Güler Kazmacı ile Diksiyon, Etkili Konuşma, İletişim ve İkna Teknikleri Sanatı Güler kazmaci



Yüklə 130,48 Kb.
tarix17.11.2018
ölçüsü130,48 Kb.



Güler Kazmacı ile Diksiyon, Etkili Konuşma, İletişim ve İkna Teknikleri Sanatı


Güler KAZMACI

Gazeteci-Yazar-Eğitmen





Eğitim Adı

Güler Kazmacı ile Diksiyon, Etkili Konuşma, İletişim ve İkna Teknikleri Sanatı


Tarih

06-07 Haziran 2013

Saat

10.00 – 17.00

Son Başvuru Tarihi

04 Haziran 2013

Ücret

185- TL (2 günlük yemek, çay, kahve ve genel giderler için )

Hesap No

(havale ücreti yok)



İstanbul İhracatçı Birlikleri - Vakıfbank Şirinevler Şubesi

(EFT için şube kodu 282) TR060001500158007293609478



Adres

İstanbul İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği

Çobançeşme Mevkii Sanayi Cad. Dış Ticaret Kompleksi C Blok Kat:6


Yenibosna-Bahçelievler-İstanbul





Başvuru Adımları:

  • Bu adresteki online başvuru formu doldurulacaktır. Ayrıca; banka dekontu, egitim@iib.org.tr adresine elektronik ortamda gönderilecektir. Dekont açıklama kısmına kısaca eğitim adı, katılımcı adı ve firma unvanının mutlaka belirtilmesi gerekmektedir.(ödemeyi EFT ile yapanlar dekont yerine bilgisayar çıktısını gönderebilirler)

  • Katılımcıların beraberlerinde not defteri getirmesi tavsiye edilir.

  • Katılımcılara katılım belgesi verilecektir.

  • Kontenjan 35 kişi ile sınırlıdır.

  • İrtibat için Necati Korkmaz 0212 454 06 98 - Harika Okur 0212 454 06 92



PROGRAM
ETKİLİ KONUŞMAK

İnsan, para ve zaman kazanmak demektir.

  1. BÖLÜM: GÜZEL TÜRKÇE – ETKİLİ KONUŞMA -

1 ) DİKSİYON:

Herkes spiker olmayacak tabii ama karşınızdaki insanlarda SEMPATİ / SAYGI / İTİBAR yaratmak için, İKNA EDİCİ olmak için, “SÖZÜ SOHBETİ ARANIR” olmak için,

diksiyonun “olmazsa olmaz” yanları vardır.

Diksiyon yazılan her harfin ve kelimenin, konuşurken dilin kurallarına göre kullanılmasıdır.

Latince “Dictio”, yani konuşma sözcüğünden gelen bir kelimedir ve “ses “ile “söz” arasındaki uyumun niteliğini belirtir.

Dilimizdeki doğru diksiyon/ güzel konuşma kurallarında “yumuşak g” ve “h” harflerinin özel önemi vardır.

En önemli diksiyon hataları “e” ve “a” harfinin normalden açık ya da kapalı olarak yanlış kullanımıdır.

Özellikle bu temel harflerin yanlış kullanımı kişinin imajını da bozar.

E harfi için genel alıştırma: GECE PENCEREDEKİ TEKİR KEDİ KENDİ TENCERESİNDEKİ ETİ YEDİ

A harfi için genel alıştırma: HERKES BİR ALA DANA ALDI ALA DANALANDI DA BEN BİR ALA DANA ALIP ALADANALANAMADIM

En fazla karşılaşılan diksiyon hatası ise kelimeleri “yazıldığı gibi okumak” eğilimidir.

Oysa Türkçe yazıldığı gibi okunan bir değil, “yazıldığına en yakın” okunan dillerden biridir.



Örneğin: “Değil” yazılır ama güzel Türkçe kurallarına göre “diil” okunur.

“Yapacak” yazar ama “yapıcak” şeklinde okunur.



Diksiyon konusunda ülkemizde iki ayrı ekol vardır:

Lügat - ı Fasih

Galat- ı Meşhur

2 ) FONETİK:

Alfabe sistemi her sesi göstermeye yeterli olmadığı için, bu kavram “konuşma dilindeki” seslerin bütün inceliklerini, dilin “melodisini” kapsar.

Her dilin kendine özgü bir “şiiri”, hatta “şarkısı” vardır ve bu nedenle çok iyi öğrenilmiş olsa bile başka bir dilin fonetik etkisiyle konuşulan yabancı dile “aksanlı” denir. “Arap aksanıyla İngilizce konuşuyor” gibi.

Örneğin: Türk dilinin melodisinde gırtlak harfleri yoktur.

3 ) ARTİKÜLASYON:

Her harfin, hecenin ve kelimenin ağızdan anlaşılır olarak ve “temiz” çıkmasını tanımlar.

Sık karşılaşılan artikülasyon hatası “yuvarlama” halidir ve bu “ağız tembelliğinden” oluşur. Yani konuşmayı oluşturan dil, dudak, çene kası, küçük dil gibi organların birinin ya da hepsinin tembelliği söz konusudur.

Ancak çalışmayla yüzde yüz düzelir.

( Buna karşılık “köşeli” denilen biçimde, harflere, hecelere ve kelimelere gereğinden fazla bastırarak konuşmak da bir artikülasyon hatasıdır. )



ÖRNEK ARTİKÜLASYON ÇALIŞMASI:

BİR – BER - BAR - BOR – BUR - BÖR - BÜR – BIR



4 ) VURGULAMA:

Her dilin kendine özgü bir vurgulama kuralı vardır ve bu kural konuşmanın “şarkısını” oluşturan kavramlardan biridir.



Kelime vurgusu, sesimizin hafifçe yükseldiği hece, kelime ya da “ifade” dir

Türkçe’de kelime vurguları “istisnalar” hariç son hecededir.



Cümle vurgusu ise konuşmanın “içeriğini” belirler ve anlamını bile değiştirebilir. Karşı tarafın kafasında neyin kalmasını istiyorsak, hangi mesajı vermek istiyorsak o kelimenin veya ifadenin vurgulanması gerekir.

Örneğin:

“Siz BİZE lazımsınız” derken “bize” kelimesine vurgu yapılırsa anlam farklıdır.

“Siz bize LAZIMSINIZ” derken “lazımsınız” kelimesine vurgu yapılırsa anlam farklıdır.

“SİZ bize lazımsınız” derken, “siz” kelimesine vurgu yapılırsa anlam farklıdır.



5 ) TONLAMA:

Duygusal, öfkeli, ikna edici, caydırıcı gibi değişik ruh hallerindeki konuşmalarda sarf ettiğimiz sözcüklerin anlamına bağlı olarak sesimiz, incelir, kalınlaşır, yükselir ya da düşer.

Tonlama bu farklı ses kullanımına verilen addır.

Bir spikerin şiir, haber veya şov programlarında farklı seslerle tonlamalar kullanması gibi, gündelik hayatımız içinde de “duygu aktarımı” için değişik tonlamalar yapmamız ve bu tonlamaların bilincinde olmamız gerekir. Çünkü yanlış tonlamalar, yanlış anlaşılmalara yol açar.



Örneğin: Gülümseyerek yapılan bir konuşmada sert bir tonlama kullanılırsa, karşınızdaki kişinin sizi alay ediyorsunuz gibi algılaması mümkündür

Vurgulama ve tonlama yapmadan “monotoni” halinde konuşmak, iletişimdeki iktidarı, “egemenliği” yok eder.

Çünkü karşı taraf sizin istediğinizi değil kendi istediğini anlar.

6 ) KONUŞMA TEMPOSU:

Çok hızlı veya çok yavaş konuşan insanların kendi üzerimizdeki etkisini düşünürsek, konuşma temposunun önemi kendiliğinden ortada demektir.

Etkili konuşma için dinamik konuşma gereklidir ama içinde belli yerlerde “durak” vererek, bazen yavaşlayıp bazen hızlanarak ve önemsetmek istediğimiz sözcükleri bastırıp tekrarlayarak daha etkili olunabilir.

7 ) SES TEKNİĞİ:

İnsanın “ses rengi” denilen kavram, sesin karakteridir ve tanrı vergisidir.

Buna karşılık “kafa sesi”, “maske sesi”, “gırtlak sesi”, “göğüs sesi” ve “ünlenme sesi” veya “mutfak sesi” gibi tanımladığımız biçimlerde, insanlar seslerini farklı alışkanlıklarla kullanırlar.

Ancak belli teknik egzersizlerle sesimizi doğru ve “bilinçli” kullanmayı öğrenerek, aynı sesi daha güzel, daha etkili ve daha ikna edici biçimde kullanabiliriz.



Sesi yanlış kullanmak da yanlış anlaşılmalara yol açabilir.

Doğru sesi öğrenmek çalışmayla yüzde yüz mümkündür.

8 ) NEFES TEKNİĞİ:

Doğru nefes “diyaframdan” alınan nefestir.

Bu sadece “tıkanmadan” ve rahat konuşmak için değil, stres gidermede ve çekingenlikleri yenmede de etkilidir.

Yine belli egzersizlerle doğru nefes almak kolayca öğrenilebilir.

Sonrasındaysa bu öğrenim, tıpkı yüzmek veya bisiklete binmek gibi unutulmadığından, her defasında özel çaba gerektirmeden “kendiliğinden” doğru nefes alarak konuşma yapılabilir.

Diyafram nefesi de, basit bir çalışmayla yüzde yüz öğrenilir

TEKERLEMELER:

Tekerlemeler yalnızca artikülasyonu geliştirip hiç “teklemeden” okumak için değil, güzel konuşmada sorun olan bazı harflerin düzeltilmesi için kullanılır.

K” ÇALIŞMASI:

S” VE “Ş” ÇALIŞMASI:



SADECE “S” ÇALIŞMASI:

P” ÇALIŞMASI:

R” ÇALIŞMASI:


  1. BÖLÜM: İLETİŞİM BECERİLERİ – İLETİŞİM PSİKOLOJİSİ

1 ) İletişim özellikle çağımızda “hayatın temeli” gibidir ve genel olarak şu başlıklarla açıklanır.

KENDİMİZLE İLETİŞİM:

İnsanın kendisine nasıl baktığı, nasıl hissettiği, hayatı nasıl algıladığı, insanlara ne tür duygular taşıdığı ve kendisiyle olan sorunları, başkalarıyla olan iletişiminin “beşiği” gibidir.

Bu nedenle öncelikle kendimizle olan iletişimimizi daha güzel ve daha sağlıklı kılmaya çaba göstermeliyiz.

Temel teknik: Farkındalık/ Kontrol/ Önlem

İKİLİ İLETİŞİM:

Gerek aşk, gerek iş ve arkadaşlık alanlarında ikili iletişimde gösterdiğimiz “performans” hayatımızı zorlaştıran ya da kolaylaştıran bir unsurdur.

İkili iletişimde en önemli olan, kınamadan, yargılamadan, eleştirmeden evvel “anlamaktır”.

Karşınızdaki kişiyi ne kadar anlarsınız o kadar anlaşırsınız.

Anlaşmak ve iletişimde başarılı olmak karşınızdaki kişiyle AYNI olmak değil, onun AYRI olan yanlarını anlayabilmektir”.

GRUP İÇİNDE İLETİŞİM:

Farklı dünya görüşlerinden, farklı psikolojilerden, farklı konuşma alışkanlıklarından ve farklı kişiliklerden oluşan grupların içindeki iletişim becerisi, kişinin “hayatının gidişatını” bile belirleyebilir.

Çünkü grup içindeki iletişimlerde yaptığınız şakaların, anlattığınız olayların, ileri sürdüğünüz düşüncelerin “ortak kabul” duygusu oluşturması gerekir. İnsanların “bir yere ait olma” isteklerine uyum sağlaması beklenir. Konuşma biçiminizin de güzel ve “dinlenilir” olması aranır. İkili ilişkilerde konuşma biçiminizi sevmeyen biri bile “nezaketen” sizi dinlemeyi sürdürmek zorunda kalırken, grup içindeki iletişimlerde açıkça ya da gizlice dışlanabilirsiniz.

Ve bu doğal olarak “sempatik ve popüler olmak” veya “sıkıcı ve sinir bozucu olmak” tarzında isimlendirilerek, sizin hayatınızı etkileyecektir.



KİTLE ÖNÜNDE İLETİŞİM:

Dar ve geniş kitlelere seslenmenin, bilimsel veya siyasal içerikli konuşmanın, eğlenmeyi veya bilgilenmeyi isteyerek gelen insanların varlığına göre davranmanın “hitabet” kuralları vardır.

Ayrıca kitle önünde iletişim ruhsal olarak hazırlıklı olmak, ses kullanımını kontrol edebilmek, hata yaptığında bile espri ile kapatabilmek gibi, bazı “incelikler” gerektirir.

2 ) İletişim türleri için becerilerimizi geliştirmek üzere “iletişim psikolojisi” bilmek ve uygulamak da gerekir.

ÖRNEĞİN: “4 N” KURALI


  1. NE anlatacaksınız?



  1. NASIL BİRİNE anlatacaksınız?

3)NEDEN anlatacaksınız?

4)Bu iletişimden uzun vadede NE bekliyorsunuz?

3 ) İletişimde cinsiyet, mevki, yaş ve diğer faktörlerin doğru algılanıp konumlanması gerekir.

Beden dili, giyim, mimikler, bakış gibi “dış görünüm” faktörlerinin özellikleri de çok önemlidir.

Ancak bu bilgilerle birlikte hayatımızı sarsan “iletişim kazalarının” nedenleri önlenebilir.

4 ) İletişimde genel ve pratik YAPILMASI GEREKENLER:



İyi bir dinleyici olmak:

İletişimin temeli dinlemektir ama “gerçekten” dinlemek. Konuşmak için sıra beklemek ve o sırada neler söyleyeceğinizi tasarlamak değil.

Çünkü bu duyguyu karşınızdaki insanlar mutlaka anlar ve iletişim henüz başlangıçta aksar.

Dengeli olmak: Konum olarak sizden “aşağıda” olan insanlara karşı kırıcı veya ezici, sizden “yukarıda” olana insanlara karşı ise ezik ve lüzumsuzca alttan alır biçimde davranmak dengeli olduğunuz hakkında soru işareti yaratır.

Göz teması kurmak: İletişimde belki de beden dilinden daha önemlisi göz teması kurmaktır ama “doğru” biçimde.

İnsanların gözünün içine bakarken “çapkın, “alaycı”, “hesaplı” gibi olumsuz duygular vermekten kaçınmak, tersine “empati” yapmaya çalışmak gerekir.



Dikkat çekmek:

Anlattığınız konunun içinde yerli yerinde küçük espriler yapmak, ilginç örnekler vermek, ukalalık duygusu vermeden bazı bilgiler sunmak, sizin konuşmanıza olan dikkati arttıracaktır.

Bazı kelimeleri vurgulamak ve bazı duyguların ifadesinde sesinizle oynamak da dikkati olumlu biçimde etkiler.

Ancak gereksiz detaylara girmek, gerekli detayları vermemek, fazlaca gülmek veya fazlaca yakınmak, karşı tarafın dikkatini mutlaka sizden uzaklaştırır.



Baskın olmamak:

Karşınızdaki kişinin görüşleri ve inançları size taban tabana zıt olsa bile saygı ve anlayışla karşılayarak iletişim kurulmalıdır.

“Benim dediğim doğru”, “Ben daha iyi bilirim”, “Senin dediklerin çok saçma” gibi ifadeler veya tavırlarla baskın olmaya çalışanlara karşı o anda ses çıkarılmazsa bile, daha sonra “kaybeden” kendisi olacaktır.

Eleştiriyi bilmek:

Size yanlış gelen görüş veya davranışlarını anlatan kişi veya kişileri anlayışla dinlerken, gerektiğinde yapıcı eleştiri kullanmanız, size olan güveni ve sevgiyi arttıracaktır.

Yapıcı eleştirinin temel kuralı ise insanı “yükselterek” yermektir:

Örneğin: “Senin kadar akıllı ve zeki biri bu hatayı yapmamalı, bu aptallık olur” gibi.

Keskin ve reddedici bir dille “Aptallık yapıyorsun” şeklinde yıkıcı bir eleştiri sunmak ise, sizinle kurulan bütün duygusal bağların yok olmasına, sevginin zedelenmesine yol açar.

Ekonomik” olmak:

Karşınızdaki kişi hiç sesini çıkarmadan dinledikçe, “Benim konuşmamdan hoşlanıyor” sanmak, en büyük iletişim hatalarından biridir.

O insan büyük bir nezaket ve iç sıkıntısıyla sizin susmanızı bekliyor olabilir.

Bu nedenle zamanı “ekonomik” kullanmak ve karşı tarafın meraklanıp soru sormasını bekleyerek, anlattığınız konuyu derinleştirmek daha doğrudur.

Örneğin:

“Bugün yolda adamın biri öyle büyük sollama hatası yaptı ki, kaç insanın canına mal olabilirdi ve çok sinirlendim” dedikten sonra, hemen olayı anlatmak yerine “Nerede, nasıl, ne oldu?” gibi size sorular sorulmasını bekleyin.

Eğer soru sorulmuyorsa, hiç kuşkunuz olmasın ki karşı taraf sizin anlatmak istediğiniz olayla hiç ilgili değildir ve yine de siz bunu anlatmak isterseniz sıkıntı içinde “katlanacak” veya ilk fırsatta kaçıp uzaklaşacaktır.

İletişimde genel ve pratik KAÇINILMASI GEREKENLER:

1 ) Kibirlenmek, yüksekten bakmak:

Kişinin kendini diğer insanlardan üstün görüp, onlara tepeden bakması ister istemez konuşmalarına da yansır. Ancak başkalarına saygı göstermeyen "gerçekten" saygı da görmez, sadece geri çekilme duygusu yaratır. Ama ne yazık ki kibirli kişi bunu saygı uyandırıyor gibi algılar. "O da bir şey mi? En iyisini ben yaparım, en çok ben bilirim" tarzındaki iletişim dili, bu insanların tipik halidir.


2 ) Fazla çekingen davranıp, kendini yetersiz görmek:

Yüksekten bakmak kadar itici olmasa da kendini yetersiz görmek de iletişimi müthiş olumsuz etkileyen bir tavırdır. Çünkü karşısındaki insanlar onun hakkında "özgüveni yok" diye karar verirse, konuştuklarının etkisi kalmaz. Daha da önemlisi , kendini yetersiz görüp bunu belli eden kişi, güven de yaratmaz. “Aciz” bile bulunur.



3 ) Sesli düşünüyor gibi lüzumsuz konuşmak:

“Anlattıklarım karşı tarafı ilgilendiriyor mu?” diye düşünmeden, karşıdakine konuşma hakkı tanımadan, sürekli laf keserek ve ilgili ya da ilgisiz hep konuşmak isteyen kişiler, inanılmaz antipatik olur ve arkasında hiç görmediği kocaman dedikodu torbasıyla gezer ama farkına varmaz. Ayrıca böyle lüzumsuz konuşan insanlar dinleyenler için çok sıkıcı olduğundan; aslında sevilen biri de olsa, etrafındaki insanları kaçırmaya başlar.



4 ) Sır tutmamak ve dedikoduculuk:

Kişilerin veya iş hayatının özeline dair söylenmemesi gereken konuları uluorta konuşan veya "Aman"kimseye söyleme" diyerek herkese anlatan kişiler, ileşimde hep kaybederler. Ancak ne yazık ki bu insanlar da kayıplarının farkında değildir. Çünkü başkaları onun dedikodusunu ilgiyle dinler ama "Benim hakkımda da konuşur" kanısına varır.



5 ) Sıkça pot kırmak, gaf yapmak:

Genellikle bu tür insanlar sürekli başkalarını neşelendirip güldürmek isteğiyle doludurlar ve aslında bu tavrın psikolojik yapısı "Beni sevin" çağrısıdır. Bu nedenle kelimeleri özenle seçmezler ve pot üzerine pot kırarlar ama çoğu kez farkına bile varmazlar. Çevresindeki insanlar ise "Şimdi bu yine bir gaf yapacak ve ya bu benim hakkımda olursa"diye rahatsız olup diken üstünde kalırlar. Bu yüzden sıkça pot kıran kişiler aslında sempatik de olsalar, içtenlikle dostluk kurmaları ve sohbetlerinin aranması çok zordur.


6 ) Sürekli şakalaşmak isteği ve alay etme alışkanlığı:

Başkalarını hafife almak, yüzlerine karşı veya arkalarından iğneli sözcüklerle ve alay ederek konuşmak, iletişimdeki en büyük kayıplardan biridir. Alaycı insan biriyle alay ederken diğerini eğlendirir belki ama iletişimde asla güven ve sevgi yaratmaz. Ayrıca "ayarsız" konuşan birisi, karşı tarafta ( açık ya da gizli) kızgınlıklar doğurduğu için, "ayarsız tepkilere "de hazır olması gerekir. "İstediğini söyleyen, istemediğini işitir" sözünü hatırlamakta da yarar vardır.



7) Konuşanın sözünü kesmek: "Ben senin ne diyeceğini biliyorum" duygusu vererek, her fırsatta laf kesmek, saygı ve terbiye dışıdır. Üstelik, sözü kesilen kişide "Bana önem vermiyor ve küçümsüyor" duyguları da oluşturur. Bu yüzden tıpkı alay etmekte olduğu gibi, gizli ya da açık kızgınlıklar da yaratır.

Bir başka söz kesme rahatsızlığı "sesli düşünen" insanlarda bulunur. Bunlar aklına geleni hemen söylemek ihtiyacındadırlar. Fakat yine çevresini boşaltacak kadar insanları huzursuz ederler.

Diğer söz kesme alışkanlığı ise, gerçekten en güzel arkadaşlıkları bile mahvedebilir. Çünkü bu tür insanlar kibirli olmasa bile müthiş düşüncesizdir ve konuşan kişinin sözünü kesmekle kalmayıp, kendisi bir şeyler anlatmaya başlar. Hatta sözünü kestiği kişiye dönüp "pardon, ben senin anlatımını kestim" demek bile akıllarına gelmez.

Oysa bu tavır, "Senin konuşmandan sıkılıyorum ve anlattıkların ilgi çekici değil ama benim anlatacaklarım daha ilginç ve ben daha iyi konuşuyorum" demekle aynı şeydir.



8 ) Samimiyetsizlik, yapmacıklık:

Kişi ne kadar ustaca "doğal" görünmeyi oynasa bile, insanların çoğunluğu onun aslında rol yaptığını, "mış gibi" davrandığını ve samimiyetsiz olduğunu açıkça görür. Bu vaziyette de kendini "kandırılmak isteniyor" gibi hisseder ve artık yapmacık konuşan kişiye güvenmesi, dediklerine inanması ve hakkında olumlu duygular beslemesi söz konusu bile olamaz. Unutmayalım ki Mevlana'nın "Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğü gibi ol" deyişinin gereğiyle, çevresinden içtenlikle saygı gören, sevilen ve ikna edici olabilen bütün kişiler "hakiki" konuşup davrananlardır.

Ve zaten samimi olmak, doğru iletişimin "olmazsa olmaz" temel taşlarından biridir.

3. BÖLÜM : HİTABET

1) Konuşma biçimleri:

Kompozisyon” türü konuşma

Manşet” biçiminde konuşma

Röportaj” şeklinde konuşma

Sesin bilinçli olarak yükseltilmesi veya alçaltılması halinde konuşmanın özel etkisi

Es” yani durak vermenin etkili konuşmadaki, hitabetteki önemi

Nerede ve kimlerle konuşurken hitabette dikkat edilmesi gerekenler.



Hitabette mutlaka bilinmesi gereken BEDEN DİLİ.

İletişimde özel önemi olan BEDEN DİLİ


Erkek için flörtöz hareketler:

Kadın için flörtöz hareketler:

Sigara dili:

Dumanı aşağıya doğru ve yandan üflemek:

Dumanı yukarı üflemek:

Vurmak bükmek gibi sigarayla oynamak:

Sigarayı ters tutmak:

Arkasına yaslanıp havaya doğru dumanı üflemek:

Sigarayı sertçe ve aniden söndürmek:

Sürekli sigaranın külünü silkelemek:

Sigarayı erken söndürmek:

Gözlük dili:

Gözlüklerin üzerinden bakmak:

Gözlüklerini çıkarıp eline almak:

Gözlüğü yeniden takmak:

Gözlük sapını ağzına almak:

Gözlük camı temizlemek:

Güneş gözlüğüyle konuşmak:

Genel beden mesajları:

Giysilerden pamukçuk toplamak:

Avuçlarını açarak konuşmak:

Avuçlarını kapamak, arkasına ya da cebine saklamak

Kafayı yukarıda tutmak:

Kafayı iyice yukarıda tutmak:

“Muhalefetim var ve tartışabilirim



Kafa hafifçe yana eğik:

“Dediklerin ilgimi çekiyor”



Eli çeneye götürmek:

“Dediklerini değerlendiriyorum”


Baş aşağıya eğik:

“Dediklerin hakkında olumsuz duygular taşıyorum”



Kollarını göğsünde kavuşturmak:

“Bir bakacağım dediklerine ama henüz ikna olmadım”



İki el başın arkasında:

Akıllıyım, güçlüyüm ve herşey kontrolüm altında”


Üstünlük taslayanı taklit edip hep aynı hareketleri yapmak

“Seninle sorunum yok, hem aynı görüşte ve aynı durumdayız



Eller kalçada:

Benimle savaşırsan kaybedersin”



Aynı anda ceket açılmış ve arkaya itilmiş ise:

“Kavgaya, mücadeleye veya tartışmaya hazırım



Tek el kalçada:

“Meydan okuyabilirim ama yapmıyorum , çünkü medeni biriyim”



Çene okşama:

“Karar vermeye çalışıyorum ve bu hemen olmayabilir”



Her iki el dizlerin üzerinde öne eğilme:

“Bu konuşmayı veya görüşmeyi sonlandırın, yoksa ben bitireceğim”



Karşıcinse yan bakmak:

“Sana ilgi duyuyorum"



Hemcinse yan bakmak:

“Sinirime dokunuyorsun



Konuşanın sahtece öksürmesi:

“Ne yazık ki istemeden yalan söylüyorum”



Dinleyenin sahtece öksürmesi:

“Yalan söylediğini düşünüyorum”



Avuç yukarı:

“Sizden beklentilerim var”



Avuç aşağı:

“Otorite kurmak istiyorum



Avuç kapalı ve işaret parmağı önde:

“Ben otoriteyim ve bunu kabul etmelisiniz



Parmak uzatırken avuç açık:

“Dikkatinize ihtiyacım var”



Kulakaltını ve boynunu kaşıma:

(ilginç bir biçimde mutlaka beş defa yapıldığı gözlenmiş)

“Emin değilim, şüphe duyuyorum”

Yalan söyleme işaretleri:

Gözlerini kaçırmak

Ellerini daha az veya çok daha fazla kullanmak

Anlamsızca el kol sallamak

Ellerini arkaya saklamak

Burun ile dudak arasını okşamak

Sürekli kulağıyla oynamak

Elini yüz çevresinde gezdirmek.

Kulak memesini çekiştirmek.

Dudaklara bastırmak.

Gözün altını kaşımak

Dudaklarda trampet çalmak.

Ağız açıp kapama hareketleri yapmak

Elini doğruca burnuna götürmek

Beden hareketlerinde artış

Elle ağzı kapatırken başparmakla yanağa, burna, kulağa dokunmak.


Sunumda ve görüşmede rahatsız edici beden dili:




  1. Sıkça bir yerinizi kaşıma durumu.

  2. Yüzük, gözlük, kağıt gibi herhangi bir objeyle çokça oynamak.

  3. Size soru sorulurken, başka bir şeyle ilgilenmek.

  4. Ayaklarınız ellerinizin sürekli kıpır kıpır olması

  5. Masaya veya sandalyeye tutunmak

  6. Tam olarak görünmenizi kısıtlamak

  7. Masaya veya yüzünüze trampet çalar gibi vurmak

  8. Ellerinizi saklamak

  9. Sıkça parmakla veya kalemle işaret etmek

10) Konuşmayı ellerle fazlaca hızlandırmak

11) Bakışlarınızı karşılaştığı kişiden gözünüzü kaçırmak

12) "Lanet olsun" dediğiniz duygusu veren sert dönüşler yapmak

13) Kollarınızı amaçsızca sallamak

14) Başkası konuşurken elinizle ağzınızı kapatmak

15) Arkanızı dönmek

16) Sadece belirli bir yere bakmak.

17) Bazı yerlere hiç bakmamak

18) Konuşurken gözlerinizi boşluğa çevirmek

19) Dinlerken müstehzi gülümsemek

20 ) Ellerini hiç kullanmamak

Victor Hugo’nun bütün genellemeler yanlıştır, hatta bu cümle bile” dediği gibi, beden dilinde de “yüzde yüz” geçerli olmayan yanlar bulunur.

5. BÖLÜM :İKNA TEKNİKLERİ

  1. Güven yaratmak:

Bu konuda kullanılması gereken ses tarzı, beden dili, görünüm özellikleri ve üslup

  1. Fayda sunmak:

Karşı tarafın işine yarayacak durumları ve konumları önceden saptamak

  1. Empati yapmak:

Karşı tarafın duygularını, iteklerini ve korkularını derinlemesini anlamak

  1. Enformasyon iletmek:

Uzmanlık karizması yaratacak biçimde ilgi çekici bilgiler vermek ve etkileyici olaylar anlatmak.

  1. Şeytanın avukatlığını” yapmak:

Karşı tarafın kabul etmek istemeyeceği düşünceleri, gösterebileceği tepkileri ve sorabileceği soruları daha evvel düşünüp cevaplarını hazırlamak.

  1. İnançlı olduğunuzu göstermek:

Sizin konuştuğunuz konu hakkında en küçük bir şüpheniz olmadığını, yüzde yüz inandığınızı sunmak için fikirlerini destekleyici argümanlar edinmek. Anlattıklarınızda “karşı çıkışlar olsa bile” inançlı ve kararlı olduğunuzu “inat ediyor” duygusu vermeden hissettirmek

  1. İkna etmede yapılan yanlışlar:

Baskın olmak/ aceleci olmak/ sabırsız davranmak/ “samimi değil” duygusu yaratmak / olumsuz bir dil kullanmak/ kulağa hoş gelemeyen kelimeler seçemek/ hiç espri yapmadan konuşmaya devam etmek/ arada bir karşı tarafla aynı görüşte ve “ortak zeminde” olduğunu belirtmemek / karşı tarafın inançlarını ve kişiliğini iyi tanımadan espri ve şaka yapmaya çalışmak/ kişilik meselesi yapmak.

İLETİŞİMDEKİ 4 TEMEL KARAKTER

  1. YAVAŞ( KAPLUMBAĞA):

TARZI: Yavaş tavırlıdır. Usul bir sesle ama kelimeleri dikkatle seçerek ve ilgi çekici konuşur. Genellikle kibarca gülümser ama bazen göz temasından kaçınır. Görüş ve düşüncelerini kolayca açıklamaz. Bu insanlar kelimeleri tane tane kullanarak, yavaş konuşuyor. Kendi görüşlerini ve iç dünyasını açmayı sevmiyor, bilgi vermeyi tercih ediyor. İlginç bir anlatım tarzı benimsiyor. Nazik tavırları size sempati duyduğu anlamına gelmiyor, sadece “uygarlık görüntüsü” sunuyor.

YAKLAŞIM: Örnek vermek, esprili ve ilginç anektodlar aktarmak, bilgilendirici olmak, açık sözlüce ve mantıklı konuşmak ona güven verir. İçim dışım bir görüntüsü onu size yaklaştırır. Konuşmanızda da yeni bilgiler ve ilgi çekici anektodlar varsa, sahiden ilgileniyor. Zeka göstergeli espriler yapıyor ve kendisine de zekice şakalar yapılsın istiyor. Özgün yani başkalarından çok farklı olduğunun “kabul edilmesi” onu size yaklaştırıyor.

2)ÖZGÜVENLİ ( TAVŞAN ) :



TARZI: Hızlı konuşur, pek dikkatli değildir, kaba veya agresif görünebilir. Dinlediklerinin çoğunu kafasına yerleştirmez, çünkü sadece “istediğini duyar.” Çok soru sorabilir, nazikçe eleştirmeye hazırdır. Hızlı konuşuyor, dikkatli davranıyor ve hep etrafı kontrol ediyor. Bazen gürültücü, agresif hatta kaba olabiliyor. Bu insanlar onunla konuşurken göz teması kurmanızı seviyor. Az ve öz konuşmaları dinleyebiliyor, uzun anlatımları sevmiyor. Yani siz bir şey anlatırken “Sadede gel” tavrı alan kişiler çoğunlukla bu gruptan çıkıyor.

YAKLAŞIM: Az ve öz konuşma bekler, anlattıklarınızın bilgilerle desteklenmesi ve sorularının tatmin edici biçimde cevaplanması ona güven verir. Eleştirilerini mutlaka saygıyla, hatta minnetle karşılamak gerekir. İstemedn kabalık yaptığında şakaya vurursanız veya hiçbir tepki göstermezseniz daha doğru iletşim kurarsınız.

3)TEMKİNLİ ( FELSEFECİ)

TARZI: Dik bir duruşu vardır, ses tonunda , yüz ifadesinde ve beden dilinde sabittir, pek değişiklik olmaz. Bu gruptakiler de yavaş konuşuyor ama ilginç olmak çabaları yok. Bu yüzden daha çok monoton bir ses kullanıyor. Yüz ifadesi de pek değişmiyor. “Bilen” biri olduğundan soru sormaktan hoşlanmıyor Siz konuşurken de pek fazla soru sormaz ve konuşmaz ama kendisi konuşunca sözünün kesilmesinden hiç hoşlanmaz.

YAKLAŞIM: Etkileyici olgular, olaylar ve araştırmaya dayalı bilgiler sunmak, ayrıca “kendisinin yüksek standartlara sahip olduğunun anlaşıldığını” göstermek ona güven verir. “Size layık değil ama” yaklaşımı rahatlatır. Felsefe, Tasavvuf, Budizm gibi kültürel konulardan söz etmek size daha çok yaklaştırır.

4) DETAYCI ( GİRİŞİMCİ ):



TARZI: Renkli bir dille akıcı bir konuşma kullanır. Espri yapmayı ve aneoktod anlatmayı sever. Güçlü görünür ama gücü agresif değildir. Dolaylı anlatımdan hoşlanmaz, “genele” bakmayı sever. Bazen saldırgan zannedilecek kadar güçlü ve “üst perdeden” bir konuşma tarzı var. Heyecanlı, sıcakkanlı ve girdiği yerde hemen ilgi çekecek kadar yüksek enerji taşıyor. Zaten ilgi çekmeyi seviyor ve bu yüzden renkli bir dil kullanıyor, sesini değişik tonlarda kullanıyor ve her çeşit insanı güldürebiliyor.

YAKLAŞIM: Doğrudan yapılan renkli bir anlatım, şeffaf bir ruh haliyle kurulan göz teması, “klişe” olmayan farklı yaklaşımlar ve eni boyu hesaplanmış, doğrusu yanlışı ortada olan somut düşünceler ona güven verir. Sıradan bilgilerden hoşlanmıyor, fazla detaylı konuşmalardan sıkılıyor. İçinde “iş” konusu olmayan konuşmalarda size aklını vermekte zorlanıyor. Kendisine yepyeni ve “orijinal” iş alanlarından bahsettiğinizde, size yakınlık duyuyor. Yeni iş alanlarından bahsetmeniz size yaklaştırır. Ünlü girişimciler üzerine konuşulmasından hoşlanır.

SIK GÖRÜLEN DİKSİYON HATALARI

IRAK: “I” KISA

AVİZE: ( İ UZUN)

AHİZE ( A UZUN )

YANLIŞ/ YALNIZ

KATİL/ KATİL -

UNVAN/ AKIBET / MÜTEVAZI

LAİK : AKISA

RAKİP : A KISA

HAKEM : A KISA

DAHİ ( DEHA ANLAMINDA - A UZUN )

DAHİ ( DE – DA ANLAMINDA - İ UZUN )

AZAT :ÖZGÜR BIRAKMAK ANLAMINDA İKİ A DA UZUN

AZAT : TEK A KISA, İKİNCİ A UZUN OLUNCA DİK, KISA YOKUŞ )

TARİKAT: İ UZUN

İŞGAL : A UZUN

TESLİM: İ UZUN

BAKİYE :( A KISA )

AKARETLER: ( A KISA )

ALFABE: A KISA

PERAKENDE

ZARAFET

AŞIRI İZDİHAM/GERİ İADE/RUHSAL BUNALIM/YÜZDEKİ MİMİKLER / ODAK NOKTASI/FUL DOLU

ESNAF/ PERSONEL :( KELİME ÇOĞULDUR “LER/ LAR” TAKILARI ALMAZ )

SABA: İLK A UZUN

SAİT: A KISA

FAİK: A UZUN

DİVAN/ DİVAN

HAL/ HAL - DİVAN/ DİVAN – ADET / ADET

ANTİ PARANTEZ: ANTR PARANTEZ

ŞOK OLMAK: ŞOKE OLMAK

MOTAMOT: MOTAMO

MOD: MUUD

KOŞTURMAK/KOŞUŞTURMAK

DALALET: doğru yoldan ayrılmak

DELALET: göstermek, aracı olmak



GÜLER KAZMACI- Özgeçmiş


Uzun yıllar TRT’de haber ve program dallarında spiker ve prodüktör olarak görev yaptı.

TRT’de çalışırken radyoya mizah oyunları ve program metinleri de yazdı ve spiker yetiştirdi. Spikerliği ve metin yazarlığı üzerine ödülleri bulunuyor.

Daha sonra özel televizyonlara transfer oldu. Star TV, ATV, Kanal D, Show TV, TGRT ve E TV ve Expochannel’da çalıştı.

Aynı zamanda çeşitli ulusal ve uluslararası toplantılarda moderatör olarak görev yaptı ve günümüzde de yapıyor.

Televizyonculuğu esnasında köşe yazarlığına başladı ve Posta gazetesinde 12 yıl köşe yazarlığı yaptı.

İkisi şiir olmak üzere, daha çok kadın sorunlarını araştırıp öyküleştirdiği onbir adet kitabı bulunuyor.

TRT’den sonra da çalıştığı kurumlarda spiker ve seslendirme elemanı yetiştirdi. Etkili konuşma, iletişim ve Güzel Türkçe konulu dersler verdi.

Akademi, İstasyon Sanat Merkezi, Marmara İletişim Fakültesi, Gazeteciler Cemiyeti gibi değişik kurum ve okullarda öğrenci gruplarına ders verdi.

Uzun yıllar siyasetçi – yerel yönetici – işadamı gibi kişilere ise özel dersler verdi ve veriyor.

Aynı zamanda eğitim şirketleri aracılığıyla yurt çapında kurumlara ve kişilere de ders veriyor.

Yurt içinde ve yurt dışında Güzel Türkçe konulu seminerlere katılıyor. Üniversitelerde özel gruplara ders veriyor.

Ders verdiği kurumlardan bazıları: Turkcell / Fortis / Finansbank / Kiğılı / Google reklam




Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə