T. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI (cmk'nın 250. Maddesi İle Yetkili)



Yüklə 14.1 Mb.
səhifə122/278
tarix14.09.2018
ölçüsü14.1 Mb.
1   ...   118   119   120   121   122   123   124   125   ...   278

KEMAL SEVEN: (29:19 – 29:20) Var var hocam

X17 ERKEK: (29:21) Evet vardır.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (29:21 – 31:43) Ha Niçe ile (anlaşılmıyor) oturmuş olana, evet bi ilçe olanlar varsa ve bu Niçedeki hiç bi insan anlayışı vardır. Niçe bi yöde, insan yani onun anlayışına göre mahlukla hiç bi insan arasında gerilim bi köprüdür ve insan o köprüden geçtiği andan işte onlara o köprüyü geçeken yani işte insan olacaktır diyor. Önemli zaten burda gelip bi insanlar yok şimdi mesela ne toplumla aynı toplum olan bu özgür lük ıı kenine şiar edinmiş ve devleti de hiyerarşik olmayan bir şekilde yaşayan bir toplum olarak düşümektedir. İnsan toplum ilişkisini anlamlıca ortaya koyabilmek en temel yöntem kurumudur. O halde insan toplumunun temel bi kategöri olarak araştırma yapmağa sunarsak neden öznellenelendiğini ilgili burda (anlaşılmıyor) olursak dediğim gibi toplum insanı hayvanlar içersinde (anlaşılmıyor) bir oluşumdur. İkincisi insanlar olduğu kendisi de insan bireylerini inşa eden oluşumdur. Toplumlar, toplumlar haricinde örnek yapsam bu tamamen altındadır bu noktalardan yola çıkarak insanın toplum bilimleri toplumları araştırması gerekmektedir ve buradan yola çıkarsa ulaşılabilir toplumsal gerçeklerin inşa edilmiş sebeplerden olmalarıdır. İnsanlığın gittikçe içine düştükleri yanıysa toplumsal kurumsal yapılara doğru gerçeklik atfetmeleridir. Şimdi mesela buradaki amaç birden ki araştırırken en önemli (anlaşılmıyor) birbirimize hiçbir zaman (anlaşılmıyor) bir gerçektir bu. Hiçbir toplumsal anlamıyla doğal toplumdan sonra hiçbir toplumsal yapı doğal diğildir. Hepsi inşa edilmiştir, toplumsal hiyerarşik yapıları veya oluşmalarını insanların içindeki ilişkilerinin bir zorunluluğu olarak inşa edilmiş yapılardır. Yani mesela bugün en büyük şey kapitalist modernitenini en büyük iddiası böyle bir mesela şey vardır toplumsal vesaireden öyle bir insan doğası, öyle bir doğal anlayışa sahiptirler ki kapitalizm aslında doğal bir olgudur yani kapitalizm ezme ezilme ilişkileri doğaldır ve bunların sorgulanmaması gerekir, insanı insan yapan şeyler bunlardır deyip ezeli ve ebedi olan yani ezelden gelmiş ebede kadar devam edecek olgular olarak sorgulayabilmektedirlerdi kapitalist işte esneklik içinde yani

X18 ERKEK: (31:42 - 31:43) (Konuşması anlaşılmıyor)



CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (31:43 - 38:12) Tabi siz algılayabileceğiniz kadar şey dersiniz Aristo insan karakterisklerin (anlaşılmıyor) dışında yaşayamaz. Ya tek başına yaşar ya da tanrıdır ya da bizce öyle bir insan yoktur der. Ancak tanrı oldukça bizim iktidarla ilişkilerimiz dışında yaşar ve görevi ona göre doğaldır bazı insalar yönetmek için doğmuştur, bazı insanlar yönetilmek için doğmuştur. Bunların hepsini doğallık nedeni üzerinde anlatmaktadırlar. Toplum bireye prehistorik bakmamaktadır yani ne toplumun taş eritme gücü vardır ne de bireyin toplumdan tamamen kopma şansı vardır ve bu önemli yani sadece şey yapan bir sistemle Sovyetler birliğinde de olduğu gibi toplumu tamamen merkeze alan yani devlete şahsında toplumu merkeze alan anlayışla ve bireyin veya bireysel hakların ve duruşların tamamen ihmal eden bireyi veya kısaca tamamen ihmal eden sistem de tamamen sorgulanmıştır. Bundan tarifle özellikle 80 sonrası o değişmiş bir anlayıştır devrimciler arasında. Biz zaten örgütlerimiz yüzünden (anlaşılmıyor) olamadık, kahrolsun örgütler, biz bundan sonra diyen insan gurupları top dediğimiz gibi muhtemelen şeydir gördüğü bi şekilde kalıcı dediği anlayışla beraber bu ikisi de iki buluştur ve ikisi de aynı eşit temelde yanlıştır ve ikisi de bizde eşit temelin tam hakikatin uzağında düşündürür öncesi toplumu doğruya yakın bir yaklaşımla temel alan insan örneği üzerine yönlenmiş çalışma ve hakikat rejimine daha anlamlı sonuçlar verebilir gördüğünüzü, gördüğünüzü dediğimizde çok esnek ve özgür bir zihniyet dünyasını temsil etmektedir. İnsan zihniyetindeki esneklikte inceleşti düzeydedir. Zihnimizin birinci özelliği çok esnek bir yapı sergilemesi ikinci özelliği zihniyet esnekliğinin geniş bir doğru algılamalar kümesi kadar yanlış algılamalara da iş bir toplum sergilemesidir. Yani esneklikte bi anlamıyla doğal şeyde (anlaşılmıyor) gelişim ve değişim de sağladığı gibi aynı zamanda esneklik iktidarın insanlar üzerinde oynuyabilceği bir alandır. Bu esneklikten bu esneklikten yola çıkıp birçok insanlar normalde kabul etmiyceği veya karşı çıkıcağı şeyler kabul ettirilmekte dayatılmaktadır. Hani şey demin konuştuğumuz şu insanla bi durumdun yola çıkarak kabul ettiği ve işte işte bir kürt aslında kürt olmadığı aslında kürt diye bişey olmadığı evrimdeki dilinde uydurma bir dil olduğu kabul ettirmeye çalışmışlardır kısmen de belirli yerlerde belirli derecelerde de başarılı olmuşlardır ve bu o yüzden de bu esneklik tek başına iyi bi şey diğildir şeye ulanağı sağlar hani tüm bu kapitalist modernite içindeki insanların (anlaşılmıyor) değiştirilmesine imkan sağlar ama sadece tek fikir değiştirir ve de gerçek zihniyet devrimi yapmak bir zihniyet devrimi yapmak için bundan sıçrama yaratmaya çalışıyoruz ama ha devlet veya iktidarlarsa bu zihnimizdeki zihniyet devrimini gerçekleşmiş zihniyet devriminde geri çekmeye çalışacaktır bunu da unutmamak lazım. O yüzden yani sırf onu (anlaşılmıyor) bir kez bir zihniyet sıçraması yarattık ondan sonra bi daha geri dönmeyiz artık tamam oldu gibi bir anlayışta yanlıştır. Bu demin konuştuğumuz gibi anında an her an kendimizi üretmek zorundayız dedi ancak bunu yapmazsak anında çürümenin ve geri düşmenin de başlangıcı olucaktır. Beşinci olarak da insanın metafizik arayışlara sahip olgular üzerine diyip yöntem ve bilgi sisteme ait sitematiği açısından eşsiz bir örnek durumu sunmaktadır yani bundan (anlaşılmıyor) değerlerle de örtüşür. Yani sadece olgulara bakarak şey yanpmaz aynı zamanda olgular arasında ilişki kurmak, birbirini metafizik değerler, birbirini değerler üzerinden dünyayı anlamlandırmaktadır. Bu anlamıyla da (anlaşılmıyor) ait diğildir tabiki. Diğer hayvanlar şeyler onlar çok daha bi içgüdüyle ve sadece ihtiyaç temelinden dünyayı anlamlandırırken benim neye ihtiyacım var ona göre bir anlam, bir tepkiler vericez insanın verdiği tepkiler özellikle bunca yıldır yaşam zihinsel dönüşümle de beraber zihinsel gelişimle de beraber sadece ihtiyaç veya içgüdü temelinde diğil doğrudan geliştirdiği metafizik inanışlar temelinde böyle yani bunlar da insanı daha farklı kıllar ve o yüzden de bir hakikat arayışının merkezine koyan arayışlardır. Metafizik insan dediğimizde de ahlak metafizik insan özelliğidir demin de dediğim gibi baştan konuştuğumuz gibi işte Sokrat’larla diğer düşnce olsun vesaire hangi yaratılmış bir anlayıştır bu, din önemli bir metafizik özelliktir sanat tüm konularıyla ancak bir metafizik olarak tanımlanabilir ki sanat dediğimiz şey, din dediğimiz şey, ahlak dediğimiz şey hepsi sadece insana özgü kurumlardır ve sadece insanın yarattığı kurumlardır veya anlayışlardır. Yani bir sanat dediğimiz şey yani (anlaşılmıyor) şey deniyolar ne derler fırça deniyolar onlara resim çizdiriyolar ama daha yeni bilinçli olarak yapılmış bir sanat sadece insana özgüdür. Yani din yine insana özgü bir anlayıştır. Bunları metafizik olarak düşündüreceğimiz sırada ahlak sadece insana özgü bir şeydir yani şey konusu ahlak değimiz ve yani, mesela en önemlisi, şu soruyu bi tek insan sorar ne olmalı nası yaşamalıyız ne yapmalıyız çünkü şeyde sadece önünde bi mama var onun bulacağı şey o mama ile yiyceği eğer yemeği ile koyacağı (anlaşılmıyor) ama dış dünya ile ilgili ne olmalı sorusu yani bizim arkadaşlarımız, bizim yoldaşlarımız nası olmalı sorusu sadece insanın sorabileceği bir sorudur ve bu soruyu sorduktan sonra onun dışı da metafizik yönüdür ve o metafizik yön kavrar kavramı göz ardı edersek de sadece şu soru sorulursa da işte sadece bilimsel yöntemin tıkandığı yer de budur, ne olduğu veye ne olacağı, ne olduğu sorusuna sorarsak da o zaman bilimsel yöntemin tıkandığı yerdir. Buyrun,

KEMAL SEVEN: (38:12 – 39:28) Sanık tüm konularıyla ancak bir metafizik olarak tanımlanabilir ve bu ondan önceki ikisi de dahil olmak üzere üçü sadece insanlara özgü gibi bir ifade kullandık şimdi bi an çeşitli hayvanların kendi dinlerini hatırlama çabalarını izlediğimizde nasıl bir grafikte (anlaşılmıyor) ulaştıklarını korunmak amaçlı nasıl bir dizen getirdiklerini ya da bir kuşun yuva örerken nasıl bir ee harika diye adlandırabileceğimiz bir yapı oluşturduğunu hatta bazı kuş türlerinin bir tek ağacı kendi çabalarıyla donatarak orda toplu bir varedileme merkezleri yaptıklarını yine bazı kuş çeşitlerinin göç sırasında harika bir dizayn oluşturduklarını gökyüzünde sanatsal değerler olarak algılanmamalı mı bunlar yani bunlar sanatsal bir değer ifade ediyor mu ediyorsa bunları nereye koymak lazım

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (39:28 – 41:37) Tamam şöyle mesela hatta şunu da diyenler var orda bir adım daha da geri gidip insanı alet kullanmayla mesela tanımlıyan anla bi anlayış var. Bugün bakıyoruz karga da bir şey alet kullanarak dil (anlaşılmıyor) kırabiliyo veya bi şekilde kendisi bir sopayla vurup geçici mahluklar da kullanıyo ama önemli olan orda fark şu kendisinin bir aleti yaratması bir taşla balta veya onun dışında ona sanat olarak bakan şey şu biz de bi sanat diyebiliriz ona gerçekten güzel bi övgü vesaireyle bakıp ama tamamen ihtiyaç bırakmış yola çıkarak yapılmış bir şeydir o, ikincisi bir düzen veya kavramın bir şeyi olarak yapmıyoruz bunu yararlı ve yararsız kavramıyla yapıyo, yani mesela nedir su işte mesela güneydoğu (anlaşılmıyor) köstebek diğil su samurlarında bir su bendi oluyt veya çok ciddi bir mühendislik başarısı evet doğru ama şimdi bi bunu sanat olarak değerlendirmek farklı bi de bunu tamamen içgüdüyle yapılmış bişeydir ikincisi tamamen yarar ve zarar mantığıyla yani o su zararının oraya gelmesi yuvam açısından onların oraya baraj kurması bu da yaralı bi şey bu mantıkla yapılmıştır o da farklı bi şey ama mesela şeyi baktığımız vakit bulduğumuz ilk mağara resimleri mesela bunlar daha farklı şeylerdir. Yani ordaki orda yani ee ilk haliyle sanat dediğimiz şey doğadakinden farklı yani duvara mağara duvarına resim çizmek (anlaşılmıyor) vesaire, mamut resmi çizmek şeyden farklıdır ee bir bent yapmaktan farklıdır veya çok güzel bir yuva yapmaktan farkıdır çünki yuva onun orda kişisel ihtiyaçlarının bir uzatısı ama sanat dediğimiz şey hani kişisel ihtiyaçların uzantısı olarak çıkmaz diye düşüncem ben, buyrun, bu dersi burda ne kadar, tamam, o zaman bi beş dakka bekleyelim arkadaşlar,

Y12 BAYAN ŞAHIS: (41:37 -41:44) (konuşması anlaşılmıyor)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (41:45 – 42:03) Tamam ya o zaman şöyle söyliyim yöntem olayını bu şekilde bitirelim, daha fazla uzatırsak pek bir diğer şeylere katılıcaz. Tekrar yöntemle şu ana kadar işlediklerimizle ilgili sormak istediğiniz eklemek istediğiniz bi şeyler var mı? Yoksa (anlaşılmıyor) gayesi noktasına giricez, buyrun

Y13 BAYAN ŞAHIS: (42:03 – 42:08) Ama burda kaç yöntem vardır, kaç şekilde uygulamamız vardır, ana olarak?

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (42:08 – 44:04) Bizim uygulamamız lazım dediğiniz hani kendi yöntemimiz vardır savunmalarda ortaya konmuş, belli bir hakikat yöntemimiz var ama onun dışında söylediğim gibi çok farklı yöntemler var, bugün artık genel (anlaşılmıyor) en genel anlamıyla bilimsel yöntem diye tabir edilen bir yöntemdir. Onun dışında bu bilimsel yöntem dediğimiz içinde dallara ayrılmaktadır. Marksistler daha farklı şekilde kullanmaktadır onu bilmsel yöntemi (anlaşılmadı) daha farklı bir şekilde kullanmaktadır. Bunun dışında yöntem açısından baktığımızda günümüzde modernizmi eleştiren post modern bir anlayış var ama post modern anlayış ile bizim aramızda önemli farklılıklar vardır. Post modernist anlayış son perdede (anlaşılmadı) ne demiştik öznellikle ilgili, (anlaşılmadı) hiç doğru yoktur anlayışına varmıştır. Her şey özneyle başlar insanın kendisi nasıl tanımlıyorsa öyledir mesela güzel veya doğru diye bir şey yoktur. Ben neyi doğru tanımlıyorsam o doğrudur sen neyi doğru tanımlıyorsan o doğrudur. Çok kabaca ben kabaca anlatıyorum. (anlaşılmıyor) savunan post modern bir anlayış vardır. Yani ben tamamen genel geçerli doğrular olmayacağını her şeyin insanın bireyin kendi içinde (anlaşılmıyor) bittiğini savunan bir anlayış vardır. Bu mesela belirli noktalarda getirilip yerleştirilen anlamında, moderniteye getirdiği eleştiriler bağlamında birbirine paralel gitmekle birlikte önerdiği çözümler (anlaşılmıyor) yine de dediğim gibi bizim kendi paradigmamız icinde önemli bir yöntem var.

X19 ERKEK : (44:03 – 44:08) (anlaşılmadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (44:08 – 44:33) Çok önemli tabiki kesinlikle. Şu anda o postmodernizm (anlaşılmadı) bireyi tamamen toplumdan soğutan bireysel kurtuluşların olabileceğini, toplumsal kurtuluşların daha da önemlisi ütopyaların ideallerin olamayacağını savunan bir anlayıştır.

X20 ERKEK : (44:33 – 44:41) (anlaşılmadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (44:41 – 44:45) Postmodernist evet. Başka sorusu olan var mı arkadaşlar?


4. DERS
CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (00:00 – 11:56) Eklemek isteyen bir şey eklemek isteyen var mı, demin ki tartıştığımız konuştuğumuz konu ile ilgili? (anlaşılmadı) çok daha üzerinde durulması gereken, çok daha üzerine eğilmesi gereken konulardır elbet. (anlaşılmadı) çok daha fazla zamanı hak eden şeylerdir (anlaşılmadı) zaman çok kısıtlı her dakika olduğu gibi (anlaşılmadı) bazı konular tek başına (anlaşılmadı) hak eden şeylerdir o yüzden hep daha iyi olsun. Neden (anlaşılmadı) arayışımızın insan merkezli olduğu gibi bir konu var. Çok daha fazla tartışmayı, çok daha fazla üzerinde durabilmeyi gerektirmektedir ama demin anlattığım (anlaşılmadı) kaynak olarak (anlaşılmadı) okunması gereken savunmalardır. Hani orada bizim yeni geliştirdiğimiz yöntem savunmalarda ortaya konulmuş yoksa savunmalarda hepimizin kendisini ilk gün (anlaşılmadı) çalışmalarında olduğu gibi sadece ben önderliği okuyorum yeter başka bir şey okumam diyip onu daha iyi anlayabilmek için daha donanımlı olmamız lazım çünkü bilgi (anlaşılmadı) örneğin (anlaşılmadı) anlayabilmek öyle yazıldığını okumak kadar kolay değildir (anlaşılmadı) gereken konulardır. (anlaşılmadı) Kürdistan tarihini, ülke tarihini ülkede neler olup bitmiş hepsini bilmek veya onlar hakkında fikir sahibi olmak aynı zamanda önderliğin yaptığı çözümlemeleri anlayabilmenin de daha kolaylaştırıcı faktördür bu konuda. Bundan dolayı (anlaşılmadı) savunmada çizilmiş perspektifler (anlaşılmadı) ama bunun dışında özellikle (anlaşılmadı) konularının anlaşılması için derli toplu (anlaşılmadı) iyidir ama o iyinin yanına hemen bir dipnot düşmek gerekir. O farklı bir paradigmayla yazılmış bir kitaptır. Yani kitaplarınızı okurken hangi paradigmayla yazıldığının da bilincinde olmak gerekir. Yani o farklı bir paradigmayla yazıldığı için de çıkarttığı sonuçlar veya yorumlaması farklıdır ama (anlaşılmadı) derli toplu bir anlatım olması açısından iyidir ama dediğim gibi bu kitapların büyük bir kısmı farklı paradigmalarla yazıldığı için de baştan bu paradigmanın ne olduğu, ne olmadığını iyi bilerek bunun üzerinde yoğunlaşma ile okumak daha sağlıklı olacaktır. İlk önce bizim yöntemimizi belirlememiz, o yöntemi belirledikten sonra özümsedikten sonra o yöntem üzerinden farklı okumalar yapmak daha iyi ve daha verimli olacaktır yoksa öbür sürekli bir kargaşa ve karışıklık olacaktır. O öyle diyordu bu böyle diyordu dememek için ilk önce yöntemimizi özümsemek ondan sonra Alaattin ŞENEL’den alabileceğimiz çok daha verimli bilgiler olabilir yani mesela Alaattin ŞENEL farklı bir paradigma ile yazılmış dedim ama (anlaşılmadı) farklı paradigmalarla yazılmış kitapları elimizin tersiyle itelim anlamında değil ama o farklılığı bilerek okuyalım (anlaşılmadı) okuduğumuzda da ne alacağımızı nereye yerleştireceğimizi çok daha iyi bilelim.

(anlaşılmadı) anlayışı ortaya koymak açısından (anlaşılmadı) istiyorum ben. Tarihi bir kez de benim tarzımda ele alalım yani demin söylemiştim işte tarihi nasıl farklı şekilde ele alırız diye. Marksist kurama göre, (anlaşılmadı) kapitalist toplum, sosyalist komünist toplum vesaire diye gidiyor, mesela August Comt’a göre metafizik, din ve pozitif değerler diye veriyo, işte bir tanesi de (anlaşılmadı) vesaire diye geçiyor. Önderlik daha bunların dışında farklı taraftan yorumluyo, bu da (anlaşılmadı) neden. Bu sondan başa doğru gidişe ve böylece tarihi çok daha anlamlı ele almaya katkıda bulunabilir. Çünkü tarihi anlamaya çalışırken yöntemleri uygulamaya (anlaşılmadı) aslında başlangıç vardır, başlangıçta da olan özellikler sonuçta da kendini aynı şekilde gösterir. Mesela bu en önemli özelliklerden birisidir yani şey açısından yukarıya bakışımızı belirleme açısından. (anlaşılmadı) tarihi anlamaktır. (anlaşılmadı) yani bugünün özelliklerini geçmişe yüklemek değil. Bugünde hakim olan özellikler ile geçmişte hakim olan özellikler arasında bağ olduğunu (anlaşılmadı) gelişim sonucu o özün hala korunduğunu anlamaktır. Buraya birazdan dönücem tekrar hepsini okuyalım önce. Tarih günümüzde bizler ise tarihin başlangıcında gizliyiz bu bir bakış açısı ve (anlaşılmadı) yol gösterebilir. Kaldı ki (anlaşılmadı) ve tarihin kötü gidişatı veya baş aşağı gidişatının durdurulması lazım. Bir insan tarihe göre kendini yeniden oluşturmazsa, tarihte (anlaşılmadı) göre kendini yeniden inşa etmezse (anlaşılmadı). İnsanı bu kadar temelden almanın, insana odaklamanın, insanı kuşatmanın onu anlamlı vermemizin bir gereği olmalıdır. Önemli olaylarda tarih öğrenilecekse (anlaşılmadı) öğrenilmesidir. Kuru bir tarih bilgisine gerek yok. Tarih kuru bilgi değildir öyle de olmamalı. (anlaşılmadı) bu şekilde ele almamızın bir anlamı yok biz burada hiçbirimiz doğal olarak zamanımızdan, işimizden veya parti çalışmamızdan fedakarlık edip buraya gelirken sadece entelektüel birikimimi geliştireyim daha çok şey öğreneyim diye gelmedik. Hepimizin buraya gelmesinde bir amaç var ve bu da belirli bir yürüttüğümüz politik hedeflerimizden ulaşmaya çalıştığımız politik hedeflere daha iyi ulaşabilmektir. (anlaşılmadı) uygarlık tarihinin (anlaşılmadı) 3000 yılda neler yaşadığı, bakalım ne kötü şeyler olmuş ile değil belirli bir amaca ulaşmanın bir aracı olarak buradayız. (anlaşılmadı) lisedeki gibi kuru bir tarih değildir. Hepsi aslında bir amaç var gidilecek yerle bağlantılı bir şekilde olduğu anlaşılmak zorundadır. Bu son bir tane daha olacaktı pardon, şimdi bir tane daha (anlaşılmadı) okumak istiyorum. (anlaşılmadı) bunun için de birçok (anlaşılmadı) insanlığa karşı gelişmelerin olduğu görüyor. Bu tuzağa düşmemek için ilkel kalmayı en azından birçok yılında ilkel olmayı tercih ediyorum. İlkellikten vazgeçmenin büyük bir tehlike olacağını düşünüyorum. Bütünüyle ilkel olmak bana göre önemli olan insan olmaktan vazgeçmektir. Çünkü şüphesiz bu çok önemli (anlaşılmadı) bir yaklaşımdır. Bu da tarihin anlamı açısından önemlidir. (anlaşılmadı) bağlantılı olmuş bir düşünce yapısı olarak söyleyim. Toplum Aşılması ve geride bırakılması gereken bir anlayış olarak hani o Marksizm (anlaşılmadı) o insanlığın haline mi teslim eder. (anlaşılmadı) mesela bu (anlaşılmadı) önderlik eleştiriyo yani bizim veya daha doğrusu Marksistlerin her zaman ilerleme olarak gördüğü şey aslında ilerlemeden çok daha farklı yerlere gidildiği (anlaşılmadı) toplama kamplarına sadece 20. Yüzyılda savaşlarda kaybettiğimiz insanlara bakarak bile görebileceğimiz bir şeydir yani bu her zaman hayranlıkla karşılanacak bir şey değildir. (anlaşılmadı) bu tür kazanımları olmuştur ama önderlik bunların beraberinde de dikkat çekmektedir artı şunu görmek lazım (anlaşılmadı) biraz daha tartışmalı gidelim (anlaşılmadı) bugünün yarısında verdiğimiz (anlaşılmadı) bunu diğer akademideki arkadaşlarla da konuşunca hiçbir şey vermeme çok yanlış yani (anlaşılmadı) bir durum olduğu için (anlaşılmadı) daha farklı bir şekilde (anlaşılmadı) o yüzden onu zaman tartışma yapmadık (anlaşılmadı) birer tartışma yapmak gerektiğini düşünüyorum. Şimdi şu sözün üzerinde lütfen biraz duralım ve sizden ne ifade ediyor onu anlayalım (anlaşılmadı) belirli birkaç arkadaş dışında fazla katılım olmuyor. Mümkün olduğu kadar hani birbirimizden çekineceğimiz birbirimizden utanacağımız sıkılacağımız bir ortam değil doğal olarak burası. Veya fikirlerimiz yüzünden birbirimizi rencide edeceğimiz, birbirimizi eleştirici, birbirimizi yerin dibine batıracağımız, suçlayacağımız bir yer değil. Hani bir önceki kısımdan şöyle söyleyim. Hiçbir sorun yaşamadık, Kağıthane’den iki arkadaş geldi, bizden de değildi Adalılar diye bize dost bir Türkiye’de devrimci gruptan gelmişlerdi ve açık açık bu konuları anlatırken önderliğe (anlaşılmadı) kafalarının basmadığı yerleri açık açık söylediler biz de onlarla tartıştık hiç de sorun olmadı yani. Ne yapıdan ne bizden ne de onlardan hiç de sorun yaşamadık. Bundan dolayı da burada hiçbirinize herhangi bir (anlaşılmadı) laf söylememe (anlaşılmadı) çok az katılım olduğu için, farklı kişilerden olmadığı için söylüyorum bunu altını çizerek (anlaşılmadı). Şimdi bence şunun üzerinde duralım (anlaşılmadı). Şimdi bu sizce ne demek buyrun,

Y14 BAYAN: (11:56 – 12:56) Aslında başlangıç vardır veya başlangıçta yer alan özellikler (anlaşılmadı) şey olarak algılıyorum (anlaşılmadı) …devletin oluşturulması (anlaşılmadı) tarihte bunun aynı şekilde devam etmesi yani eğer bugün son olarak (anlaşılmadı) devlet sisteminin gelişe gelişe gelişe gelişe kendini geliştirerek ama insanlığı düşünerek kadını düşünerek, erkeği düşünerek (anlaşılmadı) kendini geliştirip bugüne uyarlandırılması yani sonuçta da kendini gösterir mi. Bugünün sonuçları (anlaşılmadı) kendini bir şekilde gösterir mi? Devletin tarihinin tarihin ilk başlangıcında eğer Sümerler (anlaşılmadı) o şekilde algılıyorum.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (12:56 – 13:08) yani şunu düşünebiliriz. Bu soruya cevap verirken, sonuç ne başlangıç ne diye kafamızda biraz düşünüp ona göre cevap vermek lazım. Buyur.

X21 Erkek : (13:08 - 14:27) Arkadaşları selamlıyorum, zaten bütün olasılıkları göz önüne alarak çıkıyoruz, şimdi burada şey var bir hedefe gitme var, uygarlık tarihi (anlaşılmadı), kendi gazetesi onun üzerinde gelişen analitik zekanın işte bunda bi defa çıkara dayalı bir şey var, işte oradaki rahiplerin kendini şey yapması, kendilerini oluşturması (anlaşılmadı) şimdi günümüze geldiğiniz zaman bütün uygarlıklar kendini biraz bu uygarlığın etkisinde kalarak kendi oluşumları kendi sistemlerini bunun üzerine kururlar. Bu yüzden de başlangıç ve (anlaşılmadı).

X22 Erkek : (14:31 – 14:53) şimdi bir hayat şeyi (anlaşılmadı) bir örnek olarak verirsek mesela başkanın çıkışı 6 kişiyle çıkıyor. Ama o hayaliyle gerçek yola düştüğü için, hayaller gerçek olduğu için bizi yerlere getirdi, milyonları kazandırdı.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (14:55 – 15:01) Şöyle düşünelim sonuç bu olur. Bir tane sonuç olur (anlaşılmadı) buyurun.

Y15 BAYAN : (15:01 - 15:25) Ben şöyle bakıyorum. Hedef diyorum. Ama ortaya konuşmuyorum. Yani her şeyin bir sebebi vardır. Başlangıç ondandır, (anlaşılmadı) bulduğun zaman zaten çorap söküğü gibi arkası gelecektir.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (15:25 – 18:10) (anlaşılmıyor) iki tane şey var çok en kabaca gidiyorum iki tanesi kapitalist modernite bi tane daha (anlaşılmıyor) şimdi bir doğuş başlangıçta gizlidir dersek derken kapitalist modernite sadece şimdi dediğimiz gibi devletin (anlaşılmıyor) Sümerler demokratik konfederalizme (anlaşılmıyor) veya doğal mesela daha önce dediğim gibi doğallı hı, yani şuna bakıcaz sonuçta sonuç itibarıyla başlangıç vardır dediğimizde bugün üzerinden üçbin yıl dörtbin beşbin yıl olmuş işte beşbin yıllık işte beşbin yıllk bir tarihi olan bir devlet hiyerarşik toplumlar sözkonusu ve başlangıcıyla sonu çok farklı bişeydir bu Sümerler için bu bugünkü kapitalist modernitedeki devletlerin ne kadar farklı işleyişleri farklı yapıları farklı hepsi sınıf ilişkileri farklı vesaire vesaire, her şey farklı gibi gözüküyo ama aslında bi bakıyosunuz değişen bi şey yok belirli şeyler sürekli kendini yeniden sürekli farklı adlar altında, farklı sınıflar altında üretiyo, nedir bu yöneten yönetilen iktider ilişkisi hepsinde vardır, hepsinde bir sınıfın bi başka sınıfa (anlaşılmıyor) vardır, hepsinde zorla (anlaşılmıyor) el koyma vardır. hiç farketmiyo demekki aslında Sümerde oluşturulmuş bir şey sürekli şekilde sonuçlarda kendini gösteriyo yani aynı şeyi aslında şeye bak sak şeye bakarak görebiliyoruz doğa toplumu demokratik konfederalizme baktığımız vakit aynı zamanda işte sırf kapitalist modernitede ön bi Sümer devletini görüyosak demokratik konfederalizmde de doğal toplumu görüyoruz. Yani ondaki insan ilişkilerini insanlar arası ilişkiyi veya toplum içindeki ilişkileri veya toplumun ahlaksal yapısını, politik yapısını vesaireyi söylüyoruz ve bundan dolayı da her zaman aslında onunla şey arasında böyle bir bağ vardır diye (anlaşılmıyor) o yüzden işte biz bu ikisi arasındaki tarihi okumamızın anlamı bu okunacak yerlerin ilk çıkış noktası arasındaki bağı kurabilmek buyrun,



Y16 BAYAN: (18:10 – 19:24) Ben (anlaşılmıyor) Sümer tarih devletine gelinceye kadar (anlaşılmıyor) şey vardı doğal toplum fenemolojik toplum vardı ve o zamanki o doğal toplumda fenemolojik toplumda oluşan ahlakı işte ee insanların kadına bakış açısı, erkeğe bakış açısı işte (anlaşılmıyor) kabile, klanına bakış açısı işte aa topl toplumsallaşma kapitalizmi işte aralarındaki işte doğal biraz da (anlaşılmıyor) toplumlara benzetmiştir, Sümerler benzetmiştir işte (anlaşılmıyor) üstümüzdeki demokratik toplum demokratik konfederalizmi (anlaşılmıyor) ya da onun (anlaşılmıyor) hazırlatıldığında onun hazırlatılmasında ki şeyi baz alnan yine de tarihin vasflandırmasındaki ideolojik toplumlun ve doğal toplumun ahlaki ve (anlaşılmıyor)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (19:24 – 24:19) Aynen öyle, yani burda şeye baktığımız vakit hani bizim sürekli bir neolitik vurgusu yapılması bizde veya doğal toplumların (anlaşılmıyor) yapılmasının nedeni tamda burda yani şey değil, yani bir ütopya değil yani insanlığın hani varedeceği ve hayal edeceği bir yer diğil zaten insanlığın yaşadığı (anlaşılmıyor) çok da uzun sürer yani bir iki yıl diye böyle sosyalizmi yetmiş yıl (anlaşılmıyor) Sovyetler birliği anlamında, böyle yetmiş yıl falan diğil inanılmaz derecede hani söylendiği ölçde insanın tüylerini diken diken edecek derecede uzun yıllar inanılmaz yani hani milyonlar dediği milyon yıl olduğu dönem şöyle söyliyim ben çok daha sağarlaştırarak (anlaşılmıyor) bir zamana tekabül etmektedir. Ha bi kere her zaman şunu şey yapalım arkadaşlar bir daha yöntem açısından söylüyorum bizim açımızdan şeyde parti de budur bi şeyle bakmamalıyız hani diyorum şunu da görmek lazım birinci cümleyi uygarlıkta yani her zaman (anlaşılmıyor) karşılamıyor her zaman şey yapmak lazım yani (anlaşılmıyor) ilk çıkış itibari ile şey olan ya o Marksistçe bir gelenekten gelmenin doğal bir sonucu olarak ilerlemeci de bir mantık vardır geçmişte daha ağırlıklı olarak şu anda böyle bi şey diğil işte herkes evrene tarihsel devlet olarak bakıyor (anlaşılmıyor) bir öncekinden daha ileridir anlayışını kabul etmiyoruz anlayışını yani işte ilerleme gibi göstrilen şeylerin aslında ilerleme diğil daha bir (anlaşılmıyor) olduğu düşünürüz mesela şu (anlaşılmıyor) buradan algılamamız lazım mesela onu da söyliyim size buradaki yeni paradigmayla birlikte şeyin gelişimi söz konusudur ulus devlet olgusunun sorgulanması, ulus devlet olgusunun sorgulanmasının nedeni nedir diye kendimizi sorduğumuzda şunu görürüz ulus devlet tam da o kapitalist modernite (anlaşılmıyor) bir mantıkla ulaşılması gereken bir aşama işte nedir bir gün ulusal devlet kurulucak, kürt ulusal devleti kendi içinde kırsal mücadelesiyle birlikte kürt bir sosyalist devlete çevrilecek gibi bir mantıkla hatta bu parçaları da birleştirirseksek ama şimdi orda şimdi orda önderliğin yaptığı çözümlemeler tarihsel bakışıyla birlikte gördüğü nokta bir ulus devlet inşa etmek için mücadele etmek e enedir mesela kim bunun için nası mücadele ediyo, bi baka ulus devlete karşı mücadele ediliyo, kime Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı mücadele ediliyo bir ulus devlet için (anlaşılmıyor) ulus devlet için mücadele etmek bir enede sonunda Sovyetler birliğinde olduğu gibi şeye dönüşmek zorundadır, düşmanınız karşısında mücadele ettiğiniz şeye dönüşürsünüz ve de üç örnek verelim (anlaşılmıyor) ordan tekrar yapalım. Birincisi sosyalizm deneysel kincisi ney ıı ulusal kurtuluş hareketleri üçüncüsü de sosyal demokrasi Avrupa’da bu üçünün de çok o kapitalist moderniteyi o ilerlemeci anlayışı aşmadıkları için kapitalizme geri(anlaşılmıyor) saplanıp kaldığını ve yeni bi şey üretemediğini görücez yani ulusal kurtuluş haraketleri mesela 1970’ler 60’lara bakarsak şunu görürüz özgürlük için yola çıkan hareketler bir noktasından sonra tamamen sadece belirli bir pazarların oluştuğunu diyemlim ki Angola pazarının oluştuğunu ve o Angola pazarının kapitalizme uygun hale getirmek için gerekli altyapısal dönüşümleri yapmanın aracı olmuştur. Nedir santrellerler yapmıştır şunlar yapmıştır Sovyetle birliği de öyledir bakın başkanın çok yakından takip ettiği (anlaşılmıyor) taymda da vardır bu o (anlaşılmıyor) sosyalizm deneyimi şey olarak görülmüştür aslında bir parantez içine alınmış dönem o Sovyetlerin hakim olduğu o büyük coğrafyayı kapitelizme hazırlamanın evresi olarak görülmüştür o kapitalizme geçişin ön evresi olarak görülmüştür önceden (anlaşılmıyor) baktığımızda bunu görürüz, büyük yollar yapılmış, demir yolları yapılmış tüm Sovyetler birliği coğrafyası tek Pazar olarak örgütlenmiş fabrikalar yapılmış şunlar bunlar yapılmış ama hepsi de ulus devletlerde kapitalist modernite içinde yapıldığı için de sonunda geldiği nokta bu o yüzden de bu bi önceki evre bi sonraki evreden iyidir mantığı her zaman sizleri (anlaşılmıyor) buyrun,

Y17 BAYAN : (24:20 – 26:38) Şey de söyliyim beraberinde (anlaşılmıyor) beraberinde şeyi de getiriyo artık biz burda (anlaşılmıyor) yani ırkçılık o kafatasçılık milliyetçiliği de beraberinde getiriyor işte e kendi sistemi orjini için o karşı moderniteyi farklı kültürleri farklı anlayışları farklı zihniyetleri ya ezip geçeceksin ya yutmayacaksın aynı şimdi Türkiye’de olduğu gibi hani bu Türkiye olsun tek devlet tek bayrak eğer (anlaşılmıyor) kürt olarak bir gurup yaratılacaksa o coğrafyadaki tüm gurupların milliyetleri dinleri hepsini yok saymak zorunda ve bu grup derken özünde (anlaşılmıyor) barındırıyor hepsi yok etmeyi barındırıyor ırkçılığı, kafatasçılığı (anlaşılmıyor) burda bireyi (alaşımlıyor) insanlığı hatta doğayı bile doğayı bile yok sayıyor ve şey götürdüğü yer kapitalist tekrar kapitalist tecrübedir yine ki emperyalizmin (anlaşılmıyor) şimdi şu anda bi uzay çağına gidiyoruz bu uzay çağına giderken şu anda en basitinden şu anda önümde bilgisayar var. Bu (anlaşılmıyor) kullanabiliriz. Ve şimdi ona endeksli çalışıyoruz artık, başka bir alanımız yok çünkü Amerika’ya ya da Niwyork’a ya da Türkiye’nin herhangi bir noktasıyla iletişim kurduğumuz araç şudur telefonda artık değil daha kolaydır ve daha pratiktir ve bu (anlaşılmıyor) aslında düzen getirdiği (anlaşılmıyor) aslında kötü bi şey (anlaşılmıyor) kullanılıyor ama ister istemez o düzen içerisine giriyor (anlaşılmıyor) benim her şeyimi bu kontrol ediyor ve bu kontrol ettiği için de o kadar değerli bi şey ki benim alanım benim bütün işim ya tümüyle (anlaşılmıyor) ya da tümüyle de bitiriyor. Yani ben burdan bir meil gönderdiğim zaman aslında o meil bende veya arkadaşımda diğil şu anda şöyle bi evin içerisinde (anlaşılmıyor) fakat ben bunu bilmiyorum asl uygarlık o kadar daha yani ben (anlaşılmıyor) ama ben gelsem yüzbin kredi koysam ben (anlaşılmıyor)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (26:38 – 27:21) O konulara da zamanımız olucak, arkaya da 1984 diye bi kitap verdik onda bi albay (anlaşılmıyor) çok güzel net bir şekilde anlatılır yani bir toplumun nasıl büyük bir abi tarafından an be an gösterdiki hani bu 1940’larda falan yazılmış (anlaşlmıyor) bir gerçektir bu (anlaşılmıyor) neyse oralar, şimdi arıtk biraz daha sorunumuza geliyoruz şimdi şu andan itibaren biz evrenin oluşumunda madde şimdi çok kısaca evrenin oluşumundan ne kadar var

KEMAL SEVEN: (27:21 – 27:23) Var hocam 15 dakika var

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (27:23 – 28:13) Tamam evrenin oluşumundan başlıycaz işte kısaca daha önce söylediğimiz gibi ordan da başlıyarak bugün herhalde bu bitiririz neolitik çağı oralara gelcez (anlaşılmıyor) şimdi baktığımız vakit bi bi kere şey vardır Darwinin (anlaşılmıyor) bir teoridir evrim ama demokratik Darwinle alakası kalmamıştır. Yani bu şeyde en azından şunu söyliyesiliriz Darwin bu olayı sadece canlılar için söylerken yani sadece canlıların evrimidir. Bugün gittiğimiz yol canlı evrimi canlı evriminden çok cansız organizma olayıdır. Cansız nesnelerin de kendi üzenine göre evrim geçirdiğini atom değerlerinini atom altı parçacıkların bir evrim geçirdiği ve bu merhalede insana canlıya kadar giden bir sürecin yaşandığını biliyo

Y18 BAYAN: (28:13 – 28:14) Ama (anlaşılmıyor) evrim ne (anlaşılmıyor)





Dostları ilə paylaş:
1   ...   118   119   120   121   122   123   124   125   ...   278


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə