Hayvan davranişlari hayvan d avranişlarini öĞrenmeniN Önemi



Yüklə 187,35 Kb.

tarix17.01.2018
ölçüsü187,35 Kb.


 



HAYVAN DAVRANIŞLARI



 

 

HAYVAN D

AVRANIŞLARINI ÖĞRENMENİN ÖNEMİ

 

 

Öğrenilen  bir  hayvan  davranışı  hayvan  yetiştiricisine  maksimum  üretimden 

daha fazla bir verim elde etmeye 

ve yetiştiricilikten yararlanmaya yardım eder. Çiftlik 

hayvanlarının

 

üretim



 

metotlarındak

farklılıklar



 

hayvanın  içindeki

 

çevreye


 

göre 


değişmektedir.  Bu  çevre

 

hayvanların  evrimleştiği  ve 



hayat 

mücadelesi  için 

davranışlar  geliştirdiği

 

çok



 

farklı  çevrelerde

meydana  gelir.  Seleksiyon,  yetiştirme, 



besleme ve barındırma gibi idare pratikleri öğrenilen hayvan davranışları modelleriyle 

ıslah edilebilir.  

 

 

HAYVAN D



AVRANIŞLARINA GİRİŞ

 

 

Aristo M.Ö. 350 yıllarında hayvan davranışları konusunda gözlemlerini yazdı. 

En  azından  hayvan  davranışlarıyla  ilgili  bilginin  pratik  uygulaması  hayvanların 

evcilleştirilmesinden beri insanlar tarafından kullanıldı.

 

Hayvanlardan temel davranış 



örneklerini  öğrenme  evcilleştirmeyi  başarmak  için  gerekliydi.

  Bu  bilgileri  insanlar 

önceleri  hayvanları  yakalamaya,  hapsetmeye,  sürü  oluşturmaya,  yetiştirmeye, 

beslemeye ve 

barındırmaya uyguladı.

 

 



Hayvan  davranışlarının  bilimsel  incelenmesi  için  temel  Charles

  Darwin 

tarafından iki kitapta ortaya konuldu.

 

1859’daki “Tabii seleksiyonla türlerin kökeni”



 ve 

1871’deki “İnsan soyu ve cinsiyetle ilgili seleksiyon”.

 Darwinin tabii seleksiyon teorisi 

modern biyoloji tarafından tasvir edildiği gibi öğrenilen evrime temeldir. Bir tür içindeki 

bireylerin  belli  bir  çevrede  yaşama  ve  döl  verme  yeteneklerinde  farklılıklar  vardır. 

Populasyonda  hayatta  kalma  için  daha  iyi  uyum  gösteren  genotiplere  doğru  bir 

değişim vardır. Tabii seleksiyon evrim değişikliklerinde önemli bir faktördür.

  

 



Hayvan davranışları konusunda önderlik eden iki görüş 19. yüzyılın sonlarında 

ve 20. yüzyılın başlarında vardı.

 

1. 


Hayvanlar yaptığı her şeyi öğreniyorlar (nurture).

 

2.  .Hay



vanlar içgüdüsel olarak ne yaptıklarını biliyorlar (nature)

 

Hayvan  davranışları  konusunda  tamamen  doğru  olmayan  bu  iki  görüş  iki 



ekstremi  temsil  eder  (şimdiki  görüş;  hayvan  davranışının  içgüdü  ve  öğrenme 

arasında bir etkileşimden meydana geldiğidir).

 

 



 



HAYV



AN DAVRANIŞLARI TERİMLER BİLGİSİ

 

 

Şartlanma (

Tavlama): 

 

Hayvan 



davranışlarında  terbiye  görüşü  i

van  Pavlov,  John  B.  Watson  ve 

B.F.Skinner’in  çalışmalarından  kuvvetli  şekilde  etkilendi.  Davranışçılar  hayvan 

davranışının  şartlanmanın  sonucu  olduğuna  inanıyorlar.  Davranışçılar  tarafından 

itibar  edilen  klasik  ve  operant 

şartlanma  tipi  hayvan  deneylerine  temel  oluyor.

 

Şartlanmanın  her  iki  tip  elemanı  öğrenme  durumlarında  sık  sık  takdim  ediliyorlar. 



Klasik şartlanma 19. yüzyıl sonlarında rus fizyolog ivan Pavlov tarafından keşfedildi. 

Köpeklerin  yiyecek  gördüğünde  daima  salya  akıttığını  gözlemledi

.  O  bunu 

şartlanılmayan  bir  uyarıya  şartlanılmayan  bir  tepki  olarak  isimlendirdi.  Köpeklere 

yiyecek  verildiği  zaman  zil  çalındığında,  köpekler  yiyecekle  ses  arasında  ilişk

kurmaya  başladı.  Zilin  sesi  şartlı  bir  uyarı  oluyordu.



 

Göz  önünde  hiçbir  yiyecek 

olmasa  bile,  bir  müddet  sonra  köpekler  yalnız  sesle  salya  akıtarak,  yiyecekle  ses 

arasında bir ilişki olduğunu öğreniyordu.

 

 

Operant  şartlanma  ödüllendirme  ve  cezalandır



m

alı


 

bir  sisteme  dayanır.

 

Laboratuar  hayvanlarıyla  yapılan  deneylerde  arzulanan  davranış  için  yiyecek  bir 



ödüllendirme  olarak  kullanılabilir.  Hayvanlar  bir  kafeste  bir  demir  çubuğa  basmakla 

veya bir labirenti doğru olarak çözmekle besine ulaşmayı öğrenebiliyor

lar. Domuzlar 

kendi kendine yemleyici üzerindeki örtüyü kaldırmakla besine ulaşmayı veya otomatik 

suluklardan suya ulaşmayı öğrenebiliyorlar.

 

 



Etoloji (Ethology): 

 

Etoloji  tabii  bir  çevrede  hayvan  davranışının  incelenmesidir.  Primer  olarak 

öğrenilen  davranıştan  daha  fazla  tabii  davranıştan  bahseder.  Etoloj  1930’larda 

tamamen  Konrad  Lorenz  ve  Nikolas  Tinbergen’in  çalışmasından  geliştirildi. 

Hayvan 

davranış


 

modellerinin ismini koyma konusundaki eserleri için fizyoloji yada tıp dalında 

Nobel  tıp  ödülünü  1973’te  Lorenz,  Tinbergen  ve  Karl  von  Frish  aldı.  Lorenz 

imprinting’i  buldu  (imprinting:  canlının  kendi  cinsini  veya  kendisini  barındıranı 

tanımasını sağlayan doğal eylem). Tinbergen hayvanların hayatta kalma davranışını 

keşfetti  ve  Lorenz  bal  arılarının  kovandaki  diğer  arılara  bilgiyi  nasıl  naklettiğini 

keşfetti. 

 

 



Bir etogram (ethogram) bir organizmanın yada bir türün davranış modellerinin 

resimli  bir  katalogudur. 

Etolojide  bir  etogram  tüm  davranışlarının  manasının 

verilmesidir.  Her  bir  davranışın  sebep,  gelişme  ve  uygun  fonksiyonlarını  için  farklı 

teoriler geliştirilmiştir.

 Sonra deneyler teorileri tasdik etmek ya da deliller

le çürütmek 



 

için yürütülmüştür. Etogramda tasvir edilen davranış modellerinin çoğu kalıtsal olan; 



içgüdüsel  olan  olaylara  oturtulmuştur.  Çevresel  harekete  geçirici  ses  veya  olaylar 

davranış  modellerini  stimule  eder.  Bu  harekete  geçirici  ses  ve  olaylar  salıverici  ( 

tahliye edici = serbest bırakıcı)  ya da dürtüler ( işaret uyarıcıları) diye isimlendirilir ve 

sinir sistemi tarafından yürütülür. Kur yapma (dalkavukluk) ve saldırganlık gibi sosyal 

davranışlar salıvericiler tarafından başlatılan davranış modellerinin örnekleridir. 

 

 



İçgüdü (istidat, insiyak, instinct)

 

 

İçgüdüsel olarak davranışlar hayvanlar tarafından sergilenen olay modellerlinin

 

sabitlenmesidir.  Genel  olarak  içgüdüsel  davranışlar  öğrenilmez,  fakat  bazı 



durumlarda  öğrenme  modelleriyle  biraz  değiştirilebilir.  Hayatta  kalma  davranış 

modelleri  içgüdüsel  olmaya  eğilimlidir.  Dölerme,  saldırganlık,  saklanma,  savunma, 

kaçma,  kur(flört)    ve  uyarma  içgüdü  davranış  modellerini  içine  alan  bu  olaylar, 

uyandırılan hayvanlarda, türlerin diğer üyelerinden ayırt etmede sık sık sergilenir. 

 

 

Alışkanlık (itiyat=habituation)



 

 

Alışkanlık hayvanlar vasıtasıyla uyarıcıya hevesliliğin (cevap verme hazırlılığı) 

düzeyinin  değiştirildiği  bir  mekanizmadır.

 

Bir  uyarıcı  farklı  zamanlarda 



tekrarlandığında,  deneysel  çalışma,  hayvanların  normal 

tepki 


alışkanlığı  olduğunu 

gösterdi.  Sinir  sistemi  uyarının  normal  zemin  düzeyine  uyum  göstermeyi  öğreniyor. 

Farklı bir uyarı yönetilirken ve sonra orijinal uyarıya cevap verilirken hayvan beklenen 

cevabını onarır.

 

 

Muhakeme (usa vurma, uslamlama, reasoning) 



 

Hayvanlar  insanların  yaptığı  aynı  manada  aklı  temel  alan  tartışmalara 

ulaşmazlar. Mamafih onlar farklı fakat benzer b

ir durumda 

sınırlı bir harekete geçmek 

için  bir  dereceye  kadar  hafızalarını  kullanabilirler.  Bu  yetenek  çiftlik  hayvanlarından 

daha çok maymun şempanze gibi primatlarda genellikle bulundu.

 

 



Zekâ 

(intelligence) 

 

Hayvan  davranışlarının  çoğu  içgüdüseldir.

  Mam

afih  hayvanlar  mühürleme 



(imprinting=basımlama)  ve  şartlanma  vasıtasıyla  öğrenebilir.  Öğrenme  için  nispi 

yetenek  hayvan  türleri  arasında  farklıdır  ve  bazı  zamanlar  hayvanların  zekâsıyla 

ilgilidir.  

 

Mühürleme (basımlama



, imprinting) 

 

Mühürleme  bir  türün  genci  tarafından  türün  bir  üyesini,  genellikle  anneyi 

tanıyarak  ve  takip  ederek  öğrenmeyi  sağlayan  bir  davranış  modelidir.

 

Mühürleme 



çoğu türün erken gençlik hayatında meydana gelir.  Annenin yokluğunda mühürleme 


 

bazı nesnelerde meydana gelebilir, mesela farklı bir türün bir hayvanı yada hatta bir 



insan. 

Mühürleme  için  zaman  kısadır.  Genellikle  saatler  içinde  yada  birkaç  günde 

meydana gelebilir. 

 

HAYVANLAR NASIL İLETİŞİM KURARLAR



 

 

Evcil  hayvanlar  arasındaki  iletişimin  en  genel  metotları  seslendirme,  beden 

hali 

ve yürüyüş değişikliğidir. Evcil hayvanlar arasındaki iletişimin daha az kullanılan 



metotları  dokunma  ve  koklamadır.  Hayvanlar  tehlike  işaretleri,  ikaz  işaretleri,  grup 

içinde sosyal statü, grubun korunan bağlılığı veya hareketi, açlık, yem ihtiyacı, sıkıntı, 

kur yapma, bölgeyi işaretleme, anneyle temas ve endişe işaretleri, tehdit (gözdağı) ve 

zevkle iletişim kurarlar. Özel bir amaç için verile seslendirme yada görüş işaretinin tipi 

türler  arasında  farklıdır.  Bir  domuz  gelmek  ve  emzirmek  için  yavrusuna  iş

aret 


vermede  özel  bir  hırıldama  sesi  yayar.

 

Yavru  domuzlar  olduğu  yerlerde  anne 



domuzun  bilmesine  izin  veren  bir  yer  sesi  çıkaracaklardır.  Kızgınlıkta  inekler  bir 

boğayı 


cezp 

etmek  için  böğürürler.

 

Boğalar  saldırganlıklarını  haber  vermek  için 



toprağı  ön  ayaklarıyla  eşelerler.  Bizon  dişileri  ve  buzağılar  birbirlerinden  ayrılırlarsa 

haberleşmek  için  homurdanmaları  kullanırlar.  Atlar  bir  kişnemeyle  sıkıntılarını 

gösterirler  ve  bir  ikaz  horuldamasıyla  iletişim  kurarlar.  Bazı  hayvanlar  insan  sesinin 

modeline şiddetine ve perdesine cevap verirler. Bir hayvanda bağırma genellikle aşırı 

heyecanlanma  yaratacaktır.  Sık  sık  kullanılan  yumuşak  düşük  sesler  bir  hayvanda 

yatıştırma etkisine sahiptir. 

 

 

HAYVANLARDA DAVRANIŞI ETKİLEYEN FAKTÖRLER



 

 

Genetik 

 

Genetik,  tüm  davranışın  sinir  hücreleri  ve  kasların  ürünü  olduğu  anlamında, 

hayvan davranışında bir rol oynar.  Genetik bilgi beden dokularının gelişimini kontrol 

etmede,  beden  hücrelerindeki  kimyasal  reaksiyonları  etkileyen  proteinlerin  üretimini 

kontrol eder. 

Bu özel bir davranış için fizyolojik te

meli etkileyebilir.   

 

Deneysel  çalışma



lar, 

özel  genlerin  ya  da  gen  gruplarının  hayvan  davranışını 

etkileyebildiğini  gösterdi.  Bu  davranışın  gen  ya  da  gen  grupları  tarafından  kontrol 

edildiği  anlamında  değildir.  Çevre  de  davranışın  gelişmesi  ve  görünmesinde  rol 

oynar. Davranış genetik ve çevre faktörlerinin birleştirilmiş bir etkileşimidir. 

 

 



Çevre

 

 



Hayvanlar  yaşadıkları  çevrede  temel olan  davranışlarını  cevaplarlar  ve  uyum 

sağlarlar. Hayvan davranışlarını etkileyen çevre faktörler

inin 

bazıları şunlardır:



 


 



Kuşatan  çevre

Yüksek  ve  düşük  çevre  sıcaklık  süreleri  esnasında,  tüm 



çiftlik  hayvanlarının  en  rahat  (konforlu)  olacakları  çevreyi  bulmak  için 

sığınak arama davranış

 

denemesi uygulamayla gösterildi.



 

Gün  uzunluğu  (fotoperiyod)



-  Bu  k

oyun,  keçi  ve  atlar  için  çiftleşme 

mevsimini ve tavuklarda yumurta üretimini etkiler.

 



Hayat  alanının  tipi

Sığır  ve  koyun  gibi  sürü  hayvanları,  çok  geniş  bir 



coğrafik  bir  alanın  sınırsız  kabulüne  izin  verilse  bile,  iyi  tanımlanan  bir  ev 

çerçevesi içinde du

rmaya meyillidir. 

-  Yemin  mevcudiyeti-  Otlama  modelleri  mevcut  kaba  yem  miktar  ve  tipi 

tarafından etkilenir.

 

Yem azlığında mevcut yem yeme alanının miktarı  da 



davranışı etkiler.

 



Sosyal  gruplaşma

Sosyal  grubun  büyüklüğü,  üyelerinin  yaşı  ve 



hayvanların cinsiyeti hepsi birlikte davranışı etkiler.

 



İnsanın  davranışı

Hayvanlar  genellikle  bakıcılığını  yapan  insanların  iyi 



muamelelerine lehinde, sert muamelelerine aleyhinde tepki gösterirler. 

Evciltme  

 

Kârlı  çiftlik  üretimi  için  ekonomik  önemdeki  karakterlere  sahip  olan  damızlık 

hayvanların  seleksiyonu,  çiftliklerde  kullanılan  bu  türlerin  atalarından  farklı 

davranışları  göstermesine  sebep  oldu.

 

Bugün  genellikle  çiftlik  hayvanları  rahattırlar 



ve  insanlar  tarafından  kontrol  edilen  çevre  şartlarında  refah  bulurlar

.  B


ugünün 

yetiştirme  programlarında,  uysallık  ve  annelik  etme  gibi  özellikler  için  bazen 

seleksiyon yapılır ve kalıtsal özelliklere kadar bu çiftleşmelerin dölleri ebeveynlerdeki 

seleksiyon yapılan arzulanan özellikleri göstermeye eğilimli olacaktır

 

Fizyoloji 



 

Hayvan davranışları için fiziksel sebeplerden sinir ve endokrin sistemler temel 

alır. Sinir sistemi dışarıdaki uyarılardan gelen bilgileri alır, işler ve depolar. Endokrin 

sistemin  bezleri  beden  metabolizmasının  kontrolüne  yardım  etmek  için  iç  ve  dış 

u

yarıların her ikisine tepki gösterir. 



 

 

Duyu sistemleri 

 

Hayvanlar  görme,  duyma,  koklama,  tatma  ve  dokunma  sistemleri  vasıtasıyla 



gelen  uyarılardan  gelen  bilgileri  alır.  Bilgileri  almak  ve  işlemek  için  bu  sistemlerin 

kapasiteleri  türler  arasında  farklıdır.

 

Genellikle  birkaç  farklı  duyu  sisteminden  gelen 



girdiler uygun bir cevabı üretmek için kullanılır. 

 



 

 



Bir  hayvanın  görme  alanı  gözlerin  başta  yerleştiği  yerle  sıkı  şekilde  ilişkilidir; 

bu da davranışı etkiler.

 

Sığır, at, koyun ve keçi gibi hayvanlar başın yanlarına doğru 



yerleşmiş  olan  nispi  şekilde  ileriye  fırlamış  gözlere  sahiptir.  Bu,  yaklaşık  tamamen 

bedeninin  etrafını  görmesine  izin  veren,  büyük  bir  panoramik  görüş  alanı  meydana 

getirir.  Başın  daha  fazla  ön  tarafında  gözü  bulunan  hayvanlar  geniş  bir  pa

noramik 


görüş  alanına  sahip  değildir.  Mamafih,  daha  büyük  bir  panoramik  görüş  alanı

yla 


hayvan,  daha  az  derinlikte  bir  algıyla  sonuç  veren,  daha  küçük  bir  binoküler  görüş 

alanına sahiptir. Çiftlik hayvanlarının ne derece rengi algıladığı, halen iyi bilinmiy

or. 

 

Farklı  hayvan  türlerinin  işitme  çerçevesine  geniş  bir  varyasyonu  vardır. 



Köpekler,  sıçanlar  (ratlar)  ve  yarasalar  insanın  duyabildiğinden  daha  üstün  ses 

f

rekanslarını  algılama  yeteneğine  sahiptir.  Çiftlik  hayvanları  ve  kanatlıların  insanın 



frekansı çerçevesinde (20

- 20000 hertz=elektromanyetik dalga frekans birimi=her bir 

saniyedeki  titreşim)  sesleri  duyduğu  zannediliyor. 

Hayvanlar  gelen  bir  sesin  yerini 

belirleyebilir, çünkü sesin kaynağına daha yakın olan kulak sesi diğer kulaktan daha 

çabuk ve daha gürültülü alır.

 

 

Genellikle hayvanlar insanlardan daha fazla yüksek şekilde gelişmiş koklama 



duyusuna sahiptir. 

Koklama çiftlik hayvanlarının yem tercihlerinde az bir etkiye sahip 

olarak ortaya çıkar. İdrar, 

 

vaginal salgıları



 

ve bez salgıları kokusunun cinsi uyarı ve 

çiftleşme  davranışında  önemli  rol  oynayarak  ortaya  çıktığı  cinsi  davranışta  daha 

önemli  bir  role  sahiptir.  Koku  bazı  çiftlik  hayvanlarının  yavrularını  tanımasına  da 

yardım eder. Kanatlılar genellikle koklama bilgilerini daha az kullanmaktadırl

ar.  


 

Çiftlik  hayvanları,  ağız  ve  burun  içine  açılan  vomeronasal  orga  diye 

isimlendirilen  bir  organa  sahiptir.  Kanatlılarda  bu  organ  yoktur  veya  iz  bırakmıştır. 

Memelilerde  bu, 

çiftleşmeye hazır olmayla  ilgili koku için özel bir  alıcı  olarak ortaya 

çıkar.  Tüm  çiftlik  hayvanları  ve  kanatlılarda  tat  tomurcukları  diye  isimlendirilen  tat 

duyusu  organları  genellikle  dilde  bulunur.  Tat  duyusu

 

daha  çok  yem  tüketimiyle 



ilgilidir. 

İnsanın  tat  tepkileri  genellikle  tatlı,  ekşi,  acı  ve  tuzlu  kategorilerine  ayrılır; 

hay

vanlar  ve  kanatlılarla  yapılan  deneysel  çalışmalar,  yem  tadına  tepkilerinin 



yaklaşık olarak daha çok tatlı, tatsız ve farksıza ayrıldığını gösteriyor 

 

Hayvanlar  ve  kanatlıların,  tat  temelinde  diğerleriyle  karşılaştırarak,  bazı 



yemleri  tercih  ettiğini  gösterdiğini  belirlemek  için  bazı  araştırmalara  teşebbüs  edildi. 

Kanatlılar tatlı ve acı tatları nispi şekilde farksız olarak tadıyor; kanatlılarla araştırma 

tadın özel bir yemin kabul ve reddinde başlıca bir faktör olmadığını gösterdi. 

Saf su 


artı  %  1  s

akaroz 


(toz  çay  şekeri)

 

eriyiği  için  bir  seçim  verildiğinde,  buzağıların  bir 




 

tercihe sahip olabildiği göster



ildi. 

Koyunlar sıvıda sakaroza bir tercih göstermezken, 

keçiler

 sakarozun az 



yoğunlukları için daha az bir tercih gösterdiler.

 

Genç domuzlar 



güzel  tatlı  bir  yeme  bir  tercih  gösterdiler.  Tavuklar  çevre  sıcaklığının  yalnız  birkaç 

derece üzerindeki yemi reddetmeye eğilimlidirler. Fakat donmaya yakın bir derecede 

suyu içerler. 

 

Çoğu çiftlik hayvanları iyi gelişmiş bir dokunma duyusuna sahiptir. Mesela bir 



at  gösteri ringinde yönün ya

 

da yürüyüşün değişmesi için binicisinin dizginler  ya 



da 

bacaklarının  hafif  bir  dokunuşuna  tepki  vererek  idare  edilebilir.  Domuz  gibi  bazı 

hayvanlar,  diğer  birkaç  hayvan  dinlenme  yapmazken  sıkı  şekilde  birlikte  yatmayı 

severler.  Hayva

nlar  kendilerine  bir  başkasına  sürtünür,  kaşır  ve  itina  ile  bakarlar. 

Sığır  ve  atlar  genellikle  derilerindeki  böceklerin  varlığına  duyarlıdırlar  ve  böcekleri 

kovmak için kuyruklarını ve başlarını kullanır veya derilerini seğirtirler. Çoğu hayvan 

okşandığı ve kaşındığı zaman takdirkâr şekilde tepki gösterir.

 

HAYVANLARIN SERGİLEDİĞİ DAVRANIŞ TİPLERİ

 

Yeme (Midesine indirme) Davranışı

 

Yeme davranışı yeme ve içmedir. Sığır, koyun ve keçiler ruminantlardır (geviş 

getiren)Onlar  yemleri  tamamen  çiğnemeksizin  yutarl

ar,  bundan  daha  sonra  bir  bol 

(topak) olarak rumenden ağza geri çıkartırlar, geviş getirirler ve sonra yutarlar. Bu üç 

tür üst kesici dişlere sahip değildir; bu onların otlamalarındaki tarzını etkiler. Sığırlar 

ot etrafında dillerini sararlar ve onu alt diş ve üst damak arasında keserek, başın öne 

doğru  bir  hareketiyle  kopartırlar.  Onlar  daha  kalın  dudaklara  sahip  olduklarından 

dolayı,  en  az  6  inç  (15.24  cm)  yüksekliğindeki  otları  tercih  ederken,  toprağa  daha 

yakın otlayamazlar. Koyunlar bitkileri alt diş ve üst damak arasında keserek otlarlar 

ve  sonra  dudaklarıyla  ağzı  içine  toplarlar.  Koyunlar  sığırdan  toprağa  daha  yakın 

otlarlar. 

Bu otlama davranışı 1800’lerin sonlarında Amerika Birleşik Devletlerinin batı 

ovalarında  sığır  yetiştiricileri  ve  koyun  yetiştiricileri  arasında  mücadelelere  sebep 

oluyordu. Sığır yetiştiricileri koyunların araziyi harap ettiğine

 

inanıyordu. Çünkü yakın 



şekilde otlatılan arazide otlar büyüyerek tekrar kaplamıyordu

Sığırlar otları (çimenleri 



çayırları)  ve  koyunlar  yapraklı  ve  daha

 

kaba  bitkileri  tercih  etmelerinden  dolayı, 



kontrol  edilen  bugünün  otlatma  pratikleri  aynı  arazide  sığır  ve  koyunun 

yetiştirilmesine izin  verir.  Keçiler

 

koyunlara  benzer tarzda otlar, fakat  ağaçların taze 



filizlerini  tercih  etmey

e  eğilimlidir  (  arazi  üzeri

nde  bulunan  dikenli  bitkilerin 

sürgün, 


ince dal ve yaprakları)

 



 

Sığırlar her gün otalamada dörtten dokuz saate kadar ve geviş getirmede aynı 



zaman miktarının üzerinde zaman harcarlar. Sığırların

 

tipik bir davranış modeli, geviş



 

getirmeyi  takip  eden  otlamaya 

benzer  zamanı  harcamaktadırlar,  sonra  yine

 

geviş 



getirmeyi  takip  eden  otlamaya  dönmektedirler.  Koyunlar  biraz  daha  fazla  zaman 

otlamaya  (her  bir  gün  tipik  şekilde  dokuz

-

on  bir  saat)  ve  geviş  getirmeye 



(ruminasyon) her gün yedi

-

on saatin üzerinde zaman harcarlar. Genellikle koyunların 



otlama ve geviş getirme süreleri sığırlarınkinden daha kısa aralıklarla meydana gelir.

 

Atlar her iki üst ve alt



 

dişlere sahiptir, böylece otu bir lokma keserler, çiğnerler 

ve sonra yutarlar. Onlar ruminant değillerdir, yani 

ge

viş getirmek için 



r

umen içeriğini 

ağza getirmezler. Atlar zemine sığırdan daha yakın otlarlar.  Onlar tipik şekilde sığır 

ve koyundan daha geniş bir arazide otlarlar. Sürterek yerler. 

 

Domuz  da  her  iki  üst  ve  alt  dişlere  sahiptir,  böyle  çiğnerler  ve  yemler



ini 

yutarlar.  Domuzlar,  mideli  olduklarından  dolayı  rasyonlarında  nispi  şekilde  daha  az 

kaba  yem  kullanırlar.  Yem  tüketiminin  çoğunu

 

tahıllardan  meydana  gelir.  Domuzlar 



belli bir zamanda yemin küçük miktarlarını yemeye eğilimlidir ve 24 saat esnasında 

çok  sık  yerler.  Sindirim  davranışları  onları  bireysel  yemlemeye  iyi  uyum  sağlatır. 

Çayır  ve  merada  domuzlar,  evciltmeden  önceki  zamanlarda  temel  rasyonları  kök, 

tohum, kabuklu yemiş ve böcekler olduğundan bir davranış modeli olarak zemindeki 

köklere meyillidir

ler.  


Kanatlılarda diş yoktur. Tavuklar ve hindiler sindirmek için yemlerini az yerler. 

Ördekler yemleri kürekleyerek gagalarını birbirine sürterek yerler. Genellikle kazların 

dışında,  rasyonda  önemli  kaba  yem  miktarları  kullanılmaz.  Genellikle  yem  ve  su 

t

üketimi 24 saat sürede kısa fakat sık sık vuku bulan aralıklarla meydana gelir. 



 

Boşaltım Davranışı

 

Sığır, koyun, keçi ve kanatlılar ihtiyaç ortaya çıktığı tesadüfî



 bir zamanda gaita 

ve  idrarlarını  çıkarırlar.

 

Atlar,  diğer  atların  evvelce  defekasyon  yaptığı  yerlere, 



defekasyon  yapmaya  eğilimlidirler;  onlar  da  ihtiyaç  ortaya  çıktığı  tesadüfî  bir 

zamanda  defekasyon  yaparlar. 

Domuzlar  genellikle,  fırsat  bulabilirlerse,  koyun 

arazilerinden  uzak  arazilerde  gaita  ve  idrarlarını  elimine  ederler.  Onlar  sınırlı  küçü

bir  alandaysa,  bu  model  bozulabilir.  Lamalar,  bir  bölge  işaretleme  metodu  olarak 



dışkı  kümeleme

 

davranışı  kullanırlar.  Lamaların  gübre  mahalleri,  özel  yerlerde 



tamamen kürekle atılan bir lama dışkısı yeriyle otlak (çayır

-

mera) üzerinde kurulabilir. 



 

 

 




 



Se



ksüel ve Üreme Davranışı

 

Bir  hayvan  seksüel  davranışının  öğrenilmesi  (kur  ve  çiftleşme)  uygun  idarî 

yetiştirme  programları  için  önemlidir.  Dikkatli  şekilde  idare  edilen  yetiştirme 

programları,  çiftlik  hayvanlarındaki  ekonomik  önemdeki  özellikleri  vurgulamak  için 

tertip edilir. 

Seksüel ve üreme davranışı

 

modelleri, çiftlik arazisi veya otlak üzerindeki 



bunlara  kıyasla  sınırlı  olarak  yetiştirilen  hayvanlarda  birkaç  dereceye  kadar 

değiştirilebilir.  Hayvan  yetiştiricileri

nin, 

hayvancılık  sektöründe  üretim  randımanını 



maksimize etmek için

, bu 


davranış modellerini öğrenmeye ihtiyacı vardır.

 

Seksüel  davranış  modelleri  türler  arasında  farklıdır  ama  birçok  türde  genel 



olan  birkaç  davranış  vardır.  Çiftleşme  çağrıları,  çiftleşme  dansları,  görsel  kurlar  ve 

feromonlar  (g

üzel  koku  ve  kokular)  genellikle  hayvanların  seksüel  davranış 

modellerinin  bir  kısmıdır.  Hayvanlar  arsında  kurlar  ve  çiftleşme  davranışları  primer 

şekilde  içgüdüsel  olarak  görünür;  bu  davranış  modelleri  türlerin  hayatta  kalmasını 

iyileştirmek için evrimleşebilir. Hormonlar ( dişilerde östrojen, erkeklerde testosteron) 

seksüel  davranış  modellerinde  bir  rol  oynar.  Genç  bir  yaşta  kastre  edilen  erkekler, 

seksüel  erginlikten  sonra  kastre  edilenlerden,  daha  az  seksüel  davranış  gösterirler. 

Bu hayvanlar tarafından

 

sergilenen bazı seksüel davranışların sonradan öğrenildiğini 



akla getirmektedir.  

 

Genellikle  çoğu  memelide  olan  tipik  bir  görsel  işaret  ve  çiftleşmek  için  bir 



hazırlık  gösterme  dış  dişi  genital  organlardaki  bir  değişikliktir;  vulvanın  şişmesi  ve 

müköz  akıntıyı  östrusun  başlangıcında  gösterir.  Bazı  türlerin  dişilerinde  idrar  ve 

vaginal 

akıntıda seksüel cezp edicilere sahiptir. Boğalar, koçlar ve aygırlar, dişilerinin 

idrar ve vaginal akıntılarında feromonlarını tayin edebilen bir nazal organa sahiptirler. 

Birkaç türün erkeği türün dişilerini cezp eden güzel koku bezlerine sahiptir. Kanatlılar 

çiftleşmeye bir hazırlık gösterdiğini bir tip çiftleşme dansıyla ortaya koyarlar. 

 

Çoğu evcil hayvan  ve kanatlı poligamdırlar  (çok  eşlidirler);  onlar bir partnerle 



özel şekilde çiftleşmezler. Bu hayvan yetiştiricilerine üreme amaçları için çok az erk

ek 


kullanmaya izin verir. Bazı türlerde bazı tercihli çiftleşmeler meydana getirirlerken, bu 

genellikle  hayvan  yetiştirme  programlarında  başlıca  bir  problem  olmaz.  Hayvanların 

birkaç türü genellikle çiftlik hayvanları olmayanlar monogamdırlar (tek eşlidirl

er); onlar 

çift  ilişkileri  oluştururlar.  Bazı  büyük  kaz  ırkları  tek  çiftle  veya  iki  dişiyle  en  iyi 

yetiştirilirler; daha hafif ırkların erkek kazları beş dişiye kadar çiftleşebilirler. 

 

Memelilerde, dikleşen penisi vaginanın içine sokarak ve ejekulasyon ya



parak, 

arkadan  dişiye  ardılır.  Çiftleşme  (kopulasyon)  bazı  türlerde  sadece  birkaç  saniye 




 

10 


sürerek  çabuk  şekilde  meydana  gelir;  diğer  türler  kopulasyon  esnasında 

ejekulasyonu yapmak için daha uzun bir zamana ihtiyaç duyarlar. Sığır ve koyunda 

genellikle  vagi

nanın  içine  sokulmasıyla  hemen  meydana  gelir.  Domuzl  genelikle 

vaginanın içine sokulduktan sonra ejekulasyon yapmak için birkaç dakika gereklidir ( 

tipik  olarak  4-6,  bazen  20  Dakika  kadar  uzun).  Lamalar  kopulasyonda  5-50  dakika 

tutarlar;  gebelik  için  optimum  şartlar,  kopulasyon  en  az  20_25  dakika  meydana 

geldiği zaman, meydana gelir. 

 

Hayvanlar  genellikle  yalnız  kendi  türleri  içinde  çiftleşirler.  Bu  kurala  birkaç 



istisna  evcil  hayvanlarda  meydana  gelir.  Bir  katır  bir  dişi  at  ve  bir  erkek  arasındaki 

birleşmeden  meydana  gelen  bir  hibrittir.  Bir  erkek  at  bir  dişi  eşek  ile  birleştirildiği 

zaman yavru bardo diye isimlendirilir. Bu birleştirmelerin her iki yavrusu, genellikle döl 

verme 


yeteneğinde  olmayan,  sterildir.  Koyun  ve  keçiler  birlikte  hapsedilirse, 

çiftleşirler;  bu  çiftleşmeler  yavru  üretmezler.    Hibridasyon  lama,  guanako  (güney 

amerikaya  mahsus  deve  cinsinden  ve  lamadan  iri  bir  hayvan)    alpaka  ve  vikunalar 

arasında mümkündür. 

 

Çiftlik  hayvanlarında  görsel  seksüel  davranış  modellerin  bazıları  aşağıdaki 



şekilde tanımlanır:

 

Sığır.  Sığır  östrusun  (kızgınlık)  başında  sinirli  olur.

 

Onlar  diğer  ineklere 



atlayarak  baştan  çıkarır

  ve  daha  fazla  sesli  olur. 

Sürüdeki  diğer  inekler  kızgınlığa 

gelen ineğe atlamak isterler. İnek tamamen kızgınlıkta olduğunda diğer inekler

 veya 

boğalar  atladığında  durmak  ister.  Bir  boğa  bu  görsel  olaylar  tarafından  kızgınlığa 



gelen ineğe cezp edilir. Bir boğa flehmen ismi verilen bir davranışında üst dudağını 

kıvırarak, kızgınlığa gelen ineği takip etmek ister, butu

 

üzerinde çenesini 



hareketsiz 

tutar, vulvayı yalar ve koklar ve başını ufki pozisyonda tutar. 

 

Yüksek  libidolu  (seks  enerjisi  veya  gayreti)  boğalar  östrus  esnasında  birkaç 



kez  inekle  çiftleşebilir.  Sürüde  birkaç  inek  aynı  zamanda  östrusta  olduğunda;  bazı 

boğalar her inekle  çiftleşmek isterken,  diğer boğalar  kızgınlıkta olan ineklerin yalnız 

biriyle  durdurulabilir. 

Sık  sık  otlak  yetiştiriciliği  kullanan  sığır  yetiştiricileri,  kızgınlığa 

gelen tüm ineklerin gebe bırakılmasını sağlamak için sürüyle birkaç boğa gezdirirler. 

Otlak yetiştiriciliği genellikle daha çok etçi sığır sürülerinde uygulanır. Genellikle sütçü 

sığır yetiştirticileri ineklerini gebe bırakmak

 

için suni tohumlamayı kullanırlar.



  

Sığır  yetiştiricileri  östrusun  işaretlerini  gözlemlemek  suretiyle  suni 

tohumlamayla  damızlık  inekleri  için  uygun  zamanı  tayin  edebilirler.

 

İneklerde 



ortalama östrus süresinin uzunluğu 16’dan 

1

8 saate kadar değişir. Tohumlama östrus 




 

11 


periyodunda  erken  şekilde  yapılmalıdır;  ikinci  bir  tohumlama  yapılırsa

 

östrusun 



başlangıcından sonra 

12- 20 saat y

apılmalıdır



Koyunlar. 

Genellikle koyunlar  östrusa  gel

irken 


görüş  işaretleri  sergilemezler.

 

Koyun  yetiştiricileri  kızgınlıkta  olan  koyunları  belirlemede  tohumlamayı  önlemek  için 



önlüklü  bir  arama  koçu  kullanabilir.  Çoğu  koyun  ırkları  mevsimsel  çiftleşirler

;  onlar 

sadece  sonbaharda  kızgınlığa  gelirler.  Bazı  koyun  ırkları  yılın  değişik  zamanlarında 

çiftleşirler. 

 

Koçlar,  koyunlardan  daha  fazla  seksüel  davranış  işaretleri  sergiler.  Bir  koç 



kızgınlığa  gelen  bir  koyunu  takip  etmek  ister,  eksternal  genital  organları  koklar  ve 

yalar,  flehmen  yapar,  başını  dişi  koyunun  yan  taraflarına  sürter  ve  göze  çarpan  bir 

hareketle ön bacağının birini kaldırır ve indirir. 

 

Keçi



ler. 

Ankara  ve  süt  keçileri  mevsimsel  çiftleşirler;  İspanya  keçileri  yıl 

boyunca çiftleşmek isterler.

 

Östrusa gelen dişi keçiler, hareketsiz kalamama



,  kuyruk 

sallama,    diğer  keçilere  atlama,  sık  sık  idrar  yapma,  vulvanın  şişmesi  ve  daha  sık 

m

eleme işaretleri gösterebilir.  Tekeler çiftleşme mevsimi esnasında karakteristik bir 



koku 

üretirler;  bu  koku  yılın  diğer  zamanlarında  meydanda  yoktur.  Teke  kızgınlığa 

gelen bir dişi keçiyi meydana çıkarmada horuldayarak ses çıkartır.

 

Domuzlar. 

Domuzlar  östrusun  dış  işaretlerini  sergileyebilir 

veya 


sergileyemezler. 

Sergilendiğinde  bu  östrus  işaretleri,  sinirlilik,  diğer

 

dişi  domuzlara 



atlama  sık  sık  idrar  yapma,  hafif  akıntıyla  vulvanın  şişmesi  ve  arada  sırada  yüksek 

sesli homurdanma içerir. Kızgınlıktaki dişi domuz, tükürük ve prepusyal

 

(gulfe=sünnet



 

derisi) 


kesenin  yaydığı  feremonlarla  tahrik  eden  erkeği  arar  (Prepusya

l  kese  penisi 

kaplayan  derinin  gevşek  kıvrımıdır).  Östrustaki  dişi  domuz  erkeğin  önünde  durmak 

ister ve kulaklarını hafifçe vurur. 

 

Bir  erkek  bir  grup  dişi  domuzla  konulduğunda,  gruptaki  herhangi  dişi  bir 



domuzla  çiftleşmek  için  gayret  eder.    Östrustaki  dişilere  özel  şekilde  tahrik  olmuş 

olarak görünmez. Erkek domuz, dişi domuzun başının etrafını ve böğrünü dürter ve 

hırıldayan

 

seslerle  seslenir.  Dişi  domuz  kızgınlıktaysa,  çiftleşme  için  erkeğin 



atlamasına müsaade eder. 

 

Atlar. 

Atlar  kısmi  şekilde  mevsimsel

 

çiftleşirler;  çiftleşme  mevsimi  genellikle 



Mart 

ve  Mayıs  arasıdır.  Kısraktaki  östrus  delillerinin  bazıları;  sık  sık  idrar  yapma, 

kuyruğun  kaldırılması,  hafif  müköz  bir  akıntıyla  vulvanın  gevşemesini  kapsar.  Vulva 

ritmik açılıp kapanma sergiler. Kısrak aygırın onu koklaması ve ısırmasına izin verir. 

Bazı  kısraklar  çiftleşme  aktivitelerine  hizmette  bulunmak  için  belirti  göstermezler




 

12 


Kızgınlıktaki dişiyi belirlemek için, çiftleşme mevsimi boyunca günde bir veya iki kere 

arama aygırlarıyla dişileri araştırmak

, iyi bir idari pratiktir.  

Aygır  dişiye  önünden  yaklaşır.  Kızgınlıkta  olmayan  bir  dişi  aygıra  tekme 

atamak  ve  uzaklaşır.  Dişi  kızgınlıkta  bulunduğunda  eğilir  ve  aygırın  atlamasına  izin 

verir.  Aygırın  seksüel  davranışları;  dişinin  dış  genital  organların 

ko

klanması,  ve 



flehmen yapma, eğilme ve dişinin sağrı

 

bölgesini



 

ısırmayı kapsar. 

 

Lamalar. 

Lamalar  tepede  erkekle  baş  aşağı  pozisyonda  çiftleşir.  45

-50 

dakikadan fazla olan çiftleşe dişide ovulasyonu teşvik eder. Ovulasyon, çiftleşmeden 



24-  36  saat  sonra  mey

dana  gelir.  Ovulasyonun  çiftleşmeyle  teşvik  edilmesi 

yüzünden, lamalar östrus işaretleri göstermezler. Onlar yılın herhangi bir zamanında 

çiftleşebilirler.  Dişi  tarafından  salınan  feremonlar  doğumda  erkekteki  çiftleşme 

içgüdüsü davranışıyla yaklaşabilmesi yüzünden, erkeklerden ayrı tutulmalıdır.

 

Tavuklar  ve  Hindiler. 

Östrus  kanatlılarda  ortaya  konarak  gözükmez.  Kur  ve 

çiftleşme  genellikle  erkekler  tarafından  teşebbüs  edilen  adet  olmuş  bir  davranıştır. 

Erkeklerin  eylemi,  son  olarak  çiftleşme  meydana  gelirken

 

sıra  ile



  erkeklerden  gelen 

bir  eylem 

sağlayan

 

dişilerden  gelen  özel  bir  cevap  sağlamaktır.  Erkek  kanatlarını 



çırparak  ve  vals  ve  dans  tarzında  dişiye  yaklaşır

ibiğinden  veya  tavuğun  boyun 



tüylerin

den 


yaklaşabilir  ve

 

yakalar.    Dişi  kabul  ederse,  kanatları



n

ı  yayar  ve  eğilir. 

Erkek,   

dişinin  sırtı  üzerinde  dengede  ve  ayakta  kalmak  için  ibik

  ve 

tavuğun  boyun 



tüylerini  yakalayarak

 

kabul  eden  dişiye  biner.  Dişi  kuyruğunu  kaldırır  ve  kloakasını 



tersine  döndürür;  erkek  kuyruğunu  indirir  ve  kloakasını  tersine  döndürür

.  Kloakalar 

karşılaşır  ve  ejekulasyon  ile  dişi  üreme  organları  içine  depolanan  sperma  bırakılır. 

Erkek  dişiden  ayrılmaya  adım  atar  ve  bir  daire  içinde  vals  yapabilir  ve  yürüyebilir; 

dişinin kendisi ayakta durur ve sallanır veya kaçabilir.

 

Tercihli  çiftleşme  her  iki  erkek  ve  dişide  meydana  gelir;  bazı  erkekler  bazı 



dişilerle çiftleşmez veya bazı dişiler bazı erkeklerle çiftleşmez. Bu, bir erkeğin bir grup 

bir grup dişiyle çiftleşmesinin uygulandığı damızlık sürü kümeslerinde tavuklarla ilgili 

ba

şlıca  üreme  problemi  olabilir.  İnfertil  yumurtalar,  bazı  erkeklerin  bazı  dişilerle 



çiftleşmemesinin  sonucudur.  Suni  tohumlama  daha  yaygın  bir  yetiştirme  pratiği 

olması yüzünden, bu hindilerde daha küçük bir problemdir.

 

Devekuşları.

 

Dişi devekuşu, yan taraflarındaki



 

tüylerini eğme ve kabartmakla 

çiftleşmeye bir hazırlık gösterir. Erkek devekuşları sinirli olur ve tüylerinde daha fazla 

renk meydana gelir. Erkek, genellikle yerde sığ bir çöküntüye yuvasını hazırlar. 

Her 



 

13 


iki dişi ve erkek yumurtaları üzerinde otururlar.

 

Devekuşların dişi ve erkekleri hem tek 



eşli, hem çok eşlidirler.

 

Emular  (

Avustralya'da yaşayan küçük boylu bir tür devekuşu

)  .  Emul

arın

 

dişi 



ve erkekleri hem tek eşli, hem çok eşlidirler. Dişiler, çiftleşme için erkeği seçerlerken, 

çiftleşme mevsimi esnasında sinirlidirler. Dişi de yuvaya ait bölgeyi seçer ve savunur. 

Her iki dişi ve erkek, kur yapma esnasında kurula kurula yürürler ve boyun tüylerini 

sergilerler. Dişi davul sesi (şakırtı) çıkarır ve hırıltı (homurtu) sesi çıkarır.

 

Analık  (ana

-yavru)  Davra

nışı  (Bakma  ve  Bakıma  Davet  Etme  Davranışı)

  . 

Çiftlik  hayvanlarındaki  bakma  davranışlarının  çoğu,  türlerin  dişileri  tarafından 

sergilenir.  İnekler,  koyunlar,  dişi  domuzlar  ve  kısraklar,  doğurduktan  sonra  hemen 

yavrularını  yalarlar;  bu  da  yavruyu  ayakta  durmaya  ve  meme  emmeye  teşvik  eder. 

Anne görünüş, koku ve sesle yavrusunu tanımayı öğrenir. Dişi domuzlar ve lamalar 

doğduktan sonra yavrularını yalamazlar.

 

 

Hayvan  anneleri  yavrularını  korurlar.  Çiftlik  hayvanlarının  çoğu  türlerinin 



yavruları,  onlar korkuya  kapıldığı  zaman,  sıkıntılı bağırış çıkarırlar.  Ana,  yavrularına 

tehdit  olarak  görünen  insan  veya  hayvanlara  daima  sinirli  şekilde  saldırır.  Yeni 

doğmuş  yavrulu  hayvanlarla  çalışan  insanlar,  yavrusunu  korumaya  teşebbüs  eden 

annenin zararından sakınmak için,

 dikkat sarf etmelidir. 

 

Çayırda  doğuran  inekler,  genellikle  sürüden  uzak  bir  alan  ararlar.  Buzağı, 



doğduktan  sonra  birkaç  gün,  anne  otlarken  saklı  kalır;  anne  genellikle,  yem  ve  ot 

ararken, buzağısından çok fazla uzaklaşmaz. Anne beslemeye izin vermek içi

n  geri 

döner. İnek geri döndüğünde yavrusunu koklar. Bu, onu buzağısı olarak belirlemenin 

bir  metodu  olarak  görünür.  Buzağı  annesinin  çıkardığı  seslerden  annesini  tanır. 

Birkaç gün sonra buzağı, anne sürünün geri kalanıyla otlarken, annesini takip eder. 

Bu

zağı  doğduktan  sonra  birkaç  ayın  altında  emzirilmediği  için,  etçi  sığır  inekleri  ile 



buzağıları  arasında  özel  şekilde  kuvvetli  bir  bağ  şekillenir.  Her  iki  inek  ve  buzağı, 

sütten  kesim  zamanında  birkaç  gün  bas  bas  bağırırlar.  Sütçü  sığır  buzağıları 

genellik

le doğumdan birkaç sat veya bir kaç gün içinde sütten kesildiği için, anne ve 

buzağı arasında şekillenen bağ kuvvetli şekilde olmaz. Sütten kesim zamanındaki bu 

farklar yüzünden genellikle,  etçi sığır buzağılarından sütçü sığır buzağılarında daha 

az  sarsıcı  olur.  Sütten  kesimin  tam  zamanında  anne  ve  yavrunun  ayrılmasını 

sağlamak, iyi bir idare pratiğidir.

 

 

Diğer  çiftlik  hayvanlarıyla  karşılaştırılınca  domuzlar,  yavruların  tanımak  için 



kuvvetli olarak iyi bir yeteneğe sahip değildir. Bu; yaklaşık olarak aynı

 

yaşta olduğu 




 

14 


zaman kalabalık bir batındaki yavrulardan az bir batındaki yavrulara, yavru domuzları 

hareket ettirmekle, yetersiz olanların yeterli sayıya yükseltilmesine domuz üreticisine 

izin verir. 

 

Yukarıda tasvir edilen diğer davranışlar hariç, koyun ve dişi domuzlar yavruları 



yetiştiren ara türleri sergilerler. Bir koyun öksüz bir oğlağı besler ve oğlağa bakar; Bir 

dişi domuz öksüz bir kuzuyu besler ve kuzuya bakar. 

 

 

Tavuk ve hindilerin üretiminde kuluçka makinelerinin kullanılması, bu türlerde 



anne d

avranışının nadiren gözlemlendiği manasındadır. Yetiştirilen tavuk ve hindiler, 

gurk olma davranışını elimine etmek için, seçildiler. Gurk olma bir yumurta yuvasında  

durmaya  dişinin  eğilimidir.  Daha  eski  geleneksel  tarzda  yetiştirilen  kanatlılar, 

yavrular

ına bakarak ve tehlikelerden koruyarak, annelik davranışı gösteriyorlar. Anne 

yüksek gıdaklama sesiyle  tehlikeyi ikaz eder, yavrularına yem bulur ve  yuvadayken 

onları  korur.  Kuluçka  makineleri  genellikle  devekuşu  ve  emuların  üretiminde  de 

kullanılır;  bu  yüzden,  üreticiler  bu  türlerde  genellikle  anne  davranışını 

gözlemleyemez. 

 

 

Kavgacı Davranış (combative or agonistic):



 

 

Kavgacı davranış, dövüşme, kaçma ve grupta sosyal üstünlüğün kurulmasını 

içerir. Bu davranış, dişileri meşgul etmek için çok meyleden türlerin erkekleriyle çiftlik 

hayvanları  ve  kanatlıların  tüm  türlerinde  meydana  gelir.  Mamafih  çoğu  türün  dişisi 

yavrularını korumakta kavgacı olabilir. Yetersiz yem ve yemlik alanı gruptaki bireyler 

arasında kavgacı davranışı artırabilir. 

 

 

 



Kavgacı davranış aynı tür içinde iki birey için genellikle sınırlıdır; aynı zaman 

da iki yada daha fazla diğerleri tarafından saldırılmak, bir birey için seyrektir. Kastre 

olmuş erkekler kavgacı davranışla nadir meşgul olur. 

 

 



Kavgacı  davranış  çiftlik  hayvanlarının  farklı  türleri  arasında  farklı  yollarla 

gösterilir:

 

 

▪  Sığır



lar- 

Sığırlar  tarafından  benimsenen  tehdit 

vaziyeti

,  başın  aşağıda 

tutulmasını, rakibine dik bakma ve arka ayaklarını öne çekmesi ve yere dik durmasını 

kapsar.  Onlar  önayak  ile  yeri  eşeler,  böğürür  ve  başıyla  bir  diğerine  toslar  (boynuz 

atar). 

 

▪  Domuzlar



Yabancı  bir  erkek  domuzla  bir  araya  gelindiği  zaman,  onlar  bir 

tehdit vaziyetini, yalnız dorsal orta hat (mediyan çizgi) boyunca tüylerini kabartmakla 

bir diğeri etrafında dönerek,  benimser, kulaklarını diker ve başını bir saldırı tarzında 

kaldırır.  Dışarıdaki  dişleriyle,  hırıltılı  sesler  altında,  bir  diğerini  kılıç  gibi  keser

  ve 



 

15 


gürültülü  bir  biçimde  çiğner  (çenesini  tıkırdatır  ve  salyasını  akıtır).  Dişi  domuz  ve 

ge

nç  dişi  domuzlar  ısırır,  fakat 



genell

ikle  erkeklerin  dövüş  durumundaki  yoğunluk 

kadar değildir.

 

 



▪  Koyunlar

Koyunlar  seyrek  şekilde  dövüşme  davranışı  sergiler;  koçlar 



biri 

diğerine başı önde yüklenirler. 

 

▪ Keçiler



Keçiler biri diğerine, bir çengel hareketiyle başını sallayarak, toslar.

 

▪  A


tlar- 

Atlar  dövüş  davranışında  tekme,  ısırma  ve  ön  ayaklarıyla  şaha 

kalkmayla meşgul olurlar.

 

▪  Kanatlılar



Tavuklar  saldırdıkları  zaman,  gagalarıyla  biri  birlerine  vururlar; 

horozlar  yavuklardan  daha  kavgacıdırlar.  Tavuklar  saldırgana  karşı  uysallık 

göstermek için çömelirler.

 

▪  Devekuşları



Bir  devekuşu  saldırdığı  zaman,  bir  hayvan  bakıcısına  seri 

şekilde zarar vermeye yeter, santimetrekareye 35.1 kg (her inç kareye 500 paund) bir 

kuvvetle tekme atabilir. 

▪ Lamalar

Kastre edilmeyen erkekler, yüksek sesle  ve biri diğerine büyük bir 



kuvvetle yüklenerek saldırırlar. Tüm lamalar sosyal üstünlük, genellikle kavgada yem 

üzerinde  kurmak  için  biri  diğerine  tükürük  atar.  Tükürük  atma  bazı  zamanlar,  

istenmeyen  seksüel  ilişkide  cesaret  kırmanın  bir  metodu  olarak  vey

a  sezilen  bir 

tehdidin kovulması için, kullanılır

 

 



Sosyal üstünlüğün kurulması, tüm çiftlik hayvanlarında ve kanatlılarda bulunan 

bir olaydır. Grup içindeki tüm bireyler alan, yem ve seksüel aktiviteyi kullanmayla ilgili 

bir  hiyerarşiye  (rütbeye  göre  sıralama)  sahiptir.  Gagalama  sırası  terimi,  bir  sürüde 

tavuklarda  gagalama  davranışı  gözlemlendiğinden  dolayı,  sosyal  üstünlüğü 

tanımlamak

 

için  bazen  kullanılır.  Bir  arada  gruplandığı  zaman,  genellikle  yaşlı 



erkekler genç erkekler üzerinde üstünlük kurarlar; üstünlüğün aynı modelleri tüm dişi 

gruplarında meydana gelir. Farklı yaşlardaki bireyleri içeren cinsel olarak karışık olan 

gruplarda,  genellikle  erkekler  dişiler  üzerinde  üstünlüğe  sahiptir  ve  daha  yaşlı 

hayvanlar grubun daha genç üyeleri üzerinde üstünlüğe

 

sahiptir. Grup içinde sosyal 



üstünlük  kurulduktan  sonra,  grupta  meydana  gelen  kavgacı  davranışın  miktarı, 

genellikle azaltılır.

 

 

Sürü Davranışı ve Taklit (allelomimetik) Davranışı



 

 

Sürü davranışı bir koyun veya hayvan sürüsünde birbirini izleyerek tüm çif

tlik 

hayvanları  ve  kanatlılar  tarafından  gösterilir.  Bu,  muhtemelen  yırtıcılardan  grubun 



daha iyi korunmasını sağlamak ve grup tarafından kullanılan bölgeyi savunmak için 


 

16 


geliştirilen  içgüdüsel  bir  davranıştır.  Otlak  şartları  altında  bazı  türler  büyük  grup

lar 


içinde  otlamaya  eğilimlidir;  sığır  gibi  diğerleri  otlama  amaçları  için  daha  küçük  alt 

gruplara  bölünmeye  eğilimlidir.  Sürü  davranışı  hayvan  gruplarını  daha  fazla  etkili 

şekilde idare etmeye imkân sağlar. 

 

 



Bir  liderin  davranışını  takip  etmek  veya  taklit  etmek  için  grup  içinde 

hayvanlarda  bir  eğilim  vardır;  bu  allelomimetik  davranış  diye  isimlendirilir.  Mesela 

çayırda otlayan sığır sürüsündeki bir inek çayırdan ahıra hareket etmeyi başla

tabilir 


ve sonra diğer inekler lider ineği takip ederler. Lider gruptaki üstün hayvan veya en 

yaşlı hayvan olabilir; bu türden türe ve gruptan gruba fark eder. 

 

 

 



Araştırma Davranışı

 

 

Tüm  hayvanlar  çevrelerine  merak  sergilerken,  bu  araştırma  davranışını 

gösterme derecesi, türler arasında ve hayvanların yaşlarıyla farklıdır. Sığır, domuz ve 

atlar,  özellikle  yeni  bir  ortama  yerleştikleri  zaman  çevrelerinin  keşfinde  daha  sinirli 

olmaya  eğilimlidir.  Merak  sergilerken,  koyun  ve  kanatlılar  çevreyi  keşfetme  yada 

objelere  tepki  verme,  sahalarına  giren  insanları

içine  girme  konu



sun

da  çok 


ürkektirler.

 

Bir türün daha genç üyeleri daha yaşlı üyelerden çok araştırma davranışı 



sergilemeye  eğilimlidir.  Araştırma  davranışıyla  meşgul  olunduğu  zaman  hayvanlar, 

meraklarını gidermek için, koklar, gözlemler, dinler, dokunur ve tadar. 

 

 

 



Ba

rınak

 

Arama Davranışı

 

 

Sıcak  havalarda;  çiftlik  hayvanları  gölge  ararlar.  Domuzlar  serinlemek  için 

çamura yattıkları,  gölgede ıslak bir yer ararlar.  Koyunlar kayıtsız olurlar ve uzanmış 

bir  pozisyonda  yan  tarafları  üzerinde  doğru  yatarlar.  Sığırlar  nefes  nefese

 

kalırlar, 



böğürürler,  terlerler  ve  su  tüketimini  artırırlar.  Ruminantlar  (geviş  getirenler)  yem 

tüketimini azaltırlar. Otlaktaki hayvanlar, serin saatlerde özellikle geceleyin otlarlar.

 

 

Soğuk  havalarda;  hayvanlar  beden  ısılarını  muhafaza  etmeye  çalışırla



r. 

Domuzlar  birbirlerine  sıkışarak,  bazen  birbirleri  üzerine  üşüşerek  yatarlar.  Sığırlar, 

koyunlar ve atlar, soğuk bir kış fırtınası esnasında, rüzgârdan yüzlerini uzaklaştırırlar. 

 

 



Kanatlılar  diğer  çiftlik  hayvanlarından  daha  az  barınak  arama  davranışı 

g

österirler.  Günlük  civcivler,  ısı  çok  soğuduğunda,  birbirlerine  sıkışırlar,  yığılabilirler 



ve  boğulabilirler;  Bu  problemden  sakınmak  için,  ilk  birkaç  gün  esnasında  ana 

makinesinde  kapalı  tutulması  zorunludur.  Soğuk  karlı  havalar  esnasında,  sık  sık 

arazidek

i hindiler barınak aramazlar; kayıplar çok yüksek olabilir. 

 



 

17 


 

Bazı Anormal Davranışlar

 

 

Anormal  davranış  modellerinin  bir  varyetesi,  çiftlik  hayvanlarında  ve 

kanatlılarda

 

ortaya çıkabilir.



 Bunlardan 

bazıları, sınırlı alanda sıkışmaya bağlı, kapalı

-

yetiştir


melerle  ilgilidir. 

Bir  arada  yetiştirilen  erkek  hayvanlar  da  bazı  anormal 

davranışlara liderlik edebilirler. 

 

 



Tavuklar kuyruk, kloaka ve ibiklerini gagalayarak kanibalizmle meşgul olurlar; 

bu  problem  ölümlere  neden  olmak  için  yeterine  ciddi  olabilir.  Gaga

 

kesme  ve  ışık 



yoğunluğunun  azaltılması 

iki  kontrol  tedbiridir. 

Yüksek  üretim  yapan  tavuklar 

kanibalizmle meşgul olmaya çok meyillidirler. Bu problem saldırgan davranıştan daha 

ziyade yemleme davranışıyla ilgili görünür.

 

 



Kuyruk  ve  kulak  ısırma;  özellikle  iki  farklı  grup,  onlar  yaşlı  olduktan  sonra, 

karıştırıldıkları zaman domuzlar arasında ortaya çıkabilir.

 

Bu davranışın sonucu olan 



kan akması kanibalizme öncülük edebilir.  Yavru domuzlarda kuyruk kesme, bundan 

korunmaya yardımcı olmak için bazen yapılır. 

 

 

Bazen  homoseksüel  (eşcinsel)  davranış,  tüm  erkek  grupları  bir  arada 



yetiştirildiği  zaman  birkaç  türün  erkekleri  arasında  ortaya  çıkar.  Onlar  cansız 

nesnelere  seksüel  davranış  gösterebilir;  mastürbasyon  erkek  sığır  ve  erkek  atlar 

arasında geneldir.

 

 



Atlar 

genellikle  kötü  huy  olarak  kaynaklanan  anormal  davranışların  bir 

numarasını  gösterebilirler.  Bazen,  dişiler  yavrularını  reddederler; özellikle  inekler  ve 

koyunlar anormal annelik davranışının bu tipine meyillidirler. Yeni doğanlarla anaların 

bağlanması  kokuyla  sıkı  şekilde  ilgilidir;  koku,  bu  erken  şekilde  tanımanın 

engellenmesinin bir delili olarak, buzağı veya kuzuyu reddetmek için anneye 

rehberlik 

edebilir. 

 

 

 



 

 

 



 

 

  

  





Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə