T. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI (cmk'nın 250. Maddesi İle Yetkili)



Yüklə 14,1 Mb.
səhifə251/278
tarix14.09.2018
ölçüsü14,1 Mb.
1   ...   247   248   249   250   251   252   253   254   ...   278

129)- Ragıp ZARAKOLU
Şüphelinin PKK/KCK terör örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer almamakla birlikte bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım ettiği, bu kapsamda terör örgütünün şehir merkezlerinde eğitim kampı olarak kullandığı Siyaset Akademisinde ders verdiği,
Şüphelinin İstanbul Siyaset Akademisinin açılışına iştirak ettiğinin PKK/KCK terör örgütünün güdümünde yayın yapan Dicle Haber Ajansı tarafından;
“13.06.2010 günü İSTANBUL (DİHA) - BDP'nin İstanbul'daki 'Siyaset Akademisi'nin açılışını yapan BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak, sadece ortam dinlemeleri ve telefon konuşmaları delil yapılarak "KCK operasyonu" adı altında Kürt siyasetçilerinin tutuklandığını belirterek, "Başbakan Erdoğan, benim telefonuma paralel hat çekip dinlesin. Arkadaşlarım ne suçla yargılanıyorsa aynı suçu biz de işliyoruz" dedi. Kışanak, baskı ve tutuklamalarla sindirme siyasetine karşı "siyaset akademi"lerinde yeni siyasetçiler yetiştirerek cevap vereceklerini söyledi. BDP İstanbul İl Örgütü'nün çalışmalarıyla Ümraniye Atatürk Mahallesi Alemdağ Caddesi'nde kurulan "Siyaset Akademisi"nin açılışı gerçekleştirildi. Açılışı BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak, Doç. Dr. Sungur Savran, Yazar-Yayıncı Ragıp Zarakolu, Prof. Dr. Büşra Ersanlı, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, BDP İl Eşbaşkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Mustafa Avcı'nın yanı sıra TZP Kurdi, İstanbul Kürt Enstitüsü, KESK, GÖÇ-DER ve SDP temsilcileri katıldı. 2 kat halinde 4 derslik, kütüphane, toplantı salonu, kantin ve etüt odalarının bulunduğu akademinin açılış kurdelesini BDP eşbaşkanı Kışanak ve Yazar Zarakolu birlikte kesti. Ardından demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. 'Akademilerden çok şey öğreneceğiz' Açılışın ardından akademide ders verecek olan akademisyen ve yazarlar kısa birer konuşma yaptı. İlk konuşmayı yapan Yazar Zarakolu, Kürtçe katılımcıları selamladıktan sonra siyaset akademilerinin tüm dünyada sosyalist hareketlere önemli bir ivme kazandırdığını anlattı. Alman sosyalistleri tarafından denenen akademilerin bunun sonucunda çok büyük bir bilinç açığa çıkardığını belirten Zarakolu, Türkiye'de bunun Kürtler tarafından uygulanmasının anlamlı olduğunu söyledi. Kürtlerden ve bu akademilerden öğrenecek çok şey olduğunu belirten Zarakolu, her konuda destek olmaya da hazır olduğunu söyledi. Daha sonra söz alan Doç. Dr. Savran ise siyaset akademisinin Kürt siyasi mücadelesini bir adım daha ileri götüreceğine inandığını söyledi. Kürt halkı tarafından bu adımın atılmasının oldukça önemli olduğunu belirten Savran, "Kürt hareketinin mücadelesinin sıcaklığı bu akademilerle bilince ulaşacaktır" dedi. Savran'ın ardından konuşan Prof. Dr. Ersanlı da siyaset akademisinin Türkiye'de doğru siyasetin önünü açacağını dile getirdi. 'Erdoğan benim telefonumu da dinlesin' Son olarak konuşma yapan BDP Eşbaşkanı Kışanak ise siyasetin halktan uzak halkın, dışında yapılamayacağını söyledi. Siyaset akademilerinin bunun için halkın arasında halkla birlikte siyaset yapabilmek ve bilinçlenmek için atılmış önemli bir adım olduğunu belirten Kışanak, buralardan açığa çıkacak gücün partilerine güç katacağını söyledi. Mahkemeye sunulan Kürt siyasetçilerin yargılandığı KCK iddianamesine de değinen Kışanak, iddianamenin ve soruşturmanın tamamen ortam dinlemeleri ve telefon dinlemelerinden oluşmasının hukuksuzluk olduğunu söyledi. Kışanak, "Bu güne kadar KCK adı altında tutuklanan arkadaşlarımız ne konuşmuşlarsa ne söylemişlerse aynı suçu bu gün bizde işliyoruz. Başbakan Erdoğan sesleniyorum, alsın benim telefonumun paralel hattını AKP Genel Merkezi'ne yönlendirsin. Eğer utanması yoksa açıp dinlesin. Bizim kimseden gizli konuştuğumuz bir şey yok. Halkımızın içinde ne söylüyorsak, telefonda da aynısını söylüyoruz" diye konuştu.

KCK operasyonuna akademi cevabımız olacak

Demokratik açılım' konusunda hükümete yönelik eleştirilerini sürdüren Kışanak, Başbakan Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta sporcularla yaptığı 'açılım' toplantısında söylediği 'terörle mücadele sorunudur' sözlerini hatırlatarak, "Tayyip Erdoğan gerçek niyetini orada açığa çıkarmıştır. Artık demokratik açılımdan bahsetmesini çıksın halkın arasına samimi olmadığını itiraf etsin" diye belirtti. BDP olarak, KCK operasyonları baskı ve yok etme siyasetine karşı boyun eğmeyeceklerini dile getiren Kışanak, baskı ve tutuklamalarla sindirme siyasetine karşı 'siyaset akademi'lerinde yeni siyasetçiler yetiştirerek cevap vereceklerini söyledi. Dersliklere Musa Anter, Şerzan Kurt ve Aydın Erdem'in ismi verildi Kışanak konuşmasının ardından Siyaset Akademisi çalışmalarında katkı sunan İl Eşbaşkanı Mustafa Avcı ve Hamit Ülbey'e teşekkür plaketi verdi. Daha sonra akademinin dersliklerinde ilk gün dersler başladı. Akdeminin Aydın Erdem dersliğinde Gülten Kışanak, Musa Anter dersliğinde Ragıp Zarakolu ve Şerzan Kurt dersliğinde ise Büşra Ersanlı, "demokratik siyaset" üzerine ders verdi. İlk gün derslerine katılım oldukça yoğun oldu.”
Şeklinde verildiği, bu haberle birlikte yayınlanan ve basında da yer alan fotoğraflarda şüphelinin söz konusu Akademinin açılışına katıldığı ve dosya kapsamındaki fotoğraflardan açıkça görüleceği üzere Siyaset Akademisinde eğitimci olarak ders verdiği,
Yine aynı haber ajansına ait www.diclehaber.com isimli internet sitesi üzerinde yapılan incelemede;
“23.02.2011 günü Siyasi çalışmalarını daha nitelikli bir hale dönüştürmek amacıyla BDP'nin İstanbul'da açtığı Siyaset Akademisi, 6 dönem mezunlarını verdi. Bir aylık bir süre boyunca birçok konuda eğitim alan parti üyeleri, eğitim sürecinin ardından bugün diplomalarını aldı. BDP'nin parti olarak ortaya koydukları siyasi koyduğu projeleri ve siyaset anlayışını daha geniş çevrelere nitelikli bir şekilde ulaştırmak amacıyla faaliyete soktuğu siyaset akademileri, mezunlarını vermeye devam ediyor. Bir süre önce İstanbul Ümraniye'de hizmete sokulan Siyaset Akademisi 6 dönem mezunlarını verdi. "Yönetim sanatı", "Felsefe" "Kuantum fiziği", "Uygarlık tarihi", "Ortadoğu tarihi", "Türkiye siyaset tarihi", "Kadın kurtuluş ideolojisi", "Demokratik ekolojik toplum", "Kapitalist modernite ve demokratik konfederalizm" gibi konuların işlendiği akademide bir aylık bir eğitim sürecini başarıyla tamamlayan akademi öğrencileri, bugün düzenlenen törenle diplomalarını aldı. Aralarında BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve PKK'nin öncü kadrolarından Hayri Durmuş'un ablası Zekiye Durmuş'un da yer aldığı akademi kursiyerlerinin mutlu günlerinde BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, İl Eşbaşkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar başta olmak üzere parti yöneticileri ve Ragıp Zarakolu, Hasan Özgüneş gibi eğitmenleri de yalnız bırakmadı.

Seçim sürecinde daha bilinçli çalışma yürütecekler

Öğrencilerin diplomalarını alacağı tören saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşunun ardından öğrenciler eğitim gördükleri sınıf içerisinde tek tek diplomaları takdim edildi. Öğrencilerden Pervin Buldan, diplomasını vekil arkadaşı Sebahat Tuncel'in elinden aldı. Diploma töreninin ardından tamamlanan akademi devresine ilişkin konuşmalar gerçekleştirildi. Akademi eğitmenlerinden Hasan Özgüneş, içerisinde bulunulan karanlıktan kurtulmaya dönük olarak bir aylık eğitim dönemi boyunca işledikleri konularla zihinlerinde ve davranışlarında tarihsel bir devrimi ortaya çıkardıklarını dile getirirken, tüm öğrenciler adına duygularını paylaşan Buldan da, geçirdikleri bu eğitim döneminde hem tarihlerini hem de kendilerini daha iyi öğrenme ve tanıma fırsatı bulduklarını dile getirdi. Bu aşamadan itibaren öğrenciler olarak edindikleri tüm bilgileri yakınlarına, arkadaşlarına ve tüm halka aktarma konusunda çalışma yürüteceklerini aktaran Buldan, "Bizler açısından bundan sonra vereceğimiz mücadele çok daha azimli geçecek. Çünkü biz burada kendimizi yeniden öğrenme fırsatı yakaladık" diye konuştu. Buldan'ın konuşmasının bir bölümünü akademi eğitimi kapsamında öğrendikleri Kürtçe ile hatasız bir şekilde yapması dikkatlerden kaçmadı.

'Bilginin tekelleşmesine karşı alternatif'



Akademi kavramının Mezopotamya halklarının yaşadığı coğrafyada ortaya çıkmış bir kavran olduğunu belirten Ragıp Zarakolu da, Rönesanssın kaynağını bu coğrafyadan aldığını ifade etti. Zarakolu sözlerini şu şekilde sürdürdü. "Bu da aslında ışığın her zaman için doğudan yükseldiğinin göstergesi. Siz bugün burada bilim ve felsefeyle donanıyorsunuz. Bu nedenle özgürlük hareketini hiçbir güç durduramayacaktır" dedi. İstanbul İl Eşbaşkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar da, akademilerin siyasette daha etkin olmak için parti olarak önem verdikleri çalışmalardan biri olduğunu kaydederek, "Bilginin ve siyasetin tekel olarak kullanılmaya çalışıldığı bir dönemde biz de bu çalışmamızla farklı bir anlayışla buna dâhil olduğumuzu gösteriyoruz. Artık, sesimiz değil, sözümüzü yükseltmenin zamanıdır" diye konuştu. Mevcut kapitalist toplumu kabul etmemeleri nedeniyle buna alternatif olarak başka bir toplum inşa etmek için çaba verdiklerini söyleyen İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ise, "Bu nedenle de akademilerimizle amaçladığımız demokratik toplumun alt yapısı inşa ediyoruz dedi. Yapılan konuşmaların ardından toplu bir şekilde fotoğraf çeken çeken akademi öğrencileri, hep birlikte yaşamını yitiren Kürt müziğinin duayeni Aram Tigran'ın "Zimanê Kurdî" şarkısını seslendirdi. Oldukça coşkulu bir şekilde devam eden diploma töreni, verilen kokteyl ile son buldu.”
Şeklinde haberin yer aldığı, haberle birlikte yayınlanan fotoğraflarda şüphelinin söz konusu törene iştirak ettiği,

ŞÜPHELİYE AİT EV İŞYERİ ARAÇ VE SAİR YERLERDE YAPILAN ARAMALARDA ELDE OLUNAN MATERYALLERİN İNCELENMESİ NETİCESİNDE
(1) adet üzerinde tenaues ibaresi bulunan kahve renkli küçük ajandanın yapılan incelemesinde;
“Bahse konu kahve renkli küçük ajanda da 1-100’e kadar numaralandırılmış sayfalarda (4). sayfada “yıllar sonra” ibaresiyle başlayıp, (5). sayfada hrant cinayetinde, misyoner cinayetinde, Kürt aydınları cinayetinde MGK sorumlu değil mi?,(6).sayfada Türkiye’de göç ve cinayetler (11). sayfada Hrant Dink duruşması, idil AYDINOĞLU ifade verdi, ailesi ısrarla ifade versin dedi, red beyan delil göstermiyor,gizlilik kararı … örgütsel şey yok, AYŞE BERKTAY yazdığı ve DURSUN YILDIZ Hoca tutuklandı” şeklinde ibarelerin bulunduğu,
Bu ibarelerde ismi geçen İdil AYDINOĞLU, Ayşe BERKTAY ve Dursun YILDIZ’ın PKK/KCK terör örgütü içerisinde faaliyette bulunmaktan dolayı haklarında Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma yapılan şüpheliler olduğu, Şüpheli Ragıp’ın KCK operasyonları sonrası tutuklanan şahısların takibini yaptığı ve dayanışma içerisinde olduğu, bu şüphelilere ilişkin olarak not tuttuğu,
(1) adet 31 ekim mimar Sinan, Ümraniye akademi, BDP ilçe başkanı Ataşehir, BDP kadın meclisi, Recep Karagül, Derya Aslan ibareli el yazımı dokümanın olduğu, bu dokümanda ismi geçen Recep KARAGÜL ve Derya ARSLAN’ın yine PKK/KCK terör örgütüne yönelik olarak yapılan soruşturmada gözaltına alındıkları, şüphelinin Siyaset Akademisi ile irtibatının olduğu,
(4) adet ön ve arka yüzü 1’den 8’e kadar numaralandırılan 17 Ekim 1980: gözetim altında on yedinci ve son gün ile başlayıp orijinaldeki 603. sayfadan sonraki bölümler çevrilmemiş ibaresi bulanan bilgisayar çıktısı dokümanın yapılan incelemesinde;
(2) ile numaralandırılan dokümanın yapılan incelemesinde;
“Başım döndüğünden dediklerini dikkatlice izlemiyordum, çok rahatsızdım… ibaresi ile başlayıp Mehdi ZANA abinin kardeşiydi,d aha önceden kantinden almış oldukları bir takım gıda…” ibaresiyle sona erdiği
(4) ile numaralandırılan dokümanın yapılan incelemesinde;
“Hepimizi tek tek aradıktan sonra. Cezaevinde tanıdığımız ve yanına gitmek istediğimiz birilerinin olup olmadığını sordular… ibaresiyle başlayıp, Koğuşumuzun orta duvarında bizi…. 8. Koğuşta bulunan arkadaşlar kürt solundan, reformist bir bağlıydılar.” İbaresiyle sona eren doküman olduğu,
Bu dosya kapsamında ki şüphelilerden Delil Botan Kahraman’ın ifadesinde;
Akademi olarak kullanılan dairede sınıflar normaldi. Panolarda bir kısım şahısların fotoğrafları vardı. Ben bu şahısları şahsen tanımamakla birlikte görüntülerinden terör örgütü mensupları olduğunu tahmin ettim. Çünkü bu şahısların üzerlerinde terör örgütü mensuplarının kullandığı kıyafetlerine benzer giysiler vardı, İlk dersimiz Deniz ZARAKOLU'NUN girdiği Uygarlık Tarihi ve Doğal toplum dersiydi. Deniz Hoca uygarlık tarihini ve toplumsal gelişmeleri anlatıyor, zaman zaman da "Savunmalarda da bu şekilde izah ediliyor " tarzında sözler sarf ediyordu. Ben savunmalar tabirinden ne kastettiğini daha sonra felsefe dersinde öğrendim ve Uygarlık Tarihi dersinin Abdullah ÖCALAN'ın savunmalarına bina edildiğini anladım. Deniz hoca Uygarlık Tarihini Abdullah ÖCALAN'ın savunmalarına dayanarak anlatıyordu. Ayrıca bu dersin bir bölümünde Deniz Hoca Türkiye'nin güneydoğusu, İran'ın güneybatısı, Irak'ın Kuzeyi ve Suriye'nin güney batısından oluşan coğrafyayı Kürdistan olarak nitelendiriyordu. ikinci dersimiz Felsefe dersiydi felsefe dersini Tuncer ÖZDOĞAN isimli şahıs anlatıyordu. Tuncer hoca dersin sonlarına doğru ve özellikle son derste Felsefe ve Felsefe Tarihi ile ilgili anlattığı hususların Abdullah ÖCALAN'ın savunmalarında ileri sürdüğü temel mantığa dayandığını beyan etti hatta örneğin Karl Marx'ın bazı düşüncelerini Abdullah ÖCALAN tarafından yorumlanış şeklini ve isabetini dile getirdi. Ben savunmalar tabirinden Abdullah ÖCALAN'ın savunmalarının kast edildiğini ve felsefe tarihinin Abdullah ÖCALAN'ın savunmalarına ve dolayısıyla PKK'nın ideolojisine dayandığını o derste öğrendim. Kadınla ilgili dersi şu an ismini hatırlayamadığım bir bayan verdi. Bu bayan şu an ismini hatırlayamadığım örgüt içerisindeki kadın kuruluşundan bahsetti. Örgütün kadının özgürleşmesi, eylemlere katılması ve savuşması gibi özgürleştirici özellikleri kadınlara kazandırdığını bir bakıma onlara şahsiyet kazandırdığını söyledi. Kadınla ilgili son dersin bitimine yakın akademi yöneticilerinden yukarıda ismini verdiğim Sinan isimli, tahminen soy isminin ARSLAN olduğunu hatırladığım şahıs derse girerek dersi anlatan kadın hocanın yanında bize o hafta Abdullah ÖCALAN'ın avukatlarının Öcalan'la görüşmesinden sonra oluşturulan notları elindeki belgelerden okudu. Ancak bunu ne için okuduğunu söylemedi. Kürt dili dersinde kürtçe dilinin önemi ve kuralları anlatıldı.

Ben bir ara rahatsızlandığımdan dolayı bir haftaya yakın derslere devam edemedim. Rahatsızlığım geçtikden sonra gittiğimde Demokratik Konfederalizm isimli bir ders işlenmeye başlandı. Dersi Mustafa isimli, soy ismini hatırlamadığım bir şahıs veriyordu. Mustafa hoca Demokratik Konfederalizm'i öncelikle bir yönetim tarzı olarak anlattıktan sonra yukarıda belirttiğim kürdistan bölgesi üzerinde Demokratik Konfederalizmi anlatmaya devam etti. Mustafa hocanın anlatmasına göre Konfederalizmde her köy her belde ve her yerleşim birimi kendi içinde bir yönetim birimi ve temsil yeri olacak bunlar merkezden bir iradeye tabi olacaklar, ders arasında Mustafa hoca kürtlerin şu andaki taleplerinin öncelikle demokratik özerklik olduğunu bunun elde edilmesinden sonra İran, Irak, Suriye ve Türkiye'deki kürt nüfusu da içine alacak şekilde meydana getirilen coğrafyada oluşturulacak Kürdistan isimli devletin Demokradik Konfederalizm yöntemiyle yönetileceğini beyan etti. Demokratik Konfederalizm ayrı bir devletin yani kürdistan devletini ön görmektedir. Mustafa hocanın anlattığına göre örgütün nihayi hedefi de bu devleti tesis etmektir. Bu ders tamamen Demokratik Konfederalizm sistemiyle idare edilmesi düşünülen kürdistan hayali üzerine bina edilmişti. Bu dersin sonunda yukarıda bahsettiğim Sinan ARSLAN isimli şahıs elinde bir kısım notlarla sınıfa geldi ve bu notların gündeme ilişkin süreci anlattığını bu notların Cuma kod adlı terör örgütü liderlerinden Murat KARAYILAN'dan geldiğini beyan ederek notları okudu. Notlarda örgütün şu anda devletle bir ateşkes sürecinde olunduğu, demokratikleşme kapsamında seçime kadar bazı adımların atılması gerektiği, eğer bu adımlar atılmazsa seçim sonrası topyekün devletle savaşa başlanacağını beyan ediyordu. Gelen notta genel hatlarıyla anlatılanlar bunlardı.

Daha sonra Türkiye Siyasi Tarihi isimli bir ders anlatılmaya başlandı. Dersi anlatanın ismini hatırlamıyorum ancak kendisi kısa boylu beyaz saçlı birisiydi. Türkiye Siyasi Tarihi olarak adlandırılan derste Cumhuriyet Tarihindeki kürt ayaklanmaları, PKK'nın kuruluşu, gelişim süreci, kürt halkını ve haklarını koruma yolundaki mücadelesi, cezaevlerinden PKK Terör Örgütü üyelerinin çektiği sıkıntılar, anlatılıyordu. Ayrıca PKK'nın öncü kadrolarının 1980 öncesi Diyarbakır cezaevinde işkenceye maruz kalan şahıslardan oluştuğunu, PKK'nın kuruluşu ve gelişiminde ciddi fedakarlıklar yapıldığı, Abdullah ÖCALAN'ın bu hareketin doğmasındaki rolü önderliği anlatılarak yüceltiliyordu. Benim şu anda hatılayabildiğim kadarıyla gördüğüm dersler bunlardan ibarettir.

Ders aralarında ve sair boş zamanlarda şahit olduğum bazı konuşmalar oluyordu. Bu konuşmalarda genellikle 12 Haziran seçimlerine kadar devlet tarafından kürtlerin haklarının iadesi yönünde kararlar alınmazsa topyekün halkın ve terör örgütünün de içinde olduğu bir isyan hareketi başlayacağı söyleniyordu.

Derslerde tanışma fasılları oluyordu. Derslere gelenlerin geneli Barış ve Demokrasi Partisinde görev alan şahıslardı. Ben ve Gökçem burada bulunan şahıslardan konum olarak farklıydık. Orada bulunduğum süreçte şahit olduğum kadarıyla siyaset akademisi bitiren şahıslara anladığım kadarıyla parti içinde görevler veriliyordu. Ben bu şahıslara KCK veya başka yerlerde görevler verilip verilmediğini bilmiyorum. Bana ve Gökçem'e de bu derslerin bitişinden sonra görev alıp almayacağımızı sordular. Ben her defasında geçiştirdim.

Benim akademiye devam edemediğim süreçte platform yada yemin töreni adı altında bir faaliyet yapılmış, hatta bana daha sonra " sen yemin törenine de katılmadın " diye sitem edilmişti. Ben bu yemin töreninin ve içeriğinin ne olduğunu bilmiyorum ancak, daha sonra Gökçem'le konuşunca bu yeminin örgüte sadakat ve örgüte bağlı olarak çalışmak amacıyla yapılan bir yemin olduğunu öğrendim.

Ben tamamen iyi niyetle ve kültürel amaçla siyaset akademisine gittim, söz konusu akademi her ne kadar Barış ve Demokrasi Partisinin bir kuruluşu gibi gösterilmekte ise de yapılan eğitimler ve verilen dersler tamamen PKK/KCK Terör örgütünün ideolojisini benimsetme ve bu örgüte eleman kazandırma amacına yöneliktir. Ben bunu akademinin sonlarına doğru öğrendim.” şeklinde beyanda bulunduğu,


Şüphelinin PKK/KCK terör örgütünün şehir merkezindeki yapılanmalarına ve dağ kadrosuna eleman yetiştirme merkezi gibi işlev gören SİYASET AKADEMİSİNDE DERS VERDİĞİ, bu faaliyetin yalnızca bir eğitim faaliyeti olarak görülemeyeceği, sınıflarında ve koridorlarında PKK/KCK terör örgütünün ölen ve halen yaşayan militanlarına ilişkin fotoğraflar ve örgüt lideri ÖCALAN’ın posterleri ile sözde birleşik bağımsız kürdistan’a ilişkin bayrak asılı bulunan bir mekanın normal bir eğitim yuvası gibi kabul edilemeyeceği, Türkiye ve dünyadaki gelişmelerden konumu gereği haberdar olan ve aynı zamanda araştırmacı-yazar olan şüphelinin gerek verilen dersler ve gerekse yukarıda izah ettiğimiz unsurlardan, söz konusu yerin PKK/KCK terör örgütü eğitim yuvası olduğunu algılamamasının akıl ve mantık kurallarıyla çeliştiği,
Bir kısım gizli tanık ve yukarıda metni verilen şüpheli Delil Botan Kahraman’ın ifadelerinde; derslerin PKK terör örgütünün ideolojik eğitimi şeklinde verildiği, eğitim programının Kuzey Irak’ta bulunan kamplardan farklı olmadığı, derslerde örgüt lideri hükümlü Öcalan’ın haftalık görüşme notlarının ve örgüt yöneticilerinden Karayılan’ın notlarının okunduğu beyanı karşısında, şüpheli Ragıp ZARAKOLU gibi araştırmacı bir şahsın yapılan yasa dışı faaliyetlerden haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, yapılan faaliyet her ne kadar ders vermek gibi insani ve masum bir faaliyet olarak gözükse de, bu eylemin terör örgütünün eleman ve lojistik ihtiyacını karşıladığı, nitekim bir örnek vermek gerekirse; herhangi bir şahsın bayiden bir cep telefon alması ya da evinde tamiratta kullanmak üzere çivi alması normal ve insani bir ihtiyaç giderme gibi görülse de, PKK/KCK terör örgütünün sık sık yaptığı üzere, cep telefonuyla uzaktan aktif hale getirilen ve çivilerle etkisi arttırılmış bir patlayıcı hazırlamak için herhangi bir şahsın telefon yada çivi alırken yakalanması halinde suçun icrasına iştirak ettiğini kabul etmek gerektiğinin her türlü izahtan vareste olduğu, şüphelinin terör örgütüne katkısının da aynen bu örnekte ki gibi olduğu, Ragıp Zarakolu’nun terör örgütünün dağ kadrosuna silahlı militan ve şehir merkezlerindeki hücrelerine eleman yetiştirilmesine katkıda bulunduğu,
Şüphelinin Siyaset Akademilerine bir katkısının da tam anlamıyla terör yuvası olan bu kurumları legalleştirme şeklinde olduğu, nitekim şüpheli Ragıp Zarakolu’nun bu kurumlarda eğitim faaliyetine iştirak etmesinin PKK/KCK terör örgütü ve onun uzantıları tarafından lehte propaganda amacıyla kullanıldığı, şüphelinin dünya kamuoyunda ki imajı nedeniyle iştirak ettiği bir faaliyetin terörle ilgisinin olamayacağı tezinin ileri sürüldüğü, oysa bu Akademilerin terör örgütünün örneğin Kuzey Irak’ta ki Metina kampından mekân farklılığı dışında bir farklılığının bulunmadığının dosya kapsamında tarafımızdan somut delillerle ispatlandığı, terör örgütüne eleman yetiştiren bu kurumlarda ders veren şüphelinin, her ne kadar hiyerarşik bir bağla örgüte bağlı olduğu delillendirilememiş ise de terör örgütüne eğitim faaliyetleri yoluyla açıkça destek verdiği, örgüte eleman kazandırdığı, bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım ettiği,
Anlaşılmıştır.

130)- Mustafa AVCI
Şüphelinin PKK/KCK terör örgütünün eleman yetiştirme merkezleri olarak kullandığı Demokratik Siyaset Akademileri içerisinde komite sorumlusu olarak görev yaptığı, zaman zaman örgütsel içerikli derslere katıldığı, bu soruşturma kapsamında hakkında tahkikat yapılan şüphelilerden İsmail ADANMIŞ'a ait flash belleğin yapılan içerik incelemesinde, şüpheli Mustafa AVCI'nın İl Konseyi Divan Başkanlığı şeklindeki şemada İl Konseyi Sözcüleri arasında gözüktüğü, bu suretle PKK/KCK terör örgütünün il yürütmesi içerisinde yönetici düzeyde faaliyette bulunduğu,
28.05.2011 tarihinde saat:23:41’de oluşturularak Nihat OĞRAŞ tarafından kullanılan bedewi-arap@hotmail.com isimli e-posta adresinden Aysel TUĞLUK tarafından kullanılan ayseltugluk@hotmail.com isimli e-posta adresine gönderilen e-posta içeriğinde;
“Öncelikle biz şunu öğrenmek istiyoruz. Çünkü hiç kimse bize bu konuda bilgi vermedi. Milletvekili listeleri geldiğinde İstanbul 3. Bölgeye L. Tüzel ile M. Avcı verilmişti. Biz L. Tüzeli 1. Bölgeye verdik, onun yerine de S. Tunceli kaydırdık. Yani bizden olmayanları tek bölgelere bizden olan arkadaşları da 3. Bölgeye verdik ve bunun böyle kalmasını ısrarla istedik. Sonra kim hangi nedenle değiştirdi bilmek istiyoruz. İlk önce bu bilgiyi bize vermeniz gerekiyor. Kimler ve neden bunu değiştirdi. Hatta adaylar kesinleşinceye kadar biz basının yanlış verdiğini esasta ise yaptığımız gibi olduğunu düşünüyorduk. Ama sonra değiştirilmiş olduğunu anladık. Şimdi bunun altında bir hinlik olabilir. Bu yüzden bunun üzerinde durup nedenlerini açığa çıkarmak gerekiyor.

Bir kere bizden olmayan adaylar kesinlikle kazanacaktır, kazanmalıdır. Eğer bir risk taşıyorsa veya M. Avcı dürüst yaklaşmayıp alttan kendisini örgütlüyorsa derhal geri çektirmeliyiz. Biz bu tür bireysel oyunlara asla ve asla göz yumamayız. Bu bütün bölgeler için böyledir. Herkes için geçerlidir. Tüm adaylar açık açık şunu söylemelidir. Sadece kendisi için belirlenmiş yerlerde oy istemeli, diğer yerlerden oy kayması olmaması için bizzat çalışmalıdır. Bu konuda belirttiğiniz Urfa ve Van gibi yerlerin üzerinde iyi durmalısınız. Kimse oy kaydırması yapmamalıdır."


Şeklinde ibarelerin bulunduğu, yapılan incelemede Barış ve Demokrasi Partisi tarafından desteklenen Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu Adayları olan Bağımsız Milletvekili listesinin onay ve öneri alınmak üzere Irak'ın Kuzeyindeki terör örgütü üssü olan Kandil Dağındaki terör örgütü yönetimine gönderildiği, söz konusu terör örgütü yöneticilerin kendilerince bu hususta inceleme yaparak önerilerin tekrar KCK Türkiye Sözcüsü olan Nihat OĞRAŞ 'a iletildiği, bu belgede M. AVCI olarak geçen şahsın söz konusu bloğun desteklediği İstanbul Bağımsız Milletvekili adayı şüpheli Mustafa AVCI olduğu, Mustafa AVCI'ya ilişkin olarak örgütsel talimatları dinlemeyip belirlenen bölge dışında da kendisine oy verilmesi için çalışmalar yaptığı, bu çalışmaların tespit edilmesi halinde adaylıktan çekilmesi gerektiği şeklinde talimat verildiği, nitekim Mustafa AVCI'nın seçimlere bir hafta kala milletvekilliği adaylığından çekildiği, bu suretle şüphelinin terör örgütünün talimatları doğrultusunda hareket ettiği,
İstanbul'da Barış ve Demokrasi Partisine ait Siyaset Akademisi'nin açılışına şüpheli Mustafa AVCI'nın da iştirak ettiği, ayrıca şüphelinin 12.06.2010 tarihinde BDP İstanbul İl Eş Başkanı sıfatıyla siyaset akademileri hakkında konuşma yaptığı ve bilgi verdiği, bu suretle şüphelinin siyaset akademilerindeki rolünün yönetici kapsamında olduğu,
Şüpheli Ali BİCERİKLİ'nin tespit edilen ifadesinde şüpheli Mutafa AVCI'yı “Siyaset Akademisinin Genel Sorumlusu” olarak bildiğini beyan ettiği, yapılan fotoğraf teşhisinde şüpheliyi teşhis ettiği,
A)- ŞÜPHELİNİN KATILDIĞI YASADIŞI EYLEMLER
Şüphelinin katıldığı yasa dışı eylemlerin Güvenlik Güçleri tarafından;
“01.08.2010 günü ilimiz Kağıthane ilçesi Çağlayan Meydanı”nda BDP tarafından Anayasa değişikliğini boykot adı altında düzenlenen mitingde PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne müzahir gruplar terör örgütü ve Bölücü başı Abdullah ÖCALAN’ın lehine (DİŞE DİŞ KANA KAN SENİNLEYİZ ÖCALAN, PKK HALKTIR HALK BURADA, BIJİ SEROK APO) şeklinde Sloganlar attıkları ve PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün Kırsal alanında faaliyet yürüten örgüt mensuplarını övücü Şarkılar söylendiği ve şarkılar eşliğinde Halaylar çekildiği ayrıca PKK terör örgütünün Kırsal alanında faaliyet yürütürken Tunceli İlimize gelerek Askerlerimize karşı Canlı Bomba eylemi gerçekleştiren Zeynep KINACI ve Bölücü Başı Abdullah ÖCALAN’ın Posterlerinin açıldığı”
“01.09.2011 günü saat:14.00 sıralarında İlimiz Kadıköy İlçesi İskele Meydanında düzenlenecek olan 1 Eylül DÜNYA BARIŞ GÜNÜ mitingi ile ilgili olarak Tepe Natiulüs alışveriş merkezi yanında toplanan çoğunluğunu BDP (Barış ve Demokrasi Partisi)’lilerin oluşturduğu sol görüşe mensup gruplarında bulunduğu yaklaşık 4000 kişilik topluluk değişik sloganlar eşliğinde 13.00 sıralarında yürüyüşe geçmiş BDP ( Barış ve Demokrasi Partisi)’lilerin oluşturduğu grup tarafından “PKK HALKTIR HALK BURADA, BİJİ SEROK APO, KÜRDİSTAN FAŞİZME MEZAR OLACAK. ÖCALAN, SELAM SELAM İMRALIYA BİN SELAM, KÜRT HALKI DEVRİMLE ÖZGÜRLEŞECEK, APOCULAR VURUYOR KÜRDİSTAN KURULUYOR, ” şeklinde yasadışı PKK/KONGRA-GEL terör örgütü adına sloganlar atarak Abdullah ÖCALAN’ın flamalara asılı posterleri eşliğinde yürüyüşe geçmiş, BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ (BDP) organizesinde gerçekleştirilen, 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlamaları PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gövde gösterisine dönüşmüş ve eylemde yüzleri maskeli şahıslar tarafından PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün sözde KONFEDERALİZM BAYRAĞI açılmıştır. İskele meydanında bulunan miting alanına girecekleri esnada görevli memurlara üstlerini aratmak istememişler, yüzleri maskeli 20-25 kişilik grup içerisinden arama noktasına ses bombası atılmış, atılan ses bombası nedeni ile polis memurları ve vatandaşlardan yaralananlar olmuş, çevik kuvvet tarafından gaz ile müdahalede bulunulmuş, akabinde grup meydana girmiş, 15.30 sıralarında dağılmaya başlayan gruplar Rıhtım Caddesi istikametinde bulunan işyerleri, belediye otobüs durakları ve çevreye taşlı ve molotofkokteyli saldırıda bulunmuşlar, Bahse konu grup, polisin megafonla defalarca yaptığı uyarıları dikkate almayarak taş, sopa, şişe, ses bombası ve molotof kokteylleri ile saldırıda bulunmuşlar ve saldırılar sonunda 9 u polis 4 ü vatandaş olmak üzere toplam 13 kişi yaralanarak hastanelere kaldırılmıştır. 1 vatandaş da PKK/KONGRA-GEL terör örgütü mensuplarınca linç edildiği esnada polis tarafından kurtarılmıştır. Ayrıca 24 farklı işyerini, 2 adet belediye otobüsünü, Kadıköy Meydanı’ nda bulunan 71 adet otobüs durağını taş, sopa ve molotof kokteylleri ile kullanılmaz hale getirerek zarar vermişlerdir.”
“03.05.2011 günü ilimiz Bağcılar ilçesinden ilçe BDP önünde yapılan basın açıklamasından sonra taşkın yapan şahısların Görevli ekiplerce takibi yapılmakta iken, saat 18.20 sıralarında BDP ilçe binasından çıkan şüpheli şahıslar, kendilerini takip eden görevlileri fark etmeleri üzerine ellerinde bulunan çantaları atarak kaçmaya başlamışlar, kaçan şahıslardan biri kovalamaca neticesi yakalanmış, diğer şahsın yakalanması mümkün olmamış, şahısların attıkları çantaların yoğun olarak benzin koktuğu görevli ekiplerce fark edilmiştir.”
“Yine saat 18.25 sıralarında İlçe binasından çıkan şahısların birinin elinde siyah renkli naylon poşet ile görülmesi üzerine şüpheli şahıslar takip edilmiş, şahısların kimlik kontrolü yapılmış, yanlarında bulunan poşet içerisinde Havai Fişek Bataryalarının bulunduğu görülerek şahıslar yakalanarak gözaltına alınmıştır.”
“07.11.2010 günü ilimiz Beyoğlu ilçesi Galatasaray Lisesi önünde BDP İl teşkilatı organizesinde barış ve demokratik çözüm platformu üyeleri KCK davasında yapılan tutuklamaları protesto etmek amacıyla düzenlenen basın açıklamasında PKK/KONGRA-GEL terör örgütüne müzahir gruplar terör örgütü ve Bölücü başı Abdullah ÖCALAN’ın lehine ‘DİŞE DİŞ KANA KAN SENİNLEYİZ ÖCALAN, BE SEROK JİYAN NABE (BAŞKANSIZ YAŞAM ASLA), BIJİ SEROK APO (YAŞASIN BAŞKAN APO)’ şeklinde Sloganların atıldığı”
“16.01.2011 günü saat:14.00 sıralarında İlimiz Beyoğlu ilçesi Galatasaray meydanında BDP Milletvekili Sebahat TUNCEL’inde bulunduğu yaklaşık 1000 – 1200 kişilik grup toplanmış, toplanan grup Galatasaray Lisesi önünden yasadışı sloganlar eşliğinde Taksim meydanına doğru yürüyüşe geçmiş, Taksim meydanına gelindiğinde İstanbul BDP İl Başkanı Mustafa AVCI tarafından okunan basın açıklamasının ardından bahse konu grup dağılmaya başlamış, bu esnada kalabalık grup içerisinde bulunan, bazılarının yüzleri puşi ile kapalı 100-150 kişilik grup tarafından “BİJİ SEROK APO, PKK HALKTIR HALK BURADA, GENÇLİK APONUN FEDAİSİDİR” şeklinde slogan atılmış, bu grup içerisindeki şahıslarca flamalarda kullandıkları plastik hortumlar sökülerek çevrede bulunan araçlara atılmak suretiyle taşkınlık yapılmaya başlanmış, akabinde Tarlabaşı Bulvarı üzerinde durakta bekleyen 89 C hat numaralı 34 TN 0313 plaka sayılı İETT otobüsüne grup içerisinden bazı şahısların boş bira şişelerini atmaları neticesinde otobüsün arka camı ile yan camları kırılmıştır. Olayların devamında Tarlabaşı Bulvarı Halepli Bekir Sokak içerisinde bir apartmana Molotof kokteyli atılarak hasar verilmiş, Dolapdere Total Benzin İstasyonu civarında bulunan itfaiye aracına Molotof kokteyli atılmış ve bir itfaiye memuru yaralanmıştır.”

“Şırnak İli Uludere ilçesinde güvenlik güçleriyle çıkan çatışmada (12) örgüt mensubunun öldürülmesini protesto etmek amacıyla BDP İl Teşkilatının organizesinde 16.05.2011 günü saat 13.00 sıralarında Beyoğlu ilçesi İstiklal caddesi Galatasaray lisesi önünde ESP, EMEP, EHP, DSİP, SDP, SODAP, Sosyalist Parti, Emek Gençliği, Toplumsal Özgürlük Platformu, İşçi Cephesi, Emek Partisinin katılımıyla toplanan yaklaşık 800 kişilik grup 2x5 ebadında siyah zemin üzerine beyaz yazılarla ‘AKP nin Askeri ve Siyasi Katliamlarını Özgürlük Mücadelemizle Vereceğiz’ BDP İstanbul il Başkanlığı imzalı pankartı yere sererek, grup bahse konu yerde beklemeye başlamış, saat 13.10 sıralarında Meşrutiyet caddesinden Galatasaray meydanına doğru aralarında BDP milletvekili Sebahat TUNCEL, İstanbul 2. ve 3. Bölge Bağımsız Milletvekili adayları Sırrı Süreyya ÖNDER, Mustafa AVCI, Levent TÜZEL ile yaklaşık 50 kişilik grup ellerinde 1x2 ebadında siyah zemin üzerine beyaz yazılı ŞEHİT NAMIRIN (şehitler ölmez ) ibareli pankartı açıp, Şehit Namırın, Biji Serok Apo, Kürdistan Faşizme Mezar Olacak, Yaşasın Emeğin Bloğu, Erdoğan Tu kurbana Öcalan, Biji Bratiya Gela, Barış İsteriz Savaşa da Hazırız, Münafık Erdoğan, Katil Erdoğan, PKK Halktır Halkı Burada şeklinde slogan atarak meydanda bulunan gruba katılmışlardır. Saat 13.30 sıralarında grup içersinde sırasıyla ÖDP Başkanı Alper TAŞ, BDP Milletvekili Sebahat TUNCEL, İstanbul 3.Bölge Bağımsız milletvekili adayı Levent TÜZEL isimli şahıs gruba yönelik konuşma yapmış akabinde grup belli bir müddet meydanda oturduktan sonra slogan atarak Meşrutiyet caddesine müteakiben yürüyüşe geçmiş İngiliz Başkonsolosluğu önünde hazır kuvvet olarak bekleyen çevik kuvvete yönelik soda şişeleri ve taş atarak BDP il Başkanlığına doğru yürüyüşlerine devam etmişler. Kalyoncu Kulluk Caddesi üzerine gelen grup taşlı, molotof kokteyli ve hava fişekli saldırıya geçerek, aynı cadde üzerinde bulunan DİASA Marketin ve Tatbak Ekmek Fabrikasının camlarını kırarak, 34 TF 8009 ve 34 VJ1708 plaka sayılı otolara da zarar vermeleri sonucunda gruba müdahale edilmiş.”


“18.05.2011 günü ilimiz Güngören İlçesi M.Nezih Özmen mahallesinde BDP ilçe Teşkilatı organizesinde gerçekleşen Basın açıklamasında toplanan yaklaşık 30 kişilik grup "Baskılar Bizi Yıldıramaz, Şehit Namırın, İnadına KCK" şeklinde sloganlar atmışlardır”
“Diyarbakır’da 19.04.2011 tarihinde görülecek olan “KCK DAVASININ” protesto edilmesi ve yargılananlara destek olunması amacıyla 19.04.2011 tarihinde Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilmesi planlanan eyleme ilişkin KONGRA-GEL (PKK)/DYG mensuplarınca; eyleme güvenlik güçlerinin karışmaması durumunda bile “Korsan gösteri” yapılması, Ayrıca kitlesel katılımın sağlanabilmesi amacıyla da 19.04.2011 tarihi sabah saatlerinde Anadolu ve Avrupa bölgelerinde bulunan BDP İlçe teşkilatları önünden araçların kaldırılacağı yönünde bilgiler intikal etmesi üzerine, 19.04.2011 günü saat:09.00 sıralarında ilgili birimler ve yeterli kuvvetle emniyet tedbirleri alınarak uygulamaya konulmuş, saat:11.00 sıralarında taksim meydanında gruplar toplanmış Taksim meydanında yapılan basın açıklamaları sonrası gruplar taksim istikametinden Aksaray istikametine doğru yürüyüşe geçmişler şahıslar takip edilmiş şahıslar güzergah üzerinde bulunan otobüs duraklarına reklam panolarına zarar verip PTT binası, özel iş yeri, özel kreş gibi yerlere Molotof kokteyli atıp güzergahtan geçmekte olan İETT otobüsüne taş, İtfaiye aracına Molotof kokteyli atarak Aksaray meydanına gelmişler, burada taşkınlığa devam eden gruba müdahale edilmiş, müdahale sırasında dağılan provokatör şahıslar Aksaray meydanında bulunan ve çadır eylemi yapan grup içerisine tekrar karışmışlar, burada Büyükşehir belediyesi Başkanlığı Zabıta Amirliğindeki direkte bulunan Türk Bayrağını indirilerek yerine BDP (Barış Demokrasi Partisi) bayrağı asılmıştır.”
“22.06.2011 günü saat:17.00 sıralarında ilimiz Beyoğlu ilçesi Taksim meydanı önünde BDP organizesinde yaklaşık 1000 kişilik grup saat:18.00 sıralarında Sebahat TUNCEL, Ertuğrul KÜRKÇÜ ‘YSK’nın Hatip DİCLE’nin milletvekilliğinin düşürülmesine karar vermesini protesto etmek’ konulu basın açıklamalarının ardından grup ‘ŞEHİT NAMIRIN-BİJİ SEROK APO-HATİP DİCLE ONURUMUZDUR-YSK ŞAŞIRMA BİZİ DAĞA KAÇIRMA, SELAM SELAM İMRALIYA BİN SELAM’ şeklinde yasa dışı sloganlar eşliğinde Galatasaray lisesi istikametine yürüyüşe geçmek istemiş, ancak emniyetçe izin verilmemesi üzerine grup saat:18.30’da taksim meydanından Tarlabaşı bulvarı yönünde yolu trafiğe kapatarak sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçmiş, grubun başı Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü önüne geldiğinde grup içerisinden çevreye taş atılmaya, zarar verilmeye (34us 6821 plaka sayılı fort transit marka belediye tamir aracı ve 34 AC 0426 plaka sayılı belediye otobüsünün her ikisinin de sol kelebek camlarının taş atmalar neticesinde kırılmıştır.) başlanması üzerine çevik kuvvet ekiplerince gruba müdahale edilmesi neticesinde grup ara sokaklara dağılmış, dağılan gruplardan (SDP, DSİP, EMEP, EHP, TOPLUMSAL ÖZGÜRLÜK PLATFORMU, KALDIRAÇ ALINTERİ, BDP) yaklaşık 200 kişi saat:19.15 itibariyle tekrar taksim meydanında toplanarak sloganlar eşliğinde oturma eylemine başlamış saat :20.00 sıralarında dağılmıştır.”
“25.03.2011 günü Gaziosmanpaşa İlçesi Karayolları Mahallesi Osman Bey Caddesi üzerinde bulunan Gaziosmanpaşa BDP ilçesi başkanlığı BDP mahalle temsilciliği önünde “Sivil İtaatsizlik Eylemi” adı altında eylem Gerçekleştirmişlerdir. Eylem sırasında bir grup genç “Bıji Serok Apo, Baskılar Bizi Yıldıramaz, İşte İstanbul İşte Kürdistan” şeklinde sloganlar atıp Bölücü başı Abdullah ÖCALAN ve PKK terör örgütü lehine şarkılar söylemiştir.”
“26.06.2011 günü saat 13.00 sıralarında Hatip DİCLE’nin YSK tarafından milletvekilliğinin düşürülmesi ile ilgili BDP organizesinde çeşitli ilçelerden toplanarak İlimiz Beyoğlu ilçesi Taksim meydanında eylem yapılacağı yönünde alınan istihbari bilgiler neticesinde ilçe binaları ve muhtelif yerlerde güvenlik tertibatı alınmış, BDP organizesinde Şişli camii ve Cevahir AVM önünde toplanarak Halaskargazi caddesinde yolu trafiğe kapatarak yürüyüş yapılmasına izin verilmemesi üzerine grup içerisinden yüzleri maskeli şahısların taş, sopa ve molotof kokteyli atmaları üzerine Çevik Kuvvet tarafından müdahale edilmiş, ayrıca Beyoğlu BDP il binası önü, Dolapdere mevkii ve muhtelif yerlerde yasadışı terör örgütleri mensuplarınca taş, sopa ve molotof kokteyli atmaları neticesinde;

1 Amir 1 Komiser ve 7 Polis memuru olmak üzere toplam 9 kişi çeşitli yerlerinden yaralanmışlardır. Alman Hastanesi ve Taksim İlk yardım hastanesinde tedavileri yapılmıştır. Hasat sokak içerisinde bulunan 28 ayrı çeşitli iş yerlerinde ve park halindeki araçlarda, taş, sopa ve molotof kokteyli atılması sonucu maddi hasar meydana gelmiştir. Yapılan müdahaleler sonucunda toplam 42 kişi gözaltına alınmış olup, olayla ilgili tahkikata başlanılmıştır.”


“27.03.2011 tarihinde Sözde Kürt sorununda yürütülen çözümsüzlük politikalarına tepki amacıyla İstanbul Demokratik Kent Konseyi ve Barış ve Demokrasi partisi’nin desteğiyle, Beyoğlu İlçesi Taksim Gezi Parkı içerisinde çadır kurmak suretiyle bekleme eylemi sırasında oradaki grup tarafından PKK terör örgütünün sözde Marşlarını söylediği ve PKK terör örgütü ile Bölücü başı Abdullah ÖCALAN lehine sloganlar atıldığı, ayrıca Bölücü terör örgütü Başı Abdullah ÖCALAN’nın posterleri ve Sözde Konfederalizm bayrakları açılmıştır.”
Şeklinde tespit edildiği,
Anlaşılmıştır.



Dostları ilə paylaş:
1   ...   247   248   249   250   251   252   253   254   ...   278


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə