T. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI (cmk'nın 250. Maddesi İle Yetkili)



Yüklə 14,1 Mb.
səhifə180/278
tarix14.09.2018
ölçüsü14,1 Mb.
1   ...   176   177   178   179   180   181   182   183   ...   278

X13 ERKEK Şahıs : Şimdi şey örnek verecektim ki örneği bulmak için (anlaşılmıyor)

TUNÇER ÖZDOĞAN: Modern toplulukta veya modern toplumlarda yakın zamana kadar (anlaşılmıyor) bir kontrol toplumu yaratılmaya çalışılırken, peki nedir bu kontrol toplumu söz konusu? Yani neydi askerede başta bir çavuş vardı. Bir manga başında bir asker vardı. Bir takımın baında bir çavuş vardı. Bütün takımı, alayı veya bölüğü kontrol eden bir yüzbaşı veya albay. Bir iki sene öncesine göre toplum bu şekilde yapılandırılırken şimdi insanlar bir dizi Türk toplumu oldu yani insanlar kendi kendini yapılandırırlar, kendi kendilerini düzene uygun kafalar şekillendirilmiş olduğu için insanlar Devletin farkına varmadan yap dediğini yapıyor, yapma dediğini yapmıyor. Herkesin başına bir jandarma veya polis dikmeye gerek yok. Son iki senedir modern sosyalizm veya modern toplum veya gelişmiş devletler böyle güçlü toplum oluşturdu. Yakın bir zamana kadar nerdeyse herkesin başında bir jandarma veya polis varken bir süre için tam bir tüketim toplumu oluşturuldu. İnsanlar çiftçi üretiyor tüketiyor, bilgiyi tüketiyor, insanlar (anlaşılmadı)eşyaları tüketiyor. Yani burada üretim faaliyeti tamamıyla (anlaşılmadı) geçildiği oranda bilgiyi üretmekten iyice koptular bilgiyi tamamıyla tüketir hala-e geldiler. Yani fabrikada artık her makinenin başına insan da koymaya gerek yok, orda bir düğme veya neredeyse bütün makine uzaktan kumandayla o üç bin beş bin kişinin yapmış olduğu iş bin düğmeye basmakla yapılır hale geldi. Yine toplulukların topluluklar bu şekilde her bir grup insanın başına bir insan dikilmiyor buna gerek yok topluluklar neredeyse bir düğmeyle internet vasıtasıyla, radyo - televizyon vasıtasıyla uzaktan kumandalı hale getirilmiş. Her birimizin veya her grup insanın başına bir asker veya polis dikmeye gerek kalmadı. Bu anlamda bir kontrol toplumu olmak ve bizim bu topluluğa dönüştü. Yani her bir insan artık kendi çabasıyla şey dışına sistemin dışına çıkmak zorunda. Bu aynı zamanda felsefenin bilimselle ilgili önemini gösteriyor. Yani bir toplumun devletin ideolojik ayrılıklarından, ideolojik ayrılıklarını içeren bilimsel bilgi birikiminden veya devlet felsefesi veya devletin bünyesinden bir kopuş gerektiriyor.

X14 Şahıs : (anlaşılmıyor) yani bunu bilmelerine rağmen Kürt devleti bu baskıcı rejime ya da (anlaşılmıyor) baskıcı rejime neden bu kadar (anlaşılmıyor) bunu soru sorma ya da örgütlenme aracı olarak kullanılmıyor. Bunun bir nedeni vardır. O da korkutulmuş toplumlar kendilerini yalnız hissettiklerinden dolayı(anlaşılmıyor) bir nedeni vardır. Yani (anlaşılmıyor) nedenleri vardır. (Anlaşılmıyor) şimdi toplumla tabi ki felsefeyi (anlaşılmıyor) ben son zaman birçok insanlarla tanıştığım için özellikle Erenköy, Göztepe o civarlarda çokça böyle geri insanlar da değildi. Haksızlıkları anlatıyorsunuz, haksızlıkların bilincinde değillerdi, diyorlar ki biz biliyoruz. O zaman neden buna tepki göstermiyorsunuz ya da tepki gösterenlerin yanın da yer almıyorsunuz? Efendim korkuyoruz diyorlar.

TUNÇER ÖZDOĞAN: (anlaşılmıyor) felsefeler birer boyun eğme biçimidir diyor. Gerçekten de aşağı yukarı felsefelerin hepsini yakını gerçekten boyun eğme biçimidir. Felsefe tabi ki bilim üzerine çalışan edebiyat üzerine çalışan ilim üzerine çalışan veya benzer vasıflar üzerine çalışan (anlaşılmadı) öğrenciler felsefe biliyorlar. Ama felsefe sadece boyun eğme biçimi olduğu için felsefenin dilinden düzeyine uygun, sisteme uygun kafalar yetiştiriyorlar. Bu anlam da biz felsefeden farklı akımlar arasındaki farkı bilip bu akımlar içerisinde bazılarını kabul edeceğiz bazılarını reddedeceğiz. Yani kabul edeceğimiz çok ta fazla akım yok. Yani bizi özgürleştirecek akımı kabul edeceğiz. Bizi tutsak eden akımı reddetmemiz gerekiyor.

X15 Şahıs : (anlaşılmıyor) ben inanıyorum yalnız bilmek ve duymak ve görmek arasındaki farkı da aşılamak gerekiyor. (anlaşılmıyor) şimdi arkadaşa sorsam desem ki sigara içmek zararlı mı? Hemen hemen hepsi zararlı der. Demi efendim. Peki, zararlı da niçin? Bakın niçin okumuşuz ama bilincine varmamışız. Bilincine varmak bilmek, yapmaktır. Benim felsefeden öğrendiğim bu. Bilmek yapmaktır. Eğer biliyorsan yaparsın. Sigaranın zararlı olduğunu biliyorsun okumuşsun ama bilincine varmamışsın. Şimdi felsefede de bir kitaptan okumuştum.(anlaşılmıyor) orda şunu söylüyor. Diyor ki bir çiftlikte kâhyanın çocuğunun başını efendi okşadığı zaman çok mutlu olur. Çok hoşuna gider. Çünkü o (anlaşılmadı) tek tip bir yaşam biçimi. Babası öyle yaşamış, dedesi öyle yaşamış oğlu da öyle yaşayacak. Çünkü bende devleti veya otoriter karşıtı (anlaşılmadı) Devlette bir profesör olmak gerçek demek değildir. Zaten onlara göre gerçeğin anlamı bu. (Anlaşılmıyor) ha bunların aykırıları yok mu var. İşte aykırıları da ÖNDERLİK GİBİ, illa diplomasi olması gerekmiyor tüm sistemi baştan aşağı aldıklarında özgür düşüncesiyle özgür sistemler geliştirip (anlaşılmıyor) Önderliğin amacını özgür insan yaratmaktır. Özgür insan olabilmekte hiçbir şeye bağlı kalmadan düşünebilmektir. (anlaşılmıyor)

X15 Şahıs: Soru sorma hakkı normalde devlete ait olduğu gibi sonuçta felsefe (anlaşılmıyor) içinde barındıran gerçeği sağlayan bir yaşam ya da bir felsefe olduğundan dolayı soru sorma hakkı olduğunu biliyorum.

TUNÇER ÖZDOĞAN: Bu biraz şunu anlatmaya çalışıyor. (anlaşılmıyor.) doğal olarak devletin istediği şekilde bilgilendirildiyse istediği şekildi yapılandırıldıysa doğal olarak doğru bir tespittir çok rahat bir cevap verebileceği sorular sorabilir burada. Devletin istemediği soruları sorabilmesi için devlet iradesinin devletin gösterdiği çizginin dışına çıkmak gerekiyor. Yani bizim bilimsel bilgiye ve bilim felsefesine ve bilimsel politikaya ilgimiz yoksa veya bu konul da bir bilgimiz yoksa doğal olarak bilmediğimiz bir şey konusunda soru sormamız mümkün değildir. Ancak bildiğimiz bir şeyler hakkında soru sorabiliriz. Ama devlet doğal olarak yüklenen programları kendisini yapılandırıyorsa kendi sistemini yapılandırıyorsa doğal olara bizim o yüklenen programlar içerisinde konuşacağız. Bu anlamda yüklenen programların dışına çıkmak gerekir. Devletin istemediği soruları sorabilmek için. Biz bu devleti reddediyorsak yani bu devlet (anlaşılmıyor) o zaman biz devletin istemediği soruları beğenmediği soruları da sorabilmeliyiz. Bu hakkımızın olması gerekir ki ama ikincisi de yetenekli olmamız gerekir. Yetenekli olmamız da şeyden geçer bilgiyle ilgili bir şeydir. Bizi bizim bilgilerimizi eğer devlet yapılandırdıysa doğal olarak istemediği soruları sormayacaktır. Soramayacak şekilde bizi yapılandırmıştır. Bu anlamda devletin o görüş ve ayrılıklarını reddeden resmi gruplar üzerinden yapılandırılmış olduğumuz, şekillendirilmiş olduğumuz şeklin dışına çıkmamız gerekiyor. Yani bir zihniyet söz konusudur. Yani biz devleti yapılandırıyoruz, bu sistemi yapılandırıyoruz, Bu sistemi yapılandırmaktan kurtulabilmemiz için şekillendirildiğimiz bu zihniyetin dışına çıkıp başka zihniyet fikirlerinin dışına çıkıp öğrenmemiz gerekiyor. Kendimizi farklı zihniyet fikirleriyle yeniden şekillendirmemiz gerekiyor. Kedimizi yeniden yapılandırmamız gerekiyor. Bu anlamada felsefeyi daha iyi okumak gerekiyor. Yani bur da soru sorma hakkımız yok derken yani aslında gerçekten de soru sorma hakkımız yok Şimdi şeyde mahkemelerde konuşma hakkı da yok insanların. Devletin istemediği bir şeyi meydana çıkıp soramıyorsun. Devletin istediği şeyleri sorabiliyorsun. Yani bu ülkedeki politikaları, eğitim politikalarını bu ülkedeki bozukluk sisteme dair konuşmaya kalktığımızda veya soru sormaya kalktığımızda hukuksal bu yasak diyebiliyor. Bunlar neyse biz hukuk sistemini de bilmemiz gerekiyor eğitim sistemini de bilmemiz gerekir ki eğitime yönelik soru sorabilelim. Ama bizi bilgilerimizi hukuk sistemi veya eğitim sistemi veya (anlaşılmadı) sistemimizdeki bilgilerimizi devlet şekillendirdiyse o zaman devletin eksikliğine veya olumsuzluğuna yönelik bir sorular üretme veya geliştirme imkânımız olmayacaktır. Bu anlamda devlete soru sorabilmemiz öğretmenimize soru sorabilmemiz veya bize karşımızdaki askersek yüzbaşıya soru sormamız mümkün değildir. Ama işin bilimsel bilgi yanı itibarıyla öyle şekillendiriliyor ki öyle bilgiler veriyor ki devlet öyle bir kafa yaratıyor ki sisteme uygun sorular üretebiliyoruz. Sistem için sorular sorabiliyoruz. Bu anlamda sistemin dışına çıkmak imkânımız var yani burada bunu yapmaya çalışıyoruz. Sitem dışı sorular sorma imkânına, koşullarına ve danışmalarını yaratmak gerekiyor.

X16 Şahıs: Şimdi biz bu sisteme hani (anlaşılmıyor) gerçekten bu sistemi bu sonucu reddediyoruz ama neler koyabiliyoruz hani reddin önüne neler koyabiliyoruz. Hele de gerçekten eğer alt yapı yok sa ekonomik şeyin yok sa, sağlık altyapın yoksa sen devlete ne soracaksın? Örneğin bizim devlet nasıl bir toplum yaratmış, kendine göre bir toplum yaratmış. Yani öl dese öl kal dese kal. Öyle bir toplum. Ama ona göre de gerçekten güçlü bir ideoloji ancak ona rakip olabilir yani.

TUNÇER ÖZDOĞAN: Şimdi ulusu devlet biçimlendirmiş. Bunun dışında devlet biçimleri de var. Veya devletin olmadığı yapılanmış sistemler de var. Demokratik özerklik geliyor. Veya demokratik özerklik tartışmaya açıyoruz (anlaşılmıyor) üzerine çalışıyoruz. Bu konu da kendimizi yapılandırırsak demokratik özerkliğin veya demokratik konfederalizmin ne olduğu konusun da kendimizi yapılandırırsak, bilgilendirirsek bu konu da kalkıp ulus devleti sorgulayabiliriz. Bu anlayıştaki kuramı, teoriyi, yapıyı bizi kullanan sistem sorgulayabiliriz. Soru sorabiliriz. Buradaki soru sorma hakkından bahsedilen biraz da bu. Bu sorgu şeyleri üniversite de demokratik özerkliğin veya demokratik komsetizmin veya farklı farklı devlet biçimleri üzerine bir çalışma yok. Sadece Türkiye Cumhuriyeti veya çeşitli ulus devlet modelleri üzerine çalışmalar. İşte bunun dışına çıkartmak gerekiyor. Demokrasiyi, Felsefeyi, Bilimsel bilgiyi. Ancak bunu yaparsak demokratik özerklik veya demokratik komsetizmin sistemler veya yapılarlar la çalıştığımız zaman da devletin hukuk ve eğitim sistemi, sağlık sistemini sorgulayabiliriz. Bura da anlatılmaya çalışılan da bu.

X17 Şahıs: Orasını anladık yani devlet, demokrasinin olmadığı devlette felsefe üretir mi yani (anlaşılmıyor)

TUNÇER ÖZDOĞAN: (anlaşılmıyor) Düşünce biçiminin egemen olduğu pozitif sistemin tamamıyla çağrı merkezli bir düşünce biçimidir diye düşünüyorum. (anlaşılmıyor) baktığımızda insan merkezli felsefelerin ya da sistemlerin ideolojisi olduğunu biliyorum. Peki içinde soru sormak gereken bilgilerin o yine soru ya döndürülür. Tanrı merkezli, insan merkezli sistemlerin dışında farklı yapıda sistemler olabilir mi? Veya Tanrı veya insan merkezli düşüncelerin dışında başka düşünce sistemlerinden bahsedilebilir mi? İşte bu soruyu sorduğun anda ulus devleti tartışmaya konulabilir. Tam da bu nedenden okullarda felsefe kürsülerinde Tanrı ve insan merkezli düşüncelerin biçimlerinin veya felsefelerin dışındaki felsefeler öğretilmez, tartışma konusu yapılmaz. Öğrencilerin bu tür felsefelerin dışında kalması istenir. Veya çok elit bir tabaka insan merkezli veya tanrı merkezli felsefe akımlarının dışında çalışırlar. Onlar da kendileri için de veya dar grupla içerisinde bunu sohbet konusu yaparlar. Ya din konusu örgütlenmenin konusu, uygulanmanın konusu gelmesini engellemeye çalışırlar. Çünkü kan veya herhangi bir tanrı merkezli filozofun şöleni düşünsel bir sistem içerisinde din konusu haline geldiğinde (anlaşılmıyor) bir sistem ortaya çıkacaktır. Ama tanrı veya insan merkezli düşünce dışındaki buna benzer farklı sistemler tartışma konusu yapıldığında bugünkü ulus devlet veya tanrı merkezli düşünce sistemli merkezler eleştiri halindedir. Bu anlamda insan ve tanrı merkezli düşünce dışındaki felsefeler değil de ve bunun dışındaki felsefeler ve felsefe biçimleri ve felsefenin gönderdiği bilim akışı bilgi, bilim anlayışı, bilgi algısı veya siyaset teorisi mümkün mü? Gibi Sorular sorup bunun üzerine çalışmalar yapmak bilim akışı için korkudur. Tüm bunları ele almamızın esas nedeni özgürlükle, bağımsızlıkla ilgilidir. Yani tüm bu felsefeye ilişkin (anlaşılmıyor) bir çalışma yapıyor olmaktayız. Yapılamakta olan gerçekse ki felsefenin gerçekten devletin dilinden ayrı düşünülmesi için değil de bu anlam da özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi ile ilgili gönderme yapıyor. Felsefe özgürlük ve bağımsızlık değil ama bu anlamda sorgulanması gereken özgür bir yaşamdır. Özgürlük sorunudur. Yani biz bilgiyi, felsefeyi, siyaseti iç içe bir biriyle ilişkili olarak ele alıyoruz. Bu anlamada gerçek yapabilmek doğru politikayı pratik bir uygulama haline dönüştürebilmek için felsefeye önem veriyoruz. Biz ne zaman felsefenin (anlaşılmıyor) ayrı yani siyasetten özgürlük mücadelesi siyasetin kendisidir. Politikanın kendisidir. Bu anlamada politikanın, felsefenin ve bilimin doğrudan ilişkisi vardır. Bir de sürekli sorgulanması gerekiyor. (anlaşılmıyor) Yani bilimi, felsefeyi, politikayı, politikanın sorunlarını, bilimin sorunların bildiğimiz oranda, bilgimiz dâhilin de sürekli sorgulama konusu yapıyoruz ama kendimizi bilimdi, felsefeydi, politikaydı ne kadar yapılandırır sak o kadar bu değişimler arasındaki ilişkiyi daha iyi kurarız ve bu uygulamaya döndüğünde bu bizim için bir başarı ölçütüdür. Yani bir örgütlü çalışmaya, örgütlü ilişkilere dönüştüğünde bizim için bir başarı ölçütü olacaktır. Yine gerek ben gerek siz burada felsefeye ilişkin bir takım kavramlara başvuruyoruz. Yani felsefeyi kavramlarla anlatıyoruz. Elimizde ki her şey aslında ilişkilere veya her hangi bir nesneye ilişkin tanım yaptığımız da harf koyduğumuz da kavramlara başvuruyoruz. Masa, sandalye, Kürt, Dil, elektrik işte bunların her biri birer kavramdır. Peki, bu kavramalara yüklediğimiz anlamlar üzerinden konuşuruz. Ve bu kavramlar arasındaki ilişkiye yüklediğimiz anlamlar üzerinden düşüncelerimizi ifade ederiz. Bu kavramlar üzerindeki ilişkiler ne kadar derinse veya bu kavramlar arasındaki ilişkiyi ne kadar sağlam kuruyorsa, düzgün kuruyorsa düşüncelerimizi o kadar iyi yansıtır. Doğal olarak ta bu düşünceler uygulamaya döndüğünde veya örgütlü çalışmaya döndüğün de o kadar başarılı olacaktır.

X18 Şahıs: Yani efendim masadan bahsediyorsak bu sesi (masaya vurarak ses çıkartıyor) duyduğumuz şey bir nesne ise benden bağımsızdır. Ben olsam da olmasam da o burada duracaktır. Bu masa bir kavramdır ve aynı zaman da şu ses çıkartan şey de onun nesnesidir. Yani burada şeyi anlatmaya çalışıyorum bir nesne kavramıyla ilişkisiyle bahsediyorum. Bir kavramın kalan nesnesinden bağımsızdır. Bir masa vardır boyalıdır, beyazdır, cilalıdır tanımladığım bu şeyi bir masa olarak tanımlıyorum. Bu masa bu kavramın bir nesnesi oluyor ve bir şekilde bundan bağımsız olmuş oluyor ve ben çevremdeki şeylerden bahsetmek için bu kavramlara başvuruyorum. Masa, sandalye masanın önünde sandalye duruyor dereken sandalye masa durmak gibi kavramları birbiriyle ilişkilendirerek masanın önünde sandalye duruyor sandalyenin üzerinde arkadaşımız oturuyor şeklinde bir cümle kurmuş olduğumda burada birçok kavrama başvurmuş oluyorum. Kavramalar arasındaki ilişki kuruldu bu mantıklı bir cümleye dönüşmüştür. Dik duruyor sandalyede oturan arkadaş, sağlıklı görünüyor, üzgün görünüyor, öfkeli görünüyor şeklinde bir cümle kurduğumda onun duygularında bahsediyoruzdur. Masanın yanın da durduğundan bahsediyoruzdur. Yani biz bir takım kavramlara başvurmuş oluyoruzdur bu olayın olduğundan ilişkiyi anlatabilmemiz için bir takım kavramlara başvurmuş oluyoruz. Kavramalar arasında ilişki kurmuşuzdur. Kavram kendisine yüklenmiş bilgiyi ifade eder. (anlaşılmıyor) filozof onlar felsefenin söyleyicileridir. Gerçektende biz kitap okumakla günlük yaşamımız içerisinde (anlaşılmıyor) herkes felsefenin ne olduğunu bildiğine inanın farkında olmadan yaşar. Farkında olan insan filozoftur. Filozof olmak belli başlı bilim işine bakmaktır. Bence (anlaşılmadı) ceza evinde ölmüş veya öldürülmüş teşekkürlü doktor herkes kendi bakış açısıyla dünyaya bakar şekilde herkes dereken her bir insanın baskıdan uzak tehditten uzak dünyaya baktığını söylüyor bunun doğru olduğunu da söyleyebiliriz. Yani Kant’a göre doğru da bence filozofa göre yanlıştır bu cümle. Çünkü burada bir özdeş söz konusudur. Kant’a göre ben her şeyden ayrı ve bağımsız kendi başıma dünyaya bakma hakkına sahibim şeklinde bir anlam çıkıyor burada. Oysa hukuk devletinin zihniyetinin yapılandırdığı, şekillendirdiği, çokta devletin o yapılandırılmışlığın dışına çıkıp ideoloji fikirlerimizi, felsefi fikirlerimizi, bilimsel fikirlerimizi devletin ideolojik hareketlerinden bağımsız şekillendirilmesi pekte özgür değildir. Bunun için çalışmak gerekir. Şunu anlatmaya çalışıyorum Kürt toplumunun önemli bir kısmı veya hepsine yakını Kürt halkının önemli bir kısmı ulus devletinden bir şekilde etkilenmiştir. Ondan bir şekilde kopmak gerektirir. Bu bir çalışmayı gerektirir. Yani herkes kendi bakış açısıyla dünyaya bakar derken Kürt halkının önemli bir kısmını bu konuda kendi bakış açısıyla dünyaya bakması mümkün değildir. Bir şekilde devletin o ideolojik özelliklerinden, devletin o şekilleştirilmişliğinden dünyaya bakarlar. Yani nasıl bakar Türk halkının önemli bir çoğunluğu Kürt halkının veya Kürt dilinin varlığını reddeder. Bu kendisine ait bir düşüncemidir? Veya Kürt halkının da büyük bir kısmı da devletin o şekillendirilmişliğin içindedir. Kürt dilini biliyor olsa dahi günlük yaşamında Türkçe konuşur. Bu neyin etkisiyle olur? Devletin o ideolojik ayrılıkları üzerinden bir etki altındadır. Bu kendi düşüncesi değildir aslında kendi kararı değildir. Devlet karar vermiştir. Ceza uyguluyordur. Veya bir şekilde inandırmıştır Kürt halkının önemli bir kısmını. Kürt kendi diliyle konuşmaz, kendi inisiyatifinle midir bu? Yok, Türk devletinin şekilleştirilmişliğiyle ilgilidir. Veya Türk halkı Kürt dilini yok sayıyorsa bu kendisiyle mi ilgilidir. Yani diyecek olan Türk çok vardır ama devletin şekilleştirilmişliğinden dolayı Kürt halkını ve Kürt dilini yok saymaktadır.

X19 Bayan Şahıs: Bir şey diyebilir miyim mesela AKP içerisinde görev yapan veya Milletvekili olan Kürt milletvekilleri var. Mesela bu Kürt milletvekilleri en çok savaşın yaşandığı bölgelerden gelmişlerdir ama o iktidarın vermiş olduğu menfaatlerden yararlanmak adına devletin içerisinde politika yapanlar da Kürt’tür AKP içerisinde bir takım Kürt milletvekili de vardır. Bu da aynıdır herhalde.

X18 Şahıs: Tam da arkadaşımızın söylediği bu neden den dolayı çok ta şaşırmamak gerekir. Yani nasıl oluyor da Kürtçe konuşan Kürt halkının içinde Kürdistan da doğmuş bir kişi nasıl oluyor da Türk devletinin çıkarları doğrultusun da çalışıyor diye düşündüğümüz de ekonomik nedenden de olabilir. Ama bu konudaki asıl neden Hukuk devletinin o zihniyetinden şekillendirilmişliğinden etkileniyor olmaktan gelir.

X20 Şahıs: Hocam ben bu noktada bir şey söylemek istiyorum. Yani benim anlayabildiğim kadarıyla felsefenin bir kavram yetenek değil de Hukuka açık olması gerektiğini düşündüm. Çünkü bir değer kazandırmak mümkün değildir. Eğer (anlaşılmadı) araştıran bir daldır. Aslında biz bunu böyle ele alırsak devletler açısından ya da yöneten yönetilenler açısından ele aldığımızda aslında felsefe bir itaat etme yöntemidir. Ama yönetenler felsefenin ne olduğunu bilirler. Yönetilenlerden daha fazla bildiklerini düşünüyorum. Onlar gerçeklik kavramını idealist kavram biçimini anlayarak sürdürürler. Ama(anlaşılmadı) ama idealist düşünen yöneticiler ezdiklerinin kurtuluşu olan felsefeyi öğrenmelerini istemezler. Bu bir gerçektir. İzin vermedikleri için toplu da felsefe (anlaşılmadı) yani sürü psikolojisiyle yönetiliyorlar ve çok basit yönetiyorlar. Onlar öğrenmesi gereken bilmesi gereken felsefeyi kavramadı. O yüzden onlar saltanatlarını sürdürüyorlar. Mesela bir iki örnek vermiştim. Mesela Türkiye’de diyelim ki dünyada da böyledir. Parselleşmiş medya vardır. Medyanın patronları vardır. Herkesi yönlendiren ortalıkta (anlaşılmadı) ramazan geldi bugün sabah sahura kalkılacak şöyle olacak böyle olacak böyle sofra başında insanlar gösterilir. Ama bu parselleşmiş medyadan değil (anlaşılmadı) toplum bunu bilmez mesela çokta sorgulamaz. Sorgulamasının önüne geçilmiştir. Özgürleşmiş bir toplum gerçekleşmişliğini ayırabildiği için öyle vermiştir. Bu böyle ikinci örnek ise mesela şöyle düşünelim büyük şirketler (anlaşılmadı) en altta bir devletin(anlaşılmadı) Şöyle bir gerçeklikte var. Mesela onun ürettiğinin yüzde otuzu o işyerinde o şirkette (anlaşılmadı) bu 21. Yüzyılda birine kart çıkmaması dramatik bir olaydır,

X18 Şahıs: Bir şey diyebilir Miyim? Herkes kendi bakış açısıyla dünyaya bakar. Biz de olsak bunu tam da olsa böyle kabul etmezdik değimli. Mesela buna özgür herkes kendi bakış açısıyla Dünyaya bakar. Özgür olan kişi. Özgürü başına koysaydık biraz anlamlı olur muydu acaba? Özgür olan kişi.

TUNÇER ÖZDOĞAN: Olurdu ama bu tam bir anlamı olmazdı da özgür derken (anlaşılmadı) mesela anlamlı olabilirdi. Filozofa göre insanlar derin bir düşünce içerisinde doğar. Diyelim ki ulus devlet ideolojisinin içerisinde doğar burada bir takım alışkanlıklar gelenekler alışkanlıklar vardır. Mesela bir ailenin İçerisinde doğan çocuk bu ailenin geleneklerini, göreneklerini benimseyecektir. Ben bu geleneği, göreneği veya dili benimsemem demesi mümkün değildir ama şeye göre mesela Gamçe ye göre herkes kendi bakış açısıyla dünyaya bakar diyor ya mesela bir çocuk Kürtçe konuşmak istemiyorum, ben bu geleneği göreneği benimsemiyorum, bir kız çocuğuna pembe giydirildiğinde ya ben mavi giymek istiyorum diyebilir anlamı çıkıyor Gamçe’den bu anlamda bir yanlışlık var. Şimdi orda biraz daha haklı gibi bu rada. Gibi gözüküyor dedim ben. Tamam, son bir kişi.

X21 Şahıs: Şimdi hocam felsefe özellikle şöyle diyor ya (anlaşılmadı) Herkes kendi bakış açısıyla dünyaya bakar ama insan özgürse şayet bu var yani ben bunu anlayabiliyorum.

X22 Şahıs: Yalnız şu Şeş insan özgürse dediniz.

X21 Şahıs: Evet. Kendi kafasında karar verebiliyorsa.

TUNÇER ÖZDOĞAN: Şimdi burada özgürlük ne demek? Demek özgürlük nasıl oluşur?(anlaşılmadı)


4.DERS
TUNÇER ÖZDOĞAN: Konuşması oluyor bir betimlemesi oluyor. Kısaca o Marksizm üzerinde durmak ihtiyacı istiyorum. Marksizm’e göre bir proletarya kültürü vardır. Burjuva kültürü vardır. Veya burjuvanın siyaset teorisi vardır veya proletaryanın siyaset teorisi vardır. Bu iki siyaseti körükleyen ilk kültür farklı siyasi grupların ee.. toplumsal toplumlarından türemiştir. Marksizm’le ilgili Devlet tabanından bu toplumun kültürüyle siyasi burjuvasının siyaset teorisiyle yapılmak istenen ……… Bütün devlet görevliler burjuvasının kültürüyle burjuvasının diliyle konuşur burjuvasının politikasını siyasi rakibine uygular şeklinde aydınlara giden mahkum …….. eğer burjuva kültürüyle ve burjuva siyaset teorisi burjuvanın siyasi pratiğinden ploterya kültürü ploterya siyaset teorisi ploteryanın mücadelesinden siyasi pratiğinden şekillenmiştir. 2 ye ayrılır, bu şekilde bi yorum bizim işimizi kolaylaştırıyor aslında ama bence politikanın felsefenin sorunlarını çözmekte …. Yetersiz kalıyor yani ne diyor devlet ……... aşadan yukarıya parçalanması yukardan aşaya yeniden tahrip edilebilmesi …….. bi çözümü var ama biz takibin bir devletin ortadan kaldırılması yerine yeniden bir devletin şekillendirilmesi şeklinde bi anlayışa karşı çıkıyoruz bu anlamda ister istemez mahkumla pek anlaşamıyoruz çünkü mahkumun ……. Ortadan kalkıp yani bir anlamda onların deyişiyle burjuvanın ortadan kalkması …….. Bu anlamda ister istemez mahkumla biz kopuyoruz görüş anlamında kopuyoruz ama biz tecritin bu şekilde mahkum tarafından aktarılıyor olması biraz kolay anlaşılması kolay yani bir ak var bir kara var bir doğru var bir yanlış var nedir doğru şeydir ……... haklı bir piyasa doğru bir piyasa nedir yanlış olan bir takım burjuva., ……… yanlış olanla tartışma ama ….…. Anlayışı üzerinden var olan siyasi sorunların çözülmesi riskli gözükmüyor tam bu zamanda 89 da Sovyetler birliği dağıldı, Vietnam, ….…. Gibi ….….. mahkum kültürü., …..… üzere yıkıldı yerine kapitalizme geriye dönüş tamamlandı. Yani Marksist bir söylemden hareketle Marksist bir şekillendiğinin ortaya çıktığı bu yapılar yıkılmış oldu kapitalizm yeniden burada yeniden geriye geldi tüm bunların masaya yatırılıp tartışma konusu yapılması gerekiyor aslında burada ortaya çıkan şey mahkumun soruna burjuva kültürü burjuva siyasal burjuva kültürü diye 2 ye ayırınca anlaşılması kolay oluyor ama sorunlar ……... şekilde basit olmadığı görülüyor tamda bu işte bu karmaşayı çözemediğimiz için marksizim önemini yitirdi veya birçok marksiste göre krize girdiği benim içinde bir çok yorum itibarıyla krize girmiştir bu anlamda bütün yorumların yeniden yorumlanması gerekiyor ……... gerekiyor bu anlamda marksizmi reddetmiyoruz reddetmemek gerekiyor, Marksist gerilla her zaman ….. Marksist politikacılar ….… gerekir ve bilinmesi gerekir yani Marks, …….. Mao, …….. onların önem kaybetmemesi gerekiyor ve dersler çıkartılması gerekir ama bunları yapabilmek için çok temel anlamda ve daha genel anlamda felsefeyi iyi bilmek gerekiyor bilimi iyi bilmek gerekiyor yayın politikalarını gerekiyor onun …….. çözümlemesini iyi yapmak gerekiyor dönüp baktığımızda ulus devlet teorisinin ……... Aristodan bugüne gelene kadar yüzlerce kütüphaneye katıldım bu konuda yüzlerce kütüphanede onbinlerce ……. var Dergiler çıkartılmış, görüntüler olmuş yorumlar yapılmış, …….. Ulus devlet yapısına alternatif bir konfederal bir sistem konusunda bence yeteri kadar yetmez zaten, yapılmış değil yeteri kadar yapılmamış, bu konuda tartışmalar yaygınlaştırılmış ve derinleştirilmiş değil en azından ……... kuralı kadar demokratik Özerklik konusunda da çalışmamız gerekiyor yani alçaklık tavan ve sağlıklı kural olarak olarak teori olarak ortaya çıkartabileceğimiz düşünüyorum, yani adamlar ……... dediğimiz gruplar içersinde …….. Hala bu artık bu seslendirmeyi bitirmiş dünyayı …….… konusunda ısrarcı davranıyorlar olmazsa buna alternatif olarak düşündüğümüz demokratif konfederal bir kuram teori konusunda da çalışmayı ……... Marsizm özellikle …….. bizim burada açmaya çalıştığımız bu ……... Felsefeyi, felsefedeki akıllara yönelik çok daha kolay oluyor anlaşılması, ama ben marksizme girdiğim zaman altından şey çıkacak hegel çıkacak …..… çıkacak Aristo, …….. ploton çıkacaktır, Marksizm felsefi olarak veya bilimsel bir teori yaptırım olarak kabul edebiliriz ama marksizimi bu anlamda anlamladırabilmek ve anlayabilmek için dönüp kendisini yapılandıran veya marksın üzerinde çalışmış olduğu flozoflara dönüp bakmak gerekiyor ….…. sanata bakmak gerekiyor, …..… einstain sonradan ortaya çıkıyor, …….. bi anda marksın yapılandırdığı o oranda ….…. Yok etti, eğer Marks, …..… olsaydı heralde Marksist …….. bu konuda daha ……..



Dostları ilə paylaş:
1   ...   176   177   178   179   180   181   182   183   ...   278


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə