Mit dünden bugüne gizli dünyanin bilinmeyenleri tuncay özkan



Yüklə 3,49 Mb.
səhifə8/53
tarix08.03.2018
ölçüsü3,49 Mb.
növüYazı
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   ...   53


ettikleri Büyük Sultanahmet mitingi gerçekleştirilir. Miting 10 Ekim

1919'da açık havada yapılamadığından Sultanahmet Camiinde

gerçekleştirilir. Konuşmacılar Hamdullah Suphi, Kara Vasıf, Mehmet Emin

Yurdakul, Rıza Nur, Kemal Midhat' dır.

Karakol Cemiyeti çeteleri ve halkı silahlandırır. Anadolu'ya İstanbul

üzerinden silah sevkiyetı için Kocaeli'nde bir merkez oluşturulmuştur.

Teşkilat özellikle gümrüklerde örgütlenmeye önem verip, kara ve deniz

ulaşımında güçlü bir yapı kurmaya gayret göstermiştir. Bunu başardığı için

de çok sayıda sivil ve askeri Anadolu'ya geçirir. Örgüt düşman

cephaneliklerine İstanbul'da baskınlar düzenler, ele geçirdiği cephaneyi

Anadolu'ya aktarır .

Bu sırada Osmanlı yönetimi bir kaos içindedir. İstifa eden Ahmet İzzet

Paşa kabinesi yerine 11 Kasım 1918'de Ahmet Tevfik Paşa kabinesi, 13 Ocak

1919'da İkinci Tevfik Paşa kabinesi, 24 Şubat 1919'da üçüncü Tevfik Paşa

kabinesi, 4 Mart 1919'da ise Damat Ferit'in ilk kabinesi kurulmuştur.

Mustafa Kemal Halep'te Yedinci Ordu komutanı olarak görev yaptığı sırada

Vahdettin'e Talat Paşa kabinesi yerine kurulacak olan kabinede görev almak

istediğini bildirmiş, ancak İzzet Paşa kabinesinde istediği Harbiye

Nazırlığı görevi kabul görmemiştir. Mustafa Kemal İstanbul'da geçen ve

kurtuluş için çareler aranmaya adanan 6 aylık serüveninde güç ve iktidar

aramıştır. Bunu bulabilmek için bir ara 12 Ocak 1919'da istifa eden Tevfik

Paşa'nın yerine Sadrazam olma şansı bulunan Ayan Reisi Ahmet Rıza Bey ile

görüşmüş, ancak Harbiye Nezareti için Cevat Paşa'nın düşünüldüğünü

öğrenmiştir. Bunun yanı sıra Kurtuluş Planını gerçekleştirmek için

arayışlarını yılmadan devam ettirmiştir. Hatta Hürriyet ve İtilaf

Partisi'nin iktidara geleceğinin anlaşılması üzerine onlara yakınlaşmış

ama bu girişiminden de bir sonuç alamamıştır.

Ancak bunun üzerine Samsun'a çıkma ve Anadolu'daki kurtuluş hareketini

başlatma kararı alınmıştır. Bu amaçla önce Mustafa Kemal Samsun'a ordu

müfettişi olarak görevlendirilmiştir. Bu da Damat Ferit Paşa üzerinde

etkili olan Ali Fuat Bey ile akraba olan Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey'in

arzusu ile gerçekleşmiştir. Bu istek karşısında Enver Paşa'yı sevmediği

bilinen, Vahdettin ile 15 Aralık 1917- 4 Ocak 1918 arasında Almanya'ya

geziye giden ve Vahdettin tarafından sevilen Mustafa Kemal'in tayinini

Damat Ferit imzalamıştır. Bu dönemde İttihatçılarla ters düşen Mustafa

Kemal'in bu özelliğinden dönemin iktidarı da yararlanmak istemiştir. Bu

amaçla Doğu'da olaylar çıkartan İttihatçıların üzerine Mustafa Kemal'in

gönderilmesi düşünülmüştür.

Öte yandan Damat Ferit, Mustafa Kemal'i iktidar adayı gördüğü için

İstanbul'dan uzaklaştırmakta ve Samsun'a göndermekte bir sakınca

görmemiş, hatta mutlu olmuştur. Ayrıca 28 Şubat 1919 günü Atatürk ve Fevzi

Çakmak, Kazım Karabekir, Halil Kut ile İsmet İnönü'nün İstanbul'dan

uzaklaştırılması gerektiği konusunda İngiliz gizli servisinin

subaylarından Yüzbaşı Hoyland'ın İstanbul istihbarat merkezine verdiği

raporu da bulunmaktadır. Ancak daha sonra İngilizler Mustafa Kemal ve

arkadaşlarının Anadolu'ya daha önce çıkan diğer yüksek rütbeli subaylarla

buluşması tehlikesi karşısında bu değerlendirmeden vazgeçerek atamanın

durdurulması için Damat Ferit'e bir subaylarını göndermişlerdir.

DAMAT FERİT'TEN İNGİLİZ İSTİHBARATÇISINA MUSTAFA KEMAL RAPORU : "KUŞ UÇTU

EFENDİ"

İngiliz belgelerinde bu olay sırasında, ilgili subaya Damat Ferit'in

yavaşça: "Geç kaldınız efendi, kuç uçtu" demekle yetindiği

belirtilmektedir.

1919 yılında Mustafa Kemal daha Samsun'a çıkmadan önce Fethi Bey (Okyar)

aracılığıyla bir gizli örgütün kuruluş çalışmalarından haberdar

edilmiştir. Ancak bunun adının Karakol olduğu söylenmemiştir. Örgüt,

çalışmalarında Mustafa Kemal'in yanında yer aldığını belirtmekle birlikte,

gizliden bir başka düşünceyi de geliştirmeye çalışmaktadır. Bunda

yurtdışında bulunan İttihat ve Terakki önderlerinin direktiflerinin etkili

olduğu muhakkaktır. Bu amaç, Mustafa Kemal hareketinin İttihat ve Terakki

uzantısı olduğu havasını yaymak, hatta ikna edilmesi durumunda Mustafa

Kemal'i bu çizgiye çekebilmektir.

Sivas Kongresi sırasında Mustafa Kemal'e karşı Osmanlı Hükümeti de aynı

propagandanın içindedir. Çünkü halkta İttihat ve Terakkiye karşı büyük bir

tepki vardır. Mustafa Kemal bunu bertaraf edebilmek için çok çaba

gösterir. Karakol örgütünden Mustafa Kemal daha önceleri haberdar olmasına

karşın yapılanmayı tam bilememesinden olsa gerek, Nutuk'da Sivas Kongresi

sırasında haberdar olduğunu belirtmektedir. Kongre sırasında dağıtılan

bildirilerde örgütün kuruluş tüzüğü ve genel görev yönetmeliği yer alır.

Her ikisi de insanlar tarafından eleştirilir ve büyük tepki çeker. Örgüt'ü

Mustafa Kemal'in kurduğunu sanan çevreler tedirgin olmuşlardır. Mustafa

Kemal ise bunu reddeder ve örgütten haberdar olmadığını açıklar.

KARAKOL ÖRGÜTÜ KORKUTUYOR: ADAM ÖLDÜRMEK SERBEST

Bu sırada, İstanbul'da son derece etkili olan örgütün kurucularından Kara

Vasıf Bey, Sivas Kongresine delege olarak katılır. Bu sırada Mustafa Kemal

ile görüşür. Bu görüşmede Mustafa Kemal, örgütü Kara Vasıf Bey ve

arkadaşlarının kurduğunu anlar. Mustafa Kemal yazılı metinlerde bulunan

adam öldürülmesine olur veren ve her askeri kışlada bir Karakol Örgütü

komutanının bulanacağı, bir merkez komitenin oluşturulacağı şeklindeki

görüşlere katılmadığını Kara Vasıf'a belirtir. Hele İttihatçılık ile

bağlantılı bir şekilde yapılacak hareketin yeni oluşuma zarar vereceği

düşüncesini açıkça söyler. Daha sonra örgütün İttihatcılık

propagandalarına karşı önlemler alan, örgütü kendi direktifleri

doğrultusunda çalıştırmaya özen gösteren Mustafa Kemal, bunda tam

anlamıyla bir başarı sağlayamamıştır. Ancak örgütün geniş istihbarat

ağından ve İstanbul'daki etkinliğinden son noktasına kadar yararlanmıştır.

Karakol Örgütü Yönetmeliği'nde amaç yurdun kurtarılması olarak

belirtilmiştir. Her şey büyük bir gizlilik içinde olacaktır. Bunun için

örgüte girinler siyah bir Türk bayrağına sarılı Kuran üzerine yemin

ederler. Bu yemin geleneği gizli kurulan hemen bütün Türk örgütlerinde

aynıdır.

MİT NASIL YEMİN ETTİRİYOR

Bugün MİT'de mensuplarını alırken ve emekli ederken yemin ettirmektedir.

MİT' de iki aşamalı bir yemin uygulaması sözkonusu olmaktadır. İşe

girerken ilk yemin ettirilmektedir. Bu yemin bir yıllık eğitimini

başarıyla tamamlayıp, mensup statüsü kazanan kişilere yaptırılmaktadır.

Yemin bir el silah, bir el bayrak üzerinde yüksek sesle okunmaktadır.

Yemin okunurken yemine tanık olarak odada üç kişi daha bulunmaktadır. Bu

kişiler yemin şahidi olmaktadırlar. Yeminin içeriği Atatürk ilke ve

devrimlerine bağlılık, Türkiye'ye sadakat ve gerekirse ölmek, Anayasa ve

rejimi korumak, bölünmez bütünlüğü savunmak, laiklik ilkesinin savunucusu

olmak ana teması üzerinedir. MİT mensuplarına ettirilen bu yeminin içinde

istihbarat açısından Türkiye'ye sadık kalmak koşulu da bulunmaktadır.

MİT bir de emekli ederken yemin ettirmektedir. Ancak bu sefer ki yemin

kuran, ekmek, namus ve şeref üzerine edilmektedir ve içerde öğrendikleri

ve bildikleri konusunda ölene kadar konuşmamak ve yazmamak, bilgi vermemek

ilkesinden hareketle ettirilen bir moral yemindir.

NEDEN ADAM ÖLDÜRÜLÜR

Karakol örgütü gerektiğinde insan öldürülmesini karara bağlamıştır.

Öldürme geleneği Teşkilat-ı Mahsusa'dan olduğu gibi Karakol örgütüne

geçmiştir. Yönetimden üç kişi öldürülecek kişiyi yargılayıp karar veriyor,

karar başkanın onayından geçtikten sonra infaz ediliyordu. Ölüme yolaçacak

hareketler örgütçe şöyle saptanmıştır:

1- Emirleri yerine getirmemek, bunların yerine getirilmesi sırasında

gerekli fedakarlık ve basireti göstermemek, cemiyet nüfuzunu kullanarak

çıkar sağlamak.

2- Düşmanla işbirliği yapmak ve Türkleri imha etmeye çalışmak.

3-Hayatı pahasına da olsa örgütün sırlarını düşmanlara veya kendi

yakınlarına açıklamak.

Yönetim konusunda örgütü temsil yetkisi başkana verilmiştir. Başkan,

gerekli siyasi ve askeri tüm önlemlerin alınması ile görevlidir. Önemli

konular ise Genel Kurul' un tartışma ve ekseriyet kararına bırakılmıştır.

Örgüt, gelirlerini askeri kaynaklar ve bağışlardan sağlamıştır. Gelirler

çok gizli olarak toplanacaktır. Mustafa Kemal ve Ankara hükümeti daha

sonra bu örgüte operasyonlar için para göndermiştir.

KARAKOLCULAR MOSKOVA DA

Örgüt dış bağlantı açısısından o dönemde Mustafa Kemal hareketine sıcak

bakan ve anlaşmalar imzalayan Sovyetler Birlği'ni ön plana almıştır.

1919 Eylül ayında Kafkaslara gönderilen Osmanlı eski milletvekili Dr. Fuat

Sabit ile Karakol örgütü mensuplarından Yusuf Ziya ve Baha Sait Bey'ler

burada Bolşevik gizli servisiyle ilişkiler kurmuşlardır. Bunların

sonucunda para yardımı da sağlamışlardır. Ruslar ile hem İttihatçıların

hem de Teşkilat-ı Mahsusacıların görüşmeleri vardır.

İç örgütlenmede askeri merkezlerin dışında semt örgütlerine de ağırlık

verilmiştir. Örgüt Beşiktaş, İstanbul, Bakırköy ve Üsküdar bölümlerine

ayrılmıştır. Karakol, hücre zincir sistemiyle teşkilatını oluşturmuştur.

Karakol Teşkilatı mensupları kaçakçılık konusunda uzmanlaşmıştır. Bölümü

Askeri Sevkiyat Müdürü Ali Rıza Bey yönetir. Anadoluya durmadan cephane ve

adam gönderilir.

Örgüt ayrıca Ankara'nın ihtiyacı olan teknik subayları ve diğer askeri ve

sivil elemanları İstanbul Hükümetinde elde ettiği adamları aracılığıyla

atamalarını yaptırarak Anadolu'ya gitmelerini sağlamıştır . Bir süre sonra

örgütün bu yöntemi işgalcilerin dikkatini çekince, sivil giyimli

askerler, örgütün düzenlediği ve gerçeğinin aynısı gibi olan sahte

evraklarla seyahat etmeye başlarlar.

Örgütün üslerinden birisi de Merdivenköy' deki Bektaşi Tekkesi' dir.

Bektaşilerin bu ve benzeri yardımları Kurtuluş Savaşı sonrasında

Bektaşiliğe karşı Mustafa Kemal ve arkadaşlarının sempatisini

doğuracaktır. Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasına dair yasanın kapsam

dışında tutuğu ender dini mezhep örgütleri arasında Bektaşiler de bulunur.

Nedeni ise savaş yıllarındaki dayanışmalarıdır.

LİDERLERİ ANADOLUYA KARAKOL KAÇIRDI

Kaçakçılık bölümü, Anadolu hareketinin lider kadrosunu da İstanbul'dan

kaçırır. Ankara hükümetinin bel kemiğini oluşturacak Fevzi Çakmak, Kazım

Orbay, Saffet Arıkan, Kazım Özalp gibi kumandanları Karakolcular, Anadolu'

ya başarıyla geçirmiştir. Karakol örgütü 1919 ile 1921 arasında tam iki

bin subayı Anadolu' ya kaçırmayı başarmıştır.

Örgütün parolası daha sonra Kurtuluş Savaşı'nın sloganı haline gelen

"Ya istiklal ya ölüm" dür.

Örgüt yapısal olarak :Basın, propaganda, casusluk olarak üç bölüme

ayrılmıştır.

Basın ile ilişkilere büyük önem verilir. Çünkü İngilizler başta olmak

üzere Ankara hareketine karşı çıkan herkes basın yoluyla halkı

etkilemeye çabalar. Örgütün basın bölümünün sorumlusu Ali Rıza' Bey dir.

İleri gazetesi örgütün elindedir.

Propaganda bölümünün sorumlusu Berlin Büyükelçisi Kafkas Fırkası Kumandanı

Kemalettin Sami Bey'dir. Oluşturulan aydın grubuyla birlikte Türk hakları

İngiliz, Fransız ve İtalyan'lara anlatılır.

Casusluk servisinin başında Kurmay Yarbay Edip Servet Bey vardır. Örgüt

sızma, baskın gibi konularda önemli başarılar elde etmiştir. Yabancı

elçiliklerde ajnları vardır. Buralardan gelen belge ve bilgiler şifre

telgraflarla Ankara'ya ulaştırılır. Ali Galip ile adamlarının kongreyi

karıştırmak üzere Sivas'a gönderileceği, Tevfik Paşa Hükümeti'nin bir

darbe ile uzaklaştırılacağı, bazı İngilizlerin Erzurum'a yollanacağı

bilgileri, ajanların çalışmalarından elde edilip, Mustafa Kemal'e

iletilmiştir.

16 Mart 1920 de Misakı Millicilerin sindirilmesi için Meclisi Mebusan'a

yapılan baskını örgütün lideri Galatalı Şevket Bey daha önceden haber

aldıklarını belirtmektedir. Ancak bu baskın çerçevesinde Şevket Bey de

tutuklananlar arasında yer alır. Bu da örgüte büyük bir darbe indirir.

Karakol örgütü ile Mustafa Kemal arasındaki bağ konusunda, Şevket Bey

şunları söyler:

"Mustafa Kemal Paşa Anadolu'daki ordular, İstanbul kapılarına dayandıktan

sonra harekete geçmemizi emrettiğinden karşılık veremedik. Buna zorunlu

olduğumuz gün gerekirse düşmanla beraber şehri yıkacak ve savunmamızı

yapacaktık. Planlarımız hazırdı. Bu gizli mesai sonunda beni en fazla

yoran, tahkir olunan subaylarımızla, halkımızın zamansız bir mücadeleye

atılmasını önlemek yolundaki çabalarım olmuştu. Birliklerine indirilen

darbelerle ruh ve şuurları tam bir ihtilale uğramış yurtseverleri ikna

etmek kolay olmuyordu. Peşinen ölmeye razı olanlar ayaklarıma kapanarak

işbirlikçilerden beşini onunu öldürmeye müsade vermemi istiyorlardı. Kaç

tane subayım emrimi bozmamak için tabanca ile kendilerini vurdular.

Yaverim Mehmet Ali Bey' de bu kahramanlardan biridir."

Örgüt, genel olarak göze göz, dişe diş karşılığıyla çalışır. Kısasa kısas

genel ilkedir. 50 maddelik talimatnamelerinde cezalandırmayı vazifeleri

arasında sayan örgüt "kana kan,göze göz, mala mal alır ve hem de

mukabelei bilmisilde bulunur, asgari iki misliyle hareket eder" demiştir.

Hain olarak saptananların öldürülmesi için fedailerin

teşkilatlandırılacağı da belirtilmiştir. Bu acımasız kuralları yumuşatan

Mustafa Kemal olmuştur.

ATATÜRK KARAKOL'DAN KORKTU

Örgüt şartnamesinde bir milli ordu ve kurmay heyeti de oluşturmuştur.

Ancak bunların kim olduğu belli değildir. Mustafa Kemal bundan büyük

rahatsızlık duyar. Bunların kim olduklarını Kara Vasıf Bey' e sorduğunda

aldığı yanıt: "Sizsiniz" olur.

Oysa Mustafa Kemal'e örgüt kurulurken sorulmamış, olur alınmamıştır.

Mustafa Kemal kendilerine bilgi verilmesini zorunluluktan saymıştır. Ancak

örgütün İstanbul ağının güçlülüğü bu kötü başlayan ilişkilerde

mecburiyetin getirdiği bir ilişkiyi ortaya koymuştur. Bunun en güzel

örneğini Kara Vasıf Bey''i örgütü kurarken sergilediği tutum nedeniyle

samimi bulmadığını dile getiren Mustafa Kemal'in, onu İstanbul'da muhatap

kabul etmesidir.

Mustafa Kemal ile örgüt arasında zaman zaman ortaya büyük sorunlar da

çıkmıştır. Bunlardan birisi Mustafa Kemal' e bağlı olan ve Adapazarı

mevkiinde düşmana ve çapulcu çetelerine karşı büyük başarı sağlayan Kuvayı

Milliye Komutanı Yahya Kaptan'ın öldürülmesi olayıdır. Mustafa Kemal'i

derinden etkileyen olay, İstanbul Hükükümeti'ndeki güçlerle, Karakol

örgütündeki uzantılarının işbirliği ile gerçekeleştirilmiştir.1890'da

Köprülü'de doğan, Rumeli'nde çetecilik faaliyetlerinde bulunan, Teşkilat-ı

Mahsusa da görev alan Yahya Kaptan gözüpekliği ve zoru başarmadaki

maharetiyle tanınıyordu. Anadolu'ya geçtikten sonra Mustafa Kemal ile

görüşmüş ve ona gönülden destek vermişti. Mustafa Kemal'in isteğiyle pek

çok gizli faaliyeti yürüten Yahya Kaptan, meşhur Bekirağa bölüğünü basıp

tutuklu bulunan Halil Kut ile Sadi Bey'i ve Küçük Talat Paşa'yı kaçırarak

kurtarmıştı.

Yahya Kaptan bölgede Mustafa Kemal dışında hiç kimseden emir almamaktadır

ve onun istekleri dışında kuş bile uçurtmamaktadır. İstanbul girişinde

stratejik bir konumda bulunan Yahya Kaptan'a Mustafa Kemal'in direktifleri

de bu yöndedir. Ancak o Mustafa Kemal'e olan bağlılığını canıyla

ödeyecektir.

KARAKOL ATATÜRK'ÜN ADAMINI NASIL ÖLDÜRTTÜ

Önce İstanbul Hükümeti Yahya Kaptan'ın öldürülmesi için talimat verir.

Çünkü bölgedeki etkinliğini kısıtlayan bu adam, hükümetin Anadolu

üzerindeki propaganda ve eleman geçişine engel olmaktadır. Ancak Mustafa

Kemal bundan haberdar olup, Yahya Kaptan'a sahip çıkınca, bir başka plan

yürürlüğe konur. Her yerden Mustafa Kemal'e Yahya Kaptan'ın ne kadar kötü

bir adam olduğu, halka zulmettiği ve Kuvayı Milliye adını kötüye

kullandığına dair mesajlar iletilmeye başlanır. Bunu yapanlar arasında

Karakol Örgütü de yer alır. Mustafa Kemal bunlara direnir. Ancak İstanbul

Hükümeti Yahya Kaptan'ın öldürülmesi için bir grup askeri yola çıkarır.

İzmit Tavşancıl mevkiinde 2 bin kişilik bir hükümet kuvveti, Kuvayı

Milliye Komutanı Yahya Kaptan'ı 7 Ocak 1920 de abluka altına alır.

Tavşancıl köylüleri vatan haini diyerek teslim edilmesi istenilen Yahya

Kaptan'ı hükümet kuvvetlerine vermezler. Ancak köy askerlerce basılıp

evler dağıtılmaya başlanınca Yahya Kaptan kendiliğinden teslim olur.

Bundan sonrasını gelin Mustafa Kemal'in kendisinden dinleyelim:

" Yahya'yı takip ettiren Harbiye Nazırı Cemal Paşadır. İzmit'ten Tümen

Komutanı Vekili'nden gelen 9-10 Aralık 1920 tarihli iki telgrafla

'Duyulduğuna göre iki çarpışmadan sonra Yahya Kaptan 'ın ölü olarak ele

geçirildiği' bildirildi. 11 Ocak 1920'de Tümen Komutan vekili'nden,

İstanbul'dan gelen müfreze komutanına., benim adıma tebligatta bulunup

bulunmadığını sordum. Üç gün sonra 14 Ocak 1920 tarihli raporunda Tümen

Komutan Vekili şu bilgiyi verdi:

' Bizzat yaptığım soruşturmadan...çarpışma olmadığı ve yalnız , Yahya

Kaptan'ın teslim olduktan sonra, köy dışında kesici bir alet ile

öldürüldüğü anlaşılmıştır. Kafatasının olmaması bunu doğrulamaktadır'

Bu uğursuz haber üzerine İstanbul'daki teşkilatımıza 20 Ocak 1920 de Albay

Şevket Bey vasıtasıyla şu telgrafı yazdık:

' Yahya Kaptan'ın öldürülmesinin sebepleri ile, teslim olduktan sonra

kasten şehit edildiği anlaşıldığından, öldürülmesinde kimlerin elinin ve

etkisinin bulunduğunun, İstanbul 'dan müracaat eden pek çok fedakar

arkadaşa açıklama yapılmak üzere acele bildirilmesi rica olunur, efendim.

Heyeti Temsiliye adına Mustafa Kemal.'

Mustafa Kemal bu telgrafı Karakol Örgütü'nün kurucusu ve yöneticilerinden

olan Kara Vasıf'a gönderir.

Kara Vasıf, Mustafa Kemal'in konuyla ilgili daha önce yazdığı

telgarflardan birine 17 Ocak 1920' de verdiği yanıtta şöyle demektedir:

"Mustafa Kemal paşa Hazretleri' ne Özel:

1- Olay yerinde bulunan güvenilir bir zatın ifadesine göre, Yahya Kaptan

yakalanıp köy dışında bulunan karokola götürülürken, çevreden on kadar

eşkiyanın karakol üzerine ateş etmesi üzerine, kaçmaya çalışmış ve bu

sırada öldürülmüştür. Bununla birlikte, iyi bir soruşturma yapılması için




Dostları ilə paylaş:
1   ...   4   5   6   7   8   9   10   11   ...   53


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə