Uzayda Facebook hesabı için erken mi?



Yüklə 104,86 Kb.

tarix17.04.2018
ölçüsü104,86 Kb.
növüYazı


 

Uzayda Facebook hesabı için erken mi? 



Bir araştırmaya göre, Dünya dışı canlılarla sosyalleşmeye hazır değiliz 

“Uzayda yalnız mıyız?” meslekte yeni  bilim yazarlarının ilk astrobiyoloji  yazılarının vazgeçilmezi olan bu 

klişe giriş bugünlerde pek rağbette değil.  Neredyse hergün açıklanan Güneş dışı gezegen keşifleri  ve  

gökbilimcilerin  yalnızca Samanyolu’nda yaşam destekleyebilecek on milyarlarca gezegen bulunduğu 

yolundaki hesaplarıyla soru artık “Neredeler?” biçimine dönüştü. Bu merakın birkaç astronotun takıntısı 

olmaktan çıktığı, “uzaylı”nın sesini koca bir kulakla, Porto Riko’daki 

300 metre çaplı Arecibo radyo teleskopuyla  duymaya çalışan SETI 

(Dünya Dışı Uygarlıklar Araştırması)  projesi nce derlenen terabaytlar 

düzeyindeki verileri n incelenmesine yardımcı olmak için 

bilgisayarlarını hizmete sunan milyonlarca gönüllüden  belli. 




Uzaylıların yanımızda yöremizde  varlığını gösterecek sinyalleri  dinlemeye çalışmanın bir zararı yok.  

Bunu zaten   aşağı yukarı 50 yıldır yapıyoruz.  Radyo dalga boylarını taramanın ya da yüksek enerjili lazer 

atımları var mı diye bakınmanın yanısıra “pasif araştırma” alanına giren alternatif yöntem önerilerinde 

de sayı sıkıntısı görünmüyor. Bunlardan biraz zorlanmış hayal güçlerinin ürünü izlenimi veren bazıları, 

Rus astrofizikçi Nikolai Kardashev’in süperuygarlıklar sınıflandırılması üzerine kurgulanmışa benziyor.  

İçlerinden birine göre gökadaların karanlık kovuklarında  ileri 

bir uygarlığın, tüm enerjisini kullanmak için bir yıldızın 

çevresinde inşa ettiği  (ve dolayısıyla onu görünmez kıldığı) 

Dyson küreleri aranmalı. Bir başkasıysa , uzayda gezebilen 

türler in  itki için oluşturdukları  atom boyutlarında “karadelik 

motorlarının” gözlenmesini  öneriyor.  Daha bir başkasına göre 

de yıldızlarının önünden geçen garip yapıda (örneğin, piramit 

biçimli) gezegenlere dikkat edilmeli. Olası  “uzaylı işaretleri” 

arasında  yıldızların çevresinde madenleri  sömürülmüş 

asteroidler  ya da sözde bir süperuygarlığı  temsil  eden, ama 

yeterince uygarlaşmamış gezginlerin Güneş Sistemimizden 

geçerken gemi dışına döktükleri makine parçaları ya da başka 

mühendislik  ürünü  biçiminde “çöp” de sayılıyor.  

Ama iş taktik değiştirip akıllı  

uzaylıların ilgisini “çekme” 

girişimlerine gelince, tepkiler 

fikre sıcak bakmamaktan, aktif 

muhalefete kadar uzanıyor. Bir 

İspanyol  üniversite 

psikologunun yaptığı  anket,  

insanların  bir yabancı uygarlıkla 

temasa çalışmak için hazırlıklı 

olmadığını ortaya koyarken, 

ünlü  bir fizikçiye göre de proje 

“düpedüz intihar”.  Yine de iflah 

olmaz “temas”  miltanları, 

bazen yaratıcı yöntemlere de 

başvurarak yerimizi “ifşa 

etmeyi” sür dürüyorlar.  




Samanyolu’nda yaşam 

destekleyebilecek  on milyarlarca 

gezegenin varlığına işaret eden 

bulgular ve dünya benzerlerinin 

birbiri peşisıra keşfinin bir gün 

uzaylının  kapımızı çalmasını 

kaçınılmaz kıldığını düşünüyor olmalı 

ki, İspanya’nın  Cádiz 

Üniversitesi’nden nöro-psikolog 

Gabriel G. de la Torre, buna nasıl 

tepki gösterileceğini merak etmiş.  

Bilinçli yorumları tercih eden 

araştırmacı, insanlığın nitelikli 

temsilcilerinin gezmeye meraklı 

uzaylılarla karşılaşmaya hazırlık 

derecesini  ölçmek için 116 İspanyol, 

Amerikalı ve İtalyan üniversite 

öğrencisine ayrıntılı bir anket 

doldurtmuş.  Katılanlar, gökbilim, 

cisimlerin kozmostaki yerleri,  ortamı 

algılayabilme düzeyleri, uzaylılarla 

karşılaşma olasılığı konusundaki 

düşünceleri  ve dini duygularının 

derinliği açılarından değerlendirilmiş.  

Bulgular, ne yazık ki “Hey, bakın, biz 

buradayız”  yönteminin 

eylemcilerinin heveslerini 

kamçılayacak türden değil.  De la 

Torre,  "...  kozmos ve içinde aldığımız 

yer konusunda belli bir eğitim 

seviyesindeki toplumun bilgisi  hâlâ 

yetersiz. Demek ki, elimizdeki en iyi 

aracı, eğitimi kullanarak, kozmik 

bilinci, zihnimizin çevremizdeki genel 

gerçekliği   daha iyi kavramasını 

sağlayacak  biçimde geliştirmeliyiz” 

diyor.  Araştırmada, bilim ve 

teknolojideki büyük ilerlemeye 

karşın, üniversite öğrencileri – ve 

herhalde toplumun geri  kalanı – 

 

Kardashev Ölçeği 



SETI doğal bir açıklaması yapılamayan bir sinyal yakalayacak olursa, kaşların yukarı 

kalkacağını tahmin edebilirsiniz. Belli ki, ileri bir uygarlıktan geliyor. Tamam da, ne 

kadar ileri? Rus (O zamanlar Sovyet) astrofizikçi Nikolai Kardashev bize bir ölçüt 

sunmuş bulunuyor. 82 yaşındaki bilimci, 1964 yılında yayımladığı ve “Kardashev 

Ölçeği” diye ünlenen makalesinde ileri uygarlıkları, yararlanabildikleri enerji düzeyine 

göre üç kategoriye ayırdı.  

İlk basamakta, gezegeninin tüm enerjisini kullnabilen Tip I uygarlık yer alıyor. Bu da, 

kendi dünyamız örneğinde okyanus sularının içerdiği 130 katrilyon ton hidrojenin 

helyuma dönüştürülerek elde edilecek füzyon enerjisi demek. Uygarlığı milyarlarca yıl 

ayakta tutacak bu enerjinin ayrıca fotovoltaik hücreler ve gün ışığı kolektörleriyle 

sağlanacak Güneş enerjisi, yanı sıra rüzgar enerjisi,  hidroelektrik santraller gibi 

yenilenebilir enerji kullanımıyla desteklenmesi de gerekiyor.  



Tip II uygarlık statüsüne çıkabilmek için, ilk başta bu mühendislik başarılarını çok 

sayıda güneş sisteminde çok sayıda gezegene yaymak gerekecek. Ancak, süper 

sıfatını hakeden bir uygarlığın, tüm enerjisini sömürmek için bir yıldızı çepeçevre 

saran (ve fizikçi Freeman Dyson’un düş gücü ürünü olduğundan onun adıyla anılan) 

“Dyson Küreleri” ya da en azından enerji santrali uydular ya da yaşam alanlarından 

oluşan Dyson kuşakları ya da sürüleri meydana getirmesi de lazım 

 

Bu tipten uygarlıklardan görece daha ileri olanları, “yıldızları yedirerek” kara 



deliklerin gücünü kullanıma açabilirler ya da kendi amaçları için kullanmak üzere bir 

yıldızın üzerindeki malzemeyi soyabilirler, artık bir sanayi yan ürünü haline gelmiş 

olacak karşımaddeyi kullanabilirler, kuramsal olarak karadeliklerin öteki ucunda yer 

alan “beyaz deliklerden” püsküren enerjiyi hizmete alabilirler ya da evrendeki en 

şiddetli olaylar olan gama ışın patlamalarının enerjisinden yararlanabilirler.  

Kardashev Ölçeği’nin tepesinde yer alan Tip III uygarlıklar, üstünlüklerini Tip II 

uygarlıkların yöntenlerni tek tek her yıldızda uygulayarak ve hatta belki de 

gökadaların büyük çoğunluğunun merkezlerinde bulunduğu düşünülen dev kütleli 

karadeliklerin gücünü de “işletmeye alarak”  bir ya da birçok gökadanın toplam 

enerjisini kullanarak kanıtlayanlar.  

Kardashev ölçeği daha sonra başkaları tarafından tüm evrenin toplam enerjisini 

kullanabilen Tip IV uygarlıklar ve çok sayıda evrenin tüm enerjisinden yararlanabilen 



Tip V uygarlıkları da kapsayacak biçimde genişletildi.   

Her ne kadar Kardashev bizim erişebildiğimiz teknolojik düzeyi görmezden gelme 

inceliğini göstermiş olsa da, başkaları fosil yakıt temelli teknolojimizin gezegenimizin 

sunduğu her şeyi kullanabilmekten çok uzak olduğu gerekçesiyle bize Tip 0 uygarlık  

kategorisinin mahcubiyetini uygun gördüler. 

 

Bir yıldızı çevreleyen 



Dyson kuşaklarının temsili 

resmi. Dyson küresiyse,  

üzerinde yıldızın tüm 

enerjisini sömüren bir Tip 

II uygarlığın yaşadığı katı 

bir küre olarak 

betimleniyor. 

 



gökbilimle ilgili pek  çok konuda yetersiz bulunmuş. Görünen, kozmik olaylara dini inançlar 

penceresinden bakmaları ve Dünya boyundaki  krizlerin çözümünü de politikacılara bırakmaları.  

Araştırmacı, “Olası bir dünya dışı uygarlıkla ilişkilerimizde manevi düşünce kalıplarına başvurmamalıyız; 

çünkü bunlar, dinin ağır etkisi altındadır. Bizden daha akıllı varlıklar neden ille de “iyi” olacaklar ki?” 

diyor.  Öte yandan, dünya dışı varlıklar araştırmasının birkaç bilimcinin tekelinde olmasına da itirazı var. 

İhtiyatı  elden bırakmayan De la Torre, niyetleri ni bilemeyeceğimiz dünya dışı varlıklarla temas  işinin 

“bu konular üzerinde adam gibi bir eğitimden sonra”, tüm insanlığın  kararına bırakılması gerektiğini 

savunuyor.  

Dikkat yanlılarından biri de, daha önce de “iyi niyetli olsalar bile uzaylıların, savunmamızın olmadığı 

hastalıklar biçiminde istenmeyen hediyelerle birlikte gelebilecekleri” uyarısını yapmış bulunan  ünlü 

fizikçi Stephen Hawking’den başkası değil.  

Daha  yakınlardaysa, karadelikler ve evrenin geneli üzerindeki kuramlarının yanısıra esprili stiliyle de 

tanınan  bilimci, “Stephen Hawking ile Uzaya” adlı belgesel  dizinin 2010 yılında gösterime girişinde 

verdiği demeçte, tanıdık bir türün verdiği ipuçlarına işaret ederek uzaylıların iyiniyetine 

güvenilemeyeceğini  şöyle vurguluyordu: “Uzayda akıllı yaşamın  karşılaşmaktan hoşlanmayacağımız bir 

biçim alabileceğini görmek için kendimize bakmamız yeter”.  “Evleri olan gezegenin tüm kaynaklarını 

tüketmiş olup muazzam gemilerde yaşadıklarını  düşünebiliyorum.  Böylesine gelişmiş uzaylılar belki de 

göçebe haline gelmiş ve önlerine çıkan her uygun gezegeni zaptedip  yerleşmek  peşinde olabilirler.” 

Hawking, tehlikeyi 

daha anlaşılır 

kılmak için uzaydan 

bir ziyaretin, Kristof 

Kolomb’un Yeni 

Dünya’ya “Amerika 

yerlleri  için  hiç de 

hayırlı  olmayan” 

gelişi ne 

benzeyebileceğini 

söylüyor. 

 

 



Ne var ki, uyarılar, geç kalmış olmaları bir yana, kendilerini uzaylıları Dünyamıza çekmeye adamış 

militanları yoldan çevirme gücünden uzak görünüyorlar.  Bir kere,  yerimizi aşağı yukarı 100 yıldan beri, 

ilk radyo yayınlarından başlayarak sürekli  ilan ediyoruz. Radyo dalgaları ışık hızında yayıldığına göre, 

uzayda yüz ışık çaplı bir küre içinde bulunabilecek uzaylılar, eğer yeterince akıllılarsa Dünyamızın 

koordinatlarını belirlemiş olabilirler.  

Hollywood bilim kurgusu “Los Angeles  Savaşı“uzaylılara karşı bilinçaltı korkuyu 

 

yansıtıyor.



  


SETI’nin önde gelen “uzaylı avcılarından”  Dan Werthimer, on yıllardır süren çabaya yeni finans sağlamak 

için bir ABD Kongre komisyonuna yaptığı sunumda,  bu hesapça ilk televizyon yayınlarımızın bu hacim 

içinde 10.000 yıldızı geçmiş olması gerektiğine işaret  ediyordu. “Yakınlardaki yıldızlar ‘Simpsonlar’ı  

gördüler. Biz yayın yapabiliyorsak, belki başka uygarlıklar da bizim  yönümüze sinyaller gönderiyorlardır ; 

bunlar bizimkiler gibi uzaya ‘sızıyor’ olabileceği gibi, bilinçli gönderilmiş bir sinyal de olabilir.” 

 Kendi bilinçli gönderilerimize gelince, ünlü gökbilimci Carl Sagan ve uzayda akıllı yaşam olasılığı 

konusundaki formülün sahibi  Frank Drake tarafından tasarlanan uzaylılara ilk mesajımız , 1972 ve 

1973’te Pioneer  10 ve Pioneer  11 uzay araçlarıyla gönderildi. Mesajlar,  üzerlerine bir erkek ve bir kadın 

figürüyle birlikte Güneş Sistemi’nde yerimizi  gösteren  semboller ve doğru  yola işaret eden bir düzine 

kadar atarcanın işaretlenmiş olduğu birbirinin eşi iki 

metal plaka şeklindeydi.  Ayrıca bir hidrojen atomunu  ve  

elektronunun spin tersinmesini gösteren sembolIer de 

içeriyordu. Bunun önemi, tersinme sırasında 21 cm dalga 

boyunda radyo dalgaları yayınlanması, ve hidrojen 

evrendeki  en bol element olduğundan bu  radyo 

dalgalarının uzayın her yerinde görülmesiydi.  Amaç,  

uygarlığımızın en azından bunu bilecek kadar akıllı 

olduğunu olası uzaylılara göstermekti.  Bu ilk mesaj, 

sıradan bir insanın görünce anlayabileceği tek mesajdı; 

ama sonradan eleştirilmesinin nedeni de uzaylı yerine 

insan algısına hitap ediyor olmasıydı.  

O zamandan bu yana Active SETI, ya da ünlü Rus radyo  

gökbilimcisi ve önde gelen uzaylı avcılarından 

Aleksandr Zaitsev’in koyduğu isimle METI (Messagıng 

to the  Extra-Terrestrial  Intelligence – Uzaylı 

Uygarlıklara Mesaj)  şemsiyesi altında birbirleriyle daha 

gevşek bağlantıda  “uzaylıya mesaj” grupları, olası 

dünya dışı uygarlıklarla temas için birçok girişimde bulundular. Bunlar arasında, 

Kırım’daki Yevpatoria  Gezegen Radarı adlı radyo teleskopla gönderilen “Kozmik 

Çağrı”lar da bulunuyor. Bir başka Zaitsev girişimi olan “ETI’ye (Dünya dışı akıllı 

varlıklara) Teenage Çağrısı” bir elektronik müzik kaydı içerirken,  NASA bir Beatles 

parçası gönderdi ki, bunların o kılı kırk yararak bilgisayar dilinde hazırlananlardan  daha 

iyi bir iletişim aracı olduğu savunulabilir!  Bu (bilgisayarca) mesajlarda görünense, bir  

grid üzerinde değişik kombinasyonlarda kümelenmiş  karelerden oluşan ve anlamları, 

afallamış biz Dünyalılara uzmanlarca ancak sayfalar dolusu  açıklamayla anlatılabilen 

satırlar ve dijitalleştirilmiş bir insan şekli  (tanınabilen yegane sembol).  

Pioneer plakası (yukarıda)  

ve (yapay renklendirilmiş)  

Arecibo mesajı (sağda). 



Bazı mesajlarsa, insanların kullandığı 

harflerin  anlamlarını, hangi seslere 

karşılık geldiklerini, bunların hangi 

sözcükler oluşturduğunu ve bu 

sözcüklerin  değişik dillerde ne anlama 

geldiklerini çözmenin ileri uygarlıklar için 

çocuk oyuncağı  olacağı beklentisiyle  

sıradan halk tarafından günlük dilde  de 

gönderildi.  

2012 yılında Arecibo radyo teleskopu, 

“Wow sinyali”  diye adlandırılan güçlü,  

ama tekrarlanmamış bir mesaja “cevap” 

olarak Yay (Sagittarius) Takımyıldızı 

bölgesine  10.000 twitter mesajı  

gönderdi.  (21 cm) hidrojen çizgisiyle 

neredeyse aynı frekanstaki sinyal, 

cevaptan 35 yıl önce, Ohio Eyalet Üniversitesi’nin “Büyük Kulak” adlı radyo teleskopunun gökyüzünü 

taradığı 72 saniye içinde kaydedilmişti. Sonraki taramalardaysa sinyale bir daha rastlanmamıştı.  

 Öte yandan Pennsylvania Eyalet Üniversitesi doktora sonrası  araştırmacısı Jacob Haqq-Misra  ve (artık 

yaşamayan) işadamı Pierre Fabre,  2013’te Lone Signal adlı bir organizasyon başlatarak uzay 

meraklılarını, Çoban (Boötes) Takımyıldızı bölgesinde 17.6 ışık yılı uzaklıkta, bir gezegen sistemine sahip 

olabilecek bir kırmızı cüce yıldız olarak varlığını ieri sürdükleri Gliese 526 adlı bir yıldıza twitter usulü 144-

kelimelik mesajlar göndermeye çağırdılar. Ekip, bu projeyle dünyanın çeşitli yerlerinde bir radyo 

teleskoplar ağı  kurmaya harcanacak 100 milyon dolar gelir elde etmeyi umuyor. California’da Carmel 

kasabasında Jamesburg Yer İstasyonu adlı, yeniden  devreye alınan bir radyoteloskopla gönderilen 

mesajlar 2031 yılında hedeflerine ulaşacaklar.  

*Bazı yakın  yıldızlar yönüne gönderilen mesajda, Dünya bitkilerinin fotosentez yapmak için kullandıkları, 

karbondioksiti enerji yüklü şeker parçacıklarına çeviren bu enzimin genetik koduna  yer verilmişti.  

 

Mors Mesajı (1962)  



 

Arecibo Mesajı

1974) 

 

Kozmik çağrı



 1 (1999) 

 

Gençlikten Çağrı



 (2001) 

 

Kozmik Çağrı 2 (2003) 



 

Tüm Evrene

 (2008) 

 

Dünya’dan Bir



 

Mesaj


2008) 

 

Dünya’dan Selam



(2009) 

 

RuBisCoYıldızları



 (2009)* 

 

 Wow! Cevap(2012)



 

 

 



LoneSignal

(2013) 


 

Türünün en büyüklerinden olan Kırım’daki Yevpatoria radyo teleskopu 

ya da gezegen radarı,benzerlerinde olmayan bir avantaja sahip: Radyo 

sinyallerinin, çevrelerinde yaşam taşayan gezegenlerin dönüyor 

olabileceği uzak yıldızlara gönderilmesine olanak veren güçlü vericiler. .   



 

Hedef yıldızın çevresinde, 

mesajların şifresini çözüp hemen 

cevaplayan linguistik alanında 

uzman uzaylıların yaşadığı 

gezegenlerin dolandığını  

varsayacak olursak, ilk mesajları 

gönderenlerin posta kutularını  

kontrol etmek için 2048 yılını 

beklemeleri gerekecek. Projeyi 

destekleyenler arasında öne çıkan 

bir isim de, 30-40 yılda yapay 

zekanın insanlarınkini geçmesinin 

ardından , artık yalnızca biyolojik 

olmaktan çıkacak ve hem yapay 

zeka, hem de nanoteknoloji 

ürünleriyle büyük ölçüde gelişecek 

insanın evrene hükmedeceğini 

öngören füturist Ray Kurzweil da 

var.   Kendisinden beklenebileceği 

gibi ünlü bilgisayar uzmanı, uzaylı 

muhataplarına,  bu mesaj 

kendilerine ulaştığında, bilgisayarlar 

sayesinde insan ırkının çok daha 

zeki olacağını belirtti.  

İşte o zaman belki yeni anketlere 

katılan  deneklerin uzaylılarla haşır 

neşir olma konusundaki cevapları, 

Cádiz araştırmacısının bulduğu 

kadar olumsuz olmayacaktır.  

 

Raşit Gürdilek  



2014-05-26 

 

Yapılan yayınlar 

Mesaj gönderilen yıldızların listesi:  

Adı 

Kodu 

Takımyıldızı 

Gönd. 

 Tarih 

Varışı 

Mesajın 

adı 

Messier 13

 

NGC 6205 



Herkül

 

Kasım  16, 



1974 

Yaklaşık 

27000 

Arecibo 


Mesajı

 

Altair



 

Alpha Aql 

Kartal

 

Ağustos15, 



1983 

1999 


Altair 

(Morimoto - 

Hirabayashi) 

Mesajı 


Spica

 

Alpha Vir 



Başak

 

          



Ağustos 

     1997 

2247 

NASDA 


Kozmik-

Takım 


16 Cyg A

 

HD



 186408 

Kuğu


 

Mayıs 24, 

1999 

Kasım 


2069 

Kozmik 


Çağrı

 1 


15 Sge

 

HD



 190406 

Okçuk


 

Haziran. 

30, 1999 

Şubat 


2057 

Kozmik 


Çağrı

 1 


 

HD

 178428 



Okçuk

 

Haziran. 



30, 1999 

Ekim 


2067 

Kozmik 


Çağrı

 1 


Gl 777

 

HD



 190360 

Kuğu


 

Temmuz 1, 

1999 

Nisan 


2051 

Kozmik 


Çağrı

 1 


 

HD

 197076 



Yunus

 

Ağustos 



29, 2001 

Şubat 


2070 

Gençlikten 

Çağrı

 

47 UMa



 

HD

 95128 



Büyük Ayı

 

 



Eylül 3, 

2001 


Tem.2047 

Gençlikten 

Çağrı

 

37 Gem



 

HD

 50692 



İkizler

 

Eylül 3, 



2001 

Aralık 


2057 

Gençlikten 

Çağrı

 

 



HD

 126053 


Başak

 

Eylül 3, 



2001 

Ocak 


2059 

Gençlikten 

Çağrı

 

 



HD

 76151 


Suyılanı

 

Eylül  4, 



2001 

Mayıs 


2057 

Gençlikten 

Çağrı

 

 



HD

 193664 


Ejderha

 

Eylül 4, 



2001 

Ocak 


2059 

Gençlikten 

Çağrı

 

 



HIP

 4872 


Koltuk

 

Temmuz 6, 



2003 

Nisan 


2036 

Kozmik 


Çağrı

 2 


 

HD

 245409 



Avcı

 

Temmuz  



6, 2003 

Ağustos 


2040 

Kozmik 


Çağrı

 

l



 2 

55 Cnc


 

HD

 75732 



Yengeç

 

Temmuz 6, 



2003 

Mayıs 


2044 

Kozmik 


Çağrı

 2 


 

HD 10307


 

Andromeda

 

Temmuz 6, 



2003 

Eylül 


2044 

Cosmic Call

 



47 UMa



 

HD

 95128 



Büyük Ayı

 

Temmuz 6, 



2003 

Mayıs 


2049 

Kozmik 


Çağrı

 2 


Polaris

 

HIP



 11767 

Küçük Ayı

 

Şubat  4, 



2008 

2439 


Tüm Evrene

 

 



Gliese 581

 

HIP



 74995 

Terazi


 

Ekim 9, 


2008 

2029 


Dünya’dan 

Bir Mesaj

 

 

Gliese 581



 

HIP


 74995 

Terazi


 

Ağustos  

28, 2009 

2030 


Dünya’dan 

Selam


 

 

GJ 83.1



 

GJ

 83.1 



Koç

 

Kasım 7, 



2009 

2024 


RuBisCo 

Yıldızları

 

Teegarden's 



Star

 

SO 



J025300.5+165258 

Koç


 

Kasım 7, 

2009 

2022 


RuBisCo 

Yıldızları

 

Kappa


1

 

Ceti



 

GJ

 137 



Balina

 

Kasım 7, 



2009 

2039 


RuBisCo 

Yıldızları

 

 

HIP



 34511 

İkizler


 

Ağustos 


15, 2012 

2163 


Wow! Cevap

 

37 Gem



 

HD

 50692 



İkizler

 

Ağustos  



15, 2012 

2069 


Wow! Cevap

 

55 Cnc



 

HD

 75732 



Cancer

 

August 15, 



2012 

2053 


Wow! Reply

 

Gliese 526 



HD

 119850 


Boötes

 

July 10, 



2013 

2031 


Lone Signal

 

 




 

REFERENCES: 

“Are we ready  for contact with extraterrestrial intelligence?”, FECYT - Spanish Foundation for Science 

and Technology, 6 May 2016 

“Hawking: Aliens may pose risk to Earth”, The Daily Telegraph, 25 April 2010 

“Active SETI”,Wikipedia, http://en.wikipedia.org/wiki/Active_SETI 

“Alien Life Discovery Could Happen Within 20 Years”, Discovery News, 22 May 2014, 

http://news.discovery.com/space/alien-life-exoplanets/alien-life-discovery-could-happen-within-20-

years-140521.htm#mkcpgn=emnws1 

http://en.wikipedia.org/wiki/Kardashev_scale#Type.C2.A0I_civilization_methods 

http://en.wikipedia.org/wiki/Lone_Signal 

http://thelonesignal.tumblr.com/

 

 

TAGS: 



Extraterrestrial, alien, ET, Kardashev, Yevpatoria, SETI, Active SETI, METI

 

 





Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə