Yahya Arıkan



Yüklə 204,65 Kb.
səhifə1/5
tarix25.06.2018
ölçüsü204,65 Kb.
  1   2   3   4   5



Konu : Marmara Depremi ve Sonrası

Konuklar : İslam DOĞAN (Yalova SMMMO Başkanı)

Halil KOCACIK (Sakarya SMMMO Başkanı)

Ender ŞENOL (Kocaeli SMMMO Başkanı)

Uğur BÜYÜKBALKAN (TÜRMOB Genel Sekreteri)

Cahit KESEMEN (İstanbul SMMMO Genel Sekreteri)
- Yahya Arıkan

İyi akşamlar değerli izleyiciler. Bir Mali Çözüm programında yine sizlerle birlikteyiz. Bu haftaki Mali Çözüm’de Marmara Bölgesi’nde yaşanan depremi, değerli konuklarımızla ekonomik yönden, birçok yönden ele almaya çalışacağız. Her zaman olduğu gibi Mali Çözüm programına telefon ile katılıp katkı sunabilirsiniz. Sizlere telefon numaramızı vermek istiyorum 2864673. Telefon numaramızı bir kez daha tekrar ediyorum 0212.2864673. Sizlere bu akşamki değerli konuklarımı tanıtmak istiyorum. Yalova Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası başkanı sayın İslam Doğan. Hoş geldiniz efendim.

- Hoş bulduk.

- Sakarya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası başkanı sayın Halil Kocacık. Hoş geldiniz efendim.

- Hoş bulduk.

- Kocaeli Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası başkanı Sayın Ender Şenol. Hoş geldiniz efendim.

- Hoş bulduk sayın başkan.

- TÜRMOB Genel Sekreteri sayın Uğur Büyükbalkan. Hoş geldiniz efendim.

- Hoş bulduk.

- İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Genel Sekreteri sayın Cahit Kesemen. Hoş geldiniz efendim.

- Hoş bulduk.

- Değerli izleyiciler Marmara’da yaşanan depremin bugün 35. gününü yaşıyoruz. Aramızdan yüzlerce binlerce yurttaşımızı kaybettik, yüzlerce, binlerce ev enkaz altında kaldı. Gerçekten bu bölgede ekonomi nedir, yaşam nasıl devam ediyor? Değerli konuklarımızla bunları tek tek ele alacağız. Ben öncelikle bu depremden dolayı hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımıza baş sağlığı diliyorum, geride kalan yurttaşlarımıza sabır diliyorum. Değerli izleyiciler 1894 yılından 1994 yılına kadar Marmara depremi hariç ülkemizde 113 deprem olmuş, yaklaşık 75 bin yurttaşımız hayatını kaybetmiş ve yine yaklaşık 478 bin bina enkaz altında kalmış. Biz bu akşam öncelikle değerli oda başkanlarımızdan bölgedeki can kaybını, mal kaybını ve yaşamın nasıl devam ettiğini önce onlardan öğreneceğiz, yetkili ağızlardan öğreneceğiz. Verilen rakamlar gerçek mi değil mi onu öğreneceğiz ve belirttiğim gibi programa sizlerde katılıp görüşlerinizi katkılarınızı sunabilirsiniz. Ben önce Kocaeli Oda Başkanımız Ender Şenol’dan başlamak istiyorum. Kocaeli’nin durumu nedir Sayın Şenol, kaç kaybımız var, evler ne alemde , yaşam nasıl devam ediyor, sorunlar nelerdir? Sizden başlayalım efendim, buyurun.

- Tabii başkan, teşekkür ederim. Bir teşekkürüm de bu fırsatı verdiğiniz için. Açılış konuşmanızda dileklerinizi söylediniz katılmamak mümkün değil, kayıplarımız büyük, insan kayıplarımız çok ciddi, fiziki kayıplarımız ciddi. Bölge ile ilgili bir takım değerlendirmeleri belki önümüzdeki işte sanayi ile ilgili, şeyle ilgili değerlemeleri çok daha iyi yapabilme mümkün. Ama kısaca sorduğunuz sualle sınırlı kalarak birinci söylemek icap ederse yaşadığımız deprem hadisesi fiziki kayıpların doğurduğu fiziki kayıplar kadar ciddi boyutlarda insan kayıplarına , üretim kayıplarına, toplumsal değer kayıplarına tedavi görmesi lazım insan yaratılması gerektiği boyutlarında ciddi sorunlara neden olmuş durumda bölgede. Rakamsal verileri çok fazla şey yapmak gerekmeksizin biliniyor. Ne kadar nüfusa hitap ettiği, ne kadar bölümlere hitap ettiği vs falan ama kısa ölçeklerde ifade etmek gerekirse Kocaeli bazında sayın valinin bir hafta önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na verdiği rakamsal verileri şöyle söylemek ifade edebilmek mümkün. Resmi rakamlar ilk deprem oluştuğu anda Kocaeli bazında toplam olarak 18 bin konutun tamamen bir anda yok olduğu ifade ediliyor. Bu boyut eğer Sakarya odası başkanı biraz sonra söyleyecektir, ifade edildiği zaman önce kent merkezi yapılanması ile ilgili kayıpları ile mukayese edildiğinde kent merkezinin dışına taşan özellikle ilçelerde oluşan bir yapı kent merkezinde de yıkılan binalar var.

- Özellikle Gölcük başta olmak üzere,

- Evet. Gölcük, Değirmendere yukarıda Kullar vs. gibi fay hattının üzerinde olan yapılar, üniversite yapılarımız tamamı dahil olmak üzere, kampüs tamamı dahil olmak üzere bunun karşısında Körfez’in üst tarafında da 60 Evler, Derince, Tütünçiftlik bölgelerinde, Mehmet Ali Paşa mahallesinde ciddi kayıplar bina kayıpları oldu. Son rakamsal verilere göre ölü sayısı 8 bin 700 civarında, yaralı sayısı 15 bin civarında ifade ediliyor. Kocaeli kentinde ama çok net ifade edebilmek mümkün, bu rakamsal veriler doğru değil Sayın Arıkan. Arkadaşlarım da bizzat sonra kendi bölgelerindeki değerleri söyleyeceklerdir. Kayıtlandırmadan ilk bir hafta içersinde kaldırılan cenazelerin sayısının bilinememesinden, halen enkaz altında var olan sayıların bilinememesine kadar ki geniş bir alanda bu sayıların doğru olmadığı söylemek mümkün. Bunu asgari iki, belki de üç defa çarpmak mümkündür diye düşünüyorum.
Artı bölgedeki insan kayıplarının sanayileşmiş bölgede olmak dolayısıyla yetişmiş insan kayıpları boyutlarında olması da bizi ciddi boyutlarda endişeye sevk eden bir yapılanmadır. Sanıyorum sayısal veriler bakımından söylenecek şeyler bunlar ama bu tablonun halen yaşamakta olduğumuz tablonun değerlendirmesini iler ki konuşmalarda herhalde yapabilmek mümkündür. Kısaca ifade etmek gerekirse kayıplar çok ciddi.
- Teşekkür ederim Sayın Şenol. Sayın Kocacık Sakarya oda başkanımız. Biraz da Sakarya hakkında bilgi alalım. Buyurun efendim.
- Ben de teşekkür ediyorum sayın başkan, bu fırsatı verdiğiniz için . Öncelikle bu üç ilimizde büyük afet veya yüzyılın afeti olarak nitelendirilen bu büyük depremde hayatını kaybedenleri rahmetle anmak istiyorum, geride kalanlara da ikinci bir deprem yaşatmadan sosyal, ekonomik ve kültürel bazda insanların sorunlarına biran önce çözüm getirilebilecek bir sistemin derhal devreye sokulması dileği ile sözlerime başlamak istiyorum. Tabii Kocaeli oda başkanımızın ifade ettiği gibi Sakarya bu üç ilimizde en büyük yarayı alan ve şehir merkezinin yüzde 80’i tamamen yok olan bir olgu ile karşı karşıyadır. Az sonra vereceğim rakamlar bunu gösterecektir. Ama basından ve ulusal televizyonlarımızın bahsettiği gibi ölü sayısı da 2 bin 800’ler civarında değildir. Sakarya’da tahmin ediyorum ki ve bu bizim vereceğimiz rakamlar da inşallah o seviyelere çıkmaz ama 6 bin ile 10bin arasında bir ölü sayısı beklenmektedir.

- Yani 3-4 kat.



- Evet. Onu da şöyle söyleyeyim, 6 bin bir sefer tahmin ediliyor ama bu rakam gittikçe yükselecektir. Daha bizim az sonra yine vereceğim rakamlarla Adapazarı’ndaki merkezin enkazının daha ancak 1000’de 1’i bile kaldırılmış değildir. Tabi acımız büyük, bu acılarla kıvranırken bir taraftan önümüzdeki gelen kış şartları da Sakarya’yı çok olumsuz bir yönde etkilemektedir. İnsanlar kara kara düşünüyor. Şu ana kadar Sakarya’da 7.4 olarak açıklanan, fakat CNN’in açıkladığı 7.8 depreminden sonra 2 tane 5.4 ve de bir de 5.8 olmak üzere yine artçı depremler dediğimiz 3 tane daha büyük deprem olmuştur. Bunlara son 5.8 depremi Sakarya’daki evine girme pozisyonunda olan kişileri bile yine sokağa itmiştir. Bu malum Kocaeli’nde de aynıdır diğer illerimizde de aynıdır. Şimdi Sakarya’da yıkılan bina sayısı olarak en son 19.9 tarihi itibariyle vermek gerekirse, iş yeri ile beraber 37 bin 274 bina ne yazık ki yıkık ağır hasar ve orta hasarlı olarak bunların 23 bini tamamen yıkılmış, 14 bin 163’ü de iş yeri ile beraber orta hasarlıdır ki bunun da tahmin ediyoruz bu depremler ile beraber 1o bini de yıkılmak ile karşı karşıyadır. Yani toplam 37 bin 274 binanın yok olduğu bir Sakarya merkezi düşünün. Yani az hasarlı olarak 20 bin 387 rakamını kesin olarak verebiliriz, işyerleri de buna dahildir. Hasarsız binamız konut olarak 8 bin 487, iş yeri olarak da 2 bin 159 toplam 10 bin 646, yani 68 bin 307 olan iş yeri ve konuttan ne yazık ki 10 bin 646’sı sağlam, diğerleri orta hasarlı ve yıkılmış vaziyettedir. İşyeri bazında baktığınız zaman 9 bin 865 olan iş yerinin 2 bin 159’u sağlam 7 bin 700’e yakın iş yeri tamamen yok olmuş vaziyettedir. Böyle bir rakamları verdikten sonra enkaz çalışmaları hakkında sizlere kıstas olsun diye şunları söyleyebiliriz. Şu ana kadar kaldırılan enkaz sayısı 398. Yani düşünün, 37274 enkazın 398’i kaldırılmış Sakarya ne yazık ki hala bir depremi ikinci depremi, üçüncü depremi yaşamakla karşı karşıyadır. Böyle bir tabloda Sakarya ekonomik yönden, kültürel yönden, eğitim yönünden ve en önemlisi hala Sakarya su verilmemiş, verilmesi de 35 gün 40 gün gibi bir süreyi alacak gibi ifadeler kullanılmaktadır. Şu anda Sakarya kanalizasyonu ile suyu ile tamamen yok olmuş bir şehir görünümündedir. Bunları söylerken burada hiç kimseyi suçlamak için bunları söylemiyoruz ama tedbir alınması açısından Sakarya’nın gerçek tablosunu ortaya koymak zorundayız. Üniversitemiz 18 bin üniversitelisi ile beraber eğitime geçeceği bir dönemde eğitim yapma olanağı tamamen ortadan alınmış, yurtları olmayan bugün 3 bin 600 veya 4 bin civarındaki öğrenci sayısı Sakaryalı olan üniversitede 14 bin öğrenci İstanbul’dan ve diğer illerden gelmektedir. Şu anda tedarik edilen yurt sayısı ancak 3 bin civarındadır. Bu kadar yıkımın karşısında bir üniversitenin nasıl eğitim yapacağını sizlere rakamsal olarak vermek istiyorum. Bunun yanında ekonomi olarak 7 bin 400 civarında iş yeri tamamen gitmiş ve bu giden iş yerlerinin içersinde 300’e yakın sanayi kalanı da tamamen ufak esnaf ve sanatkarımızın veya ufak esnafımızın, tüccarımızın iş yerleridir. Türk ekonomisine büyük bir yaradır.

Bugün büyük fabrikalarımız içerisinde şeker fabrikası tamamen bitmiş ve faaliyetine son vermiş vaziyettedir. Vagon sanayi yine bitmiş senelerdir hizmet veren vagon sanayi yok olmuş ve bugün 45 trilyonluk bir zarar ile karşı karşıya ve vagon fabrikasının Adapazarı’ndan taşınması gündemde. Bunun yanında bu iki büyük fabrikanın yanındaki ufak yan sanayilerde çöken bir Sakarya’yı düşünün morali nasıl olsun, insanlar bir depremin şokunu atlatmışlar ama önündeki kış sezonunda gelecek olan ikinci deprem ile karşı karşıyalar. Bunun için 20 bin konutu olmayan, 20 bin konuta ihtiyacı olan ama hala doğru düzgün bir çadırı bile olmayan bir Sakarya’nın halini burada tartışmak için bize vermiş olduğunuz bu fırsat için ben size teşekkür ediyorum.

- Ben size teşekkür ediyorum sayın başkanım. Biraz sonra tekrar döneceğiz yaşamın nasıl devam ettiği, ne gibi sorunlarınız var bunlara tekrar döneceğiz. Öncelikle gerek yurttaş kaybı açımızdan gerekse yıkılan yok olan binalar açısından bir bilgi verdik , teşekkür ediyorum. Biraz da Yalova hakkında bilgi alalım. Yalova oda başkanımız sayın İslam Doğan buyurun efendim. Yalova’da durum nedir ?

- Ben de size bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Değerli başkanların temennilerine ben de katılıyorum. 17Ağustos, gerçekten ülkemiz için büyük bir felaket. Ülkemize ve bölge halkımıza ben de sabırlar diliyorum, başsağlığı diliyorum. Yalova’da rakamsal olarak 1500 civarında binanın ağır hasar gördüğü 300’ünün tamamen yıkıldığı 3 bin civarında da insan öldüğü söylenmektedir. Yine değerli başkanlarımın söylediği gibi bu rakamlar sürekli değiştiği için doğruluğu konusunda ben şu anda bir şey söyleyemiyorum. Sadece kayıt, yani aldığım rakamlar bunlar benim şimdiye kadar. Yalova’ya ilk gelindiğinde belki görmüşsünüzdür çoğunuz da bir şey yokmuş gibi gözüküyor . Çünkü Yalova’nın il sınırından itibaren İzmit tarafından gelirken yolun sağ tarafı tamamen site yani yazlığa yönelik yerleşim alanları. Bunlar yoldan gelen gürültü ve tozu engellemek için genellikle ağaç ve yeşilliklerle kapatılmış vaziyetteler.

- Tam görülmüyor dediğiniz gibi.

- Tam göremezsiniz zaten. Büyük hasar bizim kıyı şeridinde oldu, insan ve bina kaybı açısından söylüyorum. Yalova merkezinde çok ağır bir olay yok, işyerleri ve merkezi yaşama alanında çok hasarımız yoktur. Kıyı şeridi ve dediğim gibi bir de imara açılan meşhur olarak söyledikleri, insanların Mesa konutları dedikleri yeni ovanın açıldığı imara açılan ovadaki yerleşim alanı çok büyük hasar gördü. Yalova’nın ekonomik olarak rakamsal kayıpları ağır sanayi içeren bir ilimiz il değil Yalova bildiğiniz gibi. Dışarıdan gelen yazlıkçı tabir ettiğimiz bizim insanların yoğun olarak mesela bizim nüfus sürekli oturan 100 bin civarında bir nüfusumuz olmasına rağmen bu yazın 500 binlere kadar dayanıyor il sınırları dikkate aldığımız zaman.

- Özellikle yazlık kesimde var içi kısımda da var dağ turizmi de var.

- Altınova’dan Armutlu’ya kadar kıyı şeridi bildiğiniz gibi tamamen dolu vaziyette. Tabi hiç bir dediğiniz gibi şu son yıllarda tatlı su ve yeşilliğin bol olması nedeniyle dağ kısımlarında yerleşim alanları çok fazla. Bu insanların orada en yoğun olduğu dönemde depremin olması o insanların orada yaşamış olması bu dehşeti bir çoğu ile konuştuklarımızda veya evleri nasıl diye sorduklarımda şu cevabı alıyorum, bir daha asla oraya gelmem deniliyor. Zaten gelmeyi düşünseler bile 3-5 yıl içersinde onların eski hale dönmesi, eğer izin verilir tekrar yapılanma olsa dahi gelebilmeleri mümkün değil. Onun için bizim ekonomimizin zaten yüzde 80’ini oluşturan bu tip okulların açılış ve kapanış tarihlerine sezon diyoruz. Orada yaz tatilindeki yerli turizm olayı çok büyük bir darbe aldı, neredeyse yok oldu diye düşünüyoruz ve dolayısıyla bu da bizim ekonomimizi, geleceğimizi yüzde 80 oranında karartmış vaziyette. İlerdeki kısımda konuşacağız, sanıyorum 17 Ağustos’un maliyeti bize yani ben kişisel olarak şunu düşünüyorum, 17 Ağustos bizim umutlarımızı, hayallerimizi aldı götürdü. Yani 17 Ağustos yaralarımız soğudukça diğer başkanlarımız da söylediler, yara soğudukça acıması daha da giderek artıyor. Kış geliyor, önümüz kış, onunla ilgili alınması gereken tedbirler konusunda yine konuşacağız sanıyorum.


- Onlara geleceğiz sayın başkanım. Siz de şunu iade ediyorsunuz iki başkanın ifade ettiği gibi kayıp yurttaş sayısı resmi istatistiklerin üstünde olduğunu söylüyorsunuz. Yaralı 3000 diyorsunuz.

- Öyle olduğu söyleniyor evet.

- Ama bunun üstünde olduğunu sizde teyit ediyorsunuz anladığım kadarıyla.

- Evet öyle olduğu söyleniyor yani,

- Peki efendim teşekkür ederim. Şimdi ben İstanbul oda sekreteri sayın Cahit Kesemen’e dönmek istiyorum. Tabi Marmara bölgesinde deprem sadece Sakarya, Kocaeli, Yalova’da olmadı İstanbul’da da oldu. Bildiğim kadarıyla 1000’in üzerinde bir yurttaş kaybımız var. Biraz da siz İstanbul’daki gözlemlerinizi bir anlatır mısınız sayın Kesemen. Buyurun.

- Sayın Arıkan ben önce bütün halkımıza baş sağlığı diliyorum. Ayrıca yüreğinde insan sevgisi olan her Türk vatandaşı gibi bu acımız da bizlere yardımcı olan yardımını esirgemeyen ve Türk halkı için göz yaşı döken bütün dünya halklarına da ben burada teşekkürü bir borç bilerek sunmak istiyorum.

- Özellikle Yunanistan’ın davranışı.

- Yani Yunanlıdan, İsrail’ine, Pakistan’ından her tarafına dünyanın bizim için gelmese bile göz yaşı döktüler, o anlamda bu dünya halkına buradan teşekkürü sunmak istiyorum. Şimdi İstanbul’da deprem elbette ki diğer illere göre çok daha hafif geçirildi belki İstanbul’daki ölü sayısı belki enkaz sayısı bu kadar çok fazla olmadı, ama İstanbul’u şuanda mevcut durumu İstanbul’da psikolojik bir yıkıntı var. Yani bugün bile çıkın Avcılar, Bağcılar, Esenler bırakın oraları deprem gören bölgeler daha iç bölgelere gelin İstanbul halkı sokaklarda.

- Şehir merkezi dahil.

- Yani buradan çıkalım, dışarı bir gözlemleyelim, bakalım gerçekten insanlar dışarıda insanlar evlerine girmiyorlar, insanlar psikolojikman çöküntüdeler, çökmüşler. Yani bir çok arkadaşımızın aldığımız bilgileri çoluk çocuk artık bu deprem ne zaman bitecek, öleceksek ölelim, gibi laflar söylemeye başladı. Ben burada felaket tellallığı yapmakta istemiyorum, ama gerçekten bu psikolojik çöküntüye bir çözüm bulmak gerekiyor. Bizim o anlamda İstanbul’da yapabileceğimiz elbette ki yaralar bir şekilde sarılacak, insanlarımızı bir şekilde daha iyi durumlara getireceğiz. Ama önce bu psikolojik çöküntüyü İstanbul’da halletmemiz lazım. Fakat ben gözlemliyorum, sayın oda başkanlarımdan aldığım bilgi İstanbul’da yani Türkiye’de oda Rasathane 6.4 veya 6.7 şiddetinde bir deprem açıklıyor Türkiye’de. Ama aynı saatlerde Amerika’dan 7.4 veya 7.8 şiddetinde bir depremden bahsediliyor. Sonrasında Türkiye ertesi gün Rasathane bilgilerinin yanlış olduğunu, Türkiye depreminin ana yerinde 7.4 olduğunu söylüyor. Bugün sayın oda başkanlarımız söylüyorlar, işte 2 bin 900 resmi açıklamalarda Sakarya’da var. Ama Sakarya oda başkanımızı biliyorum ki gittim yerinde ziyaret ettim, gerçekten bu işte büyük uğraş veriyor 6 ile 10 bin arasında bir ölüden bahsediliyor. Ender Bey ölü sayısının asgari 2 veya 3 kat ile çarpılması gerektiğini söylüyor. Yani ona baktığınızda, şuna baktığınızda bu ülkede açıklanan resmi sayı 15 bin civarındaysa 40 bin civarında bir ölü var.

- Asgari.

- Şimdi buradaki espriyi ben çözemiyorum birilerinin bunu açıklaması lazım. Yani bu nedir, niye böyle oldu, niye bu rakamlar ya bilerek yanıltıcı veriliyor veya burada bir iş var. Yani biz tabanda olan halk olarak ki bizler sivil toplum örgütlerinin yöneticileriyiz bir şeylerden de haberimiz olması gerekirken yok. O anlamda bunun bir çözüme ulaşması gerekiyor. Niye bunlar böyle oldu 6.4- 7.4-6.7 açıklandı, 40 bin ölü sayısı var işte 12 bin olarak açıklanıyor. Örneğin ben şimdi benden hassasiyetle rica eden iki arkadaş var. Resmi ölü sayılarından bahsediliyor, bugün programa çıkacağımı bilen arkadaşlarımız kaybolan insanlardan bahsettiler. Örneğin Hicran Emir diye bir arkadaşımız enkaz altında kalmış, askeri hücum bota götürülmüş, ama sonra kendisinden bir haber alınamamış. Bu arkadaşımız işte şu anda kaybolmuş ortada yok, bilinen Ankara’da olduğu söylendi ama Ankara’nın bütün hastaneler araştırıldı bu arkadaştan haber yok.

Yine Özgür Kama diye bir arkadaşımızın yakını bu da Sakarya jandarma komutanlığına teslim ediliyor, helikopter ile havaalanına götürülüyor, ama o tarihten sonra kendisinden bir haber alınamıyor. Şimdi böyle binlerce de insan var, kayıp insan var, bu insanlar nerededir, öldüler mi, sağlar mı kimsenin haberi yok. Türkiye’deki bütün hastaneler araştırılmasına rağmen bu arkadaşlar bulunamadılar. Yani burada çok ciddi boyuta bir kayıp var. Bu kayıplar bana göre doğru mudur tabirim bilmiyorum, ama saklanmasının bir esprisinin olduğunu düşünüyorum. Elbette ki yetkililerimiz bizi bugün bir çok insan söylüyordur bizi de buradan duyduktan sonra bu konuda da bir açıklama yapacaklar. Tabi ilerde daha fazla şeyler söyleyeceğiz ama ilk anda söylemek istediklerim bunlar sayın başkan.

- Teşekkür ediyorum. Özellikle sizin de ifade ettiğiniz psikolojik olaya yürekten katılıyorum. Gerçekten Türkiye bir deprem bölgesi ve deprem ile yaşamaya alışmamız gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Silivri Belediye Başkanı’nı ziyarete gittik, çok ilginç bir olay anlattı. Silivri'’e üstün zekalı bir öğrenci 17Ağustos'ta olan depremi evde yatıyorlar, diyor ki evdeki ailesine biraz sonra deprem olacak dışarı çıkalım diyor. Dışarı çıkıyorlar ve deprem oluyor. Arkasından okular açılıyor, okulların açıldığı gün öğretmene diyor ki, hocam biraz sonra deprem olacak diyor. Hoca diyor ki, hadi oradan git ne işin var falan diyor. Hakikaten de biraz sonra deprem oluyor. Bu Silivri’de yayılıyor, kaymakama olayı götürüyorlar, ya diyorlar bu üstün zekalı öğrenciyi getirin bir tanıyalım ayın 17’sinde diyor gündüz 3 ile gece 3 arasında bir deprem olacak diyor. Tüm Silivri halkı alarmda ve hatta o kadar ileri gidiyor ki bu vatandaş şu, şu binalar da yıkılacak diyor. Tabi 17 Eylül günü geçtiğimiz günlerde bir çok kişi de bunu söyledi biliyorsunuz. Gerçekten Silivri’de hiçbir ev yıkılmıyor ciddi bir olay olmuyor. Buradan çıkartmamız gereken konu resmi anlamdaki açıklamaların dışında hiçbir söylentiye itibar etmemek gerekiyor, diye bu anlamda psikolojik yaklaşımınıza katılıyorum, teşekkür ediyorum. Şimdi bir telefon bağlantımız var. İyi akşamlar efendim.

- İyi akşamlar efendim.

- Buyurun Sayın Yeşiltepe.

- Saygıdeğer başkanım, başkanlarım hepinizi saygı ile selamlıyorum, tekrar baş sağlığı diliyorum.

- Teşekkür ederim.

- Ancak ben şu hususa da dikkat çekmek istiyorum. Can kaybının istemli olarak az gösterilmesi gayretinin altında o bölgede de ben görüşmelerde bulundum Maşukiye’ye, Sapanca’ya, İzmit’e falan gittim. Olağanüstü hal ilan edilmeme gayreti ve dolayısıyla çalışanlardan işçi ve memurlardan gelir vergisi kesintisi yapılmama durumunun söz konusu olabileceğine dair halk arasında bir tevatür var. Bölgenizin yakından nabzını tutan başkanlarım bu konuda bilgi sahibi mi onlarda katılıyorlar mı ara ara Cahit Bey sayın sekreterim de aşağı yukarı benzer konuya temas etti. Hatta ODTÜ’lü bir genç kardeşimiz burada günah keçisi ilan edildi. Hatta görevi ihmal etme suçundan göz altına dahi alındı. 18 binli rakamlar birden 15 bine düştü. Bunun altını o bahsettiğim olağanüstü hal ilan edilmeme gayreti mi yatıyor, bu konuya bir açıklık getirebilirseniz. Saygılar sunuyorum.

- Teşekkür ediyorum, iyi akşamlar diliyorum.

- İyi akşamlar.

- Evet Sayın Büyükbalkan, siz Türkiye Serbest Muhasebeci Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği Genel Sekreteri, kısaca TÜRMOB Genel Sekreteri’siniz. 17 Ağustos’da bu acı olayı öğrendiniz, TÜRMOB olarak neler yaptınız. Sayın başkanlarımızı dinlediniz, buyurun efendim.

- Evet çok teşekkür ederim sayın Arıkan. Gerçekten böyle bir zamanda diğer kanalları da sürekli izliyoruz, ama olayın boyutunu canlı bir şekilde yaşamış olan değerli arkadaşlarımızla birlikte böyle bir toplantıyı böyle bir oturumu hazırlamanız çok duyarlı bir davranış. O anlamda TÜRMOB adına hem size hem sayın kanala teşekkür ediyorum. Başta Marmara depremini yaşayan ve orada hayatını kaybeden insanlara Allah’tan rahmet diliyorum kederli ailelerine de sabır diliyorum, yaralı olan insanlara da acil şifalar diliyorum. Tabii salt Marmara depreminden değil komşumuz Yunanistan’da ve dün de Tayvan’da yaşanan olaylar bizleri toplum olarak çok üzmüştür. Çünkü o acıyı yüreğinde hisseden o acıyı hala hazırda daha üzerimizde duyan insanlarız anlıyoruz onların ızdıraplarını, duygu ve düşüncelerini o anlamda onlara da acil şifalar diliyorum. Elbette 17 Eylül’den itibaren bu olay duyulur duyulmaz,

- 17 Ağustos.

- 17 Ağustos. Bu olaydan itibaren bir fiil olarak biz meslek örgütü ve kurumu olarak ne yapabileceğimiz konusunda başta TÜRMOB yönetim kurulu acil olarak bir kriz masası oluşturduk. Meslektaşlarımıza ulaşabilmek, oradaki odalarımıza ulaşabilmek için olanca gayret gösterdik. Ancak hepimizin de bildiği gibi telekomünikasyon sistemimizdeki zorluklar, ulaşım zorlukları bayağı bir zamanımızı aldı. Ulaştıktan sonra arkadaşlarımızdan o bölümlerdeki illerimizdeki bir rapor bir analiz istedik, kayıplarımızın tespitini istedik. Gerçekten arkadaşlarımızın yönetici vakar hareketleri ile her ne kadar olayın şokunu yaşamaların rağmen gerçekten duyarlı olaya biran önce sahip çıkan arkadaşlarımız, özellikle Sakarya’yı gözdüm gezdim şehir diye bir şey kalmamış, merkez tamamen bitmiş, bir çok arkadaşlarımız kayıp bulamıyoruz ilk dönemlerde ve o durumda bile sayın yöneticilerimiz sayın başkanlarımız olaya bir şekilde sahip olmaya ve meslektaşlarımızın yanı sıra oradaki insanlara bir şekilde yardım etmek gayretini gösterdiler. TÜRMOB olarak acilen odalarımıza belli miktarda nakliye rakamlar gönderdik. Onun dışında oradaki arkadaşlarımızın vermiş oldukları talep ve istekler doğrultusunda ne tür ihtiyaçları varsa onları ulaştırmaya çalıştık. Tabii depremin arkasından hemen yağmur ve soğuk geldi, insanların çadırda barınma sorunları yaşandı, o bataklıkta o çamurlardaki sıkıntılarını gözlemledik ve oraya diledikleri miktarda istedikleri adet doğrultusunda da çizme, çadır, branda ve onun dışında da yağmurluk gibi bir takım ihtiyaçlarını göndermeye çalıştık, bizzat götürmeye çalıştık. Tabi kurum olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Sanıyorum bizim de diğer kurumlar gibi sivil toplum örgütü olmak bir kamu meslek örgütü olmamızın vermiş olduğu duyarlılıkla bir yardım sandığı ve yardım hesapları açtık. Tabii devletimizin belli sistemleri doğrultusunda bir havuz mantığı getirdiler. Gerek bizim açmış olduğumuz hesaplara gerekse bizim gibi bütün meslek odalarının hesaplarına el kondu. Şu anda Sanayi Odası olsun bu tür sıkıntıları gündeme getiriyorlar. Bizim de tabii bu konularda bir takım sıkıntılarımız var. Çünkü meslektaşlarımızın, insanlarımızın özellikle meslektaşlarımızın göndermiş oldukları gönüllerinden kopan bir miktarda parayı devletin bu şekilde el koyması havuz sistemine çekmesi gerçekten bizleri üzdü. Bu bir güvensizlik unsuru bu meslek örgütleri gerçekten duyarlı örgütlerdir, meslektaşına odalarına elinden geldiğince gerçekten hızlı bir şekilde ulaşma ve gelen yardımları ulaştırma konusunda hassastır. O anlamda o yapılan işlemin hatalı olduğunu ve yanlış olduğunu vurgulamak istiyorum Sayın Arıkan.




Dostları ilə paylaş:
  1   2   3   4   5


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə