal sözleşme üzerine dayalı
politik bir örgüttür şeklinde tanımlamıştır. Toplumsal sözleşme” ile kendini topluma bağlayan kişi için artık, bencil
çıkarlara yönelik “özel istem”in önemi yoktur, önemli olan ortak çıkarlardır yani “genel istem” dir. Herkesin insan
olarak sahip olabileceği özel istemi, yurttaş olarak sahip olduğu genel isteme aykırı olamaz, kim genel istemi
gözetmezse bütün topluluk onu saygıya zorlayacaktır.

168
R. Osbborne, Herkes İçin Felsefe, J.J. Rousseau


Ülkemizde yeni bir kavram olan
e-devlet, verimliliği artırmak amacıyla
o r t a y a ç ı k m ı ş t ı r. e - d e v l e t ; k a m u
kuruluşları, vatandaşlar ve ticari kurumlar
a r a s ı n d a k i b i l g i , h i z m e t v e m a l
alışverişlerinde bilgi teknolojilerinin
kullanılarak performans ve verimlilik
artışını hedefleyen devlet modeli olarak
tanımlanmaktadır. e-devlet uygulaması ile
bürokrasinin azalması zamandan kazanç
sağlanması, maliyetlerin düşmesi,
verimliliğin ve hayat kalitesinin artması
beklenmektedir.
B
İ
İ
Y
Y D
N
Z    ?
O R
M U
U
U
L
169
Platon
Aristoteles
Farabi
KONTROL TABLOSU
FİLOZOFLARIN GÖRÜŞLERİ
Devletin, doğal bir varlık olduğunu savunanlar.
Devletin, yapay bir varlık olduğunu savunanlar.
Ailelerin köylere, köylerin şehirlere, şehirlerin devlete
yönelmesi doğal bir zorunluluktur.
Devlet,
toplumsal sözleşme üzerine dayalı politik bir
örgüttür.
İnsan mikro bir organizma, devlet ise makro organizmadır.
İnsan toplumsal bir canlıdır (zoon politikon).
Devlet insanı toplum içindeki diğer insanların saldırı ve
zulmünden korumak için kurulmuş bir müessesedir.
Devletin, ortak iradenin isteğini yerine getirebilmesi için
sınırsız yetkiyle donatılmış olması gerekir.
Devlet mutlak bir güç olmayıp onu kuran toplumun
amaçlarını gerçekleştirmek için bir araçtır.
Filozoflar
İbn-i
Haldun
T
.
Hobbes
J. Locke
J.J
Rousseau


Hazırlanalım
Ç. İDEAL DÜZEN ARAYIŞLARI
SORULAR
Herkesin mutlu olabileceği bir toplum olabilir mi? Niçin?
Nasıl bir toplum sizi daha çok mutlu edebilir?
Gelecekte toplumların yaşayabileceği olumsuz durumlar sizce neler olabilir? Öngörülerinizi
arkadaşlarınızla paylaşınız.
l
l
l
Toplum ve devlette düzen arayan siyaset felsefecileri, insanın ve toplumun doğasına uygun bir ideal düzenin olup
olamayacağını araştırmışlardır. Düşünce dünyasındaki bu arayış birbirinden farklı iki görüşün ortaya çıkmasına neden
olmuştur. Bunlar ideal düzenin olabileceğini reddedenler ve ideal düzenin olabileceğini kabul edenlerdir.
170
Aşağıdaki görselleri inceleyerek soruları cevaplayınız.
1. Aşağıdaki metinleri dikkatlice okuyunuz.
2. Metinlerden hareketle diğer sayfadaki
yazınız.
görüşleri verilen yaklaşımların isimlerini, karşılarındaki
kutulara
Uygulayalım-1
İdeal düzenin olamayacağını savunan iki görüş vardır. Bunlar sofistler ve nihilistlerin görüşleridir.
1. İdeal Düzenin Olabileceğini Reddedenler
a. Sofistler: İlk Çağ felsefesinde önemli bir yere sahip sofistlere göre, insanlar tarafından oluşturulan
toplumsal yaşam, devlet ve yasalar, doğadaki yaşamın ve doğal yasaların yerini alamaz.
Doğa düzeni ve doğal yaşam, toplumsal olandan daha değerli ve önceliklidir. Doğada güçlünün egemen
olması gibi toplumsal yaşamda da yasalar güçlüden yana olmalıdır. Oysa toplumsal yaşamda güçsüzler
kendilerini korumak amacıyla yaptıkları yasalarla güçlü olanın egemen olma hakkını elinden almaya
çalışmışlardır. Bu ise doğal yaşama aykırıdır. İdeal düzen doğanın kendi düzenidir.Sofist filozof Protagoras'ın
“İnsan, herşeyin ölçüsüdür.” sözünden de anlaşılabileceği gibi nasıl ki herkes için geçerli doğru bilgi yoksa
herkes için geçerli ideal bir düzen de olamaz. Çünkü ideal düzen anlayışı kişiye göre değişir.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   54   55   56   57   58   59   60   61   ...   72


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə