ÜSTÜn yetenekli Çocuklar biLDİRİler kitabi



Yüklə 2,17 Mb.
səhifə6/37
tarix20.09.2017
ölçüsü2,17 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   37

Ülkemizin mevcut ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitim şartları dikkate alınarak, daha fazla sayıda üstün yetenekli çocuğa en uygun modelle ulaşılabilmesi için, farklı ülkelerde uygulanan modeller incelenmiş, uygulanabilirlikleri tartışılmış ve yazarın, daha önceki akademik çalışmaları da temel alınarak ülkemiz şartlarına uygun yeni bir model geliştirilmiştir. Bu model Prof. Dr. Dönmez’in kendi çalışmalarında “Ek Ders Uygulama Okulu” olarak isimlendirdiği daha sonra Bilim ve Sanat Merkezi olarak adlandırdığı, pilot proje olarak beş ilde (Ankara, İstanbul, İzmir, Bayburt ve Denizli) öğrenci seçimi, öğretmen seçimi ve eğitimi, aile eğitimi ve bina hazırlıkları ile başlatılan ve bugün sayıları 21’e ulaşan bir uygulamadır. Böylece, yıllar sonra ülke tarihinde üstün yetenekli çocuklarımız için yasal mevzuatı olan sistemli bir eğitim merkezi ve programı başlatılmıştır. Bilim Sanat Merkezleri, Genel Müdürlük ilgili personelinin, bu merkezlerin yönetici ve öğretmenlerinin ve merkezlerde yetişen çocukların ve ailelerinin katkıları ile gelişmiş ve yaygınlaştırılmıştır.
BİLİM SANAT MERKEZLERİ (BİLSEM) VE DİĞER MODELLER

Özel okul, özel sınıf, kaynaştırma ve Bilim Sanat Merkezleri modelleri o günkü (1993) duruma göre aşağıda kısaca değerlendirilmiştir:

• Özel okul ve özel sınıf uygulaması, ülkemiz şartlarında, hem ekonomik yönden zorlayıcı, güçlü finans kaynakları gerektiren hem de çocukları yaşıtlarından soyutlayarak sosyal ve duygusal açıdan olumsuz yönde etkileyen bir uygulama olarak düşünülmüştür.

• Kaynaştırma Modeli, ülkemiz ekonomik ve eğitim şartlarında, hem üstün yetenekli çocuklar için her sınıfta bulunması gerekli kaynak ve materyallerin sağlanabilmesi hem de sınıf öğretmenlerinin uzun süre alacak özel eğitimlerini gerektirmektedir. Bu ise, ekonomik boyutu yüksek maliyete yol açan bir model olduğu için o günün koşullarında tercih edilmemiştir.

• Bilim Sanat Merkezleri modelinde, üstün yetenekli çocuklarımız, temel eğitime dayalı bilgileri yaşıtlarıyla devam ettikleri okullarından almakta, Bilim Sanat Merkezleri’nde üstün oldukları bilim ve sanat alanında, diğer okullardan gelen benzer arkadaşları ve alan öğretmenleri ile çalışmaktadırlar.

Bilim Sanat Merkezleri, eğitim bütçesine fazla ek maliyet getirmeden, gerektiğinde mevcut okullar bünyesinde de çeşitli düzenlemelerle hazırlanabilen, ülkenin her bölgesinde ve ilinde uygulanabilirliği kolay bir model olarak yaygınlaştırılma başarısını yakalamıştır.

Ayrıca bu modelin en büyük avantajlarından biri, çocukların kendi okullarında, yaşıtlarından, sınıf arkadaşlarından soyutlanmamalarıdır. İleride toplum adına yapacakları çalışmalarda, toplum bireylerini zihinsel, sosyal, kültürel ve duygusal açıdan tanıyabilme olanağına sahip olmalarıdır. Çünkü sonuçta, üstün ve özel yetenekli bireyler, yeteneklerini, insanlık adına kullanmaktadırlar ve toplumu onlar yönlendirmektedirler.

Üstün yetenekli çocuklar, toplumla bütünleşme sürecini okullarında yaşarken, yeteneğinin bilincinde olarak Bilim Sanat Merkezleri’nde kendi ilgi ve yetenekleri doğrultusunda, çalışma, üretme olanağına sahip olmaktadırlar. Toplumla bütünleşen ve farklılığının bilincinde olan, farklılığını insanlık adına geliştiren bireyler olarak yetiştirmektedirler. Bu çocuklar, kendi sınıflarında tek veya çok az sayıda olabilirler. Bu onları bazen huzursuz kılabilir ancak, kendilerine benzeyen diğer üstün yetenekli çocuklarla bir arada olabilecekleri ortamı (BİLSEM) bularak zihinsel, sosyal ve duygusal paylaşımı sağlayarak mutlu olurlar.


BİLİM SANAT MERKEZLERİNDE
YAPILMASI GEREKEN DÜZENLEMELER

Bugün sayıları 21’e ulaşan Bilim Sanat Merkezleri’nin çalışmalarında kuruluş amaçlarına uygun bir takım düzenlemeler ve uygulamalar yapılarak geliştirilmeleri ve üstün yetenekli çocuklara daha yararlı hale getirilmeleri gerekmektedir.

• Bilim Sanat Merkezleri’nin işleyişi ile ilgili M.E.B ve üniversite temsilcilerinin bulunduğu daimi bir kurul oluşturulmalıdır. Bu kurul;

– BİLSEM’nin işleyişi, fiziksel konumları,

– Eğitim programları ve araçları,

– Değerlendirme yöntemleri,

Aile eğitimi,

– Eğitimci-öğretmen eğitimi, konularında araştırma geliştirme ve değerlendirme çalışmaları yapmalıdır.

• Bu çalışmaların yürütülmesi için Araştırma, Geliştirme ve Değerlendirme birimi oluşturulmalıdır.

• Üstün yeteneklilerin eğitiminde erken tanı-erken eğitim ilkesine önem verilmelidir. Bilim Sanat Merkezleri’ne devam edecek çocuklar bebeklik ve okulöncesi dönemde belirlenerek desteklenmeli, ilköğretim döneminde daha da yaratıcı ve buluşçu olanaklara sahip olmalıdır.

Erken tanılamada anne babalardan alınan bilgilerin değeri büyüktür. Çalışmalar bu yönde de geliştirilmeli, okul öncesi dönemdeki öğretmen gözlem ve değerlendirmeleri buna eklenmelidir.

Erken eğitim (bebeklik ve okul öncesi dönem) programları, üstün yetenekli çocuklar ve aileleri için önemlidir. Son çalışmalar, üstün yetenekli çocukların erken tanısı, eğitimi ve kazanımı konusuna odaklanmıştır. Erken eğitim programları geliştirilmesine önem verilmelidir.

• Aile eğitim çalışmaları, bebeklik ve okul öncesi dönemden itibaren başlatılmalı ve eğitimin sürekliliği sağlanmalıdır.

• Eğitimci ve öğretmenlerin eğitimlerinin sürekliliği sağlanmalıdır.

• Aile-eğitimci-öğretmen işbirliği geliştirilmelidir.

• Programların kurul tarafından uygulamaları, geliştirilmeleri ve değerlendirmeleri sürekli olmalıdır. Programlar, çocuk merkezli, öğrenciye bireysel ve grupla çalışma olanakları sağlayan nitelikte olmalıdır. Program uygulamalarında, üniversitelerle işbirliği sağlanmalı, ilgili kaynak kişi, kurum ve kuruluşlardan destek alınmalıdır.

• Üstün yetenekli öğrencilerin ön seçimi, grup ve bireysel incelemeleri M.E.B’na bağlı Rehberlik Araştırma Merkezleri ile üniversite birimlerinin işbirliği çerçevesinde daha sağlıklı hale getirilmelidir.

• Bilim Sanat Merkezleri’nin fiziki ortamları, araç-gereç yeterlilikleri yeniden gözden geçirilmelidir.

Okul Öncesi Çağdaki Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimleri

H. Elif DAĞLIOĞLU*

ÖZET

Okulöncesi dönem çocuklarının pek çok ihtiyaçları vardır. Üstün yetenekli çocukların ise, hem kendi yaşıtlarına benzer hem de kendilerine özgü farklı gereksinimleri bulunmaktadır. Ayrıca üstün yetenekli çocuklar yaşıtlarının ilgisini çeken pek çok etkinlikten de hoşlanırlar ancak; daha detaylı ve derinlemesine bilgiye gereksinim duyarlar.



Bu yazıda, üstün yetenekli çocukların yeteneklerini ve gereksinimlerini optimal düzeyde karşılamada öğretmenlerin çocuklarla beraber yapabileceği etkinlik örnekleri, kullanması gereken öğretim teknik ve yöntemleri üzerinde durulmaktadır.
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUK KİMDİR?

Üstün yetenekli bir çocuğu yetiştirmek göz korkutucu bir zorluk olmakla birlikte hem aileler hem de öğretmenler için heyecan verici olabilir. Morelock (1992), üstün yetenekli çocukları yetiştirmedeki güçlüklere dikkat çekerek üstün yetenekliliği şöyle tanımlamıştır;

“Üstün yeteneklilik, normal standartlardan nitelik ve nicelik olarak farklı içsel deneyimler ortaya koyan ve ileri becerileri içeren uyumsuz (asenkronik) gelişimdir.”

Uyumsuzluk, yüksek zihinsel kapasite ile gelişir. Üstün yetenekliliğin kendine özgülüğü onları kolay incinebilir bir duruma getirebilir ve optimal bir gelişimi sağlayabilmeleri için anne-babalık, öğretmenlik ve danışmanlık uygulamalarında bir takım değişiklikler gerektirir. Uyumsuzluk, içsel ve dışsal olmak üzere her iki durumda da uyumlu olmamayı; uyumsuz gelişim ise, üstün yetenekli çocukların bilişsel gelişiminin fiziksel, duygusal ve sosyal gelişiminden daha fazla oranda hızlı olması ve bazı ilginç problemler ortaya çıkarması anlamına gelir. Örneğin; dört yaşında olmasına karşın yedi yaşındaki bir çocuğun zihinsel kapasitesine sahip olan bir çocuk, düşüncelerini ortaya koymada oldukça zorluk çekebilir (Morelock 1992).

Üstün yetenekli çocukların tüm hayat deneyimlerindeki aşırı yoğunluk, duygusal olarak onları karmaşıklığa yöneltir. Bu çocuklar için çoğunlukla kendi yaşına ait mevcut gelişimsel normlar uygun değildir; daha fazla gelişmiş oyunla ilgilenirler ve genelde akademik olarak diğer yaşıtlarından daha ileridirler. Dolayısıyla da daha zeki olan çocuğun daha büyük uyumsuzluğa sahip olma ve potansiyel olarak daha çok incinebilme olasılığı vardır. Bundan dolayı çocukların doğasında var olan gelişimsel farklılıkların farkında olan öğretmen ve ailelerin kendilerini bu duruma hazırlamaları çok önemlidir.

Öğretmen ve aileler için üstün yetenekliliğin en erken belirtilerinden bazıları şöyle sıralanabilir;


• Bebeklikte olağan üstü hareketlilik

• Uzun dikkat süresi

• Anne-baba veya bakan kişiyi erken tanıma ve gülme

• Ses, ağrı ve acıya karşı aşırı reaksiyon

• Gelişimsel dönüm noktalarına (yürüme, konuşma v.b.) hızlı ilerleme

• Olağanüstü hafıza

• Hızlı öğrenme ve bundan hoşlanma

• Erken ve kapsamlı dil gelişimi

• Kitaplara karşı aşırı ilgi

• Merak


Şakadan anlama yeteneği

• Soyut muhakeme ve problem çözme becerileri

• Canlı hayal gücü

• Duyarlılık ve sevecenlik

• Sürekli soru sorma

• Arkadaşları ile oynarken lider olma (Renzulli 1986, Freeman 1986, Morelock 1992, Dağlıoğlu 1995, Metin 1999).

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN İHTİYAÇLARI

Bütün çocukların farklı pek çok ihtiyacı vardır. Üstün yetenekli çocukların ise, hem yaşıtlarına benzer hem de kendilerine özgü özel bazı ihtiyaçları bulunmaktadır ve bu ihtiyaçlar onlar açısından çok büyük önem taşımaktadır.

En temel bazda, üstün yetenekli çocuklar, kendi zekâları ile diğer çocukların zekâlarının karşılaştırıldığı durumlarda sosyal açıdan desteklenmeye özellikle ihtiyaç duyarlar. Zekâ düzeyleri ölçüsünde okulda çalışabilmek isterler. Genellikle okulda zamanlarının çoğunu, ihtiyaçlarını minimum düzeyde karşılayan etkinliklerle harcarlar.

Bütün çocukların olduğu gibi bu çocuklar da, etraflarında benzer ihtiyaçlarının olduğunu bilen ve bu ihtiyaçlarını karşılamak için olağan dışı araçlara gereksinim duyduklarını anlayan ve onlara yardımcı olan aile üyeleri ve özellikle öğretmenlere gereksinim duyarlar (Silverman 1992).

Üstün yetenekli çocuklar konusunda, ailelerin, okulların ve genel olarak toplumun üstün yetenekli çocuğun özelliklerini anlamda öğrenmeye de ihtiyacı vardır.

Üstün yetenekli çocukların da diğer yaşıtları gibi hala çocukça davranışları olabilir. Bu durum bazen onlar için çok karmaşık bir deneyim olabilir. 6 yaşında iki dünya savaşının etkilerini bütünüyle araştırmayı isteyen bir çocuk 8 yaşında barbi bebeklerle oynayabilir ya da Susam Sokağını izlemek gibi hala nostaljik ilgileri olabilir (Morelock 1992).

Üstün yetenekli çocuklar, erken yaşlardan itibaren kendileri için çok yüksek ya da mükemmelliyetci standartlar olmasa da hemen her zaman yardıma ihtiyaç duyarlar. Bu durum dolayısıyla onlara yardım etmeye çalışan aileler kendi davranışlarını gözden geçirmeli ve mükemmelliyetci özellik taşıyan bir davranış için kendilerinin model olup olmadığından emin olmalıdırlar. Hayatta herhangi bir şeyin standartını koyarken mükemmel yada mükemmele yakın özellikler taşıdığında bu tip tutumlar içine girmek yaralayıcı bir alışkanlık olabilir. Çünkü kimse mükemmel değildir.

Küçük çocuklar doğaları gereği meraklıdırlar. İnsanları ve dünyayı merak ederler. Okul öncesi eğitime başladıkları sırada soru sorma, araştırma, yönlendirme, deneme ve oyun yoluyla çeşitli öğrenme becerilerini zaten edinmişlerdir. Başlangıçta uzaktan izlemekle yetinirler ancak; bu onların merakını tatmin etmez. Üstün yetenekli çocuklar daha yakından incelenmesi için fırsata ihtiyacı vardır. Dokunmaya gereksinim duyarlar (Morelock 1992).

Genellikle çocukların dünyayı keşfetme arzusuna pek çok sınırlama getirilir. “Kediyi öldüren merakıdır” diyerek yetişkinler onların cesaretini kırabilir. Yetişkinler dürüst olmayı başarabilirse, merakın kediye iyi şeyler kazandırdığını ve kedilerin sınırları test etmede ve neyin tehlikeli neyin güvenli olduğunu belirlemede büyük beceri sahibi olduğunu görebilirler. Çocukların tıpkı kediler gibi nesneleri araştırmaya dönük karşı konulmaz bir eğilimi vardır ve bu eğilimin yetişkinlikteki meraklılığın ve yaratıcılığın temelini oluşturduğu görülmektedir. Nesnelerle uğraşan çocuklar, içinde bulundukları durumu değerlendirirken bile sayısız özgün fikir üretebilmektedirler (Freeman 1986).

Üstün yetenekli okul öncesi çağ çocukları üstün yetenekli olmayan çocukların hoşlandıkları pek çok aktiviteye ilgi duyarlar; fakat daha büyük oranda derinlik ve detaydan hoşlanmaktadırlar. Eğer okul öncesi sınıfı, sağlık ile ilgili bir konuda çalışıyorsa öğretmen üstün yetenekli çocukları dikkate alarak daha çok detaya girebilir. Bunu, insan vücudunu ve kısımlarını ayrıntılı olarak gösteren bir maket kullanarak daha görsel ve ayrıntılı olarak inceleyebilirler. Pek çok üstün yetenekli ve üstün yetenekli olmayan çocuk, modelleri görüp onlara dokunarak, inceleyerek, merak ve düşünceleri uyarıldıkça kavramları daha derinlemesine olarak anlayabilirler (Foster 1993).

Her çocuk yeni bilgiler öğrenmekten hoşlanır ancak; bu durum üstün yetenekli çocuklarda biraz daha fazladır. Yeni fikir ve kavramları öğrenmek isterler. Örneğin; bir çocuk hayvanları çok seviyorsa evcil hayvan satan mağazalara giderek onlar hakkında daha ayrıntılı bilgi alıp daha yakından inceleyebilir, hayvan resimlerini biriktirebilirler.

Pek çok okul öncesi çocuğu kelimeleri kolayca öğrenebilir ve sıklıkla okumayı öğrenmek ister. Pek çoğu kitaplara büyük ilgi gösterirken bazıları anaokuluna gelmeden önce okumayı kendi kendilerine öğrenirler. Bu çocuklar için sınıfta mümkün olduğu kadar çok çeşitte nitelikli kitap, dergi, ansiklopedi, eğitici nitelikte video kasetler v.b. bulundurulmalı ve yeri geldikçe çocuklar tarafından kullanılmasına ve incelenmesine olanak sağlanmalıdır (Dowload 2002).

Çocukların en iyi öğrenme yollarından biri de oyundur. Yawkey (1987)’e göre, çocuklar dramatik ve birbirini takip eden serbest oyunları esnasında 30-50 dakika engellenmeden oynamak isterler. Bu zamanı, çocuklar kendilerini ve materyallerini organize etmek ve fikirlerini uygulamak için harcamaktadırlar. Özellikle üstün yetenekli çocuklar uzun zaman bloklarına ihtiyaç duyarlar. Çünkü geniş sosyo-dramatik oyun bölümleri yaratabilir ve karışık zaman yapıları oluşturabilirler. Bu çocukların, onları anlayabilen ve dramatik oyun yaratmada onlara yardım edebilecek kapasitede bireylerle oynamaya büyük gereksinimleri vardır (Akt: Metin 1999).

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARA YÖNELİK EĞİTİM MODELLERİ

Üstün yetenekli çocukların ihtiyaçlarını karşılamak ve gereksinim duydukları eğitimi verebilmek için ilk aşama olarak öğretmenleri veya aileleri tarafından fark edilmeleri ve uzmanlarca inceleme yapılıp tanılanmaları gerekmektedir. Yurtdışında ve ülkemizde bu tip özellik gösteren çocuklar için çeşitli eğitim modelleri geliştirilmiştir. Geliştirilen eğitim modellerinde ana amaç; üstün yetenekli olan çocukların yetenek, ilgi ve kapasiteleri ölçüsünde eğitim alabilmeleridir. Geliştirilen eğitim modelleri üç başlık altında toplanabilir;

1. Hızlandırma

2. Gruplama

3. Zenginleştirme

1. Hızlandırma: Çeşitli uyarlamalarla bu programın normal sürecinden daha önce tamamlanmasıdır. Bu modelin pek çok değişik formu vardır. Okula erken başlama, sınıf atlatma, birkaç sınıf birleştirme, program süresinden daha kısa sürede tamamlama, kurslar alma ve seminerlere katılma gibi pek çok şekilde olabilir. Ebeveynler, öğretmenler ve yöneticiler genellikle üstün yetenekli çocukların hızlandırma programına katılmaları konusunda yeterli sosyal, duygusal, fiziksel ve motor olgunluktan yoksun oldukları düşüncesi hakimdir. Ayrıca hızlandırma programı çocuğun yaşıtlarıyla iletişim kurma gereksinimlerine cevap vermemektedir.

2. Gruplama: Gruplamanın normal sınıflardaki üstün yetenekli öğrenciler için küme gruplandırmaları, özel sınıf, özel bir okulda gruplandırma, kaynak odada gruplandırma ve kaynak merkezlerinde gruplandırma, özel seminerler, özel alan kursları, çeşitli çalışma merkezlerindeki (müze, üniversiteler, bilim laboratuarları ve endüstiri gibi.) özel çalışmalar şeklinde uygulamaları bulunmaktadır. Bu tip özel gruplandırmalar uygun olarak düzenlendiğinde çocukların yeteneklerini geliştirmede belirgin düzeyde başarı sağladığı, çocukların bu uygulamalarla benlik kavramlarının geliştiği görülmektedir.

3. Zenginleştirme: Normal sınıf programında üstün yetenekli çocukların özelliklerine ve gereksinimlerine göre uygulamalar yapılması esastır. Bunun için normal sınıf içinde farklılaşmış öğrenme deneyimlerinin planlanması gerekmektedir. Yatay ve dikey olmak üzere iki türlü zenginleştirme yapılabilir. Yatay zenginleştirmede etkinlik çeşidini arttırma söz konusudur. Dikey zenginleştirme ise, o konu ile ilgili derinlemesine çalışmalar yapılmaktadır.

Zenginleştirilmiş normal sınıf modelinde, üstün yetenekli çocuklar için yaşıtlarıyla merak ilgi ve yeteneklerine cevap verecek şekilde hazırlanmış keşfetmeye yönelik aktiviteler, grup eğitim alıştırmaları yer almaktadır. Sınıf programına, normalde bulunmayan daha zor konular ve farklı materyaller, değişik öğrenme alanları eklenmektedir (Akt. Metin 1999).


ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR İÇİN HAZIRLANMIŞ OKUL ÖNCESİ
EĞİTİM PROGRAMLARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

• Hızlı öğrenen çocuğa, daha karmaşık öğrenme için gerekli olan temel becerileri kazandırmadan daha ileri düzeydeki kavram ve bilgilerin verilme tehlikesi vardır. Bu noktayı dikkate alarak, uzman okul öncesi öğretmenlerinin gözlem ve değerlendirme araçlarını kullanarak çocukların gelişim düzeylerini belirlemeleri gerekir. Bu doğrultuda seçilen yöntem, her bir çocuğun gereksinim, ilgi ve yeteneklerine göre farklılık gösterebilir.

• Üstün yetenekli çocuklar, daha ileri, karmaşık ve entelektüel çalışmalarında sırf standart eğitim programının temellerini her yönüyle kazanmamış olmaları nedeniyle engellenmemelidirler. Bu durumda ileri eğitim süreçlerinin tanıtımı ve uygulamasının ertelenmesinin, çocukları cezalandırıcı bir etkisi olabilir.

• Bilişsel ve fiziksel becerilerinin kazanılma hızında da ayrılıklar olabilir. Bir çocuk 4 yaşındayken karmaşık bir öyküyü oluşturabilir fakat bunu kendisi kaleme alamayabilir. Çocuğun yazmasını öğrenene kadar öykünün kaydedilemeyeceğini söylemek yerine öyküyü yetişkin kayda alabilir veya yazabilir.

• Nasihat ve uyarılar yerine çocukların bağımsız davranmalarına yardımcı olunmalı ve ne yapmaları gerektiğini söylemekten kaçınılmalıdır.

• Yapabilecekleri etkinlikleri uygulayabilmeleri için onlara fırsat verilmeli ve kendi kendilerini yönetmeleri için destek olunmalıdır.

• Çocukların sorgulama ve yargılama yeteneklerini geliştirmeye önem verilmelidir.

• Öğrencilerin kendi kendilerine öğrenmeleri için yardımcı olunmalı ve onlara gerekli zamanı tanımalıdır.

• Eğitimin amacı, çocukların sadece bilgilerle donanmaları değil aynı zamanda onları bilgi üretir duruma gelmeleri için gerekli fırsatları yaratmak olmalıdır.

• Çocukların sürekli çözebilecekleri problemlerle karşılaştırmak gereklidir. Problem çözmeyle, bağımsız araştırma ve soruşturma alanlarında sistematik öğretim sağlanmaktır.

Öğretmenler, problemleri tanımaları, kaynak bilgi sağlamaları ve çalışmalarını değerlendirmeleri konularında çocuklara yardımcı olmalıdırlar. Ayrıca sınıfın, çocukların ilgi duyup araştırma ve sorun çözme becerilerinin geliştirildiği bir ortam haline dönüştürülmesini sağlayabilirler (Davaslıgil 2003).

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN ÖĞRETMEN VE


AİLELERİNE YÖNELİK BİRLİKTE YAPILABİLECEKLERİ ETKİNLİKLER

Üstün yetenekli çocukların yetenek, ilgi ve ihtiyaçlarına cevap verme konusunda ailesine ve öğretmenlerine çok büyük görevler düşmektedir. Çünkü yukarıda da belirtildiği gibi onlar diğer yaşıtlarından daha fazla, ayrıntılı ve derinlemesine bilgi öğrenmek isterler. Bu sebeple aşağıda sıralanan örnekler gibi etkinlikler uygulamak, bu tip özellik taşıyan çocuğa sahip aileler ve öğretmenlerin çocuğa gereksinimleri doğrultusunda destek vermelerine olanak sağlayabilir.

• Karşılaştırma ve zıtlık: Kitaptaki iki karakter, tanıdığı iki insan, iki televizyon şovu, iki köpek arasındaki benzerlik ve farklılıkların neler olduğunu sormak.

• Farklı yollarla gruplama yapmak: Sevdiği televizyon şovları, tanıdığı insanları, oyuncakları, içecekleri, günün saatleri, duyguları, kıyafetleri, farklı geometrik şekilleri gruplama konusunda farklı yollar bulmasına olanak vermek.

• Bilgisayar kullanmak: Çocuklara bilgisayar kullanmayı öğretmek. Dinazorlar, facemaker (yüz yaratma) gibi bazı programlar bu çocuklar tarafından zevkle kullanılmaktadır.

• Farklı oyuncaklar: Değişik manipülatif oyuncaklar sunmak ve bu materyallerle özgün tasarımlar üretmesine fırsat vermek.

• Farklı düşünme becerileri: Basit mantıksal yap-bozlar ve labirentler sunarak kritik düşünme ve problem çözme becerilerini öğretmek.

• Tahmin etme becerisini geliştirmek: Bir televizyon şovunda “sonra ne olacak?”, kitapta, insanların yaşamı konusunda “ne düşünüyorsun?” veya “bu çocuk kızgın mı?”, “sence ne düşünüyor?” gibi tahminlerde bulunmasını istemek.

• “Eğer........ olursa”: “Dışarıda çimlerin üstüne bir parça ekmek bırakırsak” veya “büyük annene mektup göndermek istesen” veya “eğer insanlar uçabilseydi”, “bütün arkadaşlarına kızsaydın ne olurdu?” tipinde sorular sormak.

• Karışıp değişen hayvanlar: Birkaç tane hayvan seçmesini isteyip bazılarının özelliklerini değiş tokuş etmesini istedikten sonra ortaya çıkan yeni tür hayvanı çizmesini veya plastirinden modelini yapmasını veya onunla ilgili bir hikaye yazmasını istemek.

• Bilim, doğa ve çevre ile ilgili kitaplar okumak: Bu çocuklar bilim, doğa ve çevre hakkındaki kitaplardan genellikle çok hoşlanırlar.

• Teybe öykü, gözlem v.b kaydı yapmak: Çocuğa taşınabilir küçük bir teybin ve mikrofonun nasıl kullanıldığını anlatarak ya bir hikaye ya bir şarkı ya da ev veya okulun etrafında bir gezi yapıp daha sonra dinlediğinde neler gördüğünü hatırlayabilmesi için gördüklerini kaydetmesini istemek.

• Kendi süper kahramanını yaratmak: Çocuktan tıpkı örümcek adamı birisinin kendi hayal gücünü kullanarak yarattığı gibi onun da süper bir kahraman yaratmasını isteyip gözlerini kapatmasını ve bir süre bu yeni kahramanı hayal etmesini, hikayesi hakkında konuşmadan önce kahramanına bir isim vermesini, çizmesini veya kahramanın içinde yer aldığı bir hikaye v.b. yazmasını desteklemek.

• İpucu vererek resim yaptırmak: Çocuğa üzerinde bir takım çizgiler veya yuvarlak çizilmiş bir kağıt vererek bu çizgileri kullanarak istediği bir resim yapmasını ve sonra size tanıtmasını söylemek.

• Müzik zevki aşılamak: Vivaldi, Bach ve Raffi dinlemelerinde onlara fırsat vererek uygun müzikler sunmak.

• Sanat zevki aşılamak: Önemli sanatçıları ve farklı sanat stillerini öğreterek onları sanat galerilerine götürerek ve yüksek kalitede resimli kitaplar okuyarak uygun sanat dallarını tanıtmak.

• Sanat etkinlikleri: Hüner gerektiren aktivitelerden ziyade sanat aktiviteleri sağlamak. Hüner gerektiren aktivite bu çocukların gözünü korkutabilir. Çünkü yaptıkları modele benzemediği zaman mükemmelliyetçi olan bu çocukların hayal kırıklığına uğramasına neden olabilir.

• Yaratıcı yemek pişirmek: Çocukların çeşitli malzemeler kullanarak farklı yiyecekler hazırlamasını istemek. Kuruyemişli meyve salatası gibi.

• Paralarla oyun: Çocukla bozuk paralar hakkında konuşmak ve eğer ilgileniyorsa gerçek bozuk paralarla mutfaktan aldığı malzemelerle kendi marketini kurmasına izin vermek ve bunu genişleterek mağazadan bir iki şey alma veya ürün değiştirmesine olanak tanımak veya yediği yemeğin maliyetini üzerinde çalışıp hesaplamasını sağlamak.

• Şekilleri tanımak: Çocuğa bir süt kartonu, bir ev gibi gerçek hayattan bazı şekilleri, objeleri göstermek ve iki veya üç boyutlu şekillerin isimlerini öğrenmesini ve onları gördüğünde tanımasını istemek.

• Öğretmen ve aileler kendi hayal güçlerini kullanarak yeni ilginç ve özgün etkinlikler planlayabilirler (Siegelbaum ve Rotner 1983, Dowland 2002).
SONUÇ



Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   37


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə