T. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI (cmk'nın 250. Maddesi İle Yetkili)



Yüklə 14.1 Mb.
səhifə179/278
tarix14.09.2018
ölçüsü14.1 Mb.
1   ...   175   176   177   178   179   180   181   182   ...   278

X7 Erkek şahıs : şöyle felsefe’ye bir tanım getirmek istiyorum, felsefe neden-sonuç ilişkisi üzerinden yaşamın gücünü sorgulayan ve yaşama kaynağını gören bir bilim dalıdır. Siz de bahsettiniz mesela Kant, JİTEM (JİTEM şeklinde anlaşıldı) varlığını varlık olarak kabul etmekteyse onu düşüncede tarif ediyor yani düşünüyor öyleyse vardır yoksa gerçekten üzülerek varlığını iddia etmiyor, bir de felsefenin başka bakış açısı …(anlaşılmadı)

TUNÇER ÖZDOĞAN: şimdi arkadaşımın sözlerine katılabiliriz de katılmayabiliriz de felsefe yapıyoruz burada biz,doğru da söylemiş olabilir yanlış da olabilir onun için çok şey değil şu anda felsefenin ne olduğu konusunda her bir arkadaşın felsefenin ne olduğu konusunda ne düşündüğünü dinliyor olduğumuzdan arkadaşımın söylediği şeye katılmamanın dedikodusu çok da şey yapmanın gereği yok diye düşünüyorum, siz söz alın.

X8 Erkek şahıs : felsefeyi biraz daha açarsak daha açıklayıcı daha kavrayıcı amaç ilişkisiyle de daha kavrayıcı olur diye düşünüyorum pek bilgim olmadığı için ?

TUNÇER ÖZDOĞAN: anladım isterseniz sırayla gidelim ama biz ne kadar sıraylan gitsek de bu cumartesi ve Pazar günü bu kısa süre içerisinde çok önemli Aristo’dur, Platon’dur gibi önemli filozoflardan çok da fazla bahsedemeyeceğiz, biz sadece burada felsefenin önemli olduğunu veya felsefenin ne olduğunu veya çeşitli felsefi akımlardan bahsedeceğiz zamanımız itibariyle bu böyle olacak ama burada önemsemesi gereken felsefenin önemi yani biz siyaset yapan insanlarız, devrim mücadelesinde olan insanlarız, bilimsel bilgi üzerine konuşan insanlarız bilimsel veya siyaset üzerine konuşmamız için, felsefeyi bilmemiz gerekiyor şimdilik bu süre içersinde biz bu pozda kendi kendimizi ikna edersek bence yeterli oluruz diye düşünüyorum. Ama daha sonra şeye devam edebiliriz isteyen arkadaşlarla ayrı ayrı Kant veya Descartes çeşitli felsefe akımlarını oturup burada konuşabiliriz. Bunu üniversitelerde yerlerde yapıyorlar Boğaziçinde ODTÜ ‘de yapıyorlar niye biz burada yapmayalım, neden yapıyorlar orada çünkü T.C’nin bürokratlara ihtiyaçları var, edebiyatçılara, romancıları, şiir yazanlara ihtiyaçları vardır yani bir şekilde ulus devletini şekillendirmek zorundadırlar. Neyle şekillendirecekler bilimle, politikayla şekillendirecekler, felsefeyle şekillendirecekler sosyolojiyle şekillendirecekler bu anlamda ulus devletin bu işi kendi üniversitelerinde yapıyorlarsa biz niye burada yapmayalım? Bu anlamda felsefeyi iki güne değil ama sürekli bir çalışma konusu haline getirebiliriz diye düşünüyorum. Yani siz daha sonraki günlerde bir araya gelip konuşabilirsiniz ama burada ancak kısa süre söz konusu tanımlar üzerinde duralım biraz Felsefe: kişinin kendisini çevresini anlama, yorumlama, açıklama ve gerçeği aramadır sanatıdır. Felsefe bilgi edinmeyi değil bilgi alabilmenin bir faaliyetidir.Felsefe cevaplardan çok sorulurla ilgilidir. Gerçekten de ben soru soran insanların aynı zamanda da onun cevabı konusunda da belli bilgisi olduğunu düşünüyorum cevabını bilmiyorsa da zaten soru soramaz bu anlamada soru sorabilmek için sorgulayabilmek için felsefeyi bilmek gerekir. Hatta ortaokulda ve liselerde Felsefeyi uzak tutmanın nedeni de budur derler, soru sormasınlar, belli nedenlerden dolayı programlarında felsefe yoktur veya işlenmez

X9 erkek şahıs: hocam bir de bir şey söyleyebilir miyim? Felsefe bir bilim değil ama bilimde doğmuştur onu biraz açıklayabilir misiniz?

TUNÇER ÖZDOĞAN: şimdi özgür düşünceye göre bilim felsefede doğmuştur başka bir düşünceye göre felsefe bilim de doğmuştur, bana sorarsanız Yunan felsefesi …(anlaşılmadı) matematiğinden doğmuştur. Biri bir şey söyleyebilir, yani Mısır da ortaya çıkan ….(anlaşılmadı) matematiği Yunanistan da bir şekilde felsefeyi doğurmuştur bununla birlikte kopernig gibi fizik üzerine çalışan bilim insanları modern felsefeyi yapılandırmışlardır.20 .yüzyıl ise felsefesi ise 20 .yüzyıl fiziği ……(anlaşılmadı) felsefeyi ortaya çıkarmıştır gibi yaklaşımda bulunabilir ama bununla birlikte şeyde anlayışlar vardır felsefe içinden doğmuştur diyen bilim olduğu gibi bilim felsefeden ortaya çıkmıştır gibi yaklaşımlar da vardır. Bu ayrı yaklaşımlarda çalışılabilir burada Avrupa’ya göre mesela özellikle 1960 lı yıllarda Fransız komünist partisi litaretüründe olan biri olarak kendisi biraz önce söylediğim gibi Yunan felsefesi …..(anlaşılmadı) matematiğinden doğmuştur, daha sonra kopernig ………(anlaşılmadı) felesefeden yaralanmıştır.Bir de Einstein’de felsefenin gelişmesiyle ………(anlaşılmadı) yapılandırmış gibi bir takım düşünceleri analiz eder yani burada felsefenin ne olduğu bilimin ne olduğu gibi bir arayış içerisine girdiğimiz anda felsefe mi bilimden, bilim mi felsefeden ortaya çıkmıştır yoksa gibi bir takım düşünceleri olabilir o kadar da şey yapmak gerekiyor burada felsefenin ne olduğu üzerine yoğunlaşmak gerekiyor sanırım. Birbiriyle ilişkisini tanımlayabilmek için ve devamıyla derki felsefenin yöntemi her zaman ki gibi bilinçli tutarlı sistemli düşünce yöntemidir. Az önce arkadaşın dedi herkes mi felsefe yapar? Doğrudur herkes felsefe yapar ama bu yapmış olduğu felsefe tutarlı değildir düzensizdir sistemli değildir, o tarz dediğimiz hayatıyla ilgili iyi şeylerden bahseder kötü şeylerden bahseder bir fikrine dair bir şeylerden bahseder felsefe yapıyordur ama; burada bir sistemlilik yoktur . Tutarlılık yoktur. Burada sitemsiz tutarsız bir söylemin önüne bilimsel bir faaliyet bilimsel bir söylem veya politik bir söylem değiştirmek mümkün değildir. Bu anlamda biz siyaseti ne kadar sistemli ne kadar tutarlı yaparsak, kavramları ne kadar birbirleriyle ilişki kulanınsak bu anlamada politikayı veya bilime dair doğru şeyler söyleyeceğizdir. Çünkü felsefi sistemler kendi içerisinde tutarlıdır fakat genel detay bir niteliğe sahip değildir şeklinde bir cümle var burada gerçekten de her felsefi sistem Hegel’in Felsefesi, KARTEZYEN FELSEFESİ , Marks’ın felsefesi veya modern felsefeler her biri kendi içerisinde tutarlıdır. Bir diğer felsefi akıma göre tutarsız olduğundan bahsedilebilir biraz önce bahsettiğimiz gibi …..(anlaşılmadı) matematiği 2+2: 4 derse kendi içinde tutarlıdır ama ……..(anlaşılmadı) bir matematikçi bunun tutarsız olduğundan, karmaşık olduğundan bahsedebilir bize felsefenin yararından bahsedebiliriz. Felsefe kişi de merak ve tepki uyandırır, felsefeyi ne kadar tutarlı ve sistemli yaparsak bizim merakımız, tutkularımız o kadar fazlalaşıyor ve bu merakımıza tutkularımıza yönelik doğal olarak ortaya bir takım fikirler çıkacaktır. Meraklandığımız kuşkulandığımız her şey biz de bir takım fikirlerin olmasına neden olacaktır, fikirleri yönetmeye çalıştığımız oranda ortaya bir teorik sistemli bir politika bilimsel bir bilgi ortaya çıkacaktır. Demek ki felsefenin yararı bizde merak kuşku yaratıyor olmasıdır.Biz günlük yaşantımızda karşılaştığımız olayla ilgili insan merak ediyor yani insan kuşku duyar doğal olarak kuşku duymamak merak etmemek insan olmayan canlılara mahsustur, bir hayvanını merak etmesinde ve kuşku duymasını bekleyemeyiz veya insan kuşkulandıkları merak ettikleri veya şüphe duydukları oranda fikirler geliştirecektir. Bir şeyle bir olayla karşılaşmışızdır, o olayla yanına gitmişizdir bir ilişkiyle karşılaşmışızdır, bu ilişkiye dair bir kuşku duygusu ancak kuşku ve merak duyduğumuz oranda bu ilişki ve olay üzerine çalışırız bir arkadaşımıza sorarız o olayla ilgili şeyi veya bir kitap karıştırırız ancak bu kuşku veya meraktan sonra kendimizdeki bu fikirleri gözden geçiririz, fikirlerimiz yetmediği oranda bir kitaba bakarız, internete bakarız veya bir arkadaşımıza başvururuz, bu kuşkumuza veya merakımıza neden olan bizim için anlaşılmaz olayı anlaşılır hale getirmek için

Y4bayan şahıs : ………(anlaşılmadı)

TUNÇER ÖZDOĞAN: tabi bunda hiçbir sakınca yok ama bunu bir hastalık haline getirmemek gerekiyor. bu kuşku veya merak bir araştırmaya dönerse hastalık olmaktan kurtulur. Bazen bu kuşkuyu hat safhaya getiren insanlar vardır aramızda bunu hat safhaya getirmemek için bu kuşku bir araştırmaya incelemeye dönük olduğu zaman bu kuşku bizi hastalık olmaktan uzaklaştırmaya çalışan iyi bir şeydir.

X9 şahıs: şüphelendiğinden veya şüpheyle…

HOCA: evet Descartes’tan gelen bir söz

Y4 BAYAN ŞAHIS : ………anlaşılmadı

Hoca: tabi tabi doğrudur pozitivist felsefesinin arka planında şey diyorlardı Kartezyen felsefesinde vardır biz Kartezyen felsefesi üzerinde çalıştığımız zaman da bunun PKK’nin arka planını da biliriz. Yani bu ülkede ne üzerinden bir yapılandırma bir takım partiler üzerinden CHP’ye MHP’ye veya AKP’ye baktığımızda onun programlarına baktığımızda bu programların arka planında şey görürüz …..(anlaşılmadı) felsefeyi görürüz, Aristo’yu görürüz, Hegel’i görürüz, Kant’ı görürüz, Aristo’yu görürüz mesela AK parti programına baktığımızda şöyle ARİSTO’nun ….(anlaşılmadı) yaklaşımı vardır veya iki bilinmeyenli mantık üzerinden şekillendirir felsefesini Aristo bir şey ya iyidir ya kötüdür, ya siyahtır ya beyazdır, çift bilinmeyenli denklem düşünce biçimi AKP ise iyimser konuşanlar ya iyidir ya kötüdür gibi iki bilinmeyenli basit mantık üzerinden kendisine göre kendi politikaları iyidir, insanların da kendi politikalarına iyi olduğunu ikna etmeye çalışır, iyi olmayan şey onun için kötüdür kendisinden değildir, ya Aktır ya siyahtır onlara göre olayları değerlendirirken belirli bir noktayı ……(anlaşılmadı) göre ‘ya AK’tır herhangi gelişmeye dair bir fikir ya da işte KARA ‘dır ya da kötüdür gibi insanları bilinmeyen basit bir mantık üzerinden toplumu bir ülkeyi şekillendirmeye çalışır. Oysa biz iyinin, kötünün , zorunu , ötekini , farklı düşünme, farklı duygulanma, farklı fikir ve bilgi edinme biçimleri olduğu biliyoruz ve bildiğimiz şey oranda çalıştığımızda yani felsefe çalıştığımız, bilimsel bilgi üzerine yani sosyoloji üzerine çalıştığımız oranda AKP’nin, CHP’nin ve MHP’nin bu iki bilinmeyenli mantık üzerinden düşüncesinden kopabiliriz. Bu anlamda farklı felsefe akımlar üzerine düşünceler vardır bu anlamda ben biraz önce Freud’dan bahsettim Freud’a göre iyidir doğrudur, kötüdür, yalıştır şeklinde bir çok şey vardır işte bu freud’a göre iyidir, kötüdür, yanlıştır, doğdur veya yanlıştır, farklı düşünme yolları duyguların biçimlerine şöyle bir çalışmak bizim dünyamızı şey yapacaktır, çok renkli bir hale getirecektir, biz en azından bu yapmacıkları da bileceğiz neye göre Ulus devlet yönetimine göre farklı diye bir şey yoktur yani AKP’nin programına baktığımızda orada farklılıklar tanınmaz yani bu ülkede AKP’ye ,MHP’ye göre veya bu rejime göre farklı diller farklı mezhepler söz konusu değildir. Ama bu farklılığı bilebilmenin farklılığı tanımlayabilmenin farklılığı kabul etmek farklılığı bilmenin yolu da felsefeden geçer. Felsefe bize bu farklılıkları tanımanın …..(anlaşılmadı) felsefenin ders okullarında ders okullarında ders programı olarak işlenmemesinin nedeni budur aynı zamanda , farklılıkları reddetmek veya farklılıkların farkına varmamak, felsefe bir şeyin farkına varmaktır aynı zamanda farklılıkların farkına varmaktır, Kürt halkının Çerkez’in farklı halkların varlığı farkına varmaktır farklı dinlerin farklı inançların, farklı mezheplerin farkına varmasıdır felsefe bu anlamda mevcut ulus devletin eğitim programları felsefe öğretmemekte

Y5 BAYAN ŞAHIS: felsefe doğru okumayı …(anlaşılmadı)

TUNÇER ÖZDOĞAN: sen sadece öyle düşünme tabi tabi hatta felsefe aşağılayıcıdır ya kendi aramızda şey yapabiliriz ya bırak felsefe yapma deriz şeyden geçer iş yapmaktan geçer iş yaparken nasılsa bu işin felsefesi görecelidir şeklinde bir anlayış vardır ki ….(anlaşılmadı) anlayıştır.Türk solu büyük oranda ….(anlaşılmadı) mantığıyla siyaset yapar iş yaparken …….(anlaşılmadı) şeklindeki anlayışa sahiptir. Ben bu anlayışında çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum. Elbette Kürt sorunu biz ……(anlaşılmadı) çok ciddi anlattık Kürt sorununu örneğin insanlar ….( anlaşılmadı) teşkilat var bir silah gibi program dahilinde hareket ederler yani bir şeyi yapmak için bir flama grubuna sahip olmamız gerekir yani demagoji yaparken yani demogoji yapacak olan insanlar bir kere düşünürler kafasında şekillendirmez…………….(anlaşılmad) akıllı bina yapan gecekonduyu bile yapmak isteyecektir bu anlamda türk solu hala bu farklılık içerisinde büyüdü, ve devamlı hala orda büyüyor, ben bi iki arkadaşlarla ki görüştüğümde bu tür anlayışlarla da karşılaşıyorum ya Felsefe ye ne yapmaya gerek var, teoriye ne gerek var pratik içerisinde öğrenilir, eylem yaparız öğreniriz, şeklinde yanlış tüm okulların kapatılması gerekiyor yani o zaman üniversite ortaokul liseye ne gerek vardı, yani doğru bakkaldan alışveriş yaparken çok da matematiği okulda öğrenmene gerek yok biz alışveriş içerisinde şey yaparız, ama diğer yandan teorileri küçümsememek gerekiyor teori olmadan pratikler ve eylemlerin doğru çıkacağını pek doğru olduğunu düşünmüyorum, hiçbir şekildi buna katılmıyorum,

X10 şahıs: hocam şöyle bir şeyde var çok teorik felsefeye girecektir ama biz bilgileri kimseye paylaşmadığımız zaman ne olur..….(anlaşılmadı)

TUNÇER ÖZDOĞAN: çok güzel he bir filozofun bir bilim insanın bilgilerini başkasına aktarmıyor olmasına pek kişilikli bulmuyorum ben o insana bilim insanı da demem filozof da demem bir filozofun bilgilerin başkasına aktarmadığı zaman kendisini rahatsız etmesi gerekiyor.

X10 şahıs: bir de filozoflar değil günümüzde çok büyüklük yapan insanlar vardır …..(anlaşılmadı) ancak o zaman bildiklerimizi halkın içinde de …..(anlaşılmadı) inanıyorum?

TUNÇER ÖZDOĞAN: Bende dikkat ediyorum bu bakımdan katılıyorum benim bu arada teorik ile pratik arasında koordineli ilişki durum mükemmel bir şeydir yani felsefede bazı akımlar vardır, teorik yaparak öğrenilin bu anlamda o akımların doğruluğuna katılmıyorum, bir şeyi öğrenilerek yapılması doğruluğu değildir. Doğru bir şey yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.

X10 şahıs: mesela ben de şuan akademinin açılması bile bir gereklilik duyuyorum. Bu parti için şart felsefe eğitimi gerekli burada bence de öyle yani teori çok önem verilmesi

X11 şahıs: ….( anlaşılmadı) suçlanıyor insanlar işte şu an gerekli

TUNÇER ÖZDOĞAN: sizin söylediklerinizi şöyle söyleyebiliriz burada edindiğimiz bilgileri biz işçilerimize götürmüyor orda arkadaşlarımıza paylaşmıyor uygulamaya dönük bir şekilde kullanmıyorsak, o sizin söylediğiniz gibi bir balondur kabul edilemez. Ama aynı zamanda bu bilgileri uygulamaya yönetmenin yanında burada Filizof mu konuşuyoruz Hegel’mi konuşuyoruz, bilimsel bilgi yada herhangi bir şey hakkında bir şey mi konuşuyoruz burada evde, Parti de teorik konusu haline getirmek sorunun konusu haline getirmenin önemi var. Burada kalmaması gerektiği düşüncesindeyim. En arkadan..

Y5 bayan şahıs: yani burada şunu da söyleyebiliriz yani ……..(anlaşılmadı) Erzurum da insanı ya da dünyayı bilen aynı zamanda buna dayanarak bu kurallarla göre hareket eden insanlardır diyebiliriz şöyle genel bir düşünce anlayışıdır ki yani bu anlayıştan belli bir davranış çıkarabilmeli diyebiliriz.

Y6 bayan şahıs: hocam şimdi bu …(anlaşılmadı) gerekiyor bunu bir sorabilir miyiz?

TUNÇER ÖZDOĞAN: doğrudur yani doğru kanallardan öğrenmesi gerektiği düşüncesindeyim bir takım basın organlarından veya televizyondan felsefeden bahsederler, popülist bir yaklaşım vardır burada analitik zeka kavramı da oradan geldiğini düşünüyorum. Yani ciddi bir şeyi önemsemesi gereken bir şeyi önemseme halden ciddi bir şey olması tutarlığını onu popüle etmektir …(anlaşılmadı) veya AKP siyaset anlayışı bir takım çok önemli olayları ihtiyaçları ve sorunları popüle ederek o sorunu dile getirilmesini dinlemelidir arkadaşlar , çok önemli sorunları popülize eder bu analitik zeka kavaramı da felsefenin popülize edilmesiyle ilgili bir şey olduğunu sanıyorum. Bu anlamda sorunuzu cavaplandıramayacam.

Y6 bayan şahıs: ben anlamadım

X11 şahıs: şimdi analitik zekayla ve benim anladığım kadarıyla şöyle üzerinde anladığım kadarıyla şimdi ………..( anlaşılmadı)duygusal zeka görülür ……..(anlaşılmadı) özelikle o döneme giriyoruz yani analitik hususta mantıkla ilişkili olarak değildir. Hatta eski…..(anlaşılmadı) devletçi mantığı ortaya çıkmasıyla oluşan zihniyette yani mantığın adı mantıktır yani duygusal zeka mantıkla alakası felsefeyle alakası değildir. Felsefeyle analitik zekaya kayması devletçi yani idare edenin kayması ile birlikte farklı bir kavramdır. Mesela bizde de burada analitik zekaya olan karşıtlık buradan gelmektedir. Yoksa mantıklı ……(anlaşılmadı) değildir. …………….(Anlaşılmadı) olmasa bunun farklı bir şekilde kullanıldığı

TUNÇER ÖZDOĞAN: başka

X12 şahıs: şimdi ben şeye değinmek istiyorum. Hani bu …..(anlaşılmadı) analitik bilgiden yoksun bırakmaktadır özelikle bu seçim sürecinde …..(anlaşılmadı) amaca yönelik hani şey der ya Aristo : ‘ amaç için her yol mubahtır’ …….(anlaşılmadı)yani bu teorik ile ilgili bir şey demek istiyorum bir şey söylemek istiyorum yani burada bazı arkadaşlar var teorinin popüler olduğunu hani ………(anlaşılmadı) falan diye ben onların ……..(anlaşılmadı) yani burada özne ile halkın arasına …………..(anlaşılmadı) düşünüyorum. …….(anlaşılmadı) bir matematik ayrı şey bilgelik her zaman ………(anlaşılmadı) teorik insan ..(anlaşılmadı)

TUNÇER ÖZDOĞAN: yani teorik ile pratik arasındaki o ilişkiler felsefenin sorunları içerisine girer. Farklı akımlar teoriyi, pratiği farklı tanımlar yani teorik ile pratik arasındaki ilişkiyi farklı tanımlar.bu farklı akımlar üzerine çalıştığımız oranda teorinin ne olduğu, pratiğin ne olduğu bu akıma göre teori ile pratiğin arasındaki ilişki ….(anlaşılmadı) norma göre kullanacağı öyle bilebiliriz. Yani Ariston’a göre, Platon’a göre veya Hegel’e göre teorik, pratik kavramları bir de bu kavramların birbiriyle ilişkisi farklılaşır.

Y6 bayan şahıs: ….(anlaşılmadı)yani insanların …(anlaşılmadı)

Hoca: doğru teorik ile pratik arasındaki ilişkiler konusunda ilk önce Marksizler yapmıştır Marksizlerin doğrularından biri de şu teorik, pratiğe bağlıdır.

Y6 bayan şahıs: ..(anlaşılmadı)

TUNÇER ÖZDOĞAN: ……..(anlaşılmadı) ben şöyle şunun içerisinde yer aldım, 84’te ……….(anlaşılmadı) pratik kopuştur 85’ten sonra teorik kopuş olduğunu diyebilirim. Gerçekten yine diyorum daha fazla açılım yapma ihtiyacı hissediyorum Türk Soluna açıkçası yani ….(anlaşılmadı)

Y7 bayan şahıs: ben ……..(anlaşılmadı) ortada bir gerçek var, Türkçeyi ….(anlaşılmadı) istemişimdir mesela orada eskiden …..(anlaşılmadı) ne dedi falan zaten benim o şeyle haksızlık edilse mesala yani önemli değil ama bu kavram eskiden beri tüm toplum içinde kullanılıyor yani …(anlaşılmadı)

TUNÇER ÖZDOĞAN: ….(anlaşılmadı) arkadaşım iyi bir arkadaştır kötü ….(anlaşılmadı) olduğu kadar ama kötü hareketin içerisinde yer almaz … (anlaşılmadı) eğilimlidir iyi bir arkadaştır ….(anlaşılmadı)

3.DERS

TUNÇER ÖZDOĞAN: iktidarların yeterli duygulara ihtiyacı vardır. Yani yönettiği insanların kederli duygular içerisinde olmasını ister ve bunu yapılandırır. Kederli insanları, Kaygılı insanları yönetmek kolaydır. Bu AKP iktidarı için de aynı şekilde böyledir. Neden dolayı Kederli, kaygılı, üzüntülü bir fikir içerisinde olduğunu bilmeyen bu konuda bilgisi olmayan insanları yönetmesi daha kolaydır. Eğer kederinin nedenini bilemeyen (anlaşılmıyor) bütün iktidarların insanların keder, Üzüntü , Kaygı ve korku içerisinde (anlaşılmıyor) onları daha kolay yönetiyor olması (anlaşılmıyor) bu anlamda bir felsefe üzerinde çalıştığımız oranda bizim içinde yaşadığımız ilişkileri ve kendimizi neden kederli olduğumuzu üzüntülü olduğumuzu biliriz ve fikir üretiriz. Kederden, korkudan, tedirginlikten üzüntüden kurtulmak için fikir üretmeliyiz. Bu anlamda felsefe üzerine çalışmanın ayrı bir yararı vardır. Bu anlamda biz aynı zamanda (anlaşılmıyor) İktidarı kesin yenmiş ve (anlaşılmıyor) kırmış oluruz. Devam edersek felsefe yaşamın anlamını sorgulamaktır diyor. Yaşamın anlamını nasıl sorgulayabiliriz? Güzel bir dille, Pozitif bilgiyle ama bunun arkası (anlaşılmıyor) biz bir anlam dünyası içerisinde yaşıyoruz. Üzüntüleremizle, kederlerimizle, kaygılarımızla öfkemizle bir anlam dünyası içerisinde yaşıyoruz. Bu anlamı sorgulamak felsefeyi anlamk ve bu felsefeyi dört farklı biçimde yaşayacağız. (Anlaşılmıyor) farklılığın ilki, yaşamın anlamın sorgulamak ve sorguladığının, ortaya çıkan sorguların (anlaşılmıyor) kolaylık sağlamış oluyor. Bu anlamda Filozoflar yaşamının anlamını sorgulamada daha becerikliler. Tabi ki yaşamın anlamını sorgulamak için illa Filozof olmaya gerek yok. Filozoflar yaşamın anlamını profesyonelce sorguluyorlar. Yani felsefeyi profesyonelce yapıyorlar. Bizse günlük yaşamımızda bilmek için yaşıyoruz. Yani yaşamın anlamını günlük yaşamdaki kaygılarımızı, deyişlerimizi, öfkemizi ve bunların nedenlerini bilmeden farkına varmadan yaşıyoruz bu duyguları. Farkına varmadan sorguluyoruz ama farkına vararak sorgulamak daha anlamlı olsa gerek, anlamlı olmasının nedeni de şeyle ilgili bizim kederimizi, öfkemizin nedenini bilelim ona göre fikir değiştirelim bu fikirler karşılaştığımız sorunları çözücü fikirlerdir ve çözdüğümüz oranda da bizim için genel içerisinde anlattığımız bilince dönüşebilir. (anlaşılmıyor) bilmek olmalıdır. Felsefe bir de din üzerinden yapılır. Dinde bir takım kavramlar vardır bu kavramların her biri anlam yüklüdür. Kavramlar bir biriyle ilişkilendirilirler farklı anlamlar ortaya çıkar. Biz bu kavramlar, kavraklara yüklediğimiz anlamlar ve kavramlar ilişkilendirdiğimiz oranda felsefeye dönüşür. Bu sıfatta soru sormak ve cevap verme hakkı bize ait değildir. Devlet ideolojisi devlete aittir. Bu da karşımıza ideoloji denilen bir kavram ortaya çıkıyor. Soru sormak bir şeye konuya veya ilişkiye dair bilgi edinmekten geçer. Bilgi edinmek neyle ilgili bilgi edinilen bir şeyin hakkında bilgi edinebilmemiz için felsefeye başvurmamız gerekiyor. Bilime başvurmamız gerekiyor veya pozitiye başvurmamız gerekiyor. Bu anlamda soru sor abilmemiz için bu şeyler bunlar hakkında bilgi sahibi olmamız gerekiyor. Onun için günlük bir yaşamın içerisine düşeriz. Yani nasıl size konmuş, gitmiş itaat etme gibi veya halkın içerisinde de olabilir veya BİR DİLİN içerisinde de olabilir BEN BU DİLİ KONUŞMAK İSTEMİYORUM BAŞKA BİR DİLİ KONUŞMAK İSTİYORUM DEME HAKKI YOKTUR ÇOCUĞUN VEYA BEBEĞİN doğal olarak bu dille konuşacaktır. Veya bu aile ortamında bir takım alışkanlıklar, gelenekler, görenekler içerisinde doğacaktır. Ben bu geleneğe, göreneğe tabi olmak istemiyorum deme hakkına sahip değildir bir çocuk. Mümkün değildir. Bir anlamda akvaryum içerisinde yaşayan balıklar gibidir. Bu anlamda devletin bir rolü ortaya çıkıyor. Ulus devletinin rolü. Ulus demek; okul öncesi, ilkokul da, orta okulda, lesede bizi bir dünya anyayışı içerisinde şekillendirir. Yani bizim düşüncelerimizi, hatta duygularımızı şekillendirir. Bu anlamda biz bu şekillendirme işinin, biçimlenderime işinin dışına çıkmamız gerekiyor soru sormamız için. Devletin ideolojik bir takım resmi veya sivil araçları vardır. Bizi şekillendirir, biçimlendirir, çevremizi şekillendirir, duygumuzu şekillendirir, alışkanlıklarımızı ve (anlaşılmıyor) alimizi şekillendirir. Aile devletin en küçük kurumudur. Bu anlamda ailenin içerisinde doğan bir çocuk bir takım alışkanlıklar gelenekler edinir. Bu alışkanlıkları gelenekleri sorgulama hakkı veya imkanı yoktur bir çocuğun. Büyüdükten sonra da eğer biz o devletin ideolojik aygıtlarının dışına çıkamıyor veya devletin o ideolojik aygıtlarını sorgulama imkanına, bilgiye sahip değilsek doğal olarak devletin istediği şekilde şekillendiriliyoruzdur. Tıpkı akvaryum içerisindeki bir balık gibiyizdir. Akvaryum içerisindeki bir balığın diğer balıklardan ayrılması akvaryumdan kopması mümkün değildir ama biz devletin bizi o şekillendirmesinden, şekillendiriyor olmasından, biçimlendiriyor olmasından bir şekilde kurtulabiliriz. YANİ ŞURADA YAPMIŞ OLDUĞUMUZ BU ÇALIŞMA DA ZATEN ULUS DEVLETİN BİR ŞEKİLDE BİZİ ŞEKİLLENDİRMİŞLİĞİNDEN, BİÇİMLENDİRMİŞLİĞİNDEN, KOPMANIN, FARKLILIŞTIRMANIN bir ifadesi olara ortaya çıkar. Yani burası bir resmi devlet okulu değildir. Resmi devlet okulları da ulus devlet kendi istediği şekliyle düzene uygun insanlar, gençler yapılandırır. Oysa şurası bir düzen dışı, lisan dışı, ulus devlet dışı bir okuldur. Biz burada tartıştıklarımızla, edindiğimiz bilgilerle bir şekilde ulus devletçi o zihniyetten bir şekilde kopmaya çalışıyoruz. Bu anlam da burada bir devlet ideolojisi içerisinde doğan birinin çok fazla soru sorma imkan ve yeteniği yoktur. Bu konuda söz söylemek isteyen varsa söz alabilir. Ben yaşamın anlamını sorgulamak için bir şekilde devletin o yönettiği ideolojisinden, bilinçten, anlayıştan ve politikadan kopmak gerek görüyorum. O anlayış içerisinde, o zihniyet içerisinde kaldığım sürece o anlayışları sorgulamak mümkün değildir (anlaşılımıyor)soru sorma ve cevap verme hakkı bize ait değildir. Bir şekilde devletin ideolojik yapısı tarafından yapılandırıldıysa çok zor o ideolojiyi korkularla imkanımız ve koşulumuz yoktur. DEVLET İDEOLOJİSİNDEN BİR ŞEKİLİDE KOPMAK GEREKİR. BU KOPUŞUN YOLU DA FELSEFE ÜZERİNE BİLİMSEL BİLGİ ÜZERİNE DOĞRU POLİTİKA ÜZERİNE ÇALIŞMAKTAN GEÇER. Söz almıştınız.



Dostları ilə paylaş:
1   ...   175   176   177   178   179   180   181   182   ...   278


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə