GöNÜlden esiNTİler: (6) peygamber (3) Hz. İBRÂHÎm-halîlûllah



Yüklə 0,72 Mb.
səhifə1/8
tarix25.06.2018
ölçüsü0,72 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8





GÖNÜLDEN ESİNTİLER:


(6) PEYGAMBER (3)

Hz. İBRÂHÎM-Halîlûllah (a.s.)
NECDET ARDIÇ

İRFAN SOFRASI

NECDET ARDIÇ

TASAVVUF SERİSİ (24)

İÇİNDEKİLER: Sayfa No:
İçindekiler:…………………………………………………………….(1)

ÖNSÖZ:.........................................................(4)

(6) Pey-İbrâhîm-Halîlûllah, üçüncü kitap:………….(11)

Ebced hesabı ile İbrâhîm, sayısal değeri:……………(13)

Küntü kenzen-Gizli Hazine:..............................(14)

(Âl-i İmrân 3/33) Seçilmişlik Âyet-i:..................(21)

Yeni rehber ansiklopedisi……………………………………..(24)

(26/69) Onlara İbrâhîm’in kıssasını oku:…………….(26)

(10/71) Ve onlara Nûh’un haberini oku:……………..(26)

Kelime-i İbrâhîm’in doğuş özelliği:……………………….(32)

Seyirde olan sâlik’in hâli:……………………………………..(34)

(6/74) Ve iz kâle İbrâhîmu:………………………………….(36)

(6/75) Ve kezâlike nûrî İbrâhîme:………………………..(37)

841/53) Yakında Âyetlerimizi göstereceğiz:………..(39)

İkinci kısım sekizinci bölüm:…………………………………(40)

Bu hususta kısa bilgi sunmağa çalışalım:…………….(42)

Şimdi biz yine yolumuza devam edelim:……………..(48)

(6/76) Ne zaman ki, üzerine gece bastı:……………..(49)

(6/77) Ne zaman ki, ay doğdu:…………………………….(50)

(6/78) Ne zaman ki, güneş doğmaya başlar:……….(51)

(6/79) Ben muhakkak hanif olarak:……………………..(55)

(6/80) Ve ona karşı kavmi delil getirmeye kalkıştı:(57)

(6/83) Ve işte bu bizim delilimizdir:………………………(58)

Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz:……………………….(59)

(19/41) Kitapta İbrâhîm’i de zikret:……………………..(61)

(19/44) Ey Babcığım şeytana ibadet etme:………….(63)

(19/47) Hazret-i İbrâhîm dedi ki:………………………….(64)

(19/48)…..(19/49):………………………………………………..(65)

(19/50)…..(19/51) Rüşd:……………………………………….(66)

(21/52) O vakit Babasına:……………………………………..(68)


1

(21/53/54/55/56):………………………………………………..(70)

(21/57) Vallahi yemin erdim:………………………………..(71)

Konyalı Mehmed Vehbi efendinin:………………………….(72)

(21/59) Dediler ki, bunu ilâhlarımıza kim yaptı:…..(73)

(21/60) Dediler ki, kendisine İbrâhîm denilen:…….(75)

(21/62) Dediler ki, ey İbrâhîm:……………………………..(76)

(21/64) Bunun üzerine kendi nefislerine:……………..(77)

(21/66) Dedi ki, o halde:……………………………………….(78)

(21/67) Yuf size:…………………………………………………….(79)

(21/68) Dediler ki:………………………………………………….(80)

(21/69) Dedik ki, ey ateş:……………………………………..(81)

(21/70) Ve ona bir tuzak:………………………………………(85)

(21/71) Ve onu ve Lût’u:……………………………………….(86)

(2/260) Ve iz kâle İbrâhîmu: “kuşlar” :………………..(86)

(37/83) Ve şüphe yokki İbrâhîm:………………………….(96)

(37/99) Ben Rabbi’me gidiciyim:…………………………..(97)

(27124) Şunu da hatırla ki:……………………………………(98)

Öğle namazı:…………………………………………………………(101)

Selâm:…………………………………………………………………..(102)

(2/131) Hani o vakt ki:………………………………………..(106)

(2/112) Kim Muhsin olduğu halde:……………………..(107)

(2/31) Âdem’e isimler bildirildi:…………………………..(109)

(37/100) Yarabb’î bana Sâlihlerden:…………………..(113)

(37/101) Bizde ona pek yumuşak:……………………..(114)

(14/39) Hamdolsun o Allah’a ki:………………………….(114)

(14/40) Ey Rabb’im:…………………………………………….(117)

(37/102) Vatka ki, onunla beraber:…………………….(118)

Elmalılı Hamdi Yâzırdan:……………………………………….(119)

(21/51) Ve andolsun ki:………………………………………..(125)

(37/103) Vaktâki, ikiside boyun eğdiler:……………..(126)

(37/104) Ve ona yâ İbrâhîm:……………………………….(128)

2

(37/105/106) açık bir imtihan:………………………… (129)



(37/107) Ve ona bir büyük kurb’ânlık:………………(130)

(37/108) Sonrakilerin arasında:…………………………(131)

(37/109/110/111) İnrâhîm’e selâm:………………….(132)

(3/9) Şüphe yok ki, insânlar için ilk ev:…………… (133)

(14/37) Ey Rabb’ımız:…………………………………………(141)

(2/127) hatırla ki, İbrâhîm:…………………………………(143)

(20/13) Ve ben seni seçtim:……………………………….(151)

(2/126) şunu da zikret ki:…………………………………..(155)

(22/27) Ve nsânlar arsında:………………………………..(157)

(2/128) Ey Rabb’imiz:………………………………………….(158)

(2/125) Ve o vakit de hatırlayınız:………………………(160)

(95/3) Ve bu emin olan beldeye:………………………..(162)

(3/97) Onda açık âlâmetler:………………………………..(166)

(60/4) Muhakkak ki, sizin için:…………………………….(170)

(16/120) Muhakkak ki, İbrâhîm:………………………… (171)

(37/108/110) İşte iyileri böylece:………………………. (175)

(33/111) Şüphe yokki:………………………………………… (176)

(2/132) Ve bunu -dînini- İbrâhîm:……………………….(177)

Bismillâhirrahmânirrahîm:…………………………………….(178)

3

ÖNSÖZ


BİSMİLLâHİRRAHMâNİRRAHİM:
Sayın okuyucum, “İRFAN MEKTEBİ” kitabımızda özet olarak, bir Hakk yolcusunun aslına varabilmesi için, geçirebileceği bazı hususları açıklamaya gayret etmiştik. Bu mertebelerin daha iyi anlaşılabilmesi için, Kûr’ân-ı Kerîm’de ismi geçen bu Peygamber’lerin özetle dahi olsa kısa, kısa hayat hikâyelerinin bilinmesinin kendimizi tanıma yolunda büyük yararları olacağı açıktır.
Her bir Peygamber’in hayat hikâyesi, yaşadığı mertebenin-devrinin özelliklerini ve geçişlerini kendi hayatlarından misallerle bizlere açıklamaktadır.

Konumuza mevzu olanlar, Âdem (a.s.) ile birlikte (Ulül azm) “azamet sahibi” altı Peygamber ki; bunlar, Nûh (a.s.) İbrâhim (a.s.) Mûsa (a.s.) İsâ (a.s.) Muhammed (s.a.v.) dir. Bu altı Peygamber’in hayat hikâyelerinin az da olsa bilinmesinden çok büyük yararlar sağlanacağı açıktır.


Bu Peygamber’lerin her biri insânlık tarihinde kendi düzeyleri itibariyle çığırlar açıp, tefekkür ufuklarımızın genişlemesinde, şekillenmesinde ve Cenâb-ı Hakk’a giden yolculuğumuzda kilometre taşları ve dinlenip yeniden daha ileri menzillere varabilmemiz için kervansaraylar oluşturmuşlardır.

4

Âdemiyyet= Âlemlerde başlı başına bir inkılâptır.


Böyle bir varlığın yeryüzünde yaşamaya ve ancak kendi devrelerinde ve daha sonraki devrelerde bu bilgiler İseviyyet devresi itibariyle bazı beşeri anlayışlarla asıllarından oldukça uzaklaştırılarak özelliklerini kaybetmişlerdir.
İşte Cenâb-ı Hakk habibini, bütün bu bozulan fikir yapılarını tekrar ele alıp yeniden yapılandırarak Kûr’ân ve Hadîs ismi altında insânlığın faydasına sunulmak üzere göndermiştir.

5

Bahsedilen her bir Peygamber sadece kendine ait mertebesini zuhura getirirken Hz. Muhammed (s.a.v.) ise insânlık âlemine üç yeni mertebe daha getirmiştir.


Bunlar:

1.Tevhid-i zat: Hazret-i Muhammed

2.İnsân-ı kâmil: Hakikat-i Muhamme diyye

3.Hakikat-i Âhadiyyetül Ahmediyye: Hakikat-i Ahmediyye’dir. Ayrıca Nûr’u Muhammdiyye’dir.
Böylece insânlık âlemine bu İlâhi bilgiler Cenâb-ı Hakk tarafından bildirilmiş ve insânlığa ihsân edilmiştir. Tatbik edenler bu İlâhi yoldan Rabb’larına ulaşma imkânı bulmuş, inkâr edenler ise ebedi hüsranda kalmış olurlar.
Gayemiz peygamberler tarihi yazmak değil, onların geçirmiş oldukları hayat tecrübelerinden yararlanarak yolumuzu kısaltmak ve bizlere birer numune olan bu zevatın yaşantılarından örnekler ve ilhamlar alarak faydalanma yoluna gitmektir. Cenâb-ı Hakk cümlemizi bu yollardan faydalandırsın.
Siyasî ve zâhirî görüşleri ağır basan bazı kimseler, Mûseviyyet ve İseviyyet mertebelerinden bahsedilirken bunları bugünkü Yahûdîlik ve Hristiyanlık zannederek, bunların methiyeleri yapıldığı zannıyla kendilerinde az da olsa şüphe uyandığını ifade etmektedirler. Halbuki bahsedilen hususlar ırkçılık ve milliyetçilik anlayışıyla oluşan bir bakış değil, mertebele

ri itibariyle hakikatlerine bakıştır.


6

Kûr’ân-ı Kerîm’de ki bu mertebeler övülmekte ve bizlere böylece bildirilmektedir. Bizlerin de kavminin ve milletinin ne yaptıklarını değil, Peygamber’lerinin ne yaptıklarını ve nasıl yaşadıklarını araştırarak o mertebenin gereği olarak, anlayarak yaşamamız icab etmektedir ki; gerçek yol da budur.
Bugünkü Benî İsrâîl’e bakarak, (isr) in “mânâ âlemindeki yürüyüş”ün, hakikatini, yine bugünkü Hristiyanlık âlemine bakarak, “İsâ fenâ fillâh-Rûhullah” hakikatini onlara aittir diye terk etmek herhalde akıllıca bir iş olmasa gerektir.
Bütün bu mertebeler İslâm’ın içinde mevcud olup onun varlığı ile vardır.

Kûr’ân-ı Kerîm; Âl-i İmrân Sûresi (3/19) Âyetinde bu husus belirtilmiştir.


İnneddine indellahil islâm”


19. Şüphe yok ki: Allah katında din, İslâm’dan ibârettir.
Bu mertebeler hangi isim ile zuhur etmiş olursa olsun İslâm’ın bir mertebesidir, bu mertebeler hakikatleri itibariyle yaşanamazsa gerçek mi’râc hakikati de ortaya çıkmış olamayacaktır.

Şunu çok iyi anlamamız gerekmektedir ki; yeryüzünde (semâvi dinler) diye çoğul olarak bir şey


7

yoktur; çünkü din tektir o da baştan itibaren İslâm’dır.

Ancak; (semâvi kitaplar) vardır. Bu kitaplar da İslâm’ın o günlerde bildirdiği bilgilerdir. Bu bilgiler de Kûr’ân- ı Kerîm ile tamama erdirilmiş ve diğer kitaplarda tahrif edilmiş bilgiler de asılları itibariyle yenilenmiştir.

Böylece daha evvel gelen bilgiler-kitaplar (nesih) edilmiş “kaldırılmış” sadece hepsini bünyesinde toplayan, zât-î zuhur hakikatlerini bildiren Kûr’ân-ı Azîmüşşan ve O’nu getiren Hz.Muhammed (s.a.v.) in (Hadîs) sözleri bâkî kalıp faaliyet sahasına açılmıştır.

Bu hâli dileyen kabul, dileyen reddeder; dileyen tatbik ve takip eder, dileyen de tatbik etmeyip inkâr eder. Kim ne yaparsa neticesi de kendisinde fiiline göre zuhur eder.
İnsânlık tefekkürü ve yaşantısı yeryüzünde Cenâb-ı Hakk’ın Kûr’ân-ı Kerîm’inde bildirmesiyle (Halife-Âdem) isminde bir varlığın oluşumuyla başlamaktadır.
Demek ki; bizim de yeryüzü (arzımız) olan bu vücûd iklimimizin de iyice anlaşılabilmesi ve kendimizi daha iyi anlayabilmemiz için Âdemiyyet mertebesi ilminden başlayarak diğer mertebelerin de ilimlerini öğrenmeye çalışarak Tevhid hakikatlerine doğru yola çıkmamız gerekecektir ki; Kûr’ân-ı Âzîmüşşan’da belirtilen seyr’e uygun bir seyr yapma yolumuz açılmış olsun.
İşte sevgili kardeşim, bu hakikatin, yani (gerçek
8

bir seyr)in bilinmesi ve yaşanması için, Âdemiyyet mertebesinden başlanması zorunluluğu olmaktadır ki; seyr’e ilk baştan başlayıp ileriye doğru yolumuz açılmaya başlamış olsun.


Şimdi hep birlikte, evvelâ Âdemiyyet hakikatlerini değişik mertebelerden inceleyerek yolculuk hazırlıklarımızı yapmaya başlayalım. Daha sonra da “İbrâhîmiyyet” hakikatleri ile kendimizi tanımaya çalışalım. Cenâb-ı Hakk’ın izni ile bu altı Peygamber seyrimizi de sürdürmeye devam edelim. Gayret bizden muvaffakiyyet Hakk’tandır.
Sevgili okuyucum, bu kitabın yazılışında, düzenlenişinde, basılışında, bastırılışında, tüm oluşumunda emeği ve hizmeti geçenleri saygı ile yad et, geçmişlerine de hayır dua et, ALLAH (c.c.) gönlünde feyz kapıları açsın.
Yarabbi; bu kitaptan meydana gelecek manevi hasılayı, evvelâ acizane, efendimiz Muhammed Mustafa, (s.a.v.) in ve Ehl-i Beyt Hazaratı’nın rûhlarına, altı Peygamber Hazaratı’nın ruhlarına, ve onların varislerinin de rûhlarına, kendi anne ve babamın da, eşimin de anne babasının, büyük anne ve büyük babasının da rûhlarına hediye eyledim kabul eyle, haberdar eyle, ya Rabbi.
Muhterem okuyucularım; yine bu kitabı da okumaya başlarken, nefs’in hevasından, zan ve hayelden, gafletten soyunmaya çalışarak, saf bir gönül
9

ve Besmele ile okumaya başlamanızı tavsiye edeceğim; çünkü kafamız ve gönlümüz, vehim ve hayalin tesiri altında iken gerçek mânâ da bu ve benzeri kitaplardan yararlanmamız mümkün olamayacaktır.
Gayret bizden muvaffakiyet Hakk’tandır.

NOT= Bu bölüm evvelki kitaptan ilgisi dolayısıyla nakledilmiştir.


05/09/2009)

Necdet Ardıç

Terzi Baba Tekirdağ

10
ALTI PEYGAMBER


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
ÜÇÜNCÜ KİTAP
Hz.İBRÂHÎM Halîlûllah, (a.s.)
BİSMİLLâHİRRAHMâNİRRâHîM:

(05/09/2009)


Muhterem okuyucularım ve Hakk taliplisi kardeşlerim, şimdi hep birlikte ufkumuzu geniş tutarak yeni bir tefekkür yolculuğunda seyre çıkmaya gayret edelim. Bu yolculuğumuzun iskelesi (İbrâhîmiyyet,) vasıtası, “Levhalar ve çiviler” ile yapılmış, beden gemimiz, kaptanı da Hakikat-i Muhammediyye’ye uyum sağlamaya çalışan “aklımız”dır. Oradan aldığımız yol haritası ile inşallah diğer (mertebe) limanlara da uğrayarak emniyyetli bir yolculuk ile hedefimize ulaşmaya çalışacağız.
Bu oluşum yeni bir bilinçlenme ve şuurlanma’dır. Bu (Halîl-Dostluk) bilinç ve şuuru ile hayata ve kendimize şartlanılmış, dar kalıplar içerisinde bakmaktan kurtulup çok geniş bir sahada meselelere eğilerek o yönde yaşamaya gayret etmemiz olacaktır.
Cenâb-ı Hakk gerçekten çok ihtiyacımız olan, gerçek gayreti, ufuk genişliğini, gönül muhabbetini, akıl kabiliyetlerini her birerlerimize vermiş olsun.

11

Âlemde (meratib-i İlâhi) “İlâhi mertebeler”



vardır. Her mevzu, her mertebede değişik özellikler

ifade etmektedirler. Hâl böyle olunca (İbrâhîmiyyet) mertebesinin dahi “şeriat, tarikat, hakikat ve marifet” mertebelerinden izahları vardır ve hepsi de kendi düzeylerinde geçerlidir. Biz de yeri geldikçe bütün bu mertebelerin ışığında mevzularımızın izahlarına çalışmaya gayret edeceğiz.


İbrâhîmiyyet mertebesi, Hazret-i Ahadiyyet’in “yeryüzü” Hazret-i Şehadet’te nokta zuhuru “Hz. İbrâhim halîlûllah” ismiyle İbrâ- hîmiyyet mertebesinden görünmeye başlamasıdır, diyebiliriz.
Dünya tefekkür tarihinin yapı taşlarının başında gelenlerinden biri olan Hz. İbrâhîm (a.s.) ın hayatına ve seyrine (6-Peygamber) dizisi içerisinde bakmaya başlayalım. Cenâb-ı Hakk bu yolculuğumuzda da bizlere gerekli olan anlayış ve idraklerimizi nasip etsin zira bu tür hayat hikâyeleri sadece geçmişte yaşanmış ve geçmişte kalmış, hadiseler değil, dünyaya yeni gelmiş kimselerin de kendi yaşantılarına göre kendi bünyeleri içinde eğitimini alarak yaşamaları gerekli hayat bölümleri-hikâyeleridir.
Genel olarak İnsânlık tarihinin geçirdiği hayat evrelerini bir “sâlik-yol ehli” nin de kendi bünyesinde geçirmesi gerekmektedir. (Ne var âlemde o var Âdem de) hükmü ile her birerlerimizde de bu İbrâhîmiyyet mertebesi bünyemizde mevcuttur, ancak onu ortaya

12

çıkarmak için bir çaba ve çalışmaya ihtiyaç vardır. Eğer



bu hayat hikâyesini geçmişte yaşayan bir kimsenin hayat hikâyesidir, diyerek tarihe havale edersek buradan bizim payımıza düşen şey sadece onun bir hatırası olmuş olur. Eğer bu hadiseyi kendi bünyemize kısmen de olsa aktarabilir isek o zaman bu hikâye bizim o devremizdeki bize ait malımız olan bir hikâye olur ve biz nakledicisi değil sahibi oluruz. Bir şeye sahip olmak başkadır emanetçilik başkadır. Cenâb-ı Hakk elimizde olan değerlerin sahipleri olmamızı nasip etsin emanetçisi değil. Biz tekrar yolumuza devam edelim.
Ebced hesabıyla “İbrâhîm” kelimesinin sayısal değerine bir göz atalım.
( ) “İbrâhîm” () “elif” (1-13) () “be” (2) () “rı” (200) () “he” (5) () “ye” (10) () “mim” (40) toplarsak, (1+2+200+5+10+40=258) (2-5-8) sayıları oluşmaktadır. Bu tablodan muhtelif uygulamalar çıkabilir, ancak fazla uzatmamak için ana hatlarıyla belirtmeğe çalışacağım.
Baştaki (2) bu mertebenin zâhir ve bâtın oluşumunu ifade etmektedir. (5) hazârat-ı hamse-beş hazret mertebesini, (8) ise, sekiz cennet mertebesini ifade etmektedir diyebiliriz. Ayrıca (5+8=13) olmaktadır ayrıca “elif” te (13) tür. Böylece netice olarak “İbrâhîm” kelime ve manâsının içinde iki adet te zâhir bâtın (13) bulunmaktadır. Görüldüğü gibi sayısal değer olarak bu mertebe de Hakikat-i Muhammediyye ye bağlıdır.
13

(Bu hususta daha geniş bilgi (13 ve Hakikat-i İlâhiyye) isimli kitabımızda mevcuttur oraya bakılabilir.)
Zât-ı mutlak kendini daha henüz her hangi bir vasfı ile vasıflandırmazdan evvel, yâni kendini bir isim ile vasıflandırmazdan evvel Ahadiyyetinde iken inniyyet-i ile, Hadîs-i Kûds-î de bildirildiği üzere,
(Küntü kenzen mahfiyyen fe ahbebtü en u’rafe fe halektül halke li uğrafe bihi.)
(Ben gizli bir hazine idim bilinmekliğimi sevdim-arzu ettim ve bu halkı, onunla bilinmekliğim için halkettim.)
“Küntü” (Ben idim) ifadesiyle Zat-ı Mutlak kendine daha henüz bir isim vermezden evvel kendini isimsiz (ben) diye ifade ederek bildirmektedir.
Kenzen mahfiyyen” (gizli bir hazine.) ifadesi ile, â’maiyytinin hakikatini bildirmektedir.
Fe ahbebtü” (Sevdim-arzu ettim.) İfadesi ile, Zât-ı Mutlağın âlemde ilk olarak faaliyyete geçen sıfatının(hub) muhabbet sıfatı olduğunu bildirmektedir.



Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə