Psikolojiye giRİŞ psikolojiNİn tariHÇESİ



Yüklə 41,35 Kb.
tarix17.09.2017
ölçüsü41,35 Kb.

PSİKOLOJİYE GİRİŞ

PSİKOLOJİNİN TARİHÇESİ

PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI

PSİKOLOJİDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ

PSİKOLOJİ:Doğrudan yada dolaylı olarak gözlenebilen insan ve hayvan davranışlarını bilimsel

yöntem ve tekniklerle inceleyen bilim dalıdır.Psikolojinin konusu insandır.İnsanın ne olduğu bil-

im çerçevesinde psikoloji bilimi tarafından ele alınır.Psikoloji daha çok insan davranışlarını an-

lamaya ve açıklamaya çalışan bir bilim dalı olarak,ruhun varlığı-yokluğu veya işlevleri gibi soru-

larla ilgilenmez.

PSİKOLOJİNİN TARİHÇESİ:Psikoloji 19.y.yıla kadar felsefenin konusu olarak gelişmiştir.An-

cak 19.y.yıldan itibaren bilimsel bir kimlik kazanmasıyla birlikte,içeriğinin ve yönteminin ne ola-

cağı konusunda farklı görüşler ve ekoller ortaya çıkmıştır.

Psikoloji tarihinde ilk laboratuvar çalışmalarını daha doğrusu ilk psikolojik laboratuvarı 1829'da

Alman psikoloğu Wilhelm Wundt tarafından Leipzig Üniversitesi'nde kurulmuştur.Bu tarih bilim-

sel psikolojinin başlangıç tarihi olarak kabul edilebilir.

Wundt ,içebakış adlı felsefeden aldığı bir teknikle zihni süreçleri incelemek istemiştir.Örneğin ;

müzik dinleyen bir kimseden algıladığı müziği parçalarına ayırmasını ister.Müzik kişi tarafından

anlamına ,melodisine ve neler çağrıştırdığına göre zihninde analiz edilir.Bu denekler bu tür de-

ney için önceden eğitilirler.Böylece denek sistematik ve açık duyumları hakkında bilgi verir.Wun

dt aynı zamanda bu tekniğin deneysel yöntemle desteklenmesi gerektiğini belirtir.''Deneysel ken

di kendini gözleme '' denebilecek Wundt 'un yöntemi,bir fiziksel uyarıcının yönünün sistemli ola-

rak değiştirilmesiyle bilinçli farkında olmanın nasıl değiştiğini göstermeye ilişkin olacak şekilde

düzenlenmiştir.

19. y.yılın ilk yarısında ,Avrupa 'nın çeşitli ülkelerinde göz ,kulak ,dil,burun gibi organlar üzerinde

yapılan bu fizyoljik özellikteki deneyler,psikolojinin de bir laboratuar bilimi haline gelmesine hiz-

met etmiştir.

PSİKOLOJİNİN ALT DALLARI:
1.YAPISALCILIK

Kurucuları Wilhelm Wundt ve E.Titchenner'dır.Yapısalcılar psikolojinin konusunun bilinç,amacı

nın ise bilince ait öğeleri belirlemek ve çözümlemek olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Wundt, içebakış yönteminin ''deneysel'' yöntemle desteklenmesi gerektiğini belirtmektedir.Ame-

rikan psikolojisinin önde gelenlerinden bir kısmı Wundt'un laboratuarında eğitim görmüşlerdir.

Bunlardan Edward Titchenner bu anlayışı Amerika'ya taşımış oda psikolojisinin en uygun konu

sunun zihinsel yapılanmalar olduğunu belirtmiştir.

2.FONKSİYONALİZM(İŞLEVSELCİLİK)

1904'ün başlarında Amerika'da ortaya çıkmıştır.Kurucuları John Dewey ve William James' dir.

İşlevselcilere göre,bilimselliği arttırmak için,bilinçli olayları akıcı , fonksiyonel ve değişici yapısı

da göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu akım da, yapısalcı görüşten farklı olarak bilinç öğeleri ve aralarındaki ilişkileri üzerinde dur-

mak yerine, bu öğelerin işlevlerine odaklandıkları belirtilmektedir. Bu amaç doğrultusunda, öğ-

renme, problem çözme ve motivasyon gibi insan ve hayvanların çevresine uyumuna yardım ed-

en konuları incelemişlerdir.



3.DAVRANIŞÇILIK

Kurucuları J.B.Watson,Pavlov,Skinner ve Bandura'dır.Davranışı içinde oluştuğu çevre koşulla-

rı ile açıklamaya çalışan bir psikoloji yaklaşımıdır. Bu görüş yapısalcılığın yetersiz olduğunu sa-

vunarak, sezgilerin, duyuların ve düşüncelerin gözlenemeyeceği nedeniyle içebakış tekniğini

reddetmiştir. Bu bağlamda psikolojinin sadece gözlenebılır davranışları incelemesi gerektiğini

savunmuştur.Davranışçı psikolojinin amacı, çevredeki koşullara göre ortaya çıkan uyarıcı ve

davranış arasındaki ilişkiyi incelemektir.Davranışların niçin oluştuğuna değil, nasıl yapıldığına

daha fazla önem vermektedirler.



4.PSİKO-ANALİTİK YAKLAŞIM

ABD'de davranışsal yaklaşım güçlenirken ,Avrupa'da psiko-analitik yaklaşım Viyanalı psikolog

S.Freud tarafından ortaya atılmıştır.Freud , teorisini duygusal bozuklukları olan insanların teda-

visinde elde ettiği yoğun deneyler üzerine kurmuştur.

Bu yaklaşım davranışı ;cinsel güdüler ,toplumsal baskılar gibi bilinç dışı etkiler açısından da ele

almaktadır.

Freud'un çalışmaları davranış bozukluklarının tedavisine yöneliktir.

Psiko-analitik yaklaşım,dil sürçmeleri,unutmalar ,hatalar ve buna benzer davranışlar bilinçaltın

daki isteklerin ifadesi olarak kabul edilmektedir.

5.GESTALT(BÜTÜNCÜL) YAKLAŞIMI

Kurucuları Max Wertheimer ,W.Köhler ve K.Kofka yapısalcı ve davranışçı yaklaşımın görüşlerini

kabul etmemişlerdir.Psikolojik süreçleri parçalarına ayırıp bütün hakkında bir yargıda bulunma

düşüncesine karşı çıkmışlardır.Almancada ''Gestalt'' sözcüğü bütün,bütünlük,belli bir form ve ka

lıp anlamlarında kullanılmaktadır.Gestalt psikologları ''bütün kendini oluşturan parçalar ve öğeler

toplamından daha başka ve farklı bir şeydir.''ilkesini ileri sürmüşlerdir.

Günümüzde ilk okuma yazma öğretiminde kullanılan Cümle >>>Kelime>>>Hece>>>Harf sırala-

ması bu görüşün ortaya koyduğu bulgulardan esinlenerek geliştirilmiştir.Bütünü algılayarak oku-

ma hem daha hızlı olmakta hem de her basit öğeden bütüne giden gruplamaya gerek kalmadan

zihinsel işlem tasarrufu sağlanmaktadır.



6.BİLİŞSEL YAKLAŞIM

Bilişsel psikoloji insanı edilgen bir varlık olarak değil, uyarıcıları seçerek algılayan,işleyen ve an-

lamlandıran etken bir sistem olarak ele almaktadır.Bilişsel psikoloji, dil,problem çözme ve yaratı-

cılık gibi süreçlere yeniden yönelimi sağlamıştır.Bu psikoloji akımı davranışın; bir uyarana karşı

yapılan herhangi bir tepkiden daha fazlasını içeren bir durum olduğunu savunmaktadır.

7.HÜMANİST YAKLAŞIM

İnsancıl yaklaşımın temsilcileri Abraham Maslow ve Carl Rogers'tır.Bireyin temel doğasını,Freud

un öne sürdüğü gibi, insan-toplum çatışması olarak değerlendirmemiştir . Hümanist psikologlar

kişinin özgür seçme yeteneği olduğuna ve rasyonel seçimler sonucunda hayatını kendisinin şekil

lendirebileceğine inanmışlardır.

8.OLGUNLAŞMA YAKLAŞIMI

Gessel tarafından 1920'de gerçekleştirilmiştir.Gelişimin önemli bir süreç olduğunu ve olgunlaş-

ma tarafından gerçekleştirildiğini öne sürmüştür.Bunun biyolojik bir süreç olduğunu söylemiş,ge

lişimi kalıtıma bağlamıştır.Bunda çevresel faktörlerin önemli bir etkisi ve rölü olmadığını savun

muş, bireysel farklılıkları göz ardı etmiştir.

9.NÖROBİYOLOJİK YAKLAŞIM

Davranışı çevreye uyum süreci olarak ele alan bu yaklaşıma göre çevresel değişiklikler vucüdaki

nörokimyasal olayları etkileyen davranışlar nörokimyasal değişiklikleri ortaya çıkarır.Bu alan, tıp

alanın da ileri gelişmelerle ,sinir sisteminin ve beynin daha iyi anlaşılmasıyla,bunların davranış

üzerindeki etkilerini daha belirgin olarak açıklayarak insan davranışları konusunda yeni açıklama

lar yapmaktadır.


PSİKOLOJİDE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ

BETİMSEL YÖNTEMLER

DENEYSEL YÖNTEMLER

İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLER

1.BETİMSEL YÖNTEMLER

Betimsel yöntemler temelde var olan durumu tasvir etmeye yarayan genelde olaya ve sürece mü

dahale etmeyen özellik taşımaktadırlar.

a.Doğal gözlem:Olayları kendi tabi şartları içinde müdahale etmeden gözlemektir.

b.Sistematik gözlem:Bu yöntemde davranışlar araştırmacının belirlediği şartlar altında gözlenir.

c.Testler:Testler kişilik özellikleri , genel ve özel yetenekler , ilgi ve tutumlar belli bir konuda ki bil

gi yada belli davranış ve özellikleri ölçmek için kullanılan araçlardır.

Test yönteminin diğer yöntemlerden farkı ,karşılaştırma imkanı verilmesidir.

d.Anket:Anket bireylerin daha önceden belirlenen konulardaki duygu , düşünce ve tutumlarını be

lirlemek maksadıyla oluşturulmuş sorular listesidir.

e.Görüşme:Görüşme ,bir sorunla ilgili olan kimselerle yapılan karşılıklı konuşmadır.

f.Olay incelemesi:Olay incelemesi,bir kişi ,kurum ya da topluluğu ünite olarak ele alıp derinliğine inceleyen bir tekniktir.

2.DENEYSEL YÖNTEMLER

Bilimde deney yöntemi kontrol işlevin yerine getirmekte kullanılan bir yöntemdir.Araştırmacı de-

ney yöntemini kullanırken şartları kontrol edebilime şansı bulunmaktadır.

a.Değişken:Gözlenebilen ve farklı değerler alabilen özelliklerdir.Cinsiyet ,yaş,ağırlık gibi özellik- ler değişken kavramına birer örnektir.

-Bağımsız değişken:Hiçbir şeye bağlı olmadan değiştirilebilen ve bağımlı değişkendeki değiş- melere neden olduğu kabul edilen etkendir.

-Bağımlı değişken:Bağımsız değişkendeki değişmeye bağlı olarak durumu değişikliğe uğrayan

özelliktir.

-Kontrol değişkeni:Bağımlı değişken üzerinde etkide bulunması beklenen , ancak araştırmada

ele alınmadığı için kontrol altında tutulması gereken değişkenlerdir.
Örnek;bir öğretme yönteminin öğrenci başarısına etkisi araştırılıyorsa, öğretme yöntemi bağım-

sız değişken öğrenci başarısıda bağımlı değişkendir.


3.İSTATİKSEL YÖNTEMLER

Korelasyon iki ya da daha fazla değişken arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü gösterir.Yani iki

ya da daha fazla değişken arasındaki ilişkiyi araştırır.Değişken bir çok değere sahiptir ve bir de-

ğişkendeki değerlerin başka değişkendeki değerlerle ilişkisinin belirlenmesi korelasyon katsayısı ile gösterilir.Korelasyon katsayısının göstergesi 'r' harfidir ve 1 ile -1 arasında değerler alır.Yani

İlişki 1 ya da -1 ise değişkenler arasında güçlü bir ilişki vardır.Sıfır (0) hiçbir ilişki olmadığı anla-

mına gelir.



Değişkenler arası ilişki pozitif(+) ise ,bir değişken artarken diğerinin de arttığını, negatif (-) ise ,

bir değişken artarken diğerinin azaldığını gösterir.


Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə