Kur 'an ve sünnete yapişmak biD'at ve biD'at ehli 2 Konuyla İlgili Rivayetler 3



Yüklə 233,29 Kb.
səhifə1/11
tarix30.10.2018
ölçüsü233,29 Kb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11

KUR 'AN VE SÜNNETE YAPIŞMAK BİD'AT VE BİD'AT EHLİ 2

Konuyla İlgili Rivayetler 3

Sünnete Yapışmak İle İlgili Rivayetler 5

Bid'at Ve Bid'at Ehli 7

Konu İle İlgili Rivayetler 8

Dersler Ve Öğütler 8

Dersler Ve Öğütler 9

Dersler Ve Öğütler 10

Dersler Ve Öğütler 11

Dersler Ve Öğütler 11

Dersler Ve Öğütler 13

Dersler Ve Öğütler 14

Dersler Ve Öğütler 14

1. İmam Şafii (r.a): 17

2- İbni Hazm (r.a): 18

3- İmam Gazali (r.a): 18

4- İbni Esir (r.a): 18

5- Şeyh Abdullah Dihlevi (r.a): 18

6- İbni Receb Hanbeli (r.a): 19

7- İbni Hacer Askalani (r.a): 19

8- İbni Hacer Haysemi (r.a): 19

9- Zerkeşi (r.a): 19

10- Şeyh Muhammed Bahit (r.a): 19

11. Dr. Abdullah Draz (r.a): 19

Bid’atın Kısımları 20

1. Bid'atın Normal İşlerle Ve İbadetlerle İlgili Olması 20

2. Bid'atin Gerçek Ve İzafi Olması 20

3. Bid'atin Güzel Ve Çirkin Olması 20

4. Bid'atin İşi Yapmak Ya Da Bırakmakla İlgili Ol­ması 21

5. Bid'atin İtikadı, Kavli Ve Ameli Olması 22

6. Bidatlerin Külli Ve Cüz'i Olması 22

7. Bid'atlerin Yalnız Ve Bağlantılı Olması 22



KUR 'AN VE SÜNNETE YAPIŞMAK BİD'AT VE BİD'AT EHLİ

Kitap ve sünnet, esasta İslam ve imanın kendisidir. Bu ikisi imanın temel ölçülerinden (erkanından) iki ölçü (rüku)'dür. Kim kitabı ya da sünneti inkar ederse, İslamiyeti tümüyle inkar etmiş olur. Her müslümana düşen, kitap ve sünnete inanmak, bu ikisini yüceltmek ve bunlara hürmet etmektir.

Yüce Allah şöyle buyuruyor:

"Bu böyledir; kişinin Allah'ın nişanelerine hürmet göstermesi, kalplerin tak­vasından (Allah'a karşı gelmekten sakınmasından)'dır."1

Allah'ın nişanele­rine hürmet göstermek böyle olunca, Allah'ın kelamına (sözüne) hürmet göster­menin yerinin ne olacağını anlamamız gerekir. Artık Allah'ın vahyinin yerinin ne olacağım da buradan çıkarabiliriz.

Her müslümanın kitap ve sünnete bağlanmanın gerekliliğine inanması esas alınır. Bu inançta olmayanın, kafir olacağına hükmedilir. Ancak sünnetin mütevatir olanı ve bu dereceye ulaşmamış olanı vardır. Yine kesin (kuvvetli) bir ri­vayet ile gelmiş olanı, zayıf rivayetle gelmiş olanı vardır. Yine kesin anlam or­taya koymakla birlikte (delaleti kati) rivayeti şüpheli (zanni, kati olmayan) olan­lar vardır. Bunun tersi şekilde rivayeti kesin olmakla birlikte, delaleti zanni, kesin bir anlam ortaya koymayan, değişik anlamlar çıkarılmasına uygun olanlar vardır. Bunun yanısıra hem delaleti, hem de rivayati zanni olanlar vardır. Yani hem anlamı itibariyle kesin bir hüküm ortaya koymayan, hem de rivayeti sahih olmayıp zayıf ya da hasen olanlar vardır.

Kur’an-ı Kerim'in tümünün rivayeti kesindir. Ancak içerisinde anlam yönün­den kesin bir hüküm ortaya koyanlar, delaleti kati olanlar bulunduğu gibi, kesin bir hüküm ortaya koymayanlar, delaleti zanni olanlar da bulunmaktadır. Bir kişinin kafirliğine hükmedilmesi, temelde Kur'an ve sünnete bağlanmanın gerekli olmadığını ileri sürmesi halindedir. Yine hem rivayeti kesin, hem de dela­leti kesin olan bir şeyi inkar edenin de küfrüne hükmedilir. Bunun ötesindeki konular tafsilata dayanır. Bu yüzden diyoruz ki: Kur'an'a ve sünnete bağlanma­nın gerekliliği hükmü, her bir nass hakkında tefsir, hadis ve akaid alimlerinden içtihad derecesinde olanların yaptıkları tefsirlere göre değerlendirilir. Bu ilim adamları, nasslardaki anlamın, ayrıntılı olarak nelere işaret ettiğini ortaya koy­muşlardır. Bunların dışında bu mesele ile ilgili olarak söz söyleyenler, yahut o ilim adamlarının içtihadlanna aykırı iddialarda bulunanlar, sözleri derecesinde ya yanılgıya düşerler, ya doğrudan uzak kalırlar, ya da tamamen sapıklığa düşebilirler.

Akaid, fıkıh, fıkıh usulü tefsir usulü ve hadis usulü kitaplarında ilim adam­larının kitap ve sünnete bağlanmanın gerekliliği konusu ile ilgili açıklamala­rına geniş yer verilmiştir. Sayılan tüm ilimleri, bütün incelikleri ile bilen bir ilim adamı, "kitap ve sünnete bağlanma" ile kastedilenlerin inceliklerini de bi­lir. Kitap ve sünnete bağlanma, icma, kıyas, uygun örf ve ümmetin maslahatına imkan verebilecek durumlar, istihsan ve ıstıshab esaslarına göre belirlenmiş hükümlere uymayı da gerektirir. Bazı kurallar vardır ki, konulmuş olan hüküm­lerin anlaşılması ile ilgili ölçüleri ortaya koyar. Bazı kurallar da vardır ki, hüküm çıkarmanın ölçülerini verir. Bunların yanısıra bazı kurallar da, değişik deliller arasında nasıl tercih yapılabileceğine dair ölçüleri bildirir. İşte bütün bu kurallarla ilgili açıklamalar, ilim adamlarının, "Kur'an ve sünnete bağlanma" ile ne kastedildiği konusu üzerindeki inceliği açıklamaktadır.

Hariciler, "Hüküm ancak Allah'a aittir" esasına dayanarak bazı iddialarda bulunmuşlardır. Bu esas doğrudur ve yerindedir. Ancak onar bu esastan yola çıkarak sapıklığa düşmüşlerdir. Bunun gibi, "kitap ve sünnete dönme" esasını öne çıkaran bir takım insanlar vardır. Ancak bunlar, bu iddiaları ile ilmin ve fıkhi birikimin üzerine bir çizgi çekme gibi bir taşkınlığa düşmektedirler. Onların bu tutuklan, ümmet ve ilim adamları hakkında şüphe uyandırmaktadır. Bu konuya özellikle dikkat çekmek istiyoruz.

Kur'an ve sünnette, bu ikisine uymanın gerekliliği ile ilgili pek çok nass bu­lunmaktadır. Konuyla ilgili Kur'an-ı Kerim ayetlerinin bazıları şöyledir:

"Allah'a itaat edin, Resulullah (a.s)'a ve içinizden emir sahiplerine itaat edin."2

"De ki: Allah'a ve Resulullah'a itaat edin."3

"Size peygamber neyi verirse onu alın, sizi neden alıkoyarsa ondan da geri durun."4

"Hep birlikte Allah'ın ipine sarılın ve dağılmayın."5

"Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap gelmiştir, Allah, rızasını gözeten­leri onunla selamet yollarına eriştirir."6

"Size ansızın, farkına varmadan, azab gelmeden önce Rabbinizden size indi­rilen en güzel söze, Kur'an'a uyun."7

"Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir. Ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar."8

Hasan-ı Basri bu ayetle ilgili olarak şöyle söylemiştir:

"Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinin düşünülmesi ile kastedilen, onlara uymak, ge­tirdiği ilme göre amel etmektir"

Mücahid de, yüce Allah'ın: "kitabı gereğince okuyanlar var ya.."9

ayet-i kerimesi ile ilgili olarak şöyle söylemiştir:

"Bunlar, o ayetlerin hükümlerine gerektiği şekilde amel ederler." Yüce Allah şöyle buyuruyor:

"Rahman olan Allah'ı zikirden yüz çevirene, yanından ayrılmayacak bir şey­tanı musallat ederiz."10

Bu ayet ile kastedilen anlamın şu olduğu söylenmiştir:

Kim Allah'ın kitabı olan Kur'an'd an ve onun içindeki hükümlerden yüz çevi­rerek saptırıcıların bozuk ve saçma sözlerine itibar ederse, ceza olarak onun başına bir şeytanı musallat ederiz ve bu şeytan onu iyice yoldan çıkarır, üstelik sürekli beraberinde bulunarak yanından hiç ayrılmaz.

Yüce Allah bir ayet-i kerimesinde de şöyle buyuruyor:



"Allah ve peygamberi bir şeye hükmettiği zaman, iman sahibi erkek ve kadı­na artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz."11

İslamiyet, başlangıç ve sonuç itibariyle kitaba ve sünnete teslim olmaktır. Kitab ve sünnet, yükümlülük altındaki insanın ihtiyaç duyacağı her şeyi içine almaktadır. Yüce Allah şöyle buyuruyor:



"Sana her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kur'an'ı indirdik"12

"Kur'an, kendinden önceki kitapları tasdik eden, iman sahibi millete her şeyi açıklayan, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir."13

Kitap ve sünnet ve bu ikisinden doğru bir şekilde çıkarılan anlamlar, sıhhatli yollarla bu ikisinden çıkarılmış olan hükümlerin tümü İslam'dır. İslam oldukça geniş çaplıdır. Çünkü insan hayatı ile ilgili hangi mesele varsa, Allahu Teala onun hakkında bir hüküm koymuştur. İslam, bütün yönleri ile hayatın kendisi­dir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:



"Ey iman edenler, Allah ve peygamber sizi, hayat verecek şeye çağırdığı za­man icabet edin"14

İslam'a girmenin anahtarı geçmişte olduğu gibi şimdi de şehadettir. Resulullah (a.s) İslam'a girenlere temel ölçüler üzerinde rehberlik ediyor ve onların İslam içindeki hayatlarının başlaması, sonra da kitap ve sünnet prensipleri doğrultusunda ilerlemeleri için yol gösteriyordu. Dinin tümünün bu gibi nasslar olduğunu sananlar hata etmektedirler. Bir yerde, özel bir meseleden söz edilir ama onunla genel anlam kastedilir, bir başka yerde genel bir konu üzerinde du­rulur ama özel anlam kastedilir. Yine cüz'i bir ifade ile külli anlamın, külli ifade ile de cüz'i anlamın kastedildiği durumlar olmaktadır. Bu gibi şeylar arapların belli bîr yetişme süresi sonucunda edindikleri kabiliyete göre, anlayabile­cekleri hitabet usulleridir. İlimde rüsuh sahibi olan yani meseleleri incelikleri ile kavrayabilen ilim sahipleri ise, her şeyi yerli yerine koyarlar. Aşağıda kitap ve sünnete bağlanmanın gerekliliğinden söz eden bazı nasslar veriyoruz:






Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə