Yazi takip ahmet Dede Secretary yayin tüRÜ Üç Aylık, Uluslararası, Süreli Yayın Type of Publication



Yüklə 175,97 Kb.

səhifə5/106
tarix17.11.2018
ölçüsü175,97 Kb.
növüYazi
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   106

KİNDÎ, FELSEFEYİ KABULÜ VE KONUMLANDIRMASI
17
kati hakikat arayıcısının kabul etmesi bir erdemdir. Çünkü hakikati arayan
için hakikatin kendisinden daha kıymetli bir şey yoktur.
13
“Hak bilirliğin gereği olarak bize düşen, hakiki ve ciddi konularda ken-
dilerinden büyük ölçüde yararlandıklarımız şöyle dursun, basit ve küçük
ölçüde yararlandıklarımızı dahi karalamamaktır. Her ne kadar bazı gerçek-
leri görmemişlerse de bize intikal eden düşünce ürünleriyle onlar, bizim
atamız ve ortağımız sayılırlar. O ürünler bize, onların hakikatine eremedik-
leri birçok bilgiye ulaşmak için bir yol ve bir araç olmuştur.”
14
 
Kindî, fikirlere ve onları nakledenlere karşı kadirşinas olduğunu bu sa-
tırlarıyla  ifade  etmektedir.  Aynı  zamanda  felsefeyi  veya  Müslümanların
üretmediği/üretemediği  fikirlerin  zem  edilmemesi  gerektiğini,  aksine  bu
aktarımı yapanların atamız ve ortağımız olduklarını kabul etmenin şerefli
bir  davranış  olduğunu  açıkça  belirtmektedir.  Değil  geçmişte  ortaya  kon-
muş düşünceleri reddetmek ve onlardan faydalanmamak aksine onları biz-
lere nakledenlere müteşekkir olmamız gerektiğini ifade etmesi kayda de-
ğerdir. Yine bilgiyi taşımakla/nakletmekle o bilgiden faydalanmanın farklı
şeyler  olduğunu  beyan  etmesi,  bir  Müslümanın  Müslüman  olmayanların
ürettikleri bilgiye verdiği değeri göstermesi açısından önem arz etmektedir.
Bunun yanında Kindî, varlık hakkındaki bilginin (felsefî bilgi) tek bir insan
veya  gruba  mal  edilemeyeceğini  aksine  büyük  bilgi  ırmaklarının  oluşu-
munda küçük derelerin önemine özellikle vurgu yapması, Müslümanların
da bu nehre su taşımaları gerektiğine öncülük sayılmalıdır.
Felsefeye ya da düşünceye karşı çıkanları ise Kindî şu şekilde tasvir et-
mektedir:  “ ayık  olmadıkları  halde,  hakkı  temsil  durumunda  olsalar  da,
bunların kıt zekâsı gerçeğin esprisini anlamaktan acizdir. Bilgileri ise yük-
sek düşünce sahiplerini takdir etme, yararı, herkese ve onlara da dokuna-
cak olan ictihad yapma düzeyinde değildir  Haset kiri ve düşünce ufukla-
rını kaplayan karanlık, gerçeğin nurunu görmelerini engellemiştir ”
15 
Her
çağda, birçok insan, anlamadıkları şeylere düşman olmuştur. Bu durum her
zaman  vuku  bulacak  acı  bir  gerçektir.  Kindî  devrinde  durum  böyle  iken
bugün de güya Müslüman olan birçok insan formatındakiler, anlamadıkla-
rı, kapasitelerinin yetmediği fikirleri ve onların sahiplerini kötülemeyi ken-
dilerine vazife bilmektedirler.
13 
Peter  Adamson,  Great  Medieval  Thinkers,  Al-Kindî  (O ford:  O ford  University
Press, 2006), 23.
14 
Kindî, “İlk Felsefe Üzerine”, Felsefi Risâleler içinde, çev. Mahmut Kaya (İstanbul,
Klasik Yayınları, 2002) 140,141; Hakikati önce kim keşfetmişse onu ondan almayı
Kindî kadirşinaslık olarak gördüğü gibi Kindî’den sonra gelen Müslüman düşünürler
de Kindî’nin yolunda yürümeyi kendilerine şiar edinmişlerdir. Bkz. İbn Rüşd, Fas-
lu’l-Makal, çev. Bekir Karlığa (İstanbul: 1992), 68-69.
15 
Kindî, “İlk Felsefe Üzerine”, 142.


DİYANET İLMÎ DERGİ  
· 
 CİLT: 54  
· 
 SAYI: 2  
· 
 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2018
18
c. Neden Felsefe Yapmak Gereklidir?
Felsefe neden gereklidir  Felsefe yapmak ne işe yarar  Kindî bu sorula-
ra şu şekilde cevap verir: “Bir sebeplilik bağıntısı olmadan gerçeğin bilgi-
sini elde edemeyiz. Her şeyin varlığının ve sürekliliğinin sebebi gerçeklik-
tir.”
16
Neden felsefe, dediğimizde buradan anlaşılan varlığın, varlık ve va-
roluş sebepliliğini bilmektir. Varlığın varlık sebebini bilmek, ilk başta dü-
şünce üretmenin gerekli ve zorunlu olduğuna bizi sevk etmektedir. İkinci
olarak felsefe yapmak, medeniyet inşa etmeye düşünsel zemin hazırlamak
demektir. Tarihte Müslümanların yenilgilere uğramalarının zaafı, varlığın
sebepliliğini bilmeyi göz ardı etmiş olmaları nedeniyledir. Hâlbuki varlığın
özünü bilmek, onun ne işe yaradığını bilmek demektir. Düşünce ve mede-
niyet;  varlığın  kabiliyetleri  üzerine  kurgulanıp,  kurulduğuna  göre  eşyayı
sebepleri ile bilmek bir zorunluluktur. Bunu temin eden ise ilk etapta felse-
fedir yani felsefi bilgi ve metotlardır. Aynı zamanda metafizik alanı bilme-
nin imkânı da, ancak felsefî usûlle kavranabilir.
“Felsefenin en değerlisi ve mertebe bakımından en yücesi; “ilk felsefe”
dir.  Bununla  her  gerçeğin  sebebi  olan  “İlk  Gerçek  (Hakikat)  hakkındaki
bilgiyi kastediyorum. Çünkü sebebin bilgisi, sebeplinin bilgisinden daha
değerlidir.”
17 
Varlık ve varoluş sebepliliğinde, esas Varlık; varlığa ve varoluşa sebep
olan İlk Sebebi bilmektir. Sebebin bilgisi de Kindî’ye göre, ilk felsefe yani
Tanrı’yı  bilmektir.  Tanrıyı  bilmek  ve  O’nu  sebeplerin  sebebi  olarak  ko-
numlandırmak, her yaratımı veya varlığı bir sebep bağlamıyla bilmek de-
mektir. Böylece var olan her şeyin bilinebilir bir nedeninin olduğunu anla-
mış olmaktayız. Aynı zamanda bu durum, kâinatın bir sahibinin olduğuna
da işarettir. Tanrıyı varlığın sebebi olarak kabul etmek, var olan her şeyin
insan aklıyla anlaşılabilir olduğunu kabul etmektir. Varlık bir sebebe daya-
nıyorsa, varlık ve onun varoluşu hakkındaki bilgi mitik/hurafi olarak bilin-
mez değil aklî yani anlaşılabilirdir. Bu durumda hikmet, varlığın sebepleri-
ni bilmektir. Cehaleti hikmet sayıp, bilinmemeyi ya da bilmeyi engellemek
için, “vardır bu işte bir hikmet” deyip cehaleti kutsamak, cehaletin bizatihi
kendisi olup asla hikmet değildir.
Sonuç olarak Kindî’ye göre felsefe, insanî faaliyetlerin en yüksek rütbe-
li fiilidir.
18
Onunla biz doğru bilgiye ulaşır ve hayatımızı güvence altına
alırız.
16 
Kindî, “İlk Felsefe Üzerine”, 139.
17 
Kindî, “İlk Felsefe Üzerine”, 139-140.
18 
ackson, İslâm Felsefesi, 70.




Dostları ilə paylaş:
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   106


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə