Ibnü'i-a'RAbî


İBNÜ'I-BENNÂ el-MERRÂKÜŞÎ



Yüklə 1,09 Mb.
səhifə13/26
tarix17.11.2018
ölçüsü1,09 Mb.
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   26

İBNÜ'I-BENNÂ el-MERRÂKÜŞÎ

Ebü'l-Abbâs Ahmed b. Muhammed b. Osman el-Merrâküşî el-Ezdî el-Adedî (ö. 721/1321) Matematikçiliğiyle tanınan çok yönlü âlim.

9 Zilhicce 654 (28 Aralık 1256) tarihin­de Merakeş'te doğdu; ailesi Gırnata (Gra­nada) kökenlidir. Babası yapı ustası oldu­ğundan "İbnü'l-Bennâ" künyesiyle, ma­tematikteki şöhretinden dolayı da "Adedî" nisbesiyle anılır. Merakeş'te Ebû Ab­dullah Muhammed b. Mübeşşir el-Mer­râküşî ile Ali el-Ahdeb'den Kur'an ilimle­ri, Ebû İmrân Mûsâ b. Ebû Ali ez-Zenâtî, Ebü'l-Hüseyin Muhammed b. Abdurrah­man el-Megilî ve Ebü'l-Velîd Ali b. Ebû Bekir'den fıkıh, Ebû Abdullah İbn Abdülmelik'ten hadis ve Ebû İshak İbrahim b. Abdüsselâm es-Sanhâcî el-Attâr'dan Arap dili ve edebiyatı okudu. İbn Kunfüz'e gö­re İbnü'l-Bennâ'nın sûfî eğilimleri. Mera-keş'teki hocaları arasında bulunan Ebû Abdullah el-Hezmîrî ile kardeşi Ebû Zeyd Abdurrahman el-Hezmîrrden kaynaklan­maktadır; onun aritmetik eserlerinde gö­rülen sihirli karelerle matematiksel Hu­rufîliğin kaynağı da Ebû Zeyd el-Hezmî-rî'dir. Yine Merakeş'teki hocalarından Ebû Bekir Muhammed b.'İdrîs el-Fe'r el-Kallû-sî de onu özellikle rasyonel sayılar konu­suna yönlendirmiştir. Daha sonra Fas'a geçerek tahsilini tamamlayan İbnü'l-Ben­nâ bu şehirde İbn Hacele er-Riyâzî'den matematik, tıp ve astronomi. Kadı Ebû Abdullah Muhammed b. Ali eş-Şerîf'ten nahiv ve matematik Ebû Abdullah Muhammed b. Mahlûf es-Sicilmâsrden astronomi okudu. Kaynak­lar onun ayrıca Mirrîh adlı bir hekimden tıp tahsil ettiğini yazmaktadır. İbnü'l-Bennâ'nın matematik sahasındaki fikir­lerinin oluşmasında ve zihniyetinin şekil­lenmesinde Fas'taki hocalarının etkisi bü­yük olmuştur. Öğrenimini bitirdikten son­ra ders vermeye başlayan İbnü'l-Bennâ'­nın en ünlü öğrencileri filozof Muham­med b. İbrahim el-Abülî, müctehid fakih-lerden kabul edilen ve İbnü'1-İmâm diye şöhret bulan Ebû Zeyd Abdurrahman b. Muhammed et-Tllimsânî ile kardeşi Ebû Mûsâ îsâ, İbnü'l-Hâc el-Billifîki. Ebû Zeyd Abdurrahman b. Süleyman el-Lecâî ve İbnü'n-Neccâr et-Tilimsânî'dir. İbnü'l-Ben­nâ hakkındaki birçok bilginin kaynağı olan İbn Kunfüz onun defalarca Fas'a gittiğini. Merîni sultanları ile sıkı ilişkisi bulundu­ğu halde resmî görev almadığını ve 5 Receb 721 'de (31 Temmuz 1321) ölünceye ka­dar Merakeş'te öğretimle uğraştığını bil­dirmektedir.403 İbnü'l-Bennâ'nın Fas halkı ara­sında "Sîdî Bulibennâ" lakabıyla tanınma­sının ve mezarının bugün dahi ziyaret edilmesinin sebebi onun dini bütün ör­nek bir şahsiyet ve ayrıca bir mutasavvıf olmasıdır.

Telif ve tedris üslûbu öğrencileri tara­fından yaygınlaştırman İbnü'l-Bennâ'nın eserlerine ders kitabı olarak okutuldukla­rı için çok sayıda şerh yazılmıştır. Böylece Mağrib'de bir İbnü'l-Bennâ okulu oluş­muş ve IX. (XV.) yüzyılın sonlarına, yani bu geleneğin içerisinde yetişmiş Kalesâ-dî'nin eserleriyle üslûbunun yerleşip yaygınlaşmasına kadar canlılığını korumuş­tur. İbnü'l-Bennâ'nın üslûbundaki en belirgin özellik basitleştirme ve gereksiz

tekrarlardan kaçınma şeklinde özetle­nebilir. Ancak bu usul İbn Haldun ve bazı Mağribli matematikçiler tarafından eleş­tirilmiştir. Bu okulun sürekliliğine ve te­sirinin kalıcılığına en büyük delil İbnü'l-Bennâ'dan sonra gelen İbn Haydûr, İbn Kunfüz, Kalesâdî, İbnü'l-Hâim ve İbnü'l-Mecdî gibi matematikçilerin onun eser­lerini şerhetmesidir.

İbnü'l-Bennâ, amelî ve nazarî diye iki­ye ayırdığı hesap ilmini ilke olarak nazarî ilimlerden kabul eder. Bu tasnifin Meşşâî felsefesinin etkisini taşıdığı açıktır; çün­kü felsefî tasnifte bilimin konusu yanın­da gayesi de dikkate alınmaktadır. Mate­matikçiler kendi anlayışları açısından bu tasnife her zaman uymadıkları İçin İbnü'l-Bennâ da Telhîşu cfmâli'l-hisâb'da or­taya koyduğu aritmetiği konusuna bak­madan sırf maksadı açısından amelî ilim saymıştır ve ona göre burada esas olan katma yani toplama ve çarpma ile ayır­ma yani çıkarma ve bölmedir. Diğer ta­raftan bu hesap türü muamelâtta ve fe-râizde de kullanılmaktadır.404 Telhîş'l şerhedenler-den birçoğu bu metodu benimserken İbn Haydûr, Tuhfetü't-tullâb adlı şerhinde buna karşı çıkmış ve Meşşâî felsefesi açı­sından bütün bir hesabın nazarî olduğu­nu söylemiştir: çünkü İbn Haydûr, İbnü'l-Bennâ'nın aksine hesap ilminde konuya bakılması gerektiğini, amacın önemli ol­madığını vurgular. İbnü"l-Bennâ'nın he­sap ilmine yaklaşımında göze çarpan en önemli özellik, rasyonel sayılar konusunda Doğu İslâm matematiğine göre ileri bir seviye göstermesidir. Diğer bir önemli hu­sus da irrasyonel sayıların yaklaşık kare-kökünün tesbitinde kaydettiği başarıdır. Mağrib matematiğinde onun başlattığı bu çalışma öğrencileri ve sarihleri tara­fından sürdürülmüş, özellikle Kalesâdî ile doruk noktasına ulaşmıştır.

Sayının tarifi ve sonsuzluk kavramı gi­bi konularda İbnü'l-Bennâ'nın ileri sürdü­ğü fikirler, matematik tarihi ve felsefesi yanında genel felsefe tarihini de ilgilen­dirmektedir. Sayılar teorisinde İse İbnü'l-Bennâ özellikle Refu'l-hicâb adlı eserin­de ortaya, daha önce Kerecî ile bazı sözlük yazarlarının örneklerini verdikleri ve Kemâleddin el-Fârisînin geniş bir şekilde ele alıp incelediği kombinatör analiz konu­sunda çalışmalar ortaya koymuş, ayrıca bu çalışmalarını salt sözel ifadeyle bırak­mayıp matematik formülasyon şekline de getirmiştir. Bu formülasyonda daha sonra "Pascal üçgeni" adıyla anılacak olan "el-müsellesü'l-hisâbryi kullandığı görü­lür. Öte yandan işlemlerini yürütürken tü­mevarımın çeşitli yollarına başvurduğu gibi bu bağlamda sayısal dizilerle de ilgilenmiştir. İbnü'l-Bennâ'nın sayı kavramı­nı tanımlaması el-Makölât iî cİlmi'l-hi-âb gibi ilk eserlerinde, eski Mısır mate­matiğinden gelip Pisagor-Öklid gelene­ğinde son şeklini alan ve hem Doğu hem Batı İslâm dünyasında yaygınlıkla kulla­nılan "birliklerin bir araya gelmesinden oluşan çokluk" tanımına uygun iken daha sonra Telhis ve Ref'u'l-hicâb'da İbn Sî-nâ'nın fikirlerinin de etkisiyle "birliklerin birleşmesinden oluşan şey (tekil)" haline dönüşmüştür. Ancak İbnü'l-Bennâ, sayı­nın tarifinin mantık değil matematik açı­sından ele alınması gerektiğini ileri sürer. Çünkü sayı matematiğin bir aracıdır ve tabiatı da ona uygundur; dolayısıyla as­lında tavsifi değil ancak tersimi, yani söz­lerle nitelendirilmesi değil gözle görüle­bilir biçimde şekil ve çizimlerle tanıtılma­sı mümkündür.405

Klasik gelenekte bir, sayıların ilkesi sa­yıldığından sayı kabul edilmez; çünkü ilke ilkesi olduğu şeyle aynı kategoriye konu­lamaz. İbnü'l-Bennâ'ya göre ise birin iş­lemlerde kullanılmasının yanı sıra bütün matematik kurallarına uyması onun da di­ğerleri gibi sayı olduğunu gösterir.406 İbnü'l-Bennâ'nın bu kabulünün başka bir gerekçesi de bi­rin tekil sayılardan olması, fakat aynı za­manda belirli bir çokluğa delâlet etmesi­dir. Bundan dolayı sayı ile saymayı birbi­rinden ayırmak zorunda kalmıştır. Bu ayı­rıma göre sayı zihnî bir tabiata sahiptir, soyuttur; temel öğesini meydana getiren birlikleri de birbirine eşittir. Sayma ise dış dünyadaki sayilabilen nesneleri gösterir; birlikleri eşit olabilir yahut olmayabilir, çünkü sayma maddeye ilişkindir. Bu açı­dan sayma sonludur ve kendisine delâlet eden birlikler de sayılardır.407

İbnü'l-Bennâ, zihnî seviyedeki soyut sa­yıların sonsuzluğu ile maddî ve sonlu sa­halardaki uygulanışları arasında bir ayırı­ma gitmiştir. Çünkü onun için matema­tik, varlığın hakikatini araştıran belirli bir yöntem olup salt pratik bir ilim değildir. Dolayısıyla sonsuzluk kavramını da mate­matiğin tabiatı açısından ele alır. Meselâ Şerhu merâsîmi't-torîka adlı eserinde sonsuzluk kavramına varlık açısından bir anlam verir. Buna göre sonsuzluk sıfat değil bir yargıdır ve bu açıdan zihnîdir; nesnel bir gerçeklik sayılamaz. Bu sebep­le İbnü'l-Bennâ'ya göre ilim varlıktan da­ha geniş bir kavramdır; dolayısıyla sayı zihnî mânadaki sonsuzluk anlayışına gö­re sonsuz biçimde artar. Buna paralel ola­rak sayılar birler, onlar ve yüzler denilen üç mertebe ile sınırlandırılır. Her merte­bede dokuz sayı vardır ve bunun sebebi, âlemin bir cevher ve dokuz araz olmak üzere onlu bir varlık planına sahip bulun­masıdır. Bu durum sayıların "her onluk­ta bir" niçin devrettiğini de açıklar.408 İbnü'l-Ben­nâ Refu'l-hicöb'ûa, kavramsal ile fizik­sel arasında yaptığı eşleştirmeyi daha da ileri götürerek tahlîl ve terkip gibi mate­matik işlemleriyle oluş ve bozuluşu kar­şılaştırır ve matematikle fizik bilimini mu­kayese eder. Onun bu tavrı, klasik Pisa-gorcu-Eflâtuncu riyâziyye geleneğiyle Aristocu fizik geleneği arasında birbiri­ne paralel giden karşılıklar bulması anla­mına gelir. Böylece İbnü'l-Bennâ, bütün varlığı sayısal ve geometrik yapılara in­dirgeyen gelenekle ikisini tamamen ayı­ran gelenek arasında uyum sağlamaya çalışmıştır. Bu yaklaşım, onun matemati­ğin amelî kullanımından hareketle ulaş­tığı bir sonuçtur. Diğer bir ifadeyle İbnü'l-Bennâ, zihnî varlıkla dış dünyadaki varlık arasında ilişki kurmaya çabalamış ve gö­rüşlerini izah ederken Sünnî tasavvuf ge­leneğinden de faydalanmıştır.

İbnü'l-Bennâ kesri, "parça konumun­da olan iki sayı arasındaki oran" şeklin­de tanımlar. Bu tarif bir bakıma Mağrib geleneğindeki kesir tarifine yöneltil­miş bir eleştiridir. Onun Ref'u'l-hicâb'-da dil, matematik, felsefe ve amelî fıkıh­tan getirdiği delillerle temellendirmeye çalıştığı düşüncesine göre kesir aslında, "birbirine izafet yoluyla bağlı bulunan po­zitif tam sayılar üzerinde İşlem yapmak­tır". Böylece yarım, bir ile iki arasında ku­rulan bir izafet ilişkisidir; bu ilişki diğer sayılar için de geçerli olduğundan külli­dir ve bu çerçevede her sayı diğer bir sa­yının parçası yahut parçalarıdır. Kesri iza­fetin diğer bir ismi olarak gören İbnü'l-Bennâ, sonsuzluk kavramının ortaya çı­kardığı zorluklardan dolayı bu nisbetin nazarî ve tatbikî tarafı arasında ayırım yapma İhtiyacını da duymuş ve atomcu kelâmcilarla Meşşâîler arasındaki cismin sonsuz biçimde bölünüp bölünemeyeceği tartışmasına girmeden cismin dış dün­yada, ayrışma yoluyla değil birleşme yo­luyla meydana geldiğini belirtmekle ye­tinmiştir.



Eserleri.

A) Matematik.



1. Teîhîşu cfmâli'l-hisâb.409 İs­lâm matematik tarihi açısından en önem­li eseridir. Daha sonraki matematikçiler tarafından verilen adı, herhangi bir kita­bın telhisi olmasından değil aritmetik iş­lemlerini ayrıntılardan arındırarak özet­le vermesinden, yani hesap ilminin kısa ve özlü bir derlemesi olmasından dolayıdır. Kitap saf amelî kaygılarla telif edilmiştir ve dolayısıyla nazarî bir çerçeveye sahip değildir; çünkü medenî ortam düşünüle­rek kaleme alınmıştır. Bu açıdan zekât ve miras konulan dahil muamelât hesabına ilişkin birçok meseleyi inceler. Eser, ihtiva ettiği teknik bilgiler kadar matematiğin usulüne ilişkin açıkladığı bazı ilmî ve fel­sefi görüşlerle ilimler tasnifi, sayının tari­fi, bir ve sonsuzluk kavramlarına dair ileri sürdüğü düşüncelerden dolayı da önem kazanmıştır. Bundan dolayı en çok şerhe-dilen eserlerden biridir; hatta VIII. (XIV.) yüzyıl Batı İslâm matematiğinden günü­müze gelen kaynakların büyük çoğunlu­ğu ona yazılan şerhlerdir denilebilir. İbnü'l-Bennâ'nın da bu ki­tabın şerhi niteliğindedir. İki cüzden olu­şan eserin birinci cüzü bilinenlerin hesa­bını konu edinir ve üç kısımdır; bunların birincisi pozitif tam sayıların, ikincisi po­zitif rasyonel sayıların, üçüncüsü kareköklerin hesabını içerir. İkinci cüz bilinenlerden hareketle bilinmeyenlerin tesbiti hakkındadır ve ilki dört orantılı sayı ile çift yanlış hesabı, ikincisi geniş olarak cebir ve mukabeleyi konu alan iki kısımdan meydana gelir; en sona eklenen tekmile-de ise üç adet çözülmüş problem verilir. Telhis in en önemli özelliği ispatsız olma­sıdır. Bunun yanında ikiye katlama, ikiye bölme ve küpkök hesabı yoktur. Dikkati çeken diğer bir nokta da içinde rakamla­rın ve rakamlarla kesirler için kullanılan sembollerin bulunmamasıdır. Eserin, il­kini Özet anlamıyla bir şerh olmasa da biz­zat İbnü'l-Bennâ tarafından kaleme alı­nan Refu 'i-hicdb'ın teşkil ettiği pek çok şerhi vardır. Bunların başlıcalarını yazan müellifler şunlardır: Abdülazîz b. Ali b. Dâvûdel-Hewârî 410 İbn Haydûr, Ebû Abdullah el-Hafîd 411 İbn Kunfüz, Ya'küb b. Eyyûb. Kadı Ebû Osman el-Akbânî. Muhammed el-Habbâkel-Farazî, Ebü'l-Hasan el-Ka-lesâdî 412 İbnü'l-Mecdî. Muhammed b. Ebü'l-Feth es-Sûfî ve İbrahim el-Halebî.413 Kitabı ihtisar edenlerin en önde geleni İbnü'l-Hâim'dir. Eseri ilk de­fa, Kalesâdî şerhinin küb dizileriyle ilgili kısmını yayımlayan 414 ve 1864'te İbnü'l-Mecdî'nin şerhinden ha­reketle aynı konuda müstakil bir kitap yazan 415 Franz VVoepcke ilim âlemine tanıtmıştır. Aynı yıl Aristide Marre eseri Le Talkhys d'Ibn al-Bannâ adıyla Fransızca'ya tercüme et­miş 416 ve i 865'te bu tercümeyi yine Roma'da Arapça aslıyla birlikte yayımlamıştır. An­cak tercüme edebî bir dille yapıldığından kitabın İçeriği dikkat çekmemiştir. Yakın dönemde ise Muhammed Süveysî eserin Fransızca tercümesiyle birlikte tahkikli neşrini yapmış, ayrıca kitabın içeriğini İslâm matematik tarihi açısından değerlen­dirmiştir (Tunus 1969).

2. Ref'u'l-hicâb an vücûhi cfmâli'l-hisâb. önsözünde İbnü'l-Bennâ amelî sayı sanatının malum ve meçhul kısımlarını Telhîş'te ele aldığı­nı, bunları açıklamak ve temellendirmek, dayandıkları ilkeleri göstermek için de bu eseri yazdığını belirtir. 701 (1302) yılında tamamlanan kitap aslında Telhîş tam bir şerhi değildir; çünkü müellif bazı ko­nulara hiç değinmemiş, yeni eklemeler yapmış, çeşitli yerlerde takdim ve tehir yoluna gitmiştir. Ayrıca daha önce saf matematik çerçevesinde ortaya koyduğu meseleleri burada felsefi açıdan değer­lendirmiş, böylece benimsediği felsefi ve kelâmî yönelimi açıklama fırsatını elde etmiştir. Refu'l-hicâb'ın bilinen tek şer­hi Telhise de şerh yazmış olan İbn Hay-dûr'a aittir. Eser Muhammed Ebeltâğ ta­rafından yayımlanmış, ayrıca bu çalışma­da muhtevası matematik ve felsefî açı­lardan tahlil edilip Telhîslnkİ ile karşı-laştırılmıştır (Rabat 1994).

3. el-Makâ-lât fi Vmi'l-hisâb. Kaynaklarda başta Ri­sale fi 'ilmi'l-hisâb olmak üzere değişik isimlerle geçer. Hesâb-i Hindî'nin Mağrib matematiğinde aldığı şekli temsil etmesi bakımından önemlidir. Dört makaleden oluşmuş, bunların birincisinde sayının tanımı ve adları, Hint rakamları, ondalık sistem, dört işlem vb., ikincisinde pozitif rasyonel sayıların hesabı, üçüncüsünde pozitif rasyonel sayıların tam karekökü. irrasyonel sayıların yaklaşık karekökü, rasyonel sayıların kök hesabı, köklerde dört aritmetik işlem vb., dördüncüsünde ise dört orantılı sayı ve muamelât hesabı vb. ele alınmıştır. Hesâb-ı Hindî üzerine olduğu halde işlemleri Hint rakamlarıyla vermeyip kelimelerle açıklaması dikkat çekicidir ve bu hususun hesâb-ı Hindî ile hesâb-ı hevâî arasında ayırım yapmayan Endülüs-Mağrib geleneğiyle ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Eser Ahmed Selim Sa-îdân tarafından yayımlanmıştır (Amman 1984).

4. Kitâbü'1-Uşûl ve'1-mukaddemöt fi'1-cebr ve'1-muköbele. İbnü'1-Ben-nâ'nın bu eseri, Ebü'l-Kâsım el-Kureşî'nin Ebû Kâmil el-Mısrrnin cebir kitabına yap­tığı şerhten faydalanarak yazdığı, hatta onu ihtisar ettiği söyleniyorsa da kitap aslında Ebû Kâmil'in cebrinin, dolayısıyla klasik cebrin Mağrib cebri açısından ye­niden -ve bilindiği kadarıyla son olarak-ele alınışıdır. İki cüzden oluşan eserin ilk cüzünün birinci kısmında temel aritme­tik işlemleri (dört işlem), ikinci kısmında bilinmeyen nicelikler (meçhûlât) arasında­ki çarpma, bölme ve kök alma işlemleri, üçüncü kısmında ise temel denklemler ve çözümleri incelenir. İkinci cüz ise iki kısımdır ve bunların birincisinde rasyo­nel. İkincisinde irrasyonel çözüm veren cebir problemleri üzerinde durulmuştur. Eser, Kitâbü'1-Cebr ve'î-mukâbele adıy­la Ahmed Selîm Saîdân tarafından neş­redilmiştir. 417

5. Muhtasar fi'1-eşkâli'l-misöhiyye. Başlangıç seviyesindekiler için hazırlanmış, önce geometrik şekillerin tariflerini veren, sonra da bunlar üzerinde yapılma­sı mümkün sayısal işlemleri gösteren bir çalışma olup Muhammed Süveysî 418 ve Muhammed el-Arabî el-Hattâbî 419 tarafından yayımlanmıştır. İbnü'1-Ben-nâ'nın ayrıca kaynaklarda zikredilen bir­çok matematik eseri vardır ve bunların en önemlileri şunlardır: Kitâb fî zevd-ti'1-esmâ* ve'1-munfaşılât, Kitâbü'hFu-şûl fi'1-ferâ^iz, Mukaddime falâ Öklîdis, el-Kavânîn fi'l-ıaded, el-İktidâb fi'l-'amel bi'r-Rûmî ü'l-hisâb, Tenbî-hü'1-eîbâb calâ mestfîU'l-hisâb, et-Tem-hîd ve't-teysîr fî kavâHdi't-tekşîfdir.

B) Astronomi.



1. Minhâcü't-lâlib li-tcfdîli'l-kevâkib. Müellifin mukaddime­de Ebü'l-Abbas et-Tûnisî yöntemine gö­re kaleme aldığını belirttiği bir zîc olup Juan Vernet tarafından zeylindeki altmış cetvel hariç olmak üzere İspanyolca'ya çevrilmiştir.420 Eserin bir de İbn Kunfüz'ün yaptığı şerhi bulunmaktadır.

2. Kitâbü'l-Enva. Endülüs'ün geleneksel ziraî tak­vimiyle çevre şartlarını inceler ve bunla­ra tesir eden astronomik- meteorolojik sebepleri açıklar. H. P. J. Renaud tara­fından Le calendrier d'Ibn Bannâ de Marrakech adıyla yayımlanmıştır (Paris 1948).

3. Kitâbü'l-Menâh. Takvimle ilgili bu eserin en önemli özelliği "menâh" ke­limesini ilk defa takvim anlamında kul­lanmış olmasıdır. Daha sonra bu kelime Avrupa dillerine "almanak" şeklinde geç­miştir. 421

4. el-Yesâre fî ta'dîU'hkevâkibi's-seyyâre.422 Bizzat İb­nü'l-Bennâ tarafından ihtisar edilmiştir. Kitabı adı bilinmeyen bir müellif Teshî-lü'1-Hbâre fî tekmili mâ nakaşa mine'l-Yesâre, Ahmed b. Hamîde el-Matrafî de el-Makşadü'1-esnâ fî halli mukaffeli Yesâreti İbni'l-Bennâ adıyla 423 şerhetmistir.

5. Kânun fî ma'rileti1-evkât bi'1-hisâb. Küçük bir eser olup Muhammed el-Arabî el-Hattâ-bî tarafından Himü'l-mevâkit: Usûlünü ve menâhicühû adlı çalışması içinde ya­yımlanmıştır.424

6. Risale cale'ş~Şafîhati'z-Zer-kâliyyeti'l-Câmfa. Ünlü astronom İbnü'z-Zerkâle'nin eş-Şaüha adlı usturlap cinsi alet hakkın­da yazmış olduğu eserin yirmi üç bablık muhtasarıdır. Muhammed el-Arabî el-Hattâbî tarafından MeceUetü Dcfve-ti'1-hak'ta tahkik edilmiş 425 sonra yine Hlmü'l-mevâkit \çeri-sinde yayımlanmıştır.426

C) Dinî İlimler.



1. Unvânü'd-delîl min mersûmihatti't'Tenzî!. Hz. Osman mus-hafının yazımında esas alınan hat üzeri­nedir. Bu eserde İbnü'l-Bennâ, felsefe birikimini de kullanarak Kur'an yazısının ontolojisini yapmaya çalışmıştır. Ona gö­re imam mushafta anlamın tezahür et­tiği yazı {resm). o sırada meydana gelen bir uzlaşma ve tesadüf ürünü değildir; burada anlamın yazıda beliren varlığı söz konusudur. Yine görme ve işitme duyu­larımızla yazının görülebilir, lafzın işitile-bilir olması arasında tesadüfe dayanma­yan bir alâka vardır ve bu tür bir alâka harflerin ve varlıkların durumları arasın­da da düşünülmelidir. Zerkeşî, bu eserin büyük bir kısmını bazı farklılıklarla el-Burhân fî cu/ûmi7-KurJâ/ı'ına almış, kendi düşünceleriyle İbnü'l-Bennâ'mnki-leri kaynaştı rmıştır. Aynı şeyi SüyûtTnın de el-İtkân fî 'uiûmi'J-KurMn'da tek­rarladığı görülür. Hind Şelebî kitabın tah-kikli neşrini yapmıştır (Beyrut 1990).

2. Tefsîrü'1-ism min besmele. Muhammed b. Abdülazîz ed-Debbâğ tarafından Me­ceUetü Dacveti'l-hak dergisinde yayım­lanmıştır.427 Mü­ellifin kaynaklarda zikredilen dinî ilimler sahasındaki diğer eserleri de şunlardır: İhtişarü'l-Keşşaf li-Zemahşerî, Haşi­ye ''ala Kitabi'1-Keşşaf li-Zemahşerî, Kitâb Tesmîyeti'İ-hurûf ve hâşşiyeti vücûdihâ fî evâ'ili's-süver, Tefsîru sû-reti'l-Kevser, Tefsîru sûreti'1-Aşr, Ri­sale fi'1-faik beyne'1-havâriki'ş-şelâşe el-mu'cize ve'1-kerâme ve's-sihr, Muh-taşarü'1-İhyâ1 li'1-Ğazzâiî, el-İktidâb ve't-tebyln fî Hlmi uşûli'd-dîn.

D) Dil, Edebiyat ve Felsefe.



1. er-Rav-zü'1-merf fîşınâhti'l-bedî'. Bedî", be­yân ve belagata dair sanatlarla ilim ara­sındaki ilişki üzerinde duran eser, Aristo mantığının tesirinde gelişen Mağrib be­lagat geleneğinin bir devamı niteliğinde olup kaynakları arasında mantıkçı, usûl-i fıkıhçı. kelâmcı ve dilciler bulunmaktadır; Rıdvan b. Şakrûn tarafından tahkikli neş­ri yapılmıştır (Dârüibeyzâ 1985)

2. Me-râsimü't-tarîka fî fehmi'l-hakika min halli'l-halîka. Müellif tarafından Şertıu Merâsimi't-tarika 428 adıyla şerhedilen eser, İslâm felsefe geleneğinde nefis ve bilgi teorisine ilişkin temel kavramları ele al­maktadır 429İbnü'1-Bennâ'nın bunlardan başka kaynak­larda Külliyyât fi'l-cArabiyye, Makale fî tuyûbi'ş-şitr, Kânun fi'1-fark beyne'l-hikme ve'ş-şi'r, el-Kânûnü'1-küllî ü'lmantık, Risale fi'1-cedel, Tenbîhü'1-fe-hûm ıalâ medâriki'l-hilûm gibi eserle­rinin de adları geçmektedir. Ayrıca kay­naklarda anılmayan İstanbul Üniversite­si Kütüphanesindeki 430 Tasrifi hâleyi'l-vasat adlı bir risale de ona nis-bet edilmektedir. Muhammed Süveysî"-nin Îbnü'l-Bennâ'nın adıyla yayımladığı Risale fi'l-ddâdi't-tâm ve'z-zâ'id ve'n-nâkış ve'l-adâdi'l mütehâbbe'ri\n ise 431Telhisin sarihlerinden biri tara­fından esere sonradan eklenen bir bölüm olduğu gösterilmiştir.432 Salih Zeki'ye göre söz konusu risale Kalesâdf ye aittir ve onu büyük şerhine hatime olarak yazmıştır. 433

Bibliyografya :

İbnü'l-Bennâ el-Merrâküşî. Reru'l-hicâb 'an vücühla'mâli'l-hisâbinşt. Muhammed Ebellâğ), Rabat 1994, neşredenin girişi, s. 7-193, 207, 208, 211-212, 218, 223; İbn Haldun. Mukaddi­me, İN, 1128; İbn Hacer, el-Dürerü'l-kâmine, I, 278-279; İbnü'1-Kâdî. Cezuetû 'Uktibâs, I, 148-152; a.mlf., Dürretü'l-hicâl, I, 14; Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî. Neylü'l-İbtthâc, Kahire 1351,5. 65-67; Makkarî. Ezhârü'r-riyâi (nşr. Mustafa es-Sekkâ v.dğr.), Kahire 1939-42, il, 352; III, 23; a.mlf.. Nefhu'H'b, II, 215; III, 310; V, 248-249, 267; Keşfü'z-zunün, I, 113, 472; II, 949, 1174, 1411;Suter. DieMathematiker, s. 162-164;Sâ-tih Zeki, Âsâr-t Bakiye, İstanbul 1913, II, 274-276; Brockelmann. GAL, II, 255; SuppL, II, 363-364; hâhü'l-meknûn, I, 161, Î67, 323, 578, 608; II, 331, 359; Sarton. Introduction, M/2, s. 998-1000; Abdülvehhâb b. Mansûr, A'tâmü'l-Mağrİbİ't-'Arab't, Rabat 1986, IV, 261-269; Ce-vat İzgi, Osmanlı Medreselerinde İlim, İstanbul 1997, I, 237-239; Ramazan Şeşen. Muhtârât mine'l-mahtûtâti'l-'Arabiyyeti'n-nâdire fi mek-tebâti Türkiyâ, İstanbul 1997, s. 24-25; Muham­med el-Fâsî. "tbnü'l-Bennâ el-cAdedî el-Merrâ­küşî", Şabtfetü Ma'hedi'd-dİrâsâü'l-lslâmiyye ft Madrİd,V\/ 1-2, Madrid 1378/1958, s. 1-9; a.mlf., "tbnü'l-Bennâ el-'Adedî el-Merrâküşî", Reuista del Instituto Egipcio de Estudios Isla-micos, Vl/1-2, Madrid 1958, s. 1-9; Rıdvan b. Şakrûn, "Bâbü't-teşbîh min Kitâbi'r-Ravzi'1-me-ri' fî şına'âti'1-bedî' li'bni'l-Bennâ el-Merrâkü-ŞÎ", el-Menâhil, XII/32, Rabat 1406/1985, s. 185-205; a.mlf., "Mü'ellefâtü İbni'l-Bennâ ve tarîkatühû fi'1-kitâbe", a.e., XII/33, Rabat 1406/ 1985, s. 207-229; a.mlf., "ed-Delâle, el-belâga, el-feşâha, faşl min Kitabi'r-Rav2i'l-merî1 fî şı-nâ'ati'I-bedf li'bni'l-Bennâ el-Merrâküşî el- 'Adedî", Meceltetü Küliiyyeti'l-âdâb ue't-'ulû-mi't-insâniyye, sy. 8, Dârülbeyzâ 1406/1986, s. 161-169;AbdullahKennün,ıİbnü'l-Bennâ el-eAdedî".e/-Ba/!5ü7-tilmî,sy. 11-12, Rabat 1967, s. 89-105; J. Vernet, "Ibn al-Bannâ al-Marra-kushi", DSB, I, 437-438; H. Suter - M. Ben Cheneb, "İbnülbennâ", İA, V/2, s. 846-847; a.mlf.. "Ibn al-Bannâ al-Marrakuşhi", El2 [İng). [[[, 731; Ahmed eş-Şerkâvî İkbâl. "Îbnü'1-Ben-nâ", Ma'lemetü't-Mağrİb, Rabat 1992, V, 1470-1472.






Dostları ilə paylaş:
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   ...   26


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə