International refereed journal of design and architecture print issn



Yüklə 38,03 Mb.
Pdf görüntüsü
səhifə74/147
tarix17.11.2018
ölçüsü38,03 Mb.
#80180
1   ...   70   71   72   73   74   75   76   77   ...   147

MTD
www.mtddergisi.com
ULUSLARARASI HAKEMLİ TASARIM VE MİMARLIK DERGİSİ
Ocak  /  Şubat / Mart  / Nisan  2017 Sayı: 10 Kış - İlkbahar 
INTERNATIONALREFEREEDJOURNAL OF DESIGNANDARCHITECTURE
January / February / March / April 2017 Issue: 10 Winter – Spring
ID:143 K:236
ISSN Print: 2148-8142 Online: 2148-4880
 (ISO 18001-OH-0090-13001706 / ISO 14001-EM-0090-13001706 / ISO 9001-QM-0090-13001706 / ISO 10002-CM-0090-13001706)
(Marka Patent No / Trademark)
(2015/04018 – 2015/GE/17595)
156
ULUSLARARASI HAKEMLİ
TASARIM MİMARLIK DERGİSİ
INTERNATIONAL REFEREED
JOURNAL OF DESIGN AND ARCHITECTURE
PRINT ISSN: 2148-8142 - ONLINE ISSN: 2148-4880
Şekil 3. Marc QUINN, Oto-Portre/Self, 
Sanatçının Kendi Kanı, Çelik, Perkspleks, 
Dondurucu, 208x63x63 cm, 2001
Quinn,  1999’da  açtığı  “Aklın  Uykusu”  ser-
gisinde, başlangıç olarak kendisine Goya’nın 
‘The  Sleep  of  Reason  Produces  Monsters’ 
(Aklın  Uykusu  Canavarlar  Üretir)  başlıklı 
gravüründen esinlenilerek yapmıştır. Serginin 
en ilgi çekici eserlerinden biri olan Self ise, 
izleyicinin tahammüllerini zorlayan bir iş ol-
muştur. Ölüm ve ölümsüzlük sanatçıların sık 
sık  ele  aldığı  temaların  başında  yer  alırken, 
izleyiciler ilk “memento mori”leriden bu ana 
gelen temsillerle karşı karşıya kalmışlardır.
BULGULAR
Postmodern sanatçılar, modern sanatçılardan 
farklı olarak, sonuçları belirsiz de olsa sim-
yasal  deneylerle  ilgilenmezler  –sanat  eser-
lerinin  simyasal  mucizeler  yaratabileceğine 
inanamayacak kadar hayal kırıklığı yaşamış-
lardır; kendilerini popülerleştirecek bir izle-
yici kitlesine sahip olmakla ve sanatçı olarak 
hak ettiklerine inandıkları üne ve karizmaya 
kavuşmakla  ilgilenirler.  Ne  var  ki,  kendi-
lerini  izleyici  kitlesinin  gündelik  arzularını 
(eğlencenin tanımlarından biri) yansıtan eğ-
lendiriciler  olarak  gördükleri  ana,  varoluş 
nedenlerini  de  kaybetmişlerdir;  böylece  kit-
lelerle  birlikte  eğlenen  ünlüler  haline  gelir-
ler- gündelik gerçekliğin kalıntılarını arıtarak 
yüksek sanatın altınına dönüştürmeye çalışan 
münzevi simyacılar değillerdir artık. Gerçek 
yaratıcılık için gerekli olan içsel yalnızlıkla-
rını  –gerçek  gizli  atölyeyi-  terk  ettikleri  an, 
belirsiz,  rastgele  bir  izleyici  kitlesinin  rek-
lamcısı  haline  dönüştüler.  İzleyicileri  gibi 
geleneklerine bağlı, sıradan insanlar oldular. 
Geleneklere boyun eğmeyen yaratıcılıklarıy-
la kendi başlarına kazanamadılar kimlikleri-
ni- yöneldikleri kitleden aldılar. Postmodern 
dönemde amaç avangard sanatçı olmak değil, 
medya  sanatçısı  olmaktır-  yani  günümüzde 
medyanın önünde olan, ama medyanın çabu-
cak  yetişip  geçici  bir  toplumsal  olgu  haline 
dönüştürdüğü sanatçı. Postmodern medya sa-
natçısı  modern  sanatın  simyasal  deneylerini 


MTD
www.mtddergisi.com
ULUSLARARASI HAKEMLİ TASARIM VE MİMARLIK DERGİSİ
Ocak  /  Şubat / Mart  / Nisan  2017 Sayı: 10 Kış - İlkbahar 
INTERNATIONALREFEREEDJOURNAL OF DESIGNANDARCHITECTURE
January / February / March / April 2017 Issue: 10 Winter – Spring
ID:143 K:236
ISSN Print: 2148-8142 Online: 2148-4880
 (ISO 18001-OH-0090-13001706 / ISO 14001-EM-0090-13001706 / ISO 9001-QM-0090-13001706 / ISO 10002-CM-0090-13001706)
(Marka Patent No / Trademark)
(2015/04018 – 2015/GE/17595)
157
ULUSLARARASI HAKEMLİ
TASARIM MİMARLIK DERGİSİ
INTERNATIONAL REFEREED
JOURNAL OF DESIGN AND ARCHITECTURE
PRINT ISSN: 2148-8142 - ONLINE ISSN: 2148-4880
klişeleşmiş, sığ bir biçimde yineler; modern 
sanatı  gündelik  göstererek  kendi  kendisinin 
karikatürüne çevirir. Böylece yaptığı eserler, 
varoluşa  ve  gerçekliğe  yeni  bir  bakış  açısı 
sunmamasına  rağmen  –  modern  sanatın  en 
iyi örnekleri başarmıştır böyle bir bakış açısı 
sunmayı – kitleleri kendine hayran bırakacak 
sihirli dokunuşu elde etmiş olur; bu sayede, 
kitlelerin  kendilerini  rahatsız  hissetmelerine 
ve  kendilerine  olan  güvenlerini  yitirmeleri-
ne neden olmaz. Gerçekten de içsel ve dışsal 
gerçeklik algısı modern sanat tarafından bir 
kez  sarsılan  izleyici  bir  daha  kendini  rahat 
hissedemez.  Ne  var  ki  postmodern  sanatçı, 
izleyiciyi rahatsız etmek istemez; bunun ye-
rine  ona  ayna  tutarak  onu  onaylamak  ister; 
böylece  sanki  olası  tek  bakış  açısı  buymuş 
gibi  söz  konusu  izleyicinin  kendisine  olan 
inancını,  gerçekliğe  ve  yaşama  olan  bakış 
açısını doğrulamış olur. Postmodern sanatçı-
ya göre sanatsal deprem diye bir şey yoktur. 
Modern  sanatın  açtığı  derin  boşlukları  dol-
durur;  modern  dünyada  sanki  başka  sorun 
kalmamış gibi çevre düzenlemesiyle uğraşır. 
Postmodern  sanatçılar,  sanatçı  karikatürleri-
dir, çünkü sanatçıyı kalabalıktan biri haline, 
başkaları gibi sıradan bir işi olan, sıradan biri 
haline dönüştürürler.” (Kuspit, 2006: 71-72)
Günümüz  sanat  eleştirmenlerinin  postmo-
dern  sanatçı  ve  modern  sanat  hakkında  dü-
şündükleri  özetle  böyledir.  Ancak  yine  de 
ses getirmek amacı taşıyan pek çok avangard 
eylem popüler olabilme amacına yönelmiştir. 
Sonuç olarak, sanatın tüketilen nesne olması 
kaçınılmaz olmuştur. Tüketilen nesne, sonra-
dan anlamsızlaşmaya ve daha iyisinin yerini 
almasını  beklemesiyle  yüz  yüzedir.  Pop  art 
sanatçısı  Andy  Warhol  tüketimin  bu  amacı 
ve  sonunu  zamanında  görmüştür  ve  söyle-
miş olduğu ; ‘herkes bir gün 15 dakikalığına 
ünlü olacaktır’ sözü ile belirtmiştir (modern 
pazarlamanın üretim ve dağıtım yöntemleri). 
Zaten yapmış olduğu sayısız serigrafi çoğalt-
ma baskıları ile de kendisinin bir makine ol-
duğunu ve olabildiğine eserlerini çoğaltmak 
istediğini  belirtmektedir.  Allan  Kaprow’un 
savunduğu gibi , ‘yüksek sanata ve özgün sa-
natçılara ihtiyaç yoktur. Post sanatçı çok daha 
popülerdir, bu yüzden de günümüzde herkes 
post sanatçı olmak ister- zaten olsa da olmasa 
da günlük yaşamı olan herkes post sanatçıdır.’ 
(Kuspit,  2006:  90)  diyerek,  gündelik  olanın 
sanata  dair  olduğunu  pekiştirir.  “Toplumsal 
olaylar  ‘şeyler’  gibi  görülmelidir…  Çünkü 
sanatsal ‘şey’ bazen kendini bir ‘olay’, ya da 
(onu bir form, bir dünya haline getiren) bü-
tünlüğü tartışma konusu edilmeksizin, zaman 
ve uzamda meydana gelen bir olaylar bütünü 
gibi  gösterir.  Çerçeve  genişliyor;  yalıtık  bir 
nesnenin  ardından,  artık  bütün  bir  sahneyi 
olduğu  gibi  kucaklayabiliyor.”  (Bourriaud, 
2005: 31)


Yüklə 38,03 Mb.

Dostları ilə paylaş:
1   ...   70   71   72   73   74   75   76   77   ...   147




Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2022
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə