TüRKİye ekonomi kurumu


Eylül, Perşembe Thursday, September 2



Yüklə 0,92 Mb.
səhifə10/18
tarix14.09.2018
ölçüsü0,92 Mb.
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   18

2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Seçilmiş Oturum 23-Makroekonomik Analizler Workshop 6

Parasal Aktarım Mekanizmalarının Enflasyon Hedeflemesi Döneminde Türkiye’de Etkinliğinin Değerlendirilmesi

FİLİZ, Meryem (Uludağ Üniversitesi)

ARABACI, Özer (Uludağ Üniversitesi)

meryemfiliz@uludag.edu.tr

Parasal aktarım mekanizması, merkez bankasının para politikası araçları ile toplam talep ve fiyatlar genel düzeyini hangi kanallar vasıtası ile etkilediğini ifade eder. Bu mekanizma aracılığıyla çalışan kanallar, geleneksel faiz oranı kanalı, diğer varlık fiyatları kanalı, döviz kuru ve kredi kanallarıdır. Bu çalışma da 2002:01–2008:05 dönemi için Türkiye’de hangi aktarım kanallarının etkin bir şekilde çalıştığı incelenmiştir. Dönem olarak bu aralığın seçilmesinin iki önemli nedeni vardır. Bunlardan ilki, 2002 yılı ile birlikte Türkiye enflasyon hedeflemesi uygulamasına geçmiştir, ikincisi ise IMF ile yapılan stand – by anlaşmalarının ele alınan dönemde uygulanmış olmasıdır. Bilindiği gibi enflasyonun hedeflemesinin bir ülkede uygulanabilmesi esnek döviz kuru rejimini gerektirir. Bu nedenle enflasyon hedeflemesine geçen gelişmekte olan ülkelerde döviz kuru kanalının etkinliğinin azalması beklenmektedir. Politika aracı olarak kısa vadeli nominal faiz oranlarının kullanılması ise uzun vadeli reel faiz oranlarına etki ederek, faiz kanalının etkinliğini arttırmasını beraberinde getirir. 2001 krizinin ardından yapılan bankacılık reformlarıyla birlikte banka kredi kanalının etkinliğinin artması da bu dönemde beklenmektedir. Ayrıca bankacılık sisteminin Türkiye’de sahip olduğu oligopolistik yapı ve bu yapının ele alınan dönemde güçlenmiş olması, diğer varlık fiyatları kanalının çalışmasını olumsuz etkilemektedir. İlk elde edilen sonuçlar ana beklentilerimizle uyumludur. Çalışmanın bu anlamda literatüre katkısı, IMF ile yapılan stand-by anlaşmalarının ve enflasyon hedefleme rejiminin birlikte uygulanarak merkez bankasının araç bağımsızlığına sahip olduğu bu dönemde VAR analizi kullanılarak hangi parasal aktarım kanallarının çalıştığının ortaya konulmasıdır.

JEL kodları: E52, E58

2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Seçilmiş Oturum 23-Makroekonomik Analizler Workshop 6

Fisher Hipotezinin Türkiye Geçerliliğinin Testi: Doğrusal Olmayan Zaman Serisi Analizi
KAHYAOĞLU, Hakan (Dokuz Eylül Üniversitesi)

ERATAŞ, Filiz (Celal Bayar Üniversitesi)

ÖZTEKİN, Didem (Dokuz Eylül Üniversitesi)

filizeratas@gmail.com

Bu çalışmanın amacı, ülkeler arası enflasyon oranları farkının, nominal faiz oranları farkına eşitliğini savunan Uluslararası Fisher Hipotezi’nin Türkiye geçerliliğini doğrusal olmayan zaman serisi analizi ile belirlemektir. Fisher hipotezi, reel faiz oranının uzun dönemde sabit olduğu varsayımı altında, nominal faiz oranının nominal para arzı büyüme oranı ve enflasyon oranı ile birebir değiştiğini öne sürmektedir. Çalışmada; öncelikle 1990:01-2009:04 dönemine ait çeyrekli verilerin doğrusallık testleri yapılmış ve üssel geçişli otoregresif model (STAR) yardımı ile veriler analiz edilmiştir. Modelden elde edilen ampirik sonuçlar, Fisher hipotezinin Türkiye için geçerli olmadığı göstermektir.

JEL kodları: C32, E31

2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Seçilmiş Oturum 23-Makroekonomik Analizler Workshop 6

Faiz Oranlarının Küresel Kriz Döneminde Değişimi ve Bankacılık Sektörü Üzerindeki Etkileri

TARKOÇİN, Coşkun (HSBC Bank A.S)

YEKERLER, Adem (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu)

ctarkocin@hotmail.com

Faiz oranları finansta piyasa katılımcıları için büyük öneme sahiptir. Finansal varlıklar fiyatlama ve değerlemelerinin yapılabilmesi olanağı sağlamaktadır. Politika yapıcılar açısından ise piyasa katılımcılarının beklentilerini gösterdiği için, politikalarını belirlerken dikkate alınmaktadır. Daha uzun vadeli faizler piyasalar tarafından belirlenirken kısa vadeli oranlar büyük oranda Merkez Bankasının müdahaleleri ile şekillenmektedir. Türkiye’de kısa vadeli faiz oranları son sekiz yıl içerisinde incelendiğinde önemli oranda düşüş trendi göstergemektedir. Şubat 2002’de % 57 seviyesinde olan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) borç alma faiz oranı, Nisan 2006 tarihine sürekli düşüş göstererek % 13.25 seviyelerine ihmiştir. Daha sonra arttırım ve düşürme şeklinde çeşitli müdahalelerde bulunuşmuş ve en son yaşanan küresel kriz sonrası tarihi en düşük seviyelere gerilemiştir. En son yapılan Kasım 2009 müdahalesi sonrası % 6.5 gibi tarihinin dip seviyelerini görmüştür. Türk finans piyasaları açısından yeni bir dönemi ifade eden bu düşük faiz döneminin piyasalar üzerinde çeşitli etkileri olmuştur. Bu çalışmada 2006 sonrası Türk bono piyasası için Svensson Yöntemi veya diğer adıyla Extented Nelson-Siegel yöntemi ile getiri eğrileri tahmin edilecek ve özellikle küresel ekonomik kriz sürecindeki değişimi, merkez bankası müdahalelerinin nedenleri ve piyasalar üzerindeki etkisi tartışılacaktır. Kriz sonrası dönemde oluşan düşük faiz oranlarının ekonomi, piyasalar ve özellikle bankacılık sektörü üzerindeki etkileri incelenerek tartışılacaktır. Düşen faizler bankacılık sektöründe marjların daralmasına ve stratejilerin tekrar gözden geçirilmesine neden olmuştur. Bu düşüş sürecinde özellikle yüksek bono portföyü olan bankalar önemli karlar kazanmış fakat sonrasında karlılığın korunabilmesi için farklı önlemlerin alınmasını gündeme getirmiştir. Amacımız faizlerdeki bu önemli düşüş sürecinin bankalar üzerindeki etkisini incelemek ve sonuçlarını tartışmaktır.

JEL kodları: G21, G12

2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Contributed Session 24-Turkish Labor Markets Workshop 7

Added versus Discouraged Worker Effects and Economic Crises in Turkey

İLKKARACAN AJAS, İpek (İstanbul Technical University)

DEĞİRMENCİ, Serkan (İstanbul Technical University)

ilkkaracan@itu.edu.tr

Turkey has undergone a thorough market liberalization process in the past three decades since the adoption of the neoliberal economic policy agenda in 1980. This period of export-oriented market policies has been marked by an accelerated yet highly volatile growth rate. As such the reflections of the export-oriented growth process on the Turkish labor market has entailed a mixed record. On the positive side, employment has undergone a structural transformation away from low-productivity, subsistence dominated agriculture towards industry and services. Simultaneously, however the highly volatile nature of economic growth marked by three different economic crises in a 16-year period (1994-2009), has also brought on increasing unemployment rates despite declining labor force participation rates. The drastically low female participation rates and very high youth unemployment rates as well as rising rural unemployment have emerged as structural characteristics of the Turkish labor market in the past three decades. The coupling of the lowest labor force participation rate amongst the OECD countries together with one of the higher unemployment rates may be the most important economic challenge that Turkey faces today. Economic crises have been known to produce two distinct effects on labor force participation behavior: namely, the added worker effect and the discouraged worker effect, both a result of shocks to unemployment rates yet affecting labor force participation in opposite directions. This paper aims to explore such possible effects of the economic crisis years in Turkey on the labor force participation behavior of women who are particularly vulnerable to these effects. We use Household Labor Force Survey (HHLFS) data for the years 2001-2008 to test for the existence and/or dominance of added versus discouraged worker effects for women. An overview of aggregate data shows that there are some distinct trends in the transitions of married women in and out of the labor market depending on their husbands’ labor market status. The paper supplements these observations with microeconomic estimations of female labor force participation behaviour to explore the distinct effect which are hypothesized to vary substantially by the level of education and marital status as well as rural-urban location.

JEL codes: J22; D10

2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Contributed Session 24-Turkish Labor Markets Workshop 7

Reformulating and Estimating the Wage Phillips Curve: Evidence from Turkey

AYSOY, Cevriye (Central Bank of Turkey)



TÜMEN, Semih (Central Bank of Turkey)

semihtumen@gmail.com

After experiencing hyperinflation for three consecutive decades, Turkey has recently been successful in bringing the inflation rate down into the single-digit range. The trend of disinflation is impressive but the new plateau, which seems to be around 8-10%, is still high and can be destructive if it persists. Securing a further decline in the inflation rate requires a deeper understanding of both micro and macro aspects of pricing behavior in the economy. One key issue linking pricing and inflation is wage setting in the labor market, since nominal wages are often said to be \"sticky downward\" in the short run. That is, nominal wages may tend to remain stable even though market forces push the value of the product of labor down. Therefore, comprehending the mechanism driving the changes in wages in the Turkish economy is perhaps a worthy undertaking and a source of guidance in any effort to decrease the inflation rate further.This paper analyzes the observed patterns of wage inflation between 2002 and 2009 in the Turkish economy. We do not attempt to quantify wage pass-through to consumer prices or wage indexation. Our purpose is to understand the relationship between wages, labor productivity, and unemployment in Turkey. In that sense, our analysis is closely linked to the recently reviving literature on the wage Phillips curve (see Gali (2010)).The most important stylized fact in the empirical wage Phillips curve literature is that there is a difference between the wage-unemployment relations in the United States and Europe. Following the idea introduced by Sargan (1964), this difference is reported to be the existence of an extra term, called the error correction term, in the European wage equation. The error correction term is defined to be the difference between the lagged values of log of real wages and log of labor productivity. When the coefficient of this error correction term is zero, the case for the U.S., the observed discrepancy between real wages and productivity does not affect wage inflation. In other words, the original conjecture by Phillips (1958) holds for the United States (see Blanchard and Katz (1999)). If it is non-zero, the European case, the error correction term affects wage growth (see the estimates reported in Blanchard and Katz (1997) for the OECD Europe and Goretti (2008) for new EU member states).We reformulate and estimate the wage Phillips curve for the Turkish economy. We first derive a structural wage equation from a standard Mortensen-Pissarides search and matching model. Enriching this theoretical setting with some facts specific to Turkey, we construct a relation what we call the \"corrected\" wage Phillips curve. We argue that this corrected specification fits the Turkish data reasonably well as opposed to the poor performance of the simple wage Phillips curve relationship. Using a new aggregate data for the period 2002 - 2009, we establish that wage inflation in Turkey is negatively related to the unemployment rate and the changes in unemployment. This result is robust to the exclusion of the post-crisis data. We will provide exact magnitudes and further details on our estimates after we complete our baseline calculations.

JEL codes: J31, E31



2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Contributed Session 24-Turkish Labor Markets Workshop 7

Wages and Search Frictions in Turkish Labor Market

ELGİN, Ceyhun (Boğaziçi University)

KUZUBAŞ, Tolga Umut (Boğaziçi University)

elgin@umn.edu

Perfectly competitive labor markets combined with a profit maximizing behavior of firms imply that real wages should equal marginal product of labor. However, an examination of real wages in manufacturing and real minimum wage indicate that this is not the case for the Turkish labor market over the periods 1950-2009 and 1968-2009, respectively. Particulary, we document that the marginal product of labor is consistently larger than the real wage in these periods. To account for this observation we investigate what factors might be causing it. Among several possible factors we identify presence of market power of firms and unions in the labor market. Moreover, we show that this result is consistent with a standard equilibrium search model of employment extended with oligopsonistic firm behavior and collective bargaining. When compared against the data our model is quite successful in accounting for the evolution of the marginal product of labor-to-wage ratio.

JEL codes: J31, J60

2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Contributed Session 24-Turkish Labor Markets Workshop 7

Provincial Unemployment Differences in Turkey

GÜNER, Duygu (Bahçeşehir University)

GÜRSEL, Seyfettin (Bahçeşehir University)

UYSAL KOLAŞİN, Gökçe (Bahçeşehir University)



seyfettin.gursel@bahcesehir.edu.tr

The unemployment rate in Turkey has increased drastically over the past year. The non-agricultural unemployment rate was 13.6% in 2008 and reached 17.4% in 2009 due to the recession. Given that unemployment rates seem to have settled at a higher level, unemployment has become a major concern of the policymakers. Moreover, the statistics hide important regional differences. A recent data released by TURKSTAT show that there is high heterogeneity across provinces in unemployment rates in Turkey. According to these data, unemployment rates vary in 2008, from 22,1% (Şırnak) to 4,7% (Bayburt). Clearly, any policy design targeted at lowering the unemployment rates has to take into account the wide regional discrepancies. Therefore, this paper aims to shed light on the regional differences in unemployment rates using provincial data. The control variables in the regressions include the provincial labor force participation rates, an index for provincial human capital accumulation and the share of agriculture in employment. Unfortunately, it is impossible to control for income at the provincial level, however, we experiment with statistics such as per capita value added at the NUTS 2 level, as well as the ratio of food in total expenditures at the NUTS2 level and the share of young people (18-24 age group) in total population. We find that labor force participation rates as well as human capital level are negatively correlated with unemployment rates. Also, the unemployment rates decrease as the share of agricultural employment increase. On the other hand, the share of young population has an adverse effect on the unemployment rates.

JEL codes: R23

2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Contributed Session 25- Gender Economics Workshop 3

Explaining the Gender Wage Gap in Turkey using the Wage Structure Survey

AKTAŞ, Arda (Bahçeşehir University)

UYSAL KOLAŞİN, Gökçe (Bahçeşehir University)

gokce.kolasin@bahcesehir.edu.tr

Gender discrimination in the labor market can take on many forms, the most prominent one being the gender gap in wages. In this paper, we try to decompose the gender wage gap into differences that stem from observable characteristics and from potential gender discrimination. We use the Wage Structure Survey of 2006 released by TURKSTAT to study the gender wage gaps. This survey comprises firms that have 10 workers or more. The differentiating aspect of it is that it is an employer-based data set and the workers are all working in the formal sector. This is the only survey that we know of, which contains information both at the firm and at the individual level. The observable characteristics of the worker include age, education and job tenure. We also control for firm level characteristics, such as number of workers, the industry the firm produces in, and whether the wages are set by collective bargaining. We use the standard Blinder-Oaxaca decomposition to study the gender gap in wages. However, this decomposition sometimes leaves large parts of the gender wage gap unexplained. The observable characteristics show that the women working in the firms have lower experience and tenure, but are better educated than men. The results indicate that the women should have been earning higher wages on average, implying the existence of a wider gender gap than the one observed. Moreover, the unexplained part of the gender wage gap is sizeable. In sum, there are signs of a marked gender gap in the labor market.



2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Contributed Session 25- Gender Economics Workshop 3

A Comparison of the Impacts of 2000-2001 Crisis and Recent Global Financial Crisis on the Female and Young Unemployment in Turkey

DURUSOY, Serap (Abant İzzzet Baysal University)

KÖSE, Seyit (Abant İzzet Baysal Uiversity)

durusoy_s@ibu.edu.tr

Crises, arise either from the reason of global external shocks or from the reason of national internal shocks, are disturbances that the existing economic process has produced; which have caused significant and disparate effects on labor markets of national economies. As main rule, employment size increases during the expanding periods of economies, whereas it diminishes during the recession periods. The current global crisis, for the reasons of both the dominance of particularly developed nations and European Union on global economic activities and the immense sizes of their markets, in addition to that for the reason of global intensive inter-connections of financial markets, has spread rapidly over other nations and regions in the world. Thus, so many countries and regions have suffered a lot from the impacts of the crisis. The shocks experienced in credit markets have led to decline in credit supply and of confidence in all markets, hence this situation has caused to reductions in investments, consumption, production, economic growth and surge in unemployment. In many sectors large extents of contractions, temporary lay offs and employment shocks in global extent have occurred during the crisis period. On the other hand, as crises have affected nations, industries and regions in different extents, which have affected different segments of society diversely as well. Thus, main objective of this work is to investigate and compare the trends of female and young unemployment following the periods of both the 2000-2001 crisis and the current global financial crisis. First, it will be revealed whether both crises have had the greatest impact on which of social groups (female and young) in labor market, in the periods after the 2000-2001 crisis resulted from a national internal shock and the current global financial crisis resulted from an external shock. Following that, these impacts will be analyzed on the bases of individual, sectoral and regional dimensions.

JEL codes: E24, G01

2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Contributed Session 25- Gender Economics Workshop 3

Gender Discrimination in the Non-Insured Employment Pension Plans: Study Of The Impact of Implementing The European Union Directives in the United Kingdom and Sweden

GONZALES RABANAL, Miryam C. (Universidad Nacional de Educación de Distancia -UNED)

SANZ, Luis Mª Sáez de Jáuregui (Universidad Carlos III de Madrid)

mcgonzalez@cee.uned.es

The objective of this work is to analyze the impact of implementing Community Legislation (Directive 2004/113 and Directive 2006/54) in the matter of employment non-insured defined benefit pension plans and funded pensions in the United Kingdom and Sweden. With that purpose, it has been necessary, due to the different biometric behavior of men and women, to estimate the cost incurred by the employer when hiring women instead of men, because women live longer; so, if it is a plan of defined benefit, by living longer, if the use of different survival tables is permitted, for the same benefit for both genders, the employer will have to contribute more for women and therefore will prefer hiring men, that is, women will be discriminated. If, on the contrary, the use of same survival tables is postulated, there is also a cost for the employer who, having initially contributed the same amount for both genders, will see men dying before women do, and therefore will receive an actuarial benefit by way of recovering the contributions for the deceased that would not have got if women had been hired, so he/she will avoid employing women.

This analysis is done for the UK and Sweden and the results are compared with those obtained on a previous research for the Spanish case.

In order to estimate corporate cost, it has been necessary to create survival tables ad hoc for each of the countries considered that eliminate the social security surcharges as well as the bias that the tables used by insurance companies show, since they use a distribution of population chosen by themselves are applied in order to decide whether or not they insure the person depending on personal circumstances relevant to the insurance.

The calculation of said cost and, therefore, of the amount of compensation from the authorities is determined in terms of the annuity for every capital unit at the beginning of each year that ensures the additional effort assumed by corporations when they hire women instead of men (dy) and in terms of percentage of GDP, projected up to 2015.

The conclusion is that the consideration of the different biometric behavior of men and women is still a relevant factor for the design of labor policies against gender discrimination that is not solved neither by applying same-gender tables nor by applying different tables.

JEL codes: J78, J32

2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Contributed Session 25- Gender Economics Workshop 3

Declining Returns to Education by Gender in a Developing Country: Turkey, 1994-2005

TANSEL, Aysıt (Middle East Technical University)



atansel@metu.edu.tr

Objective of this paper is to document declining private returns to education in Turkey during the past 10 years and provide an explanation for it. There is evidence that returns to education decreased significantly between 1994 and 2002. I propose a supply and demand argument for the observed decline in returns to education. Changes in institutional structures, educational policy reforms and economic crisis are behind the changes in the supply and demand educated for labor.

JEL codes: J16

2 Eylül, Perşembe Thursday, September 2

Seçilmiş Oturum 26-Sektörel Analizler: Türkiye Örneği I Workshop 4

Hizmet Sektörünün Ekonomik Büyümeye Etkisi: Türkiye için Ekonometrik bir Analiz

KARAGÖZ, Kadir (Zonguldak Karaelmas Üniversitesi)



TÜYLÜOĞLU, Şevket (Zonguldak Karaelmas Üniversitesi)

kkaragoz3@hotmail.com

Sürdürülebilir ekonomik büyüme günümüz ekonomi yönetimlerinin başlıca ilgi alanlarından birini oluşturmaktadır. Ekonomik büyüme ile birlikte rekabet gücünün artırılması ve korunması, istihdam artışı, verimlilik artışı ve yenilenebilir kaynaklara dayalı büyüme stratejisi izlenmesi sürdürülebilir büyümenin başlıca koşulları olarak ortaya çıkmaktadır. Birincil ve ikincil sektörlerle (yani tarım ve sanayi ile) karşılaştırıldığında üçüncül sektör olan hizmet sektöründe sürdürülebilirliğin sağlanmasının daha kolay olduğu söylenebilir. Hizmet sektörü diğer sektörlerle karşılaştırıldığında daha az ülkeye özgü nitelik taşımaktadır ve günümüzde gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya olduğu istihdam sağlama problemi için daha etkili çözüm imkânları sunmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde hizmetler sektörünün ekonomi içinde ezici bir paya sahip olması, nüfusları hızla artan gelişmekte olan ülkeler için de hedefleri ortaya koymaktadır. 1995 yılından bu yana küresel işgücü verimliliğindeki artış % 2 civarındadır. Tarım sektörü küresel istihdamın % 40’ını oluştururken sanayide istihdam krizlerin etkisiyle son yıllarda azalmıştır. Küresel trend izlendiğinde yeni iş imkânlarının daha çok hizmet sektörü tarafından yaratıldığını görülmektedir. Örneğin bilgisayar yazılımı konusunda üst sıralara tırmanan Hindistan’ın yakın gelecekte geleneksel olmayan hizmet sektörlerinde dünya lideri olacağı tahmin edilmektedir. Bu nedenle hizmet sektörünün genişlemesinin ekonomik büyümeyi ve istihdamı olumlu yönde etkileyeceği öngörülebilir.Diğer taraftan, tarım ve sanayinin aksine, hizmet sektöründe verimlilik artışının çok daha zor sağlanması ekonominin bütünü üzerinde uzun dönemde büyümeyi kısıtlayıcı etkide bulunabilmektedir. Baumol tarafından literatüre kazandırılan ve “maliyet hastalığı” olarak adlandırılan olguya göre birincil ve ikincil sektörlerde zaman içinde kazanılan verimlilik artışı ücret düzeyini yukarıya doğru hareket ettirirken hiçbir verimlilik artışı kaydedilmediği halde hizmetler sektöründe de bir ücret artışına yol açmaktadır. Bu ücret artışı da maliyetler üzerinde önemli bir baskı unsuru oluşturmaktadır. Hizmet sektörünün ekonomideki göreli ağırlığına bağlı olarak bu maliyet artışı büyümeyi olumsuz yönde ciddi biçimde etkileme potansiyeli taşımaktadır.Uzun yıllar bir tarım ülkesi olarak anılan Türkiye son 20-30 yıllık dönemde sanayi ve dış ticarete dayalı bir büyüme stratejisi benimsemiştir. Bununla birlikte hizmetler sektörü halihazırda toplam ekonomi içinde sektörel olarak en büyük paya sahiptir. 2001-2005 döneminde hizmetler sektörü % 4,3 oranında büyümüştür. Hizmetler sektörünün payı 2000’deki % 62,6 seviyesinden 2005 yılında % 64,4 seviyesine çıkmıştır. Bu dönem içinde hizmetler sektörünün büyüme hızı genel ekonomik büyümenin üzerinde seyretmiştir. Dolayısıyla hizmet sektörü taşıdığı büyüme potansiyeliyle ekonomik büyüme ve istihdam artışında lokomotif rolü üstlenebilirken bir taraftan da “maliyet hastalığı” olgusu nedeniyle büyüme üzerinde beklenenin tersine etkide bulunma riski taşımaktadır. Bu çalışmada hizmet sektörünün ekonomik büyüme üzerindeki etkisini Türkiye örneğinde araştırmak amaçlanmaktadır. Uygun zaman serisi analizi yöntemleriyle hizmet sektörü – ekonomik büyüme ilişkisi kısa ve uzun dönemli olarak incelenecektir.Analiz sonucunda hizmetler sektörünün Türkiye'de ekonomik büyüme üzerinde kısa ve uzun döenmde olumlu etkide bulunması beklenmektedir. JEL kodları: O11, O14



Dostları ilə paylaş:
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   18


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə