H firat küçük-Burjuva Popülizmi ve Proleter Sosyalizmi



Yüklə 0,87 Mb.
səhifə1/10
tarix06.02.2018
ölçüsü0,87 Mb.
növüYazı
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10

H. FIRAT

Küçük-Burjuva Popülizmi ve Proleter Sosyalizmi

(Z. EKREM'E CEVAP) (Not 1: Parentez içindeki rakamlar kitabın orjinal sayfa numarasıdır. Sayfa numaraları o sayfanın sonunu işaretler)

EKSEN YAYINCILIK(1) (Not 2: Dipnotlar yazıda kullanılan yere parantez içinde küçük puntolarla eklenmiştir.)

********************************************

Küçük Burjuva Popülizmi ve Proleter Sosyalizmi / H.FIRAT (Bu eserin birinci baskısı Ağustos 1987'de TDKP-Leninist Kanat yayını olarak yayınlanmıştır.) Ekim 1995 • İkinci Baskı • Baskı: Ceylan Matbaacılık ISBN-975-7271-07-1(2)



*****************************************

H. FIRAT

Küçük-Burjuva Popülizmi ve Proleter Sosyalizmi

(Z. EKREM’E CEVAP)(3)...(4)

*******************************************

İÇİNDEKİLER

7 Birinci Baskıya Önsöz

9 İkinci Baskıya Önsöz

15 Giriş

20 BİR - Z. Ekrem Sorunu Nasıl Çarpıtıyor?

40 İKİ - “Dühring’i Anımsamamak” Mümkün Değil!

52 ÜÇ - TDKP’nin Oluşum Süreci: Parti Sorununa ve İşçi Sınıfına Yaklaşımı

52 A- Yönteme Dair

57 B- “Partimizin Oluşum Süreci” ve Partimizin Yayınları

79 C- TDKP Hangi Hareketle Birleşme Süreci İçinde Kuruldu?

89 D- Partilerin Kuruluş Yılları ve Sınıfla İlişkileri

109 DÖRT - “Sınıfa Yönelimde Partimizin Perspektifi” (Popülizm ve Sosyalizm)

128 BEŞTDKP’nin Taktik Sorununa İlişkin Kavrayışı ve Bazı Taktik Sorunlar

128 A- Bir Kere Daha Yanlış Kıyaslamalar

132 B- 71 Hareketinin Taktik Sorununa İlişkin Temel Kavrayışı Aşılabildi mi?

144 C- TDKP ve Geçmişin Bazı Taktik Sorunları

161 D- TDKP’nin Temel Siyasal ve Örgütsel Taktiklerini Kim Yönetti?


  1. ALTI - Tasfiyecilik ve İnkarcılık

177 EKLER - Ayrışma Sürecinin Bazı Belgeleri

179 Gündem Önerisi Üzerine

188 Gündem Önerisi

189 Ciddiyet Bunalımı

206 TDKP-Leninist Kanat Bildirisi

211 Belgeler-1’e Sunuş

213 Z. Ekrem’in Aralık 1986 Tarihli Yazısı(5)...(6)

*********************************************



BİRİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ

Bu kitap TDKP teorisyeni Z. Ekrem’in Hatalarımız ve İnkarcı Tasfiyeci Eğilim Üzerine isimli broşürüne cevap olarak kaleme alınmıştır. Fakat Z. Ekrem’e cevap vermekten çok öteye bir amaç taşımaktadır.

Z. Ekrem’in broşürü hiç de böyle uzun bir cevabı gerektirecek değerde bir içeriğe sahip değil. Başka koşullarda, bu broşürü bir kaç sayfalık bir değerlendirmeyle de cevaplamak mümkündü. Ne var ki Z. Ekrem’in broşürü tam da TDKP içinde bir yol ayrımının yaşandığı koşullarda, ve gerçekte, bu yol ayrımında Z. Ekrem’in oportünist kanattan yana açık ve kesin tavır alışının bir belgesi ve TDKP'nin popülist teori ve pratiğinin bir savunusu olarak yayınlandı.

İşte bu durum, bize, Z. Ekrem’in broşürünü vesile ederek, TDKP’nin popülist teori ve pratiği ile hesaplaşma fırsatı ve olanağı verdi. Hiç kuşkusuz, bu broşürün sınırları içinde, bu hesaplaşma, özellikle teorinin temel konularını bazı kısa değinmeler dışında kapsamıyor. Ele alınan konular, Z. Ekrem’in broşüründe ele alınanlarla sınırlı. Z. Ekrem’in tartıştığı ve resmi TDKP görüşü adına savunusunu yaptığı konularda, (parti, partileşme süreci, sınıf bakış açısı, sınıf hareketi, sınıfa yöneliş perspektifi ve tabii devrim kavrayışı, taktik sorunu ve çeşitli taktik sorunlar(7)vb.), popülizm ile Marksizm-Leninizm arasındaki derin ideolojik-sınıfsal görüş farklılığı vurgulanmaya çalışılıyor.

Okuyucu bunu bir başlangıç, bir ilk adım saymalıdır.

* * *

İki şeyi önemle ve özellikle belirtmek gerekiyor.

Birincisi; burada, Z. Ekrem vesile edilerek TDKP’nin şahsında yapılan eleştirinin, gerçekte, bizim kendi geçmiş anlayış ve pratiğimizle bir hesaplaşma olduğu gerçeğidir. TDKP mensupları olarak, TDKP’nin geçmiş teori ve pratiğinin sorumluluğunu hataları ve sevaplarıyla kendi yerimiz ve konumumuz ölçüsünde bizler de doğrudan taşıyoruz. Bugünkü TDKP savunucularından farklılığımız geçmişin değil, fakat bugünün olgusudur. Bizler küçük-burjuva popülist geçmişimizle hesaplaşarak ondan kopuyor, proleter sosyalizmine yöneliyoruz. Onlar ise, o geçmişi öze ilişkin olmayan düzeltme ve değişikliklerle yaşatıp sürdürmek istiyorlar. Yol ayrımı bunda ifadesini buluyor.

İkincisi; eleştirimiz TDKP’nin teori ve pratiği ve onun belgeleri esas alınarak TDKP’nin şahsında yapılıyor. Fakat yapmaya çalıştığımız, gerçekte ve özünde, TDKP’ye yakın diğer grupların (TKİH, TKP/ML Hareketi, TİKB vb.) anlayış ve pratiklerinin de bir eleştirisidir. Hiç kuşkusuz diğer grupların her biri de, bu aynı popülist anlayış ve pratiği kendilerine has koşullarda, değişik düzeylerde, değişik biçimlerde, kimi zaman değişik niteliklerde yaşadılar, yaşıyorlar. Bugünün en belirgin ve en önemli olgusu olan devrimci küçük-burjuva popülizminden ideolojik kopuş, teoride ve pratikte proleter sosyalizmine yöneliş eğilimi ve süreci, bu grupların bünyesinde de şu ya da bu ölçüde yaşanmakta. Dolayısıyla bu değerlendirme TDKP’yi aşan bir hesaplaşma ve kopma sürecinin bir parçası sayılmalıdır.

Son olarak; yazıda, özellikle ilk bölümlerde, tartışmaya konu belgelerden kimi zaman tartışmanın akışını etkileyecek kadar çok aktarma var. Bu bilinçli bir tutumun ürünüdür; gerekçesi, “Giriş”te ve diğer bazı vesilelerle açıklanmış bulunuyor.

H. Fırat 5 Ağustos 1987(8)

*************************************************



İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ

Bugüne kadar adı birçok yazı ve tartışmamızda geçmiş, kaynak olarak gösterilmiş bu kitap, hayli gecikmiş olarak nihayet geniş okur kitlelerinin karşısına çıkıyor. Kitap 1987 Temmuz’unda, kopuşumuzun ilk aylarında, zorunlu bir yanıt olarak kaleme alınmış ve yurtdışında yayımlanmıştı. Bir kopuş anının ve bu anlamda bir geçiş döneminin ürünüdür. (“TDKP-Leninist Kanat” adına yayımlanmış olması da bunu gösterir.) Bu özellik, onun dili ve üslubunda olduğu kadar, tartıştığı konular ve savunduğu fikirlerde de şu veya bu ölçüde yansır.

O tarihlerde bir yenilgi sonrasının ilk toparlanma çabaları yaşanıyordu ve doğal olarak bu, geçmişin değerlendirilmesini zorunlu kılıyordu. Bu ihtiyaca yaklaşım, çok geçmeden TDKP’de bir iç saflaşmaya yol açtı. Geçmişe tutucu bir biçimde sarılmak ile geçmişle devrimci bir temelde hesaplaşmak, bu saflaşmanın ilk hareket noktalarıydı. Bu verimli bir ideolojik tartışma ve çatışmanın, dolayısıyla sağlıklı bir ayrışmanın zemini olabilirdi. Öyle olmadı; geçmişe sarılanlar, bunu ideolojik bir çerçevede yapmak yerine, yenilgi döneminin beslediği küçük-burjuva dejenerasyonuna özgü tepki ve davranışlarla çıktılar ortaya. Kişisel saldırı, spekülasyon ve dedikoduyu sınırsız ölçüde kullandılar ve böylece sağlıklı bir iç ideolojik hesaplaşmanın yolunu kesmiş(9)oldular. (Zamanında iki kitap halinde yayınladığımız belgeler buna tanıklık etmektedir.)

Komünistler başından itibaren kendi cephelerinden bu seviyesizliğe muhatap olmadılar. Israrla ideolojik yaklaşımı öne çıkardılar ve o günün örgüt platformlarında, geçmişle hesaplaşma temelinde ulaştıkları değerlendirmelerin ilk sonuçlarını ortaya koydular. Bu küçük-burjuva gericiliğini iyice şiddetlendirince ve artık bir arada kalmanın koşulları hepten ortadan kalkınca da, ayrılıklarını kamuoyu önünde ortaya koyma yoluna gittiler.

Ayrılığımızı ilan eden ve bu kitaba ek olarak sunulan TDKP-Leninist Kanat Bildirisi, 1987 Nisan’ında yayımlandı. Bunu, geride kalan çatışmalı dönemin bizde mevcut tüm belgelerini yayımlamak (Mayıs 1987) izledi. Belgeler'e yazılan sunuşta, “Bu belgeleri yayınlayarak bu faslı kapatıyoruz. Artık bizi küçük-burjuva yozlaşmanın ürünü sorunlar ilgilendirmiyor. ... Bu belgelerin yayını esnasında söylediklerimiz dışında bu konuya dönmemek kararındayız. İdeolojik-siyasal nitelikteki sorunların ötesi, artık bizleri ilgilendirmiyor.” deniliyordu (Bkz. bu kitabın Ekler bölümü).

Komünistler verdikleri söze uygun davrandılar. Belgeler’in hemen ardından, bugün EKİM’in ilk çıkış belgeleri kabul edilen Yakın Geçmişe Bir Bakış ve Platform Taslağı başlıklı ideolojik metinleri kamuoyuna sundular (Mayıs 1987). Elinizdeki kitap bunları izledi (Ağustos 1987).

Alt başlığından da anlaşılacağı gibi, kitap bir yanıttır. Fakat daha ilk baskıdaki Önsöz'de de vurgulandığı gibi, yanıt vermek burada yalnızca bir vesiledir. Asıl amaç, bunu vesile ederek geçmişle hesaplaşmaktır. Z. Ekrem’in görüş ve iddialarını adım adım izleyerek, geçmişin teorik ve pratik bir değerlendirmesini ortaya koymaktır. Cep sözlüğü büyüklüğündeki 68 sayfalık bir broşüre verilmiş bir yanıtın nispeten hacimli bir kitap olarak ortaya çıkması bundan dolayıdır.

Kitabın dili olağan polemikleri aşan bir “sertlik”te görülebilir. Bunun tek ya da asıl nedeni, hiç de geçmişle hesaplaşmanın sertliği değildir. Z. Ekrem’in broşürü eleştiri ve iddialarındaki dayanaksızlığı ölçüsünde kaba ve saldırgan bir üsluba sahipti.(10)Bu saldırganlık bolca kaba hakaret de içeriyordu. Bu açıdan bakıldığında, verilmiş yanıta nispi bir yumuşaklık ve sükunetin hakim olduğu bile iddia edilebilir. Öylesine ki, tartışmanın ideolojik özünü karartmaması kaygısıyla, Z. Ekrem’in “yenilgi yılları” edebiyatı üzerinden yaptığı kaba dokundurmalara yanıt hakkından vazgeçilmiştir. Üstelik kitabın Giriş bölümünde buna gerekli yanıtın kitabın sonunda verileceği duyurulduğu halde...

Kitabın düşünsel içeriğine gelince, bir kopuş anının ürünü olduğu ölçüde, fikirlerin içeriğinde değilse bile işlenişinde belirli zayıflıklar muhakkak ki vardır. Fakat bu kitabın ilk çıkış belgelerimiz sayılan ve yukarıda anılan metinlerin ardından kaleme alındığı da bilinmelidir. Bu, savunulan temel fikirlerin, bizim için bahsi geçen ideolojik metinlerimiz ölçüsünde canlılığını ve geçerliliğini koruduğu anlamına gelir. Bugün kitap yeniden okunduğunda, ancak bir takım ayrıntı sorunlara, yer yer de “çubuk bükme”lere kayıt konulabilir ki, buna bile burada gerek yoktur.

Aradan 8 yıl geçti. Z. Ekrem’in broşürü daha çıktığının üç-beş ay sonrasında unutulmaya terkedildi. Oysa yanıtı, ilk çıkış dönemine benzer bir güvenle, bugün yeniden okur karşısına çıkıyor. Broşürün savunduğu hareketin (TDKP) nereden nereye geldiği bugün herkesin gözleri önündedir. İleriye çıkamayanların geriye, savundukları geçmişin çok çok gerisine düşecekleri daha en başından söylenmişti. Sonuç bugün ortadadır. Bu kitapta eleştirilen eski TDKP ile bugünkü TDKP, küçük-burjuva devrimciliğinin küçük-burjuva reformizmine dönüşmesi anlamında, iki farklı harekettir. Bu değişim ve dönüşümün başlangıç noktası ise 1981 Nisan’ıdır.

Zamanında söylendiği gibi, geçmişle devrimci bir hesaplaşma gerçekleştirememesi, devrimci TDKP’nin sonu oldu. Dolayısıyla kitabın TDKP hakkında öngördükleri, biçim yönünden belki değil, fakat öze ilişkin olarak gerçekleşmiş durumdadır. Bir zamanlar Türkiye devrimci hareketinin en devrimci ve itibarlı isimlerinden olan bu hareketin ismi, bugün artık tasfiyeci ve reformist akımlarla iç içe anılmaktadır.

Broşüre yanıtın savunduğu çizginin sonuçları da, aynı şekilde,(11)bugün gözler önündedir. Elverişsiz bir tarihsel kesitte ve en elverişsiz başlangıç koşullarında yola çıkılmış ve sıfırdan bir örgüt yaratılmıştır. Tüm güçlüklere rağmen ideolojik tutarlılık korunmuş, ihtilalci örgütlenme çizgisinde ısrar edilmiş, engeller tek tek çiğnenerek devrimci bir sınıf partisi olmanın eşiğine gelinmiştir.

Kuşkusuz aradan sekiz yıl geçmiştir. Fakat bu kitabı inceleyenlerin temel önemde şu basit ayrıntıya dikkat etmeleri gerekir. 1974-1980 dönemi boydan boya bir devrimci yükseliş dönemiydi ve bu dönemin her bir yılı, ‘87-95 döneminin neredeyse, toplamına bedeldir ve hatta daha önemlidir. Küçük-burjuva devrimciliği, devrimci yükselişin verimli ve devrimci kimliği sürekli besleyen zemini üzerinde neredeyse kendiliğinden gelişip serpildi. Fakat bu zemin geride kalır kalmaz, devrimci çizgi de bel vermeye başladı. Sonrası, görülmemiş boyutlarda bir ideolojik ve örgütsel tasfiye oldu. Oysa komünistler ulusal ve uluslararası planda peşpeşe gelen iki yenilginin bozucu etkileri ortamında ve kitle hareketinin bir türlü devrimcileşemediği koşullarda, buna rağmen devrimci ideolojik ve örgütsel mevziler yaratmayı başarmakla kalmadılar, yıldan yıla güç kazanan tasfiyeci basınç karşısında onları özel bir ısrarla koruyup geliştirdiler de. Zor olan buydu ve komünistler zoru başardılar.

Küçük-Burjuva Popülizmi ve Proleter Sosyalizmi’ne bugün güncellik ve canlılık kazandıran, onu güvenle yeniden okur karşısına çıkaran da bu olgudur. Vardığımız nokta, nereden ve nasıl yola çıktığımıza apayrı bir önem kazandırmaktadır. Ek belgeleriyle birlikte elinizdeki kitap, bu olanağı sağlamaktadır.

Kitap yurtdışında basıldığı ve zamanında Türkiye’ye pek az sokulduğu için bugüne kadar geniş devrimci okur çevrelerine ulaşmış değildir. Öteki devrimci çevreler bir yana, genç yoldaşlarımızın hemen tümü de bir yana, nispeten eski bir kısım yoldaşımız bile bugün hala bu kitabı inceleyebilmiş değildirler. Kitaba duydukları özel ilgiye rağmen bu olanağı bulamamışlardır. Zira 1987-88 yıllarında yurda sokulan az sayıdaki nüsha zamanla bulunamaz olmuştur. Bu açıdan kitabın yeniden yayını, herşeyden önce kendimiz için bir ihtiyaçtır. Fakat biz onun, dışımızdaki devrimci okur(12) çevreleri tarafından da ilgiyle karşılanacağına inanıyoruz.



***

O dönemde kullanılan geri bir dizgi tekniği ile tashihdeki özensizlik nedeniyle ilk baskıda yer alan sayısız dizgi yanlışları bu baskıda düzeltildi. Yanı sıra, fikri içeriği değiştirmemesine özen gösterilerek bazı dil ve üslup, düzeltmeleri de yapıldı. Bunun ötesinde kitabın kendisi olduğu gibi sunuluyor. Fakat Ekler bölümü, Z. Ekrem’in kitapta sık sık atıf yapılan ve başka yerde bir baskısı bulunmayan Aralık 1986 tarihli yazısı dışında, yeniden düzenlendi. Birinci baskının ekleri, anılan yazı dışında, TDKP’nin Nisan ‘81 öncesine ait “poliste tutum” üzerine belgelerinden oluşuyordu. Bizzat Z. Ekrem’in yol açtıği tartışmalar nedeniyle bu belgeleri o gün yayımlamak zorunlu olmuştu. Bugün buna artık gerek yoktur. Bunlar çıkarılarak yerine Belgeler-1 ve Belgeler-2'den iç çatışma ve ayrışma sürecine ışık tutan bazı belgeler konuldu.

H. Fırat 11 Eylül 1995(13)(14)

******************************************



GİRİŞ

“Sözü edilmişken, şu gerçeği tespit etmek gerekiyor: TDKP içinde ayrışma ve saflaşma bitmemiştir. Aksine bir yönüyle yeni başlıyor. Bugüne kadarki ayrışma, büyük ölçüde karşı-devrim baskısıyla ve kendiliğinden oldu. TDKP’nin küçük-burjuva sosyal temeli ve sınıf bileşimi ile, bu temelden kaynaklanan küçük-burjuva siyasal ve örgütsel yapısı, sınıf mücadelesinin ve yenilgi yıllarının baskısıyla farklılaşma sürecine girdi. Belirli bir kesim, özellikle de önderliğin bir bölümü, liberal sol bir çizgiye kaydı. Açık tasfıyecilik bu kesimin bir bölümü tarafından yürütüldü. Şimdi TDKP, proleter bir siyasal akım olma çabası içinde. Büyük ihtimalle, buna partinin bütün unsurları uyum sağlayamayacak, bu yeni ayrışmalara ve saflaşmalara yol açacaktır. Bu ayrışma ve saflaşmalar, devrimci proleter eğilim ile devrimci küçük-burjuva eğilim arasında olacaktır. Bireylerin niyet ve iradesinden bağımsız olarak, TDKP’nin mevcut ideolojik-siyasi yapısı ve sınıf(15)sal karakteri, böyle bir saflaşma ve ayrışmaya müsaittir. Bundan korkmamalı, tersine, açık bir tartışma ve ilkeli bir mücadele ile böyle bir ayrışma süreci bilinçli hale getirilmelidir. (Belgeler-2, s.26)

Teorisyen Z. Ekrem’in hışmına uğrayan Gündem Önerisi Üzerine yazısı bu sözlerle bitiyordu. Gelişmeler bu sözleri doğruladı; TDKP Konferansı çalışmalarını tamamlayamadan bölündü ve dağıldı. .Bu TDKP’de gerçek bir yol ayrımı demekti. Her gerçek yol ayrımında, ara eğilimlerin, ara yol sahiplerinin, “orta yolcuların yaşam ve hareket olanakları daralır. Bu ara eğilim sahipleri, ana eğilimlerden biri ya da ötekine kaymaya, ana eğilimler etrafında odaklaşmaya başlarlar. Z. Ekrem bu ara eğilim sahiplerinden biri, teorisyen konumundan dolayı da en önemlisiydi. Bir şaşkının yarattığı kişisel ve skandal sorunlar hariç, öteki hemen hemen her sorunda Z. Ekrem ara bir yerde duruyordu. Partinin son 6 yılı, üçlü MK, Ağustos Kararları, liberal tasfiyecilik, geçmişin değerlendirilmesi vb. vb., son bir senede TDKP içinde tartışılan bütün ana sorunlarda, Z. Ekrem ara eğilimi temsil ediyordu. Teorisyen şanına yaraşır bir tarzda bu ara eğilimi başarıyla teorileştiriyor, kararsız, yalpalayan, ara bir çözüm arayan unsurlar için tutunacak bir dal oluyordu. Uzun yıllar boyunca, Z. Ekrem’i onun kendi sözleriyle “burjuva teknik eleman” (Belgeler-1, s. 108) olarak bile hesaba katmayanlar, bir anda Z. Ekremci oluyor, onu bayraklaştırmaya çalışıyorlardı.

Z. Ekrem bu ara yerde fazla duramazdı. TDKP içinde sertleşen ve açık ayrılığa varan mücadele Z. Ekrem’i de kesin bir tutum almaya, ana eğilimlerden birinden yana saf tutmaya zorlayacaktı. Nitekim de öyle oldu: Mayıs 1987 tarihini taşıyan Hatalarımız ve İnkarcı Tasfiyeci Eğilim Üzerine broşürüyle, parti içi mücadelede kesin tavrını küçük-burjuva siyasal sınıf konumunda ısrar eden oportünist kanattan yana aldı. Z. Ekrem’in tavrı oportünist kanatta büyük bir sevinç yarattı. Daha önce çıkan ve ileriye açık bazı düşünce ve değerlendirmeler de taşıyan yazısı özenle saklanırken, bizlere saldıran ve TDKP’yi çok geri bir noktadan ve umutsuzca savunmaya çalışan yazısı anında broşür yapıldı ve kamuoyuna(16) sunuldu. Z. Ekrem, oportünist kanadın elinde bayrak oldu.

Bilindiği gibi, Z. Ekrem, “partimizin teorisini geliştiren yoldaşlardan biri, K. Sinan’a yazdığı mektupta yer alan kendi açık beyanına göre de, birincisidir (Belgeler-1, s.109). Diğeri ise bilindiği gibi Yıldırım’dır.

Geçmişte ve yakın zamana kadar, Yıldırım’a göre daha ileri ve olumlu bir konumda olan Z. Ekrem, TDKP içinde gelişip ayrışan leninist proleter eğilimi hedef alan Mayıs 1987 tarihli broşürüyle, bir anda Yıldırım’ın çok gerisine düşmüştür. Yıldırım’m 1982 tarihli ünlü “Küçük Broşür”ü TDKP gerçeği konusunda Z. Ekrem’in son broşüründen çok daha “gerçekçi”dir. Z. Ekrem yalnızca “Küçük Broşür”ün değil, daha bir kaç ay önce kaleme aldığı kendi yazılarının da çok gerisine düşmüş, o yazılarda yer alan ileriye açık her fikri bu son broşüründe geri almıştır. Yeni broşürde her ne kadar eski yazılara sahip çıkılıyor görünse de, gerçekte bu bir şeyi değiştirmiyor. Bu yeni broşür, bütün tutarsızlıklarına ve eklektizmine rağmen, bu kitapçıkta ek olarak yayınladığımız eski yazıyla bir arada savunulamaz. Yeni broşür eski yazının açık bir tekzibidir. Bunu oportünist kanat da böyle kabul etmiş olmalı ki, Z. Ekrem’in yeni broşürde zaman zaman atıf yapmasına bile aldırmayarak, eski yazıyı yayınlamamıştır.

Biz, teorisyen Z. Ekrem’in teorisyen Yıldırım’ın 1982'deki konumunun bile gerisine düşmesine şaşırmıyoruz. Gelişmenin karşısına çıkan geriler ve gericileşir. Bu, yasadır. İleriye dönük bir gelişmeyi durdurabilmek için onu geriye çekmek gerekir. Geriye çeken ise gerileyip gericileşir. Z. Ekrem’in düştüğü hem gülünç, hem acıklı durumla da örneklendiği gibi...

MK’nın önemli bir bölümü, Nisan 1981’deki tutumuyla, TDKP’de yalnızca örgütsel değil, aynı zamanda manevi-siyasi bir yıkım ve tasfiye süreci başlattı. Z. Ekrem bu konuda, dilinin ucuyla söylediği birkaç şey hariç, bugüne kadar doğru dürüst bir değerlendirme yapmadı. Bundan kaçındı. Üçlü MK, son beş yılda izlediği sağ, teslimiyetçi ve tasfiyeci çizgisiyle TDKP’yi tam bir yıkıma sürükledi. Z. Ekrem bu konuda güya bir ölçüde eleştirici davrandı; ama “üçlüye haksızlık edilmemeli”, “bu yoldaşlara kaza(17)nıcı yaklaşılmalı” vb. türden liberal vaazlar vermekten de geri durmadı. Bu son broşüründe ise, yeri geldiğinde gösterileceği gibi, onları açıktan savundu. Ağustos ‘86 sonrasında, TDKP’de açık liberal bir tasfiyecilik yaşandı. Z. Ekrem uzun zaman ihtiyatlı davrandı. Liberal tasfiyeciliği mahkum eden tek kelime etmedi. Onlara çağrı yapılmasını önerdi ve “umarım geç kalınmamıştır” yollu kaygılarını belirtti.

Oysa aynı Z. Ekrem, sıra bize geldiğinde, ne dediğimizi, nasıl dediğimizi bile durup beklemeden anında kaleme sarıldı; bütün zihni, entellektüel ve edebi “yetenek ve birikimi”ni bize karşı harekete geçirdi. “Yenilgi ve gericilik yılları’yla söze başlayarak bütün hışmıyla üstümüze çullandı ve bizleri “inkarcı-tasfiyeci eğilim” olarak damgaladı. Ne kadar anlamlı ama!

Bu acelecilik, bu telaş bile, bizlerin neyi nasıl değerlendirdiğimizi durup beklemeye tahammül edememede ifadesini bulan bu sabırsızlık bile, devrimci küçük-burjuva popülizmini can evinden vurduğumuzu gösterir.

Z. Ekrem’in broşürünün yayınlanmasını memnunlukla karşılıyoruz. Bu, birkaç açıdan çok iyi olmuştur. 1) Çeşitli yönleriyle TDKP gerçeğini, TDKP’nin en yetkin ve en yetenekli teorisyeniyle tartışmanın olanağı doğmuştur. 2) Bu en yetkin ve yetenekli teorisyenin kaleminden çıkan broşür, TDKP’nin geçmiş konumunu savunmanın azami sınırlarını herkesin gözleri önüne sermiştir. 3) Bu broşür yayınlanarak ve övgüsü ve reklamı yapılarak, Z. Ekrem oportünist kanada bayrak edilmiştir. Dolayısıyla, Z. Ekrem’in düşünce ve iddialarını eleştirip kofluğunu sergilemek, oportünist kanadın gelecekten yoksunluğunu sergilemek anlamını taşıyacaktır.

Biz bu nedenle, vereceği sıkıntı ne olursa olsın, Z. Ekrem’in tüm düşünce ve iddiaları üzerinde tane tane duracağız. Alıntılara özel bir zaafı olan, bizleri alıntı yapmamakla suçlayan Z. Ekrem’i, onu bile bıktıracak düzeyde alıntılara doyuracağız. Çoğu bizzat “partinin teorisini geliştiren yoldaşlar”ın kaleminden çıkmış belgelerden aktararak...

Z.Ekrem’in broşürünün bir “giriş” bölümü var. “Yenilgi ve(18)gericilik yılları” klasik ifadesiyle başlayan, “devrimin bu zor yıllarında” devrimci saflarda yaşanan ideolojik ve moral yıkıma dair derin ve hamasi bir vaazla süren, ve sözü getirip bize bağlayan bu bölümle ilgili diyeceklerimizi, kendi yazımızın en sonuna bırakacağız. Bütünüyle ideolojik-siyasi temellere sahip bu tartışmada, eşitliği bozmamak için. Büyük teorisyen Z. Ekrem, “böylece uzun bir süredir edindiğimiz bilgilerin ve bazı yoldaşların endişelerinin doğru olduğu kanıtlanmış olmaktadır” (s.5) demek basitliğini göstermiş olsa bile.

Evet, şimdi teorisyen Z. Ekrem’in söylediklerine geçebiliriz.(19)

****************************************************

BİR

Z. EKREM SORUNU NASIL ÇARPITIYOR?

Önce Z. Ekrem’i dinleyelim; “H. Fırat(Gündem Önerisi ve Ciddiyet Bunalımı yazılarının yazarı H. Fırat’ken, bunun, Z. Ekrem’in broşüründe H. Dicle olarak kullanılması hangi niyetin ya da ihtiyacın ürünüdür bilmiyoruz. Biz, aslına uygun olarak bu kullanımı düzeltiyoruz.) yoldaş sorunu nasıl ele alıyor?” başlıklı bölümün girişinden aktarıyoruz: “H. Fırat yoldaş Gündem Önerisi ve Ciddiyet Bunalımı başlıklı yazılarında, ‘Dühringvari’ bir tutumla, kanıtlanmamış düşünceleri, kanıtlanmış ya da kanıtlanması gerekmeyecek kadar doğruluğu açık ve kesin olan ‘mutlak doğrularmış’ gibi durmadan tekrarlayıp duruyor. Dühringvari bir dil ve tumturaklı ifadelerle ‘sınıf mücadelesinin acımasız pratiği’ tarafından kanıtlandığını ileri sürdüğü mutlak ve kesin gerçeklerin kabul edilmesini istiyor. Kabul edilmemesi halinde başımıza gelecek felaketleri sıralıyor. Sınıf mücadelesinin acımasız pratiğinden çıkardığı mutlak ve kesin doğrularına, en(20)ufak itiraz karşısında öfkeleniyor. ... Partimizin oluşum ve gelişim sürecini, pratiğini tek yanlı ele alıyor. Çok iyi bildiği gerçekleri tersyüz ediyor. Zaman zaman uyduruyor. Dar görüşlülük ve tek yanlı yaklaşımla birleşen bayağı inkarcılık üzerinde yükselen tespitler arasında formel mantığın şaheser örnekleri önermelerle, kurduğu bağlantılarla partimizin teorisi ve pratiğiyle, küçük-burjuva sınıf konumunda olduğunu gösterdiğini sanıyor.” (Hatalarımız ve İnkarcı Tasfiyeci Eğilim Üzerine, s.7)

Z. Ekrem’in tüm broşürü, Gündem Önerisi ve Ciddiyet Bunalımı başlıklı yazıların eleştirilisi olarak kaleme alınmış. Daha önce Yoldaş dergisinin 30. sayısında yayınlanan bu yazılar, daha sonra Belgeler-2'de kamuoyuna açıklandı. Böylece okuyucu Z. Ekrem’in broşürü ile bu yazıları birlikte inceleme olanağına kavuşmuş oldu.

Gündem Önerisi ve Ciddiyet Bunalımı başlıklı yazılar, resmi oturumlara geçemeden dağılan TDKP Konferansı delegelerine hitaben kaleme alınmıştı. İncelendiğinde kolaylıkla görüleceği ve buraya alacağımız aktarmalarla ayrıca gösterileceği gibi, bu yazılar, bir şeyi kanıtlamak amacında ve iddiasında değil. Her iki yazının ortak konusu ve dolayısıyla da kaleme alınış nedeni, TDKP’nin sorunlarının bir bütün olarak ele alınması, ideolojik, siyasi ve örgütsel tüm boyutlarıyla tartışılması gerektiğini vurgulamaktır. Bu doğrultuda Konferans delegelerine yapılmış birer çağrıdır bu yazılar. Birinci yazının başlığı bile (Gündem Önerisi), bunu bütün açıklığı ile anlatmaktadır. İkinci yazı, konferansın gündemini taktik ve örgütsel sorunların tartışılmasıyla sınırlamak isteğindeki eğilimlerin eleştirisidir. Kuşkusuz, her iki yazıda yazarının TDKP’ye dair yargıları da yer almaktadır. Fakat her ortalama okuyucunun hiç de zorlanmadan görebileceği gibi, yazıların kaleme alınış amacı bu yargıları kanıtlamak değil, yalnızca, sorunun tartışılmasının önemini vurgulamaktır. Yazılar, TDKP’nin teori ve pratiğini bütünlüğü içinde tartışma çağrısıdır. Sorunun tartışılmasına bu çağrı, elbette ki, konferans platformunda yapılacak tartışmalarda ulaşılan yargıların kanıtlanacağı iddiasını içermektedir. Ama hepsi bu! Bundan ötesi, “aşılamaz teorisyen” Z. Ekrem’in yakıştırması ya da kuruntusu.(21)

Z. Ekrem ya okuduğunu anlayamıyor, ki bu onun zihni yeteneklerinden bir şeyler yitirdiğini gösterir; ya da okuduğunu anlamasına anlıyor, fakat anlamamazlıktan gelmek işine geliyor, ki bu da onun siyasal dürüstlüğünden bir şeyler -belki de çok şeyler!- kaybettiğini gösterir. Bu ihtimallerin ikisinde de gerçeklik payı olabilir; ama bize daha çok İkincisi doğru görünüyor. Yıllarca övüntüsünden üzerine soğukkanlılıkla düşünme olanağı bulamadığı “bütünlüklü çizgi”sinin tartışılmasını istemek, Z. Ekrem’i rahatsız etmişe benziyor. Bu tartışmanın kendi çizdiği sınırların (Bkz. bu kitaba ek olarak yayınlanmış yazı) ötesine taşmasına tahammül edemiyor. Bir teorisyen olarak kendi alanına, tekelinde gördüğü teori alanına tecavüze yeltenenleri en sert şekilde eleştirip alaya alıyor. Ama bu tartışma boyunca tek tek gösterileceği gibi, Z. Ekrem’in sertliği yalnızca kelimelerdedir. Tıpkı “Dühring gibi”! Genel ve soyut sözler ederken bir hayli güvenli ve iddialı görünen Z. Ekrem’in, iş sorunun somut tartışılmasına gelince, liberalizmi bol GMK'nın ünlü deyimiyle, “süngüsü düşüyor”. Hatalarımızın abartılmaması, başarılarımızın küçümsenmemesi vaazları veriyor.

Z. Ekrem söylemediğimizi bize söyletiyor, iddia etmediğimizi iddia ettiriyor, yapmadığımızı yaptırıyor. Gündem Önerisi ve Ciddiyet Bunalımı yazılarıyla ilgili daha önce aktardığımız sert yargıları bunun kanıtı. Bu TDKP teorisyenlerinin eski bir “yeteneği”dir. Z. Ekrem kusurlarını korumuş ve bu “yeteneğini” daha da geliştirmiş anlaşılan.

Bunu nasıl yapıyor Z. Ekrem? Eleştirdiği iki yazının amacını ve kapsamını çarpıtıp saptırarak. İleri sürdüğü iddiaları tek tek ele almak gerekiyor.





Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə