Din psikolojiSİ BİLİm dali



Yüklə 5,01 Kb.

səhifə12/38
tarix20.09.2017
ölçüsü5,01 Kb.
1   ...   8   9   10   11   12   13   14   15   ...   38

35 
 
 
yaradılıştaki (fıtri) kuvvetle elde  edilir. Aklın  son meyvesi  demek olan dördüncüsü 
akıldan  beklenen  neticedir.  Birinci  ve  ikinciler  tabii,  üçüncü  ve  dördüncüler  ise 
sonradan kazanılmıştır.  
 
Bunun için Hazret-i Ali diyor ki: 
 
“Biri tabii diğeri kisbî olarak iki akıl buldum. 
 
Görmeyen göze güneş ışığının karı olmadığı gibi,  
 
Fıtrî akıl olmadan, kisbî’nin kârı olmadığını bildim.”
35
 
 
Aklın dört kısmından: 
 
Dördüncü  kısım  olan  akl-ı  müstefadda  yani,  hazlarla  mücadelede  insanlar 
farklı farklıdır, hatta bir insan bile her halinde aynı derecede değildir. Şöyle ki: 
 
-Bu  farklar  bazen  şehvetlerin  çeşitli  olmasından  ileri  gelir.  Mesela  insan, 
aklıyla bazı  şehvetlerini  terk edebildiği  halde, bazılarını  yenemez.  Bu da  daima bir 
şekilde olmaz. Şöyle ki: gençlik zamanında şehvetine hüküm edemez. Fakat yaşlanıp 
aklı  başına  gelince  bu  cepheden  kendisine  malik  olur.  Buna  karşılık  yaşlandıkça 
kendisinde  gösteriş,  makam  sevgisi  kuvvetlenir.  Bu  sefer  de  bunların  önüne 
geçemez.  
 
-Bu  farklar,  bazen  şehvetin  fenalığını  anlatan  bilgilerdeki  eksiklikten  olur. 
Bilgi  çoğaldıkça  korku  artar,  böylelikle  arzuları  yenmekte  korku,  aklın  yardımcısı 
olur.  
 
-Bu  farklar  bazen  yaradılışta  olur.  Yaratılışta  aklı  kuvvetli  olan,  nefsin 
arzularından kendini daha iyi korur. 
 
Üçüncü  kısım  olan  tecrübe  ilmime  gelince,  bunun  da  sebebi  yaradılıştaki 
ayrılık veya tecrübe azlığıdır. 
                                                           
35
 Gazâlî,  İhyâu Ulûmi’d-Dîn (I. Cilt), ss. 214-221.
 


36 
 
 
 
Asıl  olan  birinci  kısım,  yani  yaradılıştaki  akla  gelince,  buradaki  ayrılığı 
inkara  yol  yoktur.  Çünkü  o,  ruh  üzerinde  parlayan  bir  nurdur.  Parlama  zamanı 
ergenlik çağıdır. Bu akıl kırkına varıncaya kadar durmadan artar ve olgunlaşır.  
 
Yaradılıştaki  aklın  birbirinden  farklı  olduğu  inkar  edilemez.  Çünkü,  öyle 
olmasa insanlar ilimleri idrakte ayrılmaz, bir kısmı uzun emekten sonra öğrenebilen, 
bir  kısmı  zeki,  bir  kısmı  da  bütün  işlerin  hakikat  ve  gizliliklerine  vakıf  olan  kâmil 
insan olmak üzere üçe ayrılmazlardı.  
 
İnsanlar,  kendi  kendine  anlayabilmek,  alıştırmak  ve  terbiye  ile  öğrenmek, 
alıştırmak  ve  terbiye  dahi  kendisine  fayda  vermemek  bakımından  yeryüzü  gibidir. 
Nasıl ki, bir kısım toprak kendiliğinden suyu çıkarır ve akıtır, bir kısım toprak kuyu 
kazmakla suyunu çıkarır, diğer bir kısım da ne kadar kazarsan kaz su çıkarmaz kuru 
topraktır.  Bu  toprağın  cevherindeki  farklılıktandır.  İnsanlardaki  farklılık  da, 
akıllarındaki farktandır.
36
 
Bu bağlamda davranış da aklın eseridir. Akıl, insanın hem  yaşadığı dünyayı 
anlamlandırmasına yarayan hem de nefse hakim olmaya çalışan arzuları bastırmaya 
ve  karakteri  geliştirmeye  yarayan  yönetici  bir  prensiptir.  İnsan  hevâya  uymadığı 
müddetçe aklı onu iyiliğe ulaştırır. Aksi halde, aklı nefs-i emmareye dönüşür ve onu 
bayağı hazlar ile ahlak dışı davranışlara sürükler. 
 
 
 
 
 
                                                           
36
 Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn (I. Cilt), ss. 221-225.
 


37 
 
 
İKİNCİ BÖLÜM 
GENÇLER VE HAZCILIK 
 
I-ERGENLİK DÖNEMİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ 
 
Çocukluk çağı ile yetişkinlik arasındaki geçiş dönemi olarak bilinen ergenlik, 
aklın  olgunlaşmaya  başladığı  yapılandırıcı  bir  dönemdir.  Zira,  insan  olmanın 
sorumluluğu bu dönemde başlar. 
Bununla  birlikte,  kısa  süreli  hazları  tercih  etmeyi  içeren  bir  kişilik  özelliği 
olan dürtüsellik ergenlikte ön plandadır. Karakteristik özelliklerinden de anlaşılacağı 
üzere, nefsin harekete geçtiği kritik bir dönemdir.  
Biyolojik  olarak  bakıldığında;  on  üç  yaşına  kadar  çocukların  ne  davranış 
biçimlerinde  ne  de  kanlarındaki  hormon  düzeylerinde  önemli  bir  değişiklik  olmaz. 
Ancak  on  üç  yaşlarına  gelindiğinde  her  şey  birden  bire  değişmeye  başlar.  Kana 
karışan hormonların düzeyinde büyük ve ani bir yükselme gözlenir. Öyle ki bu oran 
kısa sürede sekiz katına çıkar. Bu durum, davranış ve duyguları etkileyen beyindeki 
seratonin  hormonunun  da  daha  çok  salgılanmasına  neden  olur.  Bu  da  duygusal  ve 
heyecansal açıdan iniş çıkışların, dalgalanmaların yaşanmasını tetikler. Bu dönemde 
gençler  daha  atak  eğilimler  içinde  bulunurlar.  Sonu  kötü  olabilecek  serüvenlere 
büyük  bir  cesaretle,  adeta  gözü  kapalı  atılırlar.  Yine  beyindeki  dopomin  oranında 
ortaya çıkan değişiklikler onları bağımlılık yaratan şeylere karşı daha yatkın ve daha 
dirençsiz hale getirir. 
Bütün  bu  hormonel  değişimlere  paralel  olarak  çocukta  ani  bir  bedensel 
büyüme gözlenir. On dört yaşına gelindiğinde kandaki hormon düzeyi en üst noktaya 


38 
 
 
erişir.  Güçlü  cinsel  duygularla  bedende  genel  bir  gerginlik  hali  gözlenir.  Bütün  bu 
değişimler genci tedirgin eder. Bu gerginlik onun her davranışına bir şaşkınlık ve bir 
ürkeklik halinde yansır.  
Ayrıca,  gözle  görülür  bir  “kaygı  hali”  söz  konusudur.  Fırtınalı  dönem  artık 
başlamıştır.  Bu  dönemdeki  çocukların  davranışlarında  kendilerinin  bile  açıklayıp 
anlamlandıramadığı  birtakım  davranış  değişiklikleri  ortaya  çıkar.  Sık  sık  duygusal 
tutarsızlıklar  görülür.  Gençler,  ailelerinin  ve  ait  bulundukları  toplumun  değer 
yargılarına  karşı  çıkarlar.  Yeni  benimsedikleri  birtakım  düşünce  ve  duyumları 
savunurlar. Açıklanamaz  biçimde  yakışıksız,  kaba  ve  bayağı  davranışlar  sergilerler. 
Kendilerinden  başkasının  duygu  ve  düşüncelerini  önemsemeyen  “ben”cil  bir  tutum 
içine girerler. Bütün bunlar gerek anne ve babayla gerekse de sosyal  çevreyle genç 
arasındaki ilişkileri kopma noktasına getirir.
37
 Bu çağdaki gençlerin yanlışlara düşme 
ihtimali oldukça yüksektir.  
Bu dönemde maneviyat, algısal açıklık sağlayıcı rolü, insanın yaradılış amacı, 
hayatın  anlamı  ve  karakter  gelişimi  gibi  konular  başta  olmak  üzere,  duygusal  ve 
sosyal  birçok  arzuların  tatmini  gibi  çok  önemli  hususlarda  gençlerin  doğru  şekilde 
güdülenmelerinde etkili rol oynamaktadır. Alışkanlık edinme süreçlerine ve karakter 
oluşumlarına doğrudan etki etmektedir. 
 
II-KAYGI VE KAYGIYLA BAŞETME ÇABALARI 
 
 
“Ben  kimim?  Bu  dünyaya  nereden  ve  niçin  geldim?  Neden  ve  niçin 
yaşıyorum?  Hayatın  bir  anlam  ve  amacı  var  mıdır,  varsa  nedir?”  gibi  sorular 
                                                           
37
 Tuncel  Altınköprü,  Genç  Erkek  Psikolojisi  ve  Cinselliği,  İstanbul:  Hayat  Yayıncılık,  2007,  ss.  61, 
62.
 


: browse
browse -> Anlatilan senin hikayendiR: kapitalizm küRESEL kapitaliZMİn yeni sosyal düŞÜnce ve toplum modeli: AÇik toplum enstiTÜSÜ/vakfi
browse -> Devrimci Burjuvanın Ütopyası Olarak Aydınlanma Felsefesi ve Muhafazakarlaşan Burjuvanın İdeolojisi Olarak Pozitivizm ve Pozitivist Sosyoloji
browse -> Bu dönem tıbbı iki evrede ele alınabilir
browse -> ’da Allah’ın göklerin ve Yer’in Nûr’u olduğu belirtilirken
browse -> Yenġ-eflatunculuğun tasavvufa etkġlerġ
browse -> Enfeksiyöz, bağ dokusu hastalığı, granülomatöz, toksik veya idiyopatik nedenlerle, miyokardın inflamasyon, nekroz veya miyositolizidir
browse -> Radyo telev zyon s nema anab L m dali lat n amer ka
browse -> Hematolojide temel laboratuvar tani yöntemleri Dr. Mutlu Arat
browse -> Anab L m dali
browse -> Microsoft Word 1 iç kapak doc


Dostları ilə paylaş:
1   ...   8   9   10   11   12   13   14   15   ...   38


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə