T. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI (cmk'nın 250. Maddesi İle Yetkili)



Yüklə 14,1 Mb.
səhifə129/278
tarix14.09.2018
ölçüsü14,1 Mb.
1   ...   125   126   127   128   129   130   131   132   ...   278

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (13.53- 13.53) tahtada mı?

X16 ŞAHIS : (13.54- 13.59) evet, deminki kadın değimliydi?

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (14.00- 14.01) hayır.

X16 ŞAHIS : (14.02- 14.04) kadına benzettim.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (14.05- 16.40) (…anlaşılmadı) fiziken kadına benzeyebilir. Tansu çillere benzettim. Tansu çiller fiziken kadın olabilir ama o normalde erkektir. İktidara geldiği an ben kraliçe oldum deyip saçlarını kestiğinden bahsettik. O yüzden yani (…anlaşılmadı) böylesi bir zihniyetin egemen olduğu bir ortam. (…anlaşılmadı) kraliçe yapmıyor aynı zamanda. İstenmişlik yapıyor orda (…anlaşılmadı) hem bir yandan kılıç kullanıp istediğini her şeyi belirleyen konumda değil. Hani orda şu var. Kadının da sözünü belirleyen konumda orda ki resim. Yani o resim (…anlaşılmadı) burada kadın yok, hani bu (…anlaşılmadı) çizilmiş ama (…anlaşılmadı) her yerde o (…anlaşılmadı) kadın iktidara sahip olabilir ama(…anlaşılmadı). Tansu çiller zamanında en gaddar şeyler yapıldı. Kürdistan da şeyde. Daha beter şeylerde var şeyde tonla kadın çalışıyor Almanya da soykırım zamanı toplama kamplarında tonla kadın çalışıyor ve tonla kadın insanları ölüme gidişin bir şekilde aracı. Hani orda kadın (…anlaşılmadı) yani şey hakkını elinden almış bir kadındır o. İkinci dünya savaşında İngiltere de çocuklara her gün bir şişe süt verilmesi gibi bir uygulama başlamış. Orda margırit techer, kadın sözde anne orda bu uygulamayı ortadan kaldırıyor. Hani orda iktidar dediğimiz vakit, iktidarı eline geçirdiği anda kadın erkek zihniyeti ortadan kalkıyor.

X16 ŞAHIS : (16.40- 16.41) kadınlar erkekleşebiliyor yani.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (16.42- 16.42) evet.

Y10 ŞAHIS : (16-43- 17.35) yani şuna benzediğini düşünüyorum ben açıkçası, kadının doğası adaletçi, özgürlükçü, paylaşımcı ve sevgi dolu, yine bir yandan da fiziki güçten bahsettik aslında biyolojik olarak ta kadın erkekten daha güçlüdür. Çünkü erkeklerin x kromozomların nedeniyle erkek yapısında x-y taşıyıcı ama kadın yapısında x kromozomu taşıyıcı nedeniyle kadın erkekten daha güçlüdür. Bu tamamen erkek egemen zihniyetiyle taçlanmıştır. Sizin bahsettiğiniz güç aslında kasla elde edilmiş bir güçtür. Hani dedik ya avcılıktan elde ettiği o kas gücü. Kas gücünden bahsediyoruz, yani eğer örnek verecek olursak (…anlaşılmadı) insanları örnek verebiliriz.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (17.36- 17.37) devam edin.

Y11 ŞAHIS : (17.39- 19.17) (…anlaşılmadı) gelişmesinde şeyde çok önemli. Buluşların kadınlara ait olması işte giyecek yiyecek nedir işte hayvanlardan elde edilecek yağ, süt peynir bu tip işte turşu yapmak ekmeği yapması yiyeceği bulması, işte burada erkek dolayısıyla ihtiyaçlarını gidermek zorunda şimdi burada içgüdü de var pardon güdüsel bir şeyde var. Mesela nedir (…anlaşılmadı) erkeğin böyle bir şeyi yok. Bütün bu unsur kadının, kadın yapıyor kadın beceriyor kadın kotarıyor şimdi erkeğinde bu ihtiyaçlarını gidermek zorunda açlığı doyurmak zorunda, sadece dışarıdan avlanarak ta olmuyor. Eğer ki kadın bir buluşu yapıp ekmeği pişirdiyse o da oraya girmek zorunda. Bunu eğer kolaylıkla yapamamışsa (…anlaşılmadı) zorlada yapmıştır. İhtiyaçlarını karşılama açısından kadının yiyeceğini çalmıştır, kadına zorla tecavüz etmiştir. Şunun da farkına varmıştır, zorladığı zamanda kendi gücünün farkına varmıştır, kadını alt ettiğinin. Belki sonralarda şeyde gelişmişmiş olabilir işte erkekler arasında bunu meşrulaştırmak içinde (…anlaşılmadı) hazırlamışlardır.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU : (19.17- 24.12) evet. Daha sonraki şeylerde bunlar görülüyor. Devam edecek olursak arkadaşlar. Doğru erkek bu yapıcılık (…anlaşılmadı)bir toplum içindeki yeri sadece avcılıkla sınırlanmış bir yapı, anca topluma katılabiliyor. Ki dediğimiz gibi bir noktaya kadar belirli bir döneme kadar o avcılıkta bir garanti de yok yani gülerce ava gidip boşta dönebilirsiniz ama bu (…anlaşılmadı) veya toplumun dışında (…anlaşılmadı) belli insanla(…anlaşılmadı) en azından bilinmektedir (…anlaşılmadı) kendi içyapısına uymayan(…anlaşılmadı) sistemin dışına çıkartan uygulamalarıdır. O yüzden de başlangıçta kendini küçültmesidir. Ama giderek erkeğin ve avın gelişmesi ve erkeğin zekasını farklı bir amaçlar çerçevesinde kullanması erkekler kadın arasındaki çekişmenin daha da çetrefilli hale gelmesine yol açmıştır. Bir de dönemi iyi anlamak, yerleşik hayata geçilmesini şöyle avantajları da olmuştur (…anlaşılmadı) belli alanlarda ortalama yaşam süresini de uzatmıştır. (…anlaşılmadı) daha tehlikeli işler yapan erklerinde daha fazla yaşamasına olanak sağlamıştır (…anlaşılmadı) yaşamaya başlamak. Bu tabi doğal olarak eğer siz avla ilgileniyorsanız yaşlanınca o işlerden doğal olarak uzak kalıyorsunuz (…anlaşılmadı) bu doğal olarak erkeğin toplumdaki temel yapısının dışında kalması anlamına gelirler. Doğal olarak yaşlılar tekrar sisteme kabul edilmenin biri aracını aramaya başlar bu dediğimiz gibi ideolojik (…anlaşılmadı) çalışırlar. Bunu da şaman azim de kültüründe görüyoruz şamanlar erkek rahiplerin ilk prototipi olarak (…anlaşılmadı) şamanlar (…anlaşılmadı) yaşlı erkelerin toplumdan dışlanmanın(…anlaşılmadı) tekrar topumla geri dönmenin bir çabasıdır. (…anlaşılmadı) buna karşıda kadına karşı sistematik bir mücadeleye girerler. Kadının toplum içindeki konumuna karşı. Ana kadının toplum içindeki (…anlaşılmadı) bir ev düzeni oluştururlar. (…anlaşılmadı) Mezopotamya dışındaki çeşitli (…anlaşılmadı) çağın dışında yaşayan kabile halindeki topluluklarda ise evlerin bu şekilde farklılaştırılması söz konusudur. Hani erkeklerin kendi aralarında yaşadıkları kadından ayrı yaşadıkları evlerin olduğuna dair ciddi antropolojik araştırmalar var. Onlar kesinlikle sadece kadınla erkeğin işte evlendikleri (…anlaşılmadı) dışında kesinlikle mekânlarını ayrı tuttuklarını gösteren antropolojik araştırmalar var. (…anlaşılmadı) Bununla birlikte kadınla erke (…anlaşılmadı) erkek kadından (…anlaşılmadı) özel bir alan oluşturmaya çalışır (…anlaşılmadı) basit kulübeler şeklindedir. Şamanlar yaşlı ve tecrübeli erkeklerin (…anlaşılmadı) önemli bir gelişme gösterir.

X17 ŞAHIS : (24.12- 24.16) peki şaman nedir?

CİHAN DENİZ ZARAKOLU :(24.17- 25.23) şaman, şeyin erkek versiyonu diyebiliriz, doğunun dinle ilgilenen büyücü kadınlara karşı erkeklerin geliştirdiği şey. Rahibin ilk prototipi. (…anlaşılmadı)doğrudan tedavi (…anlaşılmadı) görülürken (…anlaşılmadı) doğrudan ayin düzenleyen insanlarla o totem arasındaki tanrı arasındaki ilişki kurmanın bir aracına dönüşür. (…anlaşılmadı) yaşlılar, şamanlar (…anlaşılmadı) bunların oluşturduğu zihniyet yapısının da büyüsüne kapılarak onlara eklenmiştir. Ve bu ciddi olarak savaşçı yaşlı ve de Şamanlar üzerinden böyle bir ittifak anlayışı ortaya çıkmıştır. Böyle bir ideoloji..

Y12 ŞAHIS :(25.26- 25.32) (…anlaşılmadı)bu Eskimolarda hala var herhalde dimi (…anlaşılmadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU :(25.34- 29.41) Eskimoları bilmiyorum ama (…anlaşılmadı) var onu biliyorum. (…anlaşılmadı) doğrudan yaşlıların veya toplum için çalışamayacak düzeydeki yaşlıların bir dağ başına bırakıp ölüme terk edilmesi gerektiğini söylüyor. (…anlaşılmadı) yaşlılara bakmama (…anlaşılmadı) onlar kapitalist modelin getirdiği şeyler. (…anlaşılmadı) yaşlıya bakmama gibi bir şey değil yani bu kapitalist model (…anlaşılmadı) en iyi ihtimalle ölüme terk ediyorlar. Bakma veya şey yapma daha sonra bulunmuş. (…anlaşılmadı) insanların belli coğrafyalara yerleştikten sonra, (…anlaşılmadı) hayvancılık söz konusu olduğunda (…anlaşılmadı) ama o hayvanlar içinde geçerli her hayvan doğada kendi sınırını çizer. (…anlaşılmadı) başka bir şey yoksa zaten sınırını belirler. (…anlaşılmadı) Eğer başka sınırlar büyüdükçe çatışmalar ortaya çıktıkça doğal olarak kendi varlığını savunması zorunluluk hale geliyor. İşte bu (…anlaşılmadı) önemli bu işi yürütür, zaten avcılıkla bu yönde yetenekler kazanmış, fiziğini buna göre geliştirmiş aklını buna göre geliştirmiş erkek tabii ki bu klanın savunmasının da öncülüğü alır, o görevi o üslenir. (…anlaşılmadı) doğal olarak bir noktadan itibaren savaşmak belirli bir aşamadana sonrada bir zorunluluk haline geldiğinde bir otoriteye ihtiyaç vardır. (…anlaşılmadı) hala çevresinde görülen bir şeydir. (…anlaşılmadı) hala o gösteri uygulanmaktadır. Devlette hiyerarşi (…anlaşılmadı). da ölüm kalım söz konusu olduğunda direk çözümü daha fazla otorite daha fazla iktidar olarak görmektedir buda (…anlaşılmadı) dayalı olmaktadır. Roma da da ölüm kalım söz konusu olduğunda direk diktatör denen bir kurum devreye girer ve o kurum altı ay boyunca devleti hiçbir yapıya bağlı olmadan dilediği gibi yönetir. (…anlaşılmadı) örneklemek istersek burada savaşların yoğunlaşması (…anlaşılmadı) azalması (…anlaşılmadı) bir otorite ve hiyerarşi ihtiyacının insanların gündemle getirmiştir. En yetenekli kişi sözü otoritedeki en yüksek kişi konumuna gelmiştir. Eskiden yaşlı kadınlar klanın (…anlaşılmadı) belirlenirken artık en yetenekli kişi yani en iyi avcı en iyi avcının yanında en iyi kalanı dışarı karşı savunan kişi artık otoritesi en yüksek kişi konumuna gelmiştir. Ama hala (…anlaşılmadı) hiyerarşi söz konusu değildir. (…anlaşılmadı)

X18 ŞAHIS :(29.45- 30.03) (…anlaşılmadı) en yetenekli kişi, avcı (…anlaşılmadı) bu yanlış bir kavram değimli, bilgi anlamında baktığımız zaman zaten kadının (…anlaşılmadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU :(30.07- 30.48) (…anlaşılmadı) oradaki otları bilmek, neyin neye yararlı olduğunu bilmek, daha fazla ürün vermek, topraktan daha fazla ürün nasıl alınır vesaire gibi. Emektardı (…anlaşılmadı) emektarlığından kaynakla o insanlığın daha fazla sürecinde sözü geçiyordu. Ama olgu değiştiği an, durum değiştiği an artık bu özellikler önemsizleşmeye başlıyor. Asıl önemli olan (…anlaşılmadı) karşısında daha çok kim bizi hayatta tutacak kim bizim varlığımızı sürdürecek oluyor. (…anlaşılmadı) asker. Askeri yetenek yaratıcılığın, askeri yetenek doğayla kurulan ilişkinin önüne geçiyor.

X19 ŞAHIS :(30.51- 30.59) (…anlaşılmadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU :(30.59- 31.18) tamam, demin söyledik ya avcılık ile toplayıcılık arasındaki iş bölümünden kaynaklı olarak, o avcılıkla geçirilen zaman erkeklerde daha fazla özelliklerin (…anlaşılmadı) buyrun.

Y13 ŞAHIS :(31.20- 31.55) (...anlaşılmadı) başka bir doğal yaşam vardı ve orada ava gidiyorlardı ve ordan dönmüyorlardı. (...anlaşılmadı) avcılıkta zamanı geçirmek (...anlaşılmadı) ama birbirlerinden yararlanarak tekrar(...anlaşılmadı) birbirilerinden yararlanıyorlar diye düşünüyorum.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU :(31.57- 38.14) (...anlaşılmadı) ana kadın kültürü karşısında üstünlüğünü geliştiren farklı bir kültürün başlangıcı (...anlaşılmadı) erkek merkezli bir kültür ortaya çıkmıştır. Klasik toplumların (...anlaşılmadı) en önemli dönüm noktalarından biridir. Burda şu vardır, (...anlaşılmadı)bir sınıflaşma olduğu vakit ne kadının (...anlaşılmadı) erkek üzerinde bir hakimi nede kadının erkek üzerinde bir hakimi yoktur. (...anlaşılmadı) kurumsallaşmış bir otoritenin, kimin nezaman (...anlaşılmadı) kesin olurak belirlenmiş (...anlaşılmadı). hiyerarşik kavramı (...anlaşılmadı) denetim anlayışını ifade etmektedir. (...anlaşılmadı) değişen savaş toplumlarıyla birlikte topladığı önem bir hiyerarşi yer alır ve ounun kutsallık bir otoritesi olur (...anlaşılmadı) buda şamanın önemli bir rolu olması gerektirir veya ona bu imkanı verir. Toplum açısından bu otorite gurubu sınıflaşmalar ve (...anlaşılmadı) yoğunlaştıkça devlet otoritesine dönüşmüştür. (...anlaşılmadı) şaman onun otoritesi özellikle sınıflaşma ile beraber (...anlaşılmadı) rahipe dönüşücektir. (...anlaşılmadı) kimin nasıl geliştiği belli değildir kimin ne yetkisi olduğu belli değildir. Böyle kurumsallaşma söz konusu olmadığından hiyerarşik yapı olmasına rağmen iktidardan söz etmek doğru olmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla devlet kurumsallaşmasında kadının toplumda hakimiyeti yoktur. Kadının olmadığı yerde (...anlaşılmadı) bazısı toplumun menfaatleriyle belirlenmektedir. (...anlaşılmadı) toplumun menfaatleri daha ön plandadır (...anlaşılmadı) hiyerarşik yapının olduğu yerde(...anlaşılmadı) maddi toşulların oluşması ile beraber ortaya devlete yol açabilecek (...anlaşılmadı) esnafın söz konusu olabilir. Uyum devleti (...anlaşılmadı) zaten orda herkes ortak bir şeye sahiptir.benim senin anlayışı gelişmemiştir. (...anlaşılmadı) İnsanlara özgü paylaşım ruhu ortadan kalkar. (...anlaşılmadı) cömertliğin nekadar önemli bir değer olduğunu görürü bunun kaynağının hala ulusların geleneğiin yaşayabilmesinin sebebi hiç kaybolmaz. (...anlaşılmadı) farklı koşullarda farklı yerlerde farklı zamanlarda kendini gösterir. Hiçbir şekilde başlangıçta çıkılan yoldan tamamen farklı bir yere gidilmez. Başlangıçtaki doğal komünal toplumdaki cömertlik anlayışı veya ordaki paylaşımcılık bugün bile farklı değerler altındaki farklı isimlerle gerek mesela kürdistanda birçok yerde yaşanmaktadır.

X20 ŞAHIS :(38.13- 38.14) (…anlaşılmadı) bir şey diyebilir miyim?

CİHAN DENİZ ZARAKOLU :(38.15- 38.15) buyrun.

X20 ŞAHIS :(38.16- 38.22) hiçbir zaman barbar (…anlaşılmadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU :(38.22- 38.40) yok öyle değil (…anlaşılmadı) ben okurken bile o içeriği kullanmadım. O yüzden o içerik yanlış olarak yazılmış. İlkel kominal toplumun bir kısmını aldım. Yok yok çork farklı birşey. İlkel kominal toplum marksistler zamanından kalma bir terimdir. Buyrun.

SEVİM ER :(38.41- 38.54) aslıda ben bir yerde okumuştum. Mesela ilkel devletlerin temel haklarından birtanesi de ilk buluşların ilklerin deyimiyle olduğunu söylüyordu (…anlaşılmadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU :(38.55- 38.55) buyrun.

X21 ŞAHIS :(38.56- 39.14) (…anlaşılmadı) farklı farklı devirlerde bakıyoruz modern araç karşısında kullanılan alet cinsine bağlı elle yapılan ilkel tarımsal aletler. Her toplum kullanılan araçlaradan (…anlaşılmadı)

CİHAN DENİZ ZARAKOLU :(39.15- 39.48) doğru ben bununla bağlantılı olarak şunu söyleyim. Belirli kavramlar hiç masum güzel kavramlar değildir. Farklı kavramlar (…anlaşılmadı) hani bu nerden geliyor ilkel kominal toplumdan geliyor. Aslında aşılması gereken bir av anlamına geliyor. İlkel dediğimiz vakit bunun karşılığı vardır. Uygar vardır ve uygar medeni (…anlaşılmadı) ondan üstündür anlayışı vardır. Oyüzden bence ilkel lafını kullanmamak olabildiğince iyidir.

Y14 ŞAHIS :(39.49- 39.54) bayramdan dolayı (…anlaşılmadı) bu ilk defa oldu.

CİHAN DENİZ ZARAKOLU :(39.54- 46.59) doğru diyorsun toplulukta biriktirme yoktur. (…anlaşılmadı) bu tanımlama çerçevesinde doğal toplumda insan varlığının başlangıcı demek gerçekci olacaktır. Yani aslında insan varlığının başlangıç seyri doğal toplum dediğimiz zaman bunu anlamamız gerekiyor. İnsanın anca toplumla birlikte var olacağını kbul ettiğimizde, (…anlaşılmadı) bunun dışında doğal toplumun özüne tek tek insek (…anlaşılmadı) insanda vardır. Ama o bu insanın başlangıç süreci olarak kabul etmiyoruz. (…anlaşılmadı) hayvansı yaşamını koşullarından (…anlaşılmadı) burda doğal toplumla birlikte insan kendi ailesinin kendi ebeveynlerinin (…anlaşılmadı) işte ahlaki gotik toplum dediğimiz şeye giden yolun bir başlangıç şeklini oluşturması açısından önemlidir bu doğal toplum. İnsanın var olduğunun başlangıcı olarak (…anlaşılmadı) belirli bir toplumdur ve şu şöyle tarif edecek olursak şu doğal toplum, şu hiyaraşik toplum, bu sürü diyelim. İşte şu aşamada insanlık şu aradaki eçirdiği evre boyunca insani değerlerinin kendi özüne dönmeye uygun yabancılaşma yaşantısı sergilemiştir. (…anlaşılmadı) insan kendi özüne yabancı kurumlarla karşılaşacaktır. Ve onların baskısı altında İnsan kendi doğasıda kendi özüde tahribata uğrayacaktır. (…anlaşılmadı) bir çok noktada kanserleşen diye tabir ettiğimiz bir toplumsal yapıyı ortaya çıkaracaktır. Doğal toplumdan hiyerarşik topluma geçiş. Zaten bu dönemin (…anlaşılmadı) doğal toplum süreci bastırılarak (…anlaşılmadı) kaynaklanmaktadır. Burada doğal toplum (…anlaşılmadı) burda arkadaşlar bir daha kısaca hatırlatalım. (…anlaşılmadı) böyle bir (…anlaşılmadı) yaklaşımda vardır. (…anlaşılmadı) bu ikisi arasında mücadele eder ve (…anlaşılmadı) çok kısa birşey söyleyeceğim. Kendi özü kendi (…anlaşılmadı) ve bu şekilde sürekli devam eder. (…anlaşılmadı) şimdi bu dönemdeki her durum doğal toplumdur. Bu dönemde (…anlaşılmadı) doğal toplum karakterinin sürekli bastırılması ve gerilmesinden kaynaklanmaktadır. Yani hiyerarşik yapıdan. Son olarak doğal toplumun meydana gelmesinden bütün alanlarından geçerli olduğu gibi suda vardır basıt olarak nevrotik sonlara doğru yaklaşık (…anlaşılmadı) toplumsal bir sistem olmuştur. (…anlaşılmadı) bastırma ve geriletme karşısında(…anlaşılmadı) mücadelede bir grup diğerinden baskın çıkar ve onu ortadan kaldırır. Kendini hakim kılar ve orda (…anlaşılmadı) olarak ortaya çıkar. Bizim diyalektik kavrayışımızda durum bundan daha farklı bir hal arz etmektedir. Tez ve antitez arasında mutlak bir şekilde mücadele vardır, bunu reddetmiyoruz ama bu yok etme ortadan kaldırma mücadelesi değil, bastırma ve geriletme faaliyetlerini gösteren bir mücadeledir. Tez olan doğal toplumun antitezindeki hiyerarşik yapı evet belli bir mücadele içerisindedir. (…anlaşılmadı) doğal toplum tamamen ortadan kaldırılmış değildir. Geriletilmiştir, bir çok özelliği belki çok derinden etkilenmiştir ama herzaman varlığını korumaktadır. Her zaman varlığını koruyacaktır. Hiç bir zaman tez etkisi alinde kalmadığı gibi antitez etkisi haline geldiği zamanda birbirlerinin özelliklerini (…anlaşılmadı) yani ikisi birbirini tamamen ortadan kaldırmaz. Birinin kazanması demek yani antitezle sentez arasındaki mücadelede birinin kazanması demek diğerinin ortadan kaldırılması demek değildir. Diğer bir ifadeyle hiyerarşik devletin egemenliğini ilan etmesi kalıcı bir sistem olarak kendini dayatması, doğal toplumun tamamen ortadan kaldırıldığı doğal toplum değerlerinin tamamen ortadan kaldırıldığı anlamına gelmemekte birlikte burada doğmatik marksizimde tez ve antitez toplumda yok etme biçiminde yorumlandı bu en temel teorik yanlışlardın biridir. Buda diğer bir eleştiri noktalarından biridir. Yani her ne tür kapitalizmle sosyalizm veya (…anlaşılmadı) ikisi arasındaki mücadelede birbirini yok etme değil birbirini bastırma birbiriyle sürekli mücadele etme hali olduğunu söylemektedir. (…anlaşılmadı) daha önce hakim olduğu anlayış ortadan kalkmaz. Burda şu anlaşılmaktadır; devlet ne kadar olursa olsun doğal (…anlaşılmadı) bir şekliyle ama öyle ama böyle amadaha başka biryerlerde daha dağlara çekilmiştir. Varlığını sürdürmeye devam edecektir. (…anlaşılmadı)
5.DERS
X22 ERKEK: (00.04-00.15) ..(anlaşılmadı).. parmak mı kaldırdın ..(anlaşılmadı).. (Gülüyor)

Y15 BAYAN: (00.15-00.18) ..(anlaşılmadı).. (Gülüyor)

Not: Şahıslar kendi aralarında konuştukları için konuşma ses net değil anlaşılmıyor
X22 ERKEK: (00.19-04.04) ..(anlaşılmadı).. Bundan sonra ilerki derslerde birlikteyiz ..(anlaşılmadı).. inanan bir arkadaşım ..(anlaşılmadı).. tabi ki yani biraz klasik tarz anlayışından ötesinde biraz yorumlanmış günümüze kadar tarih anlayışı hep egemenlerin yazdığı tarih ..(anlaşılmadı).. görünen yöntem noktasında farklılıklar var ..(anlaşılmadı).. farklılıklar var olay bu olguları değerlendirirken farklılıkları gördük görüyoruz bu anlamıyla karşılaştırmalı bir eğitim yapıyoruz ..(anlaşılmadı).. arkadaşlar hatırlatmıştı burada eğitmesi bilimin koruması değil ..(anlaşılmadı).. eğitilecek insanlar birileri eğiten değil çünkü sistemimizde de vardır karşılıklı bilgi tazeleyip bilgilerimizi ortak bir potada eritip ideolojik doğrultumuzu şekillendirecek bir doğrultuya çıkabilmek o anlamıyla bir ..(anlaşılmadı).. yani ben kısaca hatırlatma gereği duyuyorum şimdi tarih niye bize gerekli veya tarihi ele alırken bizim tarihi ele alış şeklimiz niçin böyle tam iyi mümkün olduğu kadar bu derinliklere iniyor ve bu derinliklerde bir tarihçinin bir çok filozof un bir çok ..(anlaşılmadı).. bir iki kelime özetlediği bir çok hususu biz derinliğine açıyoruz şimdi tarihi ele alırken ki temel mantığımız şuydu derslerde işledik tarih günümüzde gizli biz tarihte saklıyız o anlamıyla şimdi biz uygarlıktan 21. Yy uygarlık çağına modernlik ve alternatif şeyine çıkacak isek önce var olan tarih tezini bir sorgulamamız gerekiyor bu tarih tezleri yanılma içindedir hangi ideoloji hangi düşünce hangi felsefe doğrultusunda be tarih tezleri yazılmıştır ve yazılan bu tarih tezleri üzerinden uygarlık tarihi nasıl şekillenmiştir ana hatlarıyla baktığımızda bunların sadece kabaca şekillerine baktığımızda işte daha çok batı merkezli yaklaşım vardır işte uygarlığı Yunanistan ..(anlaşılmadı).. devletlerinden başlatıp ondan öncesini tam anlamıyla ..(anlaşılmadı).. tartışıldığı ilkel kominal dönemli ilgili bir iki kelime de geçti sonrasını işte kendisi de ..(anlaşılmadı).. bir arkadaşım vardı tarih benle başladı ben varsam tarih vardır ben yok olmıyacam tarihte yok olmayacak zihniyeti bu güne kadar uygarlık tarihinin tüm egemen sistemlerinin kurulduğu ..(anlaşılmadı).. bugün Avrupa uygarlığının oluşturan Avrupa uygarlığının köklerine inildiğinde tarih bize şunu söyler Avrupa uygarlığı doğuran Yunanistan dır Yunanistan ı doğuran kent devletidir dolayısıyla tarih Yunanistan la başlamıştır öncesi ilkel kominal dönem işte tarih toplumların insansı insan ve hayvan karışımı bir yaşam modelinin durduğu bir dönem şimdi biz olayı ele alırken başta tarihe yaklaşımda en kötü yöntem farklılıklarımızdan biri tarihi
X23 ERKEK: (04.04-04.05) ..(anlaşılmadı)..
X22 ERKEK: (04.05-36:00) He kapatabilirsin onu Tarihi bir bütün olarak ele almak bir bütün olarak ele almak dediğimizde önce mekan ve zaman koşulunu göz ardı etmemeliyiz iki gündür tartışmaları dinliyoruz iki gündür süren tartışmalarda temel mantığımız nedir biz bin yıllarca yıl öncesini ele alıyoruz değil mi binlerce yıl öncesini değerlendiriyoruz ama hangi zihniyetle değerlendirmemiz lazım günümüz zihniyeti günümüz bakış açısı günümüz koşullarıyla mı doğal toplumun ..(anlaşılmadı).. dönemi değerlendirmek gerekiyor yoksa o zaman dilimine gidip o zaman diliminin mantığıyla olay ve olguları değerlendirmek bir çok tarihçinin düştüğü hata bu günümüzde dahi Ortadoğu ya ilişkin politikalar siyasetler stratejiler hep batı merkezli düşünce şekilleri sonuçlarında şekilleniyor nedir işte tarih düz bir çizgidir işte olay ve olguları değerlendirirken sebep ve sonuç ilişkisi vardır şu sebeplerden dolayı şu sonuçlar çıkar şu sonuçların şu yönü iyidir şu yönü kötüdür veya işte tam oralarda kapalı mekanlarda Ortadoğu ya ilişkin politikalar belirleniyor ama hiçbir zaman batı eksenli gelişen düşünce şekilleri Ortadoğu gerçekliğinde bir bütün olarak nasıl ..(anlaşılmadı).. gibi bir uyum sağlayamadı bunun en basit örneğini yakın tarihte Amerika nın ırak ı işgalinde görüyoruz işgalin ..(anlaşılmadı).. neydi işte ..(anlaşılmadı).. şekillenen bir otoriter totaliter sistem vardır yani kullandığı kılıf işte Saddam’ı bertaraf edip oranın zenginliklerini oranın yer altı ve yer üstü zenginliklerinden faydalanabilmek için Amerika ve İngiltere kalkıp ne yaptı bir kılıf oluşturdu efendim ..(anlaşılmadı).. ve bunun tantanasını yaptı ne yaptı askere teröre şu uygulanır yasalara şu uygulanır politik olarak şu şu şu yöntemler uygulanır ..(anlaşılmadı).. iki üç yılda hayata geçirir ve Ortadoğu nun merkezi olan ve uygarlığında merkezi olan Irak ta öngördüğümüz bir devlet modeli ortaya çıkardı bu tantanalardır oysa pratik gerçekliğe gelindiği zaman öyle bir olguyla karşılaştık ki Ortadoğu ve ..(anlaşılmadı).. ve iki üç gündür anlattığımız dinlediğimiz kökünü öyle bir yerden alıyor ki önceden uyarlanan tasarlanan kağıt üzerindeki projelerden hiç birinin Ortadoğu gerçekliğinde uygulanabilir yaşanılabilir bir realitesinin ..(anlaşılmadı).. projelere tutmuyor bu kürt toplumu içinde öyledir bu Ortadoğu toplumunda yaşayan ..(anlaşılmadı).. Araplar içinde öyledir farklı uygarlıklar gelişmeler için dolayısıyla tarihi ..(anlaşılmadı)..ken yönlemde mümkün olduğunca en ücra köşelere kadar gitmemizin en büyük sebebi batı oryantalist tarzı batıdan bakıp doğuyu değerlendirerek doğunun politikalarına yön verene ama bu politikalara gerçek yaşamda birbirini tutmadığı bir anlamıyla alt üst etme mantığıyla tarihi böyle bir yaklaşım sergiliyoruz dolayısıyla bu kadar derinlere inmenin işte kavimlerin rolü neydi doğal toplumun öncelikleri nelerdi bu noktada toplayıcılık avcılık yine teknik noktada ki gelişmeler nelerdir bu gelişmelerin ..(anlaşılmadı).. oluşturan zihinsel şekilleniş nelerdir bunları detaylıca tartışmamızın sebebi yeni bir tarih tezi ortaya koymak bu tarih tezimizde arkadaşlarda görecekler ..(anlaşılmadı).. şimdi tarihi değerlendirirken en önemli hususlardan biri hiyerarşinin iktidarın insanın insan üzerindeki egemenlik ve ..(anlaşılmadı).. başladığı noktaya kadar bir dönemmiş yani doğal toplum dediğimiz dünden itibaren ana hatlarının ilişki ve irtibatlarının daha kişinin varlığını ve toplumun varlığını var oluş mücadelesinin sonucu olan bir sistem bakıyor ki ..(anlaşılmadı).. yani öyle iki üç yıl dört yıl beş yıl değil çok uzun yıllara yayan bir sistemin aslında hiyerarşi yönetim birey iktidar olmadan da toplumların kendi varlıklarını devam ettirebilecek uygun koşulları uzun süre yaşamış oldukları ..(anlaşılmadı).. ama pratik tarih anlayışımıza baktığımızda işte bu noktada en çok benimsediğimiz maotik yaklaşıma baktığımızda bile nedir tarih zorunluluğun gereğidir dolaysıyla şiddet sömürü baskı insanın insan üzerindeki baskısı ..(anlaşılmadı).. üzerindeki baskısı erkeğin kadın üzerindeki baskısı inanç sistemlerinin toplum üzerindeki baskısı kadının çocuk üzerinde çocuğun anne üzerinde annenin baba üzerinde insanın insan üzerindeki baskısını zorunluluğun bir gereği olarak yorumla var ve tüm bu baskı yöntemlerinin bir bütünün temsili olarak devlet organizasyonuna uygunluğunun kaçınılmaz bir zorunluluğu olarak değerlendirme vardır biz uygarlık tarihini taa milattan önce 6 yüz bin 7 yüz bin yıl öncelere kadar götürebiliriz neolitik paloitik döneme kadar götürebiliriz insanı insandan ayırırız ..(anlaşılmadı).. şimdi şöyle bir süreç koyduğumuzda doğal toplum diye nitelendirdiğimiz alan yüzde doksan doksan beşi kapsayan bir süreç ise devleti toplumun devleti toplumun ..(anlaşılmadı).. iki bine kadar yani beş bin yıl süre yaşanmış ise ..(anlaşılmadı).. kalan bu kadar uzun süre insanlık gerek sosyal form olarak gerek siyasal form olarak gerek düşünce formu olarak çok uzun süre böyle şekilde yaşamış ise bu geçmişe özlemin bir şeyi değildir ve ütopik bir sistem değildir biz önümüzdeki dönemde böyle yaşayacağız değil ama şunu da ..(anlaşılmadı).. bu beş bin yıllık sürecin toplumlar tarihi boyunca insanlığa insanlık insanlık tarihine her ne kadar teknik ve dinsel anlamda gelişmelere yol açmışsa bile insanın insan üzerindeki tahakkümü insanın insan üzerindeki katkısının da 21. Yy modernitesinin 21. Yy modernitesinde nelere yol açtığını görebileceksiniz artık günümüz değerlendirmesi yapıldığında ..(anlaşılmadı).. olmayan tamamen pozitivizmin de etkisiyle insanın insana bir ..(anlaşılmadı).. bakıldığı temel yaşam ..(anlaşılmadı).. olgusu üzerinde giden bir uygarlık tarihi ve bunları belirtirken temel değerimiz şudur arkadaşlar biz yaşadığımız ..(anlaşılmadı).. alternatif bir düşünce getiriyoruz bir düşünce getiriyoruz bir sistem getiriyoruz bu sistemimiz demokratik konfederal sistem eğer biz sistemimizin halk yapısı olan geri tarihsel planını doğru çözümleyip bu çözümlüme üzerinden teorik bilgisini ideolojik doğrultunu ..(anlaşılmadı).. oturtamazsak bugün yaşadığımız gibi sorunlar yaşarız konfederal sistem sadece kürt toplumunun veya belli bir coğrafya için belli bir sınır için ön görülen bir yaşam tarzı değil bir bütün olarak uygarlığın geneline hitap eden uygarlığın geneli için kendini konfederal sistemde örgütleyebilecek toplumların baskı egemenlik ve ..(anlaşılmadı).. varlıklarını çok rahat sürdürebilecekleri bir model ve bu modelin yaratıcıları savunucuları çalışanları aktivistleri olmak icrasıyla ortaya koymuşlardır dolayısıyla tarih anlatımlarımızda ana şey yani tez olarak ele aldığımız konu ki bu yöntemde de böyledir tez olarak ele aldığımız konu doğal toplum özellikleridir şimdi doğal toplum derken çok böyle ütopikleştirmenin bir anlamı yok doğal toplumu temel değerlendirirken üç şekilde ele alacağız 1 ana karakteristik özellikleri nelerdir arkadaşlar ..(anlaşılmadı).. 2 doğal toplumu oluşturan zihniyet yapısı nelerdir 3 doğal toplumun toplumun doğallığını devam ettirebilecek yaşam organizasyonu nelerdir şimdi bu üç olguyu birbiriyle harmanlayarak paralel bir şekilde değerlendirdiğimiz zaman aslında anlatmak istediklerimiz daha ..(anlaşılmadı).. olacaktır bir çok tarihçinin ele alış şekli şöyledir tarihsel olay ve olguları ele alırken salt bir kanaldan giderler nedir mesela tarihi ..(anlaşılmadı).. baktığımızda bir çok bilim vardır bugün tarihi ..(anlaşılmadı).. ana eksen olarak karşımıza çıkıyor nedir ..(anlaşılmadı).. işte karbon 14 deneyi işte siyasal tarih düşünce tarihi gibi hususlar ama biz tarihi ele aldığımızda dört temel olgu üzerinden alıyoruz 1 dinsel olarak mitolojik düşünce tarzı 2 inanç sistemlerinin şekillendirdiği tarih 3 felsefe 4 bilimsellik bu dört olguyu tarihin her süreci için yorumlayabilmeliyiz eğer öyle yorumlamadığımız zaman tarih olgusunu ele alırken tarihi değerlendirirken değerlendirmemizin sürekli bir kısmı eksik kalır oysa ana sorun nedir olguyu olgunun merkezine alabilmek ve olguyu bir bütün olarak tarif edebilmek belirli bir olguyu tarif edebilmek için salt kronolojik ..(anlaşılmadı).. palaotik dönem şu tarihten şu tarihe kadarmış nerolitik dönem bu tarihten bu tarihe kadar neloitik dönem ..(anlaşılmadı).. devletin topluma çıkışı işte milattan önce 3000 ondan sonra ilkel dönem köleci dönem feodal dönem kapitalist dönem dediğimiz zaman bizim günümüzdeki tarihçilerin düştüğü hatasına düşmememiz lazım şimdi tarihi ele alırken tarihin bir salt doğrusal bir bütün olarak ele almıyoruz tarih işte bu tarihten başlamıştır ..(anlaşılmadı).. tarihi buradır işte aşamaları var işte bu aşamalar şuraya kadar geldi dediğiniz zaman şeyin hatasına düşersiniz işte tarih tarih yorumcuları nedir onlar doğruluğun bir dönemidir efendim işte köleci dönem feodal dönem kapitalist dönem ondan sonra ..(anlaşılmadı).. çıkıyor değil mi kimisi diyor ki realizm kimisi diyor ki sosyalizm ve sonrası komünizm kimisi kalkıp diyor tarihin sonu kimisi kalkıp diyor medeniyetler çatışması ve ..(anlaşılmadı).. artık günümüz demokrasi günümüz gösterdiği çağa artık çağların sonu deniyor ..(anlaşılmadı).. bakıldığında aslında kapitalizmin tekniği yeni bir toplum formuna çevrilmesi gerekiyor bu formun ne olması gerekir ..(anlaşılmadı).. toplum sömürünün olmadığı emek sermaye çelişkisinin olmadığı ve nihayetinde herkesin eşit görüldüğü görülebileceği ..(anlaşılmadı).. komünizm 14. 15.yy gelirsek ekonominin devletin elinde olduğu işte günümüz kapitalizm üretim araçlarının kullanılması ne ..(anlaşılmadı).. liberalizm nedir bireyin artık topluma kurban edilmeyeceği bireysel hak ve özgürlüğün ..(anlaşılmadı).. ekonominin oluştuğu sosyal yaşamın oluştuğu siyasal yaşamın oluştuğu ve bu yaşamla birlikte kişilerin kendi hayatlarında verdiği kararların kendilerini çok rahat kendi iç sosyal yaşamlarını organize edebilecek bir sistem ..(anlaşılmadı).. sonrasında işte postmodernlik işte bu sonra bakıldı ki artık yavaş yavaş pratik tarih tezleri tutmamaya başladı kapitalizmde artık öyle bir aşamaya geldi ki kendini yemeye başladı modernite sonlarında şunu görecez artık uygarlık öyle bir şeye gemdi ki artık sorun diye niteliyemiyeceğimiz sorun diye tanımlayamayacağımız hiçbir olgu kalmamıştır o zaman kadın desen sorun işsizlik desen sorun emek desen sorun topluma dair ..(anlaşılmadı).. bakıldığında tarihin yani insanlık tarihi uygarlık tarihi bir çıkmaz içinde o zaman bu teoriye yönelik ne deriz tarihin sonu ve bunun ciddi tartışmaları yapılıyor e bunun yanı sıra artık çağ gelişti değişti 16. 17. 18. Yüzyıllarda hakim olan inanç sistemlerinin büyük çapta işgal hareketleri yavaş yavaş bitti dolayısıyla ortada iki ana kültür kaldı daha çok inanç sistemleri ile ..(anlaşılmadı).. 1 İslamiyet 2 Hıristiyanlık yani dünya insanlığının yüzde sekseninin dahil olduğu inanç sistemi bakıyoruz 20. Yy la birlikte en çok savaşların temel sebebi nedir inanç sistemleridir nedir İslam medeniyetinin Hıristiyan medeniyetinin birbirleriyle çatışması birbirleriyle çekişmesi birbirlerinin imhası üzerinden varlıklarını sürdürmesi ve ..(anlaşılmadı).. önce şey yapılıyor işte böyle yerler satın alıyor buna benzer tarih yorumları çok ..(anlaşılmadı).. tarihte doğrusal bir çizgi olarak ele almaktadır ..(anlaşılmadı).. beraberinde çekimsiz olarak bu sorunların gelmesini sağlayacaktır oysa bizim tarih anlayışımız daha doğrusal bir çizgiyle tarihi yorumlamamızın eksik yorumlayacağımız şekildedir dolayısıyla tarih bir doğrusal bir çizgi değil helezonik yani şöyle birbiriyle bağlantılı birbiriyle iç içe giren bir süreç buradaki gerçeklikle bazen buradaki gerçeklik buradaki geçeklik aradan geçen zaman kavramını bir tarafa bıraktığımızda birbiriyle çok çok uyuşan birbiriyle ..(anlaşılmadı).. bir haldedir hani şey deriz ya hani doğal toplum uygarlıktan sisteminden devletin sistemi çıkmasıyla birlikte zayıflamıştır azalmıştır ama hiçbir zaman doğallığının tümden yitirmemiştir şimdi doğal toplumun ..(anlaşılmadı).. kurduğumuzda doğal toplumun en büyük özellikleri neydi arkadaşlar varlığını sürdürme değil mi dayanışma baskının ..(anlaşılmadı).. olmadığı kadın eksenli gelişen bir sistem doğal toplumun bir çok ..(anlaşılmadı).. yılda görmüyor muyuz örneğin doğal toplumu şekillendiren en büyük olgulardan biri onun ahlaki yaptırımıdır yani yasayla yargıyla kuralla belirlenmemiş ama toplumsal forumu bir arada tutacak görünmeyen kurallar var o topluluğun varlığını devam ettirmeye yönelik kurallar çiziliyor hani ..(anlaşılmadı).. şu vardır doğal toplum ..(anlaşılmadı).. değildir ama varlığını sürdürebilmesi için de ..(anlaşılmadı).. bazı özelliklerin olması gerekiyor ..(anlaşılmadı).. o dönem en büyük ahlaksızlıktır değil mi ama günümüzde sistem öyle değişmiş ki fakirlik ..(anlaşılmadı).. topluma en büyük ahlaksızlık gibi topluma yansımakta yani tarih alt üst olmuş ama biz mesela kolektif yaşam ortak yaşam fedakarlık varlığını bulunduğu toplumun varlığına feda edecek bir çok özellikle bir çok şeyle kahramanlık diye nitelendirdiğimiz hususlarla günübirlik yaşamımızda da karşılaşabiliyoruz e bu doğal toplumun özelliklerinden eme aradan beş milyon yıllık bi süreç geçmiş fakat bu beş milyon yıllık sürece bakıldığında demek ki tarihi salt doğrular içerisinde ele aldığımızda buradaki bir gelişmenin buradaki bir gelişme ile ne kadar alakasız ise bu iç içe geçmiş tarih içerisinde aslında bağlar kopmamıştır dolayısıyla bizim tarih tezimizde doğrusal değil iç içe geçmiş helezonik bir yapı vardır bu uygarlık tarihinin ..(anlaşılmadı).. döneminde de böyledir yani birazdan gelecez yani Sümer uygarlık ..(anlaşılmadı).. bugünkü Urfa, Diyarbakır, Batman kısmen Suriye bölgesinde ..(anlaşılmadı).. ama bundan sonra bu devletleşme bir yandan batıya bir yandan doğuya bir yandan kuzeye bir yandan Avrupaya doğruda yayılma sürecidir. Şimdi bu yayılmada böyle ..(anlaşılmadı).. bir şey olmayacak. Etkileşim sürekli olacaktır da bu etkileşim sürekli girişli çıkışlı olacaktır. Dolayısıyla ..(anlaşılmadı).. anlamlı uygulanan ..(anlaşılmadı).. böyle bakıyoruz. Bu hatırlatmayı yapma gereği duydum çünkü bir çok ..(anlaşılmadı).. arkadaşlar bazen kendi kendine bazen bizlere şunu soruyorlar mesela birgün ..(anlaşılmadı).. dönemi anlatıyorduk arkadaşın biri kalktı yav dedi hoca sen ne şey anlatıyorsun. İşte ateş bulunmuş işte insanlar yavaş yavaş ..(anlaşılmadı).. geçmiş ..(anlaşılmadı).. ne var diyor millet niye etkinliğe gelmiyor niye mitinge gelmiyor niye ..(anlaşılmadı).. şimdi o adam fakat bir doğru başlangıç yapmadığından ..(anlaşılmadı).. bir sözü varya doğru ..(anlaşılmadı).. doğru yapmak önce dünya ..(anlaşılmadı).. doğru temeller üzerine oturtmadığımız sürece günübirlik ..(anlaşılmadı).. bir hareketin ..(anlaşılmadı).. birçok yanılgı eksik yaklaşımları çözümleme anlama kavramada eksiklik görüyorum. Bugün önderliği önderlik yapan en büyük özellik nedir? O tarihsel birikim sonucu günübirlik politikalardan sonra stratejik kararlara kadar bakış açısında ki genişlik ve o genişliğin verdiği rahatlıkla alternatif çok daha iyi çözümler üretebilme özelliğidir. Kimi zaman kimi çözümler üretiliyor yav biz bunu niye düşünmedik. Sanki ..(anlaşılmadı).. her an ..(anlaşılmadı).. ama gerek tarihe bakışımız gerek olaylara bakışımız dünyaya bakışımız birebir arkadaşlara ..(anlaşılmadı).. daraldıkça kendi ..(anlaşılmadı).. içerisinde sıkıştıkça o farklılıkları o alternatifleri göremiyoruz. Göremediğimiz zaman süreçleri iyi okuyamıyoruz. Süreçlere hakim olamıyoruz. Ve çoğu zaman olduğu gibi artık birilerinin yarattığı gündemlerin kötü birer takipçisi olmaktan da kendimizi kurtaramıyoruz. Kötü birer taklitçi olmak bize sorunların çözüm gücü olma değil sorunların birer parçası olma ..(anlaşılmadı).. oysa biz iddiası olan insanlarız değil mi hepimiz farklı kurumlardan geldi, farklı farklı ..(anlaşılmadı).. geldi ve çalışmalarımızı daha iyiye nasıl götürürüz noktasındaki bir organizasyon ..(anlaşılmadı).. geldik buraya. Bu anlamıyla ..(anlaşılmadı).. hani önderliğini ve önemli derlemelerini ..(anlaşılmadı).. günümüzde ..(anlaşılmadı).. çözümleme ..(anlaşılmadı).. bu anlamda birey toplum dönen zaman ..(anlaşılmadı).. bu ilişkiler ..(anlaşılmadı).. önemli olan o bakış açısına sahip olabilecek kapasiteye ulaşabilmeliyiz. Ve bu kadarki derslerimiz işte bir aylık süreç arkadaşların bir aylık süreci işgal edildi. Bu bir ayki süre içerisinde sırf eğitim olsun diye işte şu şu şu konuları işlemektense eğitimde biçtiğimiz anlam eğitime biçtiğimiz desteklik ve bu anlamıyla eğitimden sonra arkadaşlarında kendilerine yüklenecekleri ..(anlaşılmadı).. biz bundan sonraki çalışmalarımıza bakarken ..(anlaşılmadı).. bakıp sorunlara çözüm gücü olmak iradesi ve kararlılığıyla çalışmalara girelim. Bu anlamıyla halkla ilişkilerden tutalım kurumsal ilişkilere kadar bir bütün o temsil ettiğimiz ve temsil ettiğini iddia ettiğimiz ..(anlaşılmadı).. 30 yıllık hareket ..(anlaşılmadı).. hareket değerlerinin bile ..(anlaşılmadı).. son dört yılda beş yılda yoğunlaşmasını ..(anlaşılmadı).. tarih çözümlemesidir. Bu tarih çözümlemesi kavranmadığı sürece anlaşılmadığı sürece günümüz gerçeklerinin Ortadoğu illerindeki siyasetin politikası ön görülememiştir. Bir çok ..(anlaşılmadı).. yalan çizeni vardır. Yani Ortadoğu politikaları dünya politikaları bu politikalara eskidir. Şekillendirme noktasında herkes sevsin sevmesin hareketin ve önderliğin hakkını vermek durumundadır. Bizi biz eden bizim bu kadar süreçlere hakim olup bu süreçleri çözümleyip Ortadoğu gibi kurtlar sofrasında bir avuç insan olarak en uzun süreli bir hareketin çözümü olabilmesinin altında yatan temeldir. ..(anlaşılmadı).. çok iyi çözümleyip bu çözümleme doğrultusunda zaman ve mekan faktörünü de gözardı etmeden günübirlik dönemsel ve stratejik politikalar ..(anlaşılmadı).. bu bir hareketin geleceği için böyleyken hareketin çalışanları sevdalıları gönül vermişleri olarak bizlerinde en alt düzeyden de olsa bu yaklaşımla tarihe bakmamız gerekiyor şeylerle karşılaştık işte farklı akademik ortamlarda tarih tartışmalarına da girdik hatta o konuda bu düşünce ve tartışmalarımızı dile getirir ken insanlar böyle hayretlerle karşılıyor buralar entelektüel tartışma ortamları ..(anlaşılmadı).. ama biz günümüz gerçekliğinde bir bütün olarak varlığımızı devam ettirme varlığımızı kimliğimizle ideolojimizle düşüncemizle devam ettirip bunun ..(anlaşılmadı).. olacak insanlar olarak her türlü ortamda her türlü ..(anlaşılmadı).. her türlü sorun karşısında çözümleyici bir mantığa ulaşabilmemiz için biraz bu tarih gerçekliğinin bilincinde olmamız gerekiyor ve arkadaşlar göreceksiniz yani bu olaylara bakış açısında biraz hakimiyet ne kadar geliştikçe sorunların çözümü de o kadar ..(anlaşılmadı).. çok az enerjilerle çok az emekle çok az ..(anlaşılmadı).. çözülmez gibi görünen dağ gibi sorunlar gerçekten böyle ..(anlaşılmadı).. gibi oluyor yani biz şöyle bi örnek verelim biz şuan 5. 6. Kattayız aşağıya baktığımızda bakış açımız birinci katta ki insan dışarıya bakarken ki bakış açısı aynı düzeyde midir birinci kattaki en fazla yüz metre karelik bir alanı görür o yüz metre karelik alanda hakimiyetini sağlayabilir öngörüsünü siyasetini politikasını yapabilir ama 7. 8. 9. 10. Kattaki insanın bakış açısı ne kadar geliştikçe önünü ne kadar çok gördükçe olası sorunların tespitini de o kadar görür var olan sorunların çözümüne de o kadar alternatif sunabilir bunun yanında yeni politikalar düşünceler yaratarak o süreci farklı kanalize edebilecek bir hakimiyeti bilinç ideoloji düşünce bu anlamıyla tarihsel ..(anlaşılmadı).. bir insan yaşamında en az o kadar ..(anlaşılmadı).. onun için biz verirken toplumlar tarihini her akademimizde ilk eğitim konusu yapmamızın temel mantığı budur yine ikinci konumuzda arkadaşlar inşallah sıkmıyorum biraz açıklama gereği duyuyorum şimdi bizim devletle ne kavgamız var devlet kavgamız nedir devletçi zihniyetle kavgamız nedir biraz onu söyleyelim yani devlet derken salt işte içerisinde sınırları doğrultusunda hareket ettiğimiz normal devlet değil devlet sistemiyle bir sorun var bu Türkiye Cumhuriyeti devleti de olabilir Amerikan birleşik devleti de olabilir işte Avrupa devletleri işte her hangi bir yerdeki her hangi bir devlet olgu ..(anlaşılmadı).. gerekir bu kavganın özünde yatan şudur arkadaşlar insanın insan üzerindeki insanın toplum üzerindeki insanın yani erkeğin kadın üzerindeki etkisi devlet temsiliyle somutlaşmıştır ve doğal toplumu ana çıkış tezimiz olarak değerlendiriyorsak o zaman doğal toplumdan sonra ki devletçi sistemde günümüze kadar ki sistemi ..(anlaşılmadı).. bu çözümleme salt şey değil efendim işte yakınmacı bir dille değil işte devlet bunu yaptı devlet bunu yaptı devlet onu yaptı devlet olmasa bu böyle olurdu devlet ..(anlaşılmadı).. niye kendi devletimiz olmadı değil devlet olgusunu şekillendiren zihniyet yapısını eleştirecez şöyle bi olgu var iktidar öyle bir olgudur ki her namussuzu 24 saatte namusluya çevirebilecek karakterdedir diyor ..(anlaşılmadı).. iktidar olgusunun insanlar üzerinde ve toplum üzerinde bu kadar kısa bir sürede bu kadar çarpıcı bir değişikliğe götüren olgu nedir bu zihniyet sadece kurulu bir devlet değil aile ortamından tutalım işte kurum içi yönetime kadar toplumsal ilişkilerimize kadar birebir yansıyan bir olgudur yani bugün kurumlarımızda bir bütün olarak yaşanan en temel sorun ..(anlaşılmadı).. sorunu değil midir bugün bir çok yerdeki en büyük eleştiri halktan kopukluk eleştirisi Diyarbakır da da Van da da İstanbul da da Ankara da da en temel eleştiri konusu değil midir bu kopukluğun bu ayrılışlığın bu farklı hareket etmenin altında yatan gerçeğe baktığımızda özünde iktidar olgusuyla ne kadar haşır neşir olunmuşsa iktidar olgusunun ..(anlaşılmadı).. ne kadar faydalınmışsa faydalanılmıyorsa sorunun büyüklüğü ve küçüklüğü o düzeyde yani sadece devletler ..(anlaşılmadı).. değil kendi iç işleyişimizde de bu ihtilal olgusun iyi çözmemiz gerekir ve bu iktidar olgusundan ve birebir ikili ilişkilerden tutalım büyük uygarlıktan uygarlık tarihi açısından ne kadar büyük bir tahribata ulaştığını çözümleyebilmeli ki ondan sonra doğal toplum işte ..(anlaşılmadı).. olarak devletçi toplum sonuçta ..(anlaşılmadı).. şekillendirirken demokratik konfederal sisteme hangi ihtiyaçlardan hangi gereksinimlerden dolayı bir model olarak ortaya çıkıyor ..(anlaşılmadı).. veya bunun gerçekliğini nasıl yaşıyor ve yaşatmaya çalışıyor bu biraz daha kavgasız olarak şimdi bu tarihsel gerçekliği bilmeden direk işte devlet kötü bir ..(anlaşılmadı).. devletten kurtulmak istiyoruz dediğimiz zaman bir çok şeye karşımızdaki insanları ikna etmeli karşımızdaki insana demokratik konfederal sistemin niçin gerekli olduğu hususunu izah etmede aktarmada sıkıntı yaşıyoruz evet ..(anlaşılmadı).. ve ulusal ordu bunun gibi devletçi sistemin iliklerimize kadar işlediği……….


Dostları ilə paylaş:
1   ...   125   126   127   128   129   130   131   132   ...   278


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə