Ibnü'i-a'RAbî



Yüklə 1,09 Mb.
səhifə15/26
tarix17.11.2018
ölçüsü1,09 Mb.
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   26

İBNÜ'L-BITRÎK 445

İBNÜ'L-BİRZÂLİ 446

İBNÜ'L-BULKİNÎ 447

İBNÜ'L-BURHÂN

Ebû Hâşim Şihâbüddîn Ahmed b. Muhammed b. İsmâîl el-Mısrî (ö. 808/1405) Fıkıh âlimi.

Rebîülevvel 754'te (Nisan 1353) eski Ka­hire ile (Mısr) Kahire arasındaki bir ma­hallede doğdu ve Kahire'de büyüdü. İb­nü'l-Burhân lakabını, babasının mahke­mede üstlendiği bir nevi noterlik görevi (adi) sebebiyle almış olması muhtemeldir. Şâfıî mezhebine göre fıkıh tahsili yapar­ken bir yandan da hadis meclislerine de­vam etti ve hadis ilmine karşı özel bir ilgi duydu. Bu sırada Zahirî mezhebine men­sup Saîd es-Suhûlî adlı bir kişiyle arkadaş oldu, onun etkisinde kalarak İbn Hazm'ın eserlerini okudu ve Zahirî mezhebine meyletti. Bir müddet sonra da eserlerini okumaya başladığı İbn Teymiyye'nin gö­rüşlerinden etkilendi. Zahirî temayülü se­bebiyle halifenin Kureyş'ten olması ge­rektiğini savunduğundan el-Melikü'z-Zâhir Berkuk. Mısır'da Çerkez Memlükleri'-nin hâkimiyetini sağlayıp idareyi ele ge­çirdiği zaman (784/1382) ona karşı tavır aldı. 785 (1383) yılında Şam ve Irak'ı do­laşan İbnü'l-Burhân insanları Allah'ın ki­tabına, resulünün sünnetine sarılmaya çağırdı ve idarenin Kureyş kabilesine mensup bir kimsede bulunması gerek­tiği düşüncesini ısrarla yaymaya çalıştı. Bu amaçla Halep'e kadar gitti. Ardından tekrar Şam'a döndü ve çabaları sonunda çok sayıda insanın kendi düşüncesini ka­bul etmesini sağladı. Özellikle Horasan civarından gelen birçok kişi onun etrafın­da toplandı. Bunda o dönemde haksızlık, rüşvet ve yolsuzlukların toplumda bir hayli yaygınlaşmış olmasının da rolü var­dır. Şam'da Ahmed ez-Zâhirî olarak tanı­nan İbnü'l-Burhân, buradaki yöneticiler­le arası açılınca çok geçmeden faaliyetle­ri el-Melikü'Z'Zâhir Berkuk'a ulaştırıldı. Berkuk onu yakalatıp Kahire'ye getirte­rek iddialarını bizzat kendisinden dinle­di. İbnü'l-Burhân. Berkuk'un huzurunda Kureyş kabilesine mensup olmayan bir kişinin ve dolayısıyla kendisinin idarecili­ğinin caiz sayılmadığını belirtti ve ayrıca meşru olmayan bazı uygulamalarından söz ederek onu eleştirdi. Bunun üzeri­ne Berkuk, İbnü'l-Burhân'a dayak attır­dı ve onu hapis cezasına çarptırdı (788/ 1386). Birkaç yıl hapis yattıktan sonra 791 'de (1389) hapisten çıktı; 26 Cemâzi-yelevvel 808 (19 Kasım 1405) tarihinde ve­fat edinceye kadar Kahire'de yalnızlık ve yoksulluk içinde yaşadı.

Tabakat müellifleri ve özellikte biyogra­fisine geniş yer veren dostu Takıyyüddin el-Makrîzî İbnü'l-Burhân'ı şahsiyetli, hoş­sohbet, zühd ve takva sahibi, doğru bildi­ğini söylemekten çekinmeyen, savundu­ğu görüşlere taassup derecesinde bağlı bir âlim olarak tanıtır. Çağdaşı İbn Hacer ise onun yöneticilikte gözü olduğunu fa­kat buna imkân bulamadığını, Sehâvî de Berkuk'a ve diğer yöneticilere karşı tavır almasında bu arzusunun etkisinin bulun­duğunu söylerse de faaliyetleri ve yaşadı­ğı hayat tarzı bu konuda şahsî arzusun­dan çok fikirlerinin etkili olduğunu gös­termektedir. Mezheplerin delillerine vâ­kıf, hafızası kuvvetli ve geniş tarih bilgi­sine sahip bir âlim olan İbnü'l-Burhân, özellikle Zâhirîler'in diğer mezheplere muhalefet ettiği konuları iyi bilir ve bu mezhebi onlara karşı savunurdu. Şam, Bağdat ve Halep'te bulunduğu sırada ba­zı âlimlerden hadis dinlemekle birlikte hadis rivayetiyle meşgul olmamıştır. Kay­naklarda, İbnü'l-Burhân'ın hapiste İken ezberinden Mes'eie/ü ref'i'l-yedeyn fi's-sücûd, Vad'u'l-yümnâ 'ale'l-yüsrâ fi'ş-şalât ve Risale ii'1-imâme adlı eserleri yazdırdığı belirtilir.


Bibliyografya :

Makrîzî. Dürerü'l-'uküdi'l-feride(nşr. Adnan Derviş- Muhammed el-Mısrî), Dımaşk 1995, II, 44-55; a.mlf.. es-Sülûk, Vlil, 554; X. 23; İbn Kâdî Şühbe. Târth (nşr Adnan Dervîş), Dımaşk 1977, I, 186-188, 191, 229, 268; İbn Hacer. İn-bâ'ü'l-ğumr, V, 316-318; a.mlf.. Zeyiü'd-Düre-ri'l-kâmine{

İBNÜ'L-BÜHLÛL

Ebû Ca'fer Ahmed b. İshâk b. el-Bühlûl et-Tenûhî el-Enbârî (ö. 318/930) Hanefî kadısı, dil âlimi, edip ve şair.

231 Muharreminde (Eylül 845) Enbâr'-da doğdu. Hadis hafızı olan babası İshak, Ebû Ya'küb ed-Devraki. Muhammed b. Zünbûr el-Mekkî. Eşec el-Kindî, Saîd b. Yahya el-Ümevî. Abdurrahman b. Yûnus er-Rakki, Muhammed b. Müsennâ el-Anezî, İbrahim b. Saîd el-Cevherî gibi âlim­lerden ders aldı, hadis rivayet etti. 255'-te (869) kardeşi Bühlûl ile birlikte Bağ­dat'a gitti ve orada nahiv âlimi Sa'leb ile hocası Muhammed b. Kâdim'in ders­lerini takip etti. 276 (889) yılından itiba­ren Abbasî halifeleri Mu'temid-Aleltah, Mu'tazıd-Billâh, Müktefi Billâh ve Muk­tedir-Billâh dönemlerinde Enbâr. Hît, Ânât, Rahbe. Karkîsİyâ, Medînetü'l-Man-sûr.448 Kutrabbül ve Meskîn gi­bi yerlerde kadılık yaptı. 306'da (918) Mu­hammed b. Halef el-Vekî vefat edince onun kadılık yaptığı Ahvaz ve çevresi de İbnü'l-Bühlûl'ün görev alanına dahil edil­di. Başkadılık veya bölge kadılığı niteliğin­deki bu görevine Rebîülâhir 316 (Haziran 928) yahut 317 (929) tarihine kadar de­vam etti. Kaynaklarda Medînetü'1-Man-sûr'daki kadılığının yirmi yıl (908-928) sür­düğü belirtilir. Yaşlanıp hafızası zayıfla­yınca 10 Rebîülâhir 316'da (2 Haziran 928) görevden alındı ve yerine Ebü'l-Hüseyin Ömer b. Hasan el-Üşnânî getirildi. Üşnâ-nî'nin üç gün sonra görevinden uzaklaştı­rılması üzerine tekrar kadılık teklif edil­diyse de kabul etmedi. İbnü'l-Bühlûl 318'-de (930) Bağdat'ta vefat etti. Ölüm tari­hi olarak bazı kaynaklarda 310 (922) veya 317 (929) yılları da zikredilmekle birlikte genellikle ilk rivayet daha doğru kabul edilmektedir.

İyi bir eğitim alan İbnü'l-Bühlûl İmam Ebû Hanîfe ve talebelerinin mezhebini benimsemiş, çok az meselede onlara mu­halefet etmiştir. Hadis ilminde güvenilir olduğu belirtilmiş, Dârekutnî, Ebû Hafs İbn Şahin, Muhammed b. İsmail el-Verrâk, Ebü'l-Hasan el-Cerrâhî, torunu Ebû Muhammed Ca'fer b. Muhammed et-Te­nûhî ve daha pek çok kimse kendisinden hadis rivayet etmiştir. Tefsir, siyer, tarih, nahiv ilimlerinde söz sahibi, hitabeti etki­leyici ve yazısı güzel biri kimse olarak te­mayüz etmiştir. Nahivde Küfe ekolünü be­nimseyen İbnü'l-Bühlûl'ün Özellikle lügat ilminde uzman olduğu belirtilmiştir.

İbnü'l-Bühlûl ileri görüşlü, hoşgörülü ve doğru bildiğini savunmaktan geri durmayan bir kişiliğe sahipti. Muktedir. Billâh döneminde vezir İbnü'l-Furât. selefi İbnü'l-Cerrâh Ali b. îsâ'nın Abbâsî-ler'e isyan eden Karâmita'ya karşı takip ettiği politikayı gündeme getirerek onu karalamak isteyince İbnü'l-Bühlûl eski ve­ziri desteklemiş ve yaptıklarının doğru ol­duğunu ifade etmiştir.449 Yine Muktedir zamanında kadılık görevini yürütürken halifenin annesi, satın aldığı bir vakıf arazinin Dîvân-ı Kazâ'da bulunan vakıf senedini getirmesini kendisinden is­temişti. İbnü'l-Bühlûl, onun senedi imha ederek araziyi sahiplenmek niyetinde ol­duğunu anlayınca bu görevde bulundu­ğu sürece böyle bir şeye izin vermeyece­ğini, bunda ısrar edilmesi halinde kendi­sinin görevden alınması gerektiğini söy­ledi. Annesinin şikâyeti üzerine konuyu araştıran halife, İbnü'l-Bühlûl'ün işini cid­diyetle yapan değerli bir kimse olduğu­nu, görevinde kalması gerektiğini ve söz konusu talebinin yerine getirilmesinin mümkün bulunmadığını annesine bildir­di. Bunun üzerine isteğinden vazgeçen halifenin annesi cesaret ve doğruluğu se­bebiyle İbnü'l-Bühlûl'e teşekkür etti.450

İbnü'l-Bühlûl'ün adı kaynaklarda Hallâc davası münasebetiyle sıkça geçer. Abbasî veziri Hâmid b. Abbas, Hallâc'm durumu­nu Bağdat'ın doğu ve batı yakalarının ka­dıları olan Ebû Ömer el-Kâdî ile İbnü'l-Bühlûl'e sordu. Ebû Ömer katlinin vacip olduğuna hükmetti; İbnü'l-Bühlûl ise id­dia edilen hususlara inandığını ikrar et­medikçe katlinin gerekmediğini belirtti. Ancak uygulamada Ebû Ömer'in fetvası esas alındı. Kaynaklarda İbnü'l-Bühlûl'ün Nâsihu'l-hadîs ve mensûhuh, Kitâ-bü'd-Du'â. Edebü'1-kâdî ve Kitâb ii'n-nahv calâ mezhebi'l-Kûliyyîn adlı eserlerinden söz edilir.



Bibliyografya :

vekl'. Ahbârü 1-kudât, III, 285; Arîb b. Sa'd. $ılatü't-Târihİ't-Taberi(Taben,Tânh\Ebü'\-Faz\\ içinde), XI, 36,70, 79, 120; Ebû Bekir ez-Zübey-dî, Tabakâtü'n-natıuiyyîn ue't-tuğauİyytn[nşT. M. Ebü'İ-FazI), Kahire 1984, s. 138, 187;Tenû-hî. Fiişuârü't-muhâdara ue ahbârü'l-müzakere [nşr. Abbûd eş-Şâlecî). Beyrut 1391/1971,1,47, 163, 242-244,255-259; Hatîb, Târihu Bağdâd, IV, 30-34; Kemâleddin el-Enbârî. Nüzhetü'l-elib-bâ'(nşr. İbrahim es-Sâmerrâî). Zerkâ 1405/1985, s. 188-191; İbnü'l-Cevzî. et-Mımtazam(Atâ). XIII, 292-295; Yâküt. Mı/cemü 7-üdebâU, 87-91; II, 138-161; İbnü'l-Esîr. ei-Kamit, VIII, 223; Zehe-bî, A'lâmü 'n-nûbelâ'. XIV, 497-500; a.mlf., el-'Iber, 1, 476-477; Safedî. eJ-Vâ/T, VI, 235-237; İbn Kesir, et-Bidâye, XI, 165; Kureşî. et-Ceuâhi-rü'1-mudiyye, I, 137-142; III, 20; İbn Kutlubo-ğa, Tâcü't-terâcİm (nşr. İbrahim Salih). Beyrut 1412/1992, s. 32-34; Süyûtî. Buğyetü'l-uu'ât, I, 295-296;Temîmî. Tabakâtü's-seniyye,], 271-276;Keş/ü'z-ZNHÛn,],46;ll, 1417, 1920; İbnü'l-İmâd, Şezerât, II, 276; H. Laust, "ibn Buhlûl". £72(lng.), III, 739; M. Âsaf Fikret, "ibn Bühlûl", DMB/,111, 142-143.






Dostları ilə paylaş:
1   ...   11   12   13   14   15   16   17   18   ...   26


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə