Ziya Gökalp’in



Yüklə 484 b.
tarix17.11.2018
ölçüsü484 b.



1908 yılında, 2. Meşrutiyet sonrasında, özellikle İttihat ve Terakki Partisinin siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel alandaki girişimler mimarlık alanında da kendini göstermiştir. Ziya Gökalp’in ekonomi, siyasal, felsefe, hukuk, din ve dil alanında geliştirdiği düşünceler zamanla yaygınlaşmış ve mimarlık alanında uygun bir ortam sağlamıştır. Kısa zamanda milli mimari, Milli Mimari Rönesans’ı Milli Mimari Üslubu, Neo-Klasik üslup olarak adlandırılan “Birinci Ulusal Mimarlık Akımı” nın doğmasına neden olmuştur.

  • 1908 yılında, 2. Meşrutiyet sonrasında, özellikle İttihat ve Terakki Partisinin siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel alandaki girişimler mimarlık alanında da kendini göstermiştir. Ziya Gökalp’in ekonomi, siyasal, felsefe, hukuk, din ve dil alanında geliştirdiği düşünceler zamanla yaygınlaşmış ve mimarlık alanında uygun bir ortam sağlamıştır. Kısa zamanda milli mimari, Milli Mimari Rönesans’ı Milli Mimari Üslubu, Neo-Klasik üslup olarak adlandırılan “Birinci Ulusal Mimarlık Akımı” nın doğmasına neden olmuştur.



1910-1927 yılları arasında etkili olan bu akım, yeni bir ulus yaratma çabalarının yoğunlaşmaya başladığı günlerde yayıldı.

  • 1910-1927 yılları arasında etkili olan bu akım, yeni bir ulus yaratma çabalarının yoğunlaşmaya başladığı günlerde yayıldı.

  • I. Ulusal Mimarlık hareketi, ideolojik düşünceler ve mimari unsurlar birleşerek ulusal bilinci yaratma çabası sonucunda, geçmişin (Selçuklu ve Osmanlı) din ve eğitim kurumlarının motif ve biçimleri kullanılarak (Kemer, sütun, silme, saçak v.b.), batının ise plan şeması alınarak eklektik bir anlayışla biçimlendirilmeye çalışılmıştır.

  • Bu anlayış dönemin bütün yapılarına fonksiyon ayrımı gözetilmeksizin uygulanmıştır.



Eğitim gördükleri kurumların mimari anlayışı. (Sanayi-i Nefise Mektebi, Mühendis Mektebi)

  • Eğitim gördükleri kurumların mimari anlayışı. (Sanayi-i Nefise Mektebi, Mühendis Mektebi)

  • Dönemin Mimarlarının Tamamına yakının yurt dışında eğitim görmüş olması

  • Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yönetimler bu üslubu desteklemişlerdir.

  • Toplumun dışarı kapalı olması.















1.Ulusal Mimarlık Döneminin sonlarında siyasi, ekonomik, toplumsal ve

  • 1.Ulusal Mimarlık Döneminin sonlarında siyasi, ekonomik, toplumsal ve

  • kültürel alanda köklü değişimler yaşanmaya başlamış ve doğal olarak

  • mimarlık ortamında da buna koşut ortamlar yaratılmaya başlanmıştır.

  • 1927 li yıllarla birlikte I. Ulusal Mimarlık Akımına paralel Uluslararası

  • Modernizm (yeni değerleri savunan), diğer bir değişle Yabancı Mimarlar

  • Dönemi olarak adlandırılan bir döneme girilmiştir.



Bu dönemde iki yönlü bir gelişme görülmüştür;

  • Bu dönemde iki yönlü bir gelişme görülmüştür;

  • Bir kısım mimar, ulusal mimarlık akımına bağlı kalmışlar

  • Diğer bir kısım ise devletin yeni politikasını

  • benimseyerek uluslararası mimarlık anlayışını kabul

  • etmişlerdir.



Bu dönemde I. Ulusal Mimarlık döneminin temel noktalarından

  • Bu dönemde I. Ulusal Mimarlık döneminin temel noktalarından

  • kaçınılmaktadır. Yapılar hangi amaca yönelik kullanılacaksa, onun

  • cözümüne çalışılmakta, cepeheye önem veren anlayıştan

  • uzaklaşılmakta, cepheler arındırılmaktadır.

  • Bu dönemin temel tasarım anlayışı;

  • Betonarme İskelet sistemi,

  • Kübik kütle anlayışı,

  • Geniş camlı cepheler,

  • Serbest tasarım anlayışı,

  • Bu dönemin yapıları genellikle devlet yapılarından oluşmaktadır.



















II. Ulusal Mimarlık Akımı 1940-1950

  • II. Ulusal Mimarlık Akımı 1940-1950



Almanya’da Nasyonal Sosyalistler, İtalya’da Faşistler geniş yığınları

  • Almanya’da Nasyonal Sosyalistler, İtalya’da Faşistler geniş yığınları

  • etkilemek için, aşırı milliyetçi-ırkçı düşünceleri kendi amaçlarına uygun

  • kullanıyorlardı. Bu çerçevede Avrupa’da tekrar geleneksel anlayışa bir

  • dönüş yaşanmaktaydı. Dolayısıyla, tüm alanlarda olduğu gibi, mimarlık

  • alanında da daha önceki uluslar arası sanat anlayışından

  • uzaklaşılmıştır.



Aynı etki kısa bir süre sonra, Türkiye’de de görülmeye başlamıştır.

  • Aynı etki kısa bir süre sonra, Türkiye’de de görülmeye başlamıştır.

  • Ancak bu sefer geleneksel tasarım etkisini, Osmanlı ve Mimar Sinan’ın

  • anlayışı yerine, geleneksel konut mimarisinde devam ettirmiştir.

  • Dönemin mimarları, tasarımlarında geleneksel yapı malzemesi ve

  • türk evinin tasarım anlayışını yeniden yorumlamışlardır.



Buna uygun olarak;

  • Buna uygun olarak;

  • 1. Anıtsal yönü ağır basan, simetriye önem veren, taş malzemeyi tercih eden büyük boyutlu binalar yapılmış.

  • 2. Yabancı mimarlara ilgi artmış.

  • 3. Savaşın etkisi ile dışarıdan malzeme getirilmesi zor olduğundan eldeki malzemelerin kullanımı çoğalmıştır.



Mimarlık eğitimi veren okullar gittikçe örgütlenerek etkinliğini artırmıştır.

  • Mimarlık eğitimi veren okullar gittikçe örgütlenerek etkinliğini artırmıştır.

  • II. Dünya Savaşı ile yurdumuza gelen mimarlar (Paul Bonatz gibi)

  • üniversitelerde eğitim vermeye başlamışlar ve kendi mimarlık

  • anlayışları ile o dönemin siyasi düşüncelerini yansıtan eserler

  • vermişlerdir.













1940’lı yılların sonlarına doğru II. Ulusal mimarlık dönminin özellikleri

  • 1940’lı yılların sonlarına doğru II. Ulusal mimarlık dönminin özellikleri

  • yeni gelişmelerin etkisiyle mimarlık alanında da yavaş yavaş ağırlığını

  • yitirmeye başlamıştır.

  • Bunun ilk belirtisi “İstanbul Adalet Sarayı Yarışması ” sonuçlarıdır.

  • Yarışmayı kazanan Emin Onat ve Sedat Hakkı Eldem,daha önceki

  • dönemin büyük boyutlu yapılarının aksine Uluslararası mimarlık

  • anlayışını yansıtan bir öneri geliştirmişlerdir.



Bu konuda Orhan Alsaç;

  • Bu konuda Orhan Alsaç;

  • “.....eski eserleimizin bu gün bize güzel görünen fakat hiç bir

  • ihtiyacımızı karşılamayan motiflerini alıp binalarımızın üstüne takmak

  • değildir. Bu günün Türk mimarisi bu günün tekniği ile bu günün

  • ihtiyaçlarına cevap veren mimaridir.”



II. Dünya savaşı sonrasında artık Alman etkisi azalmaya başlamıştır. Savaş sonrası gelişmeler tartışılmaya başlamıştır.

  • II. Dünya savaşı sonrasında artık Alman etkisi azalmaya başlamıştır. Savaş sonrası gelişmeler tartışılmaya başlamıştır.

  • Dönemin mimarları bir noktaya takılıp kalmamış, daha bağımsız çaılşma yöntemleri aramaya başlamıştır (Çok Partili Dönem/Liberal Kapitalist dönem)

  • Bağımsız biçimlerle çözüme gitme eylemi Eğitim’de de görülmüş, bu yıllarda bir çok mimarlık okulu açılmıştır. (ODTÜ, KATÜ v.b.)



Bu döneme kadar gelen mimari anlayışlar,

  • Bu döneme kadar gelen mimari anlayışlar,

  • I.Ulusal Mimarlık Akımı

  • İşlevselci Rasyonalist Dönem

  • II. Ulusal Mimarlık Akımı v.b.,

  • Hep kesin çizgilerle belirlenmişti.

  • Ancak 1950’lerle birlikte tasarım alanında genelde biçimsel bir aktarım

  • söz konusudur. Yine bu dönemde pek çok farklı görüş bir anda, bir

  • arada görülmüştür . Dolayısıyla bu dönemi bazıları, “türk mimarlığının

  • dış yayınlarla ve dış etkilerle beslendiği bir devirdir.” olarak nitelendirir.



20y.y. İkinci yarısına gelene kadar Türkiye’de mimarlık devletin resmi

  • 20y.y. İkinci yarısına gelene kadar Türkiye’de mimarlık devletin resmi

  • siyasetinin ve egemen ideolojisinin bir ifadesi olmuştur. 1950’den sonra

  • genel bir tanım yapmak olanaksızdır. Ancak ülkemizde gelişen üslupları

  • şöyle sıralamak mümkündür;

  • 1.Batı Kökenli anlayışlar:

  • Rasyonalist Pürist Üslup

  • Brütalist Anlayış

  • Bağımsız Biçim Arayışı

  • 2. Geleneksel Anlayış,

  • Geleneksel mimarlık değerlerinin yeniden yorumlanması



Bu dönemin tasarım anlayışı:

  • Bu dönemin tasarım anlayışı:

  • Temel geometrik biçimler,

  • Cam ve çelik malzeme,

  • Modüler cephe düzenlemesi.







Tasarım anlayışı: Mimari Dürüstlük, bu eğilim diğer eğilimlerden farklı

  • Tasarım anlayışı: Mimari Dürüstlük, bu eğilim diğer eğilimlerden farklı

  • olarak Avrupa ile eş zamanlı ortaya çıkmıştır.

  • ODTÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ (BEHRUZ ÇİNİCİ)

  • İSTANBUL ORDUEVİ (“ “)

  • ANKARA STAD OTELİ ( “ )

  • ANKARA TÜRK TARİH KURUMU(T. CANSEVER-ERTUR YENER)



Tasarım anlayışı: Doksan derecenin bağlayıcılığından uzaklaşmak,

  • Tasarım anlayışı: Doksan derecenin bağlayıcılığından uzaklaşmak,

  • organımsı bir mimarlık eğilimi yaratmak.

  • ANKARA ETİBANK GENEL MÜD.(TUĞRUL DEVRES, YILMAZ TUNCER, VEDAT OZSAN)

  • TAKSİM ŞERATON OTELİ 1959

  • BÜYÜK ANKARA OTELİ (YÜKSEL Okan)

  • ANKARA GÜLHANE ASKERİ TIP AKADEMİSİ (1962)

  • ODTÜ, Üçlü anfi (Behruz Çinici)

  • ANKARA İŞ BANKASI GENEL MÜD. (Ekspresyonist)



1960’lı yıllarda bir karşı geliş ile ortaya çıkmıştır. Ancak diğer ulusal

  • 1960’lı yıllarda bir karşı geliş ile ortaya çıkmıştır. Ancak diğer ulusal

  • anlayışların aksine teknolojiyi inkar etmemişlerdir.

  • 1951-1967 TÜRK TARİH KURUMU

  • H.Ü. KAFETERYASI (EREN BARA)

  • TAKSİM ATATÜRK KİTAPLIĞI (SEDAT HAKKI ELDEM)

  • ANKARA HİNDİSTAN ELÇİLİK EVİ



Batıda başlayan Post Modernist/Modern sonrası akım ülkemizde de görülür. Burada genel bir Post Modernist anlayıştan söz etmek mümkün değildir.

  • Batıda başlayan Post Modernist/Modern sonrası akım ülkemizde de görülür. Burada genel bir Post Modernist anlayıştan söz etmek mümkün değildir.

  • Bu dönemde bu akımı benimseyen mimarlar doğrudan tarihsel üslupları uygulamaktan, antropometrik tasarımlara kadar uzanan geniş bir yelpazeden bahs etmek mümkündür.

  • İRAN BÜYÜKELÇİLİĞİ KÜLTÜR MERKEZİ İLKOKULU (ALTUĞ-BEHRUZ ÇİNİCİ)

  • İSTANBUL AKSARAY YAPI KREDİ BANKASI (DOĞAN TEKELİ- SAMİ SİSA)





Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə