EreğLİ belediyesi ZÜbeyde hanim anaokulu ocak ayi veli BÜlteni



Yüklə 35,82 Kb.
tarix20.09.2017
ölçüsü35,82 Kb.

EREĞLİ BELEDİYESİ ZÜBEYDE HANIM ANAOKULU

OCAK AYI VELİ BÜLTENİ

Çocuğum sadece biraz çekingen mi? Çekingen çocuk nasıl desteklenir?

Utangaçlık her kültürde olmakla beraber, utangaçlık olup olmadığı ve düzeyi yine bir toplumun kültürelliği belirler. Utangaç ya da çekingen olan biri başkasıyla spontan bir şekilde iletişim kurmakta zorlanır ve girişimci olamaz. Utangaçlık hafif dozda başkalarından korkmak anlamına gelir. Ancak bu korku düzeyi sosyal fobi yaşayanlardaki kadar şiddetli değildir.

Utangaç çocuk kendini sosyal ortamda gergin ve rahatsız hisseder. Tepkisi suskun ve temkinli olur. İletişim kurmak ister, ancak cesaret edemez. Utangaçlık yeni bir ortama karşı doğal bir davranıştır ve çocuk yeni tanıştığına temkinli yaklaşarak kendini korur.

Çekingenlik kısmen çocuğun yapısıdır. İçine kapanık kişiler dışa dönük kişilerden daha çekingen olabilirler ancak içine kapanık olmakla, çekingenlik birbirinden farklıdır. İçine kapanık yapıdaki çocuk; kitap okumayı, dışarıda oynamaya tercih ederken istediğini yapmaktadır. Çekingen çocuk ise, dışarıda oynamayı isteyen fakat cesaret edemediği için evde kitap okuyandır.

Belirli gelişim evrelerinde utangaçlık tezahür eder. İlk olarak 8-9 ay civarı bebek yabancılardan korkmaya başlar. İnsan hayatında, bu çekingenliğin ilk örneğidir. Çocuk bu evrede yabancıyı ve tanıdığını ayırt eder.

2-5 yaş gurubu çocuklar, birey olduklarını ve kendine özgün kişiliği olduğunu yavaş yavaş fark etmeye başlarlar. Tanımadıkları yaşıtlarına karşı çoğu zaman çekingen olmazlar. Fakat tanımadıkları yetişkinlere karşı utangaçlık en sık bu yaş gurubunda görülür. Tanıdıkları yetişkine beklenmedik bir durumda ya da ortamda rastlarlarsa çekingen davranışlar sergileyebilir. Örneğin, kreş öğretmenine çarşı da karşılaşan çocuk, annesinin arkasına saklanıp selam vermeyebilir, çünkü öğretmenin yeri ona göre kreştir.

İlkokul çocuğu bireysel farklılıkları idrak eder ve toplum kurallarını öğrenir. Bu yaş döneminde çocuk ilgi odağı olmak istemez ve başkalarından farklı olduğunu göstermemeye çalışır. Çocuğun bu ruh hali, özgüvende eksiklik ve çekingenlik oluşturabilmektedir. Gelişim evrelerinde olan çekingenlikler, zamanla kendiliğinden geçecektir.

Utangaçlık ve ayrılık anksiyetesini birbiriyle karıştırmamak gerekir. Her iki durumda çocuk annenin arkasına saklanır, geri durur ve konuşmaz ancak temeldeki sorun farklıdır. Ayrılık anksiyetesi yaşayan çocuk anneden ayrılmaktan korkar, utangaç çocuk ise başkasıyla olan ilişkiden korkar.

Çocuk evde yakınlarıyla çok rahat konuşurken, okul gibi belirli ortamda hiç konuşmuyorsa selektif mutizm söz konusudur. Selektif mutizm olan çocuk yabancı ortamlardan ya da yabancılardan aşırı korktuğu için yani aşırı çekingenlik nedeniyle konuşmaz ve beden diliyle isteğini bildirir. Genellikle 3-5 yaş arası ve kız çocuklarında daha sık rastlanır. Bu çocuklarda dil gelişiminde sorun yoktur ve depresif değildir. Çocuk bir aydan daha uzun sürede ortama alışamayıp konuşmayı ret ediyorsa selektif mutizm tanısı alır. Bu sorun kendiliğinden geçmez ve bekledikçe sorun ciddileşir, burada aile mutlaka bir uzmandan yardım alması gerekir.

Gelişim evrelerine bağlı çekingenlik çoğu zaman sorun teşkil etmemektedir. Ancak çocuk tanıdığı yetişkinden ve yaşıtlarından utanıyor ve belirli ortamlara girmekten kaçınıyorsa, belirli bir süre sonra alışamadıysa, (farklı) yoğun korkular gelişiyorsa, arkadaşlık edinemiyor ya da tek çocuğa bağımlı kalıyorsa, çekingenlik ciddiye alınarak profesyonel yardım alınması gerekmektedir. Yoksa çocuk kısır döngüye girer, iletişime geçemez, dışlanır, yeni deneyimler kazanamaz, özgüveni azalır ve daha da çekingen olur. Terapist çekingenliğin düzeyini değerlendirerek altta yatan sebebini araştıracaktır. Çocukta performans anksiyetesi, ayrılık anksiyetesi, sosyal fobi, selektif mutizm, depresyon ve travma gibi ayırıcı tanıyı gözden geçirir.

Çekingenliğin üstesinden gelen çocuk, büsbütün asertif olacak anlamına gelmez ama işlevselliğini bariyer olan engelleri kaldırmayı başarır.

Çekingen çocuğa destek için öneriler:


  • Çocuğunuza çekingen ya da utangaç olduğunu söyleyerek, etiketlemeyin.

  • Çocuğu yeni ve bilmediği ortama ya da insanlara hazırlayın. Önceden nereye gidileceğini ve orada kimler olacağını açıklayın.

  • Çocuğunuzun çekingen kaldığında ısrar etmeyin, zorlamayın, kızmayın ve çok fazla üstünde durmayın. Temkinli bir yapıda olduğunu kabullenin ve ortama alışması için zaman verin.

  • Ebeveynin çekingen davranışları, çocuğun çekingenliğini arttıracaktır. Sizin yabancıyla rahat iletişime geçmeniz, çocuk için önemli bir model olacaktır.

  • Çocuğunuzu meraklandırarak ve cesaretlendirerek destekleyin. Ona eğlenceli gezilerinizden ve edindiğiniz arkadaşlıklardan bahsedin. Kendisinin nereye gitmek istediğini sorun.

  • Çocuğunuzun güvenli ortamda sürekli yeni deneyimler edinmesini sağlayın. Örneğin eve misafir davet edin ve çocuk misafirden başlayın. Ne kadar yabancı kişiler ve yabancı ortamlarda bulunursa çekingenliği bir o kadar azalacaktır.

  • Çocuğunuzu aşırı korumayın ve gereğinden fazla yardım etmeyin. Küçük korku ya da früstrasyonlarla baş etmeyi öğrenmesi için fırsat verin.

  • Çocuğunuzdaki sosyal becerileri fark edin ve takdir ederek onurlandırın, onun güçlü ve başarılı yönlerini dile getirerek pekiştirin.



Çocuk ve Sosyal İlişkiler: Çocukların Akranları ile İlişkileri


Çocuklar sosyal dünyaya ilişkin bilgilerini ilk olarak ebeveynlerinden ve ailelerinden edinirler. Fakat aile ortamı, sosyal dünya hakkında bilgi edinmek için ne tek ortamdır ne de yeterli bir ortam. Çocukların aile bireyleri ile olan ilişkileri, akran ilişkilerinden çok daha farklı ve karmaşık yapıda olabilmektedir. Çocuğunakranları ile uzun zaman geçirdiği mekan olarak okul ele alındığında, okulun kendi içerisinde de aileden farklı bir sosyal yapısı bulunmaktadır(kurallar, beklentiler, ailede kabul gören davranışların okulda kabul görmemesi vb.). Bu nedenle çocuk sosyal ortamları tanır, öğrenir ve akranları ile bu bağlamdaailesinden farklı bir ilişki kurmayı öğrenir.

Hartup’a göre her çocuğun deneyimlemesi gereken iki  sosyal ilişki türü vardır.

1)Dikey İlişkiler: Çocuktan daha çok bilgiye ve güce sahip bir kişinin etkisinin olduğu, genellikle çocuktan daha büyük kişiler(öğretmen, ebeveyn gibi) ile olan ilişki türüdür.Yetişkin kişi kontrol ederken, çocuk kabul edici konumdadır. Genellikle çocuk yardım ister durumdadır, yetişkin ise yardım eden durumda. Bu sosyal ilişki çocuğa güven hissettirir ve çocuk yeni bilgi-beceri kazanır.

2)Yatay İlişkiler: Çocuk ile aynı sosyal güce sahip bir kişi ile kurulan ilişkidir. Bu sosyal ilişki tamamlayıcı olmak yerine karşılıklıdır (çocukların birlikte oyun oynamaları). Bu sosyal ilişkideki roller karşılıklı değiştirilebilir çünkü partnerler benzer becerilere sahiptir. Çocuk sadece bazı  sosyal becerileri, akranları ile etkileşimde kazanır. Her küçük grubun kendi kuralları olması rağmen her grup kendi içinde sadakatin, işbirliğinin ve uyumluluğun olmasını bunun için gerekli becerilerin kazanılmasını ister. Dikey ilişkide tatmin edilemeyen işlevleri yatay ilişkiler tamamlar. Çocuğun ben merkezi yapısında akranları ile olan ilişkisi yardımı ile düşüş gösterebilir, çocuklar birbirlerinin sosyalleşmesine yardımcı olurlar. Bu nedenle akran ilişkileri çocuk için hem karşılıklı hem de tamamlayıcı bir ilişki niteliğindedir.


Çocuklar Akranları ile Nasıl İlişki Kurar?

Çocukların gelişim basamaklarına göre akran ilişkileri:

Bebeklik:

3 aylık bebekler diğer bebeklere ilgi göstermeye başlar (herhangi ilgi çekici şeyle aynı değerde).

1 yaşın ikinci yarısında interaktif davranışlar başlar (oyuncak alışverişi).

Çocukluk:  ( 2 yaş itibari ile)

Akran etkileşimi daha sık ve daha kompleks bir hal alır. Karşılıklı oyun daha sık görülmeye başlanır; bağlantılı davranışlar örüntüsü daha fazla görülür; çocuklar değişimli olarak rollerini değişebilir.(Saklambaç, kovalamacadaki gibi)

2 yaşın sonuna doğru çocuklar daha çok tek başlarına değil de sosyal oyunlar oynamaya başlar.

Anneleri yanlarında olsa bile akranları ile daha fazla vakit geçirmeye başlarlar.

3)Okul öncesi dönem:

Çocukta sembolik oyunda artış görülür.

Çocuğun sözel becerileri gelişir. Dil gelişimi çocuğun akran ilişkisine destek sağlar. Böylece bilgi paylaşımı, iletişim kurma, oyun kurma, kuralları belirlemede etkileşim kurabilirler.

4)Okul Döneminde: (Okulun başlaması ile)

İletişim becerilerinde, işbirliğinde ve paylaşım becerilerinde artış görülür..

Çocuk daha diğerlerinin bakış açılarının farkında / empatik olmaya başlar.(Başkalarının niyetlerini, duygularını, güdülerini anlamaya başlar.)

Çocuklar ortak hedef /amaç çerçevesinden rahatça çalışabilir olmaya başlarlar.

Çocuklar arkadaş seçiminde seçici olmaya başlarlar; hem cins arkadaşlıklar, ortak ilgi önemli olur.

Orta çocuklukta akran grupları çocuğun hayatında çok önemli bir yeri olmaya başlar.

5)Ergenlik Dönemi:

Akran ilişkileri çok önemli bir yer alır ergenin hayatında. Daha çok heteroseksüel ilişkiler gündemdedir. Çocukluktaki akran grubunda yaşadıkları ve hissettikleri heteroseksüel ilişkileri için referans grubu oluşturur. Ergenlikte akran ilişkileri,  genç için destek verici ve yol göstericidir. Akran ilişkileri ile rol gelişimi ve değer kazanımı sağlanır. Akran ilişkileri ergenlikte;  çocukluktan başlayarak daha sık, daha uzun süreli  daha sonra daha kompleks, daha yakın ve daha uyumlu/bağlı hale gelir.



Rehberlik Servisi


Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə