T. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI (cmk'nın 250. Maddesi İle Yetkili)



Yüklə 14,1 Mb.
səhifə152/278
tarix14.09.2018
ölçüsü14,1 Mb.
1   ...   148   149   150   151   152   153   154   155   ...   278

X2Erkek:(34:54-35:18)Başlarken şey demiştik ya demokratik özerkliğin genel hatlarıyla (...anlaşılmıyor...) dersin hani salon kısıtlığından falan dolayı çok fazla hani açılmamış var hani en azından bir kırk dakikalık zamanda açıklaya bilirlerse

X3Erkek:(35:18-35:20)Hangi konuda mesela

X2Erkek:(35:20-35:22)Demokratik kent meclislerinin

X1Erkek:(35:22)O konu bizim ana konumuz (...anlaşılmıyor...) onlar bizim ana konumuz
2.DERS
X4 ŞAHIS:... (Anlaşılmıyor) .. Toplum hayvan topluluğuna dönüşmüştür.Şimdi arkadaşlar ahlaka yönelik( isterseniz onu kapatalım projekterön o yansıtıcısını birazdan..Anlaşılmıyor) Ahlak tanımlanırken birçok tanım var.Ahlak tanımlanırken her toplumun, her grubun, her kesimin yaşama hayatı algılama yaklaşımında belli bir ahlaki ölçüsü vardır. Bu anlamıyla ahlak görecelidir.Bir toplumdaki bir ahlaklı olma adı altında başka bir toplumun özelliğine göre ahlaklı olarak vermelidirler. Bizim ahlak kazanına düştüğümüz anda (Anlaşılmıyor) bu tanımları da (anlaşılmıyor) dünya üzerinde her toplumun uyabileceği, her toplumun uygun bir tanım oluyor. Toplumun öldürülme ve ayakta kalma kurallarına sahip olması ve bunu uygulayabilme gücüne biz ahlak diyoruz.(02.08) Bu noktada ııı bunu ana hatlarıyla bilmek önemli diyoruz öyle değil mi? Doğal toplum özelliklerinden doğal toplum (Anlaşılmıyor) temel mantık ne dedik, toplumun sürdürülmesi ve ayakta kalabilmesi için oluşturulan kuralların bir bütününü anlatır. dinler, inanç temeli oluşmadan önce genelde toplumlar kendilerini bu ölçü doğrultusunda var ediyor. Varlık kuralları da uygulama gibi bi yükten toplu (anlaşılmıyor) dönüşüyor. (02.54) ve bir demokratik şey kapitalist modeli şeye federatif sisteme gelindiğinde, bakıyoruz ki artık toplumun kendini var edebilecek ayakta kalabilip, varlığını devam ettirebilecek kurallar ve uygulama güçleri artık toplumun değil,toplumu yöneten ordusunun ihtilal ordusunun, krallığın, imparatorluğun, tanrı kralların, (Anlaşılmıyor) dolayısıyla uygulama gücü yitiriliyor. Yitirdikten sonra topluma kalan noluyor kaba iltihap, iradenin olmadığı, yasal tanrının kendisinin verdiği (anlaşılmıyor) adeta hayvan (anlaşılmıyor). Toplum ahlakı yönünden boşaltılıyor.

Bir toplumun en önemli tolumu düşürmenin en büyük şeyi püf noktası toplumun işte toplu ahlaki yönünü boşaltmaktır.Bu devlet için halklar için, gruplar için insan toplulukları için hepimiz için geçerlidir. (03.44) Toplumun sürdürülmesi ayakta kalma kurallarına sahip olması gereklidir. Bunu uygulayabilecek iradenin olabilmesi lazım. Bizim ahlaki ve pozitif toplum dediğimiz bu noktada ahlaka (Anlaşılmıyor) DEMOKRATİK KONFEDARİLİZM ve alakası nedir? dediğimizde Demokratik Konfederalizm Demokratik Konfederal iii fikrini benimseyen bu sistem içerisinde varlığını sürdürmeye çalışan ve bunun sonrası örgütlenme tarzına doğru gidecek her bireyin, her grubun da toplumsal orduya yaklaşınca bu ahlaki yönünü benimi siyebilmiş olmak lazım. Bunun iradesini gösterdiği noktada bakacak ki birey olarak da elbette bireyin uygulama gücü olacak karar gücü olacak. ama bu noktada hem toplumun hem bireyin kendini var olduğu sürdürebilmenin korkularını yaşıyo. Dolayısıyla arkadaşlar bizim HAREKET olarak İDEOLOJİK olarak ahlak kavramlarının ikincisi bu. Ve oluşacak Demokratik Konfederal Sisteminde Felsefesinin en güçlü ayağından birini oluşturan bu olaylardır.



Toplumun sürdürülme ayakta kalma kurallarından ve bunu uygulayabilmek için de iradesinden (anlaşılmıyor.) Şimdi günümüzde örnek verirsek günümüzde toplumun ayakta kalabilme kurallarından saygı ne kadar vardır? Fakat toplumda yaşıyoruz. Öyle bir sistem oluşmuş ki, çalışmayan sistemin dişlisi haline gelmeyen bir insanın İstanbul'da bir gün bile yaşaması büyük bir mucize olur değil mi? Hayatta kalma kurallarını da kendisi de öğrenmiyor. Sistem kurulmuş, otorite kurulmuş bu amacıyla toplumun geri kalan kısmına bunun birlikte olma görevinden başka hiçbir şey verilmiyor. Oysa bu gün sürdürme ayakta kalma kuralarına sahip olma ve bunu ortaya koyma özgür iradeye sahip bireylerin oluşturulması. Bu tabi İstanbul için değil en ücra bir köy köşesinde de aynı yaklaşım vardır.Şimdi buna arkadaşlar varoluş felsefesinin de ana özü diyebiliriz. Bu noktada arkadaşlar baktığımızda şunu görüyoruz doğanın kuralları ve uygulama biçimleri toplum hayvan topluluğuna dönüşüyor. Bir toplumun içini boşaltıp tüm insanı öldürme (Anlaşılmıyor) (07.11) boşaltmak istenildiği zaman tüm itidal odaklarının hedeflerinin toplumun ahlaki (Anlaşılmıyor) boşaltıp, yerine egemenlerin ahlakı veya ahlaksızlık diyebileceğimiz hususları yerleştiriyor. Bu hususlar yerleştikçe artık toplum toplum olmaktan çıkarılıyor. Hani doğal toplumda demiştik ya (Anlaşılmıyor) en büyük ahlaksızlıktır. Ama (Anlaşılmıyor) sistemde ne oldu toplumun bu ahlakına en büyük tecavüz yapıldı dolayısıyla (anlaşılmıyor) en büyük ahlaksızlık sayıldı. Fakirlik yoksulluk ve elinde olmayan en büyük ahlaksızlık olarak görüldü. Bu gün toplumda dışlanan toplumda sosyal, siyasal, kültürel herhangi bir itibarın bağımlılıkla belirtelim. Eğer bağlılık varsa, maddi imkanları ne kadar varsa içinde bulunduğu toplumda statüsü de o denli artıyor veya azalıyor. Mesela geçenlerde bir televizyon programında vardı insanların (Anlaşılmıyor.)ölçüyorlar.(09.00) Bir tane sıradan bir vatandaşı Taksim gibi büyük işlek bir caddenin içerisinde bir dükkanın vitrinine bıraktılar ve (Anlaşılmıyor) gelip geçenlerden o kişi hakkında ilk izlenimlerini filme alıyorlar. adama bakıyorsun sıradan saç sakal normal bakımlı değil, gündelik yaşam elbiseleri üzerinde ve en büyük mağazanın vitrininde gelip giden hem kadınlara soruyorlar hem erkeklere bu vatandaşı nasıl (Anlaşılmıyor) Zengin midir, (09.19)bayanlara şey soruyorlar seksi midir? ve teste katılan 100 insanın 100' üne yakını da gereksiz bir adamdır diyorlar. En sonunda şey soruyorlar bu insanla arkadaşlık yapmak ister misiniz? O 100 kişinin hepsi o vatandaşla işim olmaz diyor. Bir gün sonra aynı vatandaşı aynı dükkanın vitrine koyuyorlar ama bu üstünde bu sefer takım elbise falan bir gün öncekine göre daha düzenli bir yaşam tarzını anımsatan şekle sokuyorlar. Kadınlara soruyorlar bunu seksi buluyor musun evet seksi buluyorum. Bir gün önce hiçbiri şey demiyor o gün katılan bayanların yüzde doksan dokuzu ben bununla birlikte bir yemek yemek isterim ve bununla bir arkadaşlık yapmak isterim diyor. Bunun toplumsal statüsü nedir sorulduğunda büyük bir şirkette yönetici, büyük bir işveren diyor. Zenginliği hatırlatacak her türlü sıfatlar aynı adama veriliyor.Adam da normalde sosyalist. Yani şey insan istediği zaman görüyor. artık ahlaki temel öyle bir boşaltılmış ki toplum artık sadece insanlığı kendi dışındaki tüm varlıklara bakarken o varlıkla olan iletişiminize ne kadar kar fayda alacak noktasında bakılıyo. Yani fakir adama selam versem ondan kazanımı ne olacak. Onunla aynı mekanı, aynı mesaiyi paylaştığında bana getirisi ne olacak. Ama güçlü zengin bu noktada karşısına güven aşılayan bir insan modeli çıktığında her türlü binbir çeşit oyunla insanlar bu güçlünün yanında o iradenin yanında kendilerini temsil etmek isterler. Siyasette bu böyle. Şimdi Recep Tayyip ERDOĞAN'a bakıyoruz öyle bir durumdaki adam bir yere çıktığı zaman oranın o sadece aynı havaya soluyabilmek için birbirleriyle (Anlaşılmıyor) (12.00) Tekme tokat girişiyolar birbirlerine ama Recep Tayyip’in en büyük özelliği kendi etrafı içerisinde kendi sözüne muhalefet yapacak hiçbir insan barındırmamıştır.Birçok siyasi liderin bir çok otoriter gücün en büyük özelliğinden biri bu. (anlaşılmıyor) Bu anlamıyla arkadaşlar toplumun yani ahlak kavramını (anlaşılmıyor) kullanacaz bunu. (Anlaşılmıyor) (12.54). Bundan sonra uzun yıllar kullanacamız bir kavramdır. Bu gün Konfederalizm yine öyle. Bir ideolojinin ana görevi o ideolojiyi nasıl yansıtmak istiyorsa onu iyi bilmek zorundadır. Toplumun yeniden inşası dediğimizde adam genelde ahlaka biçtiği anlam nedir? Sorar ahlak nedir? Sana göre ahlak bana göre ahlaksızlıktır. Benim ahlakımda sana göre ahlaksızlıktır. Biz bunun ortasını nasıl bulacaz. Biz ahlak kavramına biçtiğimiz bu toplumun sürdürülme ayakta kalma kurallarına sahip olma ve uygulama gücüdür. Şimdi bununla birlikte artık şey gelişecek arkadaşlar şimdi politika aynı politikaya da birçok tanım getirilmiştir. Ama bizimDemokratik Konfederal Sistemin özü olan bu iki olguya biçtiğimiz kavramlar farklıdır. Ve öyle bir hal alacak artık politika da bizim bildiğimiz anlamıyla politika değildir. Ama o farklılık ahlakın temel (Anlaşılmıyor) yaşamsallaştırabilecek organizasyonların kurumuna ilişkin bir (Anlaşılmıyor 15.14) olacak. ve sonuçta bunu getirip demokrasiyle özdeşleştirecektir. Yani olması gereken demokrasiyle politikayı demokrasiyle politika bu anlamıyla özdeş kavramlardır diyecez. (anlaşılmıyor biri X1 şahsa soru soruyor)

X4 ŞAHIS: Bir ailenin bir grubun kendi varlığını sürdürebilme hayatta kalabilme şeyi nedir onun sosyal yaşamı, işi, gücü hayatta kalmasının koşullayan dedim yani varoluşunu devam ettirebilmesi değil mi. Şimdi bu noktada varlık kuralları ve uygulama gücünü yitiren toplum şimdi varlık kuralları dediğimiz hayatta kalabilme imkan olanak koşullarının insanların elinden alınması. Bu noktada mesela bugün Recep Bey’in AKPnin yaptığı politika vardır insanların yeşil karta, kömüre vb. sosyal yaşam ihtiyaçlarını gidermeye yönelik en hayati konuların kendine bağlayan insanlara sunuyor öyle değil mi. İnsanlar gidip saatlerce teşhir olma rencide olma aşağılanma adına da olsa gidiyor sırada bekleyip bir şeyler alıyor di mi şimdi onu alamasa adam beslenemeyecek hayatını sürdüremeyecek. Toplumu önce açlıkla terbiye ediyorlar ondan sonra küçük küçük vererek kendilerine bağlıyorlar. İşte bu nokta toplumu kuralını da uygulama gücünü de zayıflatıyor. Daha önce köyünde ülkesinde kendi imkanlarıyla kendine yetebilen bir aile hayvanlarıyla çiftliğiyle vb yani Kürdistan'dan örnek verim savaş şu bu gerekçesiyle köyler boşaltıldıinsanlar o doğal o kendi imkanlarıyla kendi varlıklarını sürdürebilecek koşulları hepsini şehire geldiler. Bi anda şehirde o alışık oldukları düzenin dışında farklı bi düzen gördüler. Nedir Ekmeği parayla alan, sebzesini parayla alan, hayatta kalabilecek her türlü materyali parayla alan bir pozisyona düşecek. Parayı nerden bulacak para ağaçta yetişmiyor mecbur bi şekilde entegre olup çalışacak Bu napıyor çok ucuz iş gücünü getiriyor.kiralar yüzde yüz yükseldi ucuz iş gücü oldu kendi koşullarında varlığını sürdüremedi(Anlaşılmıyor 18.50) ... sosyal bir devletin yapması gereken vatandaşının varlığını sürdürecek koşulları yaratma koşulunu karşılıklı olarak vermek beni tanıyacaksın beni kabul edeceksin ki ben sana şu şu yardımı yapayım. Onun altyapısını oluştur işte geçmiş yeşil karttan kömüre kadar adam onu almak zorunda alamazsa varlığını sürdüremeyecek ama aldığı zamanda kendi düşüncesinden de birçok taviz verecek. Yardım kuruluşlarının önünde bekleyen bir kişinin psikolojisini düşüne biliyor musunuz adam teşhir oluyor rencide oluyor. Bakıyorsun ki artık o insan hayvan topluluğuna dönüşüyor. Artık varlığını sürdürecek asalak bir şey oluyor ve bu noktada bir güce tabi oluyor. Mesela seçim süreçlerinde Adana Valisi işte şunu demedi mi kürt çocukları sokak eylemleri falan yapıyo ya gerekirse ana babalarını tutuklarım, gerekirse yeşil kartlarına el koyarım gerekirse başka şehre sürerim diye kendine bağlıyo. Kendi iradesiyle yöneten güçlere karşı da hemen tehdit unsurları devreye sokabiliyor.en kısa verebileceğimiz örnek olarak bu örnek (... Anlaşılmıyor...) Ahlak ve politikada birbiriyle bire bir bağımlı ve iç içedir. Politikanın (Anlaşılmıyor 26.10) ahlak için ne demiştik toplumun sürdürme ve ayakta kalabilme kurallarına sahip olma ve uygulama gücü bunun iradesini kararlılığını alıyor. (26.21)

Ama hayatta kalabilme uygulama karar gücünü kurallarla kavrayıp bununla birlikte bu sefer maddi ve fiziki ihtiyaçların gidermenin yol ve yöntemlerini belirleyecek tartışarak kararlaştırmaysa politikadır.Bu anlamıyla baktığımızda politika genel anlamıyla tanımlanan işte politika nedir siyasi görüştür izahatını yapmak bir süreçtir derler politika için veya işte Türkiye'de bölücü şeyler politikayı sorduğunda politika inançsızlıktır politika güvensizliktir yani politikacıların karakteristik özellikleri kavramın geneline yansımış birçok şeyde siyasetle politika (Anlaşılmıyor 27.21) Niye çünkü ahlakla politika nedir beyazla siyah gibi insanların o günkü hedefini kabul ettirme o günki işini yürütebilmek için insanlarca kullanılan bir yalan aracı olarak kullanılmıştır politika. Demogoji bundan doğmuştur. Olmıyanı olan gibi gösterme olanı farklı gösterme insanları aldatma yanıltma sanatında ana hatlarıyla (Anlaşılmıyor) Fakat bizim politikaya bindirdiğimiz rol topluma gerekli ahlaki kuralları sağlamak ve bununla birlikte temel maddi ve fiziki ihtiyaçlarını gidermenin yol ve yöntemlerini sürekli tartışarak kararlaştırmaya denir. Bu noktada arkadaşlar hem ahlak hem politika birbiriyle iç içe geçmiş kavramlar biri olmadan diğeri olmayacağı gibi ahlaksız politika belirttiğimiz gibi aldatma yanlışı doğru diye gösterme vb. hususlara giriyo. Yani sen ahlaki bir modelin olacak ama bunu yaşamsallaştıracak bunu fiziki ve maddi imkanlarını teslim edip o ihtiyaçlar doğrultusunda hayatını şekillendirecek bir yol yöntemin yoksa (Anlaşılmıyor 30.51) hani toplum şey olur ya her şeyin toplumun geneline yayabilecek bir sisteme dönüştürmeme mesela sosyalizm Markstan önce yok muydu ama neydi genelde kuramsal düzeyde belirtilmiş olması gereken işte ahlaki yönüyle bir model oluşmuş veya bir türlü gerçekleştirilecek uygun politika maddi ve fiziki ihtiyaçların giderilmesi için zemin oluşturulamamış Marksın en büyük özelliği neydi bunun yani o ahlaki özün politik düzeyde yani uygulanabilme yani maddi ve fiziki ihtiyaçların yol yöntem (Anlaşılmıyor 31,44) bir form olarak toplumlara sunmasıydı. Mesela zihni ihtiyaçlar örneğin biz bugün burada bir aylık eğitim devremizde kendi zihni ihtiyaçlarımızı karşılamak için buradayız. Yani bir boyutu nedir biliyoruz ki demokratik modern yaşamda (Anlaşılmıyor) iktidar korkusunu dışında bir model yaratmaya çalışıyoruz.Bu modeli yaratırken ne yapmak lazım öncelikle kişinin kendi bilincinde olması lazım adına hareket ettiği yapının bilincinde olması lazım bu bilinci oluşturacak şey nedir bilimdir demi düşünce bu noktada eksikliklerimiz var veya var olan bir bütün daha güçlendirmek için böylesi devreler düzenleyerek zihni ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Teknik araçlarda da olabiliyo. Yaşamın her alanında da düşünceye dayanan yani idealindeki yaşamı pratiğe dönüştürebilecek düşünsel ve olguların pratikleştirecek arayışa giriyor. Ve insan varlığını sürdürebilmesi için sadece devlete ihtiyacı yok bilimdir, sanattır, kültürdür felsefedir yani bunların tespitinin iyi yapıp kendi ahlaki ölçüsünde yaşamsallaştıracak ihtiyacı tespit edip o ihtiyaç doğrultusunda o zihni ihtiyacı gidermelidir. (Anlaşılmıyor33.55)

X5 ŞAHIS: (kONUŞMACIYA SORU SORUYOR) Bugün iktidar politikasıyla toplumsal politika arasında en büyük fark nedir? ve iki politikanın toplumsal alana nasıl etki yaptığıdır. Hangi alanlara etki yaptığıdır. İktidar politikası hangi alana hizmet eder toplumsal politika hangi alanı kapsar?

X4 ŞAHIS: Toplumsal politikadan kastınız ne?

X5 ŞAHIS: Toplumsal politikadan kastım yani bugün iktidarın yapmış olduğu bir politika bu kendi alanına göre şekillendi ama neden toplumsal alanda iktidar politikası için söylüyorum neden toplumsal alanda yapılmaya çalışıyor yani toplumsal politikanın özünü barındırıyor?

X4 ŞAHIS: Var mı buna cevap verecek. Şimdi bu bizim hareket olarak ideoloji olarak topluma yaygınlaştırmak istediğimiz düşünce bu bizim toplumsal politikamız. Ama devletin veya iktidarında toplumun geneline yönelik tasarruf hakkına sahip politikasıdır. Yani soruyu şöyle yaparsak iktidar dışı güçlerin toplumsal politikaya biçtiği anlam ile iktidarların topluma biçtiği anlam arasındaki fark böyle desek daha şey olur mu?

X5 ŞAHIS: Tabi tabi

X6 ŞAHIS: Arkadaş aslında çok doğru bir şeye vurgu yaptı. Yani yaptığı politika toplumsal (anlaşılmıyor 36.47) eğitim konusunda tüm okullara bedava kitap dağıtıldı. ve toplumu göz önünde bulundurarak bunun için yaptı. Aslında sadece kendi yandaşlarının matbaasından belli bir şekilde kitap çıkartıyor velilerden toplayıp kat kat kendi yandaşlarına veriyor.
X4 ŞAHIS: Şey de var kendi ideolojik düşüncelerini de o kitaplara serpiştirerek
X6 ŞAHIS: Aynı şekilde yani kendi düşüncesiyle yapıyor. Toplumlar arasında politika yaptığını söylüyor ya bunu kendisine çok büyük bir uçurum oluyor. Yani bu bir süreç içerisinde belli olmuyor. İki dönem üç dönem sonrasında toplumun içerisinde büyük kırılmalar devletin içerisinde farklı bir yapılanma şekli yani düzeni sinsice yapma düzeni kendine göre fakat kimsenin haberdar olmayacağı bir şekil bir yapılanmayla iktidar politikasıyla toplumsal politika arasında çok büyük bir fark vardır.
X4 ŞAHIS: Oysa şu da vardır normalde devletlerde sosyal devlet anlayışı vardır.

(37.56) Birçok devlette şu vardır alım gücü düşük bu noktada maddi ihtiyaçları sıkıntılı olan halklarına karşı devletin savaş imkanlarını (Anlaşılmıyor) resmi imkanlarına kadar yaşayan herkes eşit faydalanmak zorundadır. Devlet bunları karşılamakla yükümlüdür. Türkiye'de ne yapılıyor toplum bir taraftan alım gücü düşürülüyor fakirleştiriliyor o konuda elindeki tüm araçları elinden alınıyor devlet zaten vergiyle toplumu iliklerine kadar emiyor toplumdan aldığı o parayla devlet tekrar geliyor 'bak ben sana lütufta bulunarak çocuğunun ilkokul birden bilmem kaçıncı sınıfa kadar diyor kitap masrafını ben karşılayacam'diyor. Önce seni mahrum bırayor sonra veriyor diğer arkadaşın dediği gibi kendi yandaşlarının matbaaları,kendi görüş, düşünce, ideolojilerinde şe yaparak sunuyor. Bunu da sosyal devlet mantığıyla yapıyor. Mesela İran'da bugün şey vardır İran'ın birçok şehrinde fırın yoktu devlet sosyal devlet mantığıyla her ailenin aylık kuru gıda malzemelerinden tutalım yakıt şeyine kadar veriyor.Yani sen benim bir vatandaşımsın benim bir vatandaşım olma gereği devletin genel külfetinden harcayarak ayrılan paranın bir kısmı senindir. Dolayısıyla sen evde kaç kişisinin üç kişi mi, üç kişi bir ayda kaç ekmek yer, 30 ekmek fırından alıyor. Yağını, şekerini, bulgurunu, ama bunu yaparken onun alım gücünü düşürmüyor. Türkiye ile İran’ı karşılaştırdığımızda İran (Anlaşılmıyor) birçok Ortadoğu ülkesine göre çok daha (Anlaşılmıyor) Böylesi ulus devlet ve böyle toplumu hakim altına alınan bir devlete baktığımızda ise normalde (Anlaşılmıyor 40.23) Birçok kamu alanında hizmetleri devlet karşılıksız ve belli bir ideolojiyle değil sosyal devlet anlayışıyla vermelidir .İktidar politikasının topluma yansıtılması bu noktada düzenleyicidir.Sonuçta iktidarı elinde tutan güç devleti de tutmuştur devletin bütün olanaklarını artık kendi ideolojik görüşü yandaşı doğrultusunda toplumun hizmetine sunuyor. Bir yandan belli bir güç palazlanırken, güçlenirken onun arka bahçesi oluyor, iktidarı devamlaştırmanın bir garantörü oluyor, diğer yandan da toplumda hani dedik ya fakirleşen özünden boşaltılan insanın da bir (Anlaşılmıyor) . Kendine bağlamanın da bir yöntemi oluyor.

X7 Şahıs: (Anlaşılmıyor)

X8 Şahıs: Şimdi bu noktadan çıkışla Sovyetlerdeki demokratik muhteviyatı olmasa da reel bir sosyalist yapının var olması dünya halkları açısından bir halk yönetimi bir eşitlikçi özgürlükçü bir görüntü olarak algılanması Avrupa üzerinde ve genel olarak da batı dediğimiz Emperyalist ülkelerin üzerinde de etkisini hissettirdi. Sosyal devlet politikası Sovyetlerin ayakta olduğu dönemde çok geçerli bi kavramdı ve uygulamak zorundaydı. Alternatif bir yönetim algısı anlayışı yaratmak içindi, halkaların sosyal patlamaya gitmemesini sağlamak sendikalaşma ve işte emeklilik yaşının düşürülmüş olması asgari noktada tutuyor olması çocuk hakları, kadın hakları benzeri bir sürü haklar çalışma saatlerinin azlığı vs. Sovyetlerin yıkılmasından sonra bu sosyal devlet ilkesi dediğimiz anlayış artık eskisi gibi hayat budur pratikte yok o mesela Avrupa’ya baktığımızda emeklilik yaşını yükseltmesi çocuk haklarının azaltılması çalışma süresinin 6 ya da 7 saatten 10 saate çıkarılması vb. birçok noktada ihlaller söz konusu sadece işte verdiğiniz örnekten yola çıkılırsa İran ya da benzeri ülkelerdeki kısmen gelirlerin halkla paylaşması anlamındaki sosyal devlet anlayışı olası patlamalara frenleme ihtiyacından kaynaklı siboptur (Anlaşılmıyor) kendi saltanatını yaşamını sürdürme gayretidir.
X4 Şahıs: Arkadaşlar yani sosyalist sistemdeki mantık bu işin en gelişmiş modelidir. Ama tüm devlet aygıtlarının yönetimlerinin bütçe planlaması bütçeleri programlarken kendi tabaatındaki halklar ile böyle politikalar vardır. Buna ana hatlarıyla sosyal devlet anlayışı diyorlar. Tabi sosyal derken artık ne kadar sosyal o da ayrı bir tartışma konusu. Şimdi arkadaşlar pozitif toplum özellikleri var bunları ana hatlarıyla okuduktan sonra ara verelim ana konumuza geçelim. Şimdi bu iki tanımla birlikte şunu görüyoruz arkadaşlar. Ahlaki ve pozitif toplum insan toplumunun başlangıçtan bitime kadar devamlı devamlı aranması gereken temel bir özelliktir. Dolayısıyla saf bir döneme ait karakteristik bir düşünce değil yani doğal toplumda vardı da kapitalist toplumda olmayacak mı yani varoluş ve varoluşunu devam ettirmenin daha organize olma şekli olarak ahlaki ve pozitif toplum insan toplumunun başlangıcının bitimine kadar devamlı aranması gereken bir özelliktir. Özgür insan özgür iradeyi şekillendirme ve bu özgür toplumu yaratmadaki prensiplerimizden birincisi bu. Ahlaki ve pozitif toplum kendi sınıf devlet daha önceleri hiyerarşik yapıda (Anlaşılmıyor 47.48) üzerine yükselen uygarlık sistemlerinin karşı kutbunda yer alır. Yani bu sistem arayışının kendi yaşamını kendi toplumunu organize edip bunu modele dönüştürme devletli sistemler içinde çok yaşam bulacak bir pozisyonda değil çünkü devletin sisteminde hiçbir zaman kendi yaşam felsefesine alternatif bir düşünceyi istemez. En iyisini kendisiyle beşlesin en iyisini kendisi belirlesin. Biz uygarlıklar çelişki dediğimizde dedik ki devlette halklar arasında bir çelişki var. O zaman halkların kendilerini yaşamlarını organize bunun ahlaki ve pozitif özünü oluşturarak varlıklarını sürdürmeleri (Anlaşılmıyor 48.30) devlet üçlüsü içerisinde yükselen uygarlık sisteminin karşı kutbunda yer alır. Halkarcephesinde şekillenecek olan ahlaki ve pozitif toplum toplumsal donanım (Anlaşılmıyor 48.43) demokratik uygarlık sistemiyle uyumlu gelişir. Oluşturacağımız demokratik uygarlık tezinin yani demokratik konfederalsistemin paralelinde onunla uyumlu gelişir. Ahlaki ve pozitif toplum en özgür toplumdur. Ahlaki ve pozitif toplum ve organların çalışması kadar toplumu özgürleştiren özgür daha başka bir devreci inanış söz konusu değildir. Devrimlerde kahramanların hiçbiri ahlaki ve pozitif boyutu kadar toplumu özgürleştirme yeteneğinde olamaz. Halbuki devrimlerde kahramanları ancak ahlaki ve pozitif topluma katkıda bulundukları oranda belirleyici rol oynayabilir.(49.51) Mesela bu noktada Hz. Muhammed’in çıkışına baktığımızda, Hz. İsa'nın çıkışına baktığımızda temel vurdukları nokta topluma yeniden bir biçim kazandırıp o biçimin yaşanabilir hale getirmeleridir. (Anlaşılmıyor 50.44) ama çıkış itibarıyla içinde bulundukları topluma umut verme farkıyla bakıldığında birçok kahraman diyebileceğimiz insanların yaptığı oydu.
X9 Şahıs: Toplumsal kulluk ya da ahlaksızlık sadece toplumsal bir olgu değil despotik (Anlaşılmıyor 51.42) sistem ile bunun içindedir.Ahlaksızlaştığı ya da bu İnsanın kendi doğasından çıkması doğal toplumdaki ilişkileri iktidarla beraber gelişen o bireyciliği iktidarlaşmadan bu yana ele aldın şimdi şey sistemle bir arada demek istediğimiz sistem bir anda bu ahlaksızlığı geliştirmek adına alternatifler de üretmeye çalışır kendine göre ama anlamda bakıyoruz oda farkında değil mi bu yaşamanın...
X4 ŞAHIS: (..Anlaşılmıyor..53.00) Hani dedik ya uygarlık tarihinden sonra toplumsal (Anlaşılmıyor) .. kadar. Sorunun nerden kaynaklandığını görüyoruz ve dedik ki sorun ihtilalci hakim güçlerin toplumun geneline hakim olması iktidar olgusunun topluma biçtiği rol çok küçük bir kesimin yönetici olarak kalması onun dışında hiçbir insan topluluğunun daha iyi çalışma daha iyi kul olma ötesinde görmemesi. Bu sistemin sistem yapan temel iki olgu olması şimdi bu var ama uygarlık tarihi boyunca sürekli var olan iktidarlara karşı bir muhalif örgüt muhalif direniş odakları oluşmamış mıdır oluşmuştur. İktidarı reddettikleri oranda direnişlerini güçlendirip (Anlaşılmıyor 54.00) Şimdi bir de (Anlaşılmıyor) sorunlarına baktığımızda iktidarların bu kadar sorun çıkmaz göstertip sorunlara getirmeleri iktidarın var olduğu kadar (Anlaşılmıyor) gerçekliğe alternatif bir yaşam tarzı oluşturma (Anlaşılmıyor) ve oluşturacağımız yani modelin yaşam modelinin özünü oluşturacak felsefik çözümde bu doğrultuda olabilir. O noktada bu bizim tercihimizdir.Şimdi diyeceksiniz toplum iktidarda bunu görmüyor mu görüyor ve şuan en büyük etken olarak gördükleri de budur toplumun kendi karar süreçlerini kendi hani dedim ya sürdürme ve hayatta kalabilme kural ve korkularını oluşturup onun politikasını uygulayabilme iktidarların da en çok yapmak istediği nedir toplumu düşünmez bir hale getirip istediği gibi yönetecek insan (Anlaşılmıyor 55.02) ahlaki ve fiziki toplum dediğimiz de bunun (Anlaşılmıyor) at yapısı bu bizim sistemimizdir. Ha bu sistemi dünyanın farklı bir yerinden farlı bir harf alıp uygular uygulayabilir. Ama biz birazdan sonraki derste görecezki bunu artık kendi coğrafyasında kendi ağzında kendi dilinde uyarmıyacak. (Anlaşılmıyor55.25) Ahlaki ve fiziki toplum demokratik toplumdur. Demokrasi ancak açık ve özgün toplum olan ahlaki ve pozitif toplumun var oluş temelinde anlam kazanabilir. Birey ve grupların özgürleştikleri demokratik toplum karşılık olarak ahlaki ve pozitif toplumu en çok geliştiren yönetim biçimidir. Daha doğrusu pozitif toplumun işlevselliği zaten demokrasi diyoruz. Yani politik toplum hani dedik ya politika karar verme gücüdür varoluş fiziki ve (Anlaşılmıyor) karşılayabilecek karar gücüdür. Bu güçlü oranda sergilendiği anda bakıyoruz ki pozitifi topluluğun işlevselleşmesine zaten demokrasi diyoruz. Bu anlamıyla bütün demokrat tanımının ve genel anlamıyla demokrasi tanımı değildir. Var olan demokrat tanımları biraz yetersiz kalıyor. Gerçek anlamda politikayla demokrasi özdeş kavramlardır. Eğer özgürlük politikanın kendini (Anlaşılmıyor 56.30) fiziksel alansa veya özgürlük politikanın kendini ifade ettiği biçimsel alansa demokrasiyle bu alanda politikanın idrak tarzıdır. Yani bunlar arkadaşlar ee normalde kendi başına oluşum konusudur ama Demokratik Konfederalizme geçerken biraz hatırlatma babında şapıyoruz eğer özgürlük politikası kendini ifade ettiği fiziksel alansa demokrasiyle politikanın idrak tarzıdır. Özgürlük politika ve demokrasi üçlüsü ahlaki temelden yoksun olamaz.Ahlaka özgürlük politika ve demokrasi kurumsallaşmış gelenekler hali de yer yer ahlaka özgürlük politika ve demokrasinin kurumsallaşmış haliyle (Anlaşılmıyor 57.24) ama politika ve demokrasi politika aslında az önce tanımladığımız politika (Anlaşılmıyor 57.33) politika ve demokrasi o ahlak olgusunu pratikleştirecek araçlar bir bütün olarak pratikleştiği zaten o felsefe yaşama geçer. Ahlaki ve pozitif toplumlar sermaye mülkiyet ve iktidarın her biçimini resmi ifadesi olarak devletle karşılıklı diyalektik çelişki içindedir. Devlet sürekli ahlak yerine hukuku politika yerine bürokratik (Anlaşılmıyor 58.04) ikame etmektedir. Tarih boyunca devam eden bu çelişkinin iki husus resmi devleti (Anlaşılmıyor 58.19) gayrı resmi demokratik uygarlık sistematiğin gelişi şimdi şöyle bişey var arkadaşlar Ahlaki politika toplumlar mülkiyet ve iktidarın her biçimi resmi faaliyet olarak devletle karşılıklı diyalektik çelişki içindedir. Devlete sürekli ahlak yerine hukuku geliştiriyor.Yani devlet organizasyonu oluştukça bir süre töre vardır inanç sistemleri yaşamsallaşmak için ahlak töre vardır devletin topluma geçtikçe artık sorun hukuk olur ve hukuk toplumsal gerçeklikten soyut yazılı belgelere döküldükten sonra iktidarın değerleri kendi meşrulaştırmak aracı haline gelir. Mesela hukuku geçmişine biraz inildiğinde hukuk ta ahlaka kadar götürürler.İlk hukuku şekillendiren hukukun sistematik hale gelmeden önceki haline ahlak denir. Etik vb. isimlerle (Anlaşılmıyor) adına hukuk denilir. Hukuk olarak devletin bağladığı iktidarın bağlılığını toplumun her alanında sürdürebilmesi için hukuk kendi içinde kurumlara ayrıldı (Anlaşılmıyor 59.33) Anayasa Hukuku, İcra Hukuku, Ekonomi Hukuku vb. alanlarla devlet olgusunun kendi kurumlaştırmasının bir aracı haline geliyor. Oysa ahlaktaki şey nedir toplumun bir bütünün varlığını devam ettirebilecek koşulların yaratılması buyur:


Dostları ilə paylaş:
1   ...   148   149   150   151   152   153   154   155   ...   278


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə