Fayda: Mal ve hizmetlerin insanların ihtiyaçlarını giderme niteliğine denir



Yüklə 408 Kb.
səhifə5/6
tarix14.09.2018
ölçüsü408 Kb.
1   2   3   4   5   6

Kişisel satışın başarılı olabilmesi için satışçının hitap ettiği tüketicileri,mamulün özelliklerini,rakiplerin durumunu ve genel pazar koşullarını iyi bilmesi gerekir.

 

II.      Reklam:Mallar veya hizmetler veya fikirlerin geniş kitlelere duyurulması ve benimsetilmesi amacıyla bir ücret karşılığında kişisel olmayan bir biçimde sunulmasıdır.



Mal ve hizmetlerin satışlarını ve karlılığını arttırma nihai amacı doğrultusunda reklam çeşitli amaçlarla yapılır:

¯        Yeni mamulü pazara sunmak veya yeni pazar bölümlerine girmek

¯        Dar bir zümrenin kullandığı malı geniş kitlelerin kullanmasını sağlamak

¯        Firma imajı ve markaya bağlılık yaratmak

¯        Firmayı ve malın özelliklerini anlatarak satışçılara yardımcı olmak

¯        Satışçıların ulaşamadığı kimselere ulaşmak

 

Reklam mesajlarının ulaştırılacağı haberleşme kanalları



¯        Radyo ve tv gibi göze ve kulağa hitap eden araçlar

¯        Gazete ve dergi gibi yazılı basın araçları

¯        Posta reklam araçları

¯        Açık hava reklam araçları(afiş,pano)

 

Reklam aracının seçiminde temel olarak hitap edilecek pazar veya hedef tüketiciden hareket etmek gerekir.Ancak aracın seçiminde öncelikli olarak şu faktörler göz önünde tutulur;



¯        Reklamla ulaşılmak istenen spesifik amaç

¯        Bu işe ayrılacak bütçe

¯        Hedef tüketicilerin özellikleri

¯        Bu özellikler çerçevesinde çeşitli reklam araçlarının istenilen hedeflere ulaşabilme kabiliyeti

 

III.     Tanıtma,satış geliştirme ve doğrudan pazarlama:



Tanıtma:Karşılığında genellikle bir ücret ödemeden radyo,tv ve benzeri basın-yayın araçlarında işletme,yöneticiler veya mallar ya da hizmetler hakkında yayınlanan ticari haber,röportaj,resim vb şekillerdeki tanıtıcı araçlardır.

Satış geliştirme:Reklam,kişisel satış,tanıtma ve doğrudan pazarlama dışında kalan sürekli olarak yürütülmeyen sergiler,teşhirler vb devamlılığı olmayan diğer satış çabalarıdır.

Doğrudan pazarlama:Özenle hedef olarak seçilmiş bireysel tüketicilerle hemen cevap almak üzere düzenlenmiş doğrudan iletişimdir.

 

DAĞITIM



          Üretilen mamullerin tüketicilere doğru hareketiyle ilgili tüm çabaları kapsar ve bu nedenle üretimle tüketim arasındaki bağlantıyı gerçekleştirir.

 

Dağıtım kanalları ve kanal seçimi:



        

Aracı,üretici ile nihai tüketici veya malları kendi üretiminde kullanan endüstriyel kullanıcı arasında yer alan bağımsız bir kuruluş olup malın mülkiyetinin devrini sağlar.Aracılar,hukukumuzda malın mülkiyetini üzerine alıp almamalarına göre iki gruba ayrılırlar:

¯        Tüccar aracılar:Satılmasına yardımcı olduğu malın mülkiyetini üzerine alan aracılar olup,tipik örnekleri toptancılar ve perakendecilerdir.Aldıkları malları stok yaparlar.

¯        Yardımcı aracılar(tüccar yardımcıları):Mülkiyeti devretmeksizin onun transferine yardımcı olan acenteler,tellallar ve komisyonculardır.Malları stok yapmazlar,onun yerine sadece alıcılar ile satıcıları bir araya getirip bu hizmet karşılığında satış üzerinden belli bir komisyon alırlar.

 

Dağıtım kanalı:Bir malın üreticiden tüketiciye hareketinde izlediği yoldur.Dağıtım kanalı kararlarının iki yönü bunları en önemli pazarlama kararları arasında yer almasına yol açar:



¯        İşletmenin mamulleri için seçilen kanallar diğer bütün pazarlama kararlarını etkiler.

¯        Bu kararlar,işletmenin diğer işletmelere karşı uzun vadeli taahhüt ve bağlantılar içine girmesine yol açar.

Dağıtım türleri:

I.       Direkt dağıtım:Üretici işletmenin kendi satış örgütüyle doğrudan doğruya tüketiciye malının satışını yapması halidir.Direkt dağıtım uygulaması;üretim ve tüketim bölgeleri arasındaki uzaklığın az olması,üretim ve tüketim temposunun aynı veya benzer olması,tüketici sayısının az veya belirli merkezlerde toplanmış olması,bir kerelik satın alma hacmi veya birim fiyatın yüksek olması gibi durumlarda görülür.

II.      Endirekt dağıtım:Üretici ile tüketici arasındaki alım-satım ilişkisini hukuki ve iktisadi bağımsızlığı olan toptancı,yarı toptancı,satış temsilcisi,komisyoncu ve perakendeci gibi aracı kuruluşların gerçekleştirmesi halidir.Üretici işletmelerin dağıtım kanalı sistemi kuracak güçlerinin olmaması,aracı işletmelerin temel pazarlama görev ve fonksiyonları açısından deneyimli,üstün ve etkin olmaları,aracı kullanmanın işlem sayısında tasarruf sağlaması nedeniyle bu dağıtım türü kullanılır.

 

Dağıtımın ne ölçüde yoğun olacağı ile ilgili olarak belli başlı üç politika vardır:



¯        Yaygın veya yoğun dağıtım:Malın alıcısının olduğu her yerde satışa sunulmasına dayanır.Özellikle kolayda mallar ve tüketim malları için kullanılır.

¯        Seçimli veya selektif dağıtım:Belirli bir bölge sınırlı sayıda toptancı veya perakendeci veya sadece perakendeci kullanma politikasıdır. 

¯        Özel dağıtım:Belirli bir pazarda sadece tek toptancı veya perakendeci vasıtasıyla mamulün dağıtılması politikasıdır.

 

Fiziksel dağıtım:Mamullerin üretim aşamasından geçtikten sonra tüketiciye teslimine kadar yapılan işlemler olarak tanımlanır ve bazı hallerde hammaddelerin üretim kaynaklarından fabrikaya,üretim alanına gelişiyle ilgili işlemleri de kapsar.



        

Fiziki dağıtımın fonksiyonlarından birisi ve belki de en önemlisi olan taşıma,malların üretim noktalarından tüketim noktalarına ihtiyaç duyulan miktarda,zamanında ve uygun maliyetle hareket ettirmektir.Depolama ve depo yerlerinin seçimi de fiziksel dağıtımın önemli fonksiyonlarından birisidir.

 

ULUSLAR ARASI PAZARLAMA



Pazarlamanın ülke sınırları dışında da yapılmasıdır diğer bir ifadeyle iki veya daha çok ülke de pazarlamanın uygulanmasıdır.Birden çok ülke pazarına yönelme önemli ölçüde karmaşıklık ve zorluk yaratır.Dış pazarlarda belirsizlik ve risk çok daha fazladır;gümrük vergileri,kotalar ve çeşitli engeller vardır.

 

Uluslar arası pazarlamaya ihtiyaç duyulmasının nedenleri:



¯        İç pazarların itici gücü(pazarların doyması,ekonomik durgunluk vb)

¯        Dış pazarların çekici gücü(büyük satış ve kar sağlama potansiyeli)

 

 

Uluslar arası pazarlamayı etkileyen çevresel faktörler:



I.       Kültürel ve sosyal çevre

II.      Ekonomik ve demografik çevre

III.     Politik ve hukuki çevre

 

Uluslar arası pazarlara giriş şekilleri:



I.       İhracat:Dış pazarlara girmenin en basit ve en çok kullanılan şeklidir.İhracat,işletmenin üretiminin bir kısmının yurt dışına gönderilmesi ve orada satılmasıdır.Üretici işletme bazen mamulünü hiç değiştirmeden bazen de gideceği yere göre değişiklikler yaparak gönderir.En az riskle dışa açılma yoludur.

II.      Lisans verme:Başka bir ülkedeki işletmeye lisans anlaşması ile bir konuda faaliyet izni verilir.İşletme,yabancı ülke işletmesine;bir üretim sürecini,bir markayı,patenti,ticari sırrı veya herhangi bir şeyi bedel karşılığı satar.Lisans vermenin özel ve çok kullanılan bir şekli de franchising haklarını vermedir.

III.     Ortak mülkiyet girişimi(joint venture):Çeşitli avantajları nedeniyle bir yerli yatırımcı,yabancı ülkede yerel yatırımcılarla ortak olarak iş yapar.Bu mülkiyeti ve denetimi paylaşarak ortak iş kurma şeklidir.

IV.     Direkt yatırım:En riskli ama en karlı olabilecek pazara giriş şekli olup dış pazarda montaj veya üretim tesisleri kurmak üzere yatırım yapma yoludur.Gidilen ülkenin ucuz işgücü,hammadde gibi kaynaklarından yararlanılması yanında yatırımlar üzerinde tam denetim sağlanır,ancak kar transferinin sınırlandırılması,devalüasyon gibi durumlar nedeniyle en riskli seçenektir.

 

Uluslar arası pazarlar için pazarlama karması:İki ana strateji vardır:



I.       Standart pazarlama karması stratejisi:İşletme hangi yabancı pazar girerse girsin aynı pazarlama karmasını kullanır.Bu yöntemin en önemli avantajı büyük ölçekli üretimden dolayı birim maliyetlerin düşürülmesidir.

II.      Farklılaştırılmış pazarlama karması stratejisi:İşletme pazarlama karması unsurlarının her hedef pazar için ayrı ayrı adaptasyona tabi tutar.Bu taktirde işletme için daha çok satış ve kar sağlama imkanı vardır.Ancak bu ana strateji daha büyük üretim ve pazarlama maliyetlerini gerektirir.

 

FİNANSMAN



 

Finans,ihtiyaç duyulan fonların uygun şartlarda sağlanması ve etkin bir şekilde kullanılmasıyla ilgili faaliyetlerdir.

        

İşletmede finansman fonksiyonunu yerine getiren finans veya mali işler yöneticisi temel olarak gerekli fonları en uygun şartlarda elde etmek ve en etkin bir biçimde kullanmakla görevli kimsedir.

        

Fon,finansmanın en genel aracı olup paradan daha geniş kapsamlı bir terimdir.Para denilince nakit ve bankadaki vadesiz mevduat kastedilir.Fon ise nakit ,vadesiz mevduat,nakde çevrilebilir değerler ve gerektiğinde para gibi görev yapabilecek çeşitli unsurları kapsar.

Finansal yönetimin kapsamı:

ð        Yalnız nakit parayla ilgilidir.

ð        İşletmede kullanılan fonların sağlanması ve idare edilmesi olarak ele alınmaktadır.

ð        Sistem yaklaşımı çerçevesinde finansal yönetim işletmenin tüm yönetiminin bölünmez bir parçasıdır.Böyle ele alınınca finansal yönetim fon sağlama ile ilgili bir destek birim olmaktan çıkmakta,finansal politikanın temel sorunu,fonların etkin ve rasyonel bir şekilde kullanılması olmaktadır.Dolayısıyla fon sağlama görevine ek olarak varlık elde edilmesi veya elden çıkarılması kararları verildiğinde finansal yönetim,başta üretim ve pazarlama olmak üzere diğer işletme fonksiyonları ile doğrudan ilgili hale gelmektedir.

 

Fonların sağlanması



 

Sermaye kavramı ve sermaye kaynakları:İktisat biliminde sermaye,üretime tahsis edilen bütün fiziksel üretim araçlarını kapsar.

        

İşletme biliminde sermaye,işletmenin amaçlarına ve üretim çabalarına uygun olarak toplanmış bütün maddi ve maddi olmayan varlıklardır.

        

Finans açısında sermaye ise,işletmenin borç olarak sağladığı kaynaklar dışındaki kendi imkanlarını ifade eder ve kurucuların koyduğu veya hisse senedi satın alanların sağladıkları fonları,işletmenin yarattığı ihtiyatlar,dağıtılmamış karlar gibi fonları kapsar.

 

Öz kaynaklarla finansman:Bir işletme kurarak faaliyete geçirmek isteyen bir kimse veya kimselerin kendi kişisel varlıklarından ayırarak işletmeye tahsis ettikleri maddi ve maddi olmayan iktisadi değerlere o işletmenin öz kaynakları denir.İşletmenin faaliyete geçmesinden sonra ayrılan ihtiyatlar ve karşılıklar da öz sermayeden sayılır.Özsermaye kapsamına para,mal,bina,patent hakkı,işletme adı,marka vb her türlü varlıklar girer.İşletmenin tüm risklerine öz kaynaklar katlanır.



        

Bir işletmenin sahip veya sahiplerince gerek kuruluş aşamasında gerekse daha sonra sermaye artırımı yoluyla ya da kardan dağıtılmayarak şirkete fon tahsis edilmesine öz kaynaklarla finansman denir.

        

Öz kaynaklarla finansmanın üstünlüğü işletmeye tahsis edilen fonların süresiz veya çok uzun bir süre için işletme emrine verilmiş olmasına,herhangi bir sermaye maliyetinin söz konusu olmayıp faaliyetlerden doğacak karın tümüyle sahiplerine ait olmasına dayanır.

 

Oto finansman:İşletmenin kendi faaliyetleri sonucu elde ettiği karların tümünün veya bir kısmının dağıtılmayarak işletmede bırakılması yoluyla sermaye ihtiyacının karşılanmasıdır.Bu yöntem özellikle sermaye tedarikinin güç olduğu veya sermaye maliyetlerinin yüksek olduğu dönemlerde işletmeye kaynak sağlar.



        

Oto finansmanda belirli riskler için karşılıklar ayırmak,genel riskler için de yedekler ayırmak,karları dağıtmayarak sermaye hesaplarında tutmak gibi yollar söz konusu olur.Oto finansman bir işletmenin veya müteşebbisin karlı ve verimli çalıştığını gösteren bir ölçü olarak kabul edilir.

Sakıncaları:

I.       Bu finansman kaynağının yöneticiler tarafından gelişi güzel ve verimsiz yatırımlara yönelik olarak kullanılması tehlikesi

II.      Dağıtılması halinde kısmen de olsa piyasaya girecek ve cari faiz nispetinin düşmesine olumlu katkısı olabilecek karların işletmede alıkonması nedeniyle sermaye piyasasını daraltıcı etkisi

III.     Küçük hisselere sahip tasarruf sahiplerinin yıl sonlarında tasarruflarından bekledikleri yararı alamamaları riski.

 

Yabancı kaynaklarla finansman:İşletmenin belirli vade sonunda geri ödemek üzere sağladığı kaynaklardır.Bunların karşılığında kaynağı sağlayanlara belirli bir faiz ödenir.İkili bir ayrıma tabidirler:



ð        Kısa vadeli borçlar:Vadesi bir yıla kadar olan kredilerden oluşur ve genellikle çalışma sermayesi ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılır.Çünkü duran varlık yatırımlarını bu tür kaynaklara dayandırmak riskli olup uygun değildir.

ð        Uzun vadeli borçlar:Bir yıldan daha uzun vadeli yabancı kaynaklardır.Kısa vadeli finansman:İşletmede tüm faaliyetleri kapsayan bir;     “nakdi sermaye     üretim faktörleri             yarı mamul        mamul               nakit” şeklindeki dönüşüm veya devir mevcuttur.Bu olağan işletme faaliyetlerinin yürütülmesinde çalışma sermayesi önemli bir rol oynar.Büyük bir değişkenlik gösteren fon ihtiyacı,kısa süreli finansmanla sağlanacak fonlarla karşılanır.

        

Finans yöneticisi için işletmenin duran varlık ve çalışma sermayesi miktarlarını ve bunların arasında birini gereğinden fazla veya diğerini ihtiyaçtan az tutmayacak şekilde optimum bir dengeyi kurmak ve bunu sürdürmek en temel görevlerden biridir.Yönetici bu görevi yerine getirirken özellikle pazarın ve iş hayatının dinamik niteliğini göz önünde bulundurarak bu dinamizme ayak uydurmalıdır.Herşeyden önce işletmenin kendi ürettiği mamullerle ilgili mevsimlik dalgalanmalar,genel olarak ekonomideki ve iş hayatındaki istikrar-durgunluk ve dalgalanmalar;politik nitelikli olmakla beraber ekonomiyi etkileyen gelişmeler işletmenin kısa süreli fon ihtiyaçlarını etkilerler.

 

Uzun vadeli finansman:İşletmenin makine,teçhizat,arsa,bina gibi duran varlıkların Özsermaye ile veya uzun vadeli kredilerle finanse edilmesi gerekir.Uzun vadeli finansman ihtiyacı Özsermaye yanında hisse senedi ve tahvil çıkarmak yoluyla sağlanır:



 

Hisse senedi:Sahibine şirkette ortaklık hakkı verir.Ona sahip olan hissenin büyüklüğü oranında şirketin geliri ve varlıkları üzerinde hak sahibi olduğu gibi şirketi denetim yetkisine de sahip olur.Her senet,genel kurulda bir oy hakkı verir.Hisse senedi olanlar şirkete ortak olduklarından bunun karşılığı olarak giren para öz sermayedir.

 

Tahvil:Kişileri hisse sahibi yapmadan,satın aldıkları tahviller için ödedikleri paralara karşılık,önceden belirlenmiş oranda faiz ödeme taahhüdü ile uzun vadeli finansman sağlanır.



 

FONLARIN KULLANIMI

 

Duran varlık yatırımları:Duran varlıklar şekil değiştirmeden kalan ve birden fazla üretim dönemine katılarak uzun süre kullanılmakla giderek kullanılamaz hale gelen sermaye unsurlarıdır.Bunlar işletmenin normal faaliyetlerinde paraya çevrilmeyen,periyodik olarak alım-satım konusu olmayıp süreklilik gösteren varlıklardır.Duran varlık kalemleri işletmenin olağan faaliyeti sırasında satılan malların maliyetlerine aşınma payı olarak eklenerek tasfiye edilirler.



 

Dönen varlık yatırımları:İşletmenin normal faaliyet dönemi içinde nakde veya paraya çevrilebilir varlıklarını kapsar.Çalışma sermayesi unsurları,satılan mal ve hizmetlerin karşılıklarının ödenmesiyle işletmeye döner ve sürekli bir akış ve değişim içinde bulunurlar.

        

Dönen varlıkları toplamından kısa vadeli borçlar toplamı çıkarıldıktan sonra kalan miktara,net çalışma(işletme) sermayesi denir.Bu fark,işletmenin varlıklarının borçlarını ödemek ve yükümlülüklerini yerine getirmek için kullanılabilir durumda tuttuğu bir güvenlik payıdır.

          İşletmelerin çalımla sermayesi ihtiyacını belirlemelerinde şu faktörler etkili olur:

ð        İşletmenin faaliyet alanı

ð        Müşterilerin kredi ihtiyaçları

ð        İmalat ve satış süresinin uzunluğu

 

FİNANSAL PLANLAMA



İki türlü amacı vardır:

ð        İşletme faaliyetleri için gerekli fonları sağlamak

ð        Fon temininde finansman maliyetini minimum kılmak

ð        İşletmenin finansal yapısını değişen koşullar uydurmak

ð        Sağlanacak nakit fazlalıklarını verimli kullanmak muhtemel mali açıklar için önceden tedbir almak ve finansal dengeyi korumak.

 

Finansman yöneticisi yaptığı finansal planlama çerçevesinde kendi ortakları için firma değerini maksimum kılmak üzere finansal yönetim politikaları denilen şu politikaları kararlaştırır ve uygular:



 

ü        Yatırım politikası

ü        Finansman politikası

ü        Temettü politikası

Finansal planların hazırlanmasında uygulanan yöntemlerden birisi bütçelemedir.Bütçe,planların rakamlarla ifadesidir.Bütçeleme ise,işletmelerin belirledikleri hedeflerin sayılarla gösterilmesidir.

 

Finansal planlama vade yönünden iki grupta yer alır:



I.       Kısa vadeli planlama ve nakit bütçeleri:Bir yılı aşmayan süreler için hazırlanan işletme bütçelerine kısa vadeli işletme bütçeleri denilmektedir.Kısa süreli finansal planlama işlemlerine nakit bütçeleri de denilmektedir.Bu bütçeler işletmenin sadece bir dönemdeki finansman ihtiyacını değil aynı zamanda o dönem içindeki dağılımı ve dağılıma göre para ihtiyacını göstermektedir.

Kısa vadeli planlamanın iki temel amacı vardır:

 

ü        Nakit açıklarını görmek ve ona göre gerekli önlemleri alarak ihtiyacın karşılanmasını sağlamak



ü        Nakit fazlalarını görmek ve ona göre verimli yatırım alanlarına yönelmek

Kısa dönemli işletme bütçe çeşitleri

Pazarlama fonksiyonu ile ilgili:

ü        Satış bütçesi

ü        Satış giderleri bütçesi

Üretim fonksiyonu ile ilgili:

ü        Direkt ilk madde ve malzeme giderleri bütçesi

ü        Direkt işçilik giderleri bütçesi

ü        Genel üretim giderleri bütçesi

 

II.      Uzun vadeli planlama ve sermaye bütçelemesi yöntemleri:Bir yıldan fazla süreler için hazırlanan işletme bütçelerine uzun vadeli işletme bütçeleri denilmektedir.İşletmelerin uzun dönemde devamlı kar elde etmeleri için büyüme amaçlarına uygun olarak satışlar,piyasa durumları,personel,duran varlıklar,yatırım ve finansman unsurlarını esas alan uzun dönemli analize dayanan uzun vadeli planlar hazırlanmalıdır.



Finans yöneticisi firmanın yatırım politikasını belirlerken duran varlıklara yatırılan fonlar ve bun varlıklar için ayrılan amortisman karşılıkları ile yenileme fonlarının yatırımın yapıldığı zaman noktasındaki değerlerini göz önünde tutar.Bu suretle duran varlıklara yapılan yatırımlardan beklenen nakit akışlarının net bugünkü değerlerini maksimum kılma politikası izlenir.

 

Firmalar yatırım yapacakları alternatiflerin en uygununu tespit ederken sermaye bütçelemesi yöntemlerinden yararlanırlar.Bu yöntemlerin en çok kullanılanları:



ü        Geri ödeme süresi

ü        İç verim oranı

ü        Net bugünkü değer

Geri ödeme süresi:Bu yöntem bir yatırımın ne kadar sürede kendisini ödeyebileceği sorusunu cevaplandırır.Geri ödeme süresi,bir yatırımdan beklenen nakit akışlarını yatırım harcamalarına eşit kılan bir zaman süresidir.Bu kritere göre çeşitli teklifler değerlendirilir ve kendisini en kısa zamanda ödeyecek olan yatırım teklifi kabul edilir.

 

Geri ödeme süresi=           Yatırım maliyeti                            



                                      Yatırımdan beklenen yıllık net gelir

 

İç verim(iç karlılık) oranı:Bir yatırım için harcanan paralar ile bunun faizleri toplamını yatırımın gelirine eşit kılan faiz haddidir.



 

Net bugünkü değer:Bu kriter bir yatırımdan beklenen nakit akışlarını belirli bir ıskonto oranı ile yatırımın yapıldığı zaman noktasına indirger.Bu ıskonto oranı yatırımdan istenen verimliliği yansıtır.Sermaye bütçelemesinin net bugünkü değere göre yapılması halinde ıskonto oranı olarak alınan yüzde genellikle işletmenin sermaye unsurlarının ağırlıklı ortalama maliyetidir.Bir yatırımdan beklenen yıllık nakit akışlarının ıskontolu değerleri toplamından o yatırım için yapılmış olan nakit çıkışlarının çıkarılması ile yatırımın net bugünkü değeri bulunur.

 

FİNANSAL ANALİZ



 

İşletmenin,finansal bakımdan faaliyetlerini ve etkinliğini ölçmek amacıyla belirli zaman aralıklarında veriler sağlar,işletmenin faaliyetindeki aksaklıkları,potansiyel kapasitesini,yönetimin amaçlarının gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyulan finansman türünü ve miktarını gösterir.

        

İşletmenin çeşitli dönemlerdeki finansal durumları arasında finansal etkinlik bakımından karşılaştırmalar yapılarak bu analiz sonuçlarına göre gereken tedbirleri almak da finansal kontrol faaliyetlerini oluşturur.Finansal analizin çeşitli kredi veren kuruluşlar için de büyük önemi vardır.

 

Finansal yönetimini etkili ve verimli bir şekilde planlanıp yürütülmesinde iki temel husus çok önemlidir:



ü        Firmanın mevcut finansal durumunun iyi değerlendirilmesi

ü        Değişen ekonomik koşulların etkilerinin iyi anlaşılması

 

Özet bir şekilde finansal analiz,işletmenin fon yapısını ve fonların kullanımını oluşturan bilanço kalemleri ile gelir tablosundaki değerler arasındaki ilişkilerin incelenmesi yoluyla finansal dengenin ne ölçüde sağlandığının belirlenmesi ve bu duruma göre rasyonel kararlar alınmasının sağlanmasıdır.



Finansal analizin amaçları:

I.       İşletmenin faaliyet konusuna,hukuki şekline ve amaçlarına uygun bir finansal yapı oluşturmak,varlıklar ile fon kaynakları arasında sürekli bir denge sağlamak

II.      Faaliyet döneminde toplam gelirlerle giderler arasında olumlu bir fark sağlamak

III.     İşletmeyi borçlarını zamanında ödeyebilecek durumda tutmak

IV.     İşletme ile ilgili 3. şahıslara ve işletmenin sahiplerine işletmenin durumu hakkında bilgi ve güven vermek

 

Finansal analiz yöntemleri:



I.       Karşılaştırmalı finansal tablolar analizi yöntemi:Bir işletmenin birbirini izleyen iki veya daha fazla dönemine ait finansal tabloların karşılaştırmalı olarak düzenlenip incelenmesine dayanır.

II.      Dikey yüzdeler yöntemi:Aktif ve pasif toplamlar 100 kabul edilerek aktif ve pasif kalemlerin yüzde payları belirlenir,aynı şekilde gelir tablosundaki kalemlerin yüzde payları birbirini izleyen birkaç yıl için hesaplanarak sonuçların karşılaştırılması yoluna gidilir.

III.     Eğilim yüzdeleri yöntemi:İşletmenin gösterdiği gelişmelerin yıllar itibariyle izlendiği bu yöntemde birbirini izleyen dönemlere ait finansal tablolarda yer alan kalemlerin temel alınan finansal tablo kalemlerine göre gösterdiği artış veya azalışlar yüzde olarak hesaplanır.Bu şekilde işletmenin finansal tablolarında yer alan her bir kalemin temel kabul edilen yıla göre yüzde olarak gelişme trendi bulunur.

IV.     Oran analizi yöntemi:Finansal analizin temel araçları olan çeşitli finansal oranların kullanılması yöntemidir ve işletmelerde en çok kullanılanıdır.

 

Temel finansal tablolar



Bilanço:Bir işletmenin ekonomik değeri olan varlıklarını ve bu varlıkların hangi kaynaklardan sağlandığını gösterir.İşletmenin belirli bir andaki finansal durumunu gösterir.

Gelir tablosu:Belirli bir dönemde işletmenin gelir ve giderlerinin miktarını,elde edilen karı veya katlanılan zararı gösteren tablodur.

 

Finansal oranlar



 

FİNANSAL TEKNİKLER

 

I.       Faktoring:Genellikle kısa vadeli satışlardan doğan alacak haklarının factorlere satılması suretiyle işletmelere fon sağlama olanağı veren bir finansman yöntemidir.İşletmenin mevcut ve gelecekteki kredili satışlarıyla ilgili alacakları factore devredilmekte,ayrıca factoring şirketi kredili satış işlemlerinin her aşamasında söz sahibi olmaktadır.




Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə