Issn: 2148-6026. Yakın Doğu Üniversitesi Adına Sahibi Owner on Behalf of Near East University



Yüklə 3,32 Kb.

səhifə19/92
tarix17.09.2017
ölçüsü3,32 Kb.
1   ...   15   16   17   18   19   20   21   22   ...   92

Cahiliye Döneminde Lât Kültü
 
45
Ve Allah’a
Ki Allah onlardan daha yücedir.
110
6- Şefaatçi olarak kabul etmek: 
Cahiliye döneminde Arapların ger-
çek  güç  sahibi  olarak  Allah’ı  kabul  ettikleri,  onun  rızasına  ulaşmak 
veya öfkesinden emin olmak için ise aralarında Lât’ın da bulunduğu 
sair  putlara  ibadet  ettikleri  bilinmektedir.  Allah’ın  huzurunda  ken-
dilerine  şefaat  edeceklerine  inandıkları  bu  tanrıların  memnun  edil-
mesiyle  hoşnut  olan  Allah’ın  hem  kendilerine  bu  dünyada  hem  de 
“ukbe’d-dâr” yani öte dünyaya da şefaatçi olacaklarına inanıyorlardı. 
Bunun en tipik örneği Mekke’nin önemli simalarından biri olan Nadr 
b. Haris’tir. Şehrin elit insanları arasında bulunan, hatta kimi rivayet-
lerde adı zındıklar, yani dehriler arasında geçen Nadr, Lât ve Uzzâ’ya 
ibadet etmelerinin gerekçesini” Lat ve Uzzâ bize kıyamet gününde şe-
faat edeceklerdir” diyerek izah etmektedir.
111
 Hatta Nadr’ın bu iddiası 
üzerine  birçok  ayet-i  kerimenin  nazil  olduğu  ifade  edilmektedir.  Bu 
ayetlerden bir kaçı şunlardır: “
۪ۜهِنْذِا  ِدْعَب ْنِم  َّالاِا ٍعي۪ف َش ْنِم اَم

112
, “Onun izni ol-
madan hiç kimse şefaatçi olamaz” (Yunus, 3); yani “
ىَلَع ىٰرَتْفا ِنَّامِم ُمَلْظَا ْنَمَو 
اًبِذَك ِ ّٰهللا
” “Allah’a yalan izafe edenden daha zalim kim olabilir ki « (Enam 
93)
113
; yani “
اَمَو ْۚمُكِروُهُظ َءآَرَو ْمُكاَنْلَّاوَخ اَم ْمُتْكَرَتَو ٍةَّارَم  َلَّاوَا ْمُكاَنْقَلَخ اَمَك ىٰداَرُف اَنوُمُتْئ ِج ْدَقَلَو 
َ۟نوُمُعْزَت ْمُتْنُك اَم ْمُكْنَع  َّال َضَو ْمُكَنْيَب َعَّاطَقَت ْدَقَل ۜاُ۬ؤٰٓكَر ُش ْمُكي۪ف ْمُهَّانَا ْمُتْمَعَز َني۪ذَّالا ُمُكَءآَعَف ُش ْمُكَعَم ىٰرَن
” 
Onlara: “and olsun ki, sizi ilk kez yarattığımız gibi bize birer birer geldi-
niz; (size verdiğimiz nimetleri de arkanızda bıraktınız). İçinizde Allah’ın 
ortakları olduğunu sandığınız şefaatçilerinizi beraber(inizde) görmüyo-
ruz.  And  olsun  ki  aranızdaki  bağlar  kopmuş,  ortak  sandıklarınız  siz-
den ayrılmışlardır” denecek”
 (Enam 94).
114
 Nadr’ın bu iddiası üzerine 
birçok ayetin nazil olması bu düşüncenin yaygınlığını göstermektedir. 
Nitekim Mekke’nin lideri konumundaki Ebu Süfyan’ı Hz. Peygamber 
Mekke’nin fethi günü İslam’a davet edip bu putlardan uzaklaşması-
nı talep ettiğinde o da bunların “Kıyamet gününde kendilerine Allah 
katında şefaatçi olacaklarını” söylemekle kalmamış, onların hem “bu 
dünyada  hem  de  öte  dünyada  menfaatleri  vardır”  cümlesiyle  şefaati 
nasıl  algıladıklarını  da  izah  etmiştir.
115
  Yine  İslam  dini  nazil  olmaya 
başladığı zaman Hz. Peygamber yüce Allah’ın azametinden bahsedip 
Lât ve Menât ile Uzzâ’nın bir işe yaramadığını söylediğinde Mekke’nin 
110 Cevad Ali, VI, 234.
111 Bkz.  Ebu’l-Muzaffer  Mansur  b.  Muhammed  es-Semanî  (ö:  489/1096),  Tefsiru’l-Kur’an, 
(tahk: Yasir b. İbrahim-Ğuneym b. Abbas), Riyad 1997, III, 2; ayrıca bkz. Mahmud b. 
Hamza b. Nasr el-Kirmanî (ö: 505/1110), Ğaribu’t-tefsir ve acâibu’t-te’vil, I-II, Beyrut ty, 
I, 478.
112 Sem’anî, Tefsir, III, 2.
113 Bkz. İbn Ebi’l-Hatim er-Razî (ö.327/938), Tefsiru’l-Kur’ani’l-azim li İbn Ebi Hatim, (tahk: 
Esad Muhammed et-Tayyib), I-X, Mekke 1419, III, 973.
114 Bkz. Taberî, Tefsir, (tahk: Ahmed Muhammed Şakir), I-XXIV, Risale Yayınları, 2000, XI, 
94.
115 Bkz.  Mukâtil  b.  Süleyman  (ö:  150/767),  Tefsiru  Mukatil  b.  Süleyman,  (tahk:  Abdullah 
Muhammed Şahata), Beyrut 1423, III, 470.


46
 
Y
akın
 D
oğu
 Ü
nİversİtesİ
 İ
lahİYat
 F
akÜltesİ
 D
ergİsİ
müşrikleri Hz. Peygambere itiraz etmiş ve “putlarını ayıplamamasını, 
zira onların kıyamet gününde Allah katında kendilerine şefaatçi ola-
caklarını söylemişlerdir”.
116
 Buna göre Cahiliye dönemi Arapları put-
larının  şefaatine  hem  dünya  beklentileri  hem  de  ahiret  için  ihtiyaç 
duydukları anlaşılmaktadır.
7- Lât’ın Adıyla Bir İşe Başlamak: 
Cahiliye döneminde özelde Taif-
liler genelde Arapların önemli bir kısmı bir işe başlayacakları zaman 

تلالا مساب
”  Lât’ın  adıyla  başlıyoruz,  derlerdi.
117
  Kurban  kestikleri  za-
man  da  “
يزعلاو تلالا مساب
”  Lât  ve  Uzzâ  adıyla  başlarlardı.
118
  Kur’an’da 
özellikle kurbanların Allah’ın adıyla kesilmesinin emredilmesinin ne-
deni cahiliye dönemindeki bu uygulamayı ortadan kaldırmaktadır.
8- Lât’a Adak Adanması ve Kurban Kesilmesi: 
Cahiliye dönemi Arap-
ları Lât’a adaklar adar ve kurbanlar takdim ederlerdi. İnsanlar yanla-
rında kurbanlık hayvanları ile Lât’ın huzuruna gelir, bu hayvanlar ya 
kendileri tarafından orada kesilerek, ziyaretçilere dağıtılır veya sadine 
teslim edilerek onun uygun gördüğü bir zamanda kesilmeleri istenir-
di. Rivayetlere göre Lât’ın huzuruna gelenler ona taleplerini ilettikleri 
zaman kendisi de onlara sözlü olarak cevap verirdi. Başta İbnu’l-Kel-
bî olmak üzere bu mevzu ile ilgilenen tarihçilerin bir kısmı Menât ve 
Uzzâ ile birlikte Lât’ın da içerisinde bir şeytanın bulunduğunu ve bu 
şeytanın hem sadinlere hem de mabede ibadete gelenlere göründük-
lerini,  onlarla  konuştuklarını  iddia  etmektedirler.
119
  Bu  konuya  dik-
kat çeken Yakut el-Hamevi de Lât’ın içerisinde bir şeytanın olduğunu 
ve kendisini ziyarete gelen şahıslarla konuştuğunu söylemektedir.
120
 
Öyle anlaşılıyor ki Lât’ın cazibesini artırmak ve halk üzerinde bir etki 
bırakmak için içine bir düzenek kurulmuş, bu düzenek aracılığıyla çı-
kan sesler sadinler tarafından onun konuşması şeklinde yorumlanmış 
ve bundan da çıkar elde edilmeye çalışılmıştır. Yoksa bunun normal 
bir konuşma olmadığı anlaşılmaktadır. Zira böyle bir konuşma olmuş 
olsaydı  duymadıkları,  görmedikleri  ve  konuşmadıkları  halde  putlara 
neden  ibadet  edildiği  eleştirisini  yönelten  Kur’an’a  gerek  Mekkeliler 
gerekse Taifliler itiraz ederlerdi. Oysaki böyle bir itirazın olduğuna dair 
herhangi bir bilgiye sahip değiliz.
9- Lât’ın Adının Çocuklarına verilmesi: 
İnsanlar Lât’a çok değer ver-
dikleri  için  çocuklarına  onun  isimlerini  verirlerdi.  Kaynaklarımızda 
Lât bağlamında en çok karşılaşılan şahıs isimleri şunlardır: Zeydullat 
116 Bkz. Semanî, Tefsir, V, 294.
117 Bkz. Merağî, Tefsir, XI, 82.
118 Bkz. Fahrettin er-Razî (ö: 606/1210), Mefâtihu’l-Ğayb, Beyrut 1420, XI, 283; Ebu’l-Abbas 
el-Buseylî et-Tunusî (ö: 803/), Nuket ve’t-Tenbihât fi Tefsiri’l-Kur’ani’l-mecid, (tahk: Mu-
hammed Taberânî), I-III, Daru’l-Beyda 2008, II, 46.
119 Bkz. Ezrakî, I, 127.
120 Bzk. Yakut el-Hamevî, Buldân, V, 4.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   15   16   17   18   19   20   21   22   ...   92


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə