ÜSTÜn yetenekli Çocuklar biLDİRİler kitabi



Yüklə 2,17 Mb.
səhifə14/37
tarix20.09.2017
ölçüsü2,17 Mb.
1   ...   10   11   12   13   14   15   16   17   ...   37

Eğer çocuktaki yetenek düzeyi olağanın çok çok üstündeyse, tanımlamak oldukça kolaydır. Herhangi türden bir ölçüm yapılmadan çocuğun kabataslak yeteneği hakkında bir şeyler söylenebilir. Örneğin, çocuk üç yaşındayken temel dört işlemi yapabiliyorsa, dört yaşından önce kendiliğinde okumaya başladıysa, bu çocuğun üstün zekâlı olduğunu ölçüm yapmaksızın söyleyebiliriz. Buna benzer olarak, üç yaşında her türlü müzik aletini çalabilen ya da olağanüstü resim yapabilen bir çocukta da olağanüstü müzik ve resim yeteneği bulunduğu apaçık ortadadır. Bu türden çocuklar okul sistemi içinde kolaylıkla tanınır. Bunlara uygulanacak ölçümler tanılamadan çok yeteneği kanıtlama biçiminde olacaktır. Üstün zekâlıların bir bölümü ise gerek ana-babaları gerekse öğretmenlerince kolaylıkla fark edilemez ya da yanlış yorumlanabilirler. Yapılan araştırmalar böylesi çocukların bazılarının belirli alanlarda üstün başarı, diğerlerinde ise düşük başarı gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Bunlar çoğunlukla öğretmenleri ve arkadaşlarınca mantık dışı davranan ya da acayip fikirleri olan kişiler olarak görülebilirler (Ataman, 1998, 337-338).

Üstün yetenekli çocukların ileride önemli roller oynayacak yetişkinler haline getirilebilmesi için öncelikle onların erkenden bulunması ve doğru tanı konulması gerekmektedir. Bu çocukların bazıları üstün gelişimleri ve başarıları ile kendilerini daha kolay tanınabilir hale getirmektedir. Fakat, bazılarının yetenekleri çeşitli nedenlerden ötürü gizli kalmaktadır. Gerçekten üstün olan yeteneklerini bir türlü ortaya koyamamışlardır. Her toplumun her kuşağında böyle gizli kalmış, keşfedilmeden eriyip gitmiş pek çok yetenekli birey bulunmaktadır. Sosyal, ekonomik ve kültürel düzeyi düşük ailelerde, azınlık gruplarında, okula gidememiş ya da çok erken ayrılmak zorunda kalmış olanlarda üstün yeteneklerin fark edilmesi daha güç olmaktadır. Hatta okula devam edenler arasında farkına varılmayıp tersine kanılarla damgalanmış, gerçek yetenekleri sonradan ortaya çıkmış olanlar bulunmaktadır. Galton, Churchil, Edison bu gruba verilebilecek en önemli örneklerdendir. Bu bakımdan üstün yeteneklilerin seçimi önemli bir konu olmaktadır (Özsoy ve diğerleri, 1989, 144-171). Her 100 çocuktan en az ikisinin üstün yeteneklere ve hünerlere sahip olduğu bilinmektedir. Eflatun, bu çocukları “Altın Çocuklar” diye adlandırmıştır.

Üstün yetenekli çocukların en önemli özelliği, öğrenme hızlarıdır. Bu tür çocuklar, diğerlerine göre daha erken yasta konuşma, okuma ve yazmayı öğrenirler. Doymak bilmez meraklarıyla sürekli yeni şeyler öğrenme azmi taşırlar. Eğer anne babaları, öğretmenleri ve arkadaşları, bu çocuklara gerekli alakayı gösterir, sabırla onları dinler ve motive ederlerse, kendilerinden beklenen performansı gösterirler. Aksi takdirde ilgisizlik, hor görülme ve baskı gibi sebepler yüzünden yetenekleri körelir.
Üstün Yetenekli Çocukların Olumlu Özellikleri;

1. Hızlı ve kolay öğrenirler. Muhakeme ve problem çözme yetenekleri gelişmiştir. İntikal süratleri fazla, idrakleri derindir. İlgi ve dikkat süreleri uzundur. Hafızaları güçlü olduğu için önemli detay, kavram ve prensipleri unutmazlar.

2. Hayalleri güçlüdür. Sanat dallarında orijinal eserler verirler. Ritim ve hareket kontrolleri gelişmiştir.

3. Merakları üst seviyededir. Çok fazla soru sorarlar. Farklı farklı konularla ilgilenirler. İnsana, hayata ve kainata yakın bir alaka duyarlar.

4. Gözlemleme güçleri fazladır. Esnek ve sıradışı düşünürler. Meseleleri farklı perspektiflerden ele alırlar. Mülahaza daireleri her zaman açıktır. Yeni fikirlere kapalı kalmazlar. Hemen her an öğrenmeye hazır haldedirler. Gelişmelere rahatlıkla ayak uydurabilirler.

5. Meseleleri sorgular, net bir şekilde düşünür, ilişkileri fark ederler.

6. Yetişkinlerle kurdukları iletişimde oldukça olgun bir karakter sergilerler.

7. Çoğu zaman genellemeler yapar ve bunları yeni durumlara tatbik ederler.

8. Kelime hazineleri çok zengindir. Kelimeleri kolaylıkla ve yerinde kullanırlar.

9. Matematiksel düşünme yetenekleri gelişmiştir.

10. Okumayı çok severler. Yaşıtlarının seviyelerinin üzerindeki eserleri rahatlıkla mütalaa edebilirler.

11. Talimatları kolaylıkla yerine getirirler.

12. İnce bir espri anlayışları vardır.

13. Nesne, kelime veya fikirleri yeni ortamlarda kullanırlar.

14. En iyi olmak için büyük bir istek duyarlar. Kendileri için tespit ettikleri standartlar oldukça yüksektir.

15. Sağduyu ve pratik bilgilerden yararlanırlar.

16. Çoğu faaliyette lider konumundadırlar. Başkalarının sistem ve fikirlerini hemen kabul etmezler. Genellikle kendilerine danışılır. Karar verme esnasında aranılırlar (http://www.milliyet.com.tr.)
Üstün Yetenekli Çocukların Olumsuz Özellikleri ise;

1. Rutin ödevlerden çabuk sıkılırlar.

2. İşleri kendi bildikleri gibi yapmak isterler.

3. Sınıfta çok fazla dikkat çekebilirler.

4. Başkalarının göremediği ilişkileri görebilir ve dersin çoğunu sadece bu konuda tartışmaya ayırmak isteyebilirler.

5. Bazen bir projeyi bitirip diğerine başlamayı istemeyebilirler.

6. Ara sıra hayallere dalarlar ve dikkatleri dağılır.

7. Diğer öğrencilerin “sönük” kalmalarına sebep olabilirler.

8. Kendilerine çok da faydalı olmayan eserlere gereğinden fazla zaman harcayabilirler.

9. Yersiz espriler yapabilirler.

10. Bazen gereğinden fazla yenilikçi olabilirler.

11. Başarısızlıklardan çok çabuk etkilenebilirler.

12. Aşırı derecede otoriter olabilirler.

13. Başkalarının fikirlerine yeterince önem vermeyebilirler.

Bu çocuklar, genellikle kendilerini yaşıtlarıyla aynı seviyede görmezler. Bir kısmı tecrit edilmişlik veya bir köşeye itilmişlik hissine kapılırlar. İçine kapanıklıkları sebebiyle arkadaş sayıları birkaçı geçmeyebilir. Okullardaki dersler onları sıkabilir. Bunlardan bazıları, yaşıtlarıyla birlikte olabilmek için yeteri kadar başarılı olmak istemeyebilir. Eğer duyguları beslenmezse, toplum dışında kalabilir, hatta suça meyilli hale gelebilirler. “Üstün yetenekli çocuklar bir hazinedir.Üstün yetenekli çocuklar bir felakettir.” Hong Kong’da düzenlenen ‘Üstün Yetenekli Çocuklar Eğitim Konferansı’nda bu iki cümle sık sık yinelenmiştir (http://www.egitim.aku.edu.tr). Nedeni ise bu çocukların uygun eğitim almaları halinde yalnızca ülkeleri için değil tüm dünya için yarar sağlanacağı, aksi takdirde ise “problem” olacaklarının vurgulamasıdır.

Üstün yetenekli bir çocuğun yetişmesindeki kilit nokta saygıdır; farklılığına saygı, fikirlerine saygı, hayallerine saygı... Bu çocukların erken yaşlardan itibaren yeteneklerinin gelişmesi ve yeşermesi için özel programlar ve değişik uygulamalar hazırlanmalıdır. İşte “Kimlikli Bebekler” (Persona Dolls), çocukların duygularını ifade etmeleri, diğer kişilerin hissettiklerini anlamaları, farklı kimliklerdeki ve özelliklerdeki insanlara saygı göstermeleri için Amerika, Avustralya, Güney Afrika ve İngiltere gibi dünyanın çeşitli ülkelerinde kullanılan bir uygulamadır. Erken Çocukluk Eğitiminde 1.5 yaşından itibaren kullanılması uygun olan bu bebekler çocukların, kimlik ve güven duygularının gelişmesinde, toplumdaki önyargılarla mücadele etmelerinde, kendilerinden başka kişilere karşı empati ve saygıya dayalı ilişkiler kurmalarında, eğlenceli ve yenilikçi bir bakış açısı getirmektedir (Van Keulen, 1997).

Louise-Derman Sparks (1989), hazırladığı “Önyargılara Yönelik Eğitim Programı”nda, her çocuğun tek ve eşsiz olduğunu belirterek, özellikle öğretmenlerin, çocukların sahip oldukları kültür ve kimliklerine karşı saygı duymaları gerektiğini; ayrıca, sınıflarındaki çocukların aile yapıları, dil, din, öğretme stilleri, zekâ (üstün zekâ, zekâ geriliği, vb.), yetenek (üstün yetenek, vb.) alanlardaki birbirleri arasında yaşanan farklılıkların özel olduğunu hissetmelerini sağlamaları gerektiğini vurgulamıştır.
Kimlikli Bebeklerin genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir;

a. Kimlikli Bebekler, çocukları, kendileri ve geldikleri kültür hakkında iyi şeyler hissetmeleri yönünde cesaretlendirirken, farklı kültürlerden gelen çocuklara ve kültürlerine saygı duymayı öğretir.

b. Kimlikli Bebekler çocukların önyargıya yönelik davranışlarını engelleyerek, çeşitli problem çözme becerileri ve alternatif stratejiler geliştirmelerini sağlar.

c. Bir Kimlikli bebek hakkında yaratılan hikaye, çocukların daha önceden öğrenmiş oldukları önyargıların ortadan kaldırılması yönünde olumlu bir etki yaratmaktadır.

d. Kimlikli Bebekler, çocukların eşitlik, adalet vb. konulardaki duyarlılıklarını ve anlayışlarını arttırmayı amaçlar.

e. Çocukların hikayelerden zevk almalarını ve aktif olarak meşgul olmalarını sağlar.

f. Güçlü ve pozitif kimlik geliştirerek, kendileri hakkında iyi duygular beslemelerine yardımcı olur.

g. Bir Kimlikli Bebeğin hikayesi anlatılırken çocuklar, kendi yaşantıları ile bağlantı kurarlar; kim oldukları, kimlikleri, tutumları, nereden geldikleri hakkında güçlü bir farkındalık geliştirirler (Brown, 2001).


YÖNTEM

Bu araştırmanın amacı, üstün yetenekli çocuklardan biri olan “Deha Bebeğin”, Kimlikli Bebekler çalışmasına uygun olarak sınıf ortamında incelenmesidir. Araştırmanın örneklem grubunu, özel bir okul öncesi eğitim kurumunda öğrenim gören 5-6 yaş grubu çocuklar oluşturmuştur. Uygulama, 2003-2004 eğitim-öğretim yılının Temmuz ayında gerçekleşmiştir.

Araştırma, “Kimlikli Bebekler” uygulamasının kullanılmasına yönelik olduğu için Tarama Modeline uygunluk göstermektedir. Çalışmanın uygulanması sürecinde, sohbet, soru-cevap, tartışma ve drama çalışmalarına yer verilmiş, sonunda da bir değerlendirme yer almıştır.
BULGULAR

Kimlikli Bebeklerden biri olan “Deha Bebek”, 5 yaşında olup, okul öncesi eğitim kurumuna devam etmektedir. Kendisi, üstün yetenekli bir çocuk olup, sınıfındaki diğer arkadaşlarından farklı bazı özellikler sergilemektedir. Deha Bebeğin kimliği, sınıfındaki arkadaşları ile arasında diyalog, yaşantıları, sohbet, tartışma ve drama çalışmaları beraberinde, resimlerle birlikte sunum sırasında katılımcılara aktarılarak, bulgular paylaşılacaktır.

YORUM & ÖNERİLER

Dünyada ve ülkemizde eğitim programlarına ilişkin değişik uygulamalar sürdürülmektedir. Tümünün ortak amacı, çocuğun gelişimi ve eğitimi için en yararlı olanı sunmaktır. Bu yaklaşımlardan bir tanesi de, Kimlikli Bebekler uygulamasıdır. Erken Çocukluk Döneminde Kimlikli Bebekler uygulaması, üstün yetenekli çocuklarla olduğu gibi, farklı kültür, ırk ve etnik gruplardan gelen, farklı cinsiyetlerdeki, anne-babası boşanmış, üvey anne-baba ile birlikte yaşayan, herhangi bir engel grubuna giren vb. özelliklere sahip çocuklarla da değişik etkinliklerle ele alınıp okul öncesi eğitim kurumlarında sınıf ortamında çalışılabilir. Bu konuda özellikle de okul öncesi eğitimi öğretmenlerine yönelik “Kimlikli Bebekler Eğitim Programları” düzenlenerek, uygulama süreci anlatılabilir. Öğretmenlerin, eğitimin ardından sınıflarındaki çocukların özelliklerini dikkate alarak bu bebeklerden faydalanmaları sağlanabilir. Benzer şekilde ailelere yönelik tanıtım programları da düzenlenebilir. Ayrıca Eğitim Fakülteleri’nin ilgili Bölüm ve Ana Bilim Dallarında, özellikle çocuğu tanıma tekniklerinden biri olarak Kimlikli Bebekler öğretmen adaylarına tanıtılabilir.

Yapılan araştırmalar, çocukların yaşamlarının ilk üç yılı içerisinde cinsiyet ve ırk farklılıklarını fark ettiklerini ortaya koymaktadır (Brown, 1998). Ayrıca çocuklar ilerleyen dönemlerde, fiziksel engelleri, üstün yetenek/zekâyı; renklerin öğrenilmesiyle birlikte farklı ten renklerini ayırt etmeye başlamaktadırlar. Özellikle toplumdaki önyargıların çok erken yaşlarda çocuklarda oluşmaya başladığı düşünülürse, erken çocukluk döneminin önemi ve bu dönemde çocuklara kazandırılması gereken değerler bir kez daha ortaya çıkmış olacaktır.

Üstün yetenekli çocuklar geleceğin liderleri, bilim adamları, fikir adamları ve sanatçılarıdır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de, bu çocukları erken yaşlarda tespit edip, onlara yönelik özel programlar geliştirilmeli, bu programları uygulayacak uzman ve kurumları hazırlayarak, gerekli finans kaynakları bulunmalı, globalleşen dünyada iletişimi etkili hale getiren bir ağ oluşturarak, bu sahada yapılan farklı faaliyetler takip etmeli; orijinal ve yaratıcı girişimlerde bulunulmalıdır.


KAYNAKÇA

Ataman, A. (1998). Üstün Zekâlı Çocuklara Ana-Babaları ve Öğretmenleri Nasıl Yardımcı Olabilir?, A.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt: 15, Sayı: 1, Ankara: Eğitim Fakültesi Yayınları, s. 337-338.

Brown, B. (1998) Unlearning Discrimination in The Early Years. England: Trentham Books Limited.

Brown, B. (2001) Combating Discrimination. Persona Dolls in Action. USA: Trentham Books.

Derman-Sparks, L. (1989) Anti-BiasCurriculum: Tools For Empowering Young Children. Washington D.C.: National Association For The Education of Young Children.

Ersoy, Ö. & Avcı, N. (2001). Özel Eğitim, İstanbul: Ya-pa Yayıncılık.


http://www.egitim.aku.edu.tr/fatalay3.doc
http://www.milliyet.com.tr/2002/10/06/pazar/paz03.html

M.E.B. (1991) I. Özel Eğitim Konseyi, Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.

Özsoy, Y. (1984) Üstün Yetenekli Çocuklar ve Eğitimleri, A.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 1, Eskişehir: Eğitim Fakültesi Yayınları.

Özsoy, Y., Özyürek, M. & Eripek, S. (1989) Özel Eğitime Muhtaç Çocuklar, II. Baskı, Ankara: Karatepe Yayınları.

Van Keulen, Gaine (1997). Anti-Bias Training Approaches in the Early Years - A Guide for Trainers and Teachers.

Üstün Yetenekli Çocuklar ve Müzik Eğitimi

Tülin MALKOÇ*

ÖZET


Çağdaşlaşmanın önemli ölçütlerinden biri toplumun özel eğitime verdiği önemle ölçülmektedir. Gün geçtikçe karmaşıklaşan ve büyüyen dünyamızda farklı bir statüye sahip olan ve diğer insanlara göre doğuştan sahip oldukları bazı özellikleriyle, kendilerini farklı kılan üstün yetenekli insanların özel eğitime ihtiyacı vardır. Sürekli arttırdıkları enerji ile farklı öğrenme, düşünme, algılama ve beceri ile kendilerini belli eden bu kişiler için, aile içi davranışlar, eğitim kurumlarındaki uygulanacak eğitim programları nasıl olmalıdır? Geleceğin akademisyenlerini, sanatçılarını, düşünce adamlarını, liderlerini v.b. yetiştirirken izleyeceğimiz yol ne olmalıdır? Üstün yetenekli bireylerin, kendilerine en uygun ortamın hazırlanması, uygun yöntemler ve eğitim programları ile var olan kapasitelerinin en üst düzeyde kullanabilmeleri sağlanmalıdır.

Örneğin, piyanist olarak olağanüstü yönlerini tüm dünyaya kabul ettiren, dünyada eşine ender rastlanır bir belleğe ve absolut bir kulağa sahip olan, henüz altı aylıkken ninnileri tekrarlayabilen, iki yaşındayken de iki parmakla piyano çalabilen İdil BİRET, 1948 yılında “İdil BİRET-Suna KAN Kanunu” olarak bilinen özel çıkarılmış bir kanun ile Paris Konservatuarına, eğitim almak üzere gönderilmiştir.


1. GİRİŞ

1.1. Üstün Yetenek

I.Özel Eğitim Konseyinde üstün yetenekliler, genel ve/veya özel yetenekleri açısından yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösterdiği konunun, uzmanları tarafından belirlenmiş kişilerdir.Üstün yetenekliler, bu yeteneklerini geliştirmede normal eğitim programlarının yetersiz kaldığı, kendi ilgi ve yeteneklerinin doğrultusunda farklılaştırılmış programlara ihtiyaç duyan gruptur, şeklinde tanımlanmıştır (I. Özel Eğitim Konseyi, 1991: 289-303).

Yapılan araştırmalarda üstün yetenekli çocukların altı alanda başarılarının farklılığı belirlenmiştir:

1. Yüksek zekâ seviyesi, zihinsel yeteneğini farklı kullanabilme

2. Düşüncelerini geliştirme, üretkenliğini ve yaratıcı yeteneğini farklı kullanabilme

3. Akademik yeteneğini özelleştirme

4. Sanatsal alanda, görsel-işitsel ve gösteri sanatlarında yeteneğini farklı kullanabilme

5. Psiko-motor yeteneklerini kullanmada yüksek performans gösterme

6. Liderlik kabiliyetini sosyal süreçler içersinde farklı kullanabilme

Bir diğer araştırmada ise beyin fonksiyonlarının yüksek düzeyde ve hızlı olarak çalışmasından ortaya çıkan, toplumun %5’inde rastlanan üstün yetenek ve hüner özelliği karekteristik olarak dört ana grupta incelenmiştir (http://web.islamisite.com, 22.04.2004):

1. Düşünme boyutu

2. Duygusal boyutu

3. Fiziksel ve fizikötesi boyutu

4. Sosyal boyutu

Üstün yetenek, doğuştan gelen bir özellik olup okul öncesi dönemde hatta bebeklik döneminde çocuğun davranışlarında, öğrenme hızında, yüksek düzeydeki motivasyonunda, yaratıcılığında, farklı düzeydeki üretkenliğinde v.b. davranışlarında kendini gösterir. Büyüdükçe dünyaya bakış açısındaki önem, yaşam felsefesi ve çağdaş düşünce yapısı onun diğer insanlardan ne derece farklı olduğunu ortaya koyar. Çocuğun yeteneğinin biçimlendiği alanlar farklı olup özel eğitim ortamlarını gerektirir. Bu alanlar sanat ortamları, sosyal alanlar, bilimsel alanlar, teknik alanlar olarak ayrılabilir.

Genellikle üstün yetenekli ve üstün zekâya sahip çocukların, yaşamlarının ilk yıllarından itibaren gelişim aşamalarına, normal gelişim standartları gösterenlere göre daha hızlı ulaştıkları vurgulanmaktadır. Ancak üstün yeteneklilik tiplerine göre, bu hızlı ilerleme özelliği değişebilir, özel bir alanda yetenekli olan çocuğun tüm gelişim alanlarında hızlı olması beklenmemelidir. Örneğin görsel sanatlar alanında üstün yetenekli olan çocuk, sadece bu alanda yaşıtlarından üstün olma özelliği göstermekle birlikte, diğer gelişim alanlarında standart gelişim ritmi izleyebilir (Ersoy ve Avcı 2001:129). Dolayısıyla öncelikle üstün zekâ ve yeteneğe sahip çocukların tespit edilmesi ve yetenek alanlarının belirlenmesi gerekir (Karakurt, 22.04.2004).
1.2. Müzik Eğitimi

Müzik eğitim, “bireye, kendi yaşantısı yoluyla amaçlı olarak belirli müziksel davranışlar kazandırma” ya da “bireyin müziksel davranışında kendi yaşantısı yoluyla amaçlı belirli değişiklikler oluşturma” sürecidir. Müziğin eğitimsel işlevi, bireysel, toplumsal, kültür ve ekonomik işlevlerinin düzenli, etkili, verimli ve yararlı bir biçimde gerçekleşmesini sağlayıcı davranışlar geliştirmeye dönük müziksel öğrenme-öğretme etkinliklerini ve bunlara ilişkin düzenlemeleri kapsar. (Uçan, 1994: 31).

Müzik eğitimi almak isteyen bireyler istedikleri eğitim doğrultusunda belirli bir süreç içersinde kendilerini hazırlarlar. Belli bir müziksel yaşantı temel alınır ve o temel doğrultusunda bir plan ve program yapılarak belirli hedeflere ulaşılmaya çalışılır. Müziğin insan hayatındaki rolü ve mesleki olarak da eğitimsel sanatsal niteliği düşünülürse, birey çevresi özellikle müziksel çevresi ile daha bilinçli ve etkili bir iletişim kurar. Müziksel davranış kazandırma ve müziksel davranış değişikliği oluşturma sürecinde müzik eğitimi bireye olumlu birçok nitelik kazandırır.
2. BİLGİ, BULGU, DÜŞÜNCE VE YORUMLAR

Bireyin müziksel özellikleri genellikle çocukluk döneminin ilk yıllarında kendini belli eder. Bilhassa müziksel yeteneğinde farklılık olan çocuklarda, bebeklik döneminde müziksel oluşum, gelişim, değişim ve biçimlenmenin erkenden başladığı bilinmektedir. Özel müziksel kımıldanmalar, hızlı bir gelişim içersinde kendini gösterir. Çocuğu diğer çocuklardan ayırt eden bir konuma yerleştirir.

Müziksel açıdan farklılık gösteren çocuğu, öncelikle ailesi ve yakın çevresi farkeder. Doğduğu andan itibaren söylenilen ninnileri, dinletilen müzikleri seçici, ayırtedici ve kabullenici özelliğiyle minicik beynine yerleştiren bebek, üç -dört yaşına geldiğinde de ezgileri rahatlıkla ifade edebilir ve unutmaz. Müziğe karşı yeteneği normalin üstünde olan çocuk, 3-4 yaşında müzik aleti çalabilir ve kuvvetli ritm tutabilir.

Müzik yeteneği çocuğun yapısında beliriyor ve diğer yaş çocuklarına göre farklılık kazanıyorsa çocuğu tanımlamak zor olmaz.Müzik yeteneği normalin üstünde veya çok daha ileri seviyede olarak gözlemlenebilir. Küçük yaşda her türlü müzik aletini çalabilen, ritm duygusu son derece gelişmiş, olağanüstü bir kulak duyumuna sahip, ses dinleme-ayırt etme- seçme özelliğine sahip, beden dilini çok iyi kullanabilen, müziksel oyunlarda farklılığını gösterebilen bir çocukta, olağanüstü bir yeteneğin bulunduğu aşikardır.

Yaşantısı incelendiğinde Alman Besteci Johann Sebastian Bach’ın henüz 5-6 aylıkken org ve piyanoya ilgi duyduğu ve yürüme döneminde de piyano eğitimine başladığı bilinir. Bir diğer üstün yetenekli besteci A. Mozart’ın yaşantısı incelendiğinde de hem doğuştan üstün bir yeteneğin oluşumu hem de mükemmel yaratıcılık özelliği, farklı müzik anlayışı ve müzik niteliği göze çarpmaktadır.

Ünlü düşünür Goethe, Mozart’ın yeteneği ve müziği hakkında “Tanrı ve doğanın yüzüyle karşımıza çıkan, dolayısıyla kalıcı ve sürekli olan eylemleri doğuran üretici gücün dışında nedir üstün yetenek? Mozart’ın bütün besteleri işte bu nitelikleri taşır; onlarda kuşaktan kuşağa etkili olan ve yakın bir zamanda tüketecek gibi gözükmeyen yaratıcı bir güç var” demiştir (Ertong, 22.04.2004).

O halde müzik yeteneğinden daha farklı olarak ortaya çıkan müzikteki üstün yeteneklilik ne demektir?

Bazı kişiler müzik yeteneğini duyarlılık, ses yüksekliklerini ayırt etme, belleğe alma, yeniden tanıma, ritim duygusu, ve müzikal işitme olarak tarif ederler. Bazı kişilere göre ise ritim duygusu, bölgesel işitme, aynı anda tınlayan iki ve daha çok sesi algılayıp çözümleme, duyduğunu söyleme-çalma ve yaratıcı tasarımdır (Uçan, 1994: 16). Müzikteki üstün yeteneklilik ise bu söylenenlerin çok üstünde olan ve daha ayrıntılı ifadeleri kapsayan özel bir durumdur. Algılayıcı yetenek, yorumlayıcı ve yaratıcı yetenek çok üst boyutlarda gelişme göstermektedir.

Üstün yetenekli çocuklar için tanımlanan vasıflar, müziksel açıdan düşünüldüğünde;

1. Hızlı ve kolay öğrendikleri için, nota yazımında çabukturlar.

2. Ritm duyguları ve hareket yetenekleri fazlasıyla gelişmiştir.

3. Duydukları melodileri kolay hatırlar ve tekrarlama gücüne sahiptirler.

4. Kavramlar arası ilişkileri tespit etme ve detayları rahatlıkla gözlemleme kabiliyetlerinden dolayı, notaları belleklerine çok kısa zamanda yerleştirirler ve notalarla, nüanslar arasında hemen bağlantı kurarlar.

5. Dikkat bellekleri her zaman çok açık ve çok iyi gözlemci olduklarından, notaları bestecinin kendi kişisel özellikleri ve yazılan zamanın özelliklerine uygun olarak detaylayabilir ve eserler arasında kıyaslama yapabilirler.

6. Merak seviyeleri üst noktalarda olduğu için, bir esere ait bütün bilgileri hemen kavrayabilirler.

7. Hayalleri güçlü olduğu için, farklı enstrümanlar için eserler yazabilirler.

8. Müzik yeteneği olan ve geliştirilebilen diğer insanlara kıyasla göz önündedirler ve başarıları mutlaktır.

9. Çalışmalarında hızlı düşünme, çabuk sonuca varma, hızlı ilerleme sözkonusudur.

10. Küçük yaşta beliren bir idealizm sözkonusudur.

11. Yüksek bir konsantrasyon kabiliyeti, ciddiyet çalışmalarında çok önemlidir.

12. Farklılık arayışı içersinde olduklarından orjinal besteler yapabilme gücüne ve yeteneğine sahiptirler.

13. Matematiksel düşünme yetenekleri gelişmiş olduğu için ustalıkla enstrüman çalabilirler.

14. Müzikal aktivitelerle yaşamak, sürekli arayış içersinde olmak, onlar için kaçınılmazdır.

15. Duygu ve deneyimlerini enstrümanına aktarma, vücut dilini kullanabilmede çok başarılıdırlar.

16. Müzik sanatı ile diğer sanat dalları arasında farklı bir iletişim kurabilme, bilgilenme gücüne sahiptirler.

v.b.


Üstün yetenekli çocukların müzik yeteneklerinin doğru anlaşılıp doğru tanımlanması, çocuğa verilecek olan müzik eğitiminin iyi planlanması ve saptanan hedefler doğrultusunda sağlıklı yürütebilmesi çok önemlidir. Bu nedenle aile, eğitim kurumu çocuğun hayatında daha farklı bir önem taşımaktadır.

Üstün yetenekli bireyin var olan kapasitesini iyi bir şekilde değerlendirilebilmesi için, bireyin kapsamlı bir değerlendirilme sürecinden geçirilmesi gerekmektedir (Ömeroğlu, 1993; Moore, 1992; Stile, 1996). Bu süreçte, disiplinler arası bir yaklaşımın ve bir çok değerlendirme aracının bir arada kullanılması kaçınılmazdır. Disiplinler arası yaklaşımda bir değerlendirme ekibinin kurulması şarttır. Bu ekipte yer alanlar; öğretmen, ebeveyn, ilgili uzmanlardır (Ersoy ve Avcı, 2001:134).



Dostları ilə paylaş:
1   ...   10   11   12   13   14   15   16   17   ...   37


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə