T. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI (cmk'nın 250. Maddesi İle Yetkili)



Yüklə 14,1 Mb.
səhifə124/278
tarix14.09.2018
ölçüsü14,1 Mb.
1   ...   120   121   122   123   124   125   126   127   ...   278

6. DERS
CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (00:00 03:27) (…anlaşılmadı) içine girdiği ve hiyerarşik toplumu ortaya çıktığı sürece kadar süren uzun toplumsal zamanda yaşanan, yaşayan insan toplulukları düzenidir. Bu toplum ana kök hücre (…anlaşılmadı) Nasıl ki kök, kök hücreden diğer tüm doku hücreler doğarsa doğal toplumdan da dokusu niteliğindeki kurumları doğar. Yine nasıl (…anlaşılmadı) sistemden (…anlaşılmadı) doğarsa doğal toplumun ilkel kurumlarından ilkel hiyerarşik kurumlar da diğer gelişmiş organlar da toplumsal sistemlerde doğar. Doğal toplum bastırabilir (…anlaşılmadı) kıstırılabilir ama asla yok edilemez. Hele Marksizm gibi iddialı bir yaklaşımın kominal dedikleri doğal toplumu sanki ömrünü binlerce yıl önce bitmiş yok olmuş bir sistem gibi algılamaları bu olumsuzluğu daha da körüklemiştir. Yani olumsuzluk derken şeyin bastırılması veya göz ardı edilmesidir. Doğal toplum hiçbir zaman bitmedi. (…anlaşılmadı) beslenmesine rağmen tükenmedi. Kendini hep var edebildi. Etnisite, köle ve (…anlaşılmadı) dayanakları olarak işçi sınıflaşmasının aşılması ve yeni toplumun (…anlaşılmadı) olarak, olarak çöldeki ve ormandaki göçebe toplum olarak özgür, köylü ve (…anlaşılmadı) aile olarak tüm (…anlaşılmadı) rağmen toplumun yaşayan ahlakı olarak varlığını hiç eksik etmedi. Sanıldığının aksine toplumun ilerisi için (…anlaşılmadı) dar sınıf mücadelesi değil kominal toplumsal değerlerin büyük direnmesidir. Sınıf mücadelesini inkar etmek doğru olmaz. O sadece tarihin dinamiklerinden biridir. Biz özellikle ikinci şey üzerinde durulması gereken önemli (…anlaşılmadı) Bulunmaktadır. (…anlaşılmadı) yönteme dahildir. Bunların bir daha üzerinde durmaya gerek yok ama sınıf mücadelesinin de tamamen göz ardı edilmediğinin de altını çizelim ama ona (…anlaşılmadı) ama Marksizm gibi tamamen her şeyi var eden bir olgu olarak değerlendirilmiyor. Önemli olgulardan biridir. Diğer önemli olgu ise doğal toplumun, doğal toplumun bugün bile insan ilişkileri arasında farklı yollarla farklı biçimlerde devam ettiğinin ortaya konmasıdır. Yani bunlar nedir? Şimdi bizim şeyde bunlara dayanmaktadır. (…anlaşılmadı) önümüze hedef olarak koyduğumuz demokratik konfederalizm, demokratik özerlik vesairedir tam da bu doğal toplumun hala tamamen bastırılamamış olması, hala insan ilişkileri içinde, insan içinde, insanlar arasında farklı şekillerle belki biraz yozlaşmış olarak varlığını sürdürmesinin bir sonucu olarak ortaya konmuş bir hedeftir, Demokratik Konfederalizm. Yani o yüzden de tamamen yani şey gibi bakmamak gerekiyor demokratik şeye doğal topluma işte Marksizmdeki gibi ilk kez ilkel (…anlaşılmadı) toplumdan köleci topluma geçtikten sonra tamamen aşılmış bir daha geri dönülemeyecek tamamen bitmiş geri bir dönem olarak görmemek gerekir tam tersi hala farklı bir şekilde varlığını sürdürmek için direnen varlığını dayatan bir sistem olarak görmek gerekiyor ki aynı zamanda onun değerlerini (…anlaşılmadı) burada sayılan farklı yerlerde farklı şeylerde görüyoruz. Ya onun, ya doğal toplumun yarattığı değerleri farklı toplumsal yanları… Buyur.

X29 ERKEK ŞAHIS: (03:27 – 03:29) Doğal toplumun özellikleri biraz daha …

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (03:29 – 03:35) Şimdi geliyorum bu daha başlangıç.(anlaşılmıyor)

X29 ERKEK ŞAHIS: (03:32) (…anlaşılmadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU ŞAHIS: (03:32 – 03:34) Tabi tabi açacaz açacaz. Bu sadece önderlikten (…anlaşılmadı)

X30 ERKEK ŞAHIS: (03:34 – 03:46) (…anlaşılmadı) Önderlik doğal toplumu yine insanlarda birbirlerine bağlantılı olarak aşama aşama birbirine bağlamış, bağlıyor öyle değil mi?



CİHAN DENİZ ZARAKOLU ŞAHIS: (03:46 -09:26) Yani şeyi yapıyor, nedir bu, doğal toplum işte insanlık şu (…anlaşılmadı) işte şu kısacık hiyerarşik içinde yaşadığımız uygar, tırnak içinde uygar bu çağın hepsine diyor. İşte ta (…anlaşılmadı) başlayan serüvenle (…anlaşılmadı) gelirken ki bütün bu arada mevcut yaşanmış insan ilişkilerinin hakim olduğu çağa (…anlaşılmadı). Bununla ilgili söylemek isteyen eklemek isteyen yoksa (…anlaşılmadı) Demokratik ve ekolojik toplum olarak kavramsallaştırmaya çalıştığım sistem anlayışını temel alarak devlet (…anlaşılmadı) devrik yaklaşımın özü olarak koyuyor. Sadece kapitalist sistem iktidar anlayışı dışında değil tüm devlet toplumlarındaki klasik hiyerarşik devlet ideali dışında çözüm aramak devrik perspektifin özüdür. Savunulanın aksine bu yaklaşımın ütopik değil toplumsal gerçekliğe son derece bağlı devrik bir yaklaşım olmasını mücadelenin en önemli kazanımı olarak görüyorum. Şimdi burada arkadaşlar bir kez daha şeyi görmek lazım. (…anlaşılmadı) iktidarı değil, özünde tüm devletçi iktidarlar sorgulanmaktadır iktidar sorgulanırken sadece kapitalist devletin. Bunu artık bir daha açmıyoruz. Yani iktidarın kendisi zaten kapitalist moderniteye götürdüğü olgusuna dayanıyor Önderlik burda. Ama işte şeye baktığımız vakit özellikle önden geliştirilen şeyin tezin paradigmanın burdaki şu tespitin altını çizelim ütopik değildir. Niye ütopik değildir. Çünkü belirli bir tarihsel arka plana, belirli bir tarihsel yaşanmışlığa, belirli tarihsel gerçeklere dayanmaktadır. Bu gerçekler nedir? Bu gerçekler doğal toplumdur. Önderlik doğal toplum için yani gerçekten yaşanmış bir doğal toplumu model alarak günümüzde demokratik bir konfederalist sistem örmeyi (…anlaşılmadı) çalışmaktadır. Ha bu anlamda baktığımız vakit doğal toplum insan varlığının başlangıç (…anlaşılmadı). Doğal toplum ilkellik değildir yani ilkel kominal değildir. İnsanlık ilk kez doğal toplumla birlikte toplumsal bir varlık olarak ortaya çıkabilmiştir. Toplumsal varlığın oluşumundaki kominal nitelik biçime değil öze ilişkin bir husustur. Toplumun artık kominal (…anlaşılmadı) sürdürülebileceğini kanıtlar. Kominal niteliğin yitirilmesi toplum (…anlaşılmadı) bir özelliktir. Bu da yine Önderlikten bir alıntı. Yani bu da şey açısından önemlidir. Yani burda yaratılmış değerler (…anlaşılmadı) turnusol kağıdı işlevi de görmektedir. Yani bu bize ne kadar toplumsallıktan uzaklaştığımızı veya ne kadar toplumsallığa yakınlaştığımızı gösterebilecek niteliklerle sağlamaktadır doğal toplumun özellikleri. Ondan öncesi hayvansı tüm yaşantıdır doğal olarak, sonrası ise ona karşı olarak gelişen hiyerarşik ve devletçi toplum sistemidir. Yani şu bölüme baktığımız vakit yani şurası tamam. Yani bir toplumsal varlık olarak insanın ömrünün yüzde doksan sekizi doğal toplumdan geçmiştir. Yani doğal toplumda kısaca yaşanıp bitmiş (…anlaşılmadı) Gerçekten insanın (…anlaşılmadı) Sürekli olarak yaşadığı bir dönemdir. Son beş yüzyılı hariç. Hiyerarşik ve devletçi sistemler çok bilinçli olarak doğal toplumu inkar etmiş tarihi kendileri ile başlatmışlardır. Biz bunu (…anlaşılmadı) çok net görüyoruz ve bu bütün bu yaratılışı destanlarında ve bağlı (…anlaşılmadı) vesaire bilmem ne hepsinde bütün (…anlaşılmadı) tarihi kendisi ile başlatıp kendisinden önceki barbar uygarlıklar (…anlaşılmadı) veya (…anlaşılmadı) görmez. Bütün bu yapılardaki ortak özelliktir. Demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlüğü (…anlaşılmadı) doğal olarak doğal toplumu esas alır. Doğal olarak hani şu doğal toplumu esas almanın ütopik olmamanın bir sonucudur. Yani bu doğal toplumu esas aldığı ölçüde (…anlaşılmadı) gerçekliğini temel aldığı ölçüde ütopik değil ayakları yere basan bir paradigma olur. Hiyerarşik sınıf ve devletçi toplum anlayışını reddeder, kabul etmez doğal olarak. Bu nedenle tarihi sadece (…anlaşılmadı) tarihiyle başlatmak büyük bir handikaptır. Eğer yani (…anlaşılmadı) ondan önce de bir tarih vardır. Yani burada mesela neyi eleştiriyoruz? Şimdi şöyle söyleyim, Marksın meşhur bir sözü vardır: İnsanlık tarihi sınıf mücadeleleri tarihidir. Bu insanlık tarihi sınıf mücadelelerinin tarihidir dediğiniz vakit aslında siz insanlığın yüzde doksanının tarihi atıyorsunuz. Çünkü (…anlaşılmadı) sınıf mücadelesi yoktur. İnsanlığın tarihinin yüzde doksanını belki yüzde doksan beşini attığınız ölçüde de bu aslında insanlık tarihinden de büyük kısmını yok görmeniz, göz ardı etmeniz demektir. Bu da cidden eleştirilmesi gereken bir noktadır. Tabi bir parantez açarak da şunu söyleyim. Marksın kendisi de pardon Engel (…anlaşılmadı) Komünist Manifesto da geçen bir tabirdir. İnsanlık tarihi sınıf mücadelelerinin tarihidir. Komünist Manifesto’nun hemen başlarındadır.

ERDOĞAN BAYSAN : (09:26) (…anlaşılmadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (09:27 – 09:41) Ya evet (…anlaşılmadı) Mısır’daki köleler (…anlaşılmadı) değil yani diğer (…anlaşılmadı) Sümer’de zaten (…anlaşılmadı) sınıflaşmaya ortaya çıktığı için o sınıflaşmayla başladı ama ….

ERDOĞAN BAYSAN : (09:41 – 09:42) O süreç kölelik süreci mi?

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (09:43 – 10:12) Kölelik süreci aynen (…anlaşılmadı) ama (…anlaşılmadı) Engel dipnot düşer ama bu tabi ki yazılı tarihi insanın sınıf tarihi mücadelesi tarihidir. Biz yazılı olmayan tarihi bilmiyoruz. O tarihlerde arkeologların vesairelerinin işidir ki işi birazcık daha şeye oturtur, belli bir çerçeveye oturtur. Burda bu anlamıyla ilerlemeci anlayışı reddeder. Çünkü (…anlaşılmadı) geriye dönüş vardır. Bir şey söyleyecektiniz. Buyrun.

Y19 BAYAN ŞAHIS: (10:12 – 10:38) Şimdi şeye bakalım natürel diyoruz ya doğal diyoz ki saçın natürel mi diyoz soru soruyoruz mesela saç boyanmıştır normalinde ama o saç boyanırken o kimyasal maddeler vücuda karşı zarar veriyor kendimizde değişiklik yaptığımızı zannediyoruz yani kendine göre öyle (…anlaşılmadı) zannediyor ama o yaptığı değişiklik (…anlaşılmadı) değildir o (…anlaşılmadı) mesela o yüzden doğal görünüyor. Şeyde aynı.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (10:39) Aynen öyle.

Y19 BAYAN ŞAHIS: (10:39 – 10:42) (…anlaşılmadı) doğal.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (10:46 – 13:43) Bi de tabi şimdi anlatırken şunu da bakmamız lazım. Doğal toplum sadece Neolotik toplum olarak değerlendirilmemektedir. Neolotik toplum en son aşamasını oluşturmaktadır. Son dönemlerinde en olgun haliyle en tamamlamış özelikli halidir ama (…anlaşılmadı). Neolotik yerleşik yaşama geçişle başlar. Çok önemli bir toplumsal devrimdir. Neolotik dönem doğal toplumun en kalıcılaştığı dönem olarak algılamak doğru bir yaklaşımdır. Kalıcılaşma aynı zamanda yani doruğa ulaştığı noktada artık değişim dönüşümün şeyleri de başlamıştır. Farklı bir (…anlaşılmadı). Doğal topluma doğal olarak sadece neolotik olmadığına göre paleotik ve neolotik toplum insanlığı da denmektedir. Doğal ortamda insanlık kabileler şeklinde yaşamıştır. (…anlaşılmadı) yani hepsini bir anda değil adım adım şey geliştikçe insanlardaki toplumsallaşma geliştikçe ilk önce klandan familyaya geçiş daha sonra toplumsallaşma... (anlaşılmıyor) Bu klan(anlaşılamadı)örgütlenmede bir önemli faktör de dinin dengeli din olayıdır din devriminin gerçekleşmiş olmasıdır. Belirli insanlarda bir kültür olgusunda yaratmıştır. Yani(anlaşılamadı) klana dahil olan yani kabileye dahil olan insanlar belirli bir kültür dairesi oluşturmuştur daha sonra bunlar bir aşiret daha geniş bir kültür halinde oluşmuştur. Ve ilk kez kültürel kimlik olgusu da ortaya çıkmıştır(anlaşılamadı)Başlangıcı olarak da görülebilir. Günümüzde kullanılan ana, kardeşlik, özgürlük, eşitlik, sorumluluk, emek, adalet, dayanışma cömertlik, yiğitlik, kahramanlık tamamlayıcılık, bayram, şenlik vesaire anlamları bu dönemden özellikle bu dönemden gelmektedir. Bir diğer madde olgu ise bu döneme ait olan ana ve (anlaşılamadı) kültürlerin bu döneme damgasını vurmuş olmasıdır yani toplum kendini (anlaşılamadı)değil midir ama (anlaşılamadı)o da kavim merkezidir şeklinde örgütlenmiş bir yapıdır. Özellikle kadınların çok ciddi olarak bir şeyleri de vardır. Dışlama özellikleri de dediğimiz de o bu yönleri de vardır ama anacılık anlamında bir hiyerarşinin oluşmadığı anacılık anlamda birinin bir başkasını yönetmediği, birinin bir başkasına buyruk vermediği bir dönemdir. (anlaşılamadı)toplumunda oluşur Milattan önce dört binyıl olarak ele alırsak bu döneme kadar doğal toplum etkinsel bir toplumsal sistem olarak yaşamıştır ve çok ciddi bir rakam olduğunu da görüyoruz(anlaşılamadı)ilk insanlığı milyonlarca yıl önceden başlatmıştır buyurun.

Y20 BAYAN ŞAHIS: (13:43 – 13:58) Ama şuan da bile yani kaç yıl geçmesine rağmen yine ana diyoruz ya kadın doğallığını kaybetmemiştir. Mesela en basitinden yani çocuk ile anne ilişkisi o arada dokuz aylık süre içerisinde hiç kimse karışmadan kendiliğinden oluşuyor.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (13:58 – 14:02) Oralar kesin doğallık ama şöyle bir yanı başlamıştır.

Y20 BAYAN ŞAHIS: (14:02 – 14:03) (anlaşılamadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (14:03 – 15:15) tabi o yönü (anlaşılamadı)kadının doğal kendi içsel doğallığı ama toplumun içindeki doğal toplumdaki yaşantısı tarumar edilmiştir kendisi o yüzden(anlaşılamadı)Toplumsal cinsiyet veya tecavüz kültürü derslerinde (anlaşılamadı)Bu dönemdeki bütün yapılanmanın aksi zıttır ve onu inkar eden kadını tamamen dışlayan kadını toplumun dışına iten bir sistem bir anlayış egemen olacaktır. Şimdi benim söylediğim gibi paralel gitmeyen şeyler vardır bu (anlaşılamadı)adlandırılır ağırlıklı olarak kullanılan ayetlerle tarif edilmiş bir dönemdir. Çocuklar bir şey önemli üç milyon, ikibuçuk milyon sularında başlar insanların şey yapmasıyla birlikte e taş yontmasıyla birlikte realitik devrine kadar devam eder yani Onbin yaklaşık üç milyon yıl(anlaşılamadı)

X31 ERKEK ŞAHIS: (15:15) (anlaşılamadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU ŞAHIS: (15:16) Paleotik

X31 ERKEK ŞAHIS: (15:17 -15:18) üç milyon

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (15:18 - 18:26) Üç üç, iki buçuk, üç milyondan on bin yıla kadar süren bir devreyi tahahüd ediyor. (anlaşılamadı)şeye rastlanmıştır üç ana döneme ayrılır diyor yani ilk şeyi (anlaşılamadı)asıl büyük dönem üç milyondan Beş yüz bin’e kadar bu dönemde hava ve deniz aracı hava elektrik su var daha sonra (anlaşılamadı)burada yine (anlaşılamadı)bu dönemde insan hayvansal yaşamdan toplum kurarak ilk ayrıştığı dönemdir bu dönemde ilk topluluğu topluma klan adı verilir. Şu anlamda çeşitli hayvan türlerinden ayrıldığı bir dönemdir artık daha farklı bir örgütlenme tarzı girmiştir ve bu anlamda da klan toplumun doğuşu (anlaşılamadı)temel(anlaşılamadı) kent kavramının geliştiği ilk tarım aletlerinin bu dönemde yontulmasıyla karşılaşılır gördüğünüz gibi milyonlarca yıl sürmüştür yaklaşık üç milyon klandaki insan sayısı yirmi otuzdur kadın esaslı bir örgütlenme vardır klanda doğadan beslenme doğrudan doğadan alınan avcılık ve koklayıcılık biçiminde bir beslenme vardır ağırlıklı olarak avcılık erkek toplayıcılık kadının e sorumluluğundadır bu anlamda ile bir iş bölümü ortaya çıkmıştır doğada toplanılan şeyler ama ortaktır yani ben kadın ben şunları topladın ben yicem erkeğinde ben toplayacağım değil şeklinde ben toplayacağım değil bütün klanın ortak ihtiyacına göre toplanan her şey insanlar arasında ihtiyaca göre dağıtılır. Ve bu anlamda bir iş bölümü bir dayanışma söz konusudur ama sayısından da anlaşılabileceği gibi çok karmaşık bir yapı değildir. Şunun altını çizerek hatırlayalım kadın toplayıcılıkta rol alan bir insan ve zamanla üzerine şu şekilde önemli faktörleri vardır. Neolotik’te yarın bir daha anlatacağım Neolotik’te yaşanacak kadın devriminin kadının öncü rolünü oynamasını daha bu dönemden itibaren kadının toplayıcı iş bölümünde toplayıcı üstlendiği çünkü kadın toplayıcılığı üstlendiği sürece kadın şeyleri tanıyacak bitkileri tanıyacak hangi bitkilerin ne olduğunu tanıyacak ve ağaçta önce onları toplarken bazen yemedikleri çekirdekleri atacaktır onun tıpkı kendisiyle bir özdeşlik kurarak onun temizlenmesine bakacaktır ve ondan yola çıkarak kendisiyle benzerlik kurarak şey yapacaktır tanısal yerini gerçekleştirecektir. Hani aynı şey nasıl kendisi doğuruyorsa bu şeyden çekirdeklerden de tarımın gelişeceğini ürünlerin gelişeceğini görecektir ve bu ona tabi ki önemle şey sağlayacaktır.

Y21 BAYAN ŞAHIS: (18:27 – 18:30) Gözlemci yönünü keşfedecektir.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU:(18:30 – 18:40) Aynen öyle erkek daha farklı erkek orada (anlaşılamadı) üzerine avcılıkta direk ben nasıl insanı pusuya düşüreceğim

Y21 BAYAN ŞAHIS: (18:40 – 18:41) onun kurnazlığı

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (18:42 – 19:29) İşte bakın mesela şey bahsi burada çıkacak daha sonra değineceğiz ama avcılıkta erkek analitik zekayı kullanacaktır tamamen bir amaç-araç ilişkisi kuracaktır ve amacı ön plana çıkacaktır. Toplayıcılıkta ise kadın duygusal zekayı kullanarak daha farklı bir yaratıcı bir yan gelişecektir(anlaşılamadı)yiyecek hepimiz tabi genel olarak açlıktan ölsünler demiyoruz ama bir sonucu da avcılık ve erkek arasındaki o ilişki erkek deki doğrudan kurnazlık sürekli hegemonya altına alma anlayışıdır burada toplayıcılıkta kadın da bir doğurtma olayı vardır burada ise bir öldürtme vardır buda toplumu farklı yerlere toplumlarımızı götürecektir.

X32 ERKEK ŞAHIS: (19:29 – 19:30) Bir soru sorabilir miyim?

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (19:31) Buyurun

X32 ERKEK ŞAHIS: (19:31 – 19:58) Siz klan dediniz de insanların yaşamı devam edebilmesi için toplu yaşama neden ihtiyaç duydular doğadaki diğer canlılar gibi ayrı ayrı grup grup veya kendi başlarına yaşabilmeleri dürtüleri yok mu yani bu anlamıyla yaşam mücadelesini verirken toplu bir şekilde veya grup şeklinde yaşamalarının temel ihtiyaç sebebi neydi?

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (19:58 – 20:02) E var mı sizlerden cevap talebi aslında güzel bir soru buyurun

X33 ERKEK ŞAHIS: (20:02 – 20:29) Doğa hukukunun tabi doğa formuna (anlaşılamadı)ve burada da insanların klan veya birlikte yaşamaları doğal yaşama karşı birbirlerini korumak iki kişiden sağlayamayacağına göre birlikte hareket etme birlikte savunma ve birlikte yaşama temel içgüdüsel ve düşünsel anlamda bir araya getirmiştir.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (20:30) Başka buyurun

ERDOĞAN BAYSAN: (20:30 – 20:45) Bence şeyi de vardır günümüzde baktığınızda da hayvanlarda da bu birlikte yaşama vardır her hayvan kendi cinsiyle kendi ırkıyla yaşıyor insanlarda doğal olarak birlikte yaşamaları çok doğal.

X34 ERKEK ŞAHIS: (20:48 – 21:19) Bu toplumun daha çok beslenme bunun yanında üreme gibi sorunları şeyi vardı gibi şeyleri ihtiyaçları ve var bunun yanı sıra güz koşulları işte yapının birilerinin saldırıları karşısında ilk insan koşullardan kaynaklı bir şey gelişiyor bir dayanışma gruplaşma gelişiyor ve buda biraz evvel konuşuldu

Y21 BAYAN ŞAHIS: (21:20 – 22:18) Burada şey var klan olarak yaşamalarının nedeni olduğu ana etrafında işte o zaman babanın belirsizliği o ana figürü olduğu için klan olmalarında ki sebep ananın belirleyici olması ve hemen hemen hepsi ananın çocukları olmasından kaynaklı klan olarak yaşamalarına. Şimdi aslında bu en başından gelen bir şeydir insanın vücudu kalp bir taraftadır asker bir taraftadır kol bir taraftadır bir bütündür mesela burada ki tek başına olmuyor yani bir toplumu olmak zorunda yani başından gelen bir şey dürtü de olabilir bir özellikte olabilir o yani insana mahsus bir şey bu kadının erkek olduğu için değil çünkü erkek de grup kurabilir erkek olarak kadın da grup kurabilir bu grubun oluşturulmasında ki temel sebeplerin biri oluşumu

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (22:18 – 23:48) Efendim mesela şey olarak da bakmak lazım ayrıştırılması gereken şeylerdir (anlaşılamadı)Öncesi sürüdür diyor yani aslında öncesinde insan bir arada yaşıyor yani şey olarak yaşamıyor şey olarak yaşamıyor Afrika da belgesellerde izliyorsunuz birçok insan sürü halinde yaşıyor bunları klanlama olmuyor (anlaşılamadı) onu alıp sürüden klana geçilmiştir bu geçişten evvel aslında görmek lazım ilk önemli bir şey konuşma önemli bir şey tabi şey çok önemli (anlaşılamadı) insanın hani anlattığımız üç milyar yıl üç milyara yakın aslında evrimsel gelişimi tek başına aslan gibi çiftleşme dışında başka bir insanla ilişki kurmasını zorlayacak bir şey değil başından itibaren insanın evrimsel gelişmesi tüylerinin büyük bir oranda dökülmesi vesaire e şey açısından insanı bir arada yaşamaya zorlayan bir yönü vardır. İnsan toplumun dışında (anlaşılamadı) yani insanın fiziksel yapısı da tek başına doğada yaşamaya elvermeyecek düzeyde evrim geçirmiştir başka varsa bir şey diyecek

Y21 BAYAN ŞAHIS: (23:48 – 23:58) Bir şey daha söyleyebilir miyim peki burada şey mi var çok bilinç olarak (anlaşılamadı) bir araya gelelim beraber her şeye karşı koyalım (anlaşılamadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (23:58 – 24:30) Hayır zaten şu olay vardır ..(anlaşılmadı).. ilk etapta çeşitli tesirlere karşı bir araya gelinmiştir bu tehlikelerle bertaraf edilmeye çalışılmıştır ..(anlaşılmadı).. yine çok ciddi uzun o zamanlar içinde insanlar ..(anlaşılmadı).. konuşmaya vesaire uygun bir halde olduğu için sesler kelimeler konuşmalar belirli bir dil yapısını ortaya çıkarmıştır ve bu dil yapısı etrafında ve ananın da merkezinde durduğu bir ..(anlaşılmadı)..

Y22 BAYAN ŞAHIS: (24:31 – 24:34) ..(anlaşılmadı).. mesela anadır öyle değil mi yani kadındır burada

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (24:34 – 24:45) Tabi kadındır zaten bu tabiî ki en önemli neden evlilik gibi bir kurumun olmaması ve işleyişin o yüzden kandı merkezli ..(anlaşılmadı)..

Y22 BAYAN ŞAHIS: (24:45 – 24:47) ..(anlaşılmadı).. olmasın da en belirleyici etki burada ana ..(anlaşılmadı)..

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (24:47 – 25:41) Tabi ki ..(anlaşılmadı).. zaten belli bir süre başında da söylediğimiz gibi ana şey ..(anlaşılmadı).. kadının etrafında ananın etrafında beklide kadın dememek lazım ana demek lazım çünkü tek başına kadın ne kadar yani ana vasfını almadan önce ne kadar belirleyici oda tartışma konusu acaba bunu araştırmak lazım yani şeylere bakıp gerçek ..(anlaşılmadı).. çünkü şey değil yani ..(anlaşılmadı).. dışında söylediğim bunlar ciddi tartışma konusu ee cidden orda kadın değil ananın daha yaşlı ananın merkezde durması ama onun dışında onun bu kadar anlaşıldığı anlamda toplumun merkezinde olmadığını savunan anlayışlarda var evet anne olabilir ama anne başka bişeydir kadınlık başka bişeydir diyen anlayışlarda var aslında bunlar tartışılsa iyi

Y22 BAYAN ŞAHIS: (25:41 – 26:03) ..(anlaşılmadı).. şimdi bile şuanda bile bakarsak akrabalık mesela bir kadın işte çocuk doğuruyo gelini oluyo torunları oluyo ee ne biliyim çocuklarının çocukları çocuklarının çocukları oluyo yani onları ..(anlaşılmadı).. olarak ele alırsak yine burada belirleyici ana oluyo

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (26.03 – 26:09) ..(anlaşılmadı).. yok yani kadın ne kadar belirleyici ..(anlaşılmadı).. tartışılması gereken

Y22 BAYAN ŞAHIS: (26:09 – 26:10) Bakış açısı diyorsun

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (26:10 – 26:16) Evet ..(anlaşılmadı).. ne kadar şey olduğu onlarda ..(anlaşılmadı)..



X35 ERKEK ŞAHIS: (20:16 – 32:13) Şimdi şey konusu var arkadaşlar şimdi insanların toplu yaşama geçişinde diğer canlı türlerini ayıran en büyük özellik insanın yaşamda kalma mücadelesinin getirdiği bir dürtüdür diğer canlı varlıklarla insan arasındaki farka baktığımızda en basit bir hayvanın doğumu ve doğum sonrası hayatta kalma mücadelesi çok kısa süre içerisinde değil mi yani kedi köpek ufak farklı bir hayvana baktığımızda adeta doğmadan önce kodlanmış gibi doğumundan üç beş dakka sonra sanki uzun yıllar dünyada yaşamışmış gibi yaşam tecrübesine sahip yani avlanmasından tut hayatta kalabilme mücadelesine oysa insana baktığımızda bir insanın ortalama on beş on altı yıl yaşam süresi geçirmesi gerekiyor ki ayakları üzerinde durup kendi dışındaki dış çevreyi yorumlayabilmesi ve haliyle bağını sürdürebilmesi şimdi burada sorunun hedef şeyi şuydu aslında insanlık toplu yaşama geçişle birlikte aslında toplumsallık sürecinin başladığı dönemdir yani birey nasıl ki insanoğlu tek başına doğada en zavallı bir yaratıktır en savunmasız dış ortama karşı en korumasız bir varlık olarak doğuyor diğer hayvanlara göre nazaran ama öyle bir güç var ki o insanın tek başına doğa karşısında en zayıf olan bir insanı doğanın hakimi bir güce çıkabiliyo bugün insan dediğimizde insanın olgusunu ele aldığımızda adeta insan merkezli düşünce sistemlerine baktığında bütün dünya bütün evren adeta insanların hizmetine sunulmuş bir mekan olarak değerlendiriliyor o zaman sorun burada şeydir insanın toplu yaşama geçişiyle birlikte toplumsallaşmanın başlaması toplumsallaşma süreci artık o dönemden sonra günümüze kadar devam ediyor ve sonrası konularda göreceğimiz gibi artı birey toplum bireyselleşme sorununun da ana hatlarıyla uygarlık tarihinde ilk çatallaştığı nokta burasıdır sonrasında gelişecek tüm ideolojiler tüm dünya bakış açıları tüm felsefe tüm inanç sistemlerinin de en büyük çelişki ve handikabı bu olacaktır nereye kadar toplum nereye kadar birey birey toplum ilişkisindeki denge ve dengesizlik neler olacaktır ve dolayısıyla bu denge ve dengesizliğin yarattığı sorunlara karşı alternatif çözüm düşünceler nasıl şekillenecektir uygarlık tarihinin en kilit noktalarından biri burada toplu yaşama geçiş sürecinde insanın rolü bu anlamda insan toplu yaşama geçerken en büyük özelliği var oluş sürecidir varlığını daha iyi devam ettirebilmenin bir arayışıdır bu yoksa çok bilinçli çok hesaplanmış çor programlı bir tercih değildir bu var oluşu sürdürebilmenin vazgeçilmez bir unsuru olarak karşımıza çıkıyor ki sonrasında ..(anlaşılmadı).. toplu yaşamın form değiştirecektir kabile aşiret devlet ulus aile ve benzeri isim değiştirecektir ama özünde insanın varoluş mücadelesi ayakta kalabilme mücadelesinin ilk başladığı dönemdir nitekim şu soru sürekli soruluyor yani tek başına doğada en zayıf olan bir yaratık olan insan ne gibi bir güçle kendi dışındaki toplumun efendisi olabilir hakimi olabilir ki bundan sonraki tüm uygarlık tarihi ve tüm derslerimizde sıkça kullanacağımız bir kavramla karşılaşacağız toplumsallaşma toplum toplumsallaşma toplumsallaşmanın eee getirileri götürüleri etkileri dolayısıyla işte insanın toplumsallaşma sürecinin ilk başladığı nokta buradır doğa karşısında varlığını daha iyi daha organze sürdürebilme adına oluşturulan bir toplu yaşam dürtüsü ve gereğidir buda biraz var oluşunda insan şahsının var oluşunun da kaçınılmaz bin sonucudur ne zamana kadar bu varoluş toplumsallaşma kendini geliştirecek ee 1700 lü 1800 lü yıllara kadar da artık öyle bişey olacak ki oluşan toplumsal forumlarda bireyin bir anlamı yoktur birey olarak hiç kimse bişey değildir ne zaman ki bireyin birey olma özelliği toplumsallaştırdığı oranda toplumun geneline kattığı oranda toplumun geneliyle var olabilir oysa 17. 18. Yüzyıla geldiğimizde artık eritilmiş kendi özünden boşaltılmış birey artık bir noktadan sonra isyan edecek toplumsallaşmaya karşı ciddi tepkiler doğacak bu tepkiler işte kavram olarak değerlendirildiğinde liberalizm gibi akımları oluşturacak o kere toplumsallaşma o kadar ee öyle bir olgu olacak ki lanetlenmiş bir unsur olarak insanlar bireyselleşerek bireycileşerek bu varoluştan çıkıp reform Rönesans ve aydınlanma gibi günümüzün uygarlığını etkileyecek önemli noktalara parmak basacak ama konunun yani ilk insanın ..(anlaşılmadı).. sürecine baktığımızda işte toplumsallaşmanın ilk çıkması varoluşun gereği olarak çıkmasının ilk çatallaştığı nokta burasıdır biraz o soruyu da bu anlamıyla sormak istedik

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (32:13 – 33:10) ..(anlaşılmadı).. ulus hani değinmiştik ya kısımların o hangisiydi ..(anlaşılmadı).. insanın ömrünün eee çocukluğun bebekliğin ee anne ona değinmiştik zaten o ..(anlaşılmadı).. dediği gibi zaten bir çok zebrayla doğar iki dakka annesinin yanında kalır üç gün sonra beraber onla otlar yani beraber hayata ..(anlaşılmadı).. bir tane daha yanılmıyorsam kısmen işte ..(anlaşılmadı).. hiç insan yok yani on beş dediğimiz yani öyle bişey yok çoğu şey iki yılda üç yılda yani en büyük olan insanlarda vesaire bile iki üç yılda artık çocuk şeye yetişkin bir hale geliyor ama insanlar üç yılda daha hiç bir şey yapamıyor ve doğum oda insanda bir anda geçen birazda bir arada tutan önemli bir faktör oluyo

Y22 BAYAN ŞAHIS: (33:10 – 33:16) Hocam biz burada hiç yani duygulardan bahsetmiyoruz yani sevgiden insanlar arası

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (33:17) Akıl ..(anlaşılmadı)..

Y22 BAYAN ŞAHIS: (33:18 – 33:19) Sadece akıl mı

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (33:19 – 33:21) Hayır hayır şöyle bişey var yani

Y22 BAYAN ŞAHIS: (33:21 – 33:23) Ailenin çocuğa olan o sevgisi

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (33:23 – 33:32) Tabi ki yani zaten hani o öyle bişey olmasa yani bu bütün hayvanlarda da olan bişey yani içgüdüsel öyle bişey olmasa yani zaten çocuğunu terk edip gider

Y22 BAYAN ŞAHIS: (33:32 – 33:33) Yani ona da değinirseniz

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (33:33 -33:57) Tabi ki yani o zaten başından itibaren o kadındaki o duygusal şey zaten erkekte bu kadar olmayabilir erkekte en fazlasından ..(anlaşılmadı).. biraz yanlışta olabilir ama yani soyunun devamı diyebilicez ama oda yok çünkü soyu belli değil kimin kendi soyundan geldiği belli olmadığı için yani öyle bişey ..(anlaşılmadı).. erkeğin de arasında duygusal bağ daha zayıf ama annenin birebir tabi öyle bi bağı var



Y22 BAYAN ŞAHIS: (33:58 – 34:03) Zaten orda erkek değil çocuğunun ..(anlaşılmadı).. olduğu kadının

CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (34:03 – 37:47) ..(anlaşılmadı).. Bütünlük içinde yaşarlar doğal olarak yani o başında söylediği de o tehlikelere karşı yaşamı korumaya karşı aletin ve ateşin keşifleri insanlaşmada büyük rol oynamış ve insanlaşmada büyük rol oynamış ve yaşamı daha da kolaylaştırmıştır özellikle ateşin keşfi ..(anlaşılmadı).. keşfinin şöyle bi olayı var teyit etme açısında bi olayı var insanların ateşin çevresinde toplanmasına işte ..(anlaşılmadı).. sanatsal faaliyetlerin beraber o kendi dönemleri açısından şarkıların söylenmesi daha sonra bu uzun vadeli şeye de yayılabilecek bir süreçtir yani hiyerarşik topluma kişileri de yönlendirmiş oluyo yani orda halk hikayelerini insanları veya farklı şekillerde insanları etkisi altına alabilecek daha yaşlıların ortaya çıkmasında ama toplumsallaşmada farklı bişey var bu ateş etrafındaki muhabbetlerin ve burada doğal olarak kıramı yaşatmak temel bir ilkedir ama bu yaşatılan kıram kesinlikle oluşumlu imtiyazlı hiyerarşik sırasız doğal olarak sırasız çünkü ..(anlaşılmadı).. yönünden yani her şey yenen e pardon toplanan ..(anlaşılmadı).. tüketiliyo sonra tekrar toplanıyo ve tekrar avlanalıyo ..(anlaşılmadı).. birleştirebileceği şeyler yok o yüzden hani yani kimse kimseyi suç ..(anlaşılmadı).. yani henüz planda öyle şetler ne biliyim işte şamanlar şunlar bunlar çıkmamış herkes çalışıyo plan için çalışıyo ortak yönetiyo ve ortak tüketiyo doğal olarak sömürülmeyen bir toplum ..(anlaşılmadı).. doğayla ana ..(anlaşılmadı).. ilişkisi gibidir çok daha doğrudan bir ilişki vardır doğayla kurulan yani şey değildir bu yabancılaşma yoktur henüz henüz bu dönemde insan kendini şey olarak ta görmemektedir doğanın efendisi olarak doğaya hükmeden bir güç olarak ta görmemektedir planın ..(anlaşılmadı).. gücüne dayalı olması doğaya ..(anlaşılmadı).. dayanışmayla doğmuştur arada o yabancılaşma henüz yoktur doğum olarak en saf haliyle bugün plan kominal değerlerin oluşumunda büyük rol oynamıştır eşitlik ve özgürlük dağılımın kendi bobunun varlığında da ..(anlaşılmadı).. doğumda herkes eşittir ..(anlaşılmadı).. şey yoktur birinin bir başkası için çalışması birinin aylaklık ederken diğer ..(anlaşılmadı).. insan çalışması böyle bir olay söz konusu değildir herkes eşit bir şekilde emeğini ortaya koymaktadır ve gereksinimleri planda karşılamaktadır ve bundan dolayı da henüz bir baskı olmadığı içinde doğalın kısıtları dışında özgürce bir alanda yaşamaktadırlar yani şey açısından da bir kısıt yoktur mesela kadın erkek ilişkisi arasında henüz şey olmamıştır daha belli aşamalarda belki bi tek şey vardır kardeşler veya anne baba arasında bir yasak ama onun dışında hani kadınla erkek ilişkisi açısından henüz daha öyle yasakların tek eşle evliliklerin veya evlilik denen bir konunun olmadığı söz konusudur yani bu tek ..(anlaşılmadı).. insanların özgürlüğünü kısıtlayacak etmen doğal olarak şeydir yani doğanın şeyidir doğayla bir mücadele halindedir doğanın kendisi bir kısıtlayıcıdır ama zaten onlarda doğanın bir parçası olduklarından kaynaklı olan anladığımız anlamda bizim hani devletin bizi kısıtlaması gibi bir kısıtlama söz konusu değildir ..(anlaşılmadı).. şey yapmıştık o yüzden bi daha şey yapmıyorum çok kısaca ..(anlaşılmadı).. ne kadar zamanımız var ..(anlaşılmadı).. bekliyorum buyurun yarın devam edelim o zaman

Y22 BAYAN ŞAHIS: (37:47) Bitti mi dersimiz



CİHAN DENİZ ZARAKOLU: (37:47 – 37:50) Bugünlükşeklinde olduğu,
Ders anlatımlarından dinin özgür ve hür düşünceyi engellediği, kapitalizmin eskidiği ve yok olmaya yüz tuttuğu, buna mukabil Marksist ideolojiyi benimseyen PKK/KCK terör örgütünün gelecekte amacına ulaşacağının anlatıldığı, ders boyunca terör örgütü ve onun liderinin yoğun şekilde propagandasının yapıldığı yine konfederalizm fikrinin benimsetilmeye çalışıldığı, Uygarlık Tarihi adı altında PKK’nın tarihinin irdelendiği,

BDP SİYASET AKADEMİSİNDE 02.12.2010 TARİHİNDE VERİLEN DERSE İLİŞKİN SES KAYDI ÇÖZÜMÜNÜN:
1.DERS


Dostları ilə paylaş:
1   ...   120   121   122   123   124   125   126   127   ...   278


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə