Su geçİren beton ve asfaltlar



Yüklə 118,91 Kb.

tarix04.02.2018
ölçüsü118,91 Kb.


 

 

 

2017 


 

 

 



SU GEÇİREN BETON VE ASFALTLAR 

Prof. Dr. Mustafa ÖZTÜRK 



Müsteşar 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 

 



 

İÇİNDEKİLER 

1.

 

GİRİŞ 



2

 

2.



 

ISI ADALARI 

5

 

3.



 

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GEÇİRGEN BETON UYGULAMA ALANLARI 

7

 

4.



 

SU GEÇİREN BETON UYGULAMASI 

10

 

4.1



 

Su Geçiren Beton Ve Asfaltların Uygulamasındaki Kısıtlılıklar 

13

 

4.2



 

Su Geçiren Beton/Asfaltın Kullanılmadığı Alanlar 

14

 

5.



 

SU GEÇİREN BETON VE ASFALTLARIN AVANTAJLARI 

15

 

6.



 

KAYNAKLAR 

18

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

1.



 

GİRİŞ 

Şehirleri  doğayla  uyumlu  hale  getirmek  gereklidir.  Havayı,  suyu  ve  toprağı  koruyarak, 

yağmur  suyunun  toprakla  buluşmasını  sağlayarak,  hakim  rüzgar  yönü  ve  hızını  muhafaza 

ederek, bir yapının başka bir yapı üzerinde gölge oluşturmasını önleyerek, yeşil koridorlarla 

temiz hava hareketi oluşturarak ve insanların kolayca erişebileceği mekanlarda gül bahçeleri 

oluşturarak şehirler planlamalı, güzelleştirilmeli ve esnetilmelidir.   

Sürdürülebilir şehirlerde, altyapı, yeşil bina, yeşil yollar, ekosistem, yağmur suyunun toprakla 

buluşması,  yağmur  suyu  yönetimi  ve  taşkın  kontrol  yönetimi  içerecek  şekilde  bütüncül 

planlanmalıdır.   

Kentler, dünya yüzeyinin yaklaşık %1'ini kaplarken, "brüt dünya ürününün yaklaşık %80'ini 

üretiyor, dünyanın enerjisinin %78'ini tüketiyorlar ve insan nüfusunun yarısından fazlasına ev 

sahipliği yapıyorlar. 

Şehirler,  yollar,  meydanlar,  binalar  ile  beton  ve  asfalt  yığını  haline  dönüştürülmektedir. 

Şehirler  betonlaştıkça  ve  asfaltlaştıkça  ısı  adasına  dönüşmektedir.  Betonlaşan  ve  asfaltlaşan 

şehirlerde yağış rejimlerinde anormallikler olmaktadır ve şehrin su tutma kapasitesi minimize 

olmaktadır.  

Şehirlerde betonlaşma ve asfaltlaşma arttıkça yağmur suyunun toprakla buluşması azalmakta, 

ağaçsızlaşma  artmakta,  yeraltı  sularının  beslenmesi  engellenmekte  ve  PM

10

/PM


2.5 

kirletici 

konsantrasyonları artmaktadır.    

Yağmur  suyunun  toprakla  buluşması  engellendiği  için  normal  yağışlı  havalarda  dahi  sel 

felaketi  olmaktadır.  Sel  felaketi  sonrası  oluşan  taşkınların  oluşturduğu  felaketi  ortadan 

kaldırmanın maliyeti oldukça yüksektir. 

Betonlaşan  ve  asfaltlaşan  şehirler,  ısı  adalarına  dönüşmekte  ve  hava  kirliliğini  tetikleyici 

ortamlar  oluşturmaktadır.  Yazın  soğutmada  harcanan  enerji  maksimum  seviyeye 

ulaşmaktadır.  

Şehirler ile  yakın  çevresindeki  yeşil  alanlar ve kırsal  kesim arasındaki sıcaklık farkı 2 ila 4 

derece arasında değişmektedir  (Şekil 1). 



 

 



Şekil 1. Şehirlerin Isı Adası 

Isı adası olan şehirlerde;  

 

Daha fazla sis (smog) oluşur. Sis, hava kirliliğini tetikler ve halk sağlığını tehdit edici 



boyuta ulaşabilir.  

 



Özellikle yaşlılarda ısı çarpmasına neden olabilir. 

 



Sıcak hava dalgaları gibi aşırı hava olaylarını artırabilir.  

 



Yaz  ayları  ozon  kirliliği  oluşumu  hızlanır  ve  hava  kalitesi  sınır  değerlerin  üzerine 

çıkabilir.  

 

Sağlık problemleri riski artar. 



Çoğu şehirlerde atık su ve yağmur suyu aynı kanal sisteminden (bileşik sistem) akmaktadır. 

Bileşik kanal sistemlerinde yağmur suyu ile, temiz sular kirlenmekte, taşkınlar artırmakta ve 

atıksu arıtma tesislerinde verimlilik düşmektedir.  

Göl,  gölet  ve  akarsulara  temiz  yağmur  suyunun  ulaşmasını  sağlamak  için  şehirlerde  daha 

yüksek  geçirgenlik  ve  porozite  özelliğine  sahip  su  geçiren  beton  ve  asfalt  kullanımını 



 

yaygınlaştırmak gereklidir.  



Su  geçiren  beton  ve  asfaltların  özellikle  nerelerde,  nasıl  uygulanacağı,  tasarımlarının  ve 

kesitlerinin nasıl olacağı ortaya konmalıdır.  

Kanalizasyon  sistemlerinde  taşkınları  minimize  etmek,  yağmur  suyunu  doğru  yönetmek, 

yağmur suyunun kirlenmesini önlemek ve atıksu arıtma tesisinin kirlilik yükü değişkenliğini 

minimize etmek için şehirlerde yağmur suyunun yeraltı suyu ile buluşmasını sağlamak için su 

geçiren beton ve asfalt kullanımını yaygınlaştırmak gereklidir.  

Su  geçiren  beton  ve  asfaltların  kullanıldığı  düşük  yoğunluklu  yollarda,  daha  düşük  lastik 

sesleri  elde  edilir,  gürültü  azalması  sağlanır;  lastik  sesini  iki  ila  sekiz  desibel  azaltabilir  ve 

gürültü düzeyi 75 desibelin altına düşer. 

İnsanların  bir  araya  geldiği  alanlarda,  park  yerlerinde,  çocukların  oynadığı  diğer  açık 

alanlarda ; serin kaldırımlar, otoparklar ve parklar oluşturulabilir.  

Yaz aylarında şehirlerde sıcaklığın düşürülmesi,  serinletilmesi, soğutmada enerji tüketiminin 

ve  yüzey  suyu  buharlaşmasının  azaltılması    için  su  geçiren  beton  ve  asfalt  kullanımı  teşvik 

edilmelidir.  

Su geçiren beton ve asfalt bileşenlerinin ne olacağı, hangi test metotlarına göre test edileceği 

net olarak ortaya konmalıdır.  

Su  geçiren  beton  ve  asfaltların  işletilmesi,  bakım  ve  onarımının  nasıl  olacağı  ortaya 

konmalıdır.  

 

 

 



 

 



 

2.



 

ISI ADALARI 

Çevreyle uyumlu olmayan kentler geliştikçe, daha fazla bitki örtüsü kaybolmakta, daha fazla 

toprağın hava ile teması  önlenmekte, binalar ve  yollarla  kaplanmaktadır.  Betonlaşma,  yüzey 

sularından  ve  topraktan  daha  fazla  suyun  buharlaşmasına  ve  hava  sıcaklıkların  artmasına 

neden olmaktadır.  

Kentsel  alanlar,  Şekil  1'de  görüldüğü  gibi  yeşil  alanların  azalmasından,  toprağın 

betonlaştırılması ve asfaltlaştırılması, yüksek binaların hava hareketini durağanlaştırmasından  

dolayı  ısı  adasına  dönüşmektedir.  Asfalt  ve  beton,  güneşten  gelen  ısıyı  yansıtmak  yerine 

emer; yüzey sıcaklıklarının yükselmesine neden olur. Buna ilave olarak, yüksek binalar ve dar 

sokaklar, öğleden sonra ısıyı emer, ısı kaçışını önler ve geceleri geç saate kadar ısıyı tutar.  

Koyu  renkli  yollar,  caddeler,  meydanlar  ve  binalardan  dolayı  ısınan  şehirlerde,  vatandaşları 

serinletmek ve hava kirliliğini azaltmak için enerji talebi ve küresel ısınmaya neden olan sera 

gazı emisyonu artmakta ve kentlerde enerji tüketimi iki katına çıkmaktadır.  

Kentsel  ısı  adası  etkisi,  araçların,  fabrikaların  ve  klimaların  yaydığı  ısı  ile  daha  da 

artmaktadır.  

Kırsal  ve kentsel  alanlar arasındaki  en büyük sıcaklık  farkı, normalde  gün batımından sonra 

üç ila beş saat arasında ortaya çıkmaktadır. 

Isı adası etkisinden dolayı şehirler çevreden (kırsal alanlar) (2 ila 4 °C) daha sıcak olmaktadır. 

Sıcaklık,  küresel  ısınmanın  etkisiyle  daha  da  artmaktadır.  Bu  sıcaklık  farkı,  ağaçların  ve 

bitkilerin yerine daha fazla bina ve kaldırım yapılmasından kaynaklanmaktadır.  

Konvansiyonel kaplama malzemeleri ile, yazın gündüz saatlerinde sıcaklıklar,  şehirlerde 120-

150 °F (48-67 °C)’e kadar ulaşabilir, fazla ısıyı üzerlerinden havaya aktarabilir. 

Kentsel malzemelerin özellikleri, özellikle güneş yansıması, termal emisyon ve ısı kapasitesi, 

güneş  enerjisinin  nasıl  yansıtıldığını,  yayıldığını  ve  emildiğini  belirlediği  için  kentsel  ısı 

adalarının gelişimini de etkiler. 

Isı  adaları,  özellikle  yaz  aylarında  soğutmada  pik  yapan  enerji  talebi,  klima  giderleri,  hava 

kirletici  ve  sera  gazı  emisyonları,  ısı  ile  ilişkili  hastalık  ve  ölüm  oranını  ve  su  kalitesini 

artırarak  toplulukları  etkileyebilir.  20°C-  25°C’den  başlayarak  yaz  aylarında  hava 




 

sıcaklıklarındaki her 0.6 °C artış için enerji talebi % 1.5-2.0 artmaktadır.  Bu durum toplum 



genelinde  elektrik  talebinin  %  7.5-10'unun  ısı  adası  etkisini  telafi  etmek  için  kullanıldığını 

göstermektedir. Hava sıcaklığı arttıkça, klimanın enerji tüketim talebi de artmaktadır.  

Yaz  aylarında  sıcaklıklarda  her  1  derece  (F)  artış,  klima  enerji  talebinde  yaklaşık  %  1.5-2 

artışa neden olmaktadır. 

Yaz aylarında şehirlerde oluşan ısı adaları, özellikle öğlenden sonra evlerde ve iş yerlerindeki 

soğutma sistemleri, aydınlatmalar ve elektrikli aletlerin enerji talebi pik yapmaktadır.   

Soğutmada  enerji  talebi  arttıkça  fosil  yakıtlı  termik  santrallerde  sera  gazı  ve  hava  kirletici 

emisyonlar  artmaktadır.  Yine  enerji  talebinin  artmasıyla  termik  santrallerde  azot  oksit 

emisyonu  artmaktadır.  Azot  oksitler  ve  uçucu  organik  maddeler  sıcak  yaz  aylarında  ikincil 

ozon kirleticisinin oluşmasına ve artmasına neden olmaktadır.   

Kentsel  ısı  adaları,  genel  rahatsızlık,  solunum  güçlüğü,  ısı  krampları,  yorgunluk,  ölümcül 

olmayan sıcaklık çarpması ve ısı ile ilişkili ölümlere neden olmaktadır.  

Isı  adası  ve  küresel  ısınmanın  etkisiyle  şehirlerde  yazın  soğutmada  tüketilen  enerji  miktarı, 

kışın ısınmada kullanılan enerjiden daha yüksek olacaktır.  

Yaz ayları kentsel ısı adalarının nedenlerini ve etkilerini belirlemek ve sıcaklıkları düşürmek 

için stratejiler geliştirilmelidir. 

Diğer  yandan,  şehirlerde  smog  (duman)  seviyeleri  sıcaklık  artışı  ile  de  ilişkilidir.  Kentsel 

alanların  sıcaklığı  arttıkça,  sis  ve  kirlilik  seviyesi  de  artar.  Los  Angeles'ta,  her  1  derece 

o



sıcaklık artışı ile sis %3 oranında artar. 



Yaz aylarında yağmur suyu, sıcak kaldırımlar üzerinden aktığı zaman ısınır ve suyun sıcaklığı 

10 derecede F olarak artar, bu da suda yaşayan organizmaların stresine veya ölümüne neden 

olur. 

 

 



 


 

3.



 

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GEÇİRGEN BETON UYGULAMA 

ALANLARI  

Şehirlerde şiddetli yağışlı havalarda; 

1.

 

Yağmur suyu akışını ve drenajını doğru yönetmek, 



2.

 

Yer altı su kaynaklarını beslemek, 



3.

 

Evsel atıksu arıtma tesislerini verimli işletmek, 



ve  şehirleri  doğayla  dengeli  sürdürülebilir  hale  getirmek,  ısı  adası  olmasını  minimize  etmek 

ve sıcaklığını düşürmek için; 

 

Cadde, sokak ve meydanların ağaçlandırılması, yeşil koridorların oluşturulması kısaca 



kişi başına düşen yeşil alanların artırılması ( Bitki örtüsü suyun buharlaşmasını arttırır 

ve  su  buharı  havayı  soğutur.  Bu  bir  sulak  alan  soğutucusu  ile  aynı  prensipte  çalışır. 

Ağaçlar genellikle çim kadar su buharlaştırmaz.  Su ağacın gövdesinden yapraklarına 

kadar yükselir ve bu da çimlerin üzerinden geçmekten çok daha uzun bir yolculuktur. 

Bu  yüzden  ağaçlar  genellikle  çimlerden  daha  az  suya  ihtiyaç  duyarlar  ve  binalara 

gölge oluştururlar), 

 

Şehirlerde planlama çalışmaları, hakim rüzgar yönüne, rüzgar koridorlarına ve hızına 



bariyer oluşturmayacak şekilde yapılması,  

 



Deniz,  göl,  akarsu,  yeşil  koridor  ve  ormanlık  alanlarla  hava  hareketini  geçişini 

sağlayıcı şekilde çalışması,  

 

Binaların çatıları, duvarları, kaldırımlar ve asfaltlar gibi şehrin bileşenlerinin renginin 



beyazlaştırılması,    (Koyu  renkli  bina  duvarları,  yol  ve  caddeler  güneşten  gelen  ısıyı 

sadece  %5  oranında  yansıtır.  Açık  renkli  beton  ve  asfaltlar,  koyu  renklilere  göre 

güneşten gelen ısıyı daha fazla yansıtır. Beyaz renkler, %90 oranında güneşten gelen 

ısıyı yansıtır. Isıyı emmemesi ve yansıtması nedeniyle, geceleri ısı da atmosfere geri 

gönderilmez, bu da ortamdaki ısınmayı azaltır.) 

 



 

Ve yağmur suyu geçiren beton ve asfalt çalışmaları; 



 

Kaldırımlar, açık otoparklar, yürünebilir yollar, 



 

Okul  ve  kampus  meydanları,  park  bahçelerde  yolları,  açık  alandaki  voleybol  ve 



basketbol sahalarının zeminleri, 

 



Bahçe havluları, 

 



Kaldırım kenarı drenler, 

 



Gürültü bariyerleri, 

 



Yapay kayalık zeminleri, 

 



Tenis kortları, 

 



Bisiklet yolları, 

 



Tekne park yerleri, 

 



AVM açık otoparkları ve açık alanları, 

 



Konut yolları, 

 



Yangın şeritleri

 



Acil araç erişim şeritleri, 

 



Otoyol refüjleri, 

 



Golf arabası yolları, 

 



Yüzme havuzu güverteleri, 

 



Sürülebilir yeşil yüzey, şehir aydınlatma alanları, 

 



Sualtı eğlence merkezleri ve hayvanat bahçeleri, 

 



Kampus ve site içi yollar, 


 



 

Düşük trafik yoğunluklu alanlar, 

 

TEM ve E-5 gibi yolların güvenlik şeritleri 



 

Stadyum içindeki yeşil saha çevresindeki yollar, 



 

Pazaryeri zeminleri, 



 

Ahırların altlıkları, 



 uygulanmalıdır.  Yukarıda  sıralanan  beton  ve  asfalt  zeminleri  yağmur  suyu  geçiren  alanlara 

dönüştürerek  Sürdürülebilir  Şehir  Drenaj  Sistemi  dönüştürmek  ve  zeminin  ısı  emme  ve 

yayma  etkisini  minimize  ederek  şehri  yazın  serin  ve  kışın  ise  ılıman  tutmak  mümkündür. 

Yağmur suyunu geçiren beton ve asfalt kullanan şehirlerde yıllık yağmur suyu oranının %50 

ila %100 yer altına dren olduğu gözlenmiştir.  

Su geçiren beton ve asfaltların uygulanmasında özel önem gerektiren alanlar;  

 

Mevsimlik olarak 122 cm  içinde yüksek su içeren alanlarda,  



 

Zemin eğiminin %5’den fazla olduğu yerlerde,  



 

30.48 m mesafe içinde kuyu olan yerlerde,  



 

Bina  temellerinden  <3.048  m  aşağıya  doğru  eğim  ve    <30.48  m’den  fazla  eğim  olan 



yerlerde,  

 



Rüzgar erozyonunun önemli miktarda tortu birikimi oluşturduğu alanlarda,  

 



Drenaj alanları <15 dönüm olan yerlerde,  

 



Toprak  sızıntısının  saatte  7.63  mm’den  daha  az  olduğu  yerlerde,  tehlikeli  maddeler 

depolama veya taşıma alanlarına yakın yerlerde. 

 

 

 




10 

 

4.



 

SU GEÇİREN BETON UYGULAMASI 

Su geçiren beton çok önemli özelliklere sahiptir. Ancak deneyimli bir yapım firması ve hazır 

karışım  tedarikçisi  olmadan  başarısız  bir  yapım  gerçekleşir. Su  geçiren  betonun 

yerleştirilmesi ve düzgün şekilde bitirilmesi uzmanlık ister. Doğru karışım, uygun sıkıştırma 

ve sertleştirme, kritik öneme sahiptir. Aşağıdaki adımlara dikkat edilirse, su geçiren alanların 

yapım performansının ve dayanıklılığının artırılmasına yardımcı olur. 

1.

 

Donma  çözülme  döngüleri  sırasında  kaldırım  doygunluğunu  önlemek  için  kaldırım 



sistemi dizayn edilmeli

2.

 



Su geçiren beton/asfalttan yağmur suyu sızdığından, üzerinde herhangi bir buz oluşmaz. 

Donma sıcaklıklarında dahi, su geçiren yüzey sıcak kalır. Sürüş ve yürüme için güvenli 

bir alan olarak kaldığı tespit edilmiştir. 

3.

 



Dondurucu  iklimlerde,  binalar  veya  bitişik  geçirimsiz  kaldırımlardan  gelen  su  akışının 

donmuş geçirgen betona deşarjı önlenmelidir. 

4.

 

Su  geçiren  beton  kaplama  sistemleri,  toprağın  iyi  sızdırdığı  veya  bir  alt  taban  drenaj 



sistemi bulunduğu zaman kullanılmalıdır. 

5.

 



0.254  cm/saat  -  25.4  cm/saat  (US  EPA  tarafından  tavsiye  edilen  0.127  cm/saat) 

infiltrasyon oranına sahip toprakta su geçiren beton ve asfalt kullanılması tavsiye edilir.  

6.

 

Ana  kayaya  veya  mevsimsel  su  yüksekliğine  olan  minimum  derinlik,  61  cm‘den  daha 



büyük olmalıdır. 

7.

 



Park  alanlarında  su  geçiren  beton  eğimi  %5’ten  küçük  olmalıdır.  %  5'ten  daha  büyük 

eğimler için otopark yapılacak alanlar teraslanmalıdır. 

8.

 

Çevredeki  sızdırmaz alanlardan infitrasyon  alanlarına akışı  yönlendiren fırsatlar olmalı.  



Sızdırmayan alanların sızdıran alanlara oranı, çoğu şartlar için 5:1den ve sinkhole-duyarlı 

alanlar için 3:1 den küçük olmalı. 

9.

 

Sıfıra yakın çökme, portland çimentosu, kaba agrega (1190 ila 1480 kg/m



3

 yoğunlukta), 

minimum ince agrega (99.67 kg/m

3

 yoğunlukta), katkı maddeleri ve su karışımıyla % 15 



ila  35  arasında  değişen  boşluklu,  0.2  (120  lt/m

2

/dakika)  -  1.2  cm/s  (700  lt/m



2

/dakika)  




11 

 

geçirgenlik  değeri  aralığına,  2  ila  8  mm  gözenek  boyutu  aralığına  ve  2.8  ila  28  MPa 



basınç dayanım aralığına sahip açık-kademeli malzemelerden oluşmaktadır.  

10.


 

Su  geçiren  betonda  kullanılan  agreganın  boyutları    9.5  ile  19  mm      arasında  değişir. 

Maksimum  37,5  mm  boyutlu  agregada  başarılı  şekilde  kullanılır,  maksimum  20  mm 

boyutlu  yaygın  olarak  kullanılmaktadır.  25  mm'ye  kadar  tek  ebatlı  agrega  da 

kullanılmıştır.  Az  miktarda  ince  agrega  (<2.4  mm),  mukavemet  ve  dayanıklılık  için 

faydalı olmaktadır. 

11.

 

Maksimum % 10 oranında uçucu kül ve % 5 silika dumanı kullanılarak çok düşük erken 



yaş  kuvvetinden  ve  hızlı  kurumadan  kaçınılır.  Su  geçiren  betonun  mukavemet  ve 

yapışma  özelliklerini  geliştirmek  için  yoğunlaştırılmış  silis  dumanı  da  %5  bağlayıcı 

değişiminde kullanılmıştır. 

12.


 

Su/çimento oranının 0.27 ila 0.30 (ağırlıkça) arasında olması tavsiye edilir.  

13.

 

Bağlayıcı/agrega oranının 0.18-0.22 (ağırlıkça) arasında olması istenir. 



14.

 

Genellikle agrega/çimento oranları (A/C), kütle oranı 4 ila 6 arasındadır. Bu A/C oranlar, 



yoğunluğu 1300 kg/m3 ila 1800 kg/m3 arasında olan agrega kullanılır.  

15.


 

Su geçiren beton veya asfalt kesiti Şekil 2’de verilmiştir. 




12 

 

 



Şekil 2.  Su Geçiren Beton Kesiti 

Not: 

1. %100 boşluklu,  15.24 cm kalınlıkta sele suyunu tutan üst tabaka,  

2. Gözenek aralığı %15-25 olan ve 15.24 cm kalınlıkta su geçiren beton veya asfalt, 

3. %30 boşluklu, 15.24 cm kalınlığında sıkıştırılmış metal veya taş,  

4. %15 boşluklu, 61 cm kalınlıkta sıkıştırılmış mevcut toprak,  

16.


 

Yerleştirmeden  önce  yüz  ağırlık  çimento  başına  155  gram  ekleyerek,  hidratasyonu 

önlemek (geciktirici değil)  için gereklidir; bazı  yapım firmaları  viskozite değiştirici ve 

orta menzilli su azaltıcı kullanmak isteyebilir. 

17.

 

Yapım  firmalarının,  geleneksel  betondan  farklı  olduğu  için  geçirgen  beton  ile  çalışma 



deneyimine sahip olmaları gerekir. Su geçiren beton uygulamasını yapanlar bir eğitimden 

ve uygulamadan geçirilmelidir.  

18.

 

%12 ila %20 arasındaki boşluk oranında olacak şekilde 



sıkılaştırma yapılmalıdır. Bu, bir 

çapraz  yuvarlama  ile,  ardından  el  altında  belli  ağırlığa  sahip  el  makaraları  ile  çapraz 




13 

 

haddeleme ile sağlanabilir. 



19.

 

Kenarları veya ek yerleri aşırı doldurulmamalı. Eklemler, testere ile değil "pizza kesici" 



makarayla kesilmelidir. 

20.


 

Sertleşme, beton  yerleştirildikten  sonra  10  dakika  içinde  başlamalı  ve  en  az  7  gün 

devam etmelidir . Şap  sıyırma  ve  plastik  kaplama,  yerleştirme  arasındaki  süre  boyunca, 

yüzeyde püskürtme buğu giderici spreyi kullanmaktan sakınılmalıdır. 

21.

 

Geçirgen beton içine bir desen damgalanacaksa, açık yüzlü pullar kullanarak plastik kür 



filminden geçirilir. 

22.


 

Normal yağışlı havalarda su geçiren asfalt ile klasik asfalt görüntüsü,  



 

Şekil 3. Asfaltlar Arasındaki Fark 

4.1

 

 Su Geçiren Beton Ve Asfaltların Uygulamasındaki Kısıtlılıklar 

Kısıtlılıklar; 

 

Rutin (üç aylık) vakum süpürme gerektirir (vakum destekli kuru süpürge aracı ile), 



 

Uygulanması (yapımı) sertifikalı firma tarafından yapılmasını gerektirir,   



 

Tıkanmayı önlemek için uygun zemin stabilizasyonu ve erozyon kontrolü gereklidir, 



 

Başarı için malzeme üretimi ve montajı için kalite kontrolü esastır, 



 

Beton dökümünden sonra 7 gün için plastik altında kür yapmalıdır, 




14 

 



 

Malzeme  maliyeti,  geleneksel  betondan  %15  -  %25  daha  pahalıdır  (zeminin 

durumuna, uygulama alanına ve boyutuna göre bu değişir), 

 



Uzun vadeli bakım, rutin üç aylık vakumlu süpürme işlemi gerektirir, 

 



Süpürme maliyeti, buz çözme maliyetleri ile indirilebilir,   

 



Onarımlar standart beton ile yapılır (yüzey alanının %10'undan fazla olamaz), 

 



Yoğun trafiğin olduğu, yani ağır taşıtların geçtiği yerlerde kullanılması sakıncalıdır,  

 



Yüksek yeraltı sularının olduğu yerler için muhtemelen özel dikkat gerekir,  

4.2

 

Su Geçiren Beton/Asfaltın Kullanılmadığı Alanlar 

Su Geçiren Beton/Asfaltın Kullanılmadığı Alanlar; 

 

Yüksek  kirletici  alanlardan  gelen  yükleme  alanlarında,  yüksek  kirletici  yükleme 



alanları, sürekli çökebilen atıklar veya atık ve/veya atıkların oluştuğu yerler,

 

 



Tarımsal ve sanayi bölgelerinden gelen araçların geçmek zorunda olduğu yollarda,

 



 

Toprak erozyonunun yoğun olduğu yerler,  



 

 



Yakıtların ve kimyasalların depolandığı veya işlendiği yerler,  

 



Aynı şekilde, rüzgarla taşınan toz ve tortuya maruz kalan alanlar,

 

 

 

 

 

 


15 

 

5.



 

SU GEÇİREN BETON VE ASFALTLARIN AVANTAJLARI  

Su geçiren beton ve asfaltlar çevreye uyumlu sürdürülebilir çözümler olup avantajları; 

 

Toprak suyla can bulur, 



 

Doğayla uyumlu, estetik ve çevre dostu zeminler elde edilir



 

Taşkınlar minimize edilir ve yolların bozulması önlenir, 



 

Arıtılmamış yağmur suyunu elimine eder, sıfır akış oluşturur ve verimli yağmur suyu 



yönetimi sağlar, 

 



Su kalitesi ve miktarı yanında kara buz oluşumunu önler, potansiyel kayma tehlikesini 

azaltır ve yağan kar yüzeyde birikmesi yerine tabana akar,  

 

Akiferi  korumak  ve  yer  altında  depolamak  için  doğrudan  yer  altı  sularını  besler,  yer 



altı su rezervi bakımından zenginleşir, yeraltı su tutma kapasitesi artar,  

 



Bileşik  atık  su  sisteminde  yağmur  suyunun  atıksu  ile  kirlenmesini  önler  ve  atıksu 

arıtma tesisi verimliliği üzerinde olumsuz etkiyi minimize eder, 

 

"İlk yıkama" kirliliğini azaltır, 



 

Akarsuları, havzaları ve ekosistemleri korur, 



 

Yağmur suyu yönetimi için ideal olur ve taşkın kontrol önlemleri sağlanır, 



 

Sulak alanlarının kuraklıktan etkilenmesini minimize eder,  



 

Yerinde etkili aerobik biyoreaktörler ve kirlilik yutak alanları gibi hareket eder,  



 

Yüzey kaynaklı toplam azot (%80-85), toplam fosfor (%65), toplam askıda katı madde 



(%82-95),  toplam  hidrokarbon,  motor  yağı,  KOI,  Pb,  Zn,  Cd,  Cu  ve 

biyobozunur/biyobozunur  olmayan  yağlar  gibi  birçok  kirleticileri  %65-95  oranında 

filtre eder, absorbe eder, adsorplar, kimyasal olarak bağlar veya biyobozunur.  

 



Şehirlerde ağaç köklerine ve peyzaja daha çok su kanalı açtığından, sulama için daha 

az  suya  ihtiyaç  olur,    buda  ağaçların  ve  çalıların  daha  sağlıklı  büyümesine  yardım 




16 

 

eder, 



 

Çimler ve diğer bitkiler daha sağlıklı olur,  



 

Isı  absorbe  edilmediğinden  ve  depolanmadığından  yüzey  sıcaklığı  ve  ısı  adası  etkisi 



azalır, böylece özellikle soğutmada enerji tüketimi minimize edilir ve sera gazı karbon 

dioksit emisyonu azalır, 

 

Suyun yüzeyde göllenmesini ve ıslak zeminde temasın azalması potansiyelini elimine 



ederek, yoldaki trafik güvenliğini artırır, 

 



Araba lastikli gürültü kirliliği emisyonunu azaltır, 

 



Zemin  serinlediği  için  özellikle  yaz  aylarında  soğutmada  enerji  tüketimini  minimize 

eder,  


 

Yağmur suyunun altyapı sistemine zarar verme etkisi azaltılır, 



 

Trafiğin güvenliğini artırır, 



 

Kar  ve buz daha hızlı eridiği için kışın yollarda tuz kullanımını en az %75 oranında 



azaltır, klorür kirliliği minimize edilir

 



İklim değişikliği etkisiyle ani ve şiddetli yağışların taşkın etkisini minimize eder,  

 



Daha yüksek bir albedo yüzey yansıma indeksi sağlar (0.35 veya daha yüksek) 

 



Pahalı yağmur suyu toplama sistemlerine duyulan ihtiyacı ortadan kaldırır. 

 



Yeraltı  toprağı  yetersiz  drenaj  özelliğinde  olsa  dahi,  yağmur  suyu  geçiren  beton  ve 

asfalt kullanılan yerlerde, pik akış %90 ve yüzey akış %43 oranında azaltılabilir.  

 

Yağmur  suyunun  ağacın  köklerine  ulaşması,  oksijen  transferi,  toprağın  havalanması 



ve nefes alması sağlanır. 

 



17 

 

 



        Şekil 4. Su Geçiren Beton/Asfaltın Faydaları 

Gözenekli beton zeminindeki toprağın havalanması ve suyun buharlaşması sonucu su buharı 

salındığından böylece şehir yazın serin ve kışın ise ılıman olur.  

Bitkilerin terlemesi, bitkilerin kökleri ile toprağın neminin çekildiği ve yapraklarındaki küçük 

açıklıklar  vasıtasıyla  su  buharının  atmosfere  salındığı  biyolojik  süreçtir.  Bitkiler  büyük 

miktarda su buharı salgılarlar. Büyüyen bitkiler, gövde ve yapraklarında tuttuklarının 10 kat 

daha  fazlası  su  verebilirler.  Bu  yavaş  doğal  süreçler,  özellikle  şehirlerde  yağmur  suyunun 

yeraltı suyunu besleme ve bitki örtüsünü koruma imkanı sağlar. 

Serin  kaldırımların  ısıtma  seviyeleri  daha  düşüktür,  akşam  ve  gece  saatlerinde,  standart 

kaldırımdan  daha  yavaş  bir  şekilde  depolanmış  ısı  yayarlar.  Yavaş  soğuma,  gece  ısı  adası 

etkisini azaltmaya yardımcı olur. 

 

 



 


18 

 

6.



 

KAYNAKLAR 

1.

 



“Porous Asphalt Pavements with Stone Reservoirs”,   

       


https://www.fhwa.dot.gov/pavement/asphalt/pubs/hif15009.pdf

 

2.  “Analysis of pervious concrete properties”,  



https://hrcak.srce.hr/file/238524

 

3.“Pervious 



Concrete 

Applications 

and 

Stormwater 



Management”,   

https://www.ltrc.lsu.edu/ltc_11/pdf/Pervious%20Concrete%20Applications%20and%20S

tormwater%20Management.pdf

 

4.  “Pervious  Concrete  Physical  Characteristics  and  Effectiveness  in  Stormwater  Pollution 



Reduction”, 

http://www.intrans.iastate.edu/research/documents/research-

reports/pervious_concrete_in_stormwater_pollution_reduction_w_cvr.pdf

 

5. 



“Porous 

Asphalt 


Pavement 

Design, 


Construction 

and 


Maintenance”, 

http://www.flexiblepavements.org/sites/www.flexiblepavements.org/files/events/conferen

ces/Porous%20Asphalt%20Pavements.pdf

 

6. 



 

“Reducing 

Urban 

Heat 


Islands: 

Compendium 

of 

Strategies”, 



https://www.epa.gov/sites/production/files/2014-06/documents/basicscompendium.pdf

 

7.    “Pervıous  Concrete  –  A  Sustaınable  Choıce  In  Cıvıl  Engıneerıng  And  Constructıon”, 



http://www.civil.mrt.ac.lk/conference/ICSBE2012/SBE-12-219.pdf 

8.  “Clogging in permeable concrete: A review”, Journal of Environmental Management 193 



(2017) 221-233. 



Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə