Cumhuriyet dönemindeki başarilarimiz



Yüklə 14 Kb.
tarix08.04.2018
ölçüsü14 Kb.

CUMHURİYET DÖNEMİNDEKİ BAŞARILARIMIZ
Sayın Müdürüm, Kıymetli Meslektaşlarım ve Sevgili Öğrenciler,

9 Eylül 1922 günü Türk ordusu İzmir’e girmiş; Anadolu’yu parçalamak isteyen düşmanlar, geldikleri yerde denize dökülmüştü.

Bütün gözler Mustafa Kemal’deydi. Gazeteciler sordular :

– Paşam, savaş bitti, bundan sonra ne yapacaksınız?

Atatürk gülümsedi :

– Hayır, savaş bitmedi, asıl savaş şimdi başlıyor…

Atatürk’ün asıl savaş dediği “uygarlık savaşı”ydı. Kurtuluş Savaşı bittiği günlerde, ülkemizin her yanı haraptı; yanmış, yıkılmıştı. Atatürk, bir harabeye dönen Anadolu’yu çağdaş bir ülke durumuna getirmek istiyordu. Anadolu’da öyle bir devlet kurmalıydı ki, artık bir daha bu devlete kimse göz dikmesin; onu parçalamak için saldırma gücünü kendinde bulamasın. Bu da, ancak ekonomisi, kültürü ve ordusuyla güçlü bir devlet kurmakla olabilirdi. Ne var ki, böyle bir devleti kurmak sanıldığı kadar kolay değildi. Atatürk, onun içindir ki, kendisine yöneltilen soruya “Asıl savaş şimdi başlıyor.” diye karşılık vermiştir.

Vatan topraklarımızın istilacı kuvvetlerden kurtarılmasını yeterli saymayan Ata-türk, 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasına öncülük ederek “uygarlık savaşı”nı başlatmıştır. Ardından cumhuriyetin ilanı, halifeliğin kaldırılması ile hız kazanan çağ-daşlaşma hamlesi; hukuk, eğitim, kültür ve sanat alanlarında da yapılan inkılaplarla devam ettirilmiştir.

“Medeniyet yolunda yürümek ve başarılı olmak şarttır.” diyen Atatürk, hukuk ala-nında inkılaplar yaparak, 20 Nisan 1924’te yeni anayasanın kabul edilmesini, Batılı ülkelerde uygulanan yasaların ülkemizde de uygulanmasını sağlamıştır.

Bir yandan hukuk alanında değişiklikler yapılırken, diğer yandan da eğitim ve kül-tür alanında inkılaplar yapılıyordu. 3 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılarak, laik eğitim ve öğretimin temeli atılmış, bütün öğretim kurumları Millî Eği-tim Bakanlığına bağlanmıştı. Bunu; medreselerin kaldırılması, yeni Türk harflerinin kabulü, tarih ve dil ile ilgili inkılaplar izledi.

Cumhuriyetten önce yurdumuzda, sanat hayatı çok sönüktü. Oysa sanat, sosyal ha-yatta önemli bir yer tutmalıydı. Atatürk, 1923’te Adana’da yaptığı bir konuşmada; “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.” diyerek sanata verdiği önemi ortaya koymuş; cumhuriyetin ilanından sonra da, sanatın korunması, ge-lişmesi için çalışmıştır. Atatürk dönemi, güzel sanatların kendini bulma ve kalkınma dönemi olmuştur. Bugün gelinen noktaya bakacak olursak, dünyaca tanınmış sanat-çılara sahip olmanın gururunu taşımaktayız.

Cumhuriyet dönemindeki övgüyle söz edebileceğimiz başarılardan biri de, Türk ka-dınına verilen siyasi haklardır. Çünkü o yıllarda, İsviçre dahil birçok Avrupa ülkesin-de, Amerika ve Asya kıtalarındaki birçok ülkede, kadınlar bu hakları henüz kazanama-mışlardı.

Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda, ekonomimiz her alanda türlü sorunlarla karşı kar-şıyaydı. Ülkemizde bulunan ufak çaptaki sanayi ve ticaret kuruluşları yabancılar ile, Müslüman olmayan azınlıkların elinde idi. Tarım da kendi hâline bırakılmıştı.

Sanayileşmek için gerekli olan sermaye de yoktu, yabancı sermayeden yararlanmak da mümkün değildi. Kapitülasyonlar ve dış borçlar yüzünden yabancı ülkelere bağımlı duruma düşürülmüştük.

Yeterli ve güçlü bir sanayinin kurulması ve geliştirilmesi gerekiyordu. Bunun için cumhuriyet yönetimi sanata, tekniğe büyük önem verdi. Sanayi çalışmalarını geliştirmek için özel bir kanun çıkarıldı. Sanayicilere yardım amacıyla Sanayi Bankası kuruldu. Her dereceli sanat okullarının sayısı artırıldı.

Devlet, çok para yatırımı gerektiren büyük fabrikaları kurma işini üzerine aldı. Şe-ker, dokuma, çimento ve demir-çelik fabrikaları işletmeye açıldı. Devlet bir yandan da çalışkan sanayicilere yardım etti. Böylece kısa zamanda fabrikaların, iş yerlerinin ve tezgâhların sayıları arttı.

Bugünkü Türk endüstrisi hemen cumhuriyetten sonra başlayan bu hızlı çalışmaların verimidir. Atatürk, sadece tarımla uğraşan bir milletin mutlu olamayacağına inanmıştı. O, yurdumuzun fabrikalarla ve iş yerleri ile dolmasını istiyordu.

Bir ülkenin ekonomik yönden kalkınmasında ticaret hayatının da önemi büyüktür. Cumhuriyetten önce yurdumuzun ticaret hayatı durgundu. Ticaret merkezlerimizin sayısı da azdı. Cumhuriyetten sonra iç ve dış ticaretin gelişmesine çok önem verildi. İç ticareti canlandırmak amacıyla yeni kara yolları, demir yolları, limanlar yaptırıldı.

Türklere vaktiyle kendi deniz yollarında bile gemi işletmek hakkı tanınmamıştı. Lozan Antlaşması’yla kapitülasyonlara son verildi. Böylece kendi liman ve iskeleleri-miz arasında gemi işletme hakkını elde ettik. Türk gemilerinin sayısı arttı. Gitgide daha çok Türk, ticaret hayatına atılmaya başladı. Milletimiz, bu alanda da üstün kabili-yetini gösterdi.

Yeni Türk devletinin kurulduğu yıllarda, ulaştırma, ihtiyaca cevap vermekten çok uzak durumdaydı. Yeni Türk devleti, kuruluşundan itibaren ekonomik kalkınmayı sağ-lamak için alt yapıya da önem vermiş, bu amaçla demir yolu, kara yolu ve deniz yolla-rı öncelikle ele alınmıştır.

Cumhuriyetle birlikte, savaş felaketinin harabeye döndürdüğü ülkemizi kalkındır-mak, bayındır hâle getirmek için bayındırlık hareketleri başlatılmış, bu amaçla 1924’ten itibaren bütçede gerekli ödenekler ayrılmıştır. Yine cumhuriyetle birlikte sağlık hizmetleri alanında da önemli gelişmeler olmuştur. Osmanlı Devleti döneminde sağlık hizmetleri gereği gibi yerine getirilememekte; basit ve ilkel yöntemler uygulan-maktaydı. Tedavi imkânları sınırlı, doktor sayısı az, hastaneler ve hastanelerdeki yatak sayısı çok yetersizdi. Yeni Türk devleti kurulduktan sonra, sağlık hizmetleri devlet hizmeti olarak ele alınmış, hazırlanan programlarla sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi-ne çalışılmıştır.

Genç Türkiye Cumhuriyeti, bir yandan iç meseleleriyle boğuşurken, diğer yandan da uluslar arası ilişkilerde tutarlı ve gerçekçi bir dış politika izlemeye çalışmıştır. Lo-zan Barış Antlaşması ile uluslar arası hayattaki yerini almış, “Yurtta sulh, cihanda sulh” formülüyle uluslar arası ilişkilerde karşılaştığı problemleri çözmesini bilmiştir. Bütün komşularıyla iyi ilişkiler kurmuş, büyük devletlerle olan anlaşmazlıkları çö-zümlemiş, kendi bölgesinde barışın ve güvenliğin korunması yolunda gerekli girişim-lerde bulunmuş, tedbirli ve barışsever bir politika izleyerek başarıya ulaşmıştır.



Sonuç olarak; bütün bu belirtilen alanlardaki başarılarımız sayesinde toplum haya-tımızda olumlu gelişmeler ve değişiklikler yaşandı. Böylece Atatürk’ün özlediği çağ-daş ve uygar Türkiye’nin sağlam temelleri atılmış oldu. ( Teşekkür ederim!... )

Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə