Din psikolojiSİ BİLİm dali



Yüklə 5,01 Kb.

səhifə4/38
tarix20.09.2017
ölçüsü5,01 Kb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   38


 
 
Hedonizm her boyutuyla dünyada ve ülkemizde hızla yayılmakta ve insanlık 
için  ciddi  risk  oluşturmaktadır.  Hemen  her  türlü  eyleminde  haz  almayı  ön  planda 
tutan,  kişisel  ve  toplumsal  sorumluluk  bilincinden  yoksun  bir  nesil  profili
 
ile  karşı 
karşıyayız. 
 
 
Çağımızda  dinin  günah  saydığı  hemen  hemen  tüm  eylemler  hiçe  sayılmış 
insanların  zevk  peşinde  koşmaları  idealize  edilmiş  ve  bu  ne  yazık  ki  bilim  adına 
yapılmıştır. Bunun bilimsel tezi Freud’un “insan ruhunun amacının zevklerini tatmin 
etmek  olduğu,  edemediği  zaman  ruhsal  hastalıklar  çıkacağı”  öğretisidir.  Bu 
düşüncenin  eğitimciler  arasında  benimsenmesi  ahlak  kelimesinin  güncelliğini 
ortadan  kaldırmış  ve  bu  süreçte,  “insanın  varoluş  amacının  arzularının  tatmini 
olduğu” şeklindeki bir felsefi bakış açısı gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. 
 
Bununla  birlikte,  “Canın  ne  istiyorsa  onu  yap,  o  senin  kanunun  olsun” 
felsefesini benimseyen birtakım dini hareketler yirminci yüzyılın sonlarından itibaren 
belirgin şekilde çoğalmıştır. Bunlar insanları, özellikle de gençleri, sınırsız hazcılığa 
sevk etmekte, hazzı tabii olarak yararcılığın (faydacılığın) ve ferdi mutluluğun ölçüsü 
yapmaya  çalışmaktadırlar.  Sınırsız  özgürlük  vaadleri  insanları  hazcılığa  sevk 
etmekte,
3
maddi hazlar teşvik edilmektedir. 
 
II-KLASİK VE MODERN TEMALARDA HAZ 
 
Felsefi  bir  görüş  olan  hazcılığa  göre  bütün  çabalarımızın  gayesi  hazza 
ulaşmak ve elemden kurtulmaktır.  Haz veren davranış iyi, elem veren davranış ise 
                                                           
3
 Özkan, s. 39.
 



 
 
kötüdür. Buradaki haz ve elem tamamıyla ferdi olduğundan, hedonizm “egoist” bir 
ahlak görüşüdür. 
Antik  Yunanda  özellikle  Aristippos  (M.Ö.  435-355)  ve  takipçilerine  göre 
hayatın son gayesi hissi ve psikolojik hazdır; insanın kaba duygularının arandığı bir 
doyum  halidir.  O  dönemde,  Sokrates’in  öğrencisi  olan  Platon  ve  Aristoteles 
Aristippos’un haz ahlakına şiddetle karşı çıkmışlardır. 
İçinde bulunduğumuz çağda Aristippos’un hazcılığını bir ahlak görüşü olarak 
benimseyen  düşünür  yok  gibi  görünse  de  özellikle  Batı  toplumlarında  bir  bunalım 
halini  alan  “Canımın  istediği  gibi  yaşarım!  Kimsenin  özel  hayatıma,  keyfime 
karışmaya hakkı yoktur!” şeklindeki çıkışlar, kaba hazcılıktan başka bir şey değildir. 
Klasik  hazcılık,  taraftarlarını  hayat  hakkında  kötümserliğe  götürmüştür. 
Zamanımızda  da  her  türlü  yüksek  değeri  ve  ahlak  kurallarını  hiçe  sayarak  maddi 
(bayağı)  hazlar  peşinde  koşanların  daimi  kötümserliğe  düştükleri,  hayat  hakkında 
böyle  bir  felsefenin  pratikte  yaygınlaştığı  (modern)  toplumlarda  psikolojik 
rahatsızlıkların sıkça görüldüğü ve söz konusu hazlara aşırı düşkünlüğün sürüklediği 
elemlerden kurtulmak için hayali bir lezzet dünyası yaratma gayretlerinin en önemli 
problemlerden biri olduğu gerçektir. 
Hedonizmin diğer bir şekli de Epikür’de (M.Ö. 341-270) görülür. Burada da, 
en  yüksek  iyi  hazdır.  Fakat  bu  geçici  bir  doyum  ile  beraber  bulunan  haz  değildir. 
Devamlı  olan  haz  halidir.  Doyum  an  gibi  kaçıcı  olduğundan,  ahlakın  gayesinin  de 
bedensel zevkler değil, akli ve ruhi hazlar olması gerektiği düşünülür. 
Modern  temalara  bakıldığında  ise,  ferdin  haz  ve  menfaatlerinin  yerini 
toplumsal  fayda  ve  mutluluğun  aldığı  görülmektedir.  Sistemli  bir  şekilde  İngiliz 
filozofu  J.  Bentham  tarafından  ele  alınan  ve  J.  S.  Mill  tarafından  geliştirilen 


10 
 
 
faydacılık  (yararcılık),  Amerikalı  filozof  William  James’in  pragmatizmi  ile  birlikte 
nihai halini almıştır. 
Fayda  ve  faydacılığın  ne  olduğu  konusunda  detaya  dair  bazı  farklılıklara 
rağmen, faydacıların ortak görüşü şöyledir: 
1-İnsan  faaliyetlerinin  en  yüksek  gayesi  mutluluktur.  Kendimizin  de  içinde 
bulunduğu olabildiğince çok insana olabildiğince mutluluk. 
2-İnsan  davranışları  bu  mutluluğu  ya  da  faydayı  arttırmalarına  yahut 
eksiltmelerine göre iyi veya kötü sayılır. 
3-Ahlaki fiilleri temelde egoisttir. Kişisel haz ve menfaat arayışıdır.  
Faydacı  ahlak  teorilerini  birçok  yönlerden  tenkit  edenler  (bunların  başında 
Kant  gelir)  olmuştur.  Çünkü  bu  teorilerin  bahsettikleri  fayda  dünyevidir.  Vazifenin 
gayesi  dünyevi  olunca,  bu  gaye  ahlaki  failin  niyetini  ve  vazife  anlayışını  da 
belirleyeceğinden,  her  ahlak  kuralı  bir  “fayda”  temeli  üzerine  oturtulacaktır.  Böyle 
olunca  da  bu  kural  genel  bir  ahlak  kuralı  olmayacaktır.  Çünkü  her  ne  kadar 
genelleştirilmek  istenirse  istensin,  pratik  hayatta  da  açıkça  görüyoruz  ki,  fayda 
kavramı son derece esnek ve kaypaktır.
4
 
İlk kez İngiliz filozof Jeremy Bentham (1748-1832) tarafından ortaya konan 
faydacılık bir tür modern hazcılıktır. Bentham’ın basit faydacılık ilkesinin söylediği 
şudur:  “En  büyük  sayıda  insana  en  büyük  ölçüde  mutluluk  sağlayan  eylem,  doğru 
eylemdir”. Bentham burada mutluluk derken, esas itibariyle hazzı  kastetmiştir ve o 
zaman bu ilke şu şekle dönüşmektedir: “En büyük sayıda insana en büyük miktarda 
haz  veren  eylem,  ahlaki  bakımdan  doğru  bir  eylemdir.”  Bu  görüş  başkalarının  da 
düşünülmesi  ve  onların  çıkarlarının  da  ön  plana  alınması  anlamına  gelmemektedir. 
                                                           
4
  Mustafa  Çağrıcı,    Anahatlarıyla  İslam  Ahlakı  (4.  Basım),  İstanbul:  Ensar  Neşriyat,  2006,  ss.  110-
114.
 


: browse
browse -> Anlatilan senin hikayendiR: kapitalizm küRESEL kapitaliZMİn yeni sosyal düŞÜnce ve toplum modeli: AÇik toplum enstiTÜSÜ/vakfi
browse -> Devrimci Burjuvanın Ütopyası Olarak Aydınlanma Felsefesi ve Muhafazakarlaşan Burjuvanın İdeolojisi Olarak Pozitivizm ve Pozitivist Sosyoloji
browse -> Bu dönem tıbbı iki evrede ele alınabilir
browse -> ’da Allah’ın göklerin ve Yer’in Nûr’u olduğu belirtilirken
browse -> Yenġ-eflatunculuğun tasavvufa etkġlerġ
browse -> Enfeksiyöz, bağ dokusu hastalığı, granülomatöz, toksik veya idiyopatik nedenlerle, miyokardın inflamasyon, nekroz veya miyositolizidir
browse -> Radyo telev zyon s nema anab L m dali lat n amer ka
browse -> Hematolojide temel laboratuvar tani yöntemleri Dr. Mutlu Arat
browse -> Anab L m dali
browse -> Microsoft Word 1 iç kapak doc


Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   38


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə