Journal of selcuk communication



Yüklə 5.01 Kb.

səhifə108/108
tarix22.07.2018
ölçüsü5.01 Kb.
1   ...   100   101   102   103   104   105   106   107   108

Selçuk İletişim, 7, 3, 2012 
 
240
 
Tablo  2.  Cinsiyet  -  Hata  Ortalaması  Karşılaş-
tırması 
Cinsiyet 
N (Hata) 
Hata Ortalaması 
Kadın 
31 
.77 
Erkek 
30 
1.53 
Tablo 2’de görüldüğü üzere; erkek katılımcıla-
rın  hata  ortalamasının  kadınlara  göre  daha 
yüksek  gerçekleştiği  saptanmıştır  (Kadınlar 
için 
=  0.77,  Erkekler  için 
=1.53).  Sonuç; 
yalan söylerken erkeklerin kadınlardan anlamlı 
düzeyde  daha  fazla  hata  yaptıklarını  göster-
mektedir.  Bu  da  kadınların  yalan  söylerken 
erkeklerden  daha  güçlü  bir  hafızaya  sahip  ol-
duğunu göstermektedir. 
8. 2. Anlatım Süresi ve Cinsiyet 
Veriler  Bağımsız  Örneklem  t  Testi’ne  tabi 
tutulmuş ve test sonucunda cinsiyet ve anlatım 
süresi  arasında  anlamlı  bir  fark  bulunamamış-
tır.  
Tablo 3. Bağımsız Örneklem t Testi 

df 
Sig         
(2 tailed) 
Ortalama 
Fark 
Standart 
Hata 
Farkı 
.465 
59 
.644 
3.8097 
8.2041 
Tablo  4.  Cinsiyet-Anlatım  Süresi  Karşılaştır-
ması 
Cinsiyet 

Anlatım             
Ortalaması 
Kadın 
31 
94.710 
Erkek 
30 
90.900 
Bu  sonuca  göre  ikinci  hipotez  doğrulanmamış 
ve kadın ve erkek katılımcılar arasında, gerçek 
olmayan bir olayı anlatma süresinde cinsiyetler 
arası bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Sonuç-
lar Tablo 3 ve 4’te gösterilmiştir. 
8. 3. Geri Anlatım Süresi ve Cinsiyet 
Veriler  Bağımsız  Örneklem  t  Testi’ne  tabi 
tutulmuştur.  
 
Tablo 5. Bağımsız Örneklem t Testi 

df 
Sig       
(2 tailed) 
Ortalama 
Fark 
Standart 
Hata 
Farkı 
-2.431 
59 
.018 
-10.345 
4.255 
Test  sonucunda  cinsiyet  ve  geri  anlatım  süresi 
arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (t=-2.43; 
df= 59; p< 0,05) (Tablo5). 
Tablo  6.  Cinsiyet-Geri  Anlatım  Süresi  Karşı-
laştırması 
Cinsiyet 
N (Saniye) 
Geri Anlatım 
Ortalaması 
Kadın 
31 
41.35 
Erkek 
30 
51.70 
Yapılan analizin ortalamaları alındığında, Tab-
lo  6’da  görüldüğü  üzere;  kadın  katılımcıların 
geri anlatım süresi ortalamasının erkeklere göre 
düşük  olduğu  saptanmıştır  [Kadınlar  için 

41.35(saniye), Erkekler için  = 51.70(saniye)]. 
Bu  sonuçlara  göre  erkeklerle  karşılaştırıldığın-
da  kadınların hafızalarının  daha  kuvvetli  oldu-
ğu,  daha  az  bilişsel  zorlanma  yaşadıkları  ve 
anlattıkları  yalanı  daha  kolaylıkla  hatırlayarak 
daha  kısa  bir  sürede  tersine  kronolojik  sıra  ile 
anlatabildikleri tespit edilmiştir. 
8. 4. Sınırlılıklar 
Bu  araştırma  belli  bir  yaş  grubu  ve  eğitim  dü-
zeyindeki katılımcılara uygulanmıştır.  
Tablo 7. Katılımcıların Yaş Ortalamaları 
Cinsiyet 
Ortalama 

Standart 
Sapma 
Kadın 
31.48 
31 
4.130 
Erkek 
34.53 
30 
5.178 
Toplam 
32.98 
61 
4.884 
Kadınların yaş ortalaması  =31,48;SD= 4.130, 
Erkeklerin  yaş  ortalaması 
=34,53;SD= 5.178 
(Tablo 7).   
 


Yalan Söyleme Kabiliyeti ve Cinsiyetler Arası Bir Karşılaştırma (234-243) 
 
241 
Tablo 8. Katılımcıların Eğitim Durumu 
Eğitim Durumu 
Frekansı 
Yüzdesi 
Yüksek Lisans 
17 
27.9 
Üniversite 
41 
67.2 
Lise 

4.9 
Toplam 
61 
100 
Ayrıca  eğitim  düzeyleri  de  Tablo  8’de  görül-
düğü  gibi  ağırlıklı  olarak  üniversite  mezunları 
(F=41)  ve  yüksek  lisans  mezunları  şeklinde 
(F=17)  gerçekleşmiştir.  Lise  mezunları  sadece 
üç  kişidir  (F=3).  Araştırmaya  katılan  katılımcı 
sayısı da kısıtlı tutulmuştur (K=31, E=30). 
GENEL TARTIŞMA ve SONUÇ 
Araştırma  boyunca,  “yalan”  kavramı  üzerine 
bazı  tanımlar  özetlenirken,  yalan  söyleyen 
kadınlar  ve  erkekler  arasında,  yalanı  hafızada 
tutmak  boyutunda  anlamlı  bir  fark  olacağı 
şeklindeki hipotez ispatlanmaya çalışılmıştır. 
Araştırma sonucunda kadınların erkeklere göre 
hafızalarının daha güçlü olduğu ve söyledikleri 
yalanları daha kolaylıkla akıllarında tutabildik-
leri  belirlenmiştir.  Bu  bakımdan  beklentilerle 
örtüşmüştür.  Araştırma  boyunca,  kadınların 
büyük  çoğunluğunun  sayısı  hiç  de  az  olmayan 
(kronolojik  sıra  ile  sekiz  yalan  olay)  yalanları 
söylerken  zorlanmadıklarını,  normal  konuşma 
tempolarını  düşürmediklerini  gözlemlemiştir. 
Buna  karşılık  erkek  katılımcıların  ise  daha 
fazla zorlandıkları değerlendirilmiştir. 
Anlatım süresi, kişilerin hikâye anlatma tarz ve 
becerilerine göre değişiklik gösterdiğinden yani 
bazı kişiler daha ayrıntılı yalan söylerken bazı-
ları daha yüzeysel söylediğinden, anlatım süre-
sinin  ölçülmesi  çok  sağlıklı  olmamıştır.  Elde 
edilen  anlatım  süreleri  toplu  halde  değerlendi-
rildiğinde  hiçbir  anlamlı  ilişki  gözlenmemiştir. 
Bu  nedenle  araştırma  sonuçlarına  dahil  edil-
memiştir. 
Hikâyeyi  tersine  kronolojik  sıra  ile  yeniden 
anlatma süresinde anlamlı bir fark saptanmıştır. 
Geri anlatım süresinde, cinsiyetler arası yapılan 
karşılaştırmada,  .018  düzeyinde  anlamlı  fark 
gözlenmiş  ve  tespit  edilen  geri  anlatım  süresi 
ortalamalarından  kadın  katılımcıların  anlattık-
ları  yalanı  geri  anlatırken,  hafıza  bakımından 
erkek  katılımcılar  kadar  zorlanmadıkları  ve 
daha seri bir şekilde geri anlatabildikleri belir-
lenmiştir. 
Kadın katılımcılar, söyledikleri yalanları akılla-
rında  daha  fazla  tutabilmişler  ve  daha  az  hata 
yapmışlardır.  Ancak  erkek  katılımcıların  hata 
sayısı  daha  fazla  gerçekleşmiş  ve  söyledikleri 
yalanları  daha  az  akıllarında  tutabildikleri,  bu 
nedenle  yalan  söyleme  becerilerin  hafıza  kıs-
taslarına  göre  düşük  gerçekleştiği  belirlenmiş-
tir.  
En anlamlı fark bilişsel yük bakımından ortaya 
çıkmıştır.  Kadınların  anlattıkları  yalanları  ter-
sine  bir  sırayla  hatırlamaya  çalışırken  hiç  zor-
lanmadıkları  ve  kısa  bir  sürede  geri  anlatabil-
dikleri  hem  gözlenmiş,  hem  de  istatistiksel 
olarak  tespit  edilmiştir.  Erkeklerin  ise  geri 
anlatmada  bilişsel  olarak  daha  fazla zorlandık-
ları,  hareketleri  ile  bunu  belli  ettikleri  gözlen-
miş,  bunun  da  istatistiksel  olarak  gerçekleştiği 
tespit edilmiştir.  
Kişilerin  kullandıkları  el  ile  bakış  yönleri  ara-
sında  herhangi  bir  korelasyon  gözlenmediği 
için  araştırma  sonuçlarına  dahil  edilmemiş  ve 
bakış  yönü  ile  yalan  söyleme  arasında  anlamlı 
bir bağ olmadığı yönündeki araştırma sonuçları 
bir kez daha teyit edilmiştir  (Vrij 2008: 60). 
Elde  edilen  bulgular, iletişimciler  ve  psikolog-
lar tarafından tartışmaya açıktır. Araştırmacının 
kişisel  kanaati;  sonuçların  farklı  çıkmasının 
nedeninin,  toplumumuzda  kız  ve  erkek  çocuk-
lara  karşı  farklı  davranılması  olduğu  şeklinde-
dir.  Geleneksel  Türk  Toplumu’nun,  erkek  ço-
cukları  kayırması,  çocukluktan  itibaren  hatala-
rını hoş görmesi, serbest bir tarzda yetiştirmesi, 
buna  karşılık  kız  çocukları  daha  baskıcı  bir 
tutumla  yetiştirmesi,  özellikle  kız-erkek  ilişki-
leri  konusunda  anlayışsız  ve  katı  davranması-
nın  sonucunda,  erkek  çocuklarının  daha  az 
yalan  söylemek  zorunda  bırakıldığı  ve  bu  ne-
denle  yalan  söylerken  daha  fazla  zorlandığı; 
ancak  kız  çocuklarının  daha  fazla  yalan  söyle-
mek  zorunda  kaldıkları  için  yalan  söylemeye 
alışkanlık  kazandıkları  ve  daha  rahat  yalan 
söyledikleri  sonucu  çıkartılabilir.  Birçok  çalış-
ma  çocukların  büyüdükçe  daha  iyi  yalancılar 
olduklarını  ve  böylece  büyüklerini  daha  iyi 
kandırabildiklerini gösterdiğinden (DePaulo ve 


Selçuk İletişim, 7, 3, 2012 
 
242
 
ark.  1982:  709;  Ekman  1989’den  aktaran 
Gervais ve Tremblay 2000: 213) bu yaklaşımla 
büyüyen  kız  çocuklarının  ilerleyen  yaşlarda 
kadın  bireyler  olarak  daha  başarılı  bir  şekilde 
yalan  söyleyebildikleri;  erkeklerin  de  aynı 
sebeplerden hareketle daha başarısız yalancılar 
oldukları sonucu çıkartılabilir.  
Elde  edilen  sonuçlar  Lewis’in  (1989:  443)  üç 
yaş  çocukları  üzerine  yürüttüğü  çalışma  ve 
yorumları  ile  de  örtüşmektedir.  Lewis’e  göre 
kız  çocukları  doğası  gereği  toplumsal  onaya 
daha  fazla  ihtiyaç  duyduğundan;  üzerlerinde 
daha  fazla  toplumsal  baskı  olduğundan  ve 
cezalandırılma korkusu erkeklere göre kadınlar 
üzerinde  daha  motive  edici  olduğundan  kan-
dırmaya daha eğilimlidirler. 
Türkiye’de sözsüz iletişim işaretlerinin ve buna 
bağlı  olarak  yalan  işaretlerinin  tespiti  üzerine 
yapılan  özgün  araştırma  sayısı  yok  denecek 
kadar  azdır.  Bu  alanda  literatürü  arttırmak  ve 
Türk toplumuna özgü sözsüz iletişim olgusunu 
bilimsel  açıdan  tespit  etmek  üzere,  deneysel 
araştırmaların daha fazla yapılması ve üniversi-
telerin  bu  konuda  araştırmaları  teşvik  etmesi 
gerekliliği  değerlendirilmektedir.  Bu  konuda 
ilerleyen  zamanlarda  yapılacak  araştırmalar 
daha geniş bir örneklem alınarak ve çeşitli yaş 
ile  eğitim  gruplarını  karşılaştırarak  yapılabilir. 
Örneklem  alınan  grup  daha  ziyade  geleneksel 
Türk  aile  yapısından  gelen  kişilerdir.  Farklı 
toplumsal  gruplara  yapılacak  testlerden  de 
ilginç  sonuçlar  alınabileceği  değerlendirilmek-
tedir. 
Yapılan  araştırma,  kadınların  yalan  söylerken 
erkeklere  nazaran  daha  az  zorlandıklarını  gös-
termiştir.  Ancak  bu  husus,  kadınların  daha 
başarılı  yalan  söyleyebildikleri  anlamına  gel-
memektedir.  Yalan  söylemek,  daha  doğrusu 
başarılı  yalan  söylemek  karmaşık  ve  hayatın 
genel  akışına  aykırı  bir  süreçtir.  Bu  nedenle 
konunun  sadece  yalanı  hatırlama  ve  hafıza 
boyutu  ile  değil,  tüm  yönleri  ile  incelemek 
gereklidir.  Bu  çalışma,  ilk  olması  sebebiyle 
oldukça  dar  kapsamda  tutulmuştur.  İleride  bu 
alanda  araştırma  yapacak  olanlar,  daha  geniş 
bir örneklem üzerinde bu testi uygulayabilirler. 
Örneklemin yaş ve eğitim seviyesi bakımından 
homojen olması, araştırmanın başka bir sınırlı-
lığıdır.  Bu  nedenle  araştırmanın  tekrarında 
farklı  yaş  grupları  ve  özellikle  farklı  eğitim 
düzeyleri  karşılaştırılabilir.  Yine  mesleklere 
göre  yalan  söyleme  becerilerinde  farklılıklar 
değerlendirildiği  için  (Vrij  ve  ark.  2010:  10), 
farklı  meslek  gruplarının  üzerinde  de  çalışma 
tekrarlanabilir.  Araştırmanın  varyasyonlarının 
arttırılması ilerleyen yıllarda bu alanda çalışma 
yapmak  isteyecek  olan  araştırmacılara  da  ışık 
tutacaktır. 
KAYNAKÇA 
Angelo  T  (2008)  Lecturing  for  (Deeper) 
Learning 
in 
Largeclasses, 
http://www. 
youtube.com/watch?v=OtXtYNOiEIU,  erişim 
tarihi: 25.09.2011. 
Cole  T  (2001)  Lying  to  the  One  You  Love: 
Theuse of Deception in Romanticrelationships, 
Journal  of  Social  and  Personal  Relationships, 
108, 107. 
Çakmak  E  K  (2007)  Çoklu  Ortamlarda  Dar 
Boğaz:  Aşırı  Bilişsel  Yüklenme,  Gazi  Eğitim 
Fakültesi Derg, 27 (2), 1-24. 
DePaulo  B  M,  Ansfield  M  E  ve  Bell  K  L 
(1996).  Theories 
About 
Deception  and 
Paradigms for Studying it: A Critical Appraisal 
of 
Bullerand 
Burgoon’s 
İnterpersonal 
Deception 
Theory 
and 
Research, 
Communication Theory, 297–310. 
DePaulo  B  M,  Kashy  D  A,  Kirkendol  S  E  ve 
Wyer  M  M  (1996)  Lying  in  Everyday  Life, 
Journal  of  Personality  and  Social  Psychology, 
70 (5), 979-995. 
DePaulo B M  ve Kashy D A (1998) Everyday 
Lies in Close and Casual Relationships, Journal 
of  Personalityand  Social  Psychology,  74,  63-
79. 
Dreber  A  ve  Johannesson  M  (2008)  Gender 
Differences 
in 
Deception. 
Economics 
Letters,99, 197-199. 
Edelstein  R  S,  Luten  T  L,  Ekman  P  ve 
Goodman  G  S  (2006)  Detecting  Lies  in 
Children and Adults, Law Human Behavior,30, 
1-10. 
Ekman  P  (1985) Telling Lies: Clues to Deceit 
in the Marketplace, Politics and Marriage,  W. 
W. Norton, New York (Reprinted in 1992 and 
2001). 
Freud S (1959) Collected Papers, New York: 
Basic Books. 


Yalan Söyleme Kabiliyeti ve Cinsiyetler Arası Bir Karşılaştırma (234-243) 
 
243 
Geary  J (2000) Deceitful Minds, Time Europe, 
www.time.com /time/world/ article/0,8599,20 
56196,00.html 3/13/2000, erişim tarhi: 30.11. 
2011. 
Gervais  J,  Tremblayi  R  E,  Tremblay 
Desmarais-Gervais  L  ve  Vitaro  F  (2000) 
Children’s Persistentlying, Gender Differences, 
and  Disruptive  Behaviours:  A  Longitudinal 
Perspective, 
International 
Journal 
of 
Behavioral Development, 24, 213. 
Glenn 


Jr 
(2006) 
Littlewhitelies 
(Ornegotiationtactics)  in  Mediationand  How 
the 
Affect 
Them 
Ediatoranalysis 

Commentary,  Maritime  Law  Bulletin,  (2006-
2007) 
Goman C K (2008) İşyerinde Beden Dili, Emel 
Lakşe (çev), Alfa Yayınları, Ankara. 
Jensen  A  L,  Arnett  J  J,  Feldman  S  S  ve 
Cauffman  E  (2004)  The  Right  to  do  Wrong: 
Lying  to  Parents  Among  Adolescents  and 
Emerging 
Adults, 
Journal 
of 
Youth&Adolescence, 33 (2), 101-112. 
Jones  S  (2011)  Under  Pressure:  Women  who 
Plead  Guilty  to  Crimes  They  Have  not 
Committed, 
 
Criminology 

Criminal 
Justice,11(1),77–90. 
Lewis  M, Stanger C ve Sullivan  M  W (1989) 
Deception in Three-Year-Olds,  Developmental 
Psychology, 25, 439–443. 
Mitchell    R  W    (1986)    A  Framework  for 
Discussing  Deception,    R  W  Mitchell  &  N  S 
Mogdil  (eds.),  Deception:  Perspectives  on 
Human 
and 
Nonhuman 
Deceit, 
State 
University    of    New  York  Press,  Albany,    pp. 
3-40.  
Paas  F,  Tuovinen  J  E,  Tabbers  H    ve    Van 
Gerven 


(2003) 
Cognitive 
Load 
Measurement  as  a  Means  to  Advance 
Cognitive 
Load 
Theory, 
Educational 
Psychologist, 38 (1), 63-71. 
Pease  A  ve  Pease  B  (2006)  The  Definitive 
Book of Body Language,  Bantam Books, New 
York. 
Schober O (1996)  Beden Dili (Davranış Anah-
tarı),  Süeda  Özbent  (çev),  Arion  Yayınevi, 
İstanbul. 
Sweller J (2009) The Many Faces of Cognitive 
Load Theory, T+D, 63,8, 22-22. 
Tyler J M, Feldman R S ve  Reichert A (2006) 
The Price of Deceptive Behavior: Disliking and 
Lying  to  People  Who  Lie  to  Us,  Journal  of 
Experimental Social Psychology, 42, 69–77. 
Üretmen S (2008) Cinsiyet, Yalan Söyleme ve 
Çıkar Elde Etmenin Yalana İlişkin Yüklemele-
re  Etkisi,  Yayımlanmamış  Doktora  Tezi,  A  Ü 
Sos. Bil. Enst., Ankara.  
Vrij  A  (2008)  Detecting  Lies  and  Deceitp  it 
Falls  and  Opportunities,  John  Wiley  &  Sons 
Ltd.,West Sussex. 
Vrij A, Ennis E, Farman S, ve Mann S. (2006a) 
People’s  Perceptions  of  Their  Truthful  and 
Deceptive 
Interactions 
in 
Daily 
Life, 
Manuscript Submitted for Publication. 
Vrij  A,  Mann  S,  Robbins  E  ve  Robinson  M 
(2006b)  Police  Officers  Ability  to  Detect 
Deception  in  High-stakes  Situations  and  in 
Repeated  Lie  Detection  Tests,  Applied 
Cognitive Psychology, 20, 741–755. 
Vrij A, Granhag P A ve Mann S (2010) Good 
Liars,  The  Journal  of  Psychiatry  &  Law.  - 
0093-1853, 38, 77-98 
Vrij  A,  Granhag  P  A,  Mann  S  ve  Sharon  L 
(2011)  Out  Smarting  the  Liars:  Toward  a 
Cognitive  Lie  Detection  Approach,  Current 
Directions in Psychological Science, 20, 28. 
Zuckerman  M,  Speigel  N  H,  DePaulo  B  M  ve 
Rosenthal  R  (1982)  Nonverbal  Strategies  for 
Decoding  Deception.  Journal  of  Nonverbal 
Behavior,6, 171–187. 


 
244 
YAYIN KURALLARI 
1.  Selçuk  İletişim,  tüm  iletişim  bilimleri  ile  ilgili 
inceleme, düşünce, uygulamaya dayalı araştırma vb. 
nitelikli yazıların yer aldığı akademik “hakemli” bir 
dergidir. Dergiye gönderilen makaleler, yayın kuru-
lunca ön değerlendirmeye alınır  ve kurulca  belirle-
nen en az iki hakemin olumlu raporuyla yayınlanır. 
2.  Selçuk  İletişim,  Temmuz  ve  Ocak  aylarında 
olmak üzere yılda iki kez yayınlanır. 
3.  Yazılar,  bir  yayın  organında  yayımlanmamış 
veya  halen  yayın  aşamasında  bulunmamış,  özgün 
ürünler  olmalıdır.  Bu  kurala;  yazının  kongre,  sem-
pozyum  veya  bir  toplantıda  bildiri  şeklinde  sunul-
muş olması engel değildir. 
4.  Yazılar,  A4  boyutundaki  kağıdın  sadece  bir  yü-
züne,  12  punto  harf  karakteriyle  ve  Times  New 
Roman fontuyla word belgesi olarak yazılmalıdır. 
5. Yazılar, birisi orijinal, ikisi de kopya olmak üzere 
3  nüsha  sunulmalıdır.  Çalışmalar,  disket  veya 
CD’ye  kaydedilmiş  olmalı  ve  yazılı  nüshalarla 
birlikte editörün adresine gönderilmelidir.  
6.  Yazarların  unvanı  ve  görev  yeri  dipnotta  göste-
rilmelidir. 
7. Yazılar,  özetler dahil en az 3500, en çok 10.000 
sözcük olmalıdır. 
8. Yazılarda fotoğraf  ve grafiklere  yer verilmemeli, 
bulguların  değerlendirilmesinde  word  tabloları 
kullanılmalıdır. 
9.  Yayınlanmasına  karar  verilen  yazıların, yazar  ve 
yazarlarına iki adet dergi gönderilir. 
10.  Dergiye  gönderilen  yazılar,  yayınlansın  veya 
yayınlanmasın geri gönderilmez. 
11. Belirtilen  ilkeler  dahilinde  yazıların sorumlulu-
ğu  (yayında  ilklik,  kaynak  doğruluğu,  ileri  sürülen 
görüşler vb.) yazarına aittir. 
12.  Yayınlanan  makalelerin  her  türlü  telif  hakkı, 
Selçuk İletişim Dergisi’ne aittir. 
13.  Yazılarda  200  kelimeyi  geçmeyen  Türkçe  ve 
İngilizce  özet  bulunmalı,  özetin  altında  anahtar 
sözcükler (key words) yer almalıdır. 
14.  Çalışmanın  şu  sırayı  takip  etmesi  uygundur: 
Başlık,  Özet,  Anahtar  Sözcükler,  Yabancı  Dildeki 
Başlık,  Abstract,  Keywords,  Giriş,  Ana  Metin, 
Sonuç ve Kaynaklar. 
Kaynakların Düzenlenmesi 
1.  Kaynaklar,  ana  metin  içerisinde  yazar  soyadları, 
tarih  ve  sayfa  numaraları  yazılarak  verilmelidir: 
(Fiske  1996: 45)  veya  (Özerkan  ve  İnceoğlu 1997: 
63) gibi. 
2.  Yazarlar  ikiden  fazlaysa,  ilk  yazarın  soyadından 
sonra “ve ark” ibaresi kullanılmalıdır: (Campbell ve 
ark. 1960: 28) gibi. 
3.  Gönderme  yapılan  kaynaklar  birden  fazlaysa, 
virgülle  ayrılmalıdır:  (Fiske  1996:  72,  Bostancı 
1995: 121, Bon 1979: 3) gibi. 
4. Kaynakçada sadece ana metinde gönderme yapı-
lan kaynaklara yer verilmeli ve yazar soyadına göre 
alfabetik bir sıra izlemelidir. 
5. Bir yazarın birden çok çalışması kaynakçada yer 
alacaksa  yayın  tarihine  göre  eskiden  yeniye  doğru 
bir  sıralama  yapılmalıdır.  Aynı  yılda  yapılan  çalış-
malar için “a, b,c...” ibareleri kullanılmalı ve bunlar 
metin içinde yapılan göndermelerde de aynı olmalı-
dır. 
6.  Kaynakçada  eserleri  belirtme  şekli  aşağıdaki 
gibi olmalıdır. 
Kitap 
Bostancı  M  N  (1995)  Toplum  Kültür  ve  Siyaset, 
Vadi Yayını, Ankara. 
Çeviri Kitap 
Fiske  J  (1996)  İletişim  Çalışmalarına  Giriş,  Süley-
man İrvan (çev), Ark Yayını, Ankara. 
Editörlü Kitaplar 
Burgoon M and Bettinghaus E P (1980) Persuasive 
Message  Strategies,  M  E  Roloff  and  G  R  Miller 
(eds),  Persuasion:  New  Directions  in  Theory  and 
Research,  Sage  Publications,  California,  pp  141-
169. 
Makaleler 
Aykaç  B  (1990)  Propaganda  ve  Halkla  İlişkiler, 
Kooperatifçilik Derg, 90, 27-50. 
Tezler 
Kalender  A  (1998)  Seçmen  Tercihini  Etkileyen 
Propaganda  ve  İletişim  Faktörleri:  Türk  Seçmen 
Davranışı  üzerine  Bir  Araştırma  (Konya  Örneği), 
Doktora Tezi, GÜ Sos. Bil. Enst., Ankara. 
Bildiriler 
Tuncel H (1997) Küresel Şirketler, Yerel Medyalar, 
5. Uluslar arası Sosyal Bilimler Kong, 12-14 Kasım 
1997, Ankara. 
İnternet  
Anderson  S  P  (2005)  Regulation  of  Television 
Advertising,www.virginia.edu/economics/papers/ 
anderson/tvadreg081705.pdf,  erişim  tarihi:  27.06. 
2006. 



Dostları ilə paylaş:
1   ...   100   101   102   103   104   105   106   107   108


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə