İslam inanç Sİsteminde akilcilik ve kadi abdulcebbar



Yüklə 1,45 Mb.
səhifə36/39
tarix17.11.2018
ölçüsü1,45 Mb.
1   ...   31   32   33   34   35   36   37   38   39

255 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 147.

256 İbnü'l-Murtaza, Tabakatü'l-Mu'tezile, Beyrut 1961, s.7.

257 el-Fark, s. 71; Mürucü'z-zeheb, Kahire 1964, III. 235; el-Milel, I, 46.

258 Zühdî Carullah, el-Mu'tezile, Beyrut 1990, s. 10; Kemal Işık, Mu'tezile'nin Doğuşu ve Kelâmı Görüşleri, Ankara 1967, s. 52-56.

259 Muhammed Ebu Zehra, İslâm'da Siyasî İtikadı ve Fıkhi Mezhepler Tarihi, s. 135.

260 el-Akide ve'ş-şerîa, Beyrut 1946, s. 89.

261 Kaderiyye, Mabed b. Hâlid el-Cühenî ve Gaylan ed-Dımaşkî'nin öncülüğünü yaptıkları bir fırka olup amellerin Allah tararından önceden planlanmasının söz konusu olmadığını ve her şeyin fiilen yapıldığı anda ortaya çıktığını, kulun, Allah'ın iradesinden bağımsız bir iradesi bulunduğunu ve onun tüm fiillerinin kendine ait olduğunu savunurlar, bk. Muhammed Ebu Zehra , age., s. 120-122.

262 İrfan Abdülhamid, İslâm'da İtikadi Mezhepler ve Akaid Esasları (trc. M. Saim Yeprem), İstanbul 1981, s. 96.

263 Fecrü'l-İslâm, s. 200; H. S. Nyberg, “Mu'tezile”, İA, İstanbul 1979, VIII, 760; İrfan Abdülhamid, age., s.100.

264 Cehmiyye, Cehm b. Safvan tarafından kurulan, Allah'ın sıfatlarını inkâr eden ve insanda cüz'î irade olmadığını savunan bir fırkadır, bk. Şerafeddin Gölcük, “Cehmiyye”, DİA, İstanbul 1993, VII, 234-236.

265 Vaîdiyye, İnsan dünyada ne kadar salih amel işlerse işlesin, büyük bir günah işlediğinde bundan tövbe etmeden öldüğü takdirde, imanının ve bütün iyiliklerinin zail olacağını ve cehennemde ebedî olarak kalacağını iddia eden fırkalara verilen genel bir ad olup daha çok Hariciler ve Mu'tezile kastedilmektedir. Bk. Muhammed Cevad Meşkûr, Mevsûatü'l-fıraki'l-İslâmiyye, Beyrut 1995, s. 520.

266 Muattıla, Allah'ın zatından ayrı sıfatlarının bulunmadığını veya O'nun sıfatlarının, zatının aynı olduğunu söylemeleri dolayısıyla muhalifleri tarafından Mu'tezile'ye verilen addır. İddialarına göre Mu'tezile bu görüşü ile Allah'ın sıfatlarını inkâr etmektedir.

267 Seneviyye, âlemin nûr ve zulmet diye kadim iki unsurdan meydana geldiğini iddia eden Manilik, Deysaniyye, Merkayûniyye ve Mazdekiyye, Keyneviyye, Tenasuhiyye gibi İran dinlerine verilen ortak addır. bk. Şehristânî, el-Milel, I, 244-255; Fahreddin er-Râzî, İ'tikadatü fıraki'l-müslimîn ve'l-müşrikîn, Beyrut 1982, s. 88-89.

268 Mecusilik, âlemin ezeli olan nûr ile hadîs olan zulmetten meydana geldiğini iddia eden ve iyilikleri nurun, kötülükleri de zulmetin yaptığın savunan Zerdüştîlik, Zervanîlik ve Kuyûmersîlik gibi dinlere verilen ortak addır. Nuru Yezdan'ın, zulmeti ise Ehriman'ın temsil ettiğini söylerler, bk. Şehristânî, el-Milel ve'n-nihal, I, 233-244.

269 Zühdi Carullah, age., s. 13.

270 Allah Teâlâ'yı yaratılmış varlıklara benzeten, O'na şekil ve suret izafe eden fırkalara verilen genel addır. Beyâniyye, Muğîriyye, Cevaribiyye, Hişâmîyye gibi fırkalardan oluşur, bk. Muhammed Cevad Meşkûr, Mevsûa, s. 470-471.

271 Dinî konularda akıl yürütmeyi reddeden, nasların zahirine bağlı kalmak suretiyle teşbih ve tecsime varan telakkileri benimseyenlere verilen addır. bk. Metin Yurdagür, “Haşviyye”, DİA, İstanbul 1997, XVI, 426-427.

272 Arap İslâm Aklının Oluşumu, s. 40-41.


273 Keysaniyye, Önceleri Harici iken, sonra Hz. Ali taraftarlarına katılan Muhtar b. Ubeyd et-Tâkî'ye bağlı olanlara verilen addır. Keysân adı Muhtar'a nisbet edildiği gibi Hz. Ali'nin kölesi veya oğlu Muhammed b. Hanefiyye'nin öğrencisi olduğu da söylenir, imamın masum ve kutsal bir kişilik olduğuna ve geri geleceğine (rucû) inanırlar. Beda ve tenasüh gibi inançları savunurlar, bk. Şehrİstânî, age., I, 147-150.

274 Rafızîler, Zeyd b. Ali Hişâm b. Abdilmelik ile savaştığında Hz. Ebû Bekr'e dil uzatan askerlerini bundan men edince onu terk etmişler ve bunun üzerine Zeyd onlara “Benî terk ettiniz” anlamında “Rafaztumûnî” sözünü söylemiştir. Rafızî terimi ilk olarak böyle kullanılmaya başlanmış, daha sonra Ehl-i Sünnet, Şii fırkaların tümüne birden “Rafızî” tabirini kullanmaya başlamıştır. Bk. Muhammed Cevad Meşkûr, Mevsûa, s. 252.

275 M. Watt, İslâm Düşüncesinin Teşekkül Devri (trc. E. Ruhi Fığlalı), İstanbul 1998, s. 198-203.

276 M. Watt, age., s. 189.

277 Zındîk, Kur'an ve Sünnette açık bir şekilde mevcut olan ve bütün müslümanların üzerinde birleştiği dini meseleleri İnkâr eden kişi demektir. Bunar her şeyin mübah olduğunu iddia eder, her şeyden şüphelendiklerini söyler ve nübüvvete karşı çıkarlardı. Bunların çoğu Mecûsî kaynaklıdır. Salih b. Abdülkuddûs, İbn Tâlût, Abdulkerim d. Ebî'l-Avcâ, İbnü'r-Ravendî bunlardan bazılarıdır, bk. Muhammed Cevad Meşkûr, el-Mevsûa, s. 263-264.

278 Şuûbiyye, kendilerini Araplardan üstün gören ve Arapları küçümseyen acem hareketi.

279 Hitti, Siyasî ve Kültürel islâm Tarihi (trc. Salih Tuğ), İstanbul 1995, III, 725

280 Mihne; Sınama, imtihan anlamlarına gelir. Abbasî halifesi Me'mun tarafından din bilginlerinin Kur'an hakkındaki fikirlerinin tesbit edilmesi için sınanması hareketidir, bk. M. Plessner, “Mihne”, İA., İstanbul 1988, VIII, 192/194.

281 Geniş bilgi ve örnekler için bk. Zühdi Carullah, el-Mu'tezile, s. 203-204.

282 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 147-156.

283 bk. Mustafa Sinanoğlu, İslâm Kaynaklarında Hıristiyanlık, İstanbul 2001, s. 76-89.

284 Ahmed Emin, Duha'l-İslâm, Beyrut ts., I, 346.

285 İbrü'1-Esîr, el-Kâmil fi't-tarih, Beyrut 1979, VII, 49; Hatîb el-Bağdadî, Tarihu Bağdad, Kahire 1913, VII, 61; İbn Kuteybe, Uyunu'l- ahbar, Kahire 1925, II, 148-149.

286 Ferisilik mîlattan önce II. yüzyılda doğan ve “Yazılı Tevrat'ın yanında” “Sözlü Tevrat”ı da dini hükümlerin kaynağı olarak kabul eden bir yahudi mezhebidir. Mişna, Gemara ve Talmud literatürünün bu mezhebin çalışmalarıyla ortaya çıktığı bilinmektedir. Mezhep müntesipleri âhirete, cennet ve cehennemin varlığına, İsrâiloğulları'nın diğer milletlere üstün olduklarına inanıyorlardı (Gideon Bohak, “Pharisees”, The Oxford Dictionary of the jewish Relıgion (ed. Zwi Werbilowsky-Goffrey Wigoder), Oxford 1997, s. 528- 529).

287 M. Ebu Zehra, age., s. 136.

288 Karâîlik mîlattan sonra VIII. yüzyılda Irak'ta doğan ve yahudi kutsal metni Tanah'ı dinî hükümlerin yegâne kaynağı olarak görüp “Sözlü Tevrat”ı kabul etmeyen yahudi mezhebidir. IX ilâ XI. yüzyıllar arasında Filistin, Mısır, Kuzey Afrika, İspanya, İran, Ermenistan ve Kafkasya'ya kadar yayılmış, ancak X. yüzyıldan itibaren Güney Rusya ve Kırım'ın yanında Bizans döneminde ve fethinden sonra da İstanbul Karâîlik için önemli bir merkez olmuştur. Toplam nüfusları kesin olarak bilinmemekle birlikte yaklaşık binli rakamlarla ifade edilen Karâîlerin büyük çoğunluğu günümüzde Eski Sovyetler Birliği topraklarında ve Polonya'da yaşamaktadırlar (bk. Daniel J. Lasker, “Karaites”, The Oxford Dictionary of the Jewish Religion (ed. Zwi Werbilowsky-Goffrey Wigoder), Oxford 1997, s. 391-392; A. Harkavy, “Karaites and Karaism” jewish Encyclopedia, VII, 439-440.

289 Wolfson, Kelâm Felsefesine Giriş, s. 84-86.

290 İbn Hazm, el-Fasl fi'l-milel ve'l-ehvâ ve'n-nihal, Riyâd-Cidde 1982, II- 115, Abdülkahir el-Bağdadî, el-Fark beyne'l-fırak, Kahire 1965, s.22

291 Macdonald, “Allah” md. ÎA., İstanbul 1940, I, 368; Macdonald, Development of Muslim Theology, New York 1903, s. 13; T. H. Weir, “Muhammadanism”, ERE, New York, 1951, VIII, 899-900; T. J. de Boer, History of Philosophy in İslâm, Yeni Delhi 1983, s. 41-42; Wolfson, Kelâm Felsefesine Giriş, s. 73-79.

292 O'leary, Arabic Thouht and its Place in History, Landon 1922, s. 123; Nicholson, A Liteary History of the Arabs, London 1907, s. 369.

293 De Boer, History of Philosophy in islam, s. 41-42.

294 Macdonald, Development of Müslim, s. 131-133

295 Zühdi Carullah, age., s. 40; Kemal Işık, Mu'tezile'nin Doğuşu ve Kelâmı Görüşleri, s. 39.

296 Wolfson, Kelâm Felsefesine Giriş, s. 80-81.

297 Wolfson, Kelâm Felsefesine Giriş, s, 32.

298 H. S. Nyberg, “Mu'tezile”, İA, İstanbul 1979, VIII, 756.

299 Zühdi Carullah, age., s. 57-58.

300 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 156-162.

301 Hayyât, el-İntisar, Beyrut 1957, s. 126-127; Eş'ârî, Makalâtü'l-İslamiyyin, İstanbul 1929-1930, s. 155.

302 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 162-163.

303 Eş'ârî, Makalâtü'l-İslâmiyyîn, s. 155-156.

304 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 163-164.

305 Kadı Abdülcebbar, Şerhü'l-Usûli'l-hamse, s. 301; Muhtasaru Usûli'ddîn (Resâilü’l-adl ve't-tevhîd içinde), Kahire 1971, s. 169; el-Muğnî, VI/I, 49-50.

306 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 164-165.

307 Kadı Abdülcebbar, Şerh, s. 134-1336; Muhtasar, s. 232-234. İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 165-166.

308 Kadı Abdülcebbar, Şerh, s.137-138; Aişe Yusuf el-Mennâî, Usûlü'l-akîdeti'l-Mu'tezile, Devha 1992, s. 361367.

309 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 166-167.

310 Kadı Abdülcebbar, Şerh, s. 141, 741; Muhtasar, s. 248; Âişe Yusuf, age., s. 375-379.

311 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 167-168.

312 Hayyât, el-İntisar, s. 72; Malâtî, et-Tenbîh ve'r-red alâ ehli'l-ehvâ ve'l-bid'a, Beyrut 1966, s. 28.

313 Zühdi Cârullah, age., s. 230-248-

314 Gazzâlî, Tehâfütü'l-felâsife,(nşr. Süleyman Dünya), Kahire ts. 68-69.

315 Gazzâlî, İhya, IV, 321

316 Gazzâlî'nin bu sözü üzerine uzun bîr tartışma başlamıştır. Burhanüddin el-Bikaî, Delâletü'l-bürhân alâ en leyse fi'l-imkân ebde' mimâ kân adlı risaleyi yazarak Gazzâlî'nin bu sözü Mu'tezile'den alarak âlemdeki nizamın eşsiz olduğunu anlatmaya çalıştığını, halbuki bu sözün içinde Mu'tezile'nin iddialarından olan “Allah'ın kudretinin sınırlandırılması” görüşünün yer aldığını, Gazzâlî'nin bu tutumu ile Sünnîleri aldattığını iddia etti. Bunun üzerine Nureddin Ali b. Abdullah el-Medenî îzahu'l-beyân limâ erade'l-Hucce min leyse fi'l-imkân ebda' mimmâ kân isimli risaleyi yazarak Gazzâlî'yi anlayamayan Bikaî'nin bu tür bir açıklamaya ihtiyacının olduğunu kaydetti. Yine Gazzâlî'yi savunmak için Nureddin Ali b. Muhammed el-Uşmûnî Tasyîdü'l-erkân min leyse fi'l-imkân ebda' mimmâ kân adlı bir risale yazdı. Bu defa Bikaî, Uşmûnî'yi reddetmek üzere Tehdîmü'l-erkân min leyse fi'l-imkân ebda' mimmâ kân başlıklı bir reddiye yazdı. Bu tartışmalara Suyûtî de katılarak bir .reddiye de o kaleme aldı. Tartışmalarda arayı bulmak ve son noktayı koymak üzere İbn Ebû Şerif el-Es'ile ve'l-ecvibe teteallaku bi leyse fi'l-ımkân ebda' mimmâ kân adlı risalesini yazdı.

317 en-Nisa: 4/165.

318 el-Enbiya:21/107.

319 Hûd: 11/7. el-Mülk: 67/2.

320 ez-Zâriyât: 51/56.

321 el-A'raf: 7/172.

322 Şâtıbî, el-Muvafakat, II, 6-7.

323 Watt, age. 291-292.

324 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 168-177.

325 bk. Eş'ârî, Makatâtü'l-İslâmiyyîn, s. 155-158.

326 et-Tenbîh ve'r-red ala ehli'l-ehvâ ve'l-bida', s. 35-43.

327 Mutezile mezhebine mensup Ahmed b. Habıt (ö. 232/846)'ın görüşlerini benimseyenle verilen addır. bk. Mustafa Öz, “Ahmed b. Hâbıt”, DİA, İstanbul 1989, II, 71.

328 Allah'ın günah olan şeyleri yaratmayacağından hareketle şarabın ilâhî fiille değil, imalatçısının fiiliyle meydana geldiğini ileri süren Askerimükren kaderilerinden bir gruba verilen addır.

329 el-Fark beyne'l-fırak, s. 114-201.

330 et-Tebsîr fi'd-dîn, Beyrut 1983, s. 63-95.

331 el-Fasl, V, 57-72.

332 Şehristânî, el-Milel ve'n-nihal, I, 43-85; Fahreddin er-Râzî, İ'tikadatü firaki'l-müslimîn ve'l-müşrikin, s. 38-45.

333 Gazzâlî, el-İktisad fi'l-I’tikad, Beyrut 1983, s. 3.

334 Teftazânî, Şerhü'l-Akaid, s. 3-4.

335 Teftazâni, ae., s. 22-23

336 Gazzâlî, el-İktisad, s. 57-58.

337 Teftazânî, age., s. 22.

338 Gazzâlî, age., s. 64.

339 Gazzâlî, ae., s. 84.

340 Gazzâlî, ae., s. 67. Teftazânî, age., s. 34.

341 Teftazânî, Şerhü'l-Akaid, s. 27, 29.

342 Gazzâlî, el-İktisad, s. 71.

343 Gazzâlî, ae., s. 47-48;

344 Teftazânî, Şerhü'l-Akaid, s. 34-36.

345 Gazzâlî, el-İktisad, s. 110-121.

346 Gazzâlî, ae., s. 70.

347 Teftazânî, Şerhü'l-Akaid, s. 41.

348 Teftazânî, ae., s. 38-39.

349 Teftazânî, ae.,s. 46.

350 Gazzâlî, el-İktisad, s. 143.

351 Gazzâlî, el-İktisad, s. 135.

352 Teftazânî, Şerhü'l-Akaid, s. 47.

353 Teftazânî, ae. s. 48.

354 Teftazânî, ae., s. 52-53.

355 Teftezanî, ae. s. 49.

356 en-Nisa: 4/93.

357 en-Nisa: 4/14

358 el-Bakara: 2/81.

359 Teftazânî, Şerhü'l-Akaid, s. 54.

360 Teftezânî, ae., s. 57.

361 Teftazânî, ae., s.64.

362 Teftazânî, ae., s. 73.

363 Teftazânî, Şerhü'l-Akaid, s. 78.

364 Gazzâlî, el-İktisad fi'l-i'tikad, s. 27; Teftazânî, ae., s. 78.

365 Teftazânî, ae., s. 79.

366 Gazzâlî, el-İktisad fi'l-i'tikad, s- 157

367 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 177-188.

368 Detlev Khalid, “Some Aspects of Neo-Mu'tezilism”, Islamic Studies, V.8, 1969, s. 322-324.

369 Bu adlandırmayı O'leary, Goldziher, R. Caspar ve Detlev Khalid gibi müsteşrik ve yazarlar sıkça kullanmaktadırlar. Nitekim R. Caspar'ın bir makalesinin başlığı: “Le Renouveau de Mo'tesilisme” (MIDEO, IV (1957), s. 141-202) şeklinde atmıştır. Detlev Khalid'in konuya dair makalesinin başlığı ise: “Some Aspects of Neo-Mu'tezilism” (İslâmic Studies, V.8, 1969, s. 319-347) şeklindedir.

370 Geniş bilgi için bk. Abdül Hamid, “Sir Seyyid Ahmed Han”, (M. M. Şerif, İslam Düşüncesi Tarihi içinde), trc. İbrahim Kalın, İstanbul 1991, IV, 384-399; Aziz Ahmed, Hindistan ve Pakistanda Modernizm ve İslâm, (trc. Ahmet Küskün), İstanbul 1990, s.41-72.; M. Said Özervarlı, Kelâmda Yenilik Arayışları, İstanbul 1998, s. 55-59.; Şaban Ali Düzgün, Seyyid Ahmed Han ve Entellektüel Modernizmi, Ankara 1997, s. 59-120.

371 Şaban Ali Düzgün, Seyyid Ahmed Han, s. 162-164.

372 Mevlâna Muhammed Ali, The Religion of İslam (trc. Naciye Hamdi Akseki), İstanbul 1946, s. 23-326.

373 Geniş bilgi için bk. Muhammed Abduh, Risâletü"t-Tevhîd, s. 157-160; M. Said Özervarlı, Kelâmda Yenilik Arayışları, s. 52-55.

374 Detlev Khalid, “Some Aspects of Neo-Mu'tezilism”, İslâmic Studies, V.8, 1969, s. 321.

375 Bu konu etrafında yazılmış makaleler için bk. Osmanlıdan Cumhuriyete Siyaset ve değer tartışmalan(Editör Ferhat Koca), İstanbul 2000, s. 46-94.

376 Bu dönem müellifleri yazdıkları eserlerde “yeni”ifadesinin bulunmasına özen gösterirler. Örneğin Filibeli Üss-ı İslâm: Hakaik-i İslânmiyye'ye Müstenid Yeni Akaid (İstanbul 1332); Ahmed Nazif, “Yeni Ilm-i Kelâma lüzum Var mı, Yok mu?”, Sebilürreşad, XXII/561-562, İstanbul 1342, s. 117-119; İsmail Hakkı İzmirli, Yeni Îlm-i kelâm, İstanbul 1339/1341.

377 Bu tartışmalar ilk olarak İzmirli İsmail Hakkı'nın Sebilürreşad mecmuasında Yeni İlm-i Kelâm adlı eserini tanıtırken “Kelâm ilminin bir savunma ilmi olduğunu ve hasım değiştikçe savunma şeklinin değişmesi gerektiğini, dolayısıyla dönemlerindeki hasımlara karşı İslam'ı savunmak üzere dizayn edilmiş olan mütekaddimin ve müteahhirin kelâmının günümüzde bu işlevini kaybettiğini ve yeni duruma göre savunma şekilleri geliştirilmesi gerektiğini” söylemesi üzerine başlamıştır. (Yeni İlm-i Kelâm, Sebîlürreşad, İstanbul 1339, cild XXI, sayı 528-529, s. 58-59) Bunun üzerine Şeyh Muhsin-i Fânî yine Sebilürreşad da yazdığı bir tenkit yazısında “Kelâm ilminin Hicazın yüksek din anlayışını ortadan kaldırmak ve Arap asabiyetini kırmak isteyen Abbasîlerin felsefe kitaplarını tercüme etmeleriyle ortaya çıktığını ve esasının Yunan felsefesine dayandığını, bu durumun İran milliyetçilerinin dini hükümleri işlerine geldiği gibi tevil etmelerine yaradığını, dolayısıyla eskisi ve yenisiyle tümden gereksiz olduğunu, akaidin gençlere ilmihal çerçevesinde verilmesinin yeterli olacağını, naslara dayanan dinî hükümlerin tartışılmasının ve akla aykırı gibi görünen nasların tevilinin dine hizmet değil haddi aşmak olduğunu” savunmuştur. (“Yeni İlm-i Kelâm Yazılmalı mı Yazılmamalı mı?”, Sebilürreşad Mecmuası, İstanbul 1339, cild XXI, sayı 532-533, s. 92-93) Bu defa İzmirli ona cevap vererek henüz eserini tetkik etme imkânı bulmadan bu tenkitleri yönetlmesini erken bulduğunu ifade etmektedir. (Sebilürreşad Ceride-i İslâmiyyesine”, Sebilürreşad Mecmuası, İstanbul 1339, cild XXI, sayı 542-543, s. 174) Bu defa Şeyh Muhsin-i Fani ona cevap vererek: “Kelâm ilminin lüzumsuz ve faydasız olduğunu, çünkü günün tartışma ve ihtilaf zamanı değil, birlik beraberlik günü olduğunu söylemekte; dinî esasların akıl ve felsefe ile muhakeme edilmemesi gerektiğini, nakli tevile çalışan kelâmcılar hakkında din bilginlerinin reddiyeleri bulunduğunu, Ehl-i Sünnetin kelâmında bile ittifakın olmadığını, bu nedenle mezhep ihtilaflarını kaldırmak gerektiğini, ayrıca kelâmı cedellerin gençlerde şüphelere neden olduğunu dolayısıyla onlara dinin ahlâkî, içtimaî, vicdanî ve ilâhî hakikatlerinin bildirilmesi gerektiğini şavunmuştur. (“Yeni İlm-i Kelâm Hakkında”, Sebüürreşad Mecmuası, İstanbul 1339, cild XXI, sayı 546, s. 207-209). Nihayet İzmirli Sebilürreşad'ın 549-550 ve 551-552. sayılarında yazdığı cevapta Şeyh Muhsin-i Fânî'nin ileri sürdüğü itirazları cevaplamıştır. (“Yenı İlm-i Kelâm Hakkında”, Sebilürreşad Mecmuası, İstanbul 1339, cild XXII, sayı 549-550, s. 30-32 ve 551-552, s. 38-40). Şeyh Muhsin-i Fani'ye cevap niteliğinde bir makale kaleme alan Ahmet Nazif de İzmirli'ye destek çıkarak bu tartışmalara katılmıştır. (“Yeni İlm-i Kelâma Lüzum Var mı Yok mu?”, Sebilürreşad Mecmuası, İstanbul 1339, cild XXII, sayı 561-562, S. 117119).

378 bk. “Kelâm Kitaplarının Asrın İhtiyaçlarına Göre Islahı ve Yazılması”, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e İslâm Düşüncesinde Arayışlar, İstanbul 1999, s. 47-52.

379 Musa Carullah, “el-Muvafakat Neşrine Ait Bir-İki Söz”, (el-Muvafakat Tercümesi'nin baş kısmında), trc. Mehmet Erdoğan, İstanbul 1990, I, 18; Musa Carullah hakkında geniş bilgi için bk. Mehmet Görmez, Musa Carullah Bigiyef, Ankara 1944, s. 89-161.

380 Detlev Khalid, “Soma Aspects of Neo Mu'tezilism”, age., V,8, 1969, s. 323-324.

381 Adil Çiftçi, İslâm'ı Yemden Düşünmek, Ankara 2000, s. 170-178.

382 Fazlur Rahman, İslâm ve Çağdaşlık, s.281-285.

383 Detlev Khalid, “Soma Aspects of Neo Mu'tezilism”, age., V.8, 1969, s. 338-339.

384 Zühdi Carullah, age., s. 228-229; M. Said Özervarlı, Kelâmda Yenilik Arayışları, s. 54.

385 Detlev Khalid, “Soma Aspects of Neo Mu'tezilism”, age., V.8, 1969, s. 324.

386 İlyas Çelebi, İslâm İnanç Sisteminde Akılcılık ve Kadı Abdülcebbar, Rağbet Yayınları: 188-201.

387 Abdülfettah Lâşîn, Belâgatü'l-Kur'an, Kahir 1978, s. 41-42.

388 Ibnü'l-Murtaza, Tabakatü'l-Mu'tezile, s. 112.

389 İbnü'l-Murtaza, ae., s. 112.
1   ...   31   32   33   34   35   36   37   38   39


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə