T. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI (cmk'nın 250. Maddesi İle Yetkili)



Yüklə 14,1 Mb.
səhifə216/278
tarix14.09.2018
ölçüsü14,1 Mb.
1   ...   212   213   214   215   216   217   218   219   ...   278

2. DERS

HASAN ÖZGÜNEŞ…00:01 Yirmi beş, yirmi dört, yirmi bir; eğitimperiyodunda; işte, 10, 15’ e yakın ders veriyoriyoruz. Kimi derslere, değerler…(anlaşılmadı) düşüyor. En çok, Sefavi tarihi var 3 gündür, bide Kürdistan tarihi 3 gündür, Uygarlık tarihi 3 gün, şimdi düşünün Kürdistan tarihi ya da Türkiye tarihi ya da Fransa tarihini işlerseniz; devletler şöyle ele alıyorlar: ilkokul 4. sınıfından başlatıyorlar, üniversiteyi bitirene kadar her sene bir bölüm vere vere vere vere insanlara bir fikir veriyorlar. Şimdi biz koskocaman, işte gördünüz, 20 bin yıllık bir tarihin içine sokuluyoruz. Yani cambazlık yapıyoruz biraz da sihirbazlık; mecburuz. Şimdi bizim mantığımız nedir? Bir mantık vermedir aslında, bir yöntem vermedir, bir iskelet tanıtma. Yani şurda bir iskelet var arkadaşlar, incelemek isteyen, araştırmak isteyen arkadaşlar gitsinler yoğunlaşsınlar. Burada 3 günde; yani ben dünyanın hangi yöntemini de geliştirsin, Kürt tarihini size detaylı anlatamam. Her arkadaşın iyi anlayabileceği bir yöntemle anlatmak mümkün değil düşüncesindeyim. Çünkü eğer öyle olsaydı devletler niye 20 sene ya da 10 sene 15 sene anlatırlar; 1 günde 2 günde bir yöntem geliştirirler; atarlardı beyinlere.01:42

X 17 ŞAHIS: 01:43 Hocam bir şey sorabilir miyim?

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor:01:43 Buyurun.

X 17 ŞAHIS( devam ediyor): 01:44 Şimdi, bütün Kürdistan tarihi yazan genelde Bazı NIKDİNİ,01:49

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 01:49 Bazil NİKİTİN

X 17 ŞAHIS( devam ediyor): 01:50 He NİKİTİN, bu kimdir? Ne…01:52

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 01:52 Bazil NİKİTİN, bir söyledim, bir Rus Konsolosudur. 01:56

X 17 ŞAHIS( devam ediyor): 01:57- 01:58…(anlaşılmadı)

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 01:58 Hayır, hayır. O da şu heval. Yani Kürtlerle, Kürdistanla alakalı kimi konsolosluk, konsoloslar…(anlaşılmıyor) ee kimi Avrupalı …(anlaşılmadı) bakmışlar burada gerçekten ciddi bir boşluk var, yani kimse yazmamış, zaten biz tarihimizi hep yabancıların kaleminden öğreniyoruz. Yani Kürtlerin tarihini yazan iki tane yazarı ben bulabildim: biri Şerefhan Bitlisi’dir, oda Bitlislidir. 1700 lerde 1800 lerde falan. Ahmed-i Hani dönemlerinde yazmaya çalışıyor.02:41

X 17 ŞAHIS( devam ediyor): 02:42Şerefname mi?

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 02:42 Hı hı, Şerefname. Biri de İslam tarihinde, Ahmet Hamdi DİNAVERİ’ dir. Dinaver şehrindendir. O…(anlaşılmadı) tarihi bir yer. O da 800 yıllarında, İslam’ ın ilk Kürdistana geldiği yıllardan sonra, Kürt tarihini …(anlaşılmadı) da yazmıştır, Kürt olarak. 03:04

X 17 ŞAHIS( devam ediyor): 03:05 Diyelim ki hepsi bu son yıllarda çıkmıştır. 03:07

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 03:08 e çoğu da özgür şu an mesela, sağ olanlar 3-5 kişi. Bizim gibi insanlar da yavaş-yavaş, yeni-yeni bu işe heveslendiler biraz, araştırıyorlar işte, oraya bakıyorlar buraya bakıyorlar. Şimdi o dönemde yazanların elinde bir belge yoktu fazla. Var olan belgelerle yazıyorlardı. O var olan belgeler yeteri malzeme sunmuyordu gerçeğe yaklaşman için. Belli bir oranda gerçeğe %50 oranında yaklaştılar ya da %60 oranında. 03:40

X 18 ŞAHIS:03:41 Hocam sizin yazdığınız bir kitap var mı?

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 03:42 Şu an yazıyorum heval, devam ediyorum, İnşallah 3-4 ayda çıkar. Özetini yazıyorum yani. Böyle büyük yazsam 5-6 ciltlik eder çünkü fakat ben özetini yani ağzınıza kaymak olarak 03:57

X 19 ŞAHIS: 03:58 resim var mı hocam böyle harita…(anlaşılmadı) 04:00

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 04:00 Harita yok, düz yazıyorum. Çünkü 200-300 sayfa düşünüyoruz. Ama Kürtçedir maalesef…(anlaşılmadı) Sonra Türkçeye belki çevrilebilir. Şimdi arkadaşlar biz yeni-yeni öğreniyoruz. Biz de yeni-yeni öğrenince İslam yazarlarından, Bazil NİKİTİN’ den, işte Avrupa yazarlarından, özellikle Kürdistan’da son 50 yılda yapılan kazılarda, Kürdistan tarihi yavaş-yavaş açığa çıkıyor. Osmanlı belgelerini yavaş-yavaş birkaç arkadaş mesela, Mele Taylan sağ olsun, 4.500 sayfalık bir belge çıkardı Osmanlı arşivlerinden. Sinan bilmem ne diye bir arkadaşımız, keza öyle.(dk 04:50)Yavaş-yavaş belgeler elimize geçiyor, yazılanlar elimize geçiyor. İşte bizim gibi bu örgütün ideolojisiyle kendisini eğitmeye çalışan arkadaşlar yavaş-yavaş bunları öğrenip ilk defa yani bir esas materyale dönüştürmek istiyor. Çünkü en altta 2-3 tane Kürtlerle ilgili yazılı kitap var. Ama hiçbirisi hiçbirini alan bir kitap değil çünkü yazıldıkları zaman bu malzemeler yoktu ellerinde. Her biri bir parça yazmış. E şimdi bir insanın Kürt tarihini öğrenmesi için 50 tane 60 tane kitap okuma şansı yok ki. Ancak bir merak eden araştırmacı bunu yapabilir. E biz diyoruz ki işte sistematikleştirilmiş, hatta karar aldık Kürt tarihini 3-4 cilt biçiminde belki ilerde yazmaya başlarız. Ama acil olarak kaynak olsun diye ben Kürtçe sonra Türkçeye de çevrilebilir eğer etkisi kabul edilirse. Bir kaynak kitap yazıyoruz şuan İnşallah çıkar da aksama olmaz. Elimizde olur bir özet kitap. Şimdi arkadaşlar şeye geldiğimizde Eyyübi İmparatorluğu biliyorsunuz önemli bir imparatorluk işte biraz Mısır, Arabistan, deniz sahilleri, Suriye, Filistin vesaire var, nitekim güneybatı pardon kuzeybatı Kürdistan var…(anlaşılmadı) de Van Gölü’ nün kıyılarına işte Erzurum, oralar Malatya falan, genelde doğu Kürdistan ile güney Kürdistan işin içine alınmamış. Şimdi Eyyübi, Selehattin-i Eyyübi bir Kürt bir insan, kendisi Azerbaycan, Ermenistan sınırına yakın; orda biraz önce Hazbani Beyliğinden bahsettik ya, Hazbani beyliğinden, hanedanından bir tanesidir. Babasının adı Eyyüp’ tür. Dedesi de Şadi’ dir. Bunlar Ravadi aşiretindendir, aşiret olarak. Aynı zamanda köylerinin ismi de Aclakan’ dır…(anlşılmadı) biraz kuzeybatısında diyelim sınara yakın bir yerde. Dolayısıyla Selahattini Eyyubi hanedanlık ailesinden geldiği için,…(anlaşılmadı) ile birlikte, önce Sultan Mesut bu Bağdat halifesi döneminde, Saddam’ ı unutmayın, onun doğduğu şehrin adı Tikrit’tir. Bağdat’ın hemen kuzeyinde, Bağdat’ın ….(anlaşılmadı) arasında, ben kendim gittim, çok muhteşem bir şehir haline getirilmiş, çok büyük de değil yani. …(anlaşılmadı) den daha büyük bir şehir. Oraya, kale muhafızları olarak yani getiriliyorlar, Selahattin Eyyubi ve …(anlaşılmadı)eee sonra Zengi Devleti diye bir devlet var, Mısır-Harem üzerinde hakimiyeti olan. Nurettin Zengi derler. Nurettin Zengi bunların güçlülüğünü görünce kendine hem ordu komutanı hem danışman olarak alıyor yanına. Yani Tikrit’ten alıyor oraya. Sonra da Mısır’da Fatımi devleti var, Fatımi. Şimdi Fatımi Devleti Bizans’ la Avrupalılarla sürekli savaş halindedir. O haçlı seferleri dönemidir. Dolayısıyla Fatımi devleti Nurettin Zengi’ den, Zengi devletinden yardım istiyor. Yoksa haçlılar yani Avrupalılar seni yok edecekler, aman yardıma gelin. Nurettin Zengi kendi ordusunu hazırlıyor. Selahattin’ e de diyor sen güçlü bir Kürt liderisin; ne gücün varsa hazırla beraber gidelim. O da… Botandan Diyarbakır’ a kadar 20.000 ile 40.000 arası; genelde tarihçiler 40.000 derler; bir ordu düzenliyor ve Mısır’a gidiyor. Fatımi Devleti’nin yardımına, hikaye böyle. Tabi oraya gittiklerinde, şeyi görüyorlar; Fatımi Devleti’ nin yöneticileri, o Türklerin lale devri, Osmanlı’ nın lale devri gibi tamamen zevk-u sefaya kendilerini kaptırmışlar; bir iktidar düşleri yok bir hakimiyet yok dolayısıyla Zengi bakıyor ki onlarla yürüyecek bir iş değil. Diyor bu yönetimi benim ele geçirmem lazım aksi taktirde ordan buraya kadar, bu haçlılara karşı bizim durmamız mümkün değil yani. Dolayısıyla el koyuyor, 1171 de. 1171 de Zengi oraya el koyuyor, 3 sene sonra ölüyor. Ölüyor yerine Eyüp geçiyor. Hani mesela şans derler ya talih. Eyüp geçiyor dolayısıyla Eyüp Eyyubi Devletini kuruyor, Haçlılarla savaşıyor, işte ilk defa 60 yıldan sonra Mekke’yi, o dönem Bizans’ ın elindedir. Müslümanlar için kutsal bir yer. Suriye bölgesinin önemli bir kemsi hakeza öyle, Arabistan’ ın bir kemsi yine Bizans’ ın elinde. Mekke kutsal yer Mekke onların elinde. Eyyubi’ nin orduları onu kurtarıyor yani. Onu kurtarınca bu sefer sağa sola seferler düzenleyerek Arabistan’ ın işte bu önemli yerlerini ele geçiriyor Mısır zaten Kürtlerin elinde, bir de Kürdistanın üzerine Van’ a kadar geliyor Bizans’ ın elinden bu bölgeleri kurtarıyor. Şimdi Bizans buralara hakim ya, şuralara hakim şuralara saldırıyor, Kürdistan’ ın buralarına; tarih boyunca hep gördük saldırıyor. Eyyüp biraz böyle üstünlük koyuyor. Onları yenilgiye uğratıyor. İlk defa 60 yıldan sonra işte Hıristiyanların elinden Mekke alınıyor. Tabi bu Müslümanları büyük bir coşkuya kaptırıyor. Selahattini Eyyubi karşısında büyük bir minnet duyuyorlar. İşte Selahattini Kurdi geldi bizi kurtardı, Mekke’ yi, kutsal toprakları Hıristiyanlardan kurtardı. Selahattin’ in bir özelliği vardı arkadaşlar: Savaştan ziyade büyük bir taktisyendi. Yani barışçıl yollardan ikna ederek; işte Müslüman beylikleri krallıkları, o dönemde tek…(anlaşılmadı) filmini de izleyeniniz vardı; çok böyle zora girmeden, İslam kanını dökmüyor ve hep ikna metoduyla; eğer biz birilik olursak Hıristiyanlara karşı kendimizi koruyabiliriz. Aksi taktirde, parça-parça bizi yutarlar. Selahattin’ in o özelliği vardır. Dolayısıyla bu birliği …(anlaşılmadı) bölgeyi büyük bir imparatorluk kurdu. En sonda işte 1524, yani kendisi zaten çok kalmadı, Selahattin öldükten sonra kendi ülkesi beyliğe ve …(anlaşılmadı) kaçta öldü? Selahattin 1193 te öldü. Aşağı yukarı 20 yıllık bir hükümdar dönemi var. 19-20 şahısları ve rakamları ve tahmini söylüyoruz yani karışık olarak. Dolayısıyla 6-7 beyliğe bölünüyor. Kürdistan bölgesi daha çok merkez Hasan Keyf bugün bildiğimiz Hasan Keyf oğlu Halil ve onun dedeleri böyle sırayla zaten geliyor. İşte Yemen Beyliğini bir oğlu bilmem başka beylikler her biri böyle kendi…(anlaşılmadı) Kürtlerin o anlayışına dönüyor. Parçalama amacı. 6-7-8 tane mi 9 tane mi; belli birazdan bakacağız sayı kaçtı, bölünüyor. Selahattin’in bir özelliği vardı, Amin Maulof “Araplar Gözüyle Selahattin” diye bir kitabı var. Amin Maulof işte “Araplar Gözüyle Selahattin” genç arkadaşlar okumayı isteyenler.13:26

X 20 ŞAHIS: 13:27 İranlı bir yazar herhalde?

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 13:29 yok o Lübnanlıdır. Arap bir yazar Amin Maulof, 13:33

X 21 ŞAHIS: 13:33-13:36 …(anlaşılmıyor)

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 13:37 efendim? Araplar Gözüyle Selahattin.

X 22 ŞAHIS: 13:39 …(anlaşılmıyor) öldükten sonra gömülecek kadar bile para bırakmamış

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 13:44 onu söyleyecektim. Yani Selahattin şöyle bir özelliği vardı mesela o özelliği özellikle Kürt yöneticileri ya da Kürt kökenli diyelim olan insanların hiç birisinde görülmeyen bir özellik Selahattin’ deki. (dk 14:01) ŞU AN ÖNDERLİKTE O ÇOK GÜÇLÜ YAŞANIYOR BİR DE SELAHATTİN KENDİ DÖNEMİNDE YAŞATMIŞ. Bu şöyle söylüyorlar: öldüğü zaman hazinesinde kendi malı; işte onu gömecek kadar para bırakmamıştı. Yani demek ki burada dünya malına önem verme olgusu yok. Şimdi mezarı da şeyde: Şam’ dadır. Eyüp Camisi diye ona bir hem cami yaptırmışlar hem de mezarını, orda saklıyorlar. Araplar ona, mezarında hala yazılı yani Kürt gözlemciler gidip bakanlar …(anlaşılmadı) Selahatini Kurdi diye yazılmış yani üzerine. Fakat şimdi böyle bir durum var hep karşımıza gelen bir sorudur belki ben de, dönemler ve tarih mantığını iyi okuyamadığım dönemleri bu soruyu sorarım. Hem Selahattin Kürt tamam da bu kadar büyük bir imparatorluk kurmuş niye hiç Kürtlüğü öne çıkarmamış? Hep bu soru karşımıza çıkar. Ee bunun nedeni şeydir, işte tarihi biraz, tarih mantığıyla değerlendirdiğimizde, kavradığımızda şu karşımıza çıkıyor: o dönemde oluşan kimlikler, yeni bir kimlik yok, din kimliği var. Din kimliği en öndeki en kutsal kimliktir; ee bu parçalandığı zaman aşağı doğru mezhep kimliği öne çıkıyor. Değil mi? Mesela hala bizim Kürtlerin çoğu; önce diyorsunuz ki siz kimsiniz? Diyor ki Elhamdulillah ben müslümanım. Değil mi? Ondan sonra soyu sopu soruyorsun: Ee ben Kürdüm de. Mesela alevi halkımıza soruyorsun sen kimsin? Diyor biz aleviyiz. Ee tamam inancın alevi mezhebi onu anladık da kimliğin nedir? Eee biz aleviyiz. Yani böyle çok rastladık. Zorluyorsun zorluyorsun diyor ya biz aleviyiz (gülüyor). Yani hala bizde o şey yani ulusal kimlik öne çıkmamış.16:11

Y9 BAYAN ŞAHIS: 16:12 üniversitede şey der biz müslümanız alttan alevi yani müzlüman… 16:19

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 16:20 evet evet ayırırlar. Yani mesela Kürt alevisini zaten Müslüman kategorisine koymuyor. Çünkü ona göre bak namaz kılmıyor; camiye gitmiyor; 30 gün oruç tutmuyor, yok şunu etmiyor bunu etmiyor, o halde bunlar Müslüman değiller yani böyle bir katagorize etme durumu var. Tabi sonradan biraz daha iyi tanıyanlar …(anlaşılmadı) giderek bu kırılıyor yani bu çemberleri zaten bizim hareketimiz yavaş yavaş kırıyor. Şimdi değerli arkadaşlar Selahattin’ in macerası biraz bu. Ondan sonra beylikleri burada aklıma geldi sayısal olarak 9 tane beyliğe bölünüyor oğulları tarafından işte amca çocukları her böyle bir şeyhlik bir beylik biçiminde, sadece isim geçecem. Bakalım aşağıda var mı onların… 17:13

X 23 ŞAHIS: 17:13-17:15 …(anlaşılıyor)

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 17:16 var var. Çocukları var işte; 1524 te son torunları Halil bey, şeyin beyiydi Hasan Keyf bölgesinin. Yani onun sülalesi devam etti. Hala şimdi mesela Kürtlerin içerisinde Eyüboğulları vardır. 17:35

X 23 ŞAHIS: 17:37 …(anlaşılıyor) racehoğullarına yakındır uzak mıdır? …(anlaşılmıyor) 19:39

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 17:40 vallah onu bilmiyorum heval. Şimdi arkadaşlar buraya almamışız onu, şöyle hemen sıralıyorum: isim olarak söylüyorum en azından; Humus Eyyubileri, Hama hanedanlığı, Baalbek hanedanlığı, Kenez hanedanlığı, Şam hanedanlığı, Halep hanedanlığı, Mayafarkin hanedanlığı Yemen hanedanlığı, Hasan Keyf ayaklanması. Şimdi Kürdistanda 2 tane bölgeye ayırmışlar hanedanlıkları. Mesela Hasan Keyf bir, Mayafarkin biliyorsunuz Silvan’ dır, iki. Birde Halep 3 tane beylik diğerleri ise Arap bölgelerinde olan beyliklerdir. Şimdi şeye geliyoruz değerli arkadaşlar Kürt-Türk ilişkileri. Şimdi tarih boyunca 18:34

X 24 ŞAHIS: 18:35- 18:39 …(analşılmadı)

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: yok yok size göre hareket edecez; bende şeker hastalığı var onun için sizi fazla düşünmüyorum. Kanda daha çok şeker olduğu için şey yapıyor. Değerli arkadaşlar mesela Kürt-Türk ilişkileri aslında, ne zaman başlıyor dersek: 9. Yüzyılda giderek, İslam ülkeleri yani İslam devleti diyelim 9. milattan sonra unutmayın 9. Yüzyıl. 9 la 10. İslam ülkeleri yani İslam ülkesi; Türklerin içerisine kadar gitmiş seferlerle, oralardan köleler getirdi, oralardan kimi insanları getirip askerliğe aldı; ee Türkler gerçekten hani ya diyorlardı “biz asker bir milletiz”, gezici bir halk olduğu için sürekli gezdiği; diğer halklarla diğer gruplarla aşiretlerle, sürekli çatışma işte birbirinin mallarına el koyma, birbirlerinin malını talan etme, çadırına şuyuna buyuna el koyma, dolayısıyla at ve silah konusunda Türkler gerçekten, savaşçı bir halktır. 19:58

X 25 ŞAHIS:19:58 ama talancı da bir halktır.20:00

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 20:01 işte talancıdır yani zaten savaşçı olan saldırı amacıyla savaşı kullanıyorsa; talan için kullanıyor başka ne için kullanacak. Şimdi, bunlar Hun döneminde daha sonra işte Uygur Türkleri döneminde, Çinlilerle yıllarca savaşmışta o …(anlaşılmadı) o beladan korunmak için 6.000 kilometrelik yapılmış, yani o dönemden savaşçı bir halk yavaş yavaş İslam’ ı tanımayla birlikte; bir Kürt işte zaten Müslüman oluyorlar, Kürtlerden 400 sene sonra, dolayısıyla 9. ve 10. Yüzyılda grup grup İslam’la tanışıp; köle düzeyinde getirilip askeri alanlarda becerilerini görüyorlar komutan yapıyorlar işte halifeye bağlı komutanlar kimi şehirleri kimi yönetimleri onlara veriyorlar dolayısıyla onlar da gidip, kedi akrabalarını getirip kendi bulundukları yönetimdeki alanlara yerleştirerek, Ortadoğu ile tanışıyorlar. Mesela önce bir koldan Azerbaycan üzerine gidiyorlar. İlk kolları Kerkük üzerinden Bağdat’ a gelen koldur. Yani halifeleri, İslam ordusunu, onları köle olarak getirmesi komutanlık düzeyine çıkarmaları iyi asker yapmaları iyi korucu yapmaları; ondan sonra yavaş yavaş güç sahibi olunca, kendi akrabalarını peyderpey İran’ a, İslam’ ın içlerine kadar, Kürdistana kadar getiriyorlar. Şimdi ilk geldiklerinde Müslüman olduklarından, bunlar Müslüman ülkelerinin halkıyla, Kürtlerle fazla çatışmayı öne almıyorlar. İşte hepimiz Müslümanız, biz buralara geliyoruz ama size düşmanlık yapmak; daha çok istişare yoluyla ikna yoluyla birbirlerini kim güçlüyse ona bağlanmak, Kürt beyi güçlüyse ona boyun eğme, Türk beyi büyüğü güçlüyse ona boyun eğme, Arap beyi güçlüyse ona böyle karşılıklı, zaman zaman çatışmalar da oluyor. Tabi her şey boyun bükmeyle olmuyor. Bazen çatışmalar oluyor. Ama sonuçta beraber yaşamayı esas alıyorlar. Selçuklular döneminde, mesela İran Selçuklu Devleti kuruluyor; sonra halifeye bağlı büyük komutanlar da oluyorlar. Ortadoğuyu tanıyınca bu sefer Anadolu’ yu da tanımaya başlıyorlar yavaş yavaş. Ülkelerinde kuraklık…(anlaşılmadı) biz yeni yurt arayalım ve geliyorlar. Azerbaycan’ a yerleşiyorlar, Irak’ a yerleşiyorlar, İran’ a yerleşiyorlar, Kürdistana yerleşiyorlar, giderek Anadolu içerline doğru gidiyorlar. Dolayısıyla bir yüzyıla yakın bir Selçuklu imparatorluğu İran’ da Kürdistanda, kendi hakimiyetini gösteriyor. Sonra tabi batıda biliyorsunuz, 1300 lerde, 1300 lerde Osmanlı ortaya çıkıyor. Osmanlı’ dan sonra Cumhuriyet. Şimdi bizim için önemli olan üç tane temel ittifaktır. (dk 23:20) HANİ ÖNDERLİK ANLATIR YA: KÜRTLERİN 3 TANE İTTİFAKI; 1: 1071 MALAZGİRT SAVAŞI VE İTTİFAKI 2:1514 ÇALDIRAN SAVAŞI VE İTTİFAKI ÜÇÜNCÜSÜ İSE CUMHURİYETİN KURULUŞUNDAKİ İTTİFAK 1918, 23’ E KADAR. Şimdi değerli arkadaşlar yani tabi detaylar var, ben zaman olmadığı için detayları bırakıyorum, çünkü kesinlikle zor bitiririz bugün. En azından genel şeyleri söyliyecem. Şimdi Selçuklular, ilk işte bildiğiniz hani Kürdistan kavramını siyasi anlamda kullanan Sultanlardan, Sutan Sencer derler, Sultan Secer ilk defa Kürtlerle tanıştığında Kürdistan kavramını kullanıyor Sultan. Selçuklu sultanıdır. Kürdistan kavramını ilk defa o kullanıyor. O size söylediğim Ahmed Dinaveri var. 870 lerde…(anlaşılmadı) kitabını yazmış. Kürt …(anlaşılmadı) Dinaver daha çok Süleymaniye’ nin dolaylarında, Kerkük arası o alanlarda bir kasabaydı eskiden eski tarihlerde. Oralıdır. Kendi yazdığı bir kitapta Kürdistan kelimesini ilk defa o kullanıyor. Yani yazılı belge olarak söylüyoruz. Sonra tabi siyasi bir sultan olarak Sultan Sencer, Selçuklu, Selçuklu sultanı kullanıyor. Şimdi 1071 Malazgirt savaşının hikayesini biliyorsunuz. Hani dedik Selçuklular adım-adım İran’ a geldiler, güney Kürdistana girdileri, doğu Kürdistana geldiler bir koldan. Bir kol işte Kerkük Musul üzerinden işte halen Kerkük bizimdir demelerinin nedeni o. Bir ara boylar halinde Musul’ a Kerkük’ e geliyorlar Bağdat’ a kadar yerleşiyorlar, bir güç haline geliyorlar. İşte İran bölgesinde Selçuklu imparatorluğunu 1. Selçuklu imparatorluğunu kuruyorlar. Kürdistanıda kendi egemenliklerine aldı…(anlaşılmadı) dokunmuyor ama. Bizlere şunu söylüyorlar, biz askeri olarak sizden güçlüyüz. Büyük ordularımız var ya bize itaat edersiniz, hepimiz zaten halifeye bağlı oluruz. Esas din noktamız halifedir. Ama siyasi anlamda biz burada bir devletiz, siz bize bağlı yaşayacaksınız ama iç işlerinizde size karışmayacağız. Bazı mesela çok zayıf beyliklerin alanlarına kendi komutalarını yerleştiriyorlardı. Güçlü alanlara da Kürt beylerini kabul ederek; sadece bana itaat et belli zamanlarda bir vergi ver biçiminde yani ilişki bu biçimde. Şimdi 1071 de esas problem şöyle bir durum: …(anlaşılmadı) Selçuklular sonra geliyorlar yavaş-yavaş yerleşiyorlar Anadolu’ ya kadar gidiyorlar. Bu nasıl oluyor. Şimdi Batı’ da dedik Bizans var. Bizans işte bu 1071’ e kadar yaşıyor arkadaşlar. Bu 1071 onun sonu oluyor. Alparslan diye Selçuklu Sultanı, Komutanı diyelim; askeri komutandır, önce şeye geliyor Meyafarkin’ e geliyor. O zaman Meyafarkin beyliği halen ayakta. Diyor ki bize yardım edeceksiniz biz beraber; bu Bizans’ ı def edeceğiz başımızdan. Tabi öncesinden amacı şeye gitmek, Mısır’ ı ele geçirmek yani topraklarını,…(anlaşılmadı) güçleniyorlar hemen Mısır’ ı Suriye’ yi ele geçirmek istiyorlar. Şimdi Meyafarkin’ e geliyor diyor ben Suriye ııı, Mısır üzerine gideceğim, Suriye’ yi Bizans’ tan alacağım Mısır’ ı işte Mısırlı’ lardan alacağım. Dolayısıyla bizimle ittifak halinde oldu. Halep’ e geliyor, Halep beyi ile anlaşıyor. İşte Urfa’ da Urfa beyi ile anlaşıyor. Yani Kürtlerle hep anlaşarak hiçbir savaş yok. Ben bunu yapacağım bana yardım edeceksiniz. Onlar da evet diyorlar tam da Halep’ e gelirken; Urfa Beyleriyle, Urfa-Halep beyiyle anlaşmaya çalışırken, Bizanslılar Van üzerine Erzurum üzerine yeni bir sefer düzenliyorlar. İşte eskiden tarihte hep şey derledi Osmanlı tarihinde böyle kendilerini kahraman gösterip düşmanı işte küçük göstermek için 200.000 kişilik bir orduyla diyor Romen Diyojen, Bizans ordusu; bize doğru geldi. Sonradan Genel Kurmay Başkanı’ mıydı..(anlaşılmadı) 2-3 ay önce o tarih için açıklama yaptılar; yeni belgeler elimize geçti…(anlaşılmadı) 200.000 kişilik bir ordu değil de 50.000 kişilik bir ordudur. Hani dedik bazen tarih böyle hep değişir rakamlarla. İşte iki yüzden 50.000 e indi. Biz hep mesela Türk tarihinde ne öğrendik? 200.000 kişilik bir ordu. Şimdi tabi bunu duyunca Alparslan geri dönüyor. Diyor eyvah ben Mısır’ a, hani Dimyat’ a, Dimyat zaten Mısır’ ın neyidir-kasabasıdır. Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olacan. Böyle bir deyim ordan kaynaklanıyor aslında. Dimyata giderken eldeki bulgurdan olma; 30:47

X 26 ŞAHIS: 30:52 sultan Sancar kimdi?

HASAN ÖZGÜNEŞ devam ediyor: 30:53 Selçuklu Sultanıydı heval. Şimdi ne yapıyor geri geliyor. Geri geliyor, Ahat-Galat, Galat Bitlis’ in bir ilçesi. Orda da bir komutanını bırakmıştı 5.000 kişilik askeri vardı. yanında da 20.000 kişilik bir asker var, Alparslan’ ın yanında; toplam 25.000 oluyor. Meyafarkin’ e geliyor işte Kürtlerin beyleri ile konuşuyor. Biz Bizans’ a karşı ortak bir savaş vereceğiz, beraber olmak zorundayız. Sizde hazırlık yapın savaşa. Meyafarkin o zaman 10.000 kişilik bir ordu hazrılıyor. Bir de Botan-Hakkari’ ye haber veriyorlar. O zaman Botan Beyliği Melik İskender isminde bir vatandaş. Melik İskender’ de bütün ağalarını yardımcılarını işte Hakkari’ den bilmem nereye kadar topluyor diyor o günkü deyimle: Gavurlar tekrar Kürdistanı işgale başlıyorlarmış, yola çıkmışlar, biz ne yapacağız? Herkes diyor biz vatanımızı savunacağız elbet ki. Onlar da 10.000 e yakın bir ordu hazırlıyorlar. 20.000 bir Kürt ordusu; Diyarbakır’ dan Botan’ a-Hakkari’ ye kadar. Dolayısıyla onların, Türklerin de, Selçukluların da 25.000 var toplam 45.000 kişilik bir orduyla Malazgirt denilen ovada 1071 de savaşa tutuşuyorlar. Şimdi bunlar böyle bir taktik uyguluyorlar. İşte Bizans’ ın içerisindeki Ermeniler, Kürtler o köle, köleleştirilmiş askerler var ya Kürtler’ den Türkler’ den, Azerilerden şundan bundan; onlara haber veriyorlar biz bunlara bir nihai darbe vuracaz; biz savaştığımız zaman siz de içeriden bize yardım edin. Hani herkes rahatsız o böyle bir sistemde…(anlaşılmadı) onlarda savaşta yardımcı oluyorlar. Kürt-Türk ittifakıyla ne yapılıyor Romen Diyojen esir alınıyor sonra işte kendisine deniliyor: sen bundan sonra; bir sınır çiziyorlar; bu bölgeye kesinlikle gelmeyeceksin ve her yıl bize belli bir miktar vergi ödeyeceksin yenildiğin için. Biz seni serbest bırakacağız ve kendisini serbest bırakıyorlar. O dönemde tabi sonuç itibariyle değerli arkadaşlar şöyle bir durum doğuyor yani bu Kürt-Türk ittifakı bazı çok önemli sonuçlar ortaya çıkıyor. 1: Roma geleneğinden gelen o Kürtlerin beynine yerleşen Roma …(anlaşılmadı) hikayesi son buluyor. Onun zulmü binlerce süre zulmü bu savaşta …(anlaşılmadı) son buluyor Kürtler üzerinde. İkincisi Roma’ nın yani Bizans’ ın yenilmesi; İslam alemi için hem Mısır, hem Suriye hem Kürdistan noktasında bir tehdit noktası olmaktan çıktı bakın ikinci önemli unsur; bir tehdit noktası olmaktan çıktı. Birincisi Kürtlere binlerce yıl zulüm eden Bizans’ın egemenliği sona erdi. İkincisi…Efendim?34:32



Dostları ilə paylaş:
1   ...   212   213   214   215   216   217   218   219   ...   278


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə