T. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI (cmk'nın 250. Maddesi İle Yetkili)



Yüklə 14,1 Mb.
səhifə95/278
tarix14.09.2018
ölçüsü14,1 Mb.
1   ...   91   92   93   94   95   96   97   98   ...   278
Parti içerisinde çok ya da az kalmak önemli değildir. Biri, 30 yıl Partiiçerisinde kalarak kendisi gibi davranabilir,eğer kendini Parti gerçekliği üzerinden yapılandırmamışsa 30 yıl da kalabilir, fakat bunun sonu yoktur. 30 yıl da kalsa dahi, 31. yıl örgütten ayrılır. Bazı arkadaşlar bunca yıldan sonra"nasıl kaçtı" diye hayret ediyorlar. Hayır, "hayret" diye bir şey yoktur. Eğer Parti gibi değilde kendi gibi Partide kalıyorsa, ne zamanda olsa ayrılacaktır. Bu yüzde yüzdür. Çünkü partiyle yürüyemez. O, partiyi kendisine benzetmek isteyecek, parti de bunu kabul etmeyince ne yapacak? Ayrılacak! Bizden ayrılan da bu yüzden ayrılıyor. Bir insan parti gerçekliği ile kendini yaratmışsa ihanet etmez. Emeğine ihanet etmez. Bunu yapan emeğine saygılı olmayandır. Çünkü parti ile birleşmemiştir. Bu yüzden rahat-rahat ayrılıyorlar. Bir kadro ideolojik ve örgütsel savaşı esas alır ve bu savaşı hareketin mantığına göre yürütürse kadro olur. Bir kadro örgütün gücünü anlar ve onu kullanırsa sonuç alabilir. Kadro için güç budur. Eğer kadro ideoloji ve örgüt gücünü kullanmazsa o güçsüzdür, çünkü başka güç olamaz. Önderliğin esas güçlerinden biri de buradan geliyor. Önderlik daima ideoloji ve örgütte kendini güçlendirip, derinleştirerek sonuçalmayı esas alıyordu. Hiçbir güçte bunun karşısında duramaz. Önderliğin gücü de buradaydı. Mademki güç budur, kendini bu güçle güçyapmıyorsan sen güçsüz kalırsın. Sadece ideolojide derinleşmek ya da örgüt gücünü kullanıp derinleşmek yetmez. Güç olmak için herikisini birleştirmek gerekir. Önderlik bunu yapıyordu. Türkiye' de Yalçın Küçük vardı.Belki bazı arkadaşlar biliyordur. Yalçın Küçük Şam' da önderliğin yanına gelmişti. Önderliğe, "senin gücünün nereden geldiğini,nasıl gelişme kaydettiğini daha iyi öğrendim."diyordu. Önderlik ona, "nedir gücüm, nereden anladın" diye sordu. Yalçın Küçük Önderliğe,"ideoloji ve örgütü birleştirerek güç haline geliyorsun."dedi. Önderlik de ona, "sen doğru tespitte bulunmuşsun" dedi.Bunun dışında önderliğin arkasında farklı güçler ya da devletler yoktu. Tüm gücü buydu. Tüm sorunlarıda bu güçle çözüyordu. İlerleme ve gelişmeleri bu güçle kaydediyordu.Şuan birçokarkadaşımız kendini ya ideolojide derinleştiriyor ya da örgütsellik noktasında gelişim gösteriyor. Bu yüzden bu arkadaşlarda ciddi sorunlar yaşanıyor. Mesela bazı arkadaşlalar ideolojik yönden çok güçlüdür. Her şeyi görüyorlar. Doğru değerlendirip, doğru eleştirebiliyorlar. Fakat örgütselliğe geldiğinde ortada hiçbir şey göremiyorsun. Örgütselliğiönplana çıkaramıyorlar. Bu anlamda ideolojikgüç hiçbir işe yaramaz. Belki bazı aydınlariçin bir şey ifade ediyor, ama kadro, örgüt ve devrim için anlamsızdır. Bazı arkadaşlarda daörgütsellik çok güçlüdür. Örgüt yaşamında, işleyişte, resmiyette, uygulamada titiz davranmaktadır. Ama ideolojik yönde çok zayıftır.Tehlikeleri göremiyor. Bu yüzden bu tarz bir örgütsellik de yetmiyor. Bu nedenle hem ideolojide hem de örgütsellikte derinleşmek, bunların birleşimi ile güç haline gelmek gerekir. Böyle olursa sonuç alınır.

Bu eğitimde önderlik, hareket ve halk gerçeğini iyi anlamak gerekir. Bu gerçeklikler altında da kendi şahsi gerçekliğimizi görmemiz gerekir. Hem de bunu üstün körü değil,derinliğine anlamamız gerekir. Bu eğitimle her kadro hareketin mantığını, dünyaya ve sorunlara yaklaşımını, yani bakış açısını iyi bilmesi gerekir. Eğer sen bu hareketin bakış açısını anlamazsan sorunlara kendi mantığınla yaklaşırsın. Bu yüzden meselelere doğru yaklaşamaz, çözüme de ulaşamazsın. Kendini de kurban edersin, hareketi de. Bu hareketin bir mantığı, bir felsefesi vardır. Bu çerçevede sorunlara yaklaşır. Eğer sen bu mantığı yakalayamazsan çözüm gücü olamazsın.Meselabenbu konuda 2005'te yaşanan bir örnek vereyim.Gençlikteki arkadaşlar dediler ki, "biz bir bayan arkadaşı eğitime göndermek istiyoruz, fakat gitmek istemiyor. Onu sizin yanınıza göndereceğiz, siz onunla konuşun." Kendisi Irak' ta çalışma yürütmek istiyor.Madem onu ikna edemiyorlar, ben de "gönderin"dedim. Belki de ikna edebilirler fakat kendilerini zorlamak istemiyorlar, bu yüzden de bana havale etmek istiyorlar. Sonra o bayan arkadaş geldi. Biraz tartıştık. "Irak' a gidip çalışmak istiyorsun, fakat gençlik yönetimi bunu kabul etmemiş. Şuan eğitime gideceksin,eğitimden sonra önerin üzerinde durulacak.Artık sizi Irak'a mı gönderirler, başka bir yeremi, bu eğitimden sonra netleşir." Baktım sonra dedi ki, "o sizin iradenizdir, benim değil,zaten siz kendi iradenizi esas alıyorsunuz."Dedim peki, "sen bunları nereden öğrendin?"Dedi, "Önderlikten, savunmalardan öğrendim." Ona, "Savunmaları temel alıyormusun" dedim. "Evet", dedi. Peki dedim,"Önderlik başka şeylerde söylüyor." Öyle dediğimde durdu. Niye ben bu örneği verdim? Çünkü kendi mantığına göredir. Kendine göre Önderliği anlamak istiyor. Hiçbir zaman Önderliği böyle anlayamazsın. Eğer sen Önderliğin mantığını esas alıp Önderliğin mantığına giremezsen, çizgimize de giremezsin. Ne olur? Önderliği kendi çizgine çekmeye çalışırsın. İşte bu büyük bir sorundur. Bu yüzde nya Önderliğin mantığına gireceksin ya da kendi mantığında ısrar edip örgütten ayrılırsın.Birçok arkadaş kendi mantığında dayatıyor. Hatta örgüte zararveriyor. Bu nedenle her arkadaş örgütün mantığı ile hareket edecek. Bu eğitimde her arkadaşkendini anlamalıdır. Bunu yapabilmesi için de herkes kendini sorgulamalı ve çözümlemelidir.Biz bu eğitim ile sonuç almakistiyoruz. Hani Önderlik diyorya, "kendini bileceksin." İşte bu eğitimle biz bunu yapmak istiyoruz. Kendini anlamak partileşmede, özgürleşmede, insanlaşmada adımatmaktır.

Burada şu ana kadar okunan itibariyle (..anlaşılmadı..) önemli gördüğümüz pekiştirmek adına yazının içeriği tabi çok anlamlı çok detaylı ama (..anlaşılmadı..) noktası üzerinde durmak istiyorum. İkincisi önderliğin Suriye'de kaldığı yıllarda Beşar Esad'ın babası Hafız Esad tarafından bir nevi himayet edildiler. Şöyle deyim himayet kelimesi tam yerinde kullanılmıyor ama kardeşini bile kardeşini bile davranışlarından dolayı yaklaşımından dolayı kabul etmeyen Hafız Esad biraz (..anlaşılmadı..) kişiliğe sahip Hafız esad kardeşini ülkesinden çıkarmak durumunda ama önderliği orda tutmasını istiyor ya da kalmasını istiyor. Hayran kaldığını belirtiyor.Önderliğin sorunlara yaklışımını ve çözüm yollarını beğeniyor ve hayran kalıyor. Ben burada bir soruyla yaklaşmak istiyorum bu noktaya . Acaba başka bir nokta var mı? Yani önderliğin orada tutuluyor olmasının yada kabul ediliyor olmasının oradan çıkarılmıyor olmasının başka bir sebebide var mı? birincisi olsun? İkincisi önderlik diyor ki üç noktada ihanet etmemeyi kendine esas kıldım diyor; Bunlar üzerinde duralım; Üçüncü bir noktada soru olarak da Yalçın Küçük'ün Şam'daki görüşmeler sonrasında Önderliğe söylediği söz. Bu üç nokta üzerinde birazcık duralım istiyorum. Birincisi o neden önderlik Türkiyede tutulmuyor? Yani halk vefasız, ona (..anlaşılmadı..) kalsın onu unutsun yeterlimi, yeterli bir sebeb mi? Başka bir anlamı var mı başka bir sebebi var mı? Neden önderlik Suriye de tutuluyor? Bir yönetim (..anlaşılmadı..) önderlik orda kalıyor neden?19,30



KEMAL SEVEN: Bizde halık (..anlaşılmadı..) diyebiliriz. Yani öyle bir insan ol düşmanın bile sana saygı duysun. Kaldı ki Hafız Esad önderliğin düşmanı bile sahiplendiği düşmanı. Yani öyle bir önderlik öyle bir dürüst (..anlaşılmadı..). Yani kendi düşüncesine, kendi düşüncesini yaşamsallaştır (..anlaşılmadı..). İdeolojiyi örgütüne biçimselleştirmiş yani. Düşüncesini örgütlen, oradaki kadroyla, kadroları yaşamsallaştırmış.Yani öyle bir dürüst göstermiştir ki bu da saygı uyandırmıştır diye düşünüyorum. Mesela (..anlaşılmadı..) oranın dışında da farklı yerlerde örgütüne tepkili değişik yerlerde şey diyor (..anlaşılmadı..) hala da şey diyor benim diyor bu askerler yerine keşke on tane çapulcu şeyim olsaydı arkadaşım olsaydı.Bu da önderliğin duruşu, duruşu yani düşüncesini (..anlaşılmadı..) deki şeydir ney derler ona kısaca. 23,36

KEMAL SEVEN: (..anlaşılmadı..) Türk devletiyle ilişkileri vardır, komşuluk şeyleri vardı yani. (..anlaşılmadı..) Belki de genel bi sistem bu çok zor (..anlaşılmadı..) Önderlik sistemli sıkıştırmalarıyla (..anlaşılmadı..) ancak değişik ülkeler, değişik kurumlar, değişik örgütler bizi kullanmaya çalıştı. İşte fakat bizde onları kullanmaya çalıştık. Yani bu diplomaside geçerli olan bir kuraldır. Günümüzde de büyük devletler bile artık küçük devletlere karşı bu ilişkileri geliştiriyorlar. Bizleri kullanma ama bu kullanma kelimenin olumsuz anlamıyla değil yani birilerinden yararlanma anlamında kullanmayı sağlıyor. Öbüründe tabi bir Hatay meselesi var Suriye'nin sınırı meselesi var. Türkiye'ye karşı (..anlaşılmadı..) meselese var vs. vs. Suriye tabi ki doğal olarak bunu koz kullanmak isteyecektir. Bugün Amerika'nın PKK'ya yaklaşımıda bu çerçevede değil mi? Yani hep böyle kendisi orada bir var olsun ama benim emrimin altında benim çizgim çerçevem içerisinde dolaşsın. Yeri geldiğinde onu İran’a da Irak'a da Suriye'ye de Türkiye'ye de kullanabilmiş olayım kullana bilme durumunda olayım. Böyle bir sistemide var büyük ülkelerin bu diplomatik tavırdır. Bunu burda noktalıyım. Çokta (..anlaşılmadı..) İkinci bir nokta dedim ki önderlikdiyor (..anlaşılmadı..) üç nokta da kayıpsız (..anlaşılmadı..). diyor. İhanet etmemeye büyük özen gösterin. Bu noktada (..anlaşılmadı..) diyordu ki bir yaşama ihanet, biri arkadaşlara ihanet, biri de halka ihanet. Bu üç nokta da kesinlikle diyor tavizsiz dursun diyor ve hassasiyeti bu üç noktada sürdürüyor. Bunu ben mesela geçmişimle sınamak isteyeniniz varsa (..anlaşılmadı..) Peki. Üçüncü bir nokta da (..anlaşılmadı..) şimdi arkadaşlar az önce konuşmasında dinledik benim soru yanaştığım nokta da Yalçın KÜÇÜK'ünYalçın KÜÇÜK sivil karaktere sahip ikiyüzlü davranarak (..anlaşılmadı..) hakimiyette uzun yıllar kalmaya gayret etmiş, (..anlaşılmadı..) bunu o zaman ona önderliğin(..anlaşılmadı..) program yapıyordu hatırlıyor musunuz bilmiyorum ama birgün yine yaptığı bir programda canlı yayın adına önderlik katılmıştı. Bilmiyorum hatırlayanınız var mı? (..anlaşılmadı..) Orda önderlik çok ağır (..anlaşılmadı..) ve boğdu programı yani. Tamamen (..anlaşılmadı..). Yadırgamıştım. Neden böyle bir kişilik böyle bir bilge adam böyle bir (..anlaşılmadı..) ne kadar haklı olduğumu (..anlaşılmadı..) diyor ki ben diyor sizin bu kadar güçlü oluşunuzun temel sırlarından birini öğrenmeye çalışmıştım ve öğrendim diyor.önderlik diyor ki nedir benim gücüm ne diyor (..anlaşılmadı..) Önderliğin senle (..anlaşılmadı..) özelliği (..anlaşılmadı..) örgütselliği ve ideolojiyi bütünleştirmişsiniz diyor. Yani örgütsel yapıyla ideolojik duruşunuzu bütünleştirdiğiniz için diyor bu güç ortaya çıkmış doğru bir tespit (..anlaşılmadı..) devam edelim.29,15
Y1 BAYAN ŞAHIS: Eğitim; Önderlik, Parti Ve Halk Çizgisi İle Doğru Bütünleşmek İçindir.Bu eğitimde önderlik, parti ve halk ile aramızdaki mesafeyi kaldırmak istiyoruz. Kendimizi önderlikle, partiyle ve halkla birleştirmek istiyoruz. Böylece Önderliğin eleştirisini ortadan kaldırabiliriz. Bu nedir? Bu özeleştiri vermektir. Önderlik ne dedi? "Komplo, yetersiz yoldaşlık yüzünden başarı kazandı" dedi. Biz de bu eleştiriye cevap vermek zorundayız. Cevap da özeleştiridir. Yetersiz yoldaşlık, diğer ismi ile orta yolculuk, memurculuk gibi duruşları eğer sen ortadan kaldırırsan kendini köleci, çözümsüz konumdan çıkarabilir ve böylece çözüm gücü olabilirsin.Böylece Önderlik, parti ve halk ile aramızdaki mesafeyi kaldırmış oluruz. Komploya karşı böyle durmalıyız. İşte bu, eğitim ile birlikte çözüme kavuşmalıdır. Eğer düşmanimha ve inkârda hala ısrar ediyorsa bunun gücünü nereden alıyor? İşte bu uzaklaşmadan alıyor.Düşmanın umutlarını kırmak, siyasetini boşaçıkarmak ve Önderlikle doğru arkadaşlık yapmak istiyorsak, burada büyük bir özeleştiriyi yaşamalıyız.Önderlik zihniyeti ve halk çizgisi ile birleşmeyen şahsiyete ne diyoruz? Yetersiz yoldaşlık, memurluk diyoruz. Bu devrimcilik değildir. Bu devrimcilikte ilerleme olmaz, daha çok sisteme hizmet eder. Bu eğitimde kendimizi bu konumdan çıkaracağız. Halkla bağımızı güçlendirmeliyiz ki, sonuç alabilelim.Çünkü ideolojik gücümüz dışındaki gücümüzde halkımızdır. Biz tüm gücümüzü halkımızdan alıyoruz. Bunun dışında kimsemiz yok.Tüm istediğimizi karşılayan, bizi yaşatan halkımızdır. Eğer biz de halkla ilişkimizi doğru temellere oturtmazsak hedeflerimizi gerçekleştiremeyiz. Hareket bugüne kadar kendi özgücü ile kendini var etti. Kendi öz gücükimdir? Halktır. Bu halkın gücü ile ayağa kalktı. Tüm ihtiyaçlarımızı bu halk karşıladı.Halkımız bizi kimseye muhtaç etmedi. Buyüzden hareket; siyasetinde, örgütünde, ideolojide, pratik çalışmalarda kararını rahat verebildi, herkesin karşısında rahat durabildi.Eğer böyle olmasaydı, diğer hareketlerden farkımız olmayacaktı. Hareket devletten, farklı güçlerden güç alsaydı, kendini onlara muhtaç hale getirseydi, hiçbir zaman şuan ki özgürlük konumunda olamazdı. Yani kendi iradesini kullanamazdı. KDP ve YNK gibi olurdu. Şuan KDP ve YNK'nin hiçbir iradesi yoktur. Oların iradesi ABD'dir. ABD ne derse o olur. ABDonlara sahip çıkmazsa bir gün bile yaşayamazlar. İşte biz kendimizi onların konumuna koymak istemiyorsak, o ilkeyi kendimize daima esas almalıyız. Bu hareket ilk çıkışın da o ilkeyle ortaya çıktı. Kendine güvenip, kendi öz gücün ile ayağa kalkacaksın. Eğer bu hareket bugüne kadar gelmişse bu yüzden gelmiştir. Bunun nedeni, kimsenin bu hareket üzerinde hâkimiyetinin olmamasındandır.Şuan bizi bugüne kadar getiren halkımızdır. Halkımız, çocuklarının ağzından çıkarıp bize veriyor ki, biz de zaruri ihtiyaçlarımızıkarşılayalım ve halkın istediklerini yerine getirelim. Bu halkın isteği nedir? Kürt kimliği,Kürt iradesi ve özgürlüktür. Halk ağzından çıkarıp bize veriyorsa bu yüzden veriyor. Keyifetmemiz ya da Çarçur etmemiz için bize vermiyor. Burada ciddi sorunlar yaşanıyor. Gerçek şudur ki, halktan uzaklaşan, parti ve önderlikten uzaklaşmış olur. Parti ve önderlikten uzaklaşan da halktan uzaklaşmış olur. Bizde Önderlik gerçekliği nedir? Bizde Önderlik gerçekliği, halk iradesinin esas alınmasıdır.Halkın çizgisi Önderliğin çizgisidir. Bu yüzden Önderliği esas alan halkı da esas almış olur.Kimsenin halka ters yaklaşması mümkün değildir. Şuan birçok alanımızda yaşanan nedir? Nasıl ki insanlar ayıları görüp korkudan kaçıyorlar ise, halktan insanlar da arkadaşlarımızı gördüklerinde öyle kaçıyorlar. Niye? Çünkü gidip ağalar ve beyler gibi halka yaklaşıyorlar. Halka her şeyi söylüyorlar. Kendilerini haklı görüyorlar. Halktan ne isteseler vermeleri gerekiyor, yoksa kötülüyorlar. Hatta bazıları ağalar gibi kötüleyip dayak atıyor. Belki bazı arkadaşlar biliyor ,geçen yıl Kelareşte tüm köylülerin karşısında birini idam ettik. Bu hareketin kadrosu halkla,onun değerleri ile oynayamaz. Sen bu halktan ne istiyorsun veriyor. "Evini aç" diyorsun açıyor, "para ver" diyorsun veriyor, "yürü"diyorsun yürüyor. Daha ne yapsın. Ne istemişsen yerine getirmiş. Ancak bu halka saygılı olabilirsin. Sen bu halkın savaşçısısın.Bu yüzden her şeyin halkın hizmetinde olmalıdır. Bizimkiler ne yapıyor? Egemenler halka nasıl yaklaşıyorsa öyle yaklaşıyor. Tarihteki tüm egemenler ne yaptılar? Daima dediler ki, "bize kulak verin, size ne dersek onu yapın. Biz her şeyi sizin adınıza yapacağız" dediler. Böyle halka yaklaştılar ki,halk üzerinde hâkimiyetlerini yürütebilsinler.Şuan birçok arkadaşımızda böyle yapıyor. Nereye gidiyorlarsa halka ne diyorlar? "Bize yardım edin, yürüyüşlere gidin bunun dışındahiçbir şeye katılmayın." Ne bir eleştiri, ne bir öneri, ne de bir irade yok. Burada da "senin adına yapıyorum, bana güven" anlayışı var.

Bu hareketin kadrosu halka böyle yaklaşamaz. Bu yaklaşım egemenlerin yaklaşımıdır.Bu hareket egemenliğe, köleliğe karşıdır.Bu hareket kendini Celal Bucak eylemi ile ilan etti. Yani köleliğe ve egemenliğe karşı çıkarak ortaya çıktı. Bu yüzden hiç kimse kendini Celal Bucak gibi yapamaz.



Her kadronun görevi, halkı uyandırıp ona moral vermektir. Çalışarak halkı irade haline getirmedir. Halk böylece kendi iradesi ilehareket edebilsin. Kimseye muhtaç olmasın.Halka saygılı olmak budur. Her yönüyle halkın gözünü, aklını, dilini açmaktır. Ki halk görsün, bilsin, tahlillerini ortaya koyabilsin.Fakat maalesef kadrolarımız bir yere gittiklerinde diyorlar, "ben kadroyum, sorumluyum, yönetimim." "Sen kiminle konuştuğunu biliyor musun?" diyorlar. Hani O ağalar vardır. Köye gittiğinde köylü bir şey dedi mi, hemen ona, "sen kiminle konuşuyorsun, ben ağayım" diyor. Bizim kadrolarımız da bu ağlargibi konuşuyor. Buların hepsi suçtur. Bu hareketin kadrosu gittiği her yerde halkın kalbini kazanmak zorundadır. Tabi bu hareketin kültürü ile halka yaklaşanlar da var. Halk sonuna kadar onlara saygı gösteriyor, onları istiyor. Fakat bunun tersi yaklaşımları sergileyen kadroları da halk istemiyor. Onların şahsında harekete olan güven de sarsılmış oluyor. İnsanların harekete olan güvenini sarsmamalısın. Bu büyük bir suçtur. Bu halkın güvenini kazanmak öyle kolay olmadı. Bu güveni, prestiji yakalayabilmek için birçok şehit verildi. Eğer halk PKK' yi kabul etmişse, bu büyük bir emeğin sonucudur. Bu yüzden hiçbir kadro şahsında bu emeği boşa çıkarmalıdır.Halka saygısızlık yapmak, harekete saygısızlık yapmak anlamına gelir. ÇünküÖnderliğin temel aldığı çizgi halkın çizgisidir.Bu yüzden Önderliği esas alan halkı da esasalmış olur. Birçok kadromuz var, halktan kopuk yaşıyor.Biz arkadaşları Şengal'e çalışmaları için gönderiyoruz, onlar ise, gidip bir ev kiralayıp kendi başlarına yaşıyorlar. Diyorlar, "burada ev kiralamazsak yaşayamayız."Böyle olunca isterse çalışır, istemese de çalışmaz. Kendi başına bir yaşam olur. Şengal halkı fakir ve geri kalmış bir halktır. Saddam onları geri bırakmıştır. Tabi burada yaşamak kolay değildir. Bu yüzden arkadaşlar kendilerine özel ev tutamazlar. Biz halk içerisinde çalışma yürüttüğümüzde ev kiralamazdık. Sadece üniversitede ev kiraladık. O ev de şahsi değildi, örgütün hizmetindeydi.Üniversiteyi bırakıp halkın içerisine girdiğimizde ev kiralamadık. Her gün bir evdeydik. Halkın içerisinde halk gibi yaşadığımız için bize güvendiler. Bu halk bu yüzden her şeyini örgütün hizmetine soktu. Diğer hareketler de bu yüzden bittiler. Bu bir gerçekliktir. Şu an bakıyorsun bu hareketin kadrosudur, halk içinde halkgibi yaşamak istemiyor. Kendi seviyesini esasalıyor. Sigarasından tutun yemeğine kadar,halkla hiçbir ilişkisi yok. Şuan birçok yerde halk ne diyor? "Biz eski arkadaşları istiyoruz"diyor. Hâlbuki eski arkadaşlar da, bugün halkiçerisinde çalışma yürüten arkadaşlar da bu hareketin kadrosudur. Neden bu halk bunu söylüyor? Çünkü bu arkadaşlarda PKK' yi göremiyor. PKK kişiliği, ahlakı ve kültürünü göremiyor. Bu yüzden eski arkadaşları istiyor. Halk açık-açık "sen PKK'li değilsin" diyor. Oda, "ben PKK'liyim, beni kabul edeceksin" diyor. Halk seni böyle kabul etmez, bizi de böyle kabul etmedi. Halk bizi, kendileri gibi gördü. Çünkü gördü ki, aramızda bir fark yok,öyle kabul etti.Bazı arkadaşlarımız var, her elbiseyi giymiyor. En lüks mağazalardaki kaliteli elbiseyi alıyor. Böyle de halkın içerisine giriyor. O para senin paran değil, halkın parasıdır. Halk ahmak değildir. Bazıları gidip halkı kandırıyor. Yapamayacakları konularda halka söz veriyor. Bunların hepsi ahlaksızlıktır. Yine bakıyorsun, gidip halktan borç almış. Bazıları yanımıza gelip işte, "bu arkadaşınız benden borçaldı, parasını da vermedi" diyor. Bu hareketin tarihinde borç alma, borçlu devrimcilik yapma yoktur. Yapmış olduğu borç da örgüt için değil, kendi şahsı içindir. Borç alıp orada buruda harcıyor, sonra da "örgüt ödesin" diyor.Örgütün saygınlığını da bu biçimi ile halk içerisinde boşa çıkarıyor. Hâlbuki bu halk buörgütü böyle tanımadı. Halk bu örgütü nasıltanıdı? Halktan insanlar, "Biz annemize, babamıza, kardeşimize güvenmiyoruz fakatPKK militanlarına güveniyoruz." diyorlardı.PKK böyle bir saygınlık oluşturdu. Kimse böyle şeyler yapmazsın, ölebilirsin ama bunu yapamazsın. Gören diyecek, borç yapıp örgütün hizmetine sokuyor. Hatta bazıları örgütün parasını satıp, onunla şahsi geçiniyor.Bu şerefsizliği yapanlarda var. Bundan daha büyük bir suç ve ahlaksızlık olamaz. Örgütün eşyasını satan, halkını da satar. Bu Önderlik halkın önderidir, diyoruz. Halkın çizgisi önderliğin çizgisidir. Bu yüzden bu hareketin kadrosu böyle olamaz.42,38

KEMAL SEVEN:Değerli arkadaşlar şimdi bu son okunan derslerden (..anlaşılmadı..) gerçekten. Hani insanın kendine gelmesini sağlıyor hakkaten. 42.58 (..anlaşılmadı..)

KEMAL SEVEN: 45.03 Çok farklı gelmişti bana, bide İstanbul’dan giden genç arkadaşımız (..anlaşılmadı..) 51.12

3. DERS


KEMAL SEVEN: 00.01-27:32 (ANLAŞILMADI) bu (anlaşılmadı) örgütsel (anlaşılmadı)hatta zaman zaman’da olsa yenilgilerin(anlaşılmadı) görev kötü olanı ortadan kaldırana kadar(anlaşılmadı) bu mu eğitimde zayıf düşen (anlaşılmadı) her kadro kendini halkını görecek moral verecek. devrimcilikte moral ve güven sağlayacak bakın örneğin en zor şartlarda bile(anlaşılmadı) bu devrimcilikte çalışmanın (anlaşılmadı) halktan harekette moral oluşturamazsa o insanı çalışabilir mi mecbur çalışamaz adım bile atamazlar (anlaşılmadı) moral ve güvenin kırılmasıdır. Türk Genel Kurmayı açıklama yapmış işte ne diyordu PKK artık (anlaşılmadı) güneyde artık rahat yaşayamaz Türk ordusu karşısında hiç bir şansları yok aslında bununla üzerimizde baskı oluşturmak istiyorlar(anlaşılmadı) şu an bir çok arkadaşımız moral ritmini bozmak karıştırmak (anlaşılmıyor) nasıl yapacak ki kadroyu örgütlü arkadaşını güvensiz hale getirecek (anlaşılmadı) güveni sarsmaktadır. bu işgalçı sistem (anlaşılmadı) . bu işgalci sömürgecilik güçlerin ajanlık devletidir. Evet nasıl yapacak ki kadroyu örgütte arkadaşına ve halkına karşı güven sahibidir. sanki tek görevi ortamda güveni ve morali sarsmaktır. bu işgalci sömürgecilik güçlerin ajanlık görevidir. bu hareket kadrosu bunu yapmaz yaptığı andan itibaren kadro da bitmiştir. çünkü sisteme hizmet ediyor bu arkadaşımız bu ortamlarda eleştirilecek hale gelmiyor (anlaşılmıyor) eleştirmek dedikodu yapmak morali güveni sarsmak değildir eleştirmek doğru olmayanı anlatmaktadır. şu an bir çok arkadaşımız eleştiri adına olumsuzluğuyla her şey kötüdür diyor fakat bunu ortadan kaldırılmasına yönelikte hiç çaba sarf etmiyor halbuki devrimcinin görevi kötü olanı dile getirmek değil olayı ortadan kaldırmaktır. Eğer bunu yapmasan (anlaşılmadı) görev kötü olanı ortadan kaldırmak kadar mücadele etmektir. değerli arkadaşlar bu eğitimde (anlaşmadı) önderlik gerçeğin her yoluyla (anlaşılmıyor) önderlik bir hareketi esas alması gerekirken bunu (anlaşılmıyor) halbuki bugün kapitilazmmodernizm e karşı cıkıyor. işte bunlar kendilerine forso model diyorlar. bunları benimsememeyi malesef bazı arkadaşlarımız kendilerine ölçü alırlar. bu mısır kadro anlam veremiyorum. moderlizinmin (anlaşılmıyor) modernizmi terk etmiş. şu an fost model yani yeni modelizim kapitalist (anlaşılmıyor) bu yüzden kapitalist sistemi (anlaşılmıyor) yani fostmodelden de bizde kapitalist sistemi yaşıyoruz hatta aynı şeyleri yaşatıyoruz fakat eleştirme amaçlarımız farklı işte burada hareketlilik iyi anlamayan kendisini ve hareketi de (anlaşılmıyor) bazı arkadaşlar fost model (anlaşılmıyor) esas alıyorlar.hareketi (anlaşılmıyor) bu uyanışlığı nasıl yaşayabiliriz (anlaşılmıyor) yada şu kitapları okudu diyoruz arkadaşlarda önderliğin bu kitaplarla çizdiği (anlaşılmıyor) bizde bu kitapları okursak çizgiye öneri kapısına hakim oluruz. düşünce sindirdiler (anlaşılmıyor) bu doğru fakat önderin asla (anlaşılmıyor)çizgisini oluşturmuyor. sen özerklik çizgisini bu kitaplarda bulamazsın özerklik (anlaşılmıyor) açık bir şekilde dile getirdi . çünkü özerklik anladım ki bazıları bunun yanlışlığını yaşıyor.(anlaşılmıyor) bunu açık bir şekilde dile getirdiler . çünkü özerklik anlayışı (anlaşılmıyor) bunu açık bir şekilde dile getirdik. çünkü özerklik (anlaşılmıyor) . bu kitabı okudum özerklilikle hiç bir alakası yok konfederalizmi nasıl dile getiriyor. (anlaşılmıyor) böyle sorumluluk olmaz harekette devamlı çizgiyi hedef alacaksını çizgiyi geri çeken her şeye karşı olacaksınız. (anlaşılmıyor) çizgiyi de anlamak istiyorsak öbürlerini mantık anlamında bilmemiz gerekiyor o zaman çizgiyi anlaya biliriz (anlaşılmıyor) çizgiyi anlamazsak (anlaşılmıyor) bir arkadaşımız kitabını okusun (anlaşılmıyor) bu yüzden(anlaşılmıyor) ortamında bunu yaşamak istemeyen (anlaşılmıyor) kararların verildiği bir yer (anlaşılmıyor) çünkü bu hareket kendi içerisinde (anlaşılmıyor)değildir hem içimizde olacaktır hem de (anlaşılmıyor) bu mümkün değil. (anlaşılmıyor) o dönem bitti .artık(anlaşılmıyor) peki bu ne anlama geliyor artık ara verin (anlaşılmıyor) herkes imraliyi hareketli bir şekilde yaşayıp yaşatacak. (anlaşılmıyor) bunu yaşamayan içimizde kalamaz hiçbir (anlaşılmadı) bu yüzden her kadro kendini yetiştirecek kararlaştırma düzeyini güçlendirecek bunun üzerinde örgüt (anlaşılmadı) eğitim sorulduğunda kadro böyle söylenecek böyle olmazsa kadro (anlaşılmadı) görev alamaz hatta bu aile içinde bile kalamaz içimizde kalan herkes her yönü ile yaşanıp yaşatılacak şuan (anlaşılmadı) kadromuz hareketin her yönü ile (anlaşılmadı)kendini (anlaşılmadı) onlara göre olmadığımı daha (anlaşılmadı) yaşatmakta istemiyorlar. hatta örgüt çizgisi ile yaşayan lar (anlaşılmadı) kendisi yaşamıyor yaşayanları da yaşatmak istemiyor (anlaşılmadı) malasef buraya gelmiş (anlaşılmadı) ister olmasın hareketin ön gördüğü her şeyi kabul etmek zorundadır. bazı şeyleri (anlaşılmadı) kadro anlayışı (anlaşılmadı) bu parti (anlaşılmadı) yaşayan bu parti (anlaşılmadı) yanlış anlaşılmasın . bu partide (anlaşılmadı) yönetimlerin kadroları parti adına (anlaşılmadı) bu o anlama gelmiyor (anlaşılmadı) bunlar zaten yanlış şey partinin değil var olan (anlaşılmadı) paragrafın başında da eleştiri kısmına değinerek altını çizerek belirtmiş.elbette eleştireceğim eleştirmek başka (anlaşılmadı) bilmiyorum diye kartı sunmak eleştirmek ayrı fakat bu iyi şu kötü diye çelişkiler yaparak (anlaşılmadı) partinin ilkelerine ters (anlaşılmadı) özerklik gerçeği (anlaşılmadı) özerklik özellik gibi anlamaktadır anlaşılmaz (anlaşılmadı) özerkligi özerklik gibi anlamak istemeyeni anlaşılmaz bir nokta ise o zaman özerklik gerçeğini anlamamız lazım. özerklik gerçeği nedir gerçekliği nedir. özerklik yaşam yaşa yukarıda değinmiştim bu özerkliği yaşa ve yaşat hamlesi (anlaşılmadı) boşa çıkarmasına hareketin sağlıklı bir (anlaşılmadı) bu özerkliğin işte yaşat hamlesi olarak(anlaşılmadı) eğer anlamak istersen (anlaşılmadı) anlamak için anlamalı (anlaşılmadı) insanlar anlatmak için (anlaşılmadı) özellikle altta kalan(anlaşılmadı)

Y2 BAYAN ŞAHIS : 27:32-27:55O korkmalardan (anlaşılmadı) zaman zaman Erdoğanınişte (anlaşılmadı)

KEMAL SEVEN:27:55-32.05 (anlaşılmadı) KEMAL SEVEN : 32.05 -39.37 bundan daha (anlaşılmadı) olamaz (anlaşılmadı) adı)

KEMAL SEVEN: 39.37-41.57(anlaşılmadı) operasyon (anlaşılmadı)

41.57 - 42.00 :kendi aralarında konuşuyorlar

X5 ERKEK ŞAHIS : 42.00- 53:50 (anlaşılmadı)

X6 ERKEK ŞAHIS : 53:50- 56:48sistem yapmak istedi biz kendi öncülerimizi karşı durumu geçirmeliyiz bunu yaptığımız zaman onların şahsında gruplarda (anlaşılmadı) biraz bu konuda şey vermemiz lazım yani Ahmet Türk yani Ahmet Türkeşten kastım şey (anlaşılmadı) millet vekillerden birisi ben de bazı davranışlarını anlamakta çok zorluk çekiyorum (anlaşılmadı) ama askerlik konusunda (anlaşılmadı) egemen kültürün yapılanmasıdır o çerçeve de ben çizgi (anlaşılmadı) ben su konuya katılmıyorum.yani şu (anlaşılmadı) hassasiyet göstersek (anlaşılmadı) Y3 BAYAN ŞAHIS: 56:48- 59.43 (anlaşılmadı) arkadaşlarımızın (anlaşılmadı) demokratik bir alan (anlaşılmadı) anayasa içerisinde hukuk bağının kabul edilmesi için mücadeleleri de bu mücadeleler içerisinde (anlaşılmadı) anayasa değişikliği için altını çiziyor bunların tümünü tüm ilçeye elimden geldiği (anlaşılmadı) mesela (anlaşılmadı) bir arkadaşımızın çıkıp bir halk potansiyeli (anlaşılmadı) Kürtlerde yok (anlaşılmadı)

X6 ERKEK ŞAHIS: 59.43-01.01.00 ama bu iradeyi gereksinimden fazla (anlaşılmadı) karakter hiç bir zaman farklı kurum yer alamaz olamayacaktır. (anlaşılmadı)

X7 ERKEK ŞAHIS : 01.01.00sivil toplum kuruluş örgütlerinin referandumun örgütlemesi aslında sivil (anlaşılmadı) bazı beldeyi başkanlarını çok düşündüren eleştiriler yapıyoruz hani gerçekten (anlaşılmadı) bu neden sonuç ilişkisi (anlaşılmadı)


4.DERS


Dostları ilə paylaş:
1   ...   91   92   93   94   95   96   97   98   ...   278


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə