Mehmet eröZ’de türklerde totemizm izleri



Yüklə 58,13 Kb.

tarix07.12.2017
ölçüsü58,13 Kb.


MEHMET ERÖZ’DE TÜRKLERDE TOTEMİZM İZLERİ 

 

 

Mustafa TALAS

*

 

 

ÖZET 

Mehmet Eröz, Türk kültürünü çok farklı yönleriyle araştırıp kendinden sonra ge-

len sosyologların hizmetine sunmuştur. 

Türklerde totemizm izleri meselesi, kültür ve toplum tarihindeki konulardan farklı 

biri olarak dikkat çekmiştir. Totemizm, sosyoloji ve sosyal antropolojide insanlığın klan 

devrinden kalma birtakım anlayışlarına verilen addır. Bu anlamda, Eröz, Türklerin de 

eski yaşayışlarının bir uzantısı olarak totemik anlam taşıyan anlayışlarının var olduğu-

nu öne sürmektedir. Kurt, at, koyun(özellikle koç), güvercin gibi hayvanlar bu anlayışla-

rın sembolik örnekleridirler. 

Özellikle Alevî-Bektaşî kültüründeki tavşan eti yememe ve onu uğursuz sayma 

adetinin bu dönemden kalma totemik iz taşıdığı konusu, Türklerdeki totemik iz taşıyan 

unsurlar arasında öne çıkmaktadır. 

 

ANAHTAR SÖZCÜKLER 

Totem, totemizm, Türklerde totemizm, Türk Kültürü ve totemizm. 

 

MEHMET ERÖZ’S VIEWS ON THE TRACES 

OF THE TOTEMISM IN THE TURKS 

 

ABSTRACT 

Mehmet Eröz has contributed to Turkis sociology by studying Turkish culture in 

its different aspects. The problem of  totemism in the Turkish culture has been important 

for the researchers. In sociology and anthropsloyy totemism is seen as a conception of 

the primitive cultural era of the human society. In this sense, Eröz claims that Turks also 

had totemistic understanding. Wolf, horse, ram and pigeon are conveyed as the samples 

of the Turkish totemism. 

In particular, the rabbit matter in the Alawi and Bektashi culture has represented 

an interesting pattern of the totemism. In this understanding, the rabbit has is related to 

bad luck, for that reason,  meat of the rabbit is not eaten. 

 

KEY WORDS 

Totem, totemism, totemism in the Turks, Turkish culture and totemism. 

 

 

 

 

                                                            

*

  

Dr. ,İnönü Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü. 




Mustafa TALAS 

 

284 



Giriş 

Türk Kültürü ile ilgili önemli hususları inceleyerek onları sosyal bilimle-

rin hizmetine sunmayı önemli bir görev sayan Merhum Prof. Dr. Mehmet Eröz, 

Türklerde kutsal sayılan ya da uğursuz olduğuna inanılan bazı hayvanlarla ilgili 

anlayışların totemik iz taşımakta olduğunu düşünmektedir. 

 

Türk Sosyolojisine özellikle Türk Kültürü boyutlu alan araştırmalarıyla 



desteklenmiş çalışmalarla katkıda bulunmuş olan Eröz, vefat ettiği 1986 yılına 

kadar Türkiye’nin sosyal yapı sorunlarını incelemenin önemini vurgulamıştır. 

 

Türk sosyal sisteminde bazı kutsal ya da uğursuz sayıldığına inanılan şey-



leri de değerlendirmeye tabi tutan Eröz, özellikle kurt, koyun (koç), at, tavşan 

gibi hayvanların Türklerde var olduğuna inandığı totemik sembollerin en başta 

gelenleri olduğunu ifade etmektedir. 

 

Çalışmanın birinci bölümünde sosyolojik ve sosyal antropolojik olarak to-



tem ve totemizm açıklanmaya çalışılırken, ikinci bölümünde ise, başta Mehmet 

Eröz’ün yaklaşımı olmak üzere Türklerde totemizm izleri izah edilmektedir. 



 

1. Sosyal Antropolojik Olarak Totemizm  

Sosyoloji ve sosyal antropoloji literatüründe önemli bir yer tutan sosyal 

bir olay olarak totemizm, insanlığın klan ve kısmen ilkel devirlerinde geçerli 

olan inanç ve kavrayışlardır.  

 

Mehmet Eröz, bütün cemiyetlerde totemizmin izlerini bugün dahi göre-



bilmenin mümkün olduğunu ifade etmektedir.

1

 



 

Totemizm kelimesi, sosyolog ve sosyal antropologlar tarafından, “Totem” 

kelimesinden meydana getirilmiştir. Kelime Kızılderili adı verilen Kuzey Ame-

rika yerlilerinden alınarak, sosyal ilimler edebiyatına mal edilmiştir. Bu yerliler 

ve Afrika ve  Avusturya klanları, totem adı verilen hayvan, nebat veya eşyayı 

kutlu, mübarek sayar, eşyada bile bir hayat tasavvur eder, kendileri ile bu totem-

ler arasında bir hısımlık bulur ve aynı atadan geldiklerine inanır, totemlerine son 

derece hürmet eder, ona dokunmaktan çekinirler. Totemi öldürme, kesme, yeme, 

ona dokunma hususundaki yasağa “tabu” adı verilir. Malenezyalılardan alınmış 

totemizme ait diğer bir kavram “Mana”dır. Hem klan mensubunda, hem de to-

                                                            

1

   ERÖZ, M.; “Doğu Anadolu Yer Adları Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma”, Atatürk-



Milliyetçilik-Doğu Anadolu, TDAV Yay., İstanbul 1987, s. 247. 


Mehmet Eröz’de Türklerde Totemizm İzleri 

 

 



  285

temde ortaya çıktığına ve içtimai hayatı düzenlediklerine inandıkları bu esrarlı 

kuvvete “mana adını verirler.

2

 



 

2. Türklerde Totemizm Üzerine Bir Tetkik 

Türk içtimai teşkilatının 24’e ayrılması, Oğuz ili’nin her dört boyunun bir 

“ongun” ve “töz”ü (totemi) vardı. “Ongun” olarak zikredilen avcı kuşlar başlıca 

şahin, kartal, tavşancıl, sungur, uç ve çakır’dır”. Bu kuşlardan “Uç” kuşunun 

Kadirli –Saimbeyli taraflarında bilindiği ve adına “Karakuş” dendiğini Eröz 

araştırmalarında öğrendiğini belirtiyor. Bu yırtıcı kuş, 7-8 kilo ağırlığında, sıkış-

tırıldığında insanlara saldıran ve parçalayabilen bir hayvandır.

3

 Bu hayvan adı 



pek çok yerde yer adlarına geçmiştir. Kilis ili merkez ilçeye bağlı “Arpakesmez” 

köyünde “Karakuş” soyadını taşıyan ailelerin bulunması ve yine merkez ilçeye 

bağlı birçok köyde de kuş soyadını taşıyan ailelere rastlanması buna örnek ola-

rak verilebilir. 

 

Ziya Gökalp, Eski Türklerin toteme “ongon” dediklerini belirtirken 



Abdulkadir İnan, “töz”ün Türkçe olduğunu savunuyor. Ongun’un Moğolca ol-

duğunu bu nedenle Türklerin “töz” dediklerini ifade ediyor.

4

 Eröz ise “ongon”un 



Moğolca bir kelime dahi olsa kullanım olarak Türkçe’ye iyice yerleşmiş oldu-

ğunu dile getiriyor. Buna örnek olarak Avşarların kurduğu “Onguncular Köyü” 

ve şifa bulmak, iyileşmek anlamındaki “onmak” sözcüğünün de bu kökten gel-

diğini önemle vurgulamaktadır.

5

 

 



Eröz, Anadolu’da bazı hayvanların uğurlu veya uğursuz sayılmalarını, te-

kin sayılmalarını totemizm devirlerinden kalma silik izler olarak değerlendirir. 

Tavşanın uğursuz sayılması, ayıdan çekinip adını anmama, kurttan korkup 

“peygamber iti” diye anma buna örnek olarak verilebilir.

6

 

 



Bahaeddin Ögel’de şamanizmin bir kalıntısı olarak İslamiyetin kabulün-

den sonra Türklerde; dervişlerin istedikleri zaman bir hayvan şekline girebilme 

(donuna girme) inancını da totemizm izleri olarak değerlendiriyor. O’na göre 

kuş totemi veya sembolleri daha ziyade ileri toplumlarda görülür. 24 Oğuz bo-

yunun damgalarındaki sembol kuşlar, bunun en güzel örneğidir. İlk Türk Müs-

lüman dervişleri de zaman zaman bir kuş donuna girerlerdi. Ahmet Yesevi turna 

                                                            

2

  



ERÖZ, M.; “Türk İçtimai Hayatında Totemizm İzleri”, İktisat Fakültesi Mecmuası’ndan Ayrı 

Basım, İstanbul 1973, s. 289. 

3

  

ERÖZ, M.; agm., s. 293. 



4

  

İNAN, A.; Makaleler ve İncelemeler II, Türk Tarih Kurumu Yay., Ankara 1991, 



5

  

ERÖZ, M.; agm., s. 293. 



6

  

ERÖZ, M.; Türk Kültürü Araştırmaları, İstanbul 1977, s. 81. 




Mustafa TALAS 

 

286 



donuna; Hacı Bektaş Veli güvercin donuna, Abdal Musa ise geyik donuna bürü-

nürlerdi.

7

 Salurların paralarında Salur damgası, Osmanlı Devleti’nde II. Murat 



Zamanına kadar kayı damgası, Akkoyunlu paralarında Bayındır damgası vardı. 

Akkoyunların sadece paralarında değil, yaptırdıkları eserlerde, resmi vesikalarda 

ve bayraklarda da vardı.

8

 



 

Eröz, Doğu Anadolu’daki “Kürt” adıyla anılan, Türkmenliğin, aslını kay-

betmiş olduğuna inandığı kabilelerde de 24’lü boy teşkilatına rastlandığını ifade 

ediyor. Hem de Şeref Han tarafından yazılmış olan Oğuzname tarzı eserin Kürt-

lere has olarak gösterilen teşkilat tarzını, isimlerin bir sosyal teşkilatta bu derece 

taklidin düşünülemeyeceği için, bu delillerle eski Türk geleneğini devam ettir-

diklerini savunuyor.

9

 



 

Eröz, kazın da önemli totem özelliği taşıdığını belirtir. Ona göre Anado-

lu’da Tahtacıların mezar taşlarındaki “Kaz ayağı” resminin çizili olması ile 

“Ehl-i beyt pençesi”nin kaz ayağına benzemesi arasında doğrudan ilişki vardır. 

Ehl-i beyt pençesi tamamen kaz ayağına benzer.

10

 



 

Türkler atı da kutlu saymış, bir “at kültü” meydana getirmiş, atı ayinlerde 

kurban edip, merasim, şölenlerle yemişlerdir. “Barak” veya “it” adı verilen kö-

pek de kutlu sayılmıştır. Proto-Bulgarlar, Kıpçaklar (Kumanlar) köpeği kutlu 

saymışlardır. Kırgızların “Kumayık Köpeği” bütün hayvanların törüsü, yani 

hamisi sayılmaktadır.

11

 

 



Kurdun Totemizm Fonksiyonu ve Türk İçtimai Teşkilatı: Göktürkler kurt-

tan türediklerine inanıyorlardı. Göktürk Kağanı’nın muhafızları kurttan türedik-

lerini sayıyorlardı. Kağan çadırının önüne kurt başı süsler konur, kurt başlı bay-

rağı Göktürk hakanına Çin İmparatoru göndermek suretiyle iltifatta bulunurdu.

12

 

 



B.Ögel’de, Çin kaynaklarının Göktürk Devleti içinde ve Altay dağlarında 

oturan Tarduş Türklerinin atasından “kurt başlı bir insan” olarak bahsettiğini, 

bunun da Türk totemizminin bir izi sayılmasının bir gereği olduğunu ifade 

                                                            

7

  

ÖGEL, B.; Türk Mitolojisi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1993, s. 29-36. 



8

  

ERÖZ, M.; age., s. 82. 



9

  

ERÖZ, M.; age., s. 82. 



10

   ERÖZ, M.; “Türk İçtimai Hayatında Totemizm İzleri” İktisat Fakültesi Mecmuası’ndan Ayrı 

Basım, İstanbul 1973, s. 295. 

11

   ERÖZ, M.; agm., s. 295. 



12

   ERÖZ, M.; agm., s. 295. 




Mehmet Eröz’de Türklerde Totemizm İzleri 

 

 



  287

eder.


13

 Onun izahatlarına göre, “Kurt Kültü” çok erken çağlarda meydana gelen 

bir  unsur olarak (Orta Asya’nın ileri Toplumlarında ve büyük devletlerde) ça-

bucak silinmiş ve ancak efsanelerde bir motif ve bayraklarda da bir sembol ola-

rak kalmıştır. Göktürklerin “Kurt başlı bayrakları” bu çok eski hatıraların bize 

kadar gelen izleridir. 

 

A.İnan’a göre, en eski Türk destanının merkezi unsuru “Başkurt” olmuş-



tur. Bugünkü Şamani Türklerden kurdun kutsi mahiyeti olduğu görülür. Şaman 

davullarında mutlak kurt resmi bulunur. Tuha (Uranhay) Türklerinin kam duala-

rında Bozkurt’a aşağıdaki şekilde hitap edilir: 

 

Yukarı Tanrı’dan memurum 



Yedi gün (muttasıl) yemek yemez (hayvan)ım 

Tanrımın merhametli (bende)si 

Bozkurdum, efendim! 

Ağız ve burnunu (dili ile) yalamakta olan  

Boz kurdum!..

14

 



 

Kafesoğlu ise, Eski Türklerde totemciliğin varlığı ile ilgili görüşlere ka-

tılmaz. O, kurdun ata olarak tanınmasının, bu hayvana saygı duyulmasının ye-

terli delili olmadığını iddia eder. Sosyal ve hukuki yönleri bulunmayan bir teşki-

latın inanç sistemi olamayacağını, bu şartların eksikliğinin totemciliğin var ol-

madığının ortaya koyduğunu dile getirir.

15

 

 



O.Turan da “bozkurt”un yol gösterici, klavuz ve rehber olarak, Oğuz 

Han’ın, Göktürklerin ve Oğuzların uğurlu yardımcıları ve mübarek olarak say-

dıkları bir sembol olduğunu ifade ediyor. Hatta bazı Avrupalıların geyiğe ben-

zettikleri hayvan ile Süryani Mihael’in “köpeğe benzer” dediği kılavuzun da 

yine kurt olduğunu söylüyor. 

 

Eröz, konuyla ilgili olarak canlı örnekler veriyor. O, Kozan Kürtlerinin 



yeni doğmuş çocuğu kurt gibi güçlü  ve uğurlu olsun diye kurt postunun içinden 

geçirdiklerini dile getiriyor. Dede Korkut da, “Kurt yüzü görmek mübarektir” 

diyordu. Bütün Türk devletlerinde kurt bir semboldü, kurt başlı bayraklar kulla-

nırlardı. Ergenekon Destanı, Oğuz Destanı’da kurt yol gösterici, kurtarıcı, uğur-

lu, kutlu bir hayvandı. Kurt, Türklerin eski bir totemi idi. Eröz, Kozan Kürtleri-

                                                            

13

   ÖGEL, B.; Türk Mitolojisi, TTK Yay., Ankara 1993, s. 36. 



14

   İNAN, A.; “Türk Rivayetlerinde Bozkurt”, Makaleler ve İncelemeler I Türk Tarih Kurumu 

Basımevi, Ankara 1987, s. 73. 

15

   KAFESOĞLU, İ.; Türk Milli Kültürü, 9. Baskı, Boğaziçi Yay., İstanbul 1993, s. 284. 




Mustafa TALAS 

 

288 



nin yeni doğan çocuklarını kurt postundan geçirmelerini bu gözle değerlendir-

menin gerektiğini belirtir.

16

 Ayrıca hem Orta Asya’da hem de Kozan Kürtlerin-



de lahusaya musallat olan kadının yatağının altına kurt postundan bir parça ko-

yulduğunu, bu  parçanın da ana ve yavruyu albastıya karşı koruduğuna inanıldı-

ğını ifade eder.

17

  



 

Kurt, Türklerde bazı boylara ismini de vermiştir. Başkurtlar gibi... Kutsal 

mağaralar, kurdun dolaştığı yerler, bulunduğu yüksek yerler Anadolu’daki mes-

kun mahallere de isim olmuştur: “Bozkurt (Selim-Kars), Kurtköy (Pendik-İst) 

(Arpaçay-Kars), Kurtkale Nah. (Çıldır-Kars), Aşağıkurdoğlu (Göle-Kars), 

Kurtdemirkapı (Göle), Kurtömer (Iğdır), Karakurt Nah. (Sarıkamış-Kars), Kur-

talan  İlçesi (Siirt), Kurtmahmut (Aşkale-Erzurum), Kurdu (Hınıs-Erzurum), 

Kurtuşağı (Akçadağ Malatya), Kurtdere (Harput-Elazığ), Kurtoğlu (Kangal-

Sivas) (Diyarbakır), Kurtlarlı (Divriği-Sivas) Kurtlukaya (Sarkışla-Sivas) 

Kurtdoğan (Muradiye-Van) Kurtek (Çıtak-Van), Kurtekavil (Gevaş-Van), 

Kurtkapan (D. Beyazıt-Ağrı), Kurtlapa (Yıldızeli-Sivas)..” Bunlardan başka kurt 

adını taşıyan pek çok köyümüzün olduğunu Eröz belirtir.

18

 

 



Eröz’e göre, kurdun totemik iz taşıması hususunda önemli bir delil de, 

ismiyle çağrılmaması adetidir. Gerek Anadolu’da gerekse Çuvaşlarda kurdun 

“peygamber iti” olarak çağrılması bu yönde değerlendirilebilir.

19

 Başkurtlarda 



da “börü” adının söylenmesinden sakınılması aynı adettendir. Anadolu’da bazı 

bölgelerde akrebe “kuyruklu” denmesinin altında da aynı anlayışın yattığını 

söyleyebiliriz. Eröz, bu inançları, İslamiyetle çatışmadan Türk geleneği şeklinde 

yaşatılan değerler olarak gördüğünü belirtir.

20

 Ona göre bu tür bir anlayış atlara 



ve onların ruhlarına bağlılığın bir ifadesidir.

21

 



 

 

 

 

 

 

                                                            

16

   ERÖZ, M.; “Kürtlerin Menşei ve Türkmenlerin Kürtleşmesi”, Sosyoloji Konf. 5. Kitap, 



İstanbul 1964, s. 119. 

17

   ERÖZ, M.; age., s. 118. 



18

   ERÖZ, M.; “Doğu Anadolu Köy Adları Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma” Atatürk-

Milliyetçilik-Doğu Anadolu, TDAV Yay., İstanbul 1987. s. 248. 

19

   ERÖZ, M.; agm., s. 297-298. 



20

   ERÖZ, M.; agm., s. 298-299. 

21

   ERÖZ, M.; Milli Kültürümüz ve Meselelerimiz, İstanbul 1983, s. 40. 




Mehmet Eröz’de Türklerde Totemizm İzleri 

 

 



  289

Sonuç 

Türklerde bazı hayvanlar kutsal  ya da uğursuz sayıldıkları için, totemik 

iz taşıyan unsurlar olarak değerlendirilmektedir. 

 

Mehmet Eröz, özellikle kurt, koç, at, kartal gibi hayvanların bu şekilde 



totemik iz taşıdığını öne sürmektedir. Alevîlerin tavşan eti yememeleri ve onu 

uğursuz saymalarının da totemizme örnek olabileceği söylenebilir. 

 

Tavşandan başka, Anadolu’da akrep ve köpek gibi hayvanları da uğursuz 



olduklarına inanıldığının bir ifadesi olarak kendi isminin dışında bir isimle 

anılması anlayışı mevcuttur. 

 

Sonuç olarak yukarıdaki hayvanların Türklerin günlük hayatında önemli 



yeri olan hayvanlar olmasından dolayı, totemik bir işareti ifade ettiği rahatlıkla 

ileri sürülebilir.  

 

KAYNAKLAR 

ERÖZ, Mehmet; Atatürk-Milliyetçilik-Doğu Anadolu, TDAV Yay., İs-

tanbul 1987 

ERÖZ, M.; “Kürtlerin Menşei ve Türkmenlerin Kürtleşmesi”, Sosyoloji 

Konferansları 5. Kitap, İstanbul 1964, s.119. 

ERÖZ, M.; Milli Kültürümüz ve Meselelerimiz, İstanbul, 1983 

ERÖZ, Mehmet; “Türk İçtimai Hayatında Totemizm İzleri”,  İktisat Fa-

kültesi Mecmuası’ndan Ayrı Basım, İstanbul 1973, s.289-295 

ERÖZ, Mehmet; Türk Kültürü Araştırmaları, İstanbul 1977 

İNAN, Abdulkadir; Makaleler ve İncelemeler I - II, Türk Tarih Kurumu 

Yay., Ankara 1991 

İNAN, Abdulkadir; “Türk Rivayetlerinde Bozkurt”, Makaleler ve İncele-

meler I Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1987, s.73. 

KAFESOĞLU, İbrahim; Türk Milli Kültürü, 9. Baskı, Boğaziçi Yay., İs-

tanbul 1993, s.284.  

ÖGEL, Bahaeddin; Türk Mitolojisi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Anka-



ra 1993 

 



Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə