Yazi takip ahmet Dede Secretary yayin tüRÜ Üç Aylık, Uluslararası, Süreli Yayın Type of Publication



Yüklə 175,97 Kb.

səhifə30/106
tarix17.11.2018
ölçüsü175,97 Kb.
növüYazi
1   ...   26   27   28   29   30   31   32   33   ...   106

KİNDΠVE ANTİK YUNAN FELSEFE GELENEĞİ
73
der.
22
Gerçek bir (el- âhidu’l- akk) burada sözü edilen var olan her şeyin
kaynağı olup cins olan ile hiçbir surette kıyaslanamaz. Bunun sebebi cinsi
bulunan varlıkların ezelî olmamasıdır. Hâlbuki el- âhidu’l- akk ezelî ol-
makla birlikte onda cinslerde olan bir nitelik olarak çokluk barınamaz. Bu
bağlamda onun bölünebilir bir maddesi, cins ve türden oluşan bir formu
yoktur.
23
Niceliğe sahip varlık bölünebileceğinden dolayısıyla kendisinde
artma ve eksilme olur. Bu nedenle el- âhidu’l- akk çokluk kategorilerin-
den her birinde görülen cins, tür, şahıs, fasıl, hassa, araz-ı âmm, küll, cüz
ve cemî gibi kategorilere dâhil değildir.
24
te yandan İlk Felsefe  zerine Tanrı-evren (âlem) ilişkisini
25
Yeni Efla-
tuncu felsefenin Philoponus ekseninde ilerleyen felsefî bir zemin üzerin-
den sürdürmektedir. Bu zemin Tanrı’nın ezelî bir varlık, âlemin de hâdis
olduğu kabulüne dayanmaktadır. Felsefî geleneğin içerisinde asıl tartışma
Tanrı’nın ezelîliği ile ilgili değil onun âlemle olan ilişkisi ve dolayısıyla
âlemin  ezelî  olup  olmadığıdır.  Bilindiği  gibi  Philoponus’a  göre  âlemin
ezelî olması mümkün değildir. Şayet âlem ezelî olsaydı onunla birlikte var
olan her şeyin de ezelî olması gerekirdi. Hâlbuki âlemde var olanların ezelî
olması Tanrı’nın sonsuz kudretini (infinite po er) sınırlandırır ve dolayı-
sıyla mümkün değildir. Tanrı’nın bilgisi sınırsızdır ve böylece o âlemde var
olan her şeyi zamanla var eder.
26
Âlemin (el-cirmu’l-kull) önceden sakin
olup sonradan hareket ettiğine dair bir düşünce ise aynı geleneğin bir deva-
mı olarak Kindî tarafından reddedilir. Çünkü sonradan hareket etme duru-
mu ya yoktan  an leys) var olmaya veya ezelîyete delalet eder. Şayet yok-
tan  var  olduysa  varlık  bulma  bir  oluştur  (el-kevn)  ve  bu  bir  hareketi
gerektirir. Cisim oluştan önce değilse onun bizatihi kendi varlığı bir oluş-
tur. Bu durumda onun varoluşu hiçbir şekilde hareketten önce değildir.
27
Oysa ezelî olarak tasavvur edilen varlık, yokluğun konusu olamaz. Ezelî
olan varlığın öncesi olmadığı gibi varlığını sürdürmesi bir başka şeye bağ-
lı değildir. Bu bağlamda o oluşun (el-kevn) konusu olmadığı gibi bozulu-
22
Kindî, Fi’l-Felsefeti’l- lâ, 124, 26-31.
23
Ayrıntılı bilgi için özellikle bkz. Kindî, Fi’l-Felsefeti’l- lâ, 126-130.
24
Kindî, Fi’l-Felsefeti’l- lâ, 125.
25
Kindî’de Tanrı ve âlem ilişkisine dair bkz. Cevher, Şulul, Kindî Metafizi i (İstanbul:
İnsan Yayınları, 2003). Şulul’un Kindî’de Tanrı-âlem ilişkisi için daha ayrıntılı olarak
özellikle 39-105. sayfalara bakılabilir.
26
Philoponus, A ainst Proclus  n The Eternity  f The  orld  - , 20-22. Philopo-
nus’un bu bağlamda Proclus’a yönelttiği itirazın temelinde formun varlığının kopya-
sının  varlığını  gerektirmeyeceği  tezine  dayanır.  Örneğin  Kral’ın  kendisi  kraliyet
resminin konusudur. Hâlbuki Kral’ın varlığı portrenin varlığını gerektirmez. Tıpkı
bir  babadan  bahsedildiğinde  bir  oğlun  akla  geldiği  gibi;  bir  adamın  hemen  baba
olması  gerekmediği  gibi,  bir  Kral’ın  da  var  olduğu  anda  portresinin  var  olması
gerekmez.
27
Kindî, Fi’l-Felsefeti’l- lâ, 118-119.


DİYANET İLMÎ DERGİ  
· 
 CİLT: 54  
· 
 SAYI: 2  
· 
 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2018
74
şun (fesâd) da konusu değildir.
28
Bozuluşa konu olan İlk Sebep değil, se-
beplinin  kendisi,  yani  varlığının  sebebi  başkası  ile  olandır.
29
 Öte  yandan
ezelî olan aynı zamanda değişmez. Değişime konu olan şey noksanlıktan
yetkinliğe doğru bir geçişe tabi olacağı için İlk Sebep ve dolayısıyla ezelî
olan aynı zamanda her daim en yetkin olarak bulunmaktadır. Bu bakımdan
cisim hem cinse hem de türe sahip olduğundan, ezelî varlığın ise cinsi bu-
lunmadığından cisim ezelî değildir.
30
Görüldüğü üzere Kindî İlk Felsefe  zerine’de zaman ve hareket bağla-
mında âlemin sonlu olduğunu ve dolayısıyla yaratıldığını düşünmektedir.
Burada zaman âlemin varoluş süreci olarak tasavvur edilmektedir. Bu du-
rumda zaman sonlu olarak kabul edilmekte cisim de buna bağlı olarak son-
lu olmaktadır. Zaman cisim ve hareketten bağımsız olarak düşünülmediği
için  mantıksal  bir  zorunluluk  olarak  “zamansız  cisim  yoktur”  sonucuna
ulaşılmaktadır.
31
 Kindî Aristotelesçi  bir  tanımlama  ile  zamanın  hareketin
sayısı olduğunu kabul etmekte
32
ancak yukarıda da işaret edildiği gibi âle-
min önceden sakin olup sonradan hareket ettiğine dair görüşüne ise iştirak
etmemektedir. Hareket aynı zamanda değişimin (tebeddul  ifadesi olup cis-
min  merkezinin,  cüzlerinin  veya  bütününün  yer  değiştirmesi  (el-hareke-
tu’l-mekâniyye ’dir.  Cismin  yer  değiştirmesi  ise  iki  şekilde  olmaktadır.
Cisim  ya  çevreden  merkeze  ya  da  merkezden  çevreye  doğru  hareket  et-
mektedir ki bu aynı zamanda artma veya eksilme olarak iki şekilde meyda-
na gelmektedir. Cismin sadece nitelikleri değiştiğinde bu hareket dönüşü-
mü  el-istihâle  ifade eden bir harekettir. Cevherin değişmesi ise bir oluş ve
bozuluş  el-kevn ve’l-fesâd  hareketidir.
33
Öte taraftan Kindî’nin Platon’dan ziyade Aristoteles’i daha iyi bildiği
eserlerindeki atıflardan da fark edilir. Platon’a dair okumalarının dolaylı,
dolayısıyla felsefesindeki Platoncu öğelerin Platon’dan ziyade Yeni Efla-
tuncu felsefi geleneğin eserleri üzerinden olduğu anlaşılmaktadır.
34
Bir ör-
28
Bu durum Platon’dan başlayarak Yeni Eflatuncu felsefede kendisine yer bulan genel
izahatla oldukça uyumlu görünmektedir.
29
Bu durum Kindî metafiziğinde her olayın bir sebebe dayalı olduğu ve varlığın rast-
lantısal olarak meydana gelmediği şeklinde ayrıca izah edilir. Bu konu birinci bölü-
mün üçüncü kısmında ayrıca ele alınır. Özellikle bkz. Kindî, Fî’l-Felsefeti’l- lâ, 139
vd.
30
Kindî, Fî’l-Felsefeti’l- lâ, 118.
31
Kindî, Fî’l-Felsefeti’l- lâ, 118 vd.
32
Kindî, Fî’l-Felsefeti’l- lâ, 117.
33
Kindî, Fî’l-Felsefeti’l- lâ, 118.
34
Bu düşünce için ayrıca bkz. Adamson, Kindî ve  unanca Felsefe Gelene inin Kabulü, 
40; Ivry, Al-Kindi’s Metaphysics, 19. Kindî’nin Aristoteles’i, eserlerinin bir kısmının
doğrudan kendi idaresi altında Arapça literatüre kazandırıldığı düşünülürse, daha iyi
bildiği  düşünülür. Ancak  Platon  hakkındaki  bilgisinin  sınırlı  olduğu  yahut  dolaylı
olduğu  şeklindeki  bir  algının  desteklenmeye  ihtiyaç  duyduğu  açıktır.  Yukarıdaki




Dostları ilə paylaş:
1   ...   26   27   28   29   30   31   32   33   ...   106


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə